T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1966
KARAR NO:2025/376
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/04/2021
NUMARASI:2016/277 E. - 2021/369 K.
DAVANIN KONUSU:Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda kendi marka ve logosu altında ...stantlarında kurulacak/kurulu akaryakıt istasyolarında akaryakıt, ... ve madeni yağ satış faaliyetini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin tapuda Kütahya ili, Tavşanlı ilçesi, ... köyü ... Değirmeni mevkii, ... parselde kayıtlı 6.432 metre kare taşınmazda kurulması öngörülen akaryakıt ve servis istasyonu için davalı şirket ile 01/08/2007 tarihinde bayilik sözleşmesi kurulduğunu, Rekabet Kurulunun tebliği ve kararları nedeniyle öngörülen süreden daha erken sonlanmasından dolayı müvekkili şirketin davalı bayiye taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 15 yıl süreceği inancı ile bayilik hizmeti olarak ödediği tutarın sebepsiz zenginleşmenin sözkonusu olduğu 30/09/20212 ile 15/08/2022 tarihleri dönemine isabet eden şimdilik 30.000 TL bedel ile 01/08/2007-01/08/2012 tarihleri arasında satış taahhüdünü ihlalden şimdilik 900 USD cezai şart bedelinin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının kusuru sebebiyle meydana gelen olay kapsamında davacının müvekkillerinden alacağının bulunmadığını savunarak, haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....ile ...(Garantör ...) arasında 01.08.2007 tarihinde 5 yıl süreli (md.42) akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiği, 15.08.2007 tarih ve ... yevmiye nolu tapu resmi senedi ile ... adına olan taşınmazın yıllığı 100 TL’den 15 yılı süre ile 1500 TL bedelle ...’e intifa hakkı vemiş olduğu, 13.07.2012 tarihli davalı ihtarnamesinde davalı tarafından Tavşanlı 2.Noterliği 13.07.2012 tarih ve ... evmiye nolu ihtaraneme ile taraflar arasında akdedilen 08.08.2007 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt sözleşmesinin 07.08.2012 tarihinde sona ereceğini, sözleşmeyi uzatmayacaklarını, akaryakıt istasyonun taşınmazı üzerinde bulunan ipotek ve intifa hakkının 07.08.2012 tarihine kadar kaldırılmasını ihtar ettiği, 05.01.2016 tarihli davacı ihtarnamesinde Davacı tarafından davalı firmaya ve şahıslara keşide edilen İstanbul 8. Noterliğinin 05.01.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile taraflar arasındaki protokolün 3.2.3 maddesi kapsamında verilen 200.000 USD’nin bayilik ilişkisinin 15 yıl süreceği inancıyla verildiğini, 5 yıllık bayilik ilişkisinin mahsubu halinde bakiye faiz ve KDV hariç 197.502,63 TL bedelin hesaplandığını, sözleşme süresinde eksik alımlar sebebiyle 12.060,00 USD cezai şart borçlarının olduğunu, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini ihtar etmiştir.Taraflar arasındaki 01.08.2007 tarihli bayilik sözleşmesinde ... in garantör olarak yer aldığı, 01.08.2007 tarihli bayilik protolünde davalılar İsmail ve ... in garantör olarak yer aldığı,Protokolün 3.1. Maddesi ve 6. Maddesindeki garantörlük hükümleri ile 01.08.2017 tarihli İbrahim in kefaletnamesi birlikte değerlendirildiğinde davalı bu kişilerin sorumluluklarının doğduğu kanaatine varılmıştır.Bayilik Hizmet Bedeli 163.400 USD karşılığı 471.065,86 TL ve satış taahhüdünün ihlali nedeniyle 13.600,06 USD karşılığı 39.207,61 TL olmak üzere toplam 510.273,47 TL borcun ödenmesi halindeki ihtimale binaen bilançonun incelenmesi sonucunda tespit edilen borç miktarının yüksek olması nedeniyle cezai şart toplam alacak tutarının ödenmesinin şirketin öz kaynaklarına göre kısa vadede bu tutarın özkaynaklardan karşılamanın mümkün olmadığı,bilançoya göre şirketin tahsil edeceği-edemediği 1.194.665,40 TL alacağının tespit edildiği, buna karşılık olarak satıcılara, bankalara vb. ödeyeccği kısa vadede 1.596.957,80 TL borcunun olduğu, şirketin elinde bulunan ticari mal stoğunun 770.855.99 TL ve duran varlıkları toplamının 853.698.09 TL olduğu, davalı şirketin tüm alacaklarını tahsil etmesi durumunda dahi maddi duran varlıklarını satmadan borcu ödeyemeyeceği, maddi duran varlıkların da elden çıkarılması halinde şirketin ekonomik olarak faaliyetlerini devam ettirmesine imkan vermeyeceği talimat bilirkişi heyet raporundan anlaşılmıştır.Taraflar arasında 15 yıl süreli bir intifa ve bayilik sözleşmesi yapıldığı, Rekabet Kurulu’nun 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ne dayanarak 12.03.2009 tarihinde yayınladığı duyurusuyla, sözleşmenin grup muafiyeti kapsamında öngörülen süreyi aşan 10 yıllık kısmının ifasının hukuken imkansız hale geldiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davacının iddiası, taraflar arasındaki bayilik intifa sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararıyla süresinden önce sona ermeleri nedeniyle, sözleşmelerin geçersiz kalan süresine tekabül eden yatırım ve hizmet (intifa) bedellerinin ve yine mal alım taahhüdünün ihlal edilmesi nedeniyle oluşan cezai şart tazminatının tahsiline ilişkindir.Rekabet Kurumu tarafından çıkarılan 2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile değişik, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile dava konusu intifa sözleşmesinin geçersiz hale gelen dönem için ifa edilen edimlerin iadesi şartlarının Rekabet Kanunu 56. maddesi kapsamında çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Zira ilgili Rekabet Kanunu’nun bu hükmü “Bu Kanunun 4 üncü maddesine aykırı olan her türlü anlaşma ile teşebbüs birlikleri kararı geçersizdir.Bu anlaşmalardan ve kararlardan doğan edimlerin ifası istenemez. Daha önce yerine getirilmiş edimlerin geçersizliği nedeniyle geri istenmesi halinde tarafların iade borcu Borçlar Kanunun 63 ve 64 üncü maddelerine tabidir.Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü bu Kanundan doğan ihtilaflara uygulanmaz”. şeklinde olup taraflar arasındaki sözleşmelerin geçersiz kalan kısmına tekabül eden yatırım ve hizmet (intifa) bedelleri belirlenirken sebepsiz zenginleşme esas ve ilkelerine bağlı kalınarak bir hesaplama yapılması gerekmektedir.Taraflar arasındaki sözleşmelerin ifasının belirli bir kısmı, Rekabet Kurulