T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2332
KARAR NO: 2025/426
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/10/2021
NUMARASI: 2021/50 E. - 2021/758 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 82.620,80 TL bedelli, ... nolu faturayı 25.08.2015 tarihinde düzenlediğini, davalıya teslim etiğini, fatura konusu 3.309,90 mt. ahşap kiriş niteliğindeki malın borçluya fatura ile birlikte teslim edildiğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, düzenlenen faturada belirtilen mal, fatura tarihinde gereği gibi borçlu şirkete teslim edilmiştir. Borçlu şirkette fatura tarihinden 2018 yılına kadar birçok kısmi ödeme ile borcun bir kısmını ödemiş ancak takibe konu bakiye alacağı ödemekten haksız yere kaçındığını, TTK'nın 1530/4. maddesine göre faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda alacaklının faize hak kazandığını, takibe konu fatura alacağından kaynaklı olarak 25.08.2015 tarihinden bu yana işlenmiş ticari faizle birlikte davalının 47.430,68 TL bakiye alacağı kaldığını, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; alacağın zamanaşıma uğradığını, davacının hesap mutabakatı yapmadan eski bir faturaya dayanarak alacak talebinde bulunduğunu, davacının 82.620,80 TL'lik faturasına karşılık yapılanı 66.296,11 TL'lik ödemeler ve kesilen faturalardan sonraki farkın 16.324,69 TL olduğunu, alacak miktarını kabul etmediklerini, bir an için bakiyenin bu kadar olduğu kabul edilse bile davacının 47.430,68 TL talepte bulunmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, fatura ile temerrüde düşürülemeyeceğini, temerrüt için ihtar gerektiğini, bu konuda Yargıtay kararları bulunduğunu, işlemiş faizin yersiz istendiğini, davacının takipte faturaya dayandığını, müvekkilinin faturaya değil miktarına itiraz ettiğini, bunun için icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini ve %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, muhtelif tarih ve bedelli faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup İİK 67 vd maddelerine dayanmaktadır. ... Davalının zamanaşımı defi yönünden yapılan incelemede; fatura tarihinin 25/08/2015 olduğu alacağın sözleşmeden kaynaklandığı bu nedenle 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu fatura tarihi göz önüne alınarak takip tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmıştır. Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan/sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, fatura, takip dosyası, bilirkişi raporu, BA ve BS formları, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı faturadan ödenmeyen bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 16.395,68 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerini kabul edilebilir bir mazeret bildirmeksizin bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz etmediği, davacının ise kendi ticari defterlerine göre davalı taraftan 16.395,68 TL alacaklı olduğu, davacı ve davalının takibe konu faturayı usulüne uygun olarak BA ve BS formları ile vergi dairesine bildirdiği, davacının ticari defterlere delil olarak dayandığı ve tarafların ellerinde bulunan belgeleri -ticari defterler dahil- ibraz zorunluluğu bulunduğu, bu zorunluluğa ve verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defterlerini ibraz etmediği, HMK'nun 220' inci maddesinde, bir tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuçlarının düzenlendiği, karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılması gerektiği ve tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebileceği(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 Esas ve 2017/2944 Karar sayılı İlamı - Yargıtay 11. HD'nin 07/02/2017 tarih ve 2015/12365 Esas - 2017/648 karar sayılı ilamı - Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/01/2016 Tarih, 2015/5491 Esas ve 2016/506 Karar sayılı ilamı) davacının ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre(TTK'nın 18. Maddesinin birinci fıkrasına TBMM Genel Kurulunda eklenen "bu Kanun hükümleri uyarınca" ibaresinin gerekçesinden) usulüne uygun tutulmuş olması ayrıca alacağın dayanağı faturanın mevcut olması karşısında belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesi["belge yoksa kayıtta yoktur" ilkesi]'ne(TTK'nın 64/2. Maddesi ve gerekçesinden) uygun olması nedeni ile davacı lehine delil teşkil edeceği, bu nedenle asıl alacağa yapılan itirazın haksız olduğu, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispata yarar belge sunamadığı, TTK 1530. Maddeye göre faiz işletilmesi talebinin ise; TTK 1530. maddenin konuluş amacı itibariyle, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı ( Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.H.D. 2017/289 Esas 2017/1425 Karar sayılı ilamı), eldeki davada her iki tarafında tacir olması nedeniyle TTK 1530. Maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığından talebin yerinde olmadığı, tarafların tacir olması ve davaya konu faturanın tarafların ticari işletmelerine ilişkin olması nedeniyle kabulüne karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletmek gerektiği, ancak davacı talebinin yasal faiz olduğu, alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının koşullarının oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın 16.395,68 TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, hükmolunan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işlemiş temerrüt faizinin hesabı için ek rapor aldırılması taleplerinin gerekçesi olarak reddedildiğini, TTK'nın 1530/4 maddesi uyarınca faiz talebinin de kabulü gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/1007 Esas, 2017/3634 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, TTK m.1530/4'te vadenin saptanması değil, temerrüt anının düzenlendiğini, kanunen temerrüde düşülecek anın belirlenmesini sağlayan bir hesap yöntemi getirildiğini, söz konusu hüküm uyarınca, başlangıç anı çeşitli ihtimallere göre farklılaşan 30 günlük sürenin sonunda ihtarsız temerrütün gerçekleşeceğini, alacaklının temerrüt faizine hak kazanacağını, hükümde borçlunun ihtara gerek bulunmaksızın temerrüde düşmesi için genel ilkelerden ayrılan bazı koşullara yer verildiğini, bunların işlemin ticari işletmeler arasında olması, mal ve/veya hizmet tedariki amacıyla yapılmış olması, para alacaklısının kendi borcunu yerine getirmiş olması ve borçlunun gecikmeden sorumlu tutulması olduğunu, TTK madde 1530 gereğince talep ettikleri temerrüt faizi alacağı yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 16.395,68 TL asıl alacak, 31.035,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.430,68 TL alacak yönünden 26.10.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 25.08.2015 tarihli fatura borcunun gösterildiği, ödeme emrinin 05.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 10.11.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı, davalıya 82.620,80 TL bedelli, 25.08.2015 tarihli ve ... nolu fatura düzenlenerek fatura konusu 3.309,90 mt. ahşap kiriş niteliğindeki malın borçluya fatura ile birlikte teslim edildiğini, ancak fatura konusu bakiye borcun ödenmediğini ileri sürmüş, davalı borcu bulunmadığını savunmuş, mahkemece, alınan bilirkişi raporu uyarınca, takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne, işlemiş faiz alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince istinaf edilmemiş, sadece davacı vekilince, işlemiş faiz alacağının reddi kararının yerinde olmadığı, TTK'nın 1530/4 uyarınca bu talebin de kabulü gerektiği ileri sürülerek istinaf edilmiş olup istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır. Takip öncesinde davalı borçlunun TBK'nın 117. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde temerrüte düşürülmüş olduğuna ilişkin olarak dosya içerisine herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Davacı vekili her ne kadar iş bu uyuşmazlıkta TBK hükümlerinin değil TTK'nın 1530. maddesinin uygulanması gerektiği iddia edilmiş ise de TTK'nın anılan maddesinde, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiştir. TTK'nın 1530. maddesi, tedarik sözleşmelerine ilişkin olup taraflar arasında bu şekilde bir ilişkinin varlığı söz konusu olmadığından bu hükmün somut olayda uygulama yeri yoktur. Bu nedenle, mahkemece işlemiş faiz talebin reddi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.13.03.2025