T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1657
KARAR NO:2025/416
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/06/2021
NUMARASI:2017/9 E. - 2021/546 K.
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa göre kurulmuş bir tedarik şirketi olup, yurt çapında faaliyet gösterdiğini, nihai tüketicilere elektrik tedarik ettiğini, diğer enerji şirketleri ile ticari alım ve satım sözleşmeleri yaparak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı ile 15.05.2014 tarihli elektrik alım satım anlaşması ve 11.06.2015 tarihli risk paylaşım çerçeve sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeler çerçevesinde karşı taraf ile elektrik alımı yapıldığını, protokollere göre 2 MWlik fiziksel alım ve 5 MW finansal alım olmak üzere 01.07.2015 başlangıç 30.06.2016 bitiş olarak anlaşma sağlandığını, 30.12.2015 tarihinde yayınlanan Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ ile tarife kalemlerinin geçişine sebebiyet veren mevzuat ve yapısal değişiklikler meydana geldiğini, öngörülemez değişiklik ile bazı bedellerin yerlerinin değiştirildiğini, dağıtım, kayıp, iletim ve sayaç okuma bedellerinin tek bir kalem haline getirildiğini, dağıtım bedeli altında toplandığını, diğer yandan perakende satış bedeli ve perakende satış hizmet bedeli ayrı ayrı iki kalemken yeni dönemde birleştirilip tek kalem haline getirildiğini, davalı ile ikili anlaşmaların yapıldığı dönemde endeks olarak belirlenen değerin perakende satış bedeli olduğunu, ancak içerisinde ayrı olan perakende satış hizmet bedelinin olmadığını, anlaşma ile alakalı bir bedel olmadığını, yapılan birleştirme sonucunda ortaya anlaşma kapsamında olmayan bir bedelin anlaşmayı etkilemesinin söz konusu olduğunu, perakende şatış hizmet bedelinin eski tarifede ayrı bir fatura kalemi olarak yer almakta olduğundan ayrıca tarife hesabına eklenmediğini, yani anlaşma fiyatını ... bedelinin etkilemediğini, eski tebliğde olan ... kaleminin yeni Tebliğde de yer almasına karşın, içerikte tek bir farklılık olarak ... bedelinin buraya eklendiğini, sonuç olarak formül ve tebliğ karşılaştırıldığında anlaşma yapıldığı zamanda...geliri perakende satış birim fiyatı içerisinde yokken yeni Tebliğ ile bu bedelin içerisine eklendiğini, 2015'den önceki tarife yapısına bakıldığında bu eklenen bedelin ayrı bir tarife olarak yer aldığını, yani anlaşma esnasında tarifesinin içerisinde ve anlaşmadan bağımsız bir şekilde birim fiyatı yine buradaki şekilde belirlenip endeks olan tarifenin içinde yer almadığını, 2016'dan itibaren ise tarifeden kaldırılıp perakende satış fiyatının içine gömüldüğünü, işbu bedelin EPDK tarafından da sabitlenip bu tarz durumlarda uzlaşmayı sağlamada kullanılmak üzere yayınlandığını (... -0,7233), anlaşma esnasında bu bedel endeks değerleri olan tarifeye dahil edilmemişken sonradan edildiğini, anlaşmaya aynı şekilde devam edilmesinin adil olacağını, bu nedenle yeni referans değer belirlenirken bu bedelin yeni tarifeden düşülerek hesaplama yapılmasının uygun olacağını, aksi durumda diğer bedellerde tarife eklenseydi onlarda mı fiyata etkilenecekti gibi sorulara da cevap verilmesi gerekiyor olacağını, adil ve dürüst olan anlaşmanın yapıldığı dönemdeki haline uyarlama ile devam edilmesi olduğunu, bu ... bedelinin tutarının da 0.7233 kuruş/kWh olarak gerek önceki tarifede yer aldığını, ayrıca ...'da referans olarak aynı değeri Tebliğ'de işaret ettiğini, davalının satış fiyatının bağlı olduğu perakende satış bedelinin ve dolasıyla davalının satış fiyatının ... bedeli kadar arttığının aşikar olduğunu, eğer bu bedel şeffafça anlaşma öncesi dönem gibi ayrı olarak açıklanmaya devam edilseydi tarifelerdeki perakende satış bedellerinin 0,7233 kuruş/kWh daha düşük olacağını, bu bedelin de ...olarak ayrıca devam ediyor olacağını, 01.10.2015'deki sanayi tarifesi 0,18559 TL/kWh ve ticarethane tarifesi 0,212136 TL/kWh olarak ... nın resmi tarife tablosunda göründüğünü, bu fiyatlar ile anlaşma gereği hesaplanan davalının satış fiyatının 0,15574 TL/kWh alarak gerçekleştiğini, 01.01.2016'daki sanayi tarifesi 0,205219 TL/kWh ve ticarethane tarifesi 0,213428 TL/kWh olarak yine tarifede göründüğünü, ancak bu bedellerin içerisinde 1 Ekim tarifesinde olmayan 0,007233 TL/kWh olan ... bedelinin de yer aldığını, bu birim bedel düşüldüğünde anlaşmaya konu endeks değerinin sanayi için 0,197986 TL/kwh ve Ticarethane için 0,206195 TL/kWh olarak tespit edilmesi ve endeks üzerinden anlaşmaya ilişkin satış fiyatı 0,15876 TL/kWh olarak uygulanması gerektiğini, davalının Ocak tarifesinden sonra uyguladığı birim fiyat faturalarında 0,16445 TL/kWh olarak gözükmekte olup aradaki farkın ilgili aylardaki tüketim miktarı ile uyarlanması gerektiğini, dolayısıyla buradaki ..., anlaşma yapıldığındaki birim fiyatı etkilemiyorken, değişiklikten sonra fiyatı artırıcı yönde etki yaptığını, ancak alınan elektrik spot piyasaya satıldığında, ... bedelinin eklenmesi spot piyasa fiyatlarını artırıcı bir kalem haline gelmediğini, bu bedelin tam anlamıyla spot piyasadan bağımsız, nihai kullanıcıya satış yapıldığında yansıtılan bir bedel olduğunu, bu suretle davalı tarafından dava konusu anlaşma kapsamında ... bedelinden herhangi bir maliyeti olmadan safi olarak adil olmayan kâr elde edildiğini, davalı için bu bedelden kaynaklı hiç bir maliyeti artışı olmadığını, ancak anlaşma döneminde ve ilk 6 ayında olmayan bu bedeli satış fiyatına yansıtmakla haksız bir kazanç elde ettiğini, 2015 yılında YEK bedelini oluşturan santral sayısı ve hacminin 2016 yılında yaklaşık üçe katlandığını, bu nedenle anlaşmadan bir önceki dönemde ortalama maliyeti 5,2 TL/MW'h olan YEK bedeli anlaşma döneminde 18,99 TL/MWh'e yükseldiğini, bu artışın yani yaklaşık 94458'lık bir ilave YEK maliyetine sebep olduğunu, bu maliyet artışının da tarifeye eklendiğini, işbu fahiş fiyat artışı ile davalının haksız kazanç elde etmeye başladığını, ... de olduğu gibi buradaki tarifeye endekse eklenen YEK bedeli artışında davalı için bir maliyet artışı söz konusu olmadığını, maliyet artışı olmayan bir bedelden kaynaklı olarak tarifenin arttırılmasına dayalı fahiş bir kar elde etmesinin haksız kazanca sebep olduğunu, ... ile yeni bir maliyet kalemi; YEK bedelinin artışı ile fahiş bir artış eklenerek fiyat artışına sebebiyet verecek bir mevzuatsal /yapısal durum oluştuğunu, tarife yapısındaki değişiklik ile sözleşmelern katlanılmaz bir