T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/165
KARAR NO: 2025/476
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 04/11/2021
NUMARASI: 2020/861 Esas - 2021/765 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe davalıya 30.11.2018 tarihinde satılarak teslim edilen akaryakıt emtiasına ilişkin fatura borcunun ödenmediğini, davacı şirket etkilisinin ortağı olduğu ... San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olan ve kış nedeniyle davalının adresinde park halinde bulunan araç ve akaryakıt tankının da müvekkilinden habersiz olarak davalı tarafından satıldığını, akaryakıt satışından kaynaklanan 233.012 TL asıl alacak ve 7.631,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 240.643 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Andolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından başlatılan takibin haksız olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, fatura içeriği emtianın davalıya teslim edilmediğini, fatura konusu emtianın davalı şirketin İstanbul Kartal’da bulunan şantiyesine teslim edildiğinin iddia edildiğini, ancak müvekkilinin bu miktardaki bir ürünü depolama veya sarf etme imkanı bulunmadığını, davacı şirketin merkezinin Ardahan’da olduğunu, Ardahan’dan İstanbul'a satıldığı iddia edilen motorine ilişkin, güzergah boyunca geçilen yerlere ait geçiş evraklarının, sevk irsaliyelerinin ve teslime ilişkin imzalı diğer belgelerin sunulması gerektiğini, gerçekten satılarak teslim edilmiş bir ürün bulunmadığından bu belgelerin sunulamayacağını, davalı şirketin muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya süresinde itiraz edilemediğini, tek başına bu hususun fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediğini, motorin emtiasının süresinde ve ayıptan ari şekilde teslim edildiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut Olayda davacının davalıya akaryakıt satışı nedeni ile davalıdan alacaklı olduğuna dair davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının başlatılan takibe itiraz ettiği, davacının yapılan itiraz ile duran takibin devamı için süresinde mahkememize itirazın iptali davası açtığı, davalının savunmasında davacının müvekkiline dava ettiği akaryakıtı teslim etmediğini savunduğu, bilirkişi inceleme raporunda davacının ticari defter ve kayıtları açılış ve kapanış tasdiklerinin usulune uygun yapıldığı, davacının tüm faturaları vergi dairesine BS form beyanında bildirimini yaptığı, davacının defter ve kayıtları uyarınca davalıdan talebe bağlılık ilkesi gereğince 233.012,00 TL asıl alacaklı olduğu davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının usulune uygun yapıldığı ancak kayıtların nizami şekilde tutulmadığı, davacının düzenlediği davaya konu edilen faturaların davalı tarafından davalının usulune uygun tutulmayan ticari defter ve kayıtlarına kaydedildiği, davalının davacıya 233.014,84 TL borçlu gözüktüğü anlaşılmaktadır. Davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, defterlerini usulünce tutmayan davalı tacirin bu defterleri lehine delil olarak kullanamayacağı açıktır. Ancak kanuna uygun tutulmayan ticari defterlerin içeriğinin sahibi aleyhine delil sayılacağı, HMK'nun 222. maddesi uyarınca tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulayan hususlarda kesin delil oluşturduğu anlaşılmaktadır. Davalının takip dayanağı faturaya itiraz ettiğine ve faturayı kabul etmediğini gösterir herhangi bir itiraz belgesini dava dosyasına delil olarak sunmadığı, zira davalının cevap dilekçesinde faturaya itiraz edilmediğinin kabul edildiği, davalı tarafından takip dayanağı faturaya itiraz edilmediğinin anlaşıldığı, itiraz edilmeyen faturanın içeriği davalı tarafından kabul edilmiş sayıldığı ve davaya konu fatura içeriğindeki ürün satışının davalıya teslim edildiği, karinenin aksini ispat yükü davalıda olduğu halde aksini ispata elverişli delil sunamadığı kanaatine varıldığı, ödeme iddiasında bulunmadığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 233.014,84 TL fatura alacağının..