T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1756
KARAR NO: 2025/445
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/03/2021
NUMARASI: 2018/516 E., 2021/230 K.
DAVA: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından cari hesap alacağı sebebiyle davalı/borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ödeme emrinin tebliğinden sonra kendi kayıtlarına dayanarak takip konusu borcun 2.719,00-TL.'lik kısmını ödediğini, bakiye 8.332,72-TL.'lik kısma ise itiraz ettiğini, davalının kısmi itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı şirketin itiraz ettiği kısımla ilgili olarak kendi kayıtlarına dayanarak borcu olmadığını iddia ettiğini ve kayıtlarını müvekkili davacıya ilettiğini, tarafların ticari defterlerine esas cari hesap ekstrelerinin karşılıklı incelenmesi sonucunda; davalı şirketin kayıtlarında görünen ve 31/01/2017 tarihinde yapılmış gibi gösterilen 7.000,00-TL. tutarındaki kredi kartı ödemesinin gerçekte müvekkiline yapılmadığını, davalı tarafın bu hususta kendilerince uyarıldığını, davalının kayıtlarında görünen 7.000,00-TL.’lik kredi kartı ödemesine ilişkin belgelerin kendilerine sunulması halinde gerekli incelemenin derhal yapılarak konunun açıklığa kavuşturulacağının ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümleneceğinin bildirilmesine karşın davalı tarafın kendilerine hiçbir belge sunmadığını, davalı tarafın 7.000,00-TL. tutarındaki kredi kartı ödemesi girişini kendi kafasına göre kayıtlarına alarak müvekkiline olan borcunu gerçekte ödemeden, ödemiş gibi göstermeye çalıştığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde belirtilen bu hususların tüm açıklığı ile ortaya çıkacağını, kaldı ki davalı tarafın kendi ticari defterine işlediği bu ödemenin müvekkili davacı şirketin ticari defterlerinde gözükmemesi nedeniyle ticari defterine ödeme olarak işleyen davalının bu durumu ispatla yükümlü olduğunu, davalı şirketin 19/02/2018 tarihli dilekçe ile icra takibine konu borca kısmen itiraz ettikten ve kabul ettiği borç miktarı üzerinden icra dosyasına kısmi ödemede bulunduktan sonra 3 adet faturayı 16/03/2018 tarihinde Bakırköy ... Noterliği’nin .. yevmiye nolu ihtarnamesi ile müvek.ığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, özetle davalı borçlu şirketin kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı tarafa yükletilmese karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin davaya konu icra takibinde cari hesap alacağına dayandığını, ancak dava aşamasında alacağın "bir kısım faturaya" dayandığını ileri sürdüğünü, huzurdaki itirazın iptali davasında takip talebindeki alacağın bulunduğunu ispat külfetinin davacı alacaklıda olduğunu, faturanın tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, davacının düzenlediği faturalardaki mal ya da hizmeti müvekkili davalı şirkete teslim ettiğini HMK.'nun 200. maddesinde belirtilen delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacı şirketçe icra takibinden sonra usul ve yasaya aykırı olarak 3 adet fatura kargo yolu ile müvekkiline göndermiş ise de anılan faturaların Bakırköy ... Noterliği'nin 16/03/2018 tarih ve .. yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacı şirkete iade edildiğini, faturalara konu hizmet davacı tarafça müvekkiline verilmediğinden, davacının bu yöndeki talebinin mesnetsiz olduğunu, takibe konu alacakla ilgili olarak 2.791,36-TL.'lik kısmın müvekkili şirketin kabulünde olduğunu ve bu tutarın icra aşamasında müvekkilince ödendiğini, bu tutar dışındaki kısmın ise kabulünün mümkün olmadığını belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İddia, savunma, icra takip dosyası ve tüm dosya kapsamı ile mahkememizce benimsenen bilirkişi kurulu raporunun birlikte değerlendirilmesinde; davacı tarafın bilirkişi incelemesi için ticari defter, kayıt ve belgelerini dosyaya ibraz ettiği, ancak davalı tarafın mahkememizce verilen kesin süreye ve yapılan ihtarata rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın usulünce onaylı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, taraflar arasında 2016 yılından itibaren süregelen gıda maddeleri alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, dava ve takip konusu e-faturaların davacı şirketin resmi ve mevzuata uygun ticari defterlerinde usulüne uygun şekilde kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temel noktasını oluşturan cari