T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/81
KARAR NO:2025/486
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/02/2021
NUMARASI:2018/403 E. - 2021/188 K.
DAVANIN KONUSU:Tapu iptali ve tescil- Alacak (Taşınmaz satış vaadinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı, davalı ... ve davalı ...vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ...'in 2007 yılının Temmuz ayında, Türk Yatırım Fonu (...) çerçevesinde faaliyetleri olduğunu söyleyen ve kendisini bu kurumun başkanı olarak tanıtan davalı ... ve yine bu kurum bünyesi altında faaliyet gösteren davalı ... ile tanışarak, bu kişilerce müvekkili şirket yetkililerine,Türkiye'de yapılabilecek gayrimenkul yatırımlarına ilişkin bir takım fırsatlar tanıtıldığını, şirket yetkililerinin, davalılardan... ile de aynı dönemde söz konusu fonun vekilliğini yapması vesilesiyle tanıştıklarını, müvekkili şirket ve ... tarafından 2007 yılında yapılan araştırma ve fizibilite çalışmaları neticesinde İstanbul, Kemerburgaz Göktürk Beldesi'nde gayrimenkul yatırımı yapma kararı alındığını ve bu doğrultuda ... ve ... tarafından sağlanan iş bağlantıları sayesinde bu bölgede yürütülen çeşitli inşaat projelerinden İstanbul/Eyüp Tapu Müdürlüğünde kayıtlı ..., ... Ada ... Parsel ... Blok ... Kat 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27 nolu bağımsız bölümlerin yer aldığı ... isimli projede yatırımcı olarak yer alınmasına karar verildiğini, bu kapsamda müvekkili şirket ile inşaat sahibi davalı ... A.Ş. ile anlaşma sağlandığını, bu şekilde bir ihtiyaç ve zorunluluğun doğması üzerine ...'in vekilliğini yapmakta olan davalı ...'in, müvekkilinin menfaatlerini korumanın en iyi yolunun tüm sürecin bir hukuk danışmanı denetiminde olması olduğunu, ödemelerinin ... İnşaat'a kendisinin müvekkili adına yapabileceğini, müvekkilinin menfaatlerini korumak adına kendisinin davalılardan ... İnşaat ile yatırım konusu daireler için satış vaadi sözleşmesi yapabileceğini ve bu sözleşmeyi de tapuda şerh ettirmesinin güvence teşkil edeceğini belirttiğini, bunun üzerine müvekkili şirket ile davalı ... arasında, ...'i müvekkilinin Türkiye'deki gayrimenkul yatırımının takibi, hukuka uygunluğunun denetlenmesi, taşınmazların devir, satış ve diğer işlemlerinin yürütülmesi ve denetlenmesi, diğer bir deyişle idaresi hususlarında dolaylı temsilci olarak yetkilendiren bir inançlı vekalet sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme uyarınca; davalı ...'in, müvekkili şirketin yatırımcısı olduğu ... projesinde 30 adet dairenin satış işlemlerini denetleyeceği ve yürüteceği, bu doğrultuda inşaat sahibi ...İnşaat ile müvekkilin yatırımını hukuki yönden güvence altına almak amacıyla söz konusu dairelere ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapacağı, bu sözleşmeye binaen daireler üzerine tapuda satış vaadi şerhi koyacağını, yatırım yapılan dairelere alıcı çıkması halinde ancak müvekkilinin onayına takiben söz konusu şerhi kaldırabileceği, inşaat sahibinin üçüncü kişi alıcıya satış yapması sürecine dahil olarak müvekkili şirketin hak ve menfaatlerini gözetecek, satış sonunda yapılan ödemeden, söz konusu vekalet ilişkisi sebebiyle belirlenen ücretini düşerek müvekkiline göndereceğini, tüm davalılarca da bilindiği üzere, müvekkilinin 2007 yılında Türkiye'de bu şekilde başlayan yatırımında başlarda taraflarca mutabık kalındığı şekilde dairelerin satışına ilişkin işlemlerin tapuda bizzat ... İnşaat ve ... tarafından yapıldığını, söz konusu şerhlerin kaldırılmasından önce her defasında ... tarafından müvekkilin talimat ve onayına başvurulduğunu ve söz konusu prosedürün öngörüldüğü şekilde ilerlediklerini, ancak 2010 yılında yaşanan global ekonomik kriz sebebiyle müvekkilinin ödeme sıkıntıları yaşadığını ve davalı ... İnşaat ile öngörülen ödeme planına riayet edemediğini, bunun üzerine müvekkili ile davalı ... İnşaatın, diğer davalılardan ...'in de bilgisi dahilinde olmak üzere, yatırım kapsamında olan ve satılmamış olan taşınmazları aralarında taksim ederek birbirlerini ibra etmeye karar verdiklerini, böylelikle ... Projesindeki ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... nolu dairelerin müvekkilinde kalmasına, bu nedenle de söz konusu taşınmazlar üzerindeki davalı ... tarafından konulan satış vaadi şerhlerinin korunmasına karar verildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin o dönem itibariyle satılmamış ve davalı ... İnşaat ile varılan mutabakat çerçevesinde müvekkiline bırakılan Proje kapsamındaki yedi adet dairenin satışı ile ilgili olarak önceki satışlarda izlenen prosedürün izlenilmesi konusunda davalı ...'in, davalı ... İnşaat ve müvekkili şirket mutabık olduklarını, davalı...'in, söz konusu daireler için alıcı çıkması durumunda müvekkilinin onayını takiben daireler üzerindeki şerhi kaldırarak satış bedelini müvekkiline göndermeye devam edeceğini, bu mutabakatın ... ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasında yapılan yazışmalar ile de sabit olduğunu, 2009 yılının Kasım ayında, Türkiye'de bu şekilde yatırım projelerinde faaliyet göstermek amacıyla müvekkiline şirket yetkilisi ... ile davalı ... adına şoförü ....'ın yarı yarıya ortak olduğu ... Şirketi isminde yeni bir şirket kurulduğunu, davalı... Yapı bünyesinde faaliyet gösterdiğini, bu yeni şiketin faaliyetleri çerçevesinde 22 Ocak 2010 tarihinde, ...'de gerçekleştirilecek bir konut inşaatına, ... Projesi kapsamında dairelerin satışından elde edilecek kazanç ile yatırımda bulunmak niyetiyle arazi sahibi ... ile bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca ... Yapı'nın inşaat için gerekli fonu sağlayacak ve bunun karşılığında da inşa edilen konutların %55'ine sahip olacağını, ancak ...rojesi kapsamında kalan yedi dairenin satışlarının beklenildiği şekilde gerçekleşmemesi üzerine,.... projesine yatırım yapabilmek için gereken başlangıç sermayesi elde edilemediğinden, sözleşme uyarınca ...'a yapılması gereken ödemelerin yapılamamaya başlandığını, bunun üzerine 2010 yılının Mayıs ayının sonlarına doğru, davalı ..., davalılardan müflis ... A.Ş., müflis ....A.Ş. vs. gibi ...Şirketlerinin sahibi ...ile çalışmak üzere 2009 yılından beri çalışmakta olduğu ... Yapı'dan ayrıldığını, birbiri ile sıkı bağları olan davalılar birlikte hareket etmek suretiyle müvekkilinin zararına ve kendi yararlarına hareket ederek haksız kazanç elde ettiklerini, şirket yetkilisi ...'in, davalı ... ve davalı ... arasında bu e-posta yazışmaları yapılırken, müvekkilinin talebine konu dairelerin müvekkilinin haberi olmaksızın ...'e satışının yapılmasının dikkat çeken husus olduğunu, buna rağmen gerek ..., gerekse de ...'in sanki böyle bir işlem gerçekleşmemiş gibi davrandığını ve hatta müvekkili yetkilisi ....'in davalı ... İnşaat ile iletişime geçip söz konusu durumdan haberdar olmasını engellemeye çalıştıklarını, telefon konuşmasıyla ...'in kendisinden habersiz ve talimatsız olarak satış işlemi yapmış olduğunu öğrenen müvekkili yetkilisi ..., ...ve ...'e 29.11.2010 tarihinde gönderdiği e-posta ile müvekkili adına kendisinin onayı olmayan hiçbir işlemin kabul edilemeyeceğini bildirdiğini, tüm bu olayların üzerine müvekkili şirketçe ilgili tapu dairelerinde bizzat yapılan inceleme ve araştırmalarda; ..., ..., ..., ... ve ... nolu dairelerin satışının, ... tarafından bu daireler üzerinde bulunan şerhlerin kaldırılması üzerine ve...'a verilen vekaletname ile 15.09.2010 tarihinde ...'e yapıldığı ve yine aynı tarihte bu daireler üzerinde ... tarafından ipotek tesis edildiği, ... ve ... nolu dairelerin satışının ise aynı şekilde ... tarafından bu daireler üzerinde bulunan şerhlerin kaldırılması üzerine ve ...'a verilen vekaletname ile 29.11.2010 tarihinde ...'a yapıldığı ve yine bu tarihte daireler üzerinde ... tarafından ipotek tesis edildiğinin ortaya çıktığını, ...'in, müvekkili şirket ile arasındaki sözleşmeye uygun olarak, 15.09.2010 tarihine kadar yapılan bütün satışlarda, ilgili daire üzerindeki şerhi kaldırmadan önce mutlaka müvekkili şirketin talimat ve onayını almasına rağmen, 15.09.2010 ve 29.11.2010 tarihli satışlarda söz konusu şerhleri, müvekkilinin bilgisi dahilinde olmaksızın kaldırarak satış işleminin gerçekleştirilmesini sağladığını, normalde bu satışlardan elde edilen bedelin, yine sözleşme gereğince müvekkili şirketin hesaplarına aktarılması gerekirken, bugüne kadar müvekkili şirkete bu yönde bir ödeme yapılmadığını, söz konusu yedi daire üzerinde ipotek kurulabilmesi ve bunun karşılığında alınacak