hal aldığını, buna dayalı olarak davalı Akenerji ile müzakereler başladığını, ihtarname ile sözleşmelerin uyarlanması, uyarlanmaması halinde YEK ve ... bedellerine ilişkin kısımların ihtirazi kayıtla ödenip dava hakkın saklı olduğunun ihtaren talep edildiğini, anlaşma sağlanamayınca risk paylaşım çerçeve sözleşmesinin (5 MW Finansal Alım), 09.02.2016'da feshedildiğini, ancak diğer fiziksel anlaşması fesih edilmeyerek ... ve YEK bedelleri dâhil faturalandırılan bedellerin ihtirazi kayıt ile ödendiğini, ancak müvekkilinden tahsil edilmiş olan dava konusu haksız bedellerin iadesi gerektiğini, anlaşmaya ve tarifeye ilişkin değişiklikler öngörülemez durumun ortaya çıkmasına kadar ki süreçte sorunsuz bir şekilde uygulanmış, tüm yükümlülükler eksiksiz yerine getirildiğini, davacının sözleşmedeki ''Anlaşma Fiyatı'na ilişkin mevzuat değişiklikleri hariç olmak üzere'' ibaresinde açıkça ortaya konulduğu üzere spot fiyata ilişkin değişiklikler üzerinde uyarlamayı kabul ederken, referans fiyattaki değişikliği bu kapsama dâhil etmediğini, bu durumda davalı şirketin dürüstlük kuralına aykırı davranmakta olduğunu gösterdiğini, davalının gerekli uyarlamayı yapmaması, ... ve YEK bedeli üzerindeki fahiş fiyat artışını olduğu gibi fiziksel alım satım sözleşmesine yansıtmış olması, bu suretle bedeller üzerinde fahiş fiyat artışı sözleşmeye olduğu gibi yansıtmış olmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ... tarifesindeki mevzuatsal-yapısal değişiklik ile aşırı bir ifa güçlüğü meydana geldiğini, TBK m. 138'deki durumun koşullarının oluştuğunu, yeni durum ile davalının aşırı ölçüde bir kâr elde ettiğini, bu suretle fahiş gabin oluştuğunu, sözleşme öncesi dönemdeki mevzuatta olduğu gibi, ... bedellerinin ... fiyatına ettirilseydi davalının makul seviyedeki karını elde ediyor olacağını ileri sürerek, ihtarname tarihinden sonra kesilmiş olan faturalardaki ... ve YEK bedellerinin hesaplanarak, davalıdan KDVleri ile beraber fazlaya dair talep ve dava haklar saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacağın şimdilik 60.000 TL'sinin n ödeme tarihinden aylık kademeli olarak itibaren işleyecek avans faizi ile beraber tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.03.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 182.100,48 TL arttırarak ve tamamlama harcını yatırarak 244.914,72 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile yaptıkları 15.05.2014 tarihli elektrik alım satım sözleşmesinin 14.11 maddesine göre davalı tarafın mevzuattaki değişikliklerin uygulanmasını peşin olarak kabul ettiğini, YEK ve ... bedellerinin EPDK tarafından yapılan mevzuat değişikliği ile eklendiğini, sözleşmenin aynı maddesine anlaşma fiyatına ilişkin mevzuat değişiklikleri haricinde kalan diğer mevzuat değişikliklerinin taraflar arasında müzakere edilebileceği maddesinin de bulunduğunu, fahiş kâr elde ettikleri iddiasının doğru olmadığını, YEK bedelindeki artışın öngörülebilir nitelikte olduğunu, tarafların yaptıkları sözleşmede e yapılacak mevzuat değişikliklerini uygulamayı peşinen kabul ettiklerini, elektrik alım satım sözleşmesinin 14.11.maddesi tarafların ilgili kurumlar tarafından yapılacak mevzuat değişikliklerini kabul ettiğini, mevzuat değişikliği ile ... bedelinin tarifeye eklendiğini, ... bedel kalemi dışında herhangi bir bedelin de eklenmesi ya da çıkarılmasının EPDK’nın yapabileceği bir mevzuat değişikliğiyle söz konusu olabileceğini, ... bedelinin; taraflar arasında belirlenen referans fiyatının endeks kalemlerine etki ettiğini, anlaşmanın anlaşma fiyatı başlıklı 6.maddesi uyarınca, taraflar arasında alım satımı yapılacak aktif elektrik enerjisinin MWh başına birim fiyatının Protokol ile belirleneceğini, bu kapsamda akdedilen 01.07.2015 tarihli Ek Protokol’de (Ek Protokol) anlaşma fiyatı, sanayi ve ticarethane tarifesine (tarife) endekslendiğini, ... bedelinin ise taraflar arasında, tarafların serbest iradelerine göre hesaplama aracı olarak belirlenmiş olan mezkur tarifeye dahil edildiğini, tarifedeki bu değişikliğe bağlı olarak referans fiyatın etkilendiğini, davalının dava dilekçesindeki haksız iddialarının aksine, davalı tarafından davalıya ayrıca ... bedeli ödetilmediğini, anlaşma hükmünün ikinci cümlesine göre değerlendirme yapıldığında ise, Tebliğ ile yapılan değişikliğin yalnızca anlaşma fiyatını değiştirdiğini, anlaşma hükmünde de açıkça belirtildiği üzere anlaşma fiyatı dışındaki değişikliklerin müzakereye tabi olduğunu, somut olayda EPDK tarafından getirilen düzenleme ile anlaşma fiyatı dışında bir değişiklik meydana gelmediğini, bu nedenle bu değişikliğin müzakereye tabi olmaksızın taraflarca derhal uygulanması gerektiğini, keza, davalının anlaşmadan doğan bu yükümlülüğüne uyarak karşı tarafa elektrik enerjisi satmaya devam ederek, anlaşma uyarınca bu satımı faturalandırdığını, davacının basiretli bir tacir olarak anlaşmanın anlam ve yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğunu, anlaşmayı imzalamadan önce EPDK’nın veya herhangi bir idarenin kendi aleyhine ya da lehine olan düzenleme yapılabilme olanağını düşünmesi, değerlendirilmesi gerektiğini, faaliyet gösterdiği sektöre göre davacının bu değişiklikleri öngörmesi gerektiğini, davalının elektrik enerjisini üçüncü kişilerden satın alırken nasıl tarifenin güncel durumuna göre hesaplanarak belirlenmiş bedel üzerinden (... eklenmiş veya çıkarılmış veya herhangi bir kalemde değişiklik olması hali dikkate alınmaksızın) ödeme yaptıysa, elektrik enerjisini satarken de satış bedelini Ek Protokol ve/veya Anlaşma şartları çerçevesinde belirlediğini, dolayısıyla, davalı tarafından bu işlemler gerçekleştirilirken haksız bir kar amacı güdülmediğini, davacının da anlaşma gereğince davalıdan almış olduğu elektrik enerjisini toptan ticaret yapan üçüncü bir kişiye satarken söz konusu üçüncü kişi ile akdetmiş olduğu anlaşmada belirlenen tarife, mevzuat değişikliğinden etkilenen bir tarife olduğu takdirde pek tabi mezkur anlaşmadaki elektrik enerjisi satış bedelinin de bu değişiklikten etkileneceğini, davalının toptan elektrik ticareti yapan bir şirket olduğunu, ... bedelinin de niteliği itibariyle toptan elektrik ticareti yapan şirketlerini ilgilendirmediğini, ... düzenlemesi EPDK tarafından perakende satış hizmeti veren şirketler ile görevli tedarik şirketleri için yayınlandığını, her halükarda elektrik fiyatına eklenen ... bedelinin