T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2024
KARAR NO:2025/350
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08.04.2021
NUMARASI:2016/312 Esas - 2021/286 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı ... Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, çek taahhütnamesine istinaden çek defterleri verildiğini, diğer davalıların kredi sözleşmelerini müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Beyoğlu ... Noterliğinin 04.09.2012 tarihli ihtarı ile hesabın kat edildiğini, muaccel hale gelen alacağın tahsili amacıyla... sayılı dosyasında menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılarak 2 adet aracın satılarak paraya çevrildiğini, kalan alacağın tahsili için de ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, borçluların alacağa temerrüt faizine ve takibin ferilerine yönelik itirazlarının haksız olduğunu, alacağın borçlu şirket lehine kullandırılan kredi hesaplarından, kredi kartından nakdi alacaklar ile gayrınakdi alacakların blokesi talebinden kaynaklandığını, ... sayılı dosyasından yapılan takipte 08.02.2013 tarihinde 56.511,37 TL ve 25.05.2015 tarihinde 169.550,07 TL rehinli araç satışlarından tahsilât yapılarak borçtan mahsup edildiğini, davalı gerçek kişilerin kefaletinin bulunduğunu, sözleşmede faiz oranlarının ayrıntılı şekilde düzenlendiğini ileri sürerek, davalıların ... sayılı dosyasına yönelik itirazlarının iptali ile % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin eklerinin tebliğ edilmemesi nedeniyle, bunlara cevap verilmesi için ek süre verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin genel kredi sözleşmeleri ile çek taahhütnamesinden kaynaklanan borçları için davanın açıldığını, oysa müvekkillerinin kredi sözleşmesinden, kredi kartından ve çek taahhütnamesinden kaynaklı herhangi bir borçları bulunmadığını borç ve işlemiş faiz talebinin haksız olduğunu, bankalar tarafından hazırlanan sözleşmelerin tek tip sözleşmeler olduklarını ve içeriklerindeki haksız şartlara ilişkin TBK'nın 20 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre haksız bir şekilde müvekkillerine sorumluluk yüklenmeye çalışıldığını, banka defterlerinin geçerli delil olacağı maddesinin de genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ve bu şartın HMK'nın 193. maddesine aykırı olduğunu, davacının fahiş faiz taleplerinde bulunduğunu, afakî tutarlar üzerinden hesabın kat edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, temlik eden ... Bankası tarafından davalı şirkete Genel Kredi Sözleşmesi gereği Çek Taahhüt Kredisi, Şirket Kredi Kartı, Otomobil Kredisi ve Nakdi Kredi kredileri açılıp kullandırıldığı, davalı tarafından banka ile imzalanan kredi sözleşmeleri hükümlerinin ihlal edilmesi ve bakiye borcun ödenmemesi üzerine davacı bankaca hesabın kat edildiği, borçlulara Beyoğlu ... Noterliği'nin 04/09/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı borcun ödenmesi ihtarı ve kullanılan kredilere ilişkin hesap özetlerini içeren ihtarname keşide edildiği, borcun ihtara rağmen ödenmemesi üzerine önce ... sayılı dosyasından menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılarak 2 adet vasıtanın satılarak paraya çevrildiği, kalan alacağın tahsili için de ... sayılı dosyası ile haciz yoluyla takibe geçildiği, ancak borçluların takibe itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Davalı borçlular tarafından icra takibine borçları bulunmadığı nedeniyle itiraz edilmişse de, dosya kapsamında bilirkişi tarafından düzenlenen 11/03/2020 tarihli rapor ile davalı borçluların davacı tarafa borcu bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı borçlular tarafından borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davacı tarafça gayrinakdi alacak talebiyle 25 adet çek yaprağı için 25.580,00-TL alacağın bloke edilmesi talebiyle de icra takibi başlatılmış ve davalı tarafın takibe itirazı üzerine takip durmuş ise de, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacı tarafça bloke edilmesi talep edilen çek seri numaralarının dosyaya sunulamaması nedeniyle davacı tarafın gayrinakdi alacak talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle bilirkişi tarafından belirlenen alacak miktarı ve davacının talebiyle bağlı kalınarak açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalılar tarafından icra takibine itiraz sırasında ve açılan itirazın iptali