kredi ile ... Projesine fon sağlanabilmesi amacıyla görünürde, yani muvazaalı olarak gerçekleştirilmiş olduğunu, kaldı ki bu muvazaalı satış sonucu elde edilen kredi gelirinin de ... projesinde kullanılmadığının bilindiğini, davalıların birlikte hareket etmek suretiyle en başından beri müvekkilinin zararına kendi yararlarına haksız kazanç elde etmek için çalıştıklarını, 18.01.2012 tarihinde yapılan toplantıda, Av. ...'nın, müvekkili şirket yetkilisi ...'in, ..., ... ve ...'in avukatı Av. ...'nun hazır bulunduğunu, toplantıda ...'nun, yedi daireden ilk olarak dördünün üzerinde herhangi bir yük bulunmaksızın müvekkili şirkete devredilmesi ve geri kalan üçünün devrinin de daha sonra gerçekleşmesine ilişkin bir teklif sunduğunu, bunun karşılığında müvekkili şirketçe verilen cevaba, bu dört dairenin devir işlemlerinin gerçekleştirilmesinden memnun olunacağını ve kalan üç daire için de bir an önce harekete geçilmesi gerektiği şeklinde olduğunu, ancak buna rağmen bu tarihten sonra kendileriyle hiçbir görüşme sağlanamayarak, söz verilmesine rağmen, devir işlemlerinin de gerçekleştirilmediğini, davalıların müvekkilini oyalamak maksadıyla bu durum geçiciymiş gibi hareket ettiğini, davalı ...'in, kendisi ile yapılan toplantılarda bu satışlar karşılığında kendilerinde herhangi bir bedel ödenmediğini, bu dairelerin aslında müvekkili şirkete ait olduğunu ve bir an önce de devir işlemlerini yapacaklarını bizzat kendisi söylediği gibi daha sonra avukatları ile yapılan toplantılarda da ...'in bu ifadeleri defalarca doğrulandığını ve kabul edildiğini, aynı şekilde davalı ... ve ...'ın da bu yönde beyanlarda bulunduklarını, her ne kadar ...'in kendisine 15.06.2011 tarihinde gönderilen ihtarnameye verdiği 23.11.2011 tarihli cevapta tüm gerçekleri ve sorumluluğunu inkar etse de; inançlı vekalet ilişkisini kabul eden beyanlarda bulunduğunu, diğer bir deyişle müvekkili şirketin, bu süreçte yapılan tüm toplantılarda söz konusu yedi dairenin geçici olarak ...'in elinde bulunduğunu ve bunların en kısa sürede müvekkili şirkete devredileceğine inandırılmaya çalışılarak neredeyse iki yılı aşkın bir süre boyunca adeta oyalandığını, müvekkilinin davalıların birlikte hareket etmek suretiyle yaptıkları kötü niyetli eylem ve işlemler nedeniyle en az söz konusu 7 dairenin tutarının ve bu dairelerin satışından bu yana işlemiş faizleri tutarında zarar gördüğüna, bu nedenle müvekkilinin zararlarının tazminin gerektiğini, davalılardan ... ile müvekkili arasındaki ilişkinin dolaylı temsil yetkisi veren vekalet sözleşmesine dayandığını, müvekkilinin ... ile yaptığı inanç sözleşmesi ile...'in müvekkilinin Türkiye'deki gayrimenkul yatırımının takibi ve idaresi hususlarında dolaylı temsilci olarak yetkilendirdiğini, inanç sözleşmesi uyarınca ...'in müvekkilin hesabına yaptığı işlemler arasında, müvekkilin yatırımını hukuki yönden güvence altına almak amacıyla, inşaat sahibi ...ile dava konusu dairelere ilişkin yapmış olduğu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve bu sözleşmenin tapuda şerh olarak konulmasının bulunduğunu, İnanç sözleşmesinin bir vekalet veya vekalet benzeri ilişki kurması halinde, vekalet vereni (müvekkili) korumak üzere Borçlar Kanunu'nun 509. maddesinde öngörülen hükümlerden doğrudan doğruya yararlanıldığını, bu nedenle müvekkilinin, ...'in kendi adına müvekkilinin hesabına yapmış olduğu taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan ve tapuya konulmuş şerh ile kuvvetlendirilmiş alacak hakkını kanunen temlik almış bulunduğunu, inançlı vekil olarak ...'in hileli ve sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketlerinden dolayı müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, ayrıca hileli anlaşmalar ile diğer davalıların da müvekkilinin zararına birlikte sebep olmaları sebebi ile müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, temsilcinin temsil yetkisini temsil olunanın çıkarlarına ters düşmeyecek biçimde kullanmak durumunda olduğunu, bu yükümlülüğün temsil yetkisinin dayandığı temel ilişkiden kaynaklandığını, davaya konu olayda ...'in dürüstlük kuralına aykırılığın ötesinde, müvekkilini dolandırma amacıyla hareket ederek, davaya konu taşınmazlar üstündeki şerhlerin müvekkilinin herhangi bir talimatı olmadan kaldırdığını, taşınmazların bedelsiz olarak ... ve ...'a devrinin sağlandığını, müvekkilinin bu taşınmazlar hakkındaki soruları üzerine taşınmazlar hiç satılmamış gibi izlenim yaratarak müvekkiline karşı aldatıcı hareketlerde bulunduğunu, bu sebeple davalı ...'in müvekkilini dolandırmak adına hileli bir şekilde hareket ettiği ve dolayısıyla inançlı vekil olarak sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin açık olduğunu, müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, ... satış vaadi şerhlerini kaldırdıktan sonra, ...'ı temsil etmek üzere ...'in şoförü ...'a taşınmazların satışı için vekaletname verilerek, ...adına taşınmazların satışlarının gerçekleştirildiğini, bunun üzerine, ..., ..., ..., ... ve ... ile gizli bir anlaşma içinde olan ..., diğer davalı ... gibi, müvekkil ile taşınmazların satışından sonraki birçok görüşmelerinde bu durumu müvekkilinden gizlendiğini, hatta taşınmazların satıldığını öğrenmesini engelleyecek çeşitli eylemlerde ve söylemlerde bulunduğunu, davalı ...'in diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile yaptığı hileli anlaşmanın kesin hükümsüz olduğu gibi, taşınmaz vaadi sözleşmesinden doğan alacak hakkınında müvekkilinin talimatı olmaksızın feragat etmesinin de kesin hükümsüz bir işlem olduğunu, davaya konu olayda ise davalıların müvekkilinin talimatlarını bilmemelerinin imkansız olduğunu, davalı tarafların müvekkilini zarara uğratmak maksadı ile ve müvekkilinin dahil olduğu başka bir projeye finansman sağlayarak müvekkilinin projeden çıkartmak amacıyla taşınmazları ipotek ettirerek kredi çekmek için taşınmazları bedelsiz olarak ... ve ...'a devredilmesi konusunda anlaştıklarını, bu nedenle tapuda yapılan satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu, tapu kayıtları incelendiğinde, taşınmaz devir tarihleri ile ipotek tesis tarihlerinin aynı olduğunun görüleceğini, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalıların, temsil yetkisinin kötüye kullanılması ve muvazaalı satış işlemleri yapılması suretiyle birlikte hareket ederek müvekkilini zarara uğrattıklarının açık olduğunu, müvekkilinin zararlarını karşılamak üzere davaya konu taşınmazların takyidatlardan ari olarak iadesini, taşınmazların rayiç değerini eksilten hukuki bir ayıp olması halinde bu zararın ayrıca hesaplanarak müvekkiline nakden tazminini talep ettiklerini belirterek davalılardan ...'in müvekkilinin taşınmaz satış vaadisözleşmesinden doğan hakları yönünden müvekkilinin talimatı ve yetkilendirilmesi olmaksızın yapmış olduğu tasarruf işlemlerinin kesin hükümsüz olduğunun tespitine, İstanbul-Eyüp Tapu Müdürlüğünde kayıtlı ... Köyü ... Ada ... Parsel ... Blok ... Kat .., ..., .., .., .., .., ... nolu bağımsız bölümlerin her türlü takyidatların hiç konulmamış sayılmasına, sözü edilen dava konusu taşınmazların davalılardan ... ve... üzerine yolsuz olarak tescil edildiğinin tespiti ile tapularının iptali ve her türlü takyidattan ari bir şekilde müvekkili adına tesciline, taşınmazların takyidatlardan ari olarak müvekkili adına tescil edilmemesi halinde bilirkişi incelemesi ile hesaplanacak müvekkilinin tüm zararlarının karşı taraftan talep etme ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.585.000 TL'nin taşınmazların satış tarihinden itibaren işlemiş olan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 04.12.2017 tarihli dava değerini artırdığı dilekçesiyle; talep edilen tutarın HMK'nın 107/2. maddesi uyarınca 4.825.000,00 TL olarak artırarak buna dair tamamlama harcını mahkeme veznesine yatırmıştır. Davalı ... Şirketi (Eski ünvanı: ... A.Ş.) vekili, savunmasında özetle; öncelikle görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasında yapılan herhangi yazılı, resmi gibi bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin tarafının Av.... olduğunu, müvekkili şirket ile, davalı ... arasında 27/09/2007 tarih ve Beşiktaş ... Noterliğinin ... yevmiye sayılı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin 2. maddesine göre satıcı sıfatı ile ... A.