T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/9
KARAR NO:2025/362
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/09/2021
NUMARASI:2019/496 E. - 2021/575 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 19/07/2016 tarihinde davalının tek hissedarı bulunduğu ... A.Ş'nin mevcut 150.000 paya karşılık 1.500.000,00 TL'lik sermaye hak ve hissesinin 75.000 paya karşılık 750.000,00 TL'lik kısmının müvekkiline devri için Hisse Devir Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin devir bedelini aynı tarihte nakden ve peşinen ödediğini, davalı tarafça da tahsil edildiğini, ancak davalı tarafın hisse devrini bugüne kadar yapmadığını, müvekkilinin taleplerini yanıtsız bıraktığını, bunun üzerine davalı tarafa ihtarname keşide edildiğini, davalının cevabi ihtarname ile hisse devri için gereken bedelin ödenmediği, davacının sözleşmeye konu edimi yerine getirmediğini bildirdiğini, müvekkilinin hisse devir bedelini 2016 yılında ödediğini iddia ederek, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile değer belirlenebilir olduğunda artırılmak üzere şimdilik hisse devri için ödenen 750.000,00 TL'den az olmamak üzere şirket değerinin tespit edilerek %50'sine karşılık gelecek değerin 19/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının ... şirketindeki hisselerinin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi, her türlü tasarrufa kapatılmasını teminen cebri icra vasıtasıyla satış işlemlerini de kapsayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirket tarafından sözleşmeye konu edimin ifa edilmediğini, sözleşmemeye konu hisse bedeline karşılık gelen ödeme şartını ihlal ettiğini, bu nedenle söz konusu şirket hisselerinin devrinin resmiyet kazanmadığından müvekkilince devir işleminin yapılmadığını, hisse devir protokolünün taraflarca karşılıklı olarak bedelinin ödenmemesi nedeniyle 30/10/2019 tarihinde feshedildiğini, müvekkili ile davacı şirket tarafından imzalanan Hisse Satış Sözleşmesinin, davacı şirketçe belirlenen ödeme ediminin yerine getirilmemesi nedeniyle geçerlik kazanmadığını ve taraflar arasında imzalanan bu hisse devir sözleşmesinin 30/10/2016 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafın, Fesih Sözleşmesi'nin sahte olduğuna dair iddiası ıspatlanamadığı gibi, davacı tarafça 750.000,00 TL hisse devir bedelinin ödendiğine dair bir belge de sunmamıştır. Davacı taraf kendi ticari defterlerine de delil olarak dayanmamış, mahkememizce de resen incelenmesine ihtiyaç duyulmamıştır.Davacı tarafın kaşenin kendilerine ait olmadığı yönündeki iddiasına gelince, bir şirket adına kaşe yaptırmanın herhangi resmi bir izin ve onay gerektirmediği, istendiği zaman kaşenin değiştirilebildiği, sadece kaşenin farklı olmasının bir sonuç doğurmayacağı, 6102 sayılı TTK'nın 39/1. Maddesinde belirtildiği gibi, tacir olan ticaret şirketinin ünvanının altında yetkili kişinin imzalamasının yeterli olduğu, bunun için bir kaşe yaptırmanın da zorunlu olmadığı anlaşılmış ve kaşenin sahteliğine ilişkin iddiaları kabule şayan görülmemiştir.Davacı adına Fesih Sözleşmesini imzalayan ...'nin 21/09/2016 tarihinden 30/10/2018 tarihine kadar şirketi temsile yetkili olduğu, hisse devir sözleşmesinin ve Fesih Sözleşmesinin üzerinden üç yıl geçtikten sonra işbu davanın açıldığı, geçen süreç içerisinde davacının hisse devrine konu ... Anonim Şirketinin yönetim, denetim veya genel kurullarına katıldığına dair bir belge de bulunmadığı, bu durumda Fesih Protokolünde belirtildiği gibi devir bedelinin ödenmediği ve bu nedenle de devirle ilgili başka bir işlem yapılmadığı vicdani kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme kararında davalı tarafça ileri sürülen fesih sözleşmesi başlıklı belgede hisse devir bedeli ödenmediğinden hisse devir sözleşmesinin feshedildiğinin yazılı olduğu, bu belgenin sahte olduğu iddiasının mahkeme tarafından dikkate alınmadığı, nazara alınmadığı, şirketin yönetim, denetim veya genel kurullarına müvekkilinin katılmaması nedeni ile devir bedelinin ödenmediğinin kanıtına varılarak davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında davalının tek hissedar olduğu ...AŞ'nin mevcut 150.000 paya karşılık bir 1.500.000,00 TL'lik sermaye hak ve hissesinin 75.000 paya karşılık 750.000,00 TL'lik kısmının müvekkiline devir için hisse devir sözleşmesinin imzalandığını, devir bedelinin aynı tarihte nakden ve peşinen ödendiğini, paranın davalı tarafça tahsil edildiğini, sözleşmede bu hususun açıkça yer aldığını, sözleşmedeki imzanın hiçbir zaman inkar edilmediğini, hisse devir sözleşmesi tarihi itibari ile devir bedelinin davalıya peşinen ve nakden ödenmesine rağmen bugüne kadar şirketin pay devrinin gerçekleşmediğini, ihtarname ile bu konuda talepte bulunulduğunu, davalının cevabı ihtarnamede devir için gerekli bedelin ödenmediği, hisse devrinin resmiyet kazanmadığı ve bedelin geri ödenmesi talebinin geçerli olmayacağı yanıtı verildiğini, şirkete gönderilen ihtarnameye cevap alınamadığını, bu süreçte davalının mahkemeye sonradan sunduğu fesih sözleşmesi başlıklı gerçeklere aykırı ve sonradan tanzim edilmiş belgeden hiç söz edilmediğini, sözleşmenin 30.10.2016 tarihini taşıdığını, bu tarihin pazar gününe denk geldiğini, hiçbir tacirin böyle bir işlemi Pazar günü gerçekleştirmeyeceğini, belgedeki müvekkili şirket unvanı altındaki kaşenin müvekkili kaşesi olmadığını, tamamen farklı olduğunu, 30.10.2016 tarihini taşıyan sahte belgede yer alan ibarenin şirket unvanı olarak kaşede yer almadığını, logonun şirket unvanın sol kısmında yer aldığını, şirketin üç ay ara ile farklı kaşe kullanmayacağına göre davalının cevap dilekçesi sunduğu tarihe yakın bir zamanda düzenlendiğini, müvekkilinin uzun süreye dayanan ilişkiye binaen sözlü olarak hisse devrinin yapılmasını talep ettiğini, telefon operatörleri kayıtlarının celp edilebileceğini, sürecin uzaması üzerine ihtarname gönderildiğini ve davanın açıldığını, davalının davaya karşı sahte belge tanzim ederek sunduğunu, hisse devir sözleşmesinin açık ve anlaşılır şekilde hazırlanmış olduğunu, 20.07.2016 tarihli sicil gazetelerinden de anlaşılacağı üzere tek ortaklı şirket statüsünün çok ortaklı AŞ'ye dönüştüğünü, ayrıca ana sözleşmede belirtildiği gibi sermayenin ödenmesinden itibaren hisse senetlerinin bir yıl içerisinde bastırılmadığından dolayı AŞ'nin hisselerinin hamiline ve nama yazılı olmadığı için çıplak pay hükmünde olduğunu, emsal ilama göre anonim ortaklığının çıplak paylarının devrinin şekle bağlı olmadığını, adi yazılı sözleşme ile mümkün olduğunu, hangi şirkette bir hafta önce başlayan müdürün şirketin imzaladığı ve bedelini ödediği bir hisse devir sözleşmesini şirketin ve ortakların haberi olmaksızın pazar günü feshedebileceğini, bunun akıl, mantık ve ticari hayatın olağan akışı ile bağdaşmasının imkansız olduğunu, belgenin davayı etkilemek adına sonradan davalı tarafça tanzim edilmiş bir belge olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, AŞ hisse devir sözleşmesi kapsamında ödenen bedelden az olmamak üzere hisse devri yapılan şirket