T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/71
KARAR NO:2025/491
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/06/2021
NUMARASI:2018/1100 E. - 2021/442 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin daha önce ...-... adıyla faaliyet göstermekte iken unvan değişikliği ile ... Şti. adını aldığını, taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirketin davalı taraftan alacaklı olduğunu, davalı tarafın borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili için ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, takip dosyasında talep edilen 153.254,80 TL tutarından takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek, şimdilik 40.000,00 TL yönünden itirazının iptaline ,takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin 2016 yılı başından 2017 yılının sonuna kadar sadece ... ile konusu örme kumaş olan ticari ilişkide bulunduğunu, müvekkilinin tüm ticari ilişki süresi içerisinde hiçbir zaman ... Ltd. Şti. ile bir ticari ilişkisi olmadığını, bu nedenle bu firma yönünden husumet itirazlarının olduğunu, müvekkilinin banka hesabından ... banka hesabına ödemeler yapıldığını, davacı tarafın müvekkiline verdiği 29.05.2018 tarihli mutabakat cari hesap ekstresinde borcun 40.009,24 TL olarak göründüğünü, bu tarihten sonra da müvekkilinin ... hesabına ödemeler yaptığını, müvekkilinin kendi hesap ve bilgilerinde borcun 19.385,00 TL olarak göründüğünü savunarak, davanın reddi ile % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki tespit ve değerlendirmeler ile son rapordaki hesaplamaya yönelik tespitin hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunun tespiti ile davaya konu... sayılı dosyasındaki 29.08.2018 tarihli icra takibinde; takip alacaklısı olarak ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. (...-...) olarak yer alan davacının huzurda görülen itirazın iptali davasında da davacı olarak yer aldığı,... 09/08/2018 tarih 9639 nolu sayısında davacı yanın ...-... olan eski ünvanının ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Olarak yapılan tür değişikliğinin tescil ve ilan edildiği görülmekle, davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından tanzim edilen faturalar muhatabının davalı olduğu görülmekle, davalı yanın husumet itirazının yerinde olmadığının tespiti ile davacının faturaya dayalı alacakları için takip tarihinden önce ve takip tarihinden sonra davalı tarafından ödemeler yapıldığı tespit edilmiş olup taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında TL tutarların karşılığı olarak döviz tutarlara ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, ayrıca yine taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında herhangi bir dönemde yada yıl sonunda yapılması gereken kur farkı değerlemesine ya da taraflarca tanzim edilen kur farkı faturasına da rastlanılmadığını, davacı şirket tarafından tanzim edilen TL tutarlı mal satış faturaları üzerinde sadece kur bilgisi bulunduğu görülmekle; söz konusu kurun fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru olduğu ve TL olarak tanzim edilen faturanın da davalı şirket ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu tespit edildiğini, döviz cinsinden düzenlenen çekler için, ciro edildikleri tarih itibariyle kur farkı faturası tanzim edilmesi gerektiği, böylece çekin tahsil edildiği tarihte oluşacak kur farkı için fatura düzenlenmesine gerek kalmadığını, buna göre; davacı şirket tarafından tanzim edilen mal satış faturalarında TCMB döviz satış kuru dikkate alınmış olduğundan, cari hesaba mahsuben davalı tarafından ciro edilerek davacıya teslim edilen USD bedelli çekler ile yapılan ödemelerin de TCMB döviz satış kuru ile değerlenerek cari hesaba işlenmesi gerekmekte olduğunun kabulünün gerektiği, davacı şirket tarafından 40.000,00 TL asıl alacak için yıllık %9 yasal faiz oranı talep edildiği, davacı şirketin takip tarihi itibarıyla, davalıdan talep edebileceği cari hesap alacağının 36.091,76 TL olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından 11.09.2018 tarihinde 2.000,00-TL, 22.10.2018 tarihinde 