talepli davaya sunulan cevap dilekçesinde kredi sözleşmesindeki imzaların taraflarına ait olmadığı yönünde bir itirazda bulunulmaması, kredi sözleşmelerindeki imzaların davalılara ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi yapılması yönünde ara kararları kurulmasına rağmen davalıların Mahkemeye müracaat etmemeleri, kredi sözleşmelerinin düzenlendiği tarih ile davalıların imzaya itiraz tarihi arasında çok uzun zaman aralığı bulunması, icra takibi yapılıp dava açılması sonrası çok uzun zaman sonra imzaya itirazda bulunulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunması hususları dikkate alınarak davalıların bu yöndeki itirazları dikkate alınmamıştır. Davacı tarafça dava açılırken davacı bankanın ticari defter ve kayıtlarına da delil olarak dayanılmış olması, temlik eden banka ile davalılar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 43.1 maddesi ile bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağının kararlaştırılmış olması, delilerin süresinde sunulmuş olması dikkate alınarak davalı tarafın, davacı delillerinin süresinde sunulmadığı yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı tarafından taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesine dayalı alacak isteminde bulunulmuş, icra takibi başlatılmadan önce de borcun ödenmesi için noter aracılığıyla davalılara ihtarname gönderilmiştir. Bu durumda davalı/borçlular alacağın miktarını bilmektedir, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bilmektedir. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen nakdi alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların ... sayılı icra dosyasına yönelik itirazlarının kısmen iptaline, takibe yönelik itirazın ... nolu kredi kartı nedeniyle 13.866,21 TL asıl alacak, 12.025,00 TL işlemiş faiz, 601,00 TL gider vergisi; ... nolu otomobil kredisi nedeniyle 1.857,00 TL asıl alacak, 4.405,00 TL işlemiş faiz, 220,00 TL gider vergisi ve nakit kredi hesapları nedeniyle 91.337,64 TL asıl alacak, 354.534,16 TL işlemiş faiz, 17.726,71 TL gider vergisi olmak üzere toplam 496.572,72 TL üzerinden iptaline, takibin ... nolu kredi kartı nedeniyle 13.866,21 TL asıl alacak üzerinden % 30,24 oranında temerrüt faizi,... nolu otomobil kredisi nedeniyle 1.857,00 TL asıl alacak üzerinden % 19,26 oranında temerrüt faizi ile nakit kredi hesapları nedeniyle 91.337,64-TL asıl alacak üzerinden % 48 oranında temerrüt faizi ve tüm bu faizlerin % 5'i oranında gider vergisi uygulanmak suretiyle takipteki diğer şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK 67/2. maddesi gereğince kabulüne karar verilen nakdi alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 99.314,54 TL icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının gayri nakdi alacağa ilişkin davasının reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ... Bankası AŞ vekili ile davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ...Bankası AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sunulan temlik sözleşmesinden anlaşılacağı üzere müvekkilince nakdî alacağın temlik edildiği ve gayri nakdî alacağın temlik edilmediğini, dosyadaki bilirkişi raporu ile mahkeme kararından temlik alan davacının bildirimi ile haberdar olunduğunu, mahkeme kararının bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, sunulan temlik beyanında da nakdî alacağın temlik alındığının yazıldığını, gayri nakdî alacağın müvekkilinin uhdesinde kaldığını, mahkemece müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, gayri nakdî alacaktan borçlu şirket ve kefillerin sorumlu olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının, belge asıllarını sunmadığını, fotokopi belgelerin de süresinden sonra sunulduğunu, bilirkişi raporunun fotokopi belgeler üzerinden yapıldığını, sunulan belgelerin çoğunun imzasız olduğunu, kefillerin imzasının bulunmamasına rağmen fotokopi belgelerin delil olarak kabul edilerek, müvekkillerimin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması açıkça hukuka aykırı olduğunu,Davacının, mahkemece belirlenen kesin sürede delilerini sunmadığını, süresinden sonra sunulan delillerin esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceğini, mahkemenin 29.06.2016 tarihli incelemesinde alınan ara karar ile “taraflara tensip zaptı eksik ara kararların ikmali ve eksik ve celbi gereken delillerin dosyaya ibrazı için 2 haftalık kesin süre