değerinin tespiti ile belirlenecek bedelin %50 sine karşılık gelecek tutarın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, 19.07.2016 tarihli .. Şirketi Hisse Devri Sözleşmesinin gerçekleştirilmiş olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, yargılama aşamasında davalının 30.10.2016 tarihli "Fesih Sözleşmesidir" başlıklı dosyaya ibraz etmiş olduğu belgenin sahte olup olmadığı, belge kapsamında mahkemece verilen ret kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket ile davalı gerçek kişi arasında 19.07.2016 tarihinde ... Şirketi Hisse Devri Sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmenin adi sözleşme şeklinde yapıldığı, sözleşmede devir edenin davalı, devir alanın davacı şirket olduğu, devir tutarının 750.000,00 TL olarak belirtildiği, sözleşme içinde anonim şirketin mevcut 150.000 paya karşılık 1.500.000,00 TL'lik sermaye hak ve hissenin 75.000 paya karşılık 750.000,00 TL'lik kısmını davacı şirkete devir ettiği, devir bedelinin nakden ve peşinen tahsil ettiği, bu hususta herhangi bir borcun ve alacağın kalmadığı, devre bahis hisselerin tüm hak ve vecibelerinin bugünden sonra devir alana ait bulunduğunun kabul edildiği, devir alanın iş bu hisse devir sözleşmesini ilgili yere ibrazla kendi adına ortaklar pay defterine işletmesine rıza ve muvafakatının bulunduğunu, devir edenin belirttiği, devir alan davacı şirketin ise devir edenin beyanında yazılı hisseyi devir aldığını, devir bedelini bugün nakden ve peşinen ödediğini ifade ettiği, davacı şirket tarafından 19.06.2019 tarihinde davalıya Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnameyi keşide ettiği, ihtarnamede satın alınan hisselerin devri veya değerinin ödenmesinin talep edildiği, içeriğinde pay defterine işlenmediği, şirket hisse devrinin sicil müdürlüğünde tescil edilmediğinin araştırma ile görüldüğü belirtilerek, üç gün içerisinde sözleşmenin pay defterine işlenmesi, genel kurulun toplanarak yeni yönetim kurulunun oluşturulması, şirket mal varlığının bildirilmesi vb hususlara yer verildiği, davalı tarafça davacının göndermiş olduğu ihtarnameye karşı Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen 25.06.2019 tarihli cevabı ihtarnameyi düzenlediği, ihtarnamede; sözleşme konusu edimin müvekkili tarafından yerine getirildiği, sözleşmenin karşı tarafça ihlal edildiği, geçen süre içerisinde herhangi bir işlem yapılmadığı, bu nedenle söz konusu şirket hisselerinin devrinin resmiyet kazanmadığı için yapılamadığı, şirket hisse devri için ödenmesi gereken bir bedel ödenmediği için ihtarnamede bu bedelin faizleri ile geri ödenmesi talebinin geçerli olmayacağı hususuna yer verildiği, davacı tarafça arabuluculuk aşaması sonrasında iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile birlikte 30.10.2016 tarihli "Fesih Sözleşmesidir" başlıklı adi yazılı sözleşmeyi dosyaya ibraz etmiştir. Sözleşmede, davacı şirket adına şirket unvanı belirtildikten sonra davacı tarafça sahte olduğu iddia edilen kaşe üzerine imza yer almaktadır. Söz konusu sözleşmenin 1. maddesinde; bir yanda davacı, diğer yanda davacı şirket ve yetkilisi ... olmak üzere fesih protokolünün imza altına alındığının belirtildiği, 2. maddede, konunun 19.07.2016 tarihli devir sözleşmesi satışı yapılan 75.000 payın fesih sözleşmesi şeklinde açıklandığı, 3. maddede, şartlar başlığı ile 1.bentte devir sözleşmesi özetlendikten sonra (b) bendinde sözleşmenin imzalanması sonucu sözleşmeye konu 75.000 paya karşılık gelen 750.000,00 TL'nin ödenmediği, bedelin ödenmemesi