Ş. alıcı sıfatı ile ...'ya Beyoğlu ... Noterliğinin 16/05/2007 tarih ve ... sayı ile tasdik edilerek kurulan kat irtifakına göre 30 adet bağımsız bölümü nitelikleri, arsa payları ve bedellerinin belirtilerek satıldığını, satışa konu olan yerlerin müvekkili şirket tarafından, sözleşme, proje ve teknik şartnamesine göre uygun olarak yapılarak tüm yasal gerekler tamamlanarak, ...'e veya onun talimatları ile ilgililerine tapuda devir ve ferağ işlemlerinin yapıldığını, bu sebeple müvekkilinin bu davada taraf olma sıfatı olmadığından husumet açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının tek muhatabının ... olduğunu, müvekkili şirketin, belirtilen sözleşmede kefil veya borçlu olmadığını, davacının hiçbir somut veri ve delile dayanmadan bir takım varsayımlardan hareket ederek işbu davayı açtığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, ayrıca müvekkilinin Eyüp Tapu Sicil Müdürlüğü nezdinde tescilli olan bazı taşınmazların devri sırasında, devreden davalı ... İnşaat'a vekaleten resmi senetlere imza attığını, ancak hangi taşınmazların devri sırasında imza attığını hatırlamadığını, müvekkilinin kendi vekil edeni ve aynı zamanda taşınmazların maliki olan ... İnşaat'ın talebi doğrultusunda devrettiğini, müvekkilinin satış vaadi alıcısı Av....'e vekaleten hareket etmediğini, satıcı ... İnşaat'ın herhangi bir talebi olmadığından, müvekkili açısından iptali mümkün olabilecek herhangi bir tasarruf işleminin de söz konusu olmadığını, devredilmesinde olduğu gibi dava konusu iş bu taşınmazların iptal edilmesinde müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olamayacağını, müvekkilinin ne alan, ne satan, ne de müteahhit olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir zarar vermediğini, müvekkilinin devreden davalı ... İnşaat'ın kendi adına tescilli bulunan apartman dairelerinin tapu ferağ takririni vermek üzere usulüne uygun tanzim ettirdiği vekaletnameye dayanarak Eyüp Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından usulüne uygun olarak tanzim edilen Resmi Senedi imzaladığını, müvekkili ile davacı arasında akdi bir ilişki olmadığını, yalnızca vekil olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ..., savunmasında özetle; görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görev itirazında bulunduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacı ile aralarında yazılı olarak akdedilen bir vekalet veya başkaca bir sözleşme bulunmadığını, davacı şirketi tanımadığını, tarafından ... Limited Şirketi ile "..." başlıklı sözleşmenin İngilizce dilinde imzalandığını, söz konusu sözleşme her ne kadar tarafından Ticaret Kanunları gerekleri kapsamında isim ve kaşe ile tamamlanarak imzalanmış ise de; karşı tarafa dair imzalayanın adı, şirketin kaşesi, imzalayanın imza yetkisini gösteren imza sirküleri dahil hiçbir yasal gereklilik yerine getirilmeksizin yalnızca imzalandığını, bu nedenle sözleşmenin sakat ve geçersiz olduğunu, sözleşmenin içeriğine ilişkin beyanların yersiz olduğunu, davacının sözleşmeye ilişkin beyanlarının gerçek dışı olduğunu, belirtilen sözleşmede ne ... Projesinden, ne de 30 adet dairenin satışından bahsedilmediğini, bu metinde hizmet içeriği, özellikle sınırlı olarak Eyüp tapusunda bazı dairelerin satış işleminin tamamlanmasına elverecek şekilde tapuda yer alan şerhlerin kaldırılması olarak tanımlandığını, ... İnşaat ile yatırımı güvence altına almak için gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalayacağı, yatırım konusu daireler üzerine tapuda satış vaadi şerhi koyulacağı iddialarının gerçek dışı olduğunu, iddialarının bu metinde asla yer almayan gerçek dışı ifadeler olduğunu, sözleşmenin yürürlük tarihinin 5. maddesi uyarınca 2009 yılında satışın sona erdiğini, dava dilekçesinin 7. maddesinde yatırıma ilişkin ödemelerin ... İnşaat'a yapılmasını üstlendiği şeklinde bir ifade yer aldığını, bu ifadenin gerçek olmadığını, bu metnin hizmet içeriğinin, özellikle sınırlı olarak Eyüp tapusunda bazı dairelerin satış işleminin tamamlanmasına elverecek şekilde tapuda yer alan şerhlerin kaldırılması olarak tanımlandığını, başkaca taahhüt yer almadığını, her ne kadar davacının daireler üzerindeki şerhlerin kaldırılmasını talep etmiş ise de, sözleşmeyi imzaladığı şirketin ... Limited şirketi olduğunu, yine de yaptığı işlemde bu dilekçeden ortak şirket kurdukları ve başka projelerde de birlikte hareket ettikleri anlaşılan ... veya ...'in talimatıyla hareket etmiş olacağını, sözleşmenin sona ermesinden sonra ...'in kendisinden hukuki görüşler almaya devam ettiğini, şerhlerin ...'in talimatıyla kaldırıldığını, davacı ile aralarında bir vekalet ilişkisi de olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görev itirazında bulunduğunu, dava dilekçesinde iddiaların asılsız olduğunu, davanın somut delillere dayanmadığını, davacı vekili ile davacı şirket yetkilisi arasındaki yazışmalara delil olarak muvafakat etmediklerini, davacının diğer davalılarla birlikte hareket ettiği ve davaya konu 7 adet daireden ... ve ... bağımsız bölüm daireleri, diğer davalı ... tarafından bu daireler üzerinde bulunan şerhlerin kaldırılması üzerine ve ... İnşaatça ...'a verilen vekaletname ile 29/11/2010 tarihinde davaya konu dairelerin bedelsiz olarak ... tarafından alındığı hususunun gerçek olmadığını, müvekkilinin yatırım amacıyla bireysel olarak yatırım yapmak amacıyla ...'dan daireleri kredi kullanarak satın aldığını, müvekkilinin davacı ile diğer davalılar ...ile Av. ...'i tanımadığını, davacının satış işlemi yapıldığını 29/11/2010 ile 17/12/2010 tarihleri arasında öğrendiğini, davacı tarafın haksız fiile dayanması nedeniyle, BK.72. maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiş olduğundan, davacı tarafın zamanaşımı süresi dolduktan sonra bu davayı açtığından, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin tarafı olmadığını, öncelikle bunu ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.Davalılar ..., ...ile ... davaya cevap vermemiştir. İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/29 Esas, 2018/48 Karar ve 28.02.2018 tarihli kararı ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Görevsizlik kararı istinaf edilmeksizin kesinleşmiş, eldeki istinaf incelemesine konu karar, dosya kendisine gönderilen görevli mahkemece verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ile davalı ... arasında, 01.10.2007 tarihli Hizmet Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeyle davalı ...'in, dava konusu Kemerburgaz projesindeki dairelerin tapularında yer alan satış vaadi şerhlerinin kaldırılması ve satış bedellerinin tahsil edilerek davacıya gönderilmesi hizmetini vermeyi üstlendiği, sözleşmede sadece davacıdan veya davacının yetkilendirdiği kişiden şerhlerin kaldırılmasına ilişkin talimat alacağının düzenlendiği, davalı ...’in yerine getireceği hizmetleri karşılığında, davacı tarafından davalı ...'e, şerhlerin kaldırılması veya sözü geçen dairelerin satışı başına 500 USD + KDV'ye karşılık gelen hizmet bedeli ödeneceği, bu hizmet bedeli tutarlarının, davacıya gönderilecek olan satım bedeli tutarlarından davalı ... tarafından düşülmek suretiyle tahsil edilebileceği, davalı ... ile davalı ... İnşaat (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.) arasında, 27.09.2007 tarihinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeyle davalı ... İnşaat (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.), sözleşmede belirtilen 30 adet taşınmazı davalı ...'e satmayı taahhüt ettiği, davalı ...'in de, toplam 4.060.000 USD satım bedeli ödemeyi taahhüt ettiği, işbu satım bedeli tutarının %30'u olan 1.218.000 ...'lik kısmının, sözleşmenin akdedilip tapu kütüğüne şerh edilmesinden sonra tek seferde ödeneceği, satım bedelinin %60'ı olan 2.436.000 ...'lik kısmı, sözleşmenin tapu kütüğüne tescilinden itibaren 2 ay sonra başlamak üzere 18 ayda ve 18 eşit taksitte (135.333,33 USD'lik taksitler halinde), her ayın ilk 5 günü içinde ödeneceği, satım bedelinin geriye kalan % 10'u olan 406.000 USD ise, taşınmazların alıcıya veya alıcının göstereceği üçüncü kişilere satılmasından ve mülkiyetinin devredilmesinden sonra ödeneceğinin düzenlendiği, buna göre, davalı ... ile davacı arasında 01.10.2007 tarihli sözleşme ile kurulmuş olan akdi ilişki uyarınca; davalı ..., 27.09.2007 tarihli Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinin konusunu oluşturan dairelerini müşteriye bedeli karşılığında satılmasını gerçekleştirecek ve müşteriden tahsil edilen satım bedeli tutarlarından kendi hizmet bedeli alacağını düştükten sonra, geriye kalan kısmını davacıya göndereceği, davacının ise Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinde belirtilen satış bedeli tutarlarını davalı ...'e veya davalı ... adına doğrudan doğruya davalı ... İnşaat’a (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.) ödeyeceği konusunda anlaştıkları görülmüştür.Davacı beyanları ile dava dosyasına sunulmuş olan e-mail mesajlarına göre; sözleşmelerin akdedilmesinden sonra, davacı ile davalı ... İnşaat (yeni ünvanı... Lojistik A.