T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/106
KARAR NO: 2025/467
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 21/09/2021
NUMARASI: 2020/63 E. 2021/638 K.
DAVA: Tazminat (Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... AŞ arasında 968 adet araç için 14.06.2013 başlangıç tarihli ... Kasko Sigorta Protokolü imzalandığını, sözleşme limitinin dolması nedeniyle 06.06.2014 tarihinde ek protokol düzenlendiğini, esas protokolün 4. maddesinde düzenlenen kâr paylaşımına atıf yapılan ek protokolde, müvekkili şirketin ileride oluşabilecek rücu alacağı saklı tutularak hiçbir alacağının kalmadığının taahhüt edildiğini, davalının ise kalan prim borçlarının tamamının ödenmesi hâlinde müvekkilini ibra edeceğini taahhüt ettiğini, 16.02.2017 tarihinde davalı ... AŞ tarafından gönderilen ibraname/ feragatnamede, esas protokol çerçevesinde 212.290,28 TL kâr paylaşımı hesaplandığı, bu tutarın 117.474,52 TL'sinin müvekkili firmanın icazeti ile 30.06.2014 tarihinde diğer davalının hesabına alacak kaydedildiği, 94.815,76 TL'nin ise acentenin 14.494,92 TL borcu düşüldükten sonra 80.320,84 TL olarak 16.02.2017 tarihinde diğer davalının hesabına ödendiği bilgisinin paylaştığını, davalı ... Acenteliğinin, davalı ...'nın Ataşehir acentesi olduğunu, acentenin düzenlediği poliçe nedeniyle sigortalı tarafından acenteye yapılan ödemenin sigorta şirketine yapılmış sayılacağını, acente tarafından düzenlenen poliçe kapsamındaki tazminat ödemelerinin sigorta şirketince doğrudan hak sahiplerine yapılması gerektiğini, sigorta şirketince tazminat ödemesi kapsamında acenteye ödeme yapılması durumunda, yapılan ödeme hak sahibi tarafından kabul edilmedikçe ödenmiş sayılmayacağını, davalının ödeme yaptığı ... Sigorta Acenteliğinin iflas durumunda olduğundan davalı ... şirketinin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, kar paylaşımı alacaklarının müvekkili ve davalı ... kayıtları ile sabit olduğunu ileri sürerek, 117.474,52 TL'nin 20.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; alacağın talep edilmesi için gereken iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında düzenlenen ana protokol ile davacıya ait araçların kasko poliçesinin, ... Sigorta Acenteliği aracılığı ile müvekkilince düzenlendiğini, araçların ... kasko yöntemi ile sigortalandığını, bunun da davacıya ait filodaki tüm araçların belirlenen azami bir teminat üzerinden sigortalanması ve teminatı aşan hasarın sigortacı tarafından ödenmesi anlamına geldiğini, protokolde teminat tutarının 719.007,00 TL olarak belirlendiğini, ana protokolde limit olarak belirlenen 719.007,00 TL'nın dolması halinde vade bitimi beklenmeden poliçenin otomatik olarak sona ereceğini, ana protokolün 4. maddesinde yer alan kar paylaşımı başlığı altında ise kasko poliçesine konu primin, hasar/prim oranının %70'in altında kalması halinde, bu oranla %70 arasındaki fark tutarının davacının %70, müvekkilinin %30 oranında paylaşacağının düzenlendiğini, söz konusu fark prim tahakkukunun yenileme poliçesinde indirim olarak düzenleneceği veya prim iadesi olarak sigorta ettirene müvekkilince ödeneceğinin belirtildiğini, protokolün 14.06.2014 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığını, ancak ana protokolün 3.9 maddesinde yer alan ... limitinin dolması halinde poliçenin vade bitimi beklenmeden sona ereceğinin düzenlenmesi karşısında, davacı adına düzenlenmiş tüm poliçelerin tarafların mutabakatı ile 01.04.2014 tarihinde iptal edildiğini, 06.06.2014 tarihli ek protokol ile davacı şirketin müvekkilini ibra ettiğini, ibranamenin şirketin yetkilisi tarafından imzalandığını, davaya konu edilen kar paylaşım bedelinin 06.06.