sonucu taraflarca bu hisse bedelinin noter satış devri ve diğer resmî tescil işlemlerinin gerçekleştirilmediğinin belirtildiği, (c) bendinde ise hisse devir satış sözleşmesinin geçerlilik kazanmadığı, tarafların ortak iradesi ve rızası ile sözleşmenin feshedildiğinin belirtildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından davalının cevap dilekçesi ile sunmuş olduğu "Fesih Sözleşmesidir" başlıklı belgenin sahte olduğu, davalı tarafın ne ihtarnameye cevap, ne de arabuluculuk esnasında fesih sözleşmesinden bahsetmediği, tek beyanının bedel ödenmediği iddiası olduğu, böyle bir belgenin pazar günü düzenlenemeyeceği, şirket kaşesinin farklı olduğu, sahte belgeyi tanzim eden davalı ve ... hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtmiştir.Dosya içerisine sicil kayıtları, ayrıca sahtelik iddiası üzerine fesih sözleşmesini şirket adına imzalayan dava dışı ...'ye ait imza incelenmesine esas bilgi ve belgeler celp edilmiştir.Davacı vekili 11.03.2020 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; dosyaya sunulan fesih protokolünün sahte olduğunu, inceleme yapılmasını talep ettiklerini, o tarihte şirket yetiklisi olan ...'nin 10 günlük bir temsilci olduğunu şu an itibariyle bir ilgisinin bulunmadığını, imza incelemesi yapılmasını ve protokol tarihinin ise Pazar gününe denk geldiğini ifade etmiştir. Davalı vekili aynı duruşmada zapta geçen beyanında; fesih protokolünün sahte olduğunun ileri sürüldüğünü ve bu hususun gerekirse araştırılsın demiştir. Belge aslı ve sicil müdürlüğünden ...'ye ait evrak asılları ile birlikte imza incelemesine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurum Fizik İhtisas Dairesinin 28.07.2021 tarihli raporunda; ...'ye ait mukayese imzaların 30.09.2016 tarihli imza sirküleri ile 21.09.2016 tarihli tescil talepnamesi olduğu, sonuç olarak, inceleme konusu belgede şirket kaşe izi üzerinde bulunan imza ile ...'nin mevcut mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlikler görülmekle birlikte mukayese imzalarının sınırlı sayıda ve dar bir zaman diliminde atılmış olması dolayısıyla doğal varyasyon aralığının sağlıklı olarak tanımlanmaması nedeni ile söz konusu imzanın ...'nin eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği ve söz konusu belgede yer alan yazıların ve imzaların yaşı hakkında zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği belirtilmiştir.Davacı vekili rapora itiraz dilekçesinde; sözleşmedeki kaşenin müvekkili şirket kaşesi olmadığını, adli tıp raporunda belirtildiği üzere imzanın ...'nin eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğini, belgenin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından bu yönde alınmış bir genel kurul kararının olmadığını, ... isimli şahsın 21.09.2016 tarihinde müdür olarak seçildiğini, bir kişinin bir Pazar günü şirketin hisse devir sözleşmesi ile satın almış olduğu başka bir şirkete ait paylara ilişkin hisse devir sözleşmesini genel kurul kararı olmaksızın ticari hayatın temelleri çerçevesinde feshedemeyeceğini, Adli Tıp Kurumu tarafından tespit yapılamadığını belirterek, hukuken geçerli bir belge olmadığının nazara alınıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçelerinde; raporun iddia ve savunmalarını desteklediğini, davacının imzanın sahte olduğu iddiasını adli tıp raporu ile çürüdüğünü, sözleşmenin her iki taraf yetkilisi tarafından imza altına alındığını, ... ile müvekkili tarafından imzalandığını, davacının yapmış olduğu şikayet sonucu ...'nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında imzanın bizzat kendisi tarafından atıldığı yönünde açık beyanı bulunduğunu ve şikayetin takipsizlik kararı ile sonuçlandığını belirtmiştir.Mahkemece, tarafların beyanı, dava dışı ...'nin savcılık soruşturma aşamasında imzanın kendisine ait olduğuna dair kabulü ve yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında, "Fesih Sözleşmesidir" başlıklı sözleşmenin geçerli olup olmadığı hususunda uyuşmazlık mevcuttur. Davacı şirkete ait dosya içerisine celp edilen İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün cevabı yazısındaki sicil kayıt örneklerinden, şirket ortaklarından ... tarafından dava dışı ...'ye 20.09.2016 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesi ile şirket hisse devrinin yapıldığı, şirketin 21.09.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile bahsi geçen devrin kabulüne, pay defterine işlenmesine, şirketin 11.000 paya karşılık olan 275.000,00 TL'nin ...'ye ait olduğuna, şirket müdürlüğüne 10 seneliğine ...'nin atanmasına, münferit imza ile şirketin temsil ve ilzam etmek üzere ...'ye yetki verilmesine dair karar alındığı anlaşılmaktadır. ...'nin tek yetkili temsilci olarak atanmasından sonra davalı tarafın savunmasında belirtmiş olduğu fesih sözleşmesi 30.10.2016 tarihinde imzalanmıştır. Fesih tarihinden davacı şirketin ihtarnameyi keşide ettiği 19.06.2019 tarihine kadar taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığa dair dosya içerisinde bilgi ve belge veya iddia mevcut değildir. Davalının belgeyi ibrazı sonrasında davacı şirket tarafından davalı ve dava dışı... hakkında özel belgede sahtecilik iddiası ile şikayette bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/72565 Soruşturma nolu dosyasında 27.10.2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Söz konusu kararda,...'nin ifadesinde şikayete konu sözleşmedeki ticaret unvanına atfen atılan imzanın kendisine ait olduğunu, o tarihte bu şirketin imzaya yetkili temsilcisi bulunduğunu, suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiğine yer verildiği, ayrıca Sicil Gazete nüshalarından şirket yetkilisinin şüpheli ... olduğu, şikayete konu fesih sözleşmesinin sahte olmadığı, imzaların sözleşme altında isim ve ticaret unvanları yazılı şahıslara ait olduğunun anlaşıldığı herhangi bir imza sahteciliğinin söz konusu bulunmadığı, sahtecilik suçuna vücut vermediği olayda suç unsurunun bulunmadığı belirtilmek suretiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Somut olayda, davacı şirketin sözleşme tarihinde münferit imzası ile tek yetkilisi olan ... tarafından düzenlenen sözleşmenin feshine ilişkin belgenin sahte olduğu davacı tarafça iddia edilmiş ise de yukarıda yer verilen açıklamalar ve dava dışı ...'nin Cumhuriyet Başsavcılığındaki soruşturma aşamasında yer alan kabul beyanı ile diğer bilgi ve belgelerden fesih sözleşmesinin davacı şirketi bağlayıcı olduğu ve geçerli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı şirket tarafından sözleşmenin feshedildiği tarih itibari ile şirket temsilcince imzalanan ve kabul edilen belgenin sahteliğini iddia etmesinin iş bu davada sonuca etkili olmayacağı ve özellikle fesih sözleşmesini imzalayan dava dışı şirket temsilcisinin imzayı ve sözleşmeyi kabulü nedeni ile iş bu davada yeniden yapılacak inceleme, HMK'nın 30. Maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin yargılamayı yürütmesinde ve istinaf konusu kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı arafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.