Ş.), sözleşme kapsamında olan ve fakat henüz satılmamış olan taşınmazları, davalı ...'i de bilgilendirmek suretiyle, kendi aralarında taksim ettikleri, dolayısıyla da Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinin esaslı unsurlarında değişiklik yaptıkları ve daha önce gerçekleşen satışlardan kaynaklanan davacı alacakları bakımından da birbirlerini ibra ettikleri, davacı şirket yetkilisi tarafından davalı ...'e gönderilmiş olan 23.09.2009 tarihli ve 10.11.2009 tarihli e-mail yazışmasında yer alan davacı beyanlarına göre; henüz satılmamış olan taşınmazlardan sadece, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... nolu taşınmazlar, satılmak üzere davacıya ait olacağı, henüz satılmamış olan taşınmazların geri kalan kısmı ise, satılmak üzere davalı ... İnşaat (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.) 'a ait olacağı, nitekim davacının dava dilekçesindeki beyanına göre de; 2010 yılından itibaren, davacı ödeme güçlüğüne düşmesi nedeniyle, ödemelerini zamanında yapamamaya başladığı, bunun üzerine, davacı ile davalı ... İnşaat (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.), yatırım kapsamında olup henüz satılmamış olan taşınmazları, ( ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... nolu taşınmazlar) davacıya kalacak şekilde taksim etmek suretiyle birbirlerini ibra etme konusunda anlaştıkları, davacı bu davada, Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinde belirtilen taşınmazlardan 7 tanesinin mülkiyetinin takyidatsız olarak kendisine devrine karar verilmesini, bu mümkün değilse bedellerinin kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, öncelikle dava konusu 7 adet dairenin müşterilere satılmış ve mülkiyetinin devredilmiş olduğu anlaşıldığından ve kural olarak iyi niyetli olarak söz konusu daireleri satın ve teslim almış olan müşterilerin bu daireler üzeninde mülkiyet hakkı kazanmış olduklarından, bu kazanımları korunacak ve dolayısıyla da bu müşterilerden söz konusu daireleri davacıya devretmeleri istenemeyeceğinden (TMK.md.1023). davacının bu dairelerin kendi adına tescili talebine hak kazanamayacağı anlaşıldığından davacının bu talebinin reddi gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir.Davacı dava konusu 7 adet dairenin müşterilere satımı sonucunda müşterilerden tahsil edilmiş olan satım bedellerinin kendisine ödenmemiş olması nedeniyle uğramış olduğu zararın tazminini davalı ... İnşaat (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.) ile davalı ...'den talep etme hakkına sahip olabileceği, ancak bu hakka sahip olabilmesi için, Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinde işbu 7 adet taşınmazın bedeli olarak öngörülmüş olan (215.000+ 210.000+ 230.000 + 175.000 + 165.000 + 185.000 USD) 1.405.015 USD'nin tamamını davalı ...'e veya doğrudan doğruya davalı ... İnşaat’ a (yeni ünvanı... lojistik A.Ş.) 23.09.2009 tarihinde taraflar arasında yapılmış olan paylaşım ve ibralaşmadan sonraki dönemde ödediğini ispat etmesi gerektiği, taşınmaz satım vaadi sözleşmesinde, sözleşme konusu 30 adet taşınmazın toplam satım bedelinin 4.060.000 USD olarak kararlaştırıldığı, davacının toplam 1.263.293 USD ödediğini iddia ettiği, fakat bu tutarı ödediğini ispat edemediği, kaldı ki bu tutarı ödediğini ispat ettiği kabul edilse bile,1.263.293 ...'lik tutar, Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinin 3 nolu maddesinde belirlenmiş olan toplam satım bedeli tutarının peşin olarak ödenmesi gereken %30'luk tutarı olan 1.218.000 ...'lik tutardan 45.293... biraz daha fazla olduğu, bu nedenle hayatın olağan akışında işbu ödeme tutarının, sözleşme bedelinin %30'luk kısmının ve sonrasında ödenmesi gereken 135.333,33 ...'lik ilk taksidin bir kısmının ödenmesi için yapılmış bir ödeme tutarı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sözleşmenin akdedilmesinden sonra ise, sözleşmede belirtilen taşınmazların bir kısmının satışının yapıldığı, bir kısmının ise satışı yapılamadan, davacının ekonomik durumunun kötüleşmesi üzerine tarafların, henüz satılmamış olan taşınmazları aralarında, 23.09.2009 tarihinden itibaren paylaştıkları ve önceki satımlardan dolayı birbirlerini ibra ettikleri anlaşıldığı, bu nedenle davacının, 23.09.2009 tarihinden sonraki dönemde davalı ...'a ya da davalı ... İnşaat'a (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.), paylaşım ve ibralaşma neticesinde kendi payına düşen 7 adet taşınmazın bedeline tekabül eden 1.405.015 USD'lik tutarı ödediğini ispat ettiği taktirde, dava konusu taşınmazların satış tarihindeki piyasa bedellerinin kendisine ödenmesini davalı ... İnşaat (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.) ile davalı ...'den müteselsilen talebe hak kazanacağı, bu bedelin tamamını değil de bir kısmını ödediğini ispat ettiği takdirde, dava konusu taşınmazların satış tarihindeki piyasa bedellerinin bir kısmını davalı ... ile davalı ... İnşaat'tan müteselsilen talebe hak kazanacağını, fakat bilirkişi raporundaki tespitlere göre; davacının, 23.03.2009 tarihinden sonraki dönemde, davalı ...'e veya davalı ... İnşaat'a (yeni ünvanı ... Lojistik A.Ş.) herhangi bir ödeme yapmış olduğunu ispat edemediği, davacı vekili tarihli celsede yemin deliline dayanmadıklarını ve yemin tekliflerinin bulunmadığını belirttiği, bu nedenle davacının, dava konusu 7 adet taşınmazdan herhangi birinin satış tarihindeki rayiç bedelinin kendisine ödenmesini davalılardan talep edemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Davacı davalıların, birlikte hareket etmek suretiyle kendisini dolandırmaya yönelik hileli davranışlarda bulunduklarını, bu suretle de kendisine karşı haksız fiil işlediklerini, bu nedenle uğradığı zarardan diğer davalılarında sorumlu olduklarını iddia etmiş ise de; davacının bu iddiasını ispata yönelik her hangi bir delil, belge bulunmadığından..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın, müvekkili şirkete Türkiye'de hukuki danışmanlık hizmeti veren davalı ...'in diğer davalı ... İnşaat ile müvekkili hesabına imzalamış olduğu 27.09.2007 tarihli taşınmaz satım vadi sözleşmesi kapsamında müvekkili ve ... İnşaat arasında daha sonra 23.09.2009 tarihi itibari ile yapılan paylaşım ve ibra sonucu müvekkiline bırakılan 7 adet taşınmazın tüm davalıların organize bir şekilde hareket etmesi suretiyle muvazaalı satışlarla davalılardan ... ve ...'ı devredilmesi sebebi ile dava konusu İstanbul Eyüp ilçesinde kayıtlı bağımsız bölümlerin davalılar adına yolsuz tescil edildiğinin tespiti ile tapularının iptaline ve her türlü takyidattan ari olarak müvekkili üzerine tescili ile tescil mümkün olmaması halinde taşınmaz bedellerinin davalılardan müteselsilen tazmin edilmesine ilişkin muvazaa ve tazminat davası olduğunu, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davalı ... İnşaata karşı olan ödeme yükümlülüğünü tamamen ifa ettiğini ve özellikle taraflar arasında varılan ibra sebebi ile ödeme yükümlülüğünün olmadığının hukuken sabit olduğunu, aksi yöndeki gerekçenin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin 1.263.293,00 USD tutarında ödeme yapmış olduğunun tüm deliller ile sabit olduğunu, mahkemece tespit olduğu üzere müvekkilinin davalılardan ... aracılığı ile davalı ... İnşaat ile ticari ilişkiye girdiğini, satış sözleşmesi uyarınca belli dönemlerde ödenecek ücretler karşılığında ... İnşaat'ın 30 adet bağımsız bölüm inşa edeceğini, müşteri çıktıkça ... aracılığıyla müvekkilinin talimatına istinaden satış işlemlerini gerçekleştireceğini, müvekkili tarafından ödenen meblağın sözleşmeye konu 30 adet taşınmazın yer aldığını, ... projesinin inşası için ihtiyaç duyduğu ve müvekkili tarafından ödenmesi kararlaştırılan sermayenin bir kısmı olduğunu, müvekkilinin ödeme yaptığını, şirket tanığı ...'in 24.05.2017 tarihinde vermiş olduğu yeminli ifadesinde toplam proje değerinin 4.000.000,00 USD olduğunu, %30 peşin verdiklerini, baba ve oğul şahinlerin yabancı dil bilmediği için simsarlığı ile yani aynı büroda avukat olarak çalışan ... aracılığıyla iş yapıldığını, temas kurulduğunu, yapılan ödemelerin Londra'dan banka kanalı ile avukat ... hesabına, ... İnşaatın ...'daki hesabına yaptık şeklindeki ifadesi ile teyit edildiğini, tüm bu deliller karşısında mahkemenin 1.263.293,00 USD ödemenin müvekkili şirket tarafından ispat edilemediği yönündeki değerlendirmesini anlayabilmenin mümkün olmadığını, bahsi geçen ödemenin varlığını yazılı delillerle ortaya konulduğu gibi e-postalar ve şirket tanığı ve davalı tanık ifadeleri ile de desteklendiğini, kararda bilirkişi raporu dayanak gösterilmiş ise de ödemenin neden ispat edilmediği konusunda başka bir gerekçeye yer verilmediğini, mahkemenin hatalı raporun tespiti ile karar verdiğini, raporun ve bizzat bilirkişilerin kendi ifadeleri ile değerlendirmelerin çelişkili olduğunu, yapılan ödemelerin ispatı olarak dosya kapsamına sunulan ödeme belgelerinin banka makbuzundan tek farkının düzenleyenin banka yerine uluslararası para transferi hizmeti sağlayan özel bir kuruluş olması olduğunu, bilirkişiler tarafından isabetli olarak ilişkiyi inançlı işlem şeklinde tespit etmiş olmalarına rağmen ödemenin ispatlanamadığı gibi bir sonuca ulaşıldığını,Yargıtay içtihatları ile yerleşik olduğu üzere inançlı işleme dayalı iddiaların şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanabileceğini, bunun mektup, banka dekontu gibi her türlü yazılı delil olduğunu, müvekkili şirketin davalı ... İnşaat ile yapmış olduğu paylaşım sonucu kendisine bırakılan 7 taşınmaz için yapılan ibra dikkate alınarak herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, tamamen bedelin ödenmiş olduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman 7 taşınmaz için 23.09.2009 tarihinden sonra 1.405.015,00 USD tutarında ödeme yaptığı yönünde bir iddiasının olmadığını, müvekkili şirketin projenin en başında 11.09.2007 ile 02.11.2007 tarihleri arasında proje için toplam 1.263.293,00 USD ödeme yaptığını, nakit dışında yaşanan sorunlar sebebiyle sonraki ödemeleri sözleşmenin düzenlendiği şekilde yapamasa da davalı şirketin mutabakatı ile sonraki ödemeleri 3.kişilere yapılan satışlardan elde edilen satış bedelini davalı şirkete bırakmak sureti ile şirkete borcunu ifa etmeye devam ettiğini, 2010 yılına doğru gerekli sermaye borcunu tamamen müvekkilinin ödeyememesi ve davalı şirketin sözleşmeyi feshetmek üzere aldığı aksiyonlar üzerine davalı ...'in yönlendirmesi ve bilgisi dahilinde davalı şirket ile bakiye borcun sona erdirilmesine yönelik anlaşma yapıldığını, anlaşma uyarınca henüz satılmamış taşınmazların müvekkili ve davalı şirket arasında paylaşılarak müvekkiline 7 taşınmaz bırakıldığını, kalan bölümlerin ise davalı şirkete bırakıldığını, bilirkişilerin esasen mutabakat ve ibrayı tespit ettiğini, ancak hem bilirkişilerin bu tespitteki hatası ve mahkemenin hatası sonucunda ibraya rağmen müvekkili şirketin 7 taşınmaz bedelini davalı şirkete ödenmiş olduğunun ispatının arandığını, müvekkilinin taşınmaz satış vaadinden doğan tüm borcunun sona erdiğini, tarafların anlaşma yapıp ibralaştığını, mahkemenin muvazaa iddiasının hiçbir surette değerlendirmediğini, delillerin göz ardı edildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, 25 sayfalık dava dilekçesinde davalılar arasında ilişki ve bağlantıların etraflıca anlatıldığını, müvekkili şirket ve yetkililerinin yabancı olması sebebi ile taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından oluşan 65 ayrı delil ile her bir ergümanın dava dilekçesinde desteklendiğini, davalılardan ..., ... ve ... tebligat yapılmasına rağmen yargılamaya katılmadıklarını, mahkeme tarafından buna dair bir sonuç bağlanmış olmadığını, kararda tek bir satır bahsedilmemesine rağmen 07.09.2017 ve 24.05.201 tarihli celsede tanıkların dinlenildiğini, her ne kadar davalı ... tarafından taşınmazların yatırım amaçlı alınmış olduğu iddia edilse de hem davalı ...'in hem de ...'ın aynı finans kuruluşundan kredi çekerek satın aldıklarını, ipotek kayıtları ile sabit olduğunu, yazılı delil başlangıcı niteliğine haiz e-mail yazışmalarının ve tanık ifadelerinin bu davada ispat vasıtası olarak kullanılabileceğini, mahkemece buna rağmen başka bir delil sunulmadığına dair gerekçesinin anlaşılamadığını, dosyadaki mevcut delillerin göz ardı edilerek durumun gerekçesi dahi açıklanmadan ibra ya da ispat yükü gibi en basit hukuki konularda dahi fahiş derecede hataya düşülerek, davalı şirket lehine yoktan bir savunma icat edilerek, itiraza uğramış raporlara aynen dayanılarak oluşturulan kararın hukuka uyarlılığının bulunmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı tarafından 04.12.2017 tarihinde davanın 4.825.000,00 TL'ye artırılması ilişkin dilekçe sunarak harcını tamamladığını, dava değerinin o miktara göre artırılmış olduğu için yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretinin toplam 136.875,00 TL olması gerektiğini, sehven hesaplama hatası ile 88.275,00 TL olarak yazıldığını, bununla birlikte ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir iken ortak vekalet ücretine dair hüküm kurulduğunun anlaşıldığını, kararın bu yönüyle usule aykırı olduğunu iddia ederek vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı tarafından 04.12.2017 tarihinde davanın 4.825.000,00 TL'ye artırılması ilişkin dilekçe sunarak harcını tamamladığını, dava değerinin o miktara göre artırılmış olduğu için yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretinin toplam 136.875,00 TL olması gerektiğini, sehven hesaplama hatası ile 88.275,00 TL olarak yazıldığını, bununla birlikte ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir iken ortak vekalet ücretine dair hüküm kurulduğunun anlaşıldığını, kararın bu yönüyle usule aykırı olduğunu iddia ederek vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde taşınmaz bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili, davalı ... ve davalı ... vekillerince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalılardan ... ile yargılama aşamasında unvanı değişen ... Lojistik AŞ (eski unvanı ... İnşaat... AŞ) arasında düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vadi sözleşmesinin imzalandığı, davalılardan ... ile davacı şirket arasında adi yazılı şekilde düzenlenen hizmet sözleşmesi ile ek hizmet sözleşmesinin düzenlendiği, bir kısım davalı gerçek kişilerin tapu maliki olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacı şirketin davalılara yöneltmiş olduğu iddialarını ispat edip edemediği, inançlı işlem iddiası ile e-maillerin yazılı delil başlangıcı olarak kabulü neticesinde tanık beyanları değerlendirilmek suretiyle davanın kabulünün gerekip gerekmediği, mahkeme hükmü ile mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, mahkeme tarafından tanık beyanlarına hükümde yer verilmemiş olmasının ve her bir davalı yönünden iddianın ayrı ayrı değerlendirilmemiş olması ile istinaf kanun yoluna başvurulan ve kendilerini vekille temsil eden davalılar yararına davanın reddedilen miktarı üzerinden belirlenen vekalet ücretinin eksik hesaplanıp hesaplanmadığı ile her bir davalıya ayrı ayrı vekalet ücreti verilmemiş olmasının isabetli olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı unvan değişikliği gerçekleştiren ... Lojistik AŞ (eski unvanı ... İnşaat AŞ) ile davalı ... arasında Beşiktaş 5. Noterliğinde düzenlenen 27.09.2007 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede alıcının ..., satıcının ise davalı şirket olduğu, satış vaadi konusu taşınmazların sözleşmenin 2.maddesinde, İstanbul ili Eyüp ilçesi ...'de yer alan ... ada ... parsel sayıda kayıtlı taşınmaz olduğu, söz konusu taşınmazda Beyoğlu ... Noterliğince 16.05.2007 tarihinde tasdik edilerek kurulan kat irtifakı listesine nazaran 1 dahil ile 30 dahil numaralı toplam 30 bağımsız bölümün düzenleme şeklinde tanzim ve tasdik edilen gayrimenkul satış vaadi konusunu teşkil edeceğinin belirtildiği, sözleşmede satış vaadi konusu olan taşınmazlar ve satış bedellerinin ayrı ayrı gösterildiği, satış vaadi ve satış bedeli ile ödeme şeklinin 3.maddede düzenlendiği, satış bedelleri verilen toplam 30 adet bağımsız bölümün toplam 4.060.000,00 USD = 4.963.756,00 TL karşılığı bedelle satın almayı satıcınında bağımsız bölümleri aynı bedelle satmayı kabul ve taahhüt ettiğini beyan ettiği, satış bedelinin %30 olan 1.218.000,00 USD'nin düzenleme şeklinde tasdik edilen sözleşmenin tapu sicili müdürlüğü nezdinde tapu sicile tescil edildiği anda %60 olan 2.436.000,00 USD'nin sözleşmenin tapu kütüğüne tescilinden iki aydan itibaren sonra başlamak üzere 18 ayda ve 18 eşit taksitle her ayın ilk beş günü içinde bakiye %10 olan 406.000.00 USD'nin sözleşmenin konusunu teşkil eden bağımsız bölümlerinin kat irtifakı tapularının alıcı veya göstereceği 3.