1.000,00-TL ve 28.11.2018 tarihinde 2.000,00-TL olmak üzere davacıya toplam 5.000,00 TL ödeme yapılmış olduğunun tespit edildiği sabit olmakla, davacı şirketin 36.091,76 TL miktarındaki cari hesap alacağına 29.08.2018 takip tarihinden itibaren, 2.000,00 TL nın ödendiği 11.09.2018 tarihine kadar faiz miktarı (36.091,76 TL x 13 gün x 9 / 36500 =) 115,69 TL olarak hesaplandığı, 29.08.2018 takip tarihinde; 36.091,76 TL Cari hesap alacağı, 115,69 TL Takipten sonraki faiz, 1.642,18 TL Tahsil Harcı (%4,55), 35,90 TL Başvurma Harcı, 5,20 TL Vekalet Harcı, 4.320,09 TL Vekalet Ücreti olmak üzere toplam 42.210,82 TL olduğu, toplam alacaktan 11.09.2018 tarihinde yapılan 2.000,00 TL ödemenin tenzili neticesinde 40.210,82 TL kalan alacağa 11.09.2018 tarihinden ikinci ödeme 22.10.2018 tarihine kadar 41 günlük %9 yasal faizi (40.210,82 TL x 41 gün x 9 / 36500 =) 406,51 TL olup, 22.10.2018 tarihinde toplam (40.210,82 + 406,51 – 1.000,00 =) 39.617,33 TL kalan alacak tutarı belirlendiği, davacının 22.10.2018 tarihi itibarıyla hesaplanan 39.617,33 TL alacağına dava tarihi olan 22.11.2018 tarihi itibariyle faiz miktarı (39.617,33 TL x 31 gün x 9 / 36500 =) 302,83 TL olarak hesaplandığı, davacı şirket alacağı, 22.11.2018 dava tarihi itibarıyla toplam (39.617,33 TL + 302,83 TL =) 39.920,16 TL olduğu, dava tarihinden sonra davalı tarafından 28.11.2018 tarihinde yapılan 2.000,00 TL ödemenin infazda dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmış olmakla davacının davasının kısmen kabulüne, davalı tarafın ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 39.920,16 TL asıl alacak bakımından iptaline ve takibin bu miktar bakımından devamına, dava tarihinden sonra davalı tarafından cari hesaba istinaden yapılan 2.000,00 TL'lik ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, hüküm altına alınan 39.920,16 TL asıl alacağa en son ödeme tarihi olan 28.11.2018 tarihinden itibaren % 9,00 ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, hüküm altına alınan 39.920,16 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 7.984,03 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 39.920,16 TL asıl alacak bakımından iptaline ve takibin bu miktar bakımından devamına, dava tarihinden sonra davalı tarafından cari hesaba istinaden yapılan 2.000,00 TL'lik ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Gerekçeli kararın 7. sayfasında görüleceği üzere dosyanın istinafa gitmeden önce icra dairesinin dosya borç hesaplamasına girildiğini, gerekçeli kararda bu hesaplamanın yapıldığını, kararın hatalı olduğunu, 42.210,82 TL'den ödemeler indirilerek esas alacağın 39.920,16 TL olarak belirtildiğini, bunun külliyen hatalı olduğunu, hesaplanan miktarın içerisinde görüldüğü üzere tahsil harcı, başvurma harcı ve icra vekalet ücretininde olduğunu, mükerrer tahsilat yapıldığını, icra inkâr tazminatının adalete uygun olmadığını iddia ederek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, mükerrer tahsilata neden olacak şekilde hüküm verilip verilmediği ile icra inkâr tazminatının kabulünün yerinde olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına ticari satım konusu faturalar düzenlendiği, faturaların tekstil ürünü kumaş cinslerine ait olduğu, davacı şirketin davalı şirket hakkında, ... sayılı dosyasında 28.08.2018 tarihinde 150.000,00 TL tutarındaki cari hesap alacağı ile 3.254,80 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 153.254,80 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, harca esas değer 40.000,00 TL üzerinden itirazın iptali istemi ile iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.Taraflarca delillerin dosyaya ibraz edilmesi ile birlikte bilirkişi incelemesi sonucu rapor ve ek raporlar alınmıştır.10.