T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1777
KARAR NO: 2025/439
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22.06.2021
NUMARASI: 2018/624 Esas - 2021/456 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı borçlu şirket ... Oto. San. Tic. Ltd. Şti. arasında 19.06.2015 tarihli, ticari nitelikli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmenin ... tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, imzalanan sözleşmeye istinaden borçlulara taksitli ticari kredi ve çek bedeli kredisi kullandırıldığını, ancak borçlular tarafından, sözleşme uyarınca belirlenen kredi geri ödeme planına uygun olarak kredi taksitleri ve GKS kaynaklı sair borçlarının müvekkili kuruma ödenmediğini, bu nedenle davalıya 22.02.2017 tarihinde Gebze ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi gönderilerek, mevcut borçların ödenmesi, aksi takdirde tüm alacağın muaccel hale geleceği ve alacağın tahsili için yasal yollara başvurulacağının bildirildiği, ihtarnameye yasal süresi içinde itiraz etmeyen ve ihtarnameye konu borçlarını da müvekkili kuruma ödemeyerek sözleşmesel yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmeyen davalıya karşı tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ilamsız yolla takibe geçildiğini, davalının, iş bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin haksız olarak durdurulmasına sebebiyet verdiğini belirtmiş olup, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edilen aleyhe hususları kabul etmediğini, söz konusu icra takibinin hukuka ve hakkaniyete aykın bir şekilde başlatıldığını, davacı tarafa şahsi hiçbir borcunun bulunmadığını, söz konusu kredinin ... San. Tic. Ltd. Şti. için çekildiğini ve kayıtlarına girdiğini, 20.11.2015 tarihli noterde yapılan ve ekte sunduğu Devir Sözleşmesi ile şirkete ait haklarının aktif ve pasifleri ile ... adlı şahsa devredildiğini, dolayısıyla hiçbir borcunun bulunmadığını, açıklanan ve mahkemece göz önüne alınacak nedenlerle davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dayanak sözleşmelerin incelenmesinden davacı ile dava dışı ... Oto. San. Tic. Ltd. Şti. arasında sözleşmelerin imzalandığı, davalı ... ve dava dışı ...'ın ise sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, asıl borçlu davalıya kullandırılan kredi borçlarının ödenmediği belirtilerek davacı bankanın hesabı kat ettiğine dair 22/02/2017 tarihli ihtarnameyi düzenlediği, ihtarnamenin davalı ... ile dava dışı asıl borçlu ve ...'a tebliğ edilemeden 24.02.2017 tarihinde iade olduğu, kat ihtarının davalılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, davalı kefil ...'in sözleşmedeki adresi ile ihtarnamenin gönderildiği adresin çok farklı olduğu, kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlunun gerek sözleşmedeki gerekse ticaret sicili dosyasındaki adresine gönderilmediği anlaşıldığından dava dışı asıl borçlu şirketin, takiple temerrüte düştüğü, yine davalı ...'e gönderilen ihtarnamenin ise sözleşmedeki adresten farklı bir adrese gönderilmesi ve tebliğ edilememesi nedeniyle, davalının da takiple temerrüte düştüğü, dava dışı asıl borçlu şirket takipten önce temerrüte düşürülmediğinden her ne kadar davalı kefile ihtarname tebliğe çıkarılmış ise de TBK'nın 586/1 maddesine göre asıl borçluya tebliğ edilen ve sonuçsuz kalan bir ihtarname bulunmadığından davacı bankanın kefillere yönelmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 11.HD 2016/8392 E,2016/7312 K, Yargıtay 19.HD 2017/5438 E, 2019/5518 K)..