şahıs adına devredilmesi kaydı ile bağımsız bölümlerin alıcı veya göstereceği 3.şahıslara teslim edildiği anda ödeneceğinin belirtildiği, tapu sicil giderlerinin düzenlendiği, diğer düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin davalı ... tarafından kendi adına imzalanmış olduğu herhangi bir temsilcilik gösterilmediği, 1 nolu parselin tapu kaydında taşınmazın 19.06.2007 tarihinde davalı şirket tarafından dava dışı ... adına kayıtlı iken satın alınarak tescil edilmiş olduğu, söz konusu parsele ilişkin tüm bağımsız bölümlerin aynı şekilde satışının gerçekleştirilmiş olduğu, davacı şirket ile davalılardan ... arasında 01.10.2007 tarihinde hizmet sözleşmesi başlığı ile adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davacı şirketin müvekkil, davalının ise ... Hukuk Bürosu ... olarak anılacağının belirtildiği, hizmet sözleşmesinde davacının müvekkili olarak Eyüp Tapu Sicili Ofisi nezdinde Kemerburgaz projesindeki dairelerin devir işlemlerini tamamlamak istediği, davacının davalıdan hukuki hizmet talep ettiği, davalının tapu sicil nezdinde ... projesindeki dairelerin devir işlemlerinin tamamlanması amacı ile davacıya hukuki hizmet sağlamak istediğine yer verildiği, tarafların tapudan şerhlerin kaldırılması ve satış bedelinin alınarak devredilmesini kabul ve teyit ettiklerinin 1.maddede ifade edildiği, 2.maddede, davalı ...'in davacıdan veya davacının usulüne uygun olarak yetkilendirdiği 3.kişiden sadece şerhin kaldırılmasına ilişkin talimat alacağı, verilen vekaletname ile ... hizmetleri yerine getireceği, davacının davalıya şerhlerin kaldırılması veya sözü geçen dairelerin satışı başına 500,00 ABD Doları ve KDV karşılık gelen yasal ücreti ödemeyi kabul ettiği, 4.maddede, yasal ücretin son kullanıcı veya davacı veya davacı tarafından yetkilendirilecek 3.kişi arasında yapılacak parasal işlem ile aynı zamanda tamamen ödeneceği veya son kullanıcının alım bedeli üzerinden düşüleceği, sözleşme süresinin 18 ay olduğunun 5.maddede belirtildiği, 7.maddede ,davacı müvekkilin ,hiçbir koşul altında davalıdan yoksun kalınan kar, gelir kaybı veya yoksun kalınan fırsat maliyetleri niteliğindeki dolaylı cezalandırıcı tesadüfü veya muhtemel zarar veya alacaklardan sorumlu olmayacağına kabul ettiğine yer verildiği, taraflar arasında 15.07.2009 tarihli yine adi yazılı şekilde ek sözleşmenin kurulduğu, ek sözleşmede 01.10.2007 tarihli hizmet sözleşmesine atıfta bulunulduğu, sözleşmede belirtildiği üzere hizmetin sadece şerhlerin tapudan kaldırılması ve satış bedellerini alınarak devredilmesini içerdiği ancak tarafların hizmetin içeriğini ...'in müvekkili adına iptal koşullarını asıl sözleşme kapsamında hak kazanılan dairelerin muhafaza edilmek üzere bölüşülmesinin müzakere edebileceği şekilde genişletmek istedikleri, davacı müvekkilin, belirlenen hizmet için banka hesabına 1.500,00 ABD Doları ödemeyi kabul ettiğine yer verildiği, sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu ve ayrıca ek sözleşmede belirtilenler dışında sözleşmede düzenlenen geriye kalan tüm maddeler, hükümler ve koşulların tam olarak yürürlükte olduğunun belirtildiği, davacı şirketin mailinden davalı ... mailine 23.09.2009 tarihli gönderilen yazıda, dairelerle ilgili bilgiler verildiği, yazı içeriğinin açık olmadığı, yazıda kahraman tarafından ..., ..., ... satıldığına ilişkin bilgi aldığını, ana sözleşmenin ... tarafından iptal edildiğini, tapu kayıtları üzerindeki şerhlerin tutmaya devam etmiş olmasına rağmen bu yükleri söz konusu dairelerin üzerinden kaldırması gerektiğini, hangi dairelerin muhafaza edilmesini istediğini bildirmesinin ifade ediliği, 21.01.2010 tarihli mailde davacı yetkilisinin davalı...'ya cevaben vermiş olduğu mailde, bugün kaldırdım saygılar mailine istinaden, davacının kendi göndermiş olduğu satışın gerçekleşmesini sağlamak için ... üstündeki şerhi kaldırabilir misin mailini ekleyerek teşekkür ettiği, davalılar ...'in 05.03.2010 tarihli mail ile davacı şirket yetkilisine kasa defteri güncellemesi adı altında mail gönderdiği ekler olarak Zekeriyaköy Kasa Defteri yazdığı, ... adı altında direktör ... - Türkiye şeklinde ünvanın yer aldığı, davalılardan ...'in 1 nolu parsel üzerinde mevcut olan bağımsız bölümlerden 15.09.2010 tarihinde satın almış olduğu, bağımsız bölümlerle ilgili tapu kayıtları üzerine ... AŞ tarafından ipotek tesis edildiği ayrıca bağımsız bölümler üzerinde çok sayıda ihtiyati hacizlerin yer aldığı, adı geçen davalının birden fazla bağımsız bölümü tapuda satın almış olduğu, davalılardan ...'ın da dava konusu 1 nolu parsel üzerinde yer alan dubleks konut niteliğindeki 26, 27 bağımsız bölümleri 29.11.2010 tarihinde satın almış olduğu, ... AŞ şirketi tarafından bağımsız bölümler üzerinde ipotek tesis edildiği, dava dışı ... tarafından davacı şirket yetkilisine 13.12.2010 tarihinde gönderilen mailde, Eyüp ve Sarıyer Tapu Müdürlüklerine gittiğini, tapu senetleri ve kayıtlarını mümkün olduğunca incelediğini, kayıtların kamuya açık olduğunu buna rağmen sadece kayıtlarda görünen maliklerin kayıtlı bilgilerini ve senetlere ekli belgelerin örneğini alabildiğini, öncelikle mülkiyetinin ... İnşaat'tan ...'e ... aracılığıyla ... tarafından konulan şerhler kaldırılmış olarak devrini teyit eden senetleri incelediğini, mülkiyeti devreden senet kayıtlarının 5 tanesini inceleyebildiğini, ...'in adamı ...'a devredilen diğer iki tanesinin kayıtlarını bulamadığını, kontrol ettiği kayıtlarda ...'ın (Kahraman'ın şoförü), senetleri ...'in temsilcisine devreden ... İnşaat'ın temsilcisi olduğunu gördüğünü, kendince yeni bir bilgi ve açıkça ...'in ... İnşaat yakın ilişkisi ve yetkisini gösterdiğini, ... ve ...potek sözleşmesininde dairelerin yeni sahibi olduğunun kayıtlara eklendiğini, taşınmazın zemin planlarının 2008'de yapıldığını gösteren senetleri görebildiğini, .... bölgesinin senetlerinde ...'in malik gözüktüğünü, senetlere göre inşaatın olmadığını boş bir arazi olduğunu belirterek yarınki toplantı öncesinde bu bilgilerin konuyu daha açık hale getirdiğinin ifade edildiği, mailin Av. ... adıyla düzenlenmiş olduğu, davalı ... tarafından davacı şirket yetkilisine 25.11.2010 tarihinde gönderilen mailde, ...'nin ana sözleşmesinin ilgili belgelerinin 27 Ağustos tarihinde ... ile .... arasında imzalanan yeni sözleşmeyi ekte bulunabileceği ...'e karşı bütün yükümlülükleri yerine getirdiğini ve 250.000,00 TL alacak avansı olarak 350.000,00 TL'yi ödediklerini, işlemleri gerçekleştirdikleri dairelerin ... Projesinin finansmanından ihtiyaç duyulabilecek daha fazla kaynak için teminat olarak değerlendirildiği, ... ile 1,5 milyon TL'lik kredi limitleri bulunduğu konusunda bilgilendirmek istediklerini, projeyi hızlandıracaklarını, yılbaşından önce 21 ve 23 nolu kısımlar için inşaat izni alınacağının belirtildiği, davacı şirket yetkilisi davalı ...'e göndermiş olduğu 29.11.2010 tarihli mailde konuşmalarına ve e-postaya istinaden ..., ..., ... ve kendisi ile ilgili taraflarınca özel bir yetkilendirilme yapılmaksızın hukuki işlem yapılmasını istemediğini beyan ettiği, 10.12.2010 tarihli davacı mailinde davalı ...'e gönderildiği konusunun ise 25 Kasım tarihli e-postadan beri durumların yeniden gözden geçirildiği, ortak yatırımcıların ayrıca diğer yatırımcıları da getirdikleri onların pozisyonlarının koruma yükümlülükleri olduğu, şuan için ... ve ... ile beraber zavallı yaşlı ...'dan söz etmediğini, ...apartmalarının tapusunu tamamen yetkisiz bir işlemle... ve onun iş arkadaşı adına devrettiklerini, 30 Eylül tarihinde kendisinin anlaşmanın dışında kaldığı konusunda bilgilendirdiler ise de kendisinin bilgi ve rızası olmaksızın ... ile birleşerek ...'den vekalet aldıklarını, şerhi kaldırdıklarını 15 Eylül tarihinde 7 taşınmazdan 5'nin karşılığında kredi alındığını şuanda fark ettiğini, 25 Kasım tarihinde konuştukları halde kendisinin herhangi bir şekilde bilgilendirilmeden ve üç gün boyunca telefonlara çıkılmayarak 29 Kasım tarihinde ... ile birlikte 2 taşınmazın daha devrinin gerçekleştirildiğinin ...'in anlaşmaya ne kadar az katkı yaptığı ve 15 Eylül'den beri kendi parasının ... finanse etmek için kullanabildiklerinin açıkça ortada olduğunu, taşınmazlar karşılığında toplanan paranın/alınan kredinin kendisinin görebileceğini ve bir nevi kontrolünde olan bir hesaba aktarılmasını istemesinin sebebinin toplanan paranın/alınan kredinin sorumluluğunun kendisinde olduğunu, kendisinin sözleşme sureti ile banka hesap suretlerinin ihtiyacı olduğunu belirttiği, 25.10.2010 tarihli daha önceki gönderilen mailde de davacı şirket yetkilisinin ...'e göndermiş olduğu mailde ... Daireleri ile ilgili çözmesi gerektiğini, ...'