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı şirketin verdiği tam ve kesin ibraya rağmen dava açmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin buna rağmen iyi niyetle sonradan hesapladığı kar paylaşım tutarını davacı şirketin ad ve hesabına ... Sigorta şirketine ödediğini, müvekkilince ödenen tutarın davacı şirkete aktarılıp aktarılmadığı hususunun davacı ile ... Sigorta arasındaki hukuki ilişkiyi ilgilendirdiğini, ... Sigorta Acenteliğinin baştan beri davacı şirketin kanuni temsilcisi gibi hareket ettiğinden kar paylaşım bedelinin ... Sigortaya ödendiğini, müvekkil tarafından yapılan kasko sigorta poliçe bedellerinin tamamının davacı adına ... Sigorta tarafından müvekkili şirkete verilen çeklerle ödendiğini, davacı ile müvekkil şirket arasındaki hesap mutabakatlarının ... Sigorta tarafından gerçekleştirildiğini, ana protokol çerçevesinde 212.290,98 TL kar paylaşım tutarı hesaplandığını, bu tutarın 117.474,52 TL kısmının 30.06.2014 tarihinde ... Sigorta hesabına alacak kaydedildiğini, bakiye 94.815,76 TL kısımdan ... Sigortanın 14.494,92 TL borcu düşüldükten sonra kalan 80.320,84 TL 16.02.2017 tarihinde davacı şirket ad ve hesabına ... Sigortaya ödendiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin borcu kalmadığını, Sigorta Acenteleri Yönetmeliği 17/2 maddesinin somut olayda uygulama imkanı bulunmadığını, zira ... Sigorta Acentesinin baştan beri davacı şirketin kanuni temsilcisi gibi hareket ettiğini, davacı şirketin prim borçlarına karşılık çek ibraz edip, hesap mutabakatlarını gerçekleştirdiğini, yönetmelikte yer alan düzenlemenin sigortacı tarafından hak sahiplerine ödenecck tazminatın tahsiline yönelik olduğunu, oysa protokol gereği ödenmesi gereken kar paylaşımının tazminat olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, ... Sigortaya rücu haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı, ... Sigorta Acenteliği Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce bilirkişi raporunda sigorta bilirkişisinin taraflar arasındaki poliçelerin niteliğine ilişkin değerlendirilmesine itibar edilmediği, ancak açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki anlaşma uyarınca kar paylaşım tutarının davacı tarafa ödenmesi gerektiği, davalı ... tarafından hesaplanan 94.815,76 TL kar paylaşım tutarının acenteye yapıldığının bildirildiği, davalı ... vekili davaya yanıt dilekçesinde; davalı ... Acenteliğine ödedikleri tutarın davacı şirkete aktarılıp aktarılmadığının veya karşılıklı mahsuplaşıp mahsuplaşmadıklarının davacı şirket tarafından ispat edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, davacı şirketin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini teyit ettiği anlaşılan ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı ... tarafından davacıya yapılan herhangi bir ödeme olmadığı, dolayısıyla davalı ...'nın davacıya ödeme yaptığını ispat edemediği, zira davalı ..., ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, ... Sigortanın 94.815,76 TL kar paylaşım tutarını 16.02.2017 tarihinde davalı ... Ltd Şti alacağına kaydetmiş olsa da bu kayıt, söz konusu tutarın davacıya ödendiği anlamına gelmediği, Protokol gereği davacının, davalı ... tarafından tahsilat yetkisi verilmiş olan acente üzerinden poliçe üretimi yaptığı ve uygulama gereği acentenin sigortalısından almış olduğu primlerinin farklı şekillerde acentesi olduğu kuruma ödemesinin mümkün olunduğu, davalı ...' nin bilgi ve onayı dahilinde, davalı ... ile davacı firma arasında yapılan protokol sonucu, davacı müşterinin kar payı alacağından davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları, davalı ...'nin acentesinin hesabına alacak olarak kayda geçmesinin davacı firmaya protokol dahilinde ödeme yapıldığı anlamına gelmeyeceği, davalı ... ile Acentesi arasındaki acentelik anlaşması ve cari hesap mutabakatının, sigortalı davacı firmayı etkilemeyeceği, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde dava değerini 117.474,52 TL olarak belirtip bu tutarı talep etmişse de davalı ... tarafından yapılan hesapta ve gönderilen ihtarnamede 94.815,76 TL'nin davacı payına düştüğünün belirtildiği, ayrıca davacı tarafın davalı ... Sigortaya kendi gönderdiği ihtarnamede 94,815,76 TL tutarın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini talep ettiği, bu nedenle davacının alacağının 94.815,76 TL olduğunun anlaşıldığı, söz konusu alacaktan her iki davalının da sorumlu olduğu, bakiye talebin reddine karar verilmesi gerektiği, dosyada davacı tarafın noter ihtarının karşı yana tebliğ tarihi bulunmadığı, ancak davalı tarafın davacı ihtarına 02.05.2017 tarihinde cevap verdiğinden davacının ihtarının davalı yana 02.05.2017 tarihinde tebliğ edilmiş kabul edilmesi gerektiği, davacı yan tebliğ tarihinden itibaren 7 gün süre verdiğinden temerrüt tarihinin 10.05.2017 olduğu, taraflar arasında akdi faiz yönünden herhangi bir sözleşme bulunmadığına göre uyuşmazlığın 3095 sayılı Yasa hükümlerine göre çözülmesi gerekmektiği, 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesinde ticari işlemde temerrüt faizinin 'avans' oranında hesaplanacağının belirtildiğinden söz konusu alacağa avans faiz işletmek gerektiği... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 94.815,76 TL'nin temerrüt tarihi olan 10.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince ve davalı ... AŞ vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece zamanaşımı itirazının haksız şekilde reddedildiğini, taraflar arasında düzenlenen 14.06.2013-14.06.2014 tarihli esas protokolün konu başlıklı 2. maddesi gereğince davacıya ait araçların ... Sigorta Acenteliği Ltd. Şti. aracılığı ile müvekkilince kasko sigortası ile sigortalandığını, protokolün, davacı ile müvekkili arasında ... Sigorta aracılığı ile düzenlendiğini ve davacıya ait araçlara belirlenen azami teminat üzerinden sigorta koruması sağlandığını, alacağın bu Protokole dayandığını, “Kar Paylaşımı” maddesi altında düzenlenen fark prim iadesinin istenmesi nedeniyle prim alacağına uygulanması gereken TTK'nın 1420. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımının uygulanacağını, davanın açıldığı 03.03.2020 tarihi itibariyle TTK ve poliçe genel şartlarında belirlenen sürenin dolması nedeniyle davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, Sunulan ek protokol yerine davacının sunduğu ve delil niteliği olmayan bir evrakla karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının sunduğu ve tarafların imzası olmayan evrak üzerinden değerlendirme yapıldığını, bu evrakın kendilerince sunulmadığını ve delilleri arasında yer almadığını, sunulan 06.06.2014 tarihli ek protokolde, davacının müvekkilini ibrasına yönelik hüküm bulunduğunu, ibranamenin de şirket yetkilisince imzalandığını, ibranamede açıkça 14.06.2013 tarihli esas protokol hüküm ve yükümlülüklerinin davalı şirketçe yerine getirildiği ve 06.06.2014 tarihi itibariyle ileride oluşabilecek rücu alacakları dışında başka bir hak ve alacağı kalmadığının kabul edildiğini, mahkemenin bu ibranameyi hatalı olarak hasar tazminat alacakları yönünden değerlendirdiğini ve davacının sunduğu bir evraka göre değerlendirme yaptığını, dava konusu olan fark prim iadesinin de ana protokolde düzenlenen hususlardan biri olup, davacı tarafın ek protokolde müvekkilinin prim iadesi de dahil tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini beyan ederek ibra ettiğini, mahkemece ek protokol hükümlerinin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı ile ... Sigorta arasında iç içe geçen ilişki bulunduğunu, davacının ... Sigortayı temsilcisi olarak kabul ettiğini, acentenin, davacının borçları nedeniyle müvekkiline çek verdiğini ve hesap mutabakatlarını gerçekleştirdiğini, bu nedenle ... Sigorta Ltdnin sadece