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu kararda isabet bulunmadığını, zira davalı ile müvekkili şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'nin Kredinin Kefalet Karşılığı Kullandırılması ve Kefillerin Sorumluluğu başlıklı 3.5 maddesinde "Sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefiller "müteselsil kefil" sıfatı ile kefalet vermeyi kabul ederler. Kefiller müşterinin bankaya sözleşmeden doğan borçları için sözleşmede belirtilen kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Kefiller kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsil kefaletin, anapara ve akdi faizini, bilcümle işlemiş, işleyecek temerrüt faizlerini, fonları, komisyonları, her türlü masrafı, vergi ve resimleri dış işlemlerde kur artışı nedeniyle ortaya çıkacak ilave miktarları, kanuni takip giderlerini ve avukatlık ücretlerini de kapsadığını kabul ve taahhüt ederler" denilerek kefilin sorumluluğunun belirlendiğini, Aynı sözleşmenin Temerrüt Halleri ve Takip Hükümleri başlıklı 4. Maddesinde "Müşteri aşağıda belirtilen muacceliyete ilişkin şartlar saklı kalmak kaydıyla, Kredi geri ödemesinin vadeye bağlandığı durumlarda, vade tarihinde, cari hesap şeklinde işleyen krediler için ise, Müşteriye 2.9 maddesine istinaden bir ödeme talebi gönderilmesine rağmen Müşteri'nin talepte belirtilen sürede talebi yerine getirmemesi halinde Banka alacaklarının muaccel hale geleceğini kabul eder. Müşteri, Sözleşme ve ekleri kapsamındaki borçlarını kararlaştırılan vade tarihinde eksiksiz olarak ödemediği takdirde Banka tarafından protesto keşidesine, ihtarname gönderilmesine, mehil tayinine velhasıl hiçbir kanunu takip ve teşebbüs icrasına mahal kalmaksızın temerrüte düşeceğini; muaccel hale gelen tüm borçlarını her türlü faiz ve diğer masrafları, bilcümle ferileri ile birlikte derhal ödeyeceğini kabul ve beyan eder" denildiğini, Davalının söz konusu genel kredi sözleşmesini imzaladığını, müteselsil kefil sıfatı ile sorumluluğu baki olup mahkemenin kefile başvuru şartlarının oluşmadığı yönündeki kararında isabet bulunmadığını, kaldı ki müvekkili tarafından bilindiği üzere dava dışı asıl borçlu ödeme güçsüzlüğünün hali içerisinde olduğunu, bu bakımdan doğrudan kefile başvurulmuş olmasının önünde bir engel bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi ve teminat sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı temlik alacaklısı vekilince, istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Sonradan temlik eden davacı banka ile asıl borçlu şirket arasında imzalanmış bulunan genel kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı ihtilafsızdır. Kredi sözleşmesi çerçevesinde tahakkuk eden alacak tutarları için asıl borçlu ile kefillere hesap kat ihtarı gönderilmiştir. Hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmaz. Ancak asıl borçluya gönderilen ihtar, borçlunun temerrüdünün yanı sıra, 6098 sayılı TBK’nın 586'ncı maddesinde öngörülen müteselsil kefilin takibi koşullarının gerçekleşmesi bakımından da gerekli bir unsurdur. Bu itibarla, mahkemece gerekçede belirtildiği üzere TBK'nın 586. maddesine göre asıl borçluya gönderilen kat ihtarnamesinin sonuçsuz kalması halinde müteselsil kefillere başvurulabilecektir. Somut olayda asıl kredi borçlusu şirketin davacı temlik eden banka ile imzaladığı kredi sözleşmesinde bildirdiği adresine veya ticaret sicil kaydındaki adresine ihtarname tebliğe çıkarılmadığından TBK'nın 586/1 maddesine göre asıl borçluya tebliğ edilen ve sonuçsuz kalan bir ihtarname bulunmadığından davacı bankanın kefile yönelmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince kurulan hüküm isabetli olup, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince 21.11.2023 tarihli verilen dilekçe istinaf süresi içinde verilmemiştir. HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılır. İstinaf dilekçesinde ileri sürülmeyen vekalet ücreti konusu, istinaf süresi dolduktan çok sonra verilen bir dilekçeyle ileri sürülemez. Bu nedenle anılan dilekçedeki talep dikkate alınmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı temlik alandan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.