T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/3
KARAR NO:2025/361
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/11/2021
NUMARASI:2021/83 E. - 2021/856 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil firmanın, davalı-borçludan, aralarındaki ticari ilişkisi sebebiyle 29.03.2019 tarihli ve ... nolu 53.016,22TL bedelli faturadan dolayı bakiye 10.016.22 TL'lik alacağı olduğunu, davalı borçlunun fatura bedelinin 43.000,00TL'sini ödemesine rağmen bakiyeyi ödemediği için...sayılı dosyasında davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlunun haksız ve mesnetsiz olarak, borcu kabul etmeyerek takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlu ile yapılan harici görüşmelerde de bir netice alınamadığını, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu, bu şekilde icra takibine itiraz etmesinin tamamen zaman kazanmaya yönelik olduğunu, ayrıca arabulucuya müracaat edildiğini ancak bu hususta 2020/7494 büro dosya numaralı 2020/72025 arabulucu dosya numarası ile anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, davalı borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ...sayılı dosyasına vaki itirazının asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;Müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının mal kaçırma iddiasının tamamıyla gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında kesilen faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve taraflarca gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığa ilişkin dönemlere ait BA-BS formları getirtilmiştir. Akabinde dosya, inceleme gün ve saati belirlenmek suretiyle taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi için bir SMMM bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi SMMM ... tarafından davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığından yalnızca davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan işbu rapora göre özetle; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfı taşıdıkları, tarafların tacir olduğu ve aralarında ticari ilişki bulunduğu, alacağa dayanak faturanın taraflarca vergi dairelerine beyan edildği, davacının ticari defterlerine göre alacak/borç olarak 10.016,22 TL kaydın bulunduğu ve ödemeye ilişkin bir belge bulunmadığı yönünde tespit, görüş ve rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki itiraz ve beyanlar da değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmede dosyaya mübrez BA-BS formlarına göre taraf şirketlerin her ikisinin de uyuşmazlığa konu faturayı vergi dairelerine bildirdikleri ve yapılan bildirimlerin birbirleriyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. ... davalı şirketin faturayı ticari defterlerine işlediği ve vergi dairesine bildirdiği anlaşılmakla artık faturaya konu mal veya hizmeti almadığını ya da bedeli ödediğini ispat etmesi gerekmektedir. Zira ticari defterlere kaydedilmiş ve vergi dairesine bildirilmiş faturanın akdi ilişkinin varlığını da kanıtladığı kabul edilmektedir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı bu yönde bir savunma öne sürmediği gibi ödemeye ilişkin herhangi bir ispat/delil vasıtasına dayanmamış, bilgi ve belge sunmamıştır. Böylece davacı şirketin davasını,TMK'nın 6, HMK'nın 190 ve 222/3 maddeleri nazarında davalı taraf defterlerini incelemeye sunmadığından usulüne uygun olarak tutulan lehine delil vasfı taşıyan kendi ticari defter ve belgeleri ile bilirkişi raporuna göre bedihi olarak ispat ettiği anlaşılmıştır. Binaenaleyh dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilmiş ve taleple bağlılık ilkesi ile tarafların tacir sıfatına göre takip tarihinde yürürlükte olan yıllık % 10 oranında avans faizi istenebileceği de gözetilerek, davacının davasının kabulü ile, davalı-borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (10.016,22 TL) takip tarihinden itibaren avans işlemlerinde uygulanan % 10 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle aynen devamına, karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise, Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın gerçek miktarı belli olmasının yanında, davalı taraf da sözleşme ilişkisi ve fatura gereğince borcunun varlığı ve miktarını kendi ticari defter ve belgeleri nazarında açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve davalı-borçlu yönünden satış sözleşmesi ilişkisine, faturaya ve özellikle ticari defter ve belgelerden neşet eden vergi dairesi kayıtlarına göre dava konusu alacak/borç muayyen/likit olduğundan İcra ve İflasKanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmakla asıl alacağın %20'si olan 2.003,24 TL icra-inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. Maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 26, 297/2 maddeleri gereğince..