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 233.012,00 TL asıl alacak ve 7.631,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 240.643,14 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, 233.012,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, satım faturalarına konu emitanın müvekkiline teslim edilmediğini, satıldığı iddia edilen miktarda ürünün kullanılması veya depolanması imkanı bulunmadığını, davacı şirketin merkezi olan Ardahan'dan müvekkilinin bulunduğu İstanbul Kartal’a gönderilen emtiaya ilişkin taşıma evrakları, sevk irsaliyeleri ve teslime ilişkin imzalı belgelerin sunulması gerektiğini, ürün alınmamasına rağmen müvekkilinin muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle de faturaya itiraz edilemediğini, süresinde itiraz edilmemesin de başlı başına fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmediğini, davacının, bu miktarda ürüne sahip olup olmadığının, sahip ürünün müvekkiline satılarak teslim edilip edilmediğinin yazılı belgelerle kantlanması gerektiğini, müvekkilinin satım ilişkisini reddetmesi nedeniyle faturaya itibar edilemeyeceğini, belirtilen hususlara ilişkin davacının tek bir kanıt sunmadığını, faturanın kaydından sonra düzeltme beyanı verildiğini, kayıtların fiili duruma uygun hale getirildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının 30.11.2018 tarihli ..., ..., ... ve ... nolu faturalardan kaynaklanan 223.012,00 TL asıl alacak ve 7.631,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.711,50 TL cari hesap alacağının tahsilinin talep ettiği; ödeme emrinin davalıya tebliği üzerine, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisi bulunup bulunmadığı ile satım sözleşmesine konu emtianın davacı tarafından davalıya teslim edilip edilmediği uyuşmazlık konusudur. Satım sözleşmesi TBK'nın 207 ve devamı maddelerinde düzenlemiştir. Menkul satımı sözleşmesinin geçerliliği için şekil şartı bulunmamaktadır. Satış sözlemesi, satıcının, satılanın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödenmesini üstlendiği sözleşmedir. Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ve mali müşavir bilirkişi tarafından 28.08.2021 tarihli rapor sunulmuştur. Bilirkişi raporunun incelenmesinde, satım faturalarının taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, 2018 yılı sonu itibariyle davalı defterlerinde 233.014,83 TL borç bulunduğu, ancak bu borcun 2019 yılına aktarılmadığı belirlenmiştir.Bu durumda, davacının satım konusu emtiayı faturası ile birlikte davalıya teslim ettiği kabul edilmelidir. Faturanın emtiayı teslim etmesi karşısında, satım faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması, bu faturalara konu emtianın da davalıya teslim edildiğini göstermektedir. Davalı tacir, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlüdür. Bu denli yüksek bedelli satım faturalarının, davacının, davalının çalışanları ile işbirliği yaparak davalı defterlerine haksız şekilde kayıt ettirdiği savunulup kanıtlanmadığından, soyut muhasebe hatasına dayanılarak borcun ödenmesinden kaçınılması hukuka aykırıdır. Davalının sonradan, kayıtlarında düzeltme yapması vergi hukuku açısından önem taşımakla birlikte, bu durumun emtianın teslim edildiğine ilişkin kabule zarar vermeyecektir. Davacının, sözleşme konusu emtiayı teslim ettiğini, davalının ticari defteri ile kanıtlaması nedeniyle, ayrıca imzalı bir teslim belgesine gerek bulunmamaktadır. Satım ve teslimin kanıtlanmasından sonra, bu miktardaki ürüne ihtiyaç olmadığı veya depolanamayacağına ilişkin savunma sebebinin incelenmesine de gerek bulunmamaktadır. Davalı tacir olup, satım sözleşmesine konu ürünün her zaman bizzat kullanılması veya depolanması gerekmemektedir. Satım ve teslim kanıtlandığından emtianın taşındığı yol güzergahına ilişkin inceleme yapılması da gereksizdir. Emtinanı ayıptan ari şekilde teslim edildiği ve TTK'nın 23/c maddesine göre süresinde ayıp ihbarında bulunulmaması nedeniyle satım bedelinin ödenmesi gerekmektedir. Davalı, satım bedelini ödememiştir. Sözleşmeden kaynaklanan satım alacağının likit olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin işlemiş faize yönelik açık bir istinaf nedeni bulunmadığından mahkemenin TTK'nın 1530. maddesine ilişkin gerekçesi incelenmemiştir.Davalının istinaf başvurusunda sözünü ettiği Yargıtay kararlarının somut olay ile ilgisi bulunmamaktadır. Dilekçede yazılan kararlarda, satım faturanın düzenlenmesinin tek başına alacağın veya sözleşmenin varlığına karine oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Ancak satım faturasının alınarak davalının ticari defterlere yazılması halinde, bu durum artık sözleşmenin varlığı ile emtianın teslimini kanıtlamaktadır. Bu nedenlerle, davalının yerinde görülmeyin istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 12.328,74 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.03.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.