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda; incelenen davacı ve davalı şirkete ait 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtların noter tasdiklerinin davacı şirket tarafından usulüne uygun şekilde yapıldığı, davacı ticari defterlerinin delil niteliğinde olduğu, davalı şirkete ait 2017 yılı ticari defterlerinin kapanış noter tasdikinin yaptırılmamış olduğu, davacı şirket tarafından tanzim edilen fatutaların tamamının taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, davalı şirket tarafından USD ve TL bedelli çekler ile davacıya yapılan ödemelerin taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, ancak USD bedelli çekler için taraflarca farklı kurgulanmış olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki cari hesap bakiyesinde 113.603,16 TL kur farkı bulunduğunun tespit edildiği, USD bedelli çeklerin taraf şirketlerin ticari defterlerinde tespit edilen kayıtlar ve kayıt tarihlerindeki Merkez Bankası Döviz Satış kuru ile hesaplanan TL karşılığı tutarların sunulduğu, davalı şirket tarafından dosyaya sunulan, davalının ...bank ... şubesinde bulunan barıka hesabına ait 01.01.2016 - 14.03.2016 tarih aralığındaki hesap hareketlerinde tespit edilen ve davalı tarafından incelemeye sunulan 2018 yılı ticari defter kayıtlarında tespit edilen ödemeler dikkate alındığında; davacı şirketin 29.08.2018 takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği alacak tutarının hesaplanmış olduğu, bu tespitlerin ışığında; davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalıdan 36.091,76 TL cari hesap alacağını talep edebileceği sonucuna ulaşıldığı, takip tatihinden sonra davalı tatafından davalıya yapılan ödemeler; 11.09.2018 tarihinde 2.000,00 TL, 22.10.2018 tarihinde 1.000,00 TL, 28.11.2018 tarihinde 2.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL olduğu, bu tutarın icra dosyası infaz aşamasında tenzil edilmesi gerektiği, taraf şirketler arasındaki ticari alım-satım ilişkisi çerçevesinde; taraflarca tanzim cdilen faturaların ve davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin, taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde; davalıdan 31.12.2017 tarihi itibariyle 65.988,18 TL alacaklı durumda olduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında; davacı şirkete takip tarihi itibariyle 24,385,00 TL borçlu durumda olduğu, taraflar arasındaki ticari faaliyetin cari hesap yürütüldüğü, rapor içerisinde açıklandığı üzere; davacı şirketin, davalıdan 36.091,76 TL cari hesap alacağını talep edebileceği, takip tarihinden sonra davalı tarafından cari hesaba istinaden toplam 5.000,00 TL ödeme yapılmış olduğu, bu tutarın icra dosyası icra dosyası aşamasında dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.Davacı vekili rapora itiraz dilekçesinde; bilirkişinin davalı şirketin fatura borcuna istinaden 28.000,00 TL ödendiğine ilişkin görüşünün hatalı olduğunu, herhangi bir ödeme yapılmadığını, takip tarihinden sonra toplam 5.000,00 TL yapıldığına dair değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek, ek rapor alınmasını dosyanın bilirkişiye gönderilmesini ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; reel ticari faaliyette USD çekleri ödenirken bankaya gidilip USD almak istenildiğinde o günkü kurdan satış yapıldığını, ödedikleri tarihteki kurlara göre yapılan hesaplamalara istinaden çıkan 8.706,72 TL'lik farkın karşı tarafa fatura etmeleri ve tutardan düşmeleri gerektiğini belirterek, yeniden hesaplama yapılmasını talep etmiştir. 29.07.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı şirket tarafından tanzim edilen mal satış faturalarının TL tutar olarak tanzim edilmiş olduğu ve taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarına TL fatura tutarlarının işlenmiş olduğu, söz konusu TL faturaların döviz karşılığı olarak döviz miktarını gösteren herhangi bir kayda rastlanılmadığı, söz konusu fatura bedellerine karşı, davalı tarafından davacıya TL ve USD bedelli çekler verilerek ve davalının banka hesabından davacı banka hesabına TL olarak EFT yapılarak ödenmiş olduğu, taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında USD bedelli çeklerin 'TL. karşılığı olarak farklı kurlar ile değerlenerek kaydedilmiş olduğu, bu sebeple kur farkı oluştuğu, davalı tarafından tanzim edilen iade faturalarının USD tutar olarak tanzim edilmiş olduğu, faturalar üzerinde TL karşılığının belirtildiği ve taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarına TL tutarlarının işlenmiş olduğu, söz konusu faturaların döviz miktarını gösteren herhangi bir kayda rastlanılmadığı, neticede; tarafların ticari defter kayıtlarında fatura bedellerinin TL tutar olarak kaydedilmiş olduğu, fatura bedellerine istinaden bir kısım ödemelerin TL olarak yapılmış olduğu, bir kısım ödemenin ise USD bedelli çekler ile yapılmış olduğu, davalı tarafından davacıya teslim edilen USD bedelli çeklerin taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarına farklı kurlar uygulanarak kaydedilmiş olması sebebiyle cari hesap bakiyesinde kur farkından kaynaklanan 13.603,16 TI. fark olduğunun tespit edildiği, davalı şirket vekili itiraz dilekçesinde; T'K-BK ve VUK göre muhasebe kayıtları oluşturulurken USD çekinin ödendiği tarihteki MB efektif döviz satış kurunun dikkate alınması gerektiğini, kur farkı çıkan olaylarda iki firma birbirlerine kur farkı faturası keserek hesaplarını ödeme yapmadan kapatmaları gerektiğinin beyan edildiği, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında TL tutarların karşılığı olarak döviz tutarlara ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, ayrıca yine taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarında herhangi bir dönemde yada yıl sonunda yapılması gereken kur farkı değerlemesine yada taraflarca tanzim edilen kur farkı faturasına da rastlanılmadığı, davacı şirket tarafından tanzim edilen TL tutarlı mal satış faturaları üzerinde sadece kur bilgisi bulunduğu görülmekte olup; söz konusu kurun fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru olduğu ve TL olarak tanzim edilen faturanın da davalı şirket ticari defter kayıtlarında mevcut olduğunun tespit edildiğini, döviz cinsinden düzenlenen çekler için, ciro edildikleri tarih itibariyle kur farkı farurast tanzim edilmesi gerektiği, böylece çekin tahsil edildiği tarihte oluşacak kur farkı için fatura düzenlenmesine gerek kalmadığı, buna göre; davacı şirket tarafından tanzim edilen mal satış faturalarında TCMB döviz satış kuru dikkate alınmış olduğundan, cari hesaba mahsuben davalı tarafından cito edilerek davacıya teslim edilen USD bedelli çekler ile yapılan ödemelerin de TCMB döviz satış kuru ile değerlendirilerek cari hesaba işlenmesi gerektiği belirtilmiştir.06.02.2020 tarihli 2. ek bilirkişi raporunda; davacının takip tarihindeki alacağının 36.091,76 TL olduğu, takip tarihi ile dava tarihine kadar ödenen toplam 3.000,00 TL tutarın mahsubu neticesinde davacı alacağının dava tarihinde 33.553,27 TL asıl alacak ve 717,99 TL işlemiş faiz tutarı olduğu, dava tarihinden sonra ödenen 2.000,00 TL ödemenin infazda dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek, 19.02.2021 tarihli celsede taleplerini ıslah ettiklerini, davalının itirazının 39.920,00 TL yönünden iptaline karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili dosyaya ibraz etmiş olduğu açıklayıcı dilekçede; davacı şirketin takip tarihi itibari ile 36.091,76 TL miktarında cari hesap alacağının hesaplandığını, takipten sonraki faiz tahsil harcı, başvurma harcı, vekalet harcı ve 4.320,09 TL vekalet ücreti olmak üzere 42.210,82 TL toplam alacaktan yapılan 2.000,00 TL ödemenin tenzili neticesinde 40.210,82 TL alacaklarının kaldığını, sonuç olarak davacı şirket alacağının 22.11.2018 dava tarihi itibari ile toplam 39.920,16 TL olduğunu belirtmiştir.İlk derece mahkemesince HMK'nın 297.maddesindeki unsurları yeterince içermeyen ve bilirkişi raporlarının tekrarından ibaret karar oluşturulması usule aykırı olmuş, dosya kapmasına göre gerekçe Dairemizce oluşturulmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu ve davacı vekilinin talep dilekçesindeki açıklamasının aksine dava tarihindeki davacı alacağı olarak belirlenen 39.920,16 TL alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, dava tarihinden sonra ödenen 2.000,00 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması şeklinde hüküm tesis edilmiştir.Taraf şirket ticari defterleri ve dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibari ile davacı vekilininde açıklayıcı dilekçesinde kabul ettiği üzere 36.091,76 TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. Bu miktar alacağın varlığına yönelik davalı istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. 