T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1768
KARAR NO:2025/433
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08.05.2021
NUMARASI:2019/498 Esas - 2021/383 Karar
DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, müvekkili ile 19.08.2009 tarihinde sözleşme imzalayarak müvekkilinin dava dışı tasfiye halinde ki ... kurumu A.Ş. 'den olan 18.720,00-USD alacağın ödemeyi üstlenerek borcu devraldığını, buna istinaden imzalanan sözleşmenin 4.5. Maddesinde " Temlik Alan (davalı) md. 4.3' te ödeme miktarları belirtilen toplam 18.720,00-USD' yi muhatabın ... Bankası ...- ... Şubesinde bulunan ...- ... numaralı hesabına md. 4.3. Te belirtilen vadelerde havale ederek ödeyeceğini, her bir ödeme birbirinden bağımsız olduğunu, bu madde makbuz hükmündedir" şeklinde düzenlenen madde ile davalının belirlenen vade tarihlerinde toplam 18.720-USD' yi müvekkiline ödeme yükümlülüğünü kabul ve taahhüt ettiğini, ancak sözleşme ile belirlenen ödeme planına uymamış ve 12.220,20-USD yi müvekkiline ödemediğini, sözleşmenin 4.6.ncı maddesinde davalının taksitleri ödeyememesi halinde müvekkiline tanınan seçimlik hakların düzenlendiğini, müvekkilinin, sözleşmenin 4.6.ncı maddesi c bendinde düzenlenen "Temlikin eski hale iadesini istemediği takdirde kalan miktarı temlik alan davalıdan tahsil cihetine gidecektir" şeklinde tanınan seçimlik hakkını kullanarak davalının ödemediği 12.220,00 USD'yi cebri icra yoluyla tahsil etme yoluna gittiğini, davalı aleyhinde ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının, alacağı sürüncemede bırakmak için icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile icra takibinin devamını, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu alacak hukuken henüz talep edilebilir olmadığını, dava konusu icra takip dayanağı sözleşme tümüyle değerlendirildiğinde her ne kadar sözleşme başlığında Alacağın temliki dense de alacaklının değişmemesi tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin söz konusu olduğunun sabit olduğunu, dayanak sözleşmenin alacağın temliki değil borcun nakli niteliğinde olduğunun açık ve sabit olduğunu, hal böyle olunca dayanak sözleşmenin niteliği gereği borcu devralan yeni borçlu eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def'ileri alacaklıya karşı ileri sürülebileceğini, dava dışı Tasfiye Halindeki ... AŞ'nin tasfiye sürecinin devam ettiğini, ve kar ve zarar hesabı sahiplerine tasfiye sürecinde alacak isabet edip etmeyeceği ve edecekse bu alacağın miktarının ancak tasfiye sonucunda belli olacağını, alacağın muaccel olmadığını, tasfiye sonuçlanmamış ve dava tarihi itibarı alacak muaccel hale gelmemiş olduğundan dava konusu alacağın takip ve dava tarihi itibarı ile talep edilebilir olmadığını, bu konuda emsal birçok yargı kararları bulunduğunu, talep edilen faiz oranının yasal dayanağı olmadığını, her ne kadar davacı taraf icra takibine konu ettiği alacağın %9 oranında faizi ile tahsilini talep etmişse de bu talep de yasaya aykırı olduğunu, bu sebeplerle işbu davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini mahkeme masrafları ve ücret-i vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı taraf, dava dışı ... A.Ş. 'nin tasfiye sürecinin devam ettiğine ve kar ve zarara hesabı sahiplerine tasfiye sürecinde alacak isabet edip etmeyeceği ve edecekse bu alacağın miktarının ancak tasfiye sonucunda belli olacağını, davacı katılım hesabı sahibinin tasfiye sonucunu beklemeden İcra takibi başlatmasının, dava açması vs. yollarla talepte bulunmasının yasal olarak mümkün olmadığına, kısaca alacağın takip ve dava tarihi itibarı ile muaccel ve istenebilir olmadığına ilişkin savunmaları da yerinde değildir. Zira, dava dışı tasfiye halindeki şirket sözleşmenin tarafı değildir. Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında belirlenen vadelerde davalı tarafından ödeme yapılmamış olup, belirli vade olduğundan, alacak muaccel ve istenebilir bir alacaktır.Bu nedenlerle, davalının dava konusu icra takibine vaki itirazlarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak,Davanın kabulü ile; davalı borçlunun ... sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, alacak likit olduğundan hükmolunan alacağın %20 si oranında hesaplanan 8.627,32 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." denilerek, davanın kabulü ile; davalı borçlunun ... sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, hükmolunan alacağın %20 si oranında hesaplanan 8.627,32 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı tarafın icra takibiyle talep ettiği yıllık % 9 yasal faiz oranının TL alacaklara uygulanacak yasal faiz oranı olduğunu, dava konusu takip ise USD üzerinden başlatıldığını ve dolayısıyla yasaya aykırı olarak % 9 faiz oranının uygulanmasının mümkün olmadığını,Müvekkili şirket ile davacı arasında tanzim olunan sözleşme tümüyle değerlendirildiğinde; her ne kadar sözleşme başlığında " Alacağın Temliki " dense de Alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin ( yüklenilmesinin ) söz konusu olduğunu, alacağın devri ile birlikte alacaklının değiştiğini, alacağın devralana geçeceğini, alacağı devreden borcun ifasını isteyemeyeceğini, bu hakkın yeni alacaklının olduğunu, alacağın devrinde devralanın hem bir alacağı devralması ve hem de alacağı devreden ( temlik eden ) şahsa bir ödeme yaptığını kabul etmeye imkan bulunmadığını, hal böyle olunca dayanak sözleşmenin niteliği gereği borcu devralan yeni borçlu (müvekkil şirket), eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def 'ileri alacaklıya karşı ileri sürebileceğini,Tasfiye Halindeki ... A.