ın kendilerine satılamayan daireleri sattığını, bütün dubleksleri kendisine bıraktığını, ciddi şekilde düşündüğünü ve konuşup en kısa sürede dönüş yapılmasını talep ettiğini, ... tarafından 05.11.2010 tarihli davacı şirket yetkilisine gönderilen cevabı mailde, şehir dışında olduğunu, geri döndüğünde konuşalım şeklinde beyanda bulunduğu, davacının bir gün öncesi göndermiş olduğu mailde, ... ile ... hakkında problemleri olduğunu ve konuşmak istediğini belirttiği, ... tarafından 12.10.2010 tarihinde davacıya gönderilen mailde ... konusunda beyanda bulunduğu yazı içeriğinde projenin sözleşmelerini yeniden okuduğunu, projenin anlaşma bedelinin 4.160.000,00 ABD Doları değerinde olduğunu, 1.218.000,00 ABD Doları tutarındaki ön ödeme dahil olmak üzere sözleşme bedelinin yaklaşık yarısının ödendiğini, ödemelerin durdurulması nedeni ile ...'in sözleşmeyi feshetmek istediğini, daireleri paylaşmak konusunda konuşmaya başladıklarını (14.07.2009- 15.09.2009 tarihli e-postalar) ancak daha sonra fesih bildiriminin alınmasına rağmen projeye devam ettiklerini ve şimdi henüz satılmamış olan daireler konusunda memnun olmadıklarını söylediklerini, ...'in bu konu ile uğraşmaktan ve ödenmeyen bedel dolayısıyla sözleşmenin ihlali için anlaşmanın taraflarını dava etmekten memnun olmadığını söylediğini, sözleşmenin tarafının kendisi olduğunu ... meselesinin ayrı ve muhtemel aynı şekilde uğraşılmayacak bir konu olduğunu, kendisinin ...'in avukatı olsaydı sözleşmenin ihlali dolayısıyla taraflarına dava açacağını ve gelecekteki her türlü uyuşmazlıkların çözümünü teminat altına almak için satılmamış daireler üzerine tedbir koyacağını bu da mahkeme kararını bekleyeceğini ve dairelerin satılamayacağı anlamına geldiğini, ...'in aleyhlerine bu davayı açmak isterse her ne pahasına olursa olsun bu ilişkinin kötüleşmesine izin vermeyeceklerini proje kapsamında Kahraman'ın bahsettiğini, bankanın proje için hak sahibi olacağından dolayı her türlü davayı açabileceğini doğal olarak kararların davacı ve ... tarafından verileceğini, kendisinin sadece mahkemeye gitmeden duruma hukuka uygun olarak güvence altına almak için öneride bulunabileceğini belirttiği, davacı şirket tarafından daha sonraki aşamalarda yazışmaların gerçekleştirildiği, dava dışı avukat tarafından 09.01.2012 tarihinde davacı şirkete gönderilen mailde, toplantının başında ...'in anlaşmaya yanaşmadığını, ödemeyi yaptıklarını belirttiğini, geçen sene ... ile tartıştıkları konuyu aktardığını, ...'in 16 ocakta tüm tarafların bir araya gelerek konuyu tartışmaları gerektiğine ikna olduğunu, konusu ile ilgisi olan diğer kişilerin toplantı yapacaklarına söz verdiklerini, bununda ...,...' e ve ...'yı toplantıya davet etmeleri gerektiği anlamına geleceğini, bu konu ile tüm tarafların bir araya gelerek paranın nereye gittiği, bu konuda kimin kusuru, ihmali veya kötü niyetli olduğunun anlaşılacağını, barışçıl yollardan çözmek adına gelecek hafta yapılan toplantının son adım olduğu, çözülmez ise tartışmaya hazır olduklarını belirttiği, 17.01.2012 tarihli davacı şirketin mailinde ...'ı aradığını, ...'in ofisinde ...Dairelerinin iadesinin ayarlanmasını sağlamak için toplantı ayarlandığını söylediğini, ... ile kendi uyuşmazlığının olduğunu ve toplantıya katılmak istemediğini söylediğini, SPK veya BDDK açıklanması durumunda ... için cezai takibat ile sonuçlanabilecek problemler doğurabilecek belgeleri elinde bulundurduğu ve diğer hususlara yer verildiği, davacı vekili tarafından daha sonraki aşamada iş bu davanın açılmış olduğu, mahkemece davacı vekiline değişik celselerde dava dilekçesini açıklanmasına ilişkin süre verildiği, davacı vekilinin bu yönde dosyaya ibraz etmiş olduğu 15.06.2015 tarihli dilekçede, müvekkilinin davalı ... ile diğer davalılar ... ve ...'ın bünyesinde faaliyet gösteren ve müvekkiline çeşitli yatırım imkanını sunan Türk Yatırım Fonunun avukatlığını yürütmesi nedeniyle tanıştıklarını, davalılar ... ve ....'nin davaya konu taşınmazların bulunduğu, ... Proje hakkında bilgilendirildikleri Türkiye taşınmazlarla ilgili düzenlemeleri bilmemeleri ve yetkili bir temsilcisi bulunmaması sebebiyle ilgili projenin yürütülmesi ve yöneltilmesine ilişkin süreçler hakkında danışmana ihtiyaç duyulması üzerine ...'in sürece dahil olduğunu, dolaylı yetkilendirilen inançlı vekalet sözlemesinin imzalandığını, 15.09.2010 tarihinden davalılardan ...'e satışı yapılan 5 adet gayrimenkulün devir işlemleri ile 29.11.2010 tarihinde davalılardan ...'a satışı yapılan iki adet gayrimenkulün devir işlemleri öncesinde mutat uygulamaya aykırı olarak şirketin haberdar edilmediği gibi satıştan sonra ... ile defalarca görüşme ve yazışma olmasına rağmen müvekkilinin satışlar hakkında bilgilendirilmediğini, bilerek müvekkilinden gizlendiğini, ...'in bu eylemlerinin sadece tek başına değil diğer davalılar ile iş birliği içerisinde hareket ederek davacının TBK 509 maddesi gereği kanuni bir temlik sonucu alacak hakkına sahip olduğu, 7 adet taşınmazının muvazaalı olarak diğer davalılar ... ve ...'a satılmasına sebep olduğu, ...'in hukuki temelini TBK'daki vekalet hükümlerinin oluşturduğunu ayrıca inançlı vekil olarak sadakat ve özen yükümlülüğünün ağır şekilde ihlal ettiğini, müvekkilini, ... İnşaat ve davalılar ... ve ....'nin tanıştırdığını, sözleşmenin imzalanması ile sonuçlanan süreci ise bizzat ...'in uyguladığını, ... Projesinin davalılar ... ve ...'ın ortağı olduğu yatırım şirketlerinden ... ortak girişimi olduğunu, bu nedenle davalı ... inşaatın müvekkilini tanımamasının mümkün olmadığını, davalı ... İnşaata yöneltilen husumetin var olan sözleşme ilişkisi olmayıp haksız fiil temeline dayandığını, davalı ...'nın sözleşmeyi kendi adına değil müvekkili ile aralarındaki inançlı vekalet ilişkisi kapsamında müvekkili hesabına yaptığını, muvazaalı satışların davalı inşaat şirketi tarafından davalı ....'in şoförü davalı ...'a verilen vekaletname ve ... İnşaat adına ve hesabına gerçekleştirildiğini belirtmiş olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, tarafların delillerini ibraz etmesi ve celbi gereken delilleri dosya içerisine celp ettikten sonra, taraf tanıkları dinlenilerek bilirkişi raporları alınmıştır.24.05.2017 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ... zapta geçen beyanında; davacı şirketin ortağı olmadığını, projelerde birlikte çalıştıklarını, işlerin yapıldığı dönemde şirkette yönetici olduğunu, Londra'da çalışan ... ile ...'in İskoçya'da birlikte okudukları yatılı okulda arkadaş olmaları nedeni ile görüştüklerini, şirkete İstanbul'da gayrimenkul geliştirme konusunda iş olanağı olduğunu bu nedenle İstanbul'a gelinmesi gerektiği, kendilerine güven duygusu verdiğini, davacı şirketin Londra'da büyük bir şirket olduğunu, İstanbul'a geldiklerini, ..., .... ile toplandıklarını, ...'ın ... isimli şirketi olduğunu, birkaç gün içerisinde ... ile görüşmeler yaptıklarını, Nişantaşı'da her üçünün birlikte çalıştığı ofiste görüştüklerini, daire kiraladıklarını ve ...'nin Türkiye'de kalmasına karar verdiklerini, proje gereğince... beldesinde...Projesinin ...'in .... Projesinin yanında olduğunu, boş arsa olduğunu, taraflarına yatırım belgesi verildiğini, ... İnşaat'ın yetkilileri ile kendisi ve avukat eşinin görüştüğünü, baba ve oğulun yabancı dil bilmediği için aynı büroda avukat olarak çalışan ... aracılığıyla ile iş yaptıklarını, yapılan ödemelerin Londro'daki banka kanalı ile avukat ... hesabına, ... inşaat'ın ...'daki hesabına yaptıklarını, paranın bir kısmını şirketin Türkiye'deki hesabına yatırdığını, İngiltire'de iş yapılacağı zaman paranın avukatın hesabına yatırdığını, banka kayıtları ve banka transfer kayıtlarının olduğunu, ...'nın tüm belgeleri düzenleyip imzalamak üzere mail ya da posta ile kendisine gönderiyordu ya da Londra'ya getirdiğini, toplam proje değerinin 4.milyon USD olduğunu, paranın %30 peşin verdiklerini her ay taksitler halinde ödemeler yaptığını, inşaattan kendilerine düşen 30 dairenin satışını da ... ve...'nin yapacağı, her daire satışı için %2 komisyon ödeyeceklerini, ancak satışların başarılı olmadığını bunun üzerine satış ofisi açtıklarını, düşen dairenin 23 tanesini sattıklarını, her bir daire için ...'ya 500,00 USD ödediklerini, inşaat başlangıcında yapılan anlaşmaya uymayarak ... İnşaatın daireleri m2 olarak düşük yaptığını, bunun satışı geciktirdiğini, görüşmelerde babanın durumu kabul ettiğini, başlangıçta 30 dairenin bedeli 4.milyon dolar olarak belirtilmiş iken 3.5 milyon dolara düşürüldüğünü ve ödemenin bu şekilde değiştirildiğini, her daire satışı sonucunda ... İnşaata olan borcu ödediklerini, ...'