perakende hizmeti alan son tüketiciden tahsil edildiğini, çünkü davacının dilekçesinde belirttiği gibi elektrik fiyatını etkileyen bedelin (somut olayda ...) son tüketiciye yansıtılabilen bir kalem olduğunu, şayet davacının davalıdan aldığı elektrik enerjisini perakende hizmeti alan son tüketiciye satıyorsa, EPDK’nın 30 Aralık 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ’inde ve sonrasında yayınlanan EPDK duyurusunda da belirtildiği üzere bu bedeli son tüketiciden ayrıca tahsil edebileceğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü diğer husus olan YEK bedellerinin spot elektrik fiyatı oluşumunda hiçbir etkisi bulunmadığını, dava konusu anlaşmaya bağlı toptan elektrik ticareti faaliyetleri kapsamında belirlenen anlaşma fiyatının endekslendiği tarifelerin bir unsuru dahi olmadığını, dolayısıyla dava konusu işlem/anlaşma ile YEK bedelindeki değişimlerin hiçbir ilişkisi olmadığını,YEK bedellerinin anlaşma fiyatı ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, daha doğrusu huzurdaki dava ile YEK bedellerinin bir ilgisi olmadığını, bir an için alakası olduğu düşünülse dahi, YEK bedellerinin bir önceki yıldan öngörülebilir nitelikte olduğunu, bu işlem/anlaşma bağlamında YEK bedeli ile davalı müvekkilin bir ilişkisi olmadığını, toptan elektrik ticaret işlem fiyatı üzerinden tedavülünün gerçekleştiğini, üzerine katılan herhangi bir bedelin söz konusu olmadığını, YEK bedelindeki artışın öngörülebilir nitelikte olduğunu, döviz kuruyla birlikte YEK bedelini oluşturan diğer bir bileşenin YEK kapasitesi olduğunu, YEK kapasitesindeki artışın ...’yi düşürücü etki yaptığının öngörülebilir bir durum olduğunu,YEK kapasitesi her sene Ekim ayında başvuruları yapılıp Kasım’da nihai liste EPDK tarafından yayınlandığını, doğal olarak da bir sonraki yıl için durumun nasıl olabileceğinin öngörülebilir nitelikte olduğunu, bir önceki yılın bulguları bu sektörde faaliyet gösteren şirket tarafından değerlendirildiği takdirde kendi zararına ya da karına olup olmadığı basiretli tacir olarak pek tabi değerlendirilebileceğini, müvekkilinin YEK bedelleri ile maliyetsiz fahiş kar elde ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, söz konusu bedellerdeki değişimin toptan elektrik ticareti yapan şirketleri ilgilendirmediğini, sonuç olarak EPDK tarafından yapılan değişiklik ile ... bedelinin sanayi ve ticarethane tarifesine eklendiğini, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme gereğince anlaşma fiyatı hesaplanırken bu iki parametreden yararlanıldığını, davalının EPDK tarafından mevzuatın değişimden evvel olduğu gibi mevzuat değişiminden sonrası için de, EPDK tarafından yayınlanan sanayi ve ticarethane tarifesindeki oran ve fiyatlar ile hesaplama yapılıp, duruma göre taraflara alacaklarını fatura ettiğini, EPDK tarafından yapılan mevzuat değişikliği ile ... bedelinin ayrı bir tarife kalemi olmaktan çıkartılmasına karar verilmesinin tamamen EPDK’nın inisiyatifinde ve yetkisinde olduğunu, aynı şekilde YEK bedellerinin artması nedeniyle davacının aşırı ifa güçlüğüne düşmesi basiretli bir tacir için düşünülemez nitelikte olduğunu, YEK'in perakende satış hizmeti veren şirketleri ilgilendiren bir kalem olduğunu, YEK bedelinin artışı önceden öngörülebilir nitelikte olduğunu, her halükarda tarafların tacir sıfatını haiz olduğundan, hem ... konusundaki mevzuat değişikliği hem de tarife içerisinde yer alan YEK bedellerindeki artış/azalış ihtimalini peşinen kabul ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava konusu YEK bedeli, Yenilenebilir Enerji Kaynakları bedelidir. 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 3'üncü maddesinde davaya konu "YEK Destekleme Mekanizması"; kavramı "Bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim faaliyeti gösterenlerin faydalanabileceği fiyat, süreler ve bunlara yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları içeren destekleme mekanizmasını," şeklinde tanımlanmıştır.5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun "YEK Destekleme Mekanizması" başlıklı 6'ncı maddesinin yedinci fıkrasında "..., her fatura dönemi için YEK toplam bedelini ilan eder ve her bir tedarikçinin ödeme yükümlülüğü oranını belirler. Ödeme yükümlülüğü oranının belirlenmesi sırasında, bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilerek YEK Destekleme Mekanizmasına tabi olmaksızın serbest piyasada satışı yapılan elektrik enerjisi miktarı bu Kanun kapsamındaki hesaplamalara dâhil edilmez. Tüketicilere elektrik enerjisi sağlayan her bir tedarikçinin ödemekle yükümlü olduğu tutar belirlenerek ilgili tedarikçiye fatura edilir ve yapılan tahsilat YEK Destekleme Mekanizmasına tabi tüzel kişilere payları oranında ödenir. Bu fıkra kapsamındaki PMUM dâhil uygulamalara ilişkin usul ve esaslar, EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." hükmü ile YEK bedelinin nasıl hesaplanacağı ve tahsil edileceği belirlenmiştir. Bu kanuna uygun şekilde çıkartılan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmeliğin 14'üncü maddesinin davanın açıldığı 2017 tarihindeki düzenlemesine göre; "Her bir tedarikçiden Piyasa İşletmecisi tarafından aylık bazda tahsil edilecek ödeme yükümlülüğü tutarı (ÖYT), YEKDEM kapsamında hesaplanan ödeme yükümlülüğü oranı dikkate alınarak aşağıdaki formül uyarınca hesaplanır:" şeklinde tanımlanmış, maddenin devamında da hesaplamanın nasıl yapılacağı açıklanarak formülü verilmiştir. Maddede geçen "tedarikçi" kavramı aynı yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 3'üncü maddesinde "Tedarikçi: Elektrik enerjisi ve/veya kapasite sağlayan üretim şirketleri ile tedarik lisansına sahip şirketi," olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla madde metninden uyuşmazlık konusu Yenilenebilir Enerji Kaynakları Bedeli tutarından "Piyasa İşletmecisi" sıfatı taşıyan ..'a karşı "Tedarikçi" sıfatı taşıyan davalı şirketin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde "Piyasa Katılımcısı; Bu yönetmelikte tanımlanan lisans sahibi tüzel kişiler için oluşturulan farklı kategorileri (...) ifade eder." tanımı yapılmıştır. Davalı enerji piyasası mevzuatına göre lisans sahibi olmayıp lisans sahibi olarak elektrik üretimi ya da iletimi yapan davalı şirkettir. Dolayısıyla "Piyasa Katılımcısı" sıfatı davalı şirketi tanımlamaktadır. YEK bedeli ile ilgili olarak yapılmış gerek yasal düzenlemede gerekse yönetmelikte tedarikçi davalı şirket tarafından ödeneceği belirlenen YEK bedelinin elektrik enerjisini satın alan davacı gibi üçüncü kişilere yansıtılmasını yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır.Aşağıda incelemesini yapacağımız taraflar arasındaki her iki sözleşmede ve eki protokolde YEK bedelinin davacı şirkete davalı tarafından yansıtılacağına ilişkin bir madde bulunmamaktadır. Davacı tarafta YEK bedelinin kendilerine yansıtılması nedeniyle değil hesaplamalardaki oran artışı nedeniyle YEK bedelinde artış yaşanmasından ötürü aşırı ifa güçlüğüne düştüklerini ve davalının da aşırı yararlanma halinin gerçekleştiğini ileri sürmektedir. Hazırlanan 09.