Ş.'nin tasfiye sürecinin devam etmesi nedeniyle, davacı kar-zarar katılım hesabı sahibinin tasfiye sonucunu beklemeden talepte bulunamayacağını, böylece davacı katılım hesabı sahibinin alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, bu hususun borcun nakli hükümleri uyarınca borcun devredildiği/yüklenildiği müvekkili şirket tarafından davacıya karşı bir itiraz olarak ileri sürülebileceğinin de açık ve sabit olduğunu,İş bu davada takip dayanağı belgeye bakılırsa; borçlusu tasfiye sürecinde bulunduğu için, alacaklısının tasarruf etme yetkisi bulunmayan bir alacağın devri söz konusu olduğunu, nitekim taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, asıl borçludan söz edilirken tasfiye halinde ibraesinin kullanıldığı görüldüğünü, bilindiği üzere, taraflar arasındaki ilişki ister borç üstlenme sözleşmesi isterse alacağın devri sözleşmesi olsun,alacaklısının tasarruf hakkı bulunmayan bir alacağın devre konu edilmesinin yaptırımı kesin hükümsüzlük olduğunu,Davanın kabulüne karar verilmesi tasfiye sonucunu bekleyen diğer hesap sahiplerinin menfaatlerini zedeleyeceğini, yasa ve emsal içtihat uyarınca; dava konusu sözleşmede belirtilen hesabın bulunduğu ... A.Ş. tasfiye halinde olup tasfiye sonuçlanıp kar ve zarar durumu belirginleşmeden davacının hak talep edebilmesi mümkün olmadığını, tasfiyenin sonuçlanmadığını ve dava tarihi itibarıyla alacak muaccel hale gelmemiş olduğundan dava konusu alacak takip ve dava tarihi itibarıyla talep edilebilir olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan temlik bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davanın ilk olarak İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açıldığı, mahkemece verilen 04/04/2018 tarihli ve 2017/909 Esas, 2018/259 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine tevzi ile dava dosyasının İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, mahkemece 18/11/2018 tarihli ve 2018/359 Esas, 2018/420 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verildiği, İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 12/07/2019 tarihli ve 2019/739 Esas, 2019/1860 Karar sayılı ilk derece mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine kesin olmak üzere karar verildiği ve mahkemece işin esasına girilerek istinaf konusu eldeki kararın verildiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında, 19.08.2009 tarihli "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" başlıklı temlik sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davacının davalıdan alacak isteminin yerinde olup olmadığı hususundadır.Davacı tarafça sunulan temlik sözleşmesine ve icra dosyasına dayanılarak temlik sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talep edilmiş, davalının bu sözleşme kapsamında takip tutarı olan 12.220,00 USD alacak için ödeme yapmadığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafça bu sözleşme kabul edilmiş, takipte talep edilen tutar yönünden herhangi bir ödeme yapıldığı savunulmadığı gibi ödemeye ilişkin bir belge de sunulmamıştır. Davacı, temlik sözleşmesine konu alacağı talep ettiğinden dava dışı ...'ın ticari kayıtlarının ve davalı tarafın kayıtlarının incelenmesine somut olay bakımından gerek bulunamamaktadır. Zira dava konusu somut uyuşmazlık, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün bir uyuşmazlıktır. Buna göre alacak talebi, taraflar arasında düzenlendiği ihtilafsız temlik sözleşmesine ilişkindir. Taraflar arasında 19.08.2009 tarihli tarihli "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmede muhatabın davacı, temlik alanın ise davalı şirket olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 3. maddede, temlik şartlarının belirlenmesi olarak ifade edildiği, 4. maddede özel hükümler başlığı ile muhatabın Tasfiye Halindeki ... AŞ'deki kâr ve zarar katılım akdi, cari hesaplar ve hesapların eklerinde bulunan 18.720,00 USD'nin bütün hakları ile birlikte temlik alana temlik ettiğinin belirtildiği, 4.3. maddede temlik alanın muhatabın kendisine temlik ettiği tutarın belirtilen vadelerde taksitler halinde ödeyeceğinin düzenlendiği, tarih ve ödeme miktarlarının sıra halinde ayrı ayrı gösterildiği,30.01.2010 tarihinden itibaren 30.10.2014 tarihine kadar ödemelerin belirlendiği, ödeme miktarlarının her birinin 200,00 USD 30.01.2011 tarihinden itibaren 340,00 USD olarak belirlendiği, 4.5.maddede, temlik alanın ödeme miktarları belirtilen toplam 18.720,00 USD'yi muhatabın banka şubesinde bulunan hesabına belirtilen vadelerde havale ederek ödeyeceği, her bir ödemenin birbirinden bağımsız olduğu, 4.6 maddesinde Temlik alanın 6 taksidi ödememesi halinde davacının seçimlik haklarının belirlendiği, ödeme yapılmaması üzerine davacı yanca ilamsız icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Dosya arasında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 12.220,00 USD asıl alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, fiili ödeme günündeki ... USD kuru karşılığının talep edildiği, takip dayanağı olarak 19.08.2009 tarihli sözleşmenin gösterildiği, ödeme emri tebliği üzerine davalı tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Alacağın temliki, 818 sayılı BK'nın 162 vd. (6098 sayılı TBK. 183) maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre kanun,sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu haliyle alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir.Somut olayda; davacı ile davalı arasında, davacının dava dışı ...'tan olan kâr ve zarara katılım hesabı alacağının bedelli olarak davalıya temlikine dair 19.08.2009 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince davacının 18.720,00 USD alacağının davalıya temlikinin, davalı tarafından ise temlik bedelinin 30.01.2010 tarihinden itibaren aylık 200,00 USD ve 30.01.2011 tarihinden itibaren 340,00 USD olmak üzere 58 adet taksitler halinde davacıya ödenmesinin hüküm altına alındığı,davalının 12.220, USD lik taksitleri ödemediği ileri sürülerek takibin başlatıldığı anlaşılmaktadır. BDDK'nın 10.02.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyet izni kaldırılan ...'ın, Fon kurulunca tasfiye hâline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı TTK gereği yapılmasına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin ise TTK'nın anonim şirketlerin tasfiyesi hükümlerine göre devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüştür.Oysa davacı tarafından, ... Kurumundaki katılma alacağı değil, ...'taki katılma alacağının davalıya devir ve temlikine ilişkin temlik bedelinin, temlik sözleşmesi kapsamında tahsili talep edilmektedir. Davada... Kurumuna yönelik bir talep ve dava da mevcut olmayıp, taraflar arasında alacağın temliki sözleşmesinde öngörülen, temlik bedeli bedeli dava konusu edilmiştir. Sözleşmede temlik bedelinin davalı tarafından ödenmesine ilişkin ödeme planı düzenlenmiş, davalı, belirlenen vadelerde taksitler halinde ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. Sözleşmede, temlik bedeli taksit vadelerinin kesin olarak belirlenmesi nedeniyle, vade tarihlerinde borçlu temerrütünün oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede ödemelerin dava dışı ...'ın tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, davacının davalıdan temlik bedelini talep edebileceği sonucuyla kurulan hüküm isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki temlik sözleşmesinde taksitlerin miktarı ve ödeme tarihleri ayrı ayrı belirlendiğinden alacak likittir. Temlik sözleşmesinde borçlunun tasfiye işlemleri sonucunda borcunu ödeyeceğine yönelik bir ibare mevcut değildir. Davalı tarafça temlik bedelinin ödendiğine dair herhangi bir savunma ileri sürülmemiştir.Davacı eldeki itirazın iptali davasında; 12.220,00 USD ( 43.136,60 TL) üzerinden itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı talep etmiş, bu miktar üzerinden harç yatırmış, işlemiş faiz talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle mahkemece davalının takibe itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamı yönünde hüküm kurulmuştur. Ancak davalı vekilince davacı yanca başlatılan takipte USD alacağın tahsili talep edilmiş olduğu gözetildiğinde 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiz yürütülmesi gerektiği, takipte talep edilen %9 yasal faizin yasal dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Döviz alacaklarına, TL alacaklar için öngörülen yasal temerrüt faizinin uygulanması hukuken mümkün değildir. Döviz alacakları bakımından uygulanması gereken faiz oranı 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde düzenlenen faiz oranıdır. Bu nedenle davalı vekilinin faize ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmüş ve hükmün faiz türü yönünden düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile faizin türü yönünden düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının temerrüt faizinin türü yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile davalı borçlunun ... sayılı ilamsız icra takibine yaptığı itirazın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca asıl alacak üzerinden iptali ile 12.220,00 USD asıl alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faziyle birlikte ve tahsil günündeki ... efektif satış kuru TL karşılığının tahsili için takibin devamına, 2-Hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.627,32 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gereken 3.077,72 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 520,72 TL' nin mahsubu ile bakiye 2.557,00 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 520,72 TL peşin karar harcı, 162,80 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.514,92 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından artan kısımların, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı, 32,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 194,60 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 13.03.2025