hesaplar arasındaki fark ile ilgili olarak mahkememizce 25/09/2019 tarihli duruşmada davalı tarafa cari hesabında yer alan ve davacı şirkete kredi kartı ile yapılmış gibi görünen 7.000,00-TL. tutarındaki ödemeye ilişkin beyanda bulunması, buna dair tüm bilgi ve belgeleri sunması için verilen kesin süreye rağmen, davalı tarafça bu konuda herhangi bir belge sunulmadığı gibi mahkememize bu konuda açıklayıcı bir beyanda bulunulmadığı, davacı şirketin taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olarak davalı adına muhtelif tarih ve tutarlarda e-faturalar düzenlendiği, mevzuat gereğince e-fatura olarak düzenlenen faturalardan davalı tarafın haberdar olmadığını iddia etmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı şirketin gerek davacı yana haricen yolladığı cari hesabında görünen ve şirket kredi kartı ile davacıya yaptığını ileri sürdüğü ödemeyi gerekse bir bütün olarak davacıya olan borcunu ödediğini kanıtlayamadığı, ödeme yapıldığı iddia edildiğine göre, takibe konu faturaların içeriğindeki malların da davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilmiş olduğunun da kabulünün gerektiği, davacı tarafça dosyaya sunulan ticari defter, kayıt ve belgelere göre düzenlenerek hükme esas alınmasında sakınca görülmeyen ve mahkememizce de benimsenen bilirkişi raporunda tespit edilen miktara göre taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariyle 8.332,36-TL. alacağı bulunduğu, böylece davalı şirketin bilirkişi raporu ile tespit edilen miktara yönelik itirazının haksız olduğu ve İİK.'nun 67. maddesi gereğince bu miktar (8.332,36-TL.) yönünden iptalinin gerektiği, her iki taraf da tacir olduğundan ve davacı yanın talebi ile de bağlı kalınarak yıllık %9,75 oranını geçmemek üzere asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesinin uygun olacağı, ayrıca İİK.’nun 67/2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının amacı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemek olduğundan, takip konusu fatura alacağı da likit ve itiraz da kısmen haksız olduğundan, davacı lehine kabul edilen alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatını kapsar şekilde, ancak reddedilen kısım yönünden ise yasal şartları oluşmadığı..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 8.332,36 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek (yıllık %9,75 oranını geçmemek üzere) avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.666,47 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı yararına avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 11.052,72 TL cari hesap alacağı sebebiyle davalı borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının ödeme emrinin tebliğinden sonra borcun 2.719,00 TL'lik kısmını kabul ederek, bu miktar bakımından fer'ilerini de hesaplayarak ödemiş olup geri kalan 8.332,72 TL'lik bölümüne kısmi itiraz ettiğini, dolayısıyla tarafımızca davacının itiraz ettiği kısım esas alınarak huzurdaki dava ile itirazın iptali davası açıldığını, Bilirkişi heyetince müvekkile ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen raporda müvekkili şirketin davalı taraftan 11.051,76 TL cari hesap alacağı olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla tarafımızca davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasının takip miktarında herhangi bir şüphe bulunmadığını, Bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ve yine gerekçeli kararda hatalı hüküm kurulmasına neden olan hususun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında takibe konu alacağın 11.051,76 TL değil de 8.332,36 TL gibi ifade edilmesi olduğunu, müvekkili tarafından davalı borçlu aleyhinde başlatılan takip cari hesaba dayanan 11.051,76 TL alacak olduğunu, takip sonrasında davalı borçlu tarafından ödenen 2.179,00 TL alacaktan düşülerek söz konusu davanın harca esas değeri belirlenmiş ve 8.332,72 TL alacak üzerinden dava açıldığını, dosyada İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi miktarının 11.051,76 TL olduğu, takip sonrasında davalının kabul ettiği kısıma ilişkin olarak kısmi ödeme yapmış olması dolayısıyla 2.719,00 TL mahsup edilerek huzurdaki davanın 8.332,76 TL değerinde açıldığı hususunun göz önünde bulundurularak hüküm kurulması gerekirken sanki takibe konu alacak 8.332,76 TL gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu durumun da alacaktan iki defa ödemenin mahsup edilmesine ve müvekkilinin alacağı miktardan daha düşük bir bedel almasına neden olacağını, bu hususta itirazları dikkate alınmadan kurulan hükmün hatalı olduğunu, Mahkemenin vekalet ücreti konusunda da hayata düştüğünü, karşı tarafın avukatı bulunmadığını, bununla birlikte davaya konu alacak ve harca esas değer 8.332.76 TL olup dava bu değer üzerinden açıldığını, fakat mahkeme sanki davayı icra takibine konu 11.051,76 TL üzerinden açıp, davalı borçlu tarafından takip sonrası ödenen 2.179,00 TL dikkate alınmadan dava açılmış gibi değerlendirme yaparak hüküm kurduğunu, bu nedenle de davalı borçlu tarafından ödenen 2.179,00 TL yönünden davanın reddine karar verdiğini ve bu tutar üzerinden karşı taraf lehine AAÜT'ye göre üstelik davalının vekilinin bulunmamasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, yine aynı hata nedeniyle yargılama gideri bölümünün de hatalı oluşturulduğunu ileri sürerek, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı eldeki davada, davalıdan cari hesap alacağı olarak toplam 11.051,72 TL alacaklı olunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının 2.719,00 TL alacak dışında kalan 8.332,36 TL'lik kısmına itiraz ettiğini, kısmi itiraz nedeniyle eldeki davanın 8.332,36 TL dava değeri gösterilerek açıldığını, davalının icra takibine kısmi itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince kurulan hükümde davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 8.332,36 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiş, ayrıca dava kısmen kabul edilmiş kabulü ile davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş, davacı vekilince de bu yönlerden karar istinaf edilmiştir. Takip talebinde 11.051,72 TL asıl alacağın tahsili talep edilmiş, dava dilekçesinde davalının itiraz etmediği anlaşılan 2.719,00 TL alacak düşürülerek dava değeri 8.332,36 TL olarak gösterilmiş ve davalının kısmi itirazının iptali talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince, davanın 8.332,36 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş ancak hükümde -takip tutarı ile kurulan hükme göre 2.719,00 Tl asıl alacak yönünden dava reddedilmiş gibi- kısmen kabul kararı verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince kurulan hükmün bu yönüyle hatalı olup, sanki kısmi red kararı varmış gibi davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar ışığında eldeki itirazın iptali davasının takipte itiraz edilen 8.332,36 TL asıl alacak tutarı yönünden açılmış olduğu ve davalının kısmi itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmüş ve hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.Yine ilk derece mahkemesince, davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmiş ise de davalının ilk derece yargılamasında avukatla temsil edilmediği anlaşılmakla, bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun da kabulü ile hükmün bu bakımdan da düzeltilmesi gerekmiştir. Davanın kabulüne karar verilmiş olmakla, tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmili gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına konu asıl alacak tutarının 8.332,36 TL'lik kısmına yönelik kısmi itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek (yıllık %9.75 oranını geçmemek üzere) avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına,2-İtirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.666,47 TL. icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 569,18 TL karar ve ilam harcından, 197,56-TL peşin harç + icraya yatan harcın mahsubu ile eksik kalan 371,62 TL harcın davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından harcanan 197,56 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 8.332,36 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,6-Davacı taraftan harç dışında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 1.791,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7-Taraflarca yatırılan ve harcanmayan gider avanslarından arta kalan kısımların, yatıran taraflara iadesine 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına; peşin istinaf karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 34,90 TL posta gideri olmak üzere toplam 197,00 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara vekiline tebliğine, 10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.2. maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.