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda; "ilgili formülün YEKDEM kısmı ile ilgili başta yapılan satış fiyatı belirleme formülasyonunda bir bir değişiklik gerçekleşmemiş sadece parametrelerden birinde oran yüksek de olsa olasılıklar dahilinde bir artış olmuştur." tespitinde bulunulmuştur. Raporda yer alan "olasılıklar dahilinde bir artış olmuştur" ifadesinin denetime elverişsiz olması nedeniyle bu konuda ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Hazırlanan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda 30.12.2021 tarihli eski tebliğ ile 30.12.2015 tarihli yeni tebliğdeki YEK bedeli ile ilgili ... hesaplama formülasyonunda bir değişiklik olmadığı YEKDEM birim maliyetlerinin katılımcı sayısı, devlet teşvikleri ve enerji çeşitliliği ile ilgili olduğu, bu nedenle de değişken olduğu sadece 2015 - 2016 yıllarında değil daha önceki yıllarda da artışlar yaşandığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacı tarafın YEK bedeli hakkındaki iddialarının doğru olmadığı anlaşılmaktadır. Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğin "Tanımlar" başlıklı 4'üncü maddesinin davanın açıldığı 2017 tarihindeki düzenlemesine göre; "Perakende satış fiyatı (PSF): Perakende satış fiyatlarının belirlenmesinde esas alınan ortalama değeri, Perakende satış geliri tavanı (PSGT): Perakende satış faaliyeti kapsamında oluşan amortisman giderleri eklenmiş işletme giderlerinin gelir ve tarife düzenlemeleri çerçevesinde karşılanabilmesi için tarifesi düzenlemeye tabi tüketicilerden toplanacak gelirin sınır değerini," şeklinde tanımlanmıştır. Aynı tebliğin "Perakende Satış Fiyatının Kapsamı ve Unsurları" başlıklı 5'inci maddesinde de "Perakende satış fiyatı, görevli tedarik şirketlerinin tarifesi düzenlemeye tabi tüketicilere yaptıkları enerji satışına ilişkin faaliyetlerini yürütebilmeleri için gerekli olan maliyetlerinden hareketle belirlenir." düzenlemesi getirilmiştir. Tebliğin "Perakende Satış Gelirleri" başlıklı 9'uncu maddesinde de "Görevli tedarik şirketleri, perakende satış fiyatına tabi tüketicilere bu Tebliğ ve ilgili diğer mevzuat kapsamında sayılan ve Kurul tarafından belirlenen bedeller, toplanmasına aracı olduğu bedeller ile vergi, fon ve paylar ve benzeri yasal yükümlülükler haricinde herhangi bir bedel uygulayamaz." düzenlemesi getirilmiştir. Dolayısıyla davalı şirketin ... bedelini davalı şirkete yansıtmasında hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık ise ... bedelinin davacı şirkete yansıtılmasından değil hesaplama yönteminin değiştirilmesinden kaynaklı aşırı ifa güçlüğü ve aşırı faydalanma iddiasından kaynaklanmaktadır.Dava konusu uyuşmazlığın doğumuna neden olan Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde yapılan değişiklikle ortalama perakende enerji satış fiyatı tavanı hesaplamasında dikkate alınan diğer gider toplamı (DGT) bedelinin içine ... bedeli de katılmıştır. Aynı tebliğin "2016 Yılı İçin Referans Niteliğindeki Perakende Satış Hizmeti Bedeli" başlıklı Geçici 3'üncü maddesinde de "Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce imzalanan ikili anlaşmalarda; düzenlemeye tabi perakende satış hizmeti bedelinin aynen veya belli bir oranda uygulanacağının belirtilmiş olması ve enerji bedelinin düzenlemeye tabi aktif enerji bedelinden bağımsız belirlenmiş olması durumunda geçerli olmak üzere, bu sözleşmeler kapsamındaki perakende satış hizmet bedeli, 31.12.2017 tarihini geçmemek kaydıyla, 0,7233 kr/kWh olarak belirlenmiştir." düzenlemesi getirilmiştir. Tebliğin Geçici 3'üncü maddesine göre perakende satış hizmet bedeli, 31.12.2017 tarihini geçmemek koşuluyla 0,7233 kr/kwh olarak belirlenmiştir. Ancak bunun için iki koşul getirilmiştir. Bunlardan birincisi taraflar arasında yapılan sözleşmede düzenlemeye tabi perakende satış hizmeti bedelinin aynen veya belli bir oranda uygulanacağının belirtilmiş olmasıdır. İkincisi ise enerji bedelinin düzenlemeye tabi aktif enerji bedelinden bağımsız belirlenmiş olmasıdır. Taraflar arasında yapılan 15.05.2014 tarihli Elektrik Alım Satım Sözleşmesinin "Anlaşma Fiyatı" başlıklı 6'ncı maddesinde "İşbu anlaşma çerçevesinde alım satımına karar verilmiş olan aktif elektrik enerjisinin MWh başına birim fiyatı, taraflarca protokole göre belirlenecektir." düzenlemesi getirilmiştir. Sözleşmenin bu maddesinin yollama yaptığı Ek Protokolde ise sözleşme kapasitesinin 2 MW, sözleşme miktarının 17.568 MWh ve sözleşme fiyatının da 158,10 TL olduğu belirlenmiştir.Taraflar arasında yapılan sözleşmede düzenlemeye tabi perakende satış hizmeti bedelinin aynen veya belli bir oranda uygulanacağının belirtilmiş olması ve enerji bedelinin düzenlemeye tabi aktif enerji bedelinden bağımsız belirlenmiş olması durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye verilerek Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğin "2016 Yılı İçin Referans Niteliğindeki Perakende Satış Hizmeti Bedeli" başlıklı Geçici 3'üncü maddesinde yer alan hükmüne göre dosya içerisinde bulunan taraflar arasındaki 15.05.2014 tarihli Elektrik Alım Satım Sözleşmesinde, 11.06.2015 tarihli Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesinde ve bunların eki protokolde; düzenlemeye tabi perakende satış hizmeti bedelinin aynen veya belli bir oranda uygulanacağının belirtilip belirtilmediğinin, enerji bedelinin düzenlemeye tabi aktif enerji bedelinden bağımsız belirlenip belirlenmediğinin ve taraflar arasındaki sözleşmenin Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğin "2016 Yılı İçin Referans Niteliğindeki Perakende Satış Hizmeti Bedeli" başlıklı Geçici 3'üncü maddesinde yer alan 0,7233 kr/kWh hükmüne tabi olup olmadığının tespitinin istenilmesine karar verilmiştir.Hazırlanan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda ... bedelinin DGT bedelinin içine alınmasının davalı için maliyet oluşturmadığı, satış fiyatının içinde yer almayan ve Ocak 2016 - Haziran 2016 dönemine ait ... bedelinin davacı şirkete iadesinin gerektiği, iadesi gereken ... bedelinin ise 63.187,49 TL olduğu, tespit edilmiştir. Hazırlanan raporda bilirkişiye verilen diğer inceleme görevlerinin yapılmadığının anlaşılması sebebiyle bilirkişiden ek rapor hazırlaması istenilmiştir.Hazırlanan 31.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda taraflar arasında yapılan sözleşmelerde düzenlemeye tabi perakende satış hizmeti bedelinin aynen uygulanacağının belirtildiği, enerji bedelinin düzenlemeye tabi aktif enerji bedelinden bağımsız belirlendiği ve taraflar arasındaki sözleşmenin 14.11 maddesine göre de yeni düzenleme de yer alan 0,7233 kr/kWh miktarına tabi olduğu tespitinde bulunmuştur.Dosya son olarak davacı tarafın belirttiği ... bedelinin 0,15876 TL/kWh olarak hesaplanması için bilirkişiye verilmiştir. Hazırlanan bilirkişi raporunda 0,15876 TL/kWh değerinin ... bedeli olmadığı enerji birim fiyatı olduğu, bu rakam üzerinden hesaplama yapıldığında ise 1.386.927,36 TL gibi bir bedelin çıktığı, mevzuattaki 0,7233 kr/kWh üzerinden ... bedelinin hesaplanması durumunda ise 63.187,49 TL tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda belirtilen taraflar arasındaki sözleşmenin "Yeni Mevzuat, Uygulama ve Yönetmelikler" başlıklı 14.11 maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflar, işbu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilgili yasa, yönetmelik ve tebliğ hükümlerinde ve tarife bileşenlerine ilişkin uygulamalarda yapılacak değişiklikler ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, EPDK ile diğer yetkili merciler tarafından konulacak tüm yeni mevzuat hükümlerine, kararlara ya da uygulamalara uymayı ve bu gibi değişiklik ve yeni hükümlerin işbu anlaşmaya uygulanmasını kabul ederler." düzenlemesi getirilmiştir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında da "Ancak anlaşma fiyatına ilişkin mevzuat değişiklikleri hariç olmak üzere bu madde kapsamındaki mevzuat değişiklikleri sonucu oluşan yeni şartlar taraflarca görüşülerek anlaşma gözden geçirilebilecek ve gerekli tadiller tarafların karşılıklı mutabakatı sonucunda yapılacaktır." düzenlemesi getirilmiştir. Sözleşmenin "Anlaşma Fiyatı" başlıklı 6'ncı maddesinde de "İşbu anlaşma çerçevesinde alım satımına karar verilmiş olan aktif elektrik enerjisinin MWh başına birim fiyatı, taraflarca protokolde belirlenecektir." düzenlemesi yapılmış ve sözleşmenin eki protokolde de sözleşme miktarı ve sözleşme fiyatı ile hesaplama formülü belirlenmiştir.Sözleşmenin 14.11 maddesi, anlaşma fiyatına ilişkin mevzuat değişikliklerini mevzuat değişiklikleri ile ortaya çıkan yeni durumların sözleşmenin yeniden görüşülmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılması konularının dışında tutmuştur. Dolayısıyla Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğin "2016 Yılı İçin Referans Niteliğindeki Perakende Satış Hizmeti Bedeli" başlıklı Geçici 3'üncü maddesinde yapılan değişiklik sözleşmenin 14.11 maddesine göre taraflarca yeniden görüşülmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılmasının kararlaştırıldığı konular içinde yer almamaktadır. Dolayısıyla davalının ... bedellerini mevzuat değişikliği gerekçesiyle davacıya yansıtmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 14.11 maddesinin ikinci fıkrasındaki hüküm bulunmasaydı ... bedellerinin davalı tarafından faturaya yansıtılması ancak sözleşmede ... bedelinin alınacağına ilişkin açık hüküm bulunmasıyla mümkün olabilirdi. Bu nedenlerle mevzuat değişikliğinden ötürü davacının davalı taraftan ... bedellerini geri isteme hakkı bulunmamaktadır. Davacının hem YEK bedeli hem de ... bedellerini geri istemek için dayandığı hukuki gerekçe ilgili mevzuatta yapılan değişikliğin 6098 sayılı TBK m. 28'e göre davalı yönünden aşırı yararlanma ve m. 138'e göre kendisi yönünde aşırı ifa güçlüğü yarattığı iddiasıdır. 6098 sayılı TBK m. 28'e göre; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." Bu madde de tanımlanan aşırı yararlanma durumunun ortaya çıkması için ya sözleşmedeki edimler arasında açık bir oransızlık olması ya da davalının davacının zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanması gerekmektedir. Sözleşmenin yapıldığı tarihte edimler arasında açık bir oransızlık olmadığı iki tarafında kabulündedir. Hazırlanan bilirkişi raporlarında YEK bedeli hesaplamasının değişmediği, ... bedelinin hesaplamalara dahil edildiği görülmektedir. Bu durumun davalı yönünden aşırı yaralanma yaratıp yaratmadığı ise aşağıda incelemesini yapacağımız 10.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda incelenmiştir. 6098 sayılı TBK m. 138'e göre; "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır." Bu maddeye göre aşırı ifa güçlüğü için öngörülemeyen bir durumun ortaya çıkması gerekmektedir. Mevzuat değişikliğinin öngörülemeyen bir durum olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Çünkü tacir durumunda olan ve 6102 sayılı TTK m. 18/II'ye göre basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken davacının kendi iş alanı ile ilgili bütün mevzuat değişiklikleri de dahil olmak üzere ticaret hayatındaki bütün olasılıklara karşı hazırlık olması gerekmektedir. Davacı tarafın aşırı yararlanma ve aşırı ifa güçlüğü iddialarının araştırılması için tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bilirkişiden 30.12.2015 tarihinde Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde yapılan değişiklikten sonra, davacı tarafın zarar edip etmediğinin, davacı taraf zarar etti ise miktarının ne kadar olduğunun, davacının kârında düşüş olup olmadığının, davacının kârında düşüş varsa miktarının ne kadar olduğunun, davalının davacıyla yaptığı ticarette kârında ne kadarlık artış olduğunun, davacının davalıya 30.12.2015 tarihinden sonra elektirk alım satımından kaynaklı borcunun bulunup bulunmadığının ve davacının davalıya 30.12.2015 tarihinden sonra ödeme güçlüğü içerisine girip girmediği tespiti istenilmiştir.