verilmesine” karar verildiğini, davacının 2 haftalık kesin süresinin bitim tarihine kadar delillerini dosyaya sunmaması nedeniyle bu delillerin esas alınamayacağını, mahkemece kesin süreden sonra sunulan fotokopi belgelerin esas alınmasının hatalı olduğunu,Müvekkilince 12.04.2018 tarihli dilekçede kefillerin imza yerlerinin bildirilmesine rağmen, imza örneklerinin getirtilerek inceleme yapılmadan süresinden sonra sunulan fotokopi belgelerle inceleme yapılmasının hatalı olduğunu, imza itirazına rağmen, bu hususun incelenmemesinin hatalı olduğunu, müvekkillerin kredi sözleşmesinden, kredi kartından, çek taahhütnamesinden ve kredi hesaplarından kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, ibraz edilen belgelerdeki imza ve kaşelerin müvekkiline ait olmadığını,Davacının iddiasına göre davalı şirketin asıl borçlu diğerlerinin kefil alması nedeniyle sorumluluklarının farklı olduğunu, kefaletlerin geçerli olup olmadığı hususunun gerekçeli kararda irdelenmediğini, geçerli lir kefalet için mevcut ve geçerli bir asıl borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı bir şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarı ve kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazması ve eş rızası arandığını, mahkemece bu ilkelerin dikkate alınmadan karar verildiğini, borcun doğumuna esas alınan kredilerin farklı olması nedeniyle her bir davalının hangi krediden hangi belge ile sorumlu tutulduğunun belirsiz olmasına rağmen mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, Borç bulunsa dahi işletilen faizin fahiş olduğunu, genel kredi sözleşmelerinin tip olarak hazırlandıkları ve genel işlem koşulu barındırdıklarının dikkate alınarak faiz oranın belirlenmesi gerektiğini, sözleşmenin bu hükümlerinin genel işlem koşulları nedeniyle geçersiz olduğunu,Mahkeme gerekçesinin aksine müvekkili şirkete tebligat yapılmadığını, tebligatın geçersiz olduğunun belirtilmesine karşın borçlu şirket hakkında takdir edilen faiz başlangıcı tarihinin hatalı olduğunu, kefillere de tebligat yapılmadığından bilirkişi raporundaki faiz hesaplamalarının geçersiz olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ve satışı yapılan iki adet aracın satım bedelinin hesaplamada dikkate alınmadığını, işin uzmanı olmayan bilirkişinin davacı iddialarını tekrar ederek rapor düzenlediğini, müvekkilleri aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu,Borçlu şirkete gönderilen ihtarın tebliğ edilmemesi nedeniyle borcun belirsiz olduğunu ve icra inkar tazminatına karar verilemeyeceğini, davanın reddedilen kısmı için müvekkilleri için kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının 6.maddesinde gayri nakli alacak yönünden davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin sehven davacıya verilmesi üzerine davalı vekilince 08.06.2021 tarihli düzeltme dilekçesi sunulmuştur.İlk derece mahkemesinin düzeltme talebini duruşmalı olarak değerlendirdiği, 08.07.2021 tarihli ek kararla gayri nakdi alacak yönünden davacı ...Bankası AŞ'nin yazılmamış olması nedeniyle bu şirketin davacı olarak eklenmesine, hükmün 6 no'lu bendindeki maddi hatanın düzeltilerek reddedilen gayri nakdi alacak yönünden 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacı... Bankası AŞ'den alınmasına karar verilmiştir.Bu ek karara karşı davacı ... Bankası AŞ vekili, istinaf dilekçesinde; Müvekkilince sadece nakdî alacakların... AŞ'ye temlik edildiğini, gayri nakdî alacakların temlik edilmeyerek banka uhdesinde tutulduğunun mahkemece gayrî nakdi alacak yönünden davanın reddine karar verildiğini, tavzih kararı ile bu yöne ilişkin vekalet ücretinin müvekkilinden tahsil edildiğini, asıl hükme yönelik istinaf başvurusunda belirtildiği üzere müvekkili bankanın hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilerek hiçbir belge tebliğ edilmeden karar verildiğini, bu nedenle ek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar ve alacağı temlik eden davacı banka vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Takip alacaklısı ... Bankası AŞ ile davalı şirket arasında 2010 ve 2011 yılında düzenlenen 500.000 er TL bedelli genel kredi sözleşmelerini diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıkları, sözleşmeler kapsamında borçlu şirkette çeşitli nakdi kredi ile çek yaprağı verilerek gayri nakdi kredi kullandırıldığı anlaşılmıştır. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca genel kredi sözleşmesinden kaynaklı hesabın Beyoğlu ...Noterliğinin 04.09.2012 tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile hak edildiği, 332.460,00 TL kredi borcunun nakden ödenmesi, iade edilmeyen çek yaprakları nedeniyle 36.000,00 TL'nin ve ayrıca 24 sayfa ödenmesi istenmiştir. Kat ihtarının ... Mahallesi,... Caddesi, No:...'ye gönderildiği, 2011 yılındaki sözleşmedeki şirket kaşesinde adresin aynı cadde ...olduğu, 2010 yılındaki sözleşmedeki kaşede adres bulunmadığı takip dosyası ekinde bulunan tebligat suretinde borçlu şirkete gönderilen ihtarın tevdi edilemediği, yine kefillerden ..., ...'a gönderilen kat ihtarının tevdi edilemediği kefil ...'a gönderilen ihtarın 07.09.2012'de tebliğ edildiği anlaşılmıştır. ... sayılı dosyasının incelenmesinden, temlik eden ... Bankası A. Ş. tarafından borçlular .... Şti., ..., ... ve ... aleyhine, a- ... nolu Kredi Kartından dolayı;13.898,00 TL asıl alacak, 12.025,00 TL % 30,24 işlemiş faiz, 601,00 TL faizin % 5'i gider vergisi olmak üzere toplam 26.524,00-TL alacağın asıl alacak kısmına takip tarihinden itibaren % 30,24 temerrüt faizi ve faizin % 5'i gider vergisi ile icra harç ve masraftan ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsili,b-... nolu Otomobil Kredisinden dolayı;1.857,00 TL asıl alacak, 4.405,00 TL % 19,26 işlemiş faiz, 220,00 TL faizin % 5 i gider vergisi olmak üzere toplam 6,482,00 TL alacağın asıl alacak kısmına takip tarihinden itibaren % 19,26 temerrüt faizi ve faizin % 5 i gider vergisi ile icra harç ve masrafları ve avukattık ücreti ile birlikte tahsili, c-Diğer Nakit Kredi Hesaplarından dolayı; 94.084,00 TL asıl alacak, 354.593,00 TL, % 48 işlemiş faiz, 17.730,00 TL, faizin % 5'i gider vergisi olmak üzere toplam 466.406,00 TL alacağın asıl alacak krsmına takip tarihinden itibaren % 48 temerrüt faizi ve faizin % 5'i gider vergisi ile icra harç ve masrafları ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsili, olmak üzere nakit krediler için toplam 499.412,00 TL ve 25 adet çek yaprağı nedeniyle 25.580,00 TL gayrinakdi alacağın depo edilmesi istemiyle 07.07.2015 tarihinde ilamsız takip başlatılmıştır. Borçluların süresinde takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, itirazın iptali davasının bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı banka ile davalı şirket arasında düzenlenen 18.10.2011 tarihli 500.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi ile 27.08.2010 tarihli ve 500.000 TL limitli genel kredi sözleşmelerinin davalılar ..., ... ve ... tarafından imzalandığı görülmektedir. Sözleşmelerin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre ve özellikle 484. maddesinde belirlenen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Kefalet sözleşmesinin tarihi itibariyle 6098 sayılı TBK'nın kefaletin şekil şartlarına ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. ... Bankası AŞ tarafından takip başlatılıp dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince tensip zaptı ile birlikte davacı bankaya süre verilmiş, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan sonra duruşma günü davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Dosyada bulunan ilk duruşma gününe temlik alan T...i Vekili katılmıştır. Dosyaya sunulan ... Bankası AŞ ile ...AŞ arasında düzenlenen 27.06.2016 tarihli temlik sözleşmesinde, bu sözleşmenin 27.06.2016 tarihli alacak devir sözleşmesinin eki ve ayrılmaz maddesi olduğu, ek- 2 de bulunan 20.05.2016 tarihi itibariyle nakit alacakların ek-4'te bulunan icra iflas takiplerinin, ek-5'teki dava dosyalarının ve ek-3'te bulunan icra dosyalarının tüm faizleri, ferileri ve teminatları ile birlikte devir edildiği belirtilmiştir. Ek belgede İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/312 Esas sayılı dosyadaki itirazın iptali davasının da temlik edildiği anlaşılmaktadır. Temlik sözleşmesinde nakdi alacakların temlik edildiği belirtildiğinden, temlik edilmeyen gayri nakdi alacak yönünden ... Bankası AŞ'nin davacı sıfatının devam ettiği açıktır. Buna rağmen bu davacıya yargılamada yer verilmeyerek davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği anlaşıldığından, ... Bankası AŞ'ye hukuki dinlenilme hakkı sağlanarak yargılama yapılması için ilk derece mahkemesi kararın kaldırılması kararı verilmiştir. Diğer yandan davalılar vekili sunduğu 13.05.2016 tarihli cevap