ı daha önceden tanımadığını, ...'in ...'ın tanıştırdığını, satılan iki daireyi Kasım ayında öğrendiğini, onayı ve bilgisi olmaksızın satıldığını, satış için herhangi bir paranın el değiştirmediğini, ...'e satılan 5 dairenin daha önceden satılmasına rağmen bu durumu fark etmediklerini, ... İnşaatla başlangıçta 4.060 milyon USD ve masraflar için anlaştıklarını, peşin %30 ve masrafları ödediklerini, dairelerin küçük yapılması nedeni ile yeni bir anlaşma yapıldığını, davalı şirkete 3 milyondan fazla ödeme yaptıklarını, nihai anlaşmaya göre 3.500.000,00 USD ödeyerek 30 daireyi alacak olmalarına rağmen 23 daire aldıklarını, 7 dairenin ... İnşaat üzerinde olduğunu bu nedenle 7 daire için hakları olduğunu, davalı açelya'nın sözleşmeyi imzalarken davacı şirketin onayını almayı beyan etmiştir.Davacı tanığı ... aynı celsedeki beyanında; davacıyı temsil eden hukuk bürosunda 2015 yılına kadar avukat olarak çalıştığını vekil olarak temsil ettiğini, 2010 yılında şirket yetkilisinin talebi ile işlerle ilgilenmeye başladığını, görüşmeler yapıldığını, talebi doğrultusunda ofis olarak satış vaadi taslağı düzenlediklerini, ...'e ve avukatına gönderdiklerini, görüşme yaptıklarını ancak ... görüşme sırasında dairenin 5 tanesinin kendi üzerinde olduğunu, 2 tanesinin çalışanı ... adına kayıtlı olduğunu ifade ettiğini , ihtarname çektiklerini ve 7 dairenin ... İnşaat tarafından satışının gerçek satış olmadığının ... ve .... tarafından kendisine söylendiğini beyan etmiştir. 07.09.2017 tarihli celsede dinlenen davalı ... İnşaat tanığı ...007-2013 yılları arasında ... İnşaatta çalıştığını, tapu işlemlerini yaptığını, her satış sırasında şirket tarafından ayrı vekalet verildiğini, işlemler sırasında avukat ...'nın şerhi kaldırdığını, kendisininde tapuda satış işlemini yaptığını beyan etmiştir. Ayrıca tek muhataplarının ... Hanım olduğunu ifade etmiştir. Davalı tanığı... beyanında; inşaat bitimine kadar şirkette çalıştığını, şirketin amcasına ait olduğunu, kendilerinin muhatabının sadece ... Hanım olduğunu, ... Hanımın taşınmazın satılacağını söylediğinde şerhi kaldırdığını, kendilerininde 3.şahsa satışı yaptıklarını, ...'i ... Hanımla birlikte ofise gidip geldikleri için tanıdığını, inşaatları tamamladıklarını, 4 proje yaptıklarını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; davalı .... ile birlikte...'e ait şirketlere çalışırken tanıdığını, kendisinin bu şirkette operasyon direktörü olarak görev yaptığını, sonra ayrıldığını, davalı ...'ın kendisine gelerek taşınmaz yatırım yapmak istediğini söylediğini ve araştırmasını talep ettiğini, kendisine bilgi verdiğini, kredi alarak satın alacağını söylediğini, iki taşınmazı satın aldığını belirtmiştir.Davalı ... tanığı ... beyanında; davalı ...'ı İTÜ öğrenciliği sırasında tanıdığını, davalının ... bölgesinde bir fırsat bulduğunu bu nedenle iki daire satın almak istediğini söylediğini ve kredi alacağını söylediğini, taşınmazları alabilecek gücü olduğunu bildiğini, ödeme sırasında büyük zorluklar yaşadığını ve bu nedenle sattığını beyan etmiştir. 01.02.2016 tarihli fen bilirkişisi raporunda; 7 taşınmazın bölgedeki merkezlere mesafi ve sonuç olarak İstanbul Eyüp ilçesi, ... köyü ... ada ... parsel sayılı 4.779,31 m2 alanlı, altında dükkanı olan a,b,c, bloklu betonerme apartman binası ve arsa vasıflı taşınmazın ... köyünün merkezinde 4 tarafı yollarla çevrili, İstanbul'un üst gelir grubunun tercih ettiği ve yaşadığı bölge olduğu, bölgede planlı yapılaşma olduğu, belediye hizmetlerinin yararlanabilindiği, her türlü ulaşımı olduğu, AVM merkezlerine yakın olduğu belirtilmiştir. 27.06.2016 tarihli bilirkişi heyet raporlarında ise; sözleşmelerin akdedilmesinden sonra, 2010 yılından itibaren, davacının ödeme güçlüğüne düşmesi nedeniyle, ödemelerini zamanında yapmadığı; bu nedenle de davalı/... inşaat'ın davalı/... ile arasındaki Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesini, işbu sözleşmenin 5'inci maddesinin 1'inci fıkrası hükmüne istinaden haklı olarak feshettiğinin anlaşıldığı, davacı, şu anda incelenen işbu davada ise, “Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinde belirtilen taşınmazlardan 7 tanesinin mülkiyetinin takyidatsız alarak kendisine devrine (kendi adına tesciline) ya da bu mümkün değilse bedellerinin kendisine ödenmesine” karar verilmesini talep ettiği, dava konusu 7 adet dairenin müşterilere satıldığı ve mülkiyetinin devredildiği anlaşıldığından, kanaatlerine göre davacının artık, bu dairelerin kendi adına tescili talebine hak kazanamayacağı, zira kural olarak iyiniyetli olarak söz konusu daireleri satın ve teslim almış olan bu müşterilerin bu daireler üzerinde mülkiyet hakkı kazanmış olduklarından, bu kazanımlarının korunacak ve dolayısıyla da bu müşterilerden söz konusu daireleri davacıya devretmelerinin istenemeyeceği, (TMK.md.1023). Bu nedenle de davacı olsa olsa, dava konusu 7 adet dairenin müşterilere satımı sonucunda müşterilerden tahsil edilmiş olan satım bedellerinin kendisine ödenmemiş olması nedeniyle uğramış olduğu zararın tazminini talebe hak kazanabileceği, davacının talep edebileceği zararın tutarının ise, söz konusu dairelerin müşterilere müşterilerden fiilen tahsil edilmiş olan satış bedeli tutarı ya da bu tutarın tespiti mümkün değilse söz konusu dairelerin satış tarihindeki piyasa fiyatı tutarı kadar olacağı, davacının, dava konusu 7 adet dairenin müşterilere satışından tahsil edilmiş olan satım bedeli tutarlarının kendisine devredilmemiş (ödenmemiş) olması nedeniyle uğradığı zararın tazminini, davalı/...'den (01.10.2007 tarihli Sözleşmeyle aralarında kurulmuş olan akdi ilişkile istinaden) talep etme hakkına sahip olabileceği, ancak bu hakka sahip olması için, işbu 7 adet dairenin Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinde belirtilmiş alan bedelleri tutarı olan (215.000 * 225.000 4 210.0004 230.000 4 175.000 4 165.000 4 185.000 USD -) 1.405.015 USD'nin tamamını davalı/...'e ve/veya doğrudan doğruya davalı/... İnşaat'a ödemiş olması gerekeceği, eğer bu bedelin tamamını değil de bir kısmının ödemiş ise, bu durumda da ödediği miktara tekabül eden dairelerin kendisine devredilmemiş olması nedeniyle uğramış olduğu zararın tazminini davalı/...'den talep etme hakkına sahip olacağı, davacının, söz konusu Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinin tarafı durumunda olmadığından ve dairelerin maliki olan davalı/... İnşaat ile herhangi bir başka sözleşme de akdetmemiş olduğundan, kural olarak dava konusu dairelerin mülkiyetinin devrini davalı/... İnşaat'dan talep etme hakkına sahip olmayacağı, böyle olmakla birlikte davacı, davalı/... İnşaat'a ödeme yapmış ise, bu durumda artık davacının da, söz konusu Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinin tarafı 'haline geldiği ve bu nedenle de, ödediği miktara tekabül eden dalrelerin kendisine devrediimemiş olması nedeniyle uğramış olduğu zararın tazminini davalı/... İnşaat'dan da talep edebileceğinin kabul edilmesi gerektiği, zira böyle bir durumda davalı/... İnşaat'ın “davacı Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinin tarafı olmadığı için davalı/... İnşaat'ın davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun olmadığını” iddia etmesi olayın hal ve şartlarında MK.md.2 anlamında hakkın kötüye kullanılması oluşturacağı, davacının dava konusu 7 adet dairenin Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinde belirtilmiş olan bedelleri tutarı olan (215.000 4 225.000 * 210.0001 230.000 4 175.000 * 165.000 4 185.000 USD
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekili ile davalılardan ... ve ...vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile ve peşin karar harcının 615,40 TL'lik bölümünün Hazineye gelir kaydına; fazla alınan 82.146,60 TL harcın, talibi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,3-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına4-Davalı ...tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına 5-Taraflarca sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,6-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,7-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.