Hazırlanan 10.07.20219 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda davacının zarar etmediği, 30.12.2015 tarihinden sonra da kâr ettiği, ancak kârında 95.667,59 TL düşme olduğu, davalının ise kârında artış olmadığı, 89.872,91 TL azalma olduğu, davacının davalıya 20.07.2016 tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı ama 31.12.2016 tarihine göre risk paylaşım sözleşmesinin feshi ile ilgili tazminat bedelinden kaynaklı 186.339,12 TL alacağının bulunduğu, ancak bu bedele ilişkin faturanın dava konusu olmadığı, davacının ödenmiş sermayesinin 1.000.000,00 TL olduğu, öz varlığının ise 4.310.849,81 TL olduğu, ödeme güçlüğü içinde olmadığı tespit edilmiştir. Hazırlanan 10.07.20219 tarihli mali müşavir bilirkişi raporu ile davacının ifa güçlü içerisinde olmadığı dolayısıyla da TBK m. 138'deki koşulların gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Aynı rapora göre davalının kârında artış olamadığı tespit edildiğinden davalı yönünden TBK m. 28'e göre aşırı yararlanma halinin de gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müşteri ve tedarikçi arasındaki uyuşmazlıkları açıklamak için getirilen Tebliğ hükmünün mevcut sözleşmeye uygulanmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, mahkemece araştırılması gerekenin söz konusu bedellerin (... ve YEK) haksız olarak alınıp alınmadığı, bu bedellere ilişkin değişikliklerin mevcut sözleşmeye derhal uygulanmasının haksız olup olmadığı hususları olduğunu, ancak yargılama sonucu, sadece tarafların ifa güçlüğü, aşırı yararlanma gibi asıl uyuşmazlık konusunun dışında bir takım yerlere çekildiğini, bu durumun taleplerinin ve uyuşmazlığın hatalı bir şekilde değerlendirildiğini açıkça gösterdiğini, ayrıca mevzuatta meydana gelen bir değişikliğin sözleşmenin esaslı unsurlarını bu derece etkileyecek oranda iken nasıl oluyor ki mevcut sözleşme nezdinde "derhal" uygulama alanı bulduğunu, bunun açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından mevzuatsal anlamda yapılan değişikliklerin sözleşmeye derhal (müzakere yapılmadan) uygulanmasının kabul edilmesinin sadece hakkın kötüye kullanılmasına izin vermek olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede ''bu madde kapsamındaki mevzuat değişiklikleri sonucu oluşan yeni şartlar taraflarca görüşülerek anlaşma gözden geçirilebilecek ve gerekli tadiller tarafların karşılıklı mutabakatı sonucu yapılacaktır'' hükmü düzenlendiğini, bu suretle sözleşmeye intibak hükmü getirilmiş olduğunu, intibak hükmüne göre, davalının sözleşmenin uygulanması için uyarlama yapmamış olması, dürüstlük kuralı hilafında hareket etmiş olduğuna delalet ettiğini, ilk derece mahkemesince basiretli bir tacir olmanın yanlış yorumlandığını, zira basiretli bir tacir olmak demek önceden sözleşme kapsamında olmayan bir durumu herhangi bir müzakere olmadan sözleşmeye eklemek ve buna katlanmak zorunda bırakılmasına seyircisiz kalmak anlamına gelmediğini, davalının benzer sözleşme ile elektrik alımı yaptığı Enerjisa firması ile de aynı konu hakkında görüşmeler yapıldığını, karşılıklı dürüstlük ve iyi niyet kuralları çerçevesinde uyarlama yapıldığını, yani hiçbir basiretli tacirin sözleşmenin niteliğini etkileyen değişikliği herhangi bir uyarlama anlaşma olmaksızın kabul etmesinin mümkün olmadığını, mahkemece Tebliğ hükmünün hatalı yorumlandığını, Tebliğin geçici maddesinin "müşteri ve tedarikçi uyuşmazlıklarını aydınlatma" amacı taşıdığını, bu anlamda tebliğde geçen değer sadece birim fiyat açısından referans olarak baz alınabilecek olup sözleşmeye uygulama veya uygulamama noktasında baz alınamayacağını, Tebliğ maddesi ... bedelinin birim fiyatına referans olabilecek nitelikte iken mevcut sözleşme kapsamında bu durumun aksine ... bedeline ... bedeli eklenmek suretiyle tahsilat yapıldığını, ilk derece mahkemesince ise ... bedeline ... bedelinin eklenerek tahsilat yapılmasının hukuka uygun olup olmadığı yönünde hiçbir araştırma yapılmadığını, taraflar arasındaki protokolde formül bulunduğunu, özleşme imza tarihinde ... bedelinin bu formül içinde yer almadığını, ancak mevzuat değişikliği bahane gösterilerek ... bedeli bu formülün içine yerleştirildiğini, bu durumun açıkça hukuka uygun olmadığını, zira bahsi geçen Tebliğ hükmü ... bedeli nezdinde tedarikçiler ve müşterileri arasında gerçekleşen uyuşmazlıkların çözümünde kullanılmak için çıkarılmış ve birim fiyat nazarında referans olabilme kabiliyeti bulunduğunu, direkt olarak (hiçbir müzakere olmadan) ... bedeline ... bedelinin eklenmesi uygulamasının doğru olup olmadığının tartışılmadığını, sözleşme kapsamında olmayan bir bedelin tahsili ile bir tarafın haksız bir maliyete katlanması diğer tarafın da haksız bir kazanç elde etmesi sonucunun ortaya çıktığını, mahkemesi esasen uyuşmazlık tespitinde hatalı davrandığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sadece aşırı ifa güçlüğü ve aşırı yararlanma noktasında topladığını, a sözleşme kapsamında olmayan bu uygulamanın adil olmadığı ve hiçbir müzakere yapılmadan uygulanmasının açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğu bu nedenle ihtirazi kayıtla yaptığımız ödemelerin tahsilinin istendiğini, bilirkişi raporunda; anlaşma fiyatındaki değişikliğin anlaşma sırasında öngörülemeyecek olan bir mevzuat değişikliğinden kaynaklandığı ve bunun bir tarafa maliyetsiz bir gelir yaratırken diğer tarafa hizmetsiz bir maliyet yaratmış olduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin esaslı unsurlarını etkileyen bir takım yeniliklerin sözleşmeye derhal uygulanmasının hukuka uygun olup olmadığının önemli olduğunu, söz konusu değişikliğin taraflardan birine hizmetsiz maliyet diğerine de maliyetsiz bir gelir kazandırdığı ortaya çıkmış iken bu durumun hukuka aykırılığı üzerinde durulması gerektiğini, bu durumun hukuka aykırılığı dikkate alınmadığını, aşırı ifa güçlüğü veya aşırı yararlanma yaratmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, mevzuat değişikliği zaten yanlış bir şekilde yorumlandığı gibi aynı zamanda "öngörülebilir" olduğu hakkında hüküm kurulduğunu, sözleşme öngörülemeyecek bir şekilde değiştiğini, bunun bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla mevzuat değişikliğinin "öngörülebilir" olduğu kabul edilse dahi bu değişikliğin sözleşmeye derhal uygulanması (herhangi bir müzakere ve değerlendirme olmadan yapılması) mümkün olmadığını, ticari hayattaki bütün olasılıklara hazırlıklı olmanın karşı karşıya kalınan tüm dayatmaların kabul edilmesi anlamına gelmediğini, ancak ilk derece mahkemesince mevzuat değişikliğinin sözleşmeye bu şekilde uygulanmasına katlanılmasının beklenilmesinin hatalı olduğunu, EPDK'nın sitesinde 2007 yılından bu yana yer alan "en eski tablo" dan da anlaşılacağı üzere o yıldan beri süre geldiği üzere ... bedeli ayrı bir fatura kalem iken yıllar boyunca bu bedel hizmet bedeli olarak ayrı bir fatura kalemi iken sonradan "hizmet bedeli ile ilgisi olmayan bir bedelin içerisine gömülmesi"nin hayatın olağan akışı gereği de öngörülemez bir durum olduğunu, işin doğası gereği de bu ... bedelinin ... bedeline eklenmesinin öngörülebilecek bir husus olmadığını, sözleşmede belirlenmemiş bedellerin tahsil edilmesi hakkında beyanları olduğunu, bu bedellerin tahsil edilmesinin taraflara etkisinin de açıklandığını, ancak ilk derece mahkemesince bu bedellerin tahsil edilmesinin değil de sadece tahsili sonucunda tarafların ekonomik durumunda meydana gelen değişiklikler kapsamında talepleri varmış gibi değerlendirme yapıldığını, sözleşmeye aykırılığın üzerinde durulmasına rağmen konu dışına çıkılarak bu aykırılıkların müvekkilini aşırı ifa güçlüğüne düşürüp düşürmediği davalıyı ise aşırı yararlanma sonucunu doğurup doğurmadığı hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığını, taraflar arasındaki anlaşmada hizmet bedeli bulunmadığını, mahkemece sözleşmenin 14.11.maddesinde yer alan "yeniden görüşülmesi ve karara bağlanması kararlaştırılan konular" arasında ... bedelinin yer almadığını ve bundan dolayı bu bedel nezdinde herhangi bir müzakere yapılmasına lüzum olmadığına ilişkin hüküm kurulduğunu, ancan hükmün bu yönüyle de hatalı olduğunu, zira iki tedarik şirketi arasında imzalanan sözleşmede hizmet bedeli yer almadığını, bu nedenle bu bedelin sözleşmede yer almamasının olağan olduğunu, tedarik şirketi ile abone arasındaki anlaşmalarda ... bedeli olduğunu, yani buradan bile Tebliğ hükmünün esasen tedarikçi ve aboneleri arasında düzenlenen sözleşmelere ilişkin anlaşmazlıkların çözümü adına çıkarıldığının açık olduğunu, ancak tebliğ hükmünün iki tedarikçi arasında ki sözleşmeye uygulanmasının adil olmadığını, bir tarafa maliyeti olmayan bir ... bedelinden ve içerik olarak da hizmet bedeli olan bu bedelden gelir elde etme sonucunu doğurduğunu, bu anlamda ilk derece mahkemesince verilen hükme esas alınan olguların hatalı ve hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava değerini 244.914,72 TL'ye yükselttiğini, ancak ilk derece mahkemesince davalı lehine takdir edilen vekalet ücreti hususunda bu durumun dikkate dikkate almadığını, davacının 16.03.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 244.914,72'ye yükselterek aynı gün tamamlama harcını yatırdığını, karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince 25.594,03 TL'ye hükmedilmesi gerekirken mahkemece bunun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, düzeltilmesi gerektiğini,bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve kararda yer alan vekalet ücretine ilişkin 3 numaralı kararın mahkemenizce düzeltilerek karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, elektrik alım satım sözleşmesinin uyarlanması, anlaşma fiyatına haksız şekilde eklenerek tahsil edildiği iddia edilen ve ihtirazi kayıtla ödenen perakende satış hizmet bedelinin ile YEK bedellerinin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı taraf; davalı ile aralarında 15.05.2014 tarihli elektrik alım satım sözleşmesi ve 11.06.2015 tarihli risk paylaşım çerçeve sözleşmesi imzalandığını, davalıdan 01.07.2015-30.06.2016 tarihleri arasında elektrik satın alınmasının kararlaştırıldığını, anlaşmaların yapıldığı dönemde endeks olarak belirlenen değerin perakende satış bedeli olduğunu, içerisinde ayrı olan perakende satış hizmet bedelinin olmadığını, EPDK'nın Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde 30.12.2015 tarihinde yaptığı değişiklik sonrasında yayımlanan yeni Tebliğ uyarınca davalının anlaşma kapsamında olmayan perakende satış hizmet bedelini de ekleyerek talepte bulunduğunu, ayrıca 2015 yılında YEK bedelini oluşturan santral sayısı ve hacminin 2016 yılında yaklaşık üçe katlandığını, bu nedenle anlaşmadan bir önceki dönemde ortalama maliyeti 5,2 TL/MW'h olan YEK bedeli anlaşma döneminde 18,99 TL/MWh'e yükseldiğini, bu artışın yani yaklaşık 94458'lık bir ilave YEK maliyetine sebep olduğunu, bu maliyet artışının da tarifeye eklendiğini, işbu fahiş fiyat artış ile davalının haksız kazanç sağladığını, ... ve YEK bedellerinin ihtirazi kayıtla ödendiğini, YEK bedelindeki artışın öngörülemez ve fahiş olduğunu, Tebliği uyarınca talep edilen ... bedelinin sözleşmeye aykırı olduğunu, davlının aşırı yararlanmasına sebep olduğunu, davalının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, hakkını kötüye kullandığını, bu aşamada sözleşmenin uyarlanması şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, sözleşmenin uyarlanmasını ve ihtirazi kayıtla ödenen bedellerin iadesini istemiştir. Davalı taraf ise; sözleşmesi14.11 maddesine göre davalının mevzuattaki değişikliklerin uygulanmasını peşin olarak kabul ettiğini, YEK ve ... bedellerinin EPDK tarafından yapılan mevzuat değişikliği ile eklendiğini, YEK bedelindeki artışın öngörülebilir nitelikte olduğunu, mevzuat değişikliği ile ... bedelinin tarifeye eklendiğini, ... bedel kalemi dışında herhangi bir bedelin de eklenmesi ya da çıkarılmasının EPDK’nın yapabileceği bir mevzuat değişikliğiyle söz konusu olabileceğini, ... bedelinin taraflar arasında belirlenen referans fiyatının endeks kalemlerine etki ettiğini, anlaşmanın anlaşma fiyatı başlıklı 6.maddesi uyarınca, taraflar arasında alım satımı yapılacak aktif elektrik enerjisinin MWh başına birim fiyatının Protokol ile belirleneceğini, bu kapsamda akdedilen 01.07.2015 tarihli Ek Protokol’de (Ek Protokol) anlaşma fiyatı, sanayi ve ticarethane tarifesine (tarife) endekslendiğini, ... bedelinin ise taraflar arasında, tarafların serbest iradelerine göre hesaplama aracı olarak belirlenmiş olan mezkur tarifeye dahil edildiğini, tarifedeki bu değişikliğe bağlı olarak referans fiyatın etkilendiğini, fahiş bir kazanç bulunmadığını savunmuştur. Uyuşmazlık, davalının 01.01.2016 tarihinde yürürlüğe giren Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ hükümleri uyarınca ... bedeli ile YEK bedeli hesaplayarak davacıdan talepte bulunmasının sözleşme hükümlerine aykırı olup olmadığı, davalının aşırı yararlanmasına sebep olan dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bir davranışının