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 2004 sayılı İİK'nın 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (10.016,22 TL) takip tarihinden itibaren avans işlemlerinde uygulanan % 10 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle aynen devamına, davacının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; asıl alacağın (10.016,22 TL) % 20'si olan 2.003,24 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekili vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının fatura alacağı olduğunu iddia ettiğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucunda düzenlendiğini, müvekkili şirket yetkilisinin yurt dışında olduğunu, pandemi sebebiyle dönemediğini, bu sebeple defterlerin sunulamadığını, bilirkişinin defterlerin sunulmasını beklemeden rapor tanzim ettiğini, raporun eksik olması nedeni ile yeniden rapor alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin bakiye açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir Uyuşmazlık, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun isabetli olup olmadığı, davalı defterlerinin ibraz edilmemiş olmasının geçerli mazeret sayılıp sayılmayacağı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında ... sayılı dosyasında 10.016,22 TL asıl alacak olan cari hesap bakiye alacağının tahsili amacı ile 29.06.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından takibe, borca ve ferilerine itiraz edildiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete ticari satım konusu 29.03.2019 tarihli toplam 53.016,22 TL tutarlı faturanın düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve celbi gereken delillerin celbi sonrasında taraf ticari ve defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.22.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili ve mali müşavirleri ile yapılan görüşmelerde 2019 yılına ait defterlerin kayıp olduğu, nedeninin ise, ... Ataşehir İstanbul adresinde bulunan ofise 30/07/2021 tarihinde üçüncü şahıslarca girildiğini gösterir şikayet tutanağının gösterildiği, tutanağın rapor ekinde sunulduğu, incelenen davacı şirkete ait 2020 yılı ticari defterlerinden yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde ve usulüne uygun tasdik edilmiş olduğu, 2020 yılı envanter ve defter-i kebir defterlerinin yasal süresinde açılış tasdiklerinin edilmiş olduğu, kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olduğunun görüldüğü, davalı yetkilisi ... ile 21/09/2021 tarihinde görüşüldüğü defter incelemesi için bilgiler ve belgeleri talep eder e-mail gönderildiği, akabinde telefonla aranarak bilgi ve belgeler ve defterlerle ilgili ne zaman dönüş yapacaklarının sorulduğu, cevap alınamadığı, 13/10/2021 -18/10/2021 -24/09/2021 tarihlerinde hem davalı vekili hem de şirket yetkilisinin aranıldığı, şirket yetkililerinin yurtdışında olduğu ekim ayı ortalarında geleceği ancak o zaman cevap verebileceklerinin ifade edildiği, en son 19/10/2021 tarihinde davalı adresi ... bulvarı ... Ataşehir/İstanbul adresine gidilerek ... ile tekrar görüşüldüğü, şirket yetkililerinin yurtdışında olduğu, kendisi ile görüşemediklerini ve ticari defterlerini işverenin onayı olmadan sunamayacaklarını, ayrıca ticari defterlerinin Mali Müşavirlerinde olduğunu belirterek, avukat ile görüşelim denildiği ve davalı vekilinin aranıldığı, sonrasında yarına kadar bize süre verin mali müşavirimizle de görüşelim denildiği, rapor yazım tarihime kadar herhangi bir dönüş alınamadığı, davalı tarafın bilgi, belge ve ticari defterleri incelemeye sunmadığı, değerlendirme yapılamadığı, mahkemenin 12/02/2021 tarihli yazısı ile Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı ... Şti.'ne ait 2019 yılı BA-BS formlarını talep edildiği ve mahkemenin talebine istinaden cevap verilmiş olduğunun görüldüğü, dosya ekinde bulunan Form BA/BS bildirimlerine göre 2019 yılında davacı taraf ile davalı taraf arasında 44.929,00 TL mal ve hizmet sattığını bildirdiğinin görüldüğü, ... Şti.'ne ait 2019 yılı BA-BS formlarının olduğu, dosya ekinde bulunan Form BA / BS satın alınan kişilere ilişkin bildirimde davacıdan 1 belge karşılığı 44.929,00 TL mal ve hizmet aldığını bildirdiğinin görüldüğü, davacı tarafın 2019 ticari defterlerini sunmadığı için değerlendirme yapılamadığı, davacı tarafın 2020 ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu,davacı tarafın 2020 yılı ticari defterlerine göre, davalının davacıya 10.016,22 TL cari hesaptan kaynaklanan borcunu devrettiği, davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, davacı ile davalı Form BA/BS bildirimlerinin birbirini doğruladığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir.Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, davacı tarafça takibe konu edilen açık hesap alacağı, vergi dairesine bildirilen taraf bildirimleri ile ispatlanmıştır.Fatura konusu davacı alacağı her iki tarafça bağlı oldukları vergi dairesine bildirilmiştir.Davacı bakiye alacak yönünden takip başlatmıştır. Davalı tarafça geçerli bir mazeret sunulmaksızın ticari defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Bu durum yukarıda yer verilen bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde aktarılmıştır. Şirket temsilcisinin yurt dışında bulunması ve/veya ticari defterlerin mali müşavirde bulunması geçerli mazeret olarak kabul edilemeyecektir.Vergi dairesine davalı tarafından bildirilen BA formlarında takip konusu faturaların beyan edilmiş olduğu anlaşıldığından davacının ispat yükünü yerine getirdiği kanaatine ulaşılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 512,94 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.06.03.2025