06.02.2020 tarihli ek raporda belirlendiği üzere, davacının takip tarihi itibariyle alacak miktarının 36.091,76 TL olduğu, takipten sonra ancak davadan önce davalı tarafından davacıya 11.09.2018 tarihinde 2.000,00 TL, 22.10.2018 tarihinde 1.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL ödendiği, bilirkişi tarafından bu ödemeler öncelikle faizlere mahsup edilerek, dava tarihi itibariyle davacının alacağının 33.553,27 TL asıl alacak, 717,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.271,26 TL olduğu hesaplanmıştır. İtirazın iptali davası açılırken, dava gününe kadar ödenmiş olan miktarların düşülerek davanın bakiye alacak için açılması gerekir. Davadan sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce infazda dikkate alınması gereken ödemelerdir.Dava tarihi olan 22.11.2018 tarihinden sonra davalı tarafça 28.11.2018 tarihinde 2.000,00 TL ödeme yapıldığı tartışmasızdır. Davanın İİK'nın 67. maddesi gereğince itirazın iptali davası olduğu dikkate alınarak, takip tarihi itibari ile davacının haklı olduğu ve ispatlanan alacak miktarından, dava tarihine kadar yapılan ödemeler düşülmek suretiyle dava tarihinde bakiye alacak olan 33.553,27 TL asıl alacak, 717,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.271,26 TL üzerinden karar verilmesi gerekirken, daha fazla bir alacağa hükmedilmesi hukuka aykırı olmuş, bu yönden davalının istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Diğer yandan, alacak sebebi ticari satıma konu olan faturalardan kaynaklanan açık hesap alacağı olup taraflarca alacak miktarı bilinmektedir. Bu nedenle mahkemece %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin icra inkâr tazminatına yönelik istinaf nedenleri yerinde kabul edilmemiş, ancak hesaplama, Dairemizce düzeltilen miktar üzerinden yapılmıştır. Davalının davadan önce yaptığı son ödeme tarihi olan 22.10.2018 tarihine kadar işleyen temerrüt faizi kısmi ödemelerle mahsup edildiğinden ve bu tarih itibariyle bakiye temerrüt faizi hesaplanıp ayrıca hüküm altına alındığından, bakiye ana para tutarına bu son ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütmek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanı esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanı esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından ... sayılı ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca kısmen iptali ile 33.553,27 TL asıl alacak, 717,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.271,26 TL alacağın, asıl alacak bölümüne 22.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine,3-Dava tarihinden sonra, davalı tarafından takip konusu borca mahsuben 28.11.2018 tarihinde yapılan 2.000,00 TL'lik ödemenin, icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, 4-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hüküm altına alınan alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 6.854,25 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.341,06 TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 35,90 TL ile harcın mahsubu ile noksan kalan2.305,16 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,7-İşbu karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktarın üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 8-İşbu karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 5.728,74 TL vekalet ücretinin davacıdan davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafından harcanan 35,90 TL peşin harç, 35,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 71,80 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,10-Davacı tarafından harç dışında yapılan toplam 1.338,90 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 1.147,00 TL'lik bölümünün davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 44,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 206,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.03.2025