bulunup bulunmadığı, davacının aşırı ifa güçlüğü bulunup bulunmadığı, sözleşmenin uyarlanması şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacının YEK bedeline ilişkin iddiaları yönünden yapılan incelemede; mahkeme karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, YEK bedeli ile ilgili olarak yasal düzenlemelerde tedarikçi davalının ödeyeceği YEK bedelinin elektrik enerjisini satın alan davacı gibi üçüncü kişilere yansıtmasını yasaklayıcı bir hüküm bulunmadığı, aksine bir düzenlenmenin taraflar arasındaki sözleşmelerde de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum davacının da kabulünde olup esasen davacı YEK bedelinde artış yaşanmasından ötürü aşırı ifa güçlüğüne düştüğünü, davalının da aşırı yararlanma halinin gerçekleştiğini iddia etmektedir. Mahkemece hükme esas alınan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, 30.12.2015 tarihli yeni tebliğdeki YEK bedeli ile ilgili DGT hesaplama formülasyonunda bir değişiklik olmadığı, YEKDEM birim maliyetlerinin katılımcı sayısı, devlet teşvikleri ve enerji çeşitliliği ile ilgili olduğu, bu nedenle de değişken olduğu, sadece 2015 - 2016 yıllarında değil daha önceki yıllarda da artışlar yaşandığı, artışın öngörülebilir olduğu belirtilmiştir. Bu durum karşısında, basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan davacının sözleşme yaparken bu artışları öngörmesi ve ona göre sözleşme yapması gerekmektedir. Davalının Tebliğ'de yer alan parametrelere göre hesaplama yaparak YEK bedeli talebinde bulunmasında somut olay kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı gibi aşırı ifa güçlüğü yaratacak bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.Davacı vekilinin ... bedeline ilişkin iddiaları yönünden yapılan incelemede; 01.01.2016 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ'de, yapılan değişiklikle önceki Tebliğden farklı olarak ortalama perakende enerji satış fiyatı tavanı hesaplamasında dikkate alınan diğer gider toplamı (DGT) bedelinin içine ... (perakende hizmet satış bedeli)nin katıldığı görülmektedir. Taraflar arasındaki elektrik alım satım sözleşmesinin "Yeni Mevzuat, Uygulama ve Yönetmelikler" başlıklı 14.11 maddesinde "Taraflar, işbu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilgili yasa, yönetmelik ve tebliğ hükümlerinde ve tarife bileşenlerine ilişkin uygulamalarda yapılacak değişiklikler ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, EPDK ile diğer yetkili merciler tarafından konulacak tüm yeni mevzuat hükümlerine, kararlara ya da uygulamalara uymayı ve bu gibi değişiklik ve yeni hükümlerin işbu anlaşmaya uygulanmasını kabul ederler. Ancak anlaşma fiyatına ilişkin mevzuat değişiklikleri hariç olmak üzere bu madde kapsamındaki mevzuat değişiklikleri sonucu oluşan yeni şartlar taraflarca görüşülerek anlaşma gözden geçirilebilecek ve gerekli tadiller tarafların karşılıklı mutabakatı sonucunda yapılacaktır." düzenlemesi yer almaktadır. Sözleşmenin 14.11 maddesi ile ''anlaşma fiyatına ilişkin mevzuat değişiklikleri'' mevzuat değişiklikleri ile ortaya çıkan yeni durumların sözleşmenin yeniden görüşülmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılması konularının dışında tutulduğu görülmektedir. Hükme esas alınan 31.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda da, Tebliğin Geçici 3.maddesi ve sözleşmenin 14.11.maddesi uyarınca, Tebliğ'de düzenlenen perakende satış hizmet bedelinin somut olayda aynen uygulanacağı kanaati bildirilmiş olup söz konusu rapor Dairemizce de hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmuştur. Buna göre yeni Tebliğ hükümleri uyarınca davalının DGT giderleri içine eklenen ... bedelini de davacıdan talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili, Tebliğ ile meydana gelen değişikliğin müzakere yapılmadan derhal uygulanmasının hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına aykırılık olduğu ileri sürmüş ise de; somut olayda tarafların tacir olduğu, YEK bedelindeki artışın öngörülebilir olduğu, davalının Tebliğ hükümleri uyarınca sözleşmeye uygun olduğu anlaşılan hesaplama ile davacıdan ... bedeli talep ettiği, tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmenin 14.11 maddesinde ''anlaşma fiyatına ilişkin mevzuat değişiklikleri''nin mevzuat değişiklikleri ile ortaya çıkan yeni durumların sözleşmenin yeniden görüşülmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılması konularının dışında tutulduğu nazara alındığında davalının Tebliğ hükümlerine göre hesaplama yaparak davacıdan talepte bulunması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediği gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de görülmediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili, dava değerinin 244.914,72 olduğunu, kararın verildiği tarihteki AAÜT uyarınca 25.594,03 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.Davacı vekili, dava dilekçesi ile dava değeri olarak belirttiği 60.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiş, 16.03.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 182.100,48 TL arttırarak ve tamamlama harcını yatırarak 244.914,72 TL'nin tahsilini istemiştir. Bu durumda dava değerinin 244.914,72 TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme karar tarihinde, 24.11.2020 tarihli ve 31314 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren AAÜT yürürlüktedir. Mahkemece davanın reddine karar verilirken, dava değeri olan 244.914,72 TL üzerinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT uyarınca davalı lehine 25.594,03 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 10.492,96 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısımının düzeltilmesi için kaldırılmasına taleple bağlı kalınarak davalı lehine 25.594,03 TL vekalet ücretine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından yatırılan toplam 4.369,05 TL harçtan mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, artan 3.753,65 TL harcın talep hâlinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.594,03 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından artan kısımların, yatıran taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c-Davacı tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 43,40 TL posta gideri olmak üzere, toplam 205,50 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,8-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.