acente olarak kabul edilemeyeceğini, kar paylaşımından kaynaklanan prim iadesinin de ... Sigortanın talebi ve aralarındaki borç ilişkisi gereğince davacı şirket adına ve hesabına acenteye aktarıldığını, 2014 yılından itibaren devam eden ilişkide üç yıl süreyle bu duruma itiraz edilmediğini, poliçeden kaynaklanan haklardan ... Sigorta vasıtasıyla yararlandığını ve hatta prim borçlarının dahi ... Sigorta vasıtasıyla ödediğini, müvekkilince esas sözleşme kapsamında 212.290,98 TL kar paylaşım tutarı hesaplandığını, bu tutarın 117.474,52 TL’lik kısmının 30.06.2014 tarihinde ... Sigorta’nın hesabına alacak kaydedildiğini, bakiye 94.815,76 TL’lik kısımdan ... Sigorta’nın 14.494,92 TL tutarındaki borcu düştükten sonra kalan 80.320,84 TL'nin ise 16.02.2017 tarihinde davacı adına ve hesabına ... Sigorta’ya ödendiğini, Davacının da müvekkiline gönderdiği ihtarnamede ve davada 212.290,98 TL tutarındaki toplam kar paylaşım tutarı üzerinden değil de, ... Sigorta'nın borcu ve ... Sigorta'ya yapılan ödeme düştükten sonra bakiye kısım üzerinden talepte bulunmasının ... Sigortanın temsilciliğini ve yapılan ödemeleri kabul ettiği şeklinde anlaşılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kâr paylaşım bedelinin 117.474,52 TL olduğunu, bu miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, 94.815,76 TL'nin tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen 14.06.2013 tarihli ... Kasko Sigorta protokolü ile 04.06.2024 tarihli ek protokolden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı ... AŞ vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ile davalı ... arasında 14.06.2013 tarihinde davacıya ait 968 aracın kasko sigortası için, davalı ... aracılığıyla 14.06.2014 tarihine kadar bir yıl süreyle geçerli olacak ... Kasko Sigorta Protokolü imzalanmıştır. Protokolün teminat koşullarını düzenleyen 3. maddesinde, poliçenin teminat limiti olan 719.007,00 TL hasar ödemesi durumunda, vade bitimi beklenmeksizin sona ereceğinin kararlaştırıldığı, Protokolün kar paylaşımı başlıklı 4. maddesinde; "Kasko poliçelerinde ... konu olan primin, poliçe vadesi içinde kalmak kayıt ve şartı ile poliçede olan %HP oranı %70 altında kalması halinde gerçekleşen H/P oranı ile %70 arasındaki farkın, %70 i sigortalıda %30'u Koru Sigortada kalacak şekilde paylaşılacaktır. Ancak söz konusu fark prim tahakkuku yenileme poliçesinde indirim olarak düzenlenecek veya sigorta ettirene prim iadesi olarak ödenecektir" düzenlenmesi bulunmaktadır. Protokolün 3/9 fıkrasına ise, "... limitinin dolması hâlinde poliçe vade bitimi beklenmeksizin sona erecektir" hükmü bulunmaktadır. Buna göre limitin dolmasına bağlı olarak davacı düzenlenmiş tüm poliçelerin 01.04.2014 tarihi itibariyle tarafların müşterek iradeleri ve mutabakatları ile iptal edildiği, bu aşamadan sonra taraflar arasında 06.06.2014 tarihli ek protokol düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu ek protokolde, 14.06.2013 tarihinde düzenlenen ve taraflarca imzalanan protokol hükümlerinin ve yükümlülüklerin ... Sigorta tarafından tamamen yerine getirildiğini, imza tarihindeki muallak hasar rakamı içerisinde ve ileride oluşabilecek rücu alacağı dışında başkaca hiçbir hak ve alacağı kalmadığını kabul ve ... Sigorta Kooperatifi'ni gayri kabili olarak rücu ibra ettiğini kabul ve taahhüt ettiği, ... Sigorta Kooperatifi'nin de kalan prim borçlarının tamamının ödenmesi hâlinde ... Ltd Şti'ni ibra etmiş sayılacağını kabul edildiği anlaşılmıştır. Bu belgeye göre, tarafların ek protokol tarihi itibariyle birbirlerinden olan alacakları yönünden ibralaştıkları ancak daha sonradan ortaya çıkacak alacaklar yönünden bir ibranın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacıya gönderildiği iddia edilen16.02.2017 tarihli ibraname - feragatname belgesinde ise imza bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen protokol ve ek protokol sigorta sözleşmesindeki hak ve alacaklar için düzenlenmiştir. Protokol ile borç yenilenmemiş veya değiştirilmemiştir. Bu nedenle sigorta sözleşmesindeki zamanaşımına ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi, ibraname belgesinde herhangi bir imza bulunmadığından, bu belgeler TBK'nın 156. maddesinde düzenlenen senet niteliğinde değildir. Zira anılan maddede "Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır." düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre borcun ancak bir senetle ikrar edilmiş olması halinde on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Ortada taraflarca imzalanmış bir senedin bulunmadığı durumlarda on yıllık sürenin uygulanması söz konusu değildir. TBK'nın 146. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK'nın 147. maddesinde beş yıllık zamanaşımına tabi olan sözleşme ve alacaklar belirlenmiştir. Zamanaşımı, TBK'nın 149. maddesine göre alacağın muaccel olmasıyla başlar. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı, 16.12.2017 tarihli ibraname ile borcun yetkisiz kişiye ödendiğini belirterek Kartal ... Noterliğinin 20.04.2017 tarihli ihtarı ile 94.815,76 TL alacağın ödenmesi için davalı şirkete ihtarname göndermiştir. Alacağın en geç bu tarihte muaccel olduğu kabul edilmelidir. Yukarıda belirtildiği gibi alacağın sigorta sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilişkin protokolden kaynaklandığı, protokol ile sigorta sözleşmesinden kaynaklı borcun yenilenmediği, bu nedenle TBK'nın 146. maddesindeki genel zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. TTK'nın 1420. maddesine göre; "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olaydaki, tazminat talebi, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan prim iadesine ilişkin olduğundan TTK'nın 1482. maddesinin uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Bu duruma göre alacağın muaccel olduğu tarih ile davanın açıldığı 03.03.2020 tarihi arasında iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, davanın bu nedenle reddi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davalı ... AŞ yönünden davanın zamanaaşımı nedeniyle reddine, davalı vekilinin istinafı başvurusunun kabul gerekçelerine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Dairemizce yapılan değerlendirmeye göre, aleyhine kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu bulunmayan davalı ... Ltd.Şti. Hakkındaki ilk derece mahkemesi hükmü kesinleştiğinden, bu davalı hakkında yeniden hüküm kurulmasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;A-Davalı ... Ltd. Şti. hakkında ilk derece mahkemesince verilen 21/09/2021 tarihli, 2020/63 E- 2021/638 K sayılı karar istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden, bu davalı hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,B- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının bu davalı yönünden kaldırılmasına, bu davalı hakkındaki davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı ... AŞ aleyhindeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin yatırılan 2.006,18 TL'den mahsubu ile artan 1.390,78 TL'nin ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... AŞ'ye verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 6-Artan gider avanslarının yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı ... AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; bu davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine, b-Davalı ... AŞ tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 44,00 TL olmak üzere toplam 206,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç giderinin Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.03.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.