dilekçesinde imzaya itiraz hakkını saklı tutarak belge asıllarının ibrazını istemiştir. Dosyada belge asıllarının incelendiğine ilişkin bir rapor bulunmamaktadır. Davacı vekili ön inceleme duruşmasından sonra sunduğu 05.08.2016 tarihli delil dilekçesinde de tebliğ edilmeyen belgelerin tebliğini ve sözleşme ile taahhütlerin asıllarının getirtilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan 03.11.2016 tarihli ön inceleme duruşmasının 6 no'lu kararı ile sözleşme ve ihtarname aslının sunulması için davacı vekiline süre verilmiştir. Davacı vekilinin belgeleri sunduğu ve evrakların kasaya alındığı 23.03.2017 tarihli oturumda mahkemece tespit edilmiştir. Bu belgeler anılan oturumdaki ara karar uyarınca davalıya tebliğine karar verilmiştir. Sonraki 21.09.2017, 14.12.2017 tarihli oturumda imza incelemesine ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Davalılar vekili 29.03.2018 tarihli oturumda sözleşme altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını belirtmiştir. Mahkemece davalı vekiline müvekkillerini ertesi duruşma günü kimlikleri ile birlikte hazır etmesi ayrıca imza incelemesi esas belgelerin bulunduğu yerlerin bildirilmesi istenmiştir. Davalılar vekili 12.04.2018 tarihli dilekçede imza örneklerinin bulunduğu yerleri bildirmiştir. Davalı vekili bu tarihten önce 28.12.2017 tarihinde sunduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de imza itirazını dikkate alınmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince 27.09.2018 tarihli oturumda davalıların yurt dışında bulunması nedeniyle davalıların sonraki oturumda hazır edilmesini istemiştir. Mahkemece gelecek oturuma kadar süre verilmesine rağmen 08.02.2019 tarihli duruşmayı davalıların yurt dışında olduğu belirtilerek hazır edilmediği, imza örneklerinin alınarak inceleme yapılmasını talep edildiği görülmüştür. Mahkemece bu oturumda imza incelemesi hakkında bir karar verilmeden duruşmanın 19.12.2019 tarihine ertelendiği görülmektedir. Bu oturumda davalı vekilinin, müvekkillerinin yurt dışından döndüğünü belirttiği mahkemece hesap yönünden ek rapor alınmasına karar verildiği görülmüştür.Takip eden 17.09.2020,20.11.2020 ve 21.01.2020 tarihli oturumlarda imza incelemesine ilişkin bir karar verilmemiştir. Mahkemece hükmün açıklandığı 08.04.2021 tarihli oturumda da imza incelemesine ilişkin bir ara karar oluşturulmamıştır. Yargılama sırasında bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi hâlinde izlenecek yol HMK'nın 211. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede imza incelemesi yapılacak kişinin isticvabından söz edilmektedir. İsticvab edilen tarafın duruşmaya katılmaması halinde izlenecek yol da maddede belirlenmiştir. İsticvabın ne şekilde yapılacağı da HMK'nın 169 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. HMK'nın 171. maddesine göre isticvab edilecek kişinin bizzat davet edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece, davalıların vekiline, müvekkillerini hazır etmesi için süre verilmesi doğru değildir.Bu durumda ilk derece mahkemesince süresinde olduğu kabul edilen imza itirazı üzerine imza incelemesi için ara karar oluşturularak, usul süreci başlattığı, ancak bu sürecin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca usul sürecinin hangi nedenle tamamlanmadığına ilişkin bir tespit ve ara karar da bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece başlatılan usul işlemlerin tamamlanarak kefalet sözleşmesindeki imzaların, kefillerin eli ürünü olup olmadığı konusunda grafoloji uzmanından rapor alınması, imzanın kefillere ait olduğunun belirlenmesinden sonra sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK hükümlerine göre kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin değerlendirilmesi ve kat ihtarlarını borçlu şirkete İİK'nın 68/b maddesi gereğince tebliğ edilip edilmediği ile kefillere takip öncesi tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi ve buna göre kefillerin ve asıl borçlunun temerrütün ve temerrüt tarihinin değerlendirilerek gerekirse bilirkişiden bu konularda ek rapor alınarak, davalıların sorumluluğunun belirlenmesi, gayri nakdî alacak yönünden belgelerin ve delillerin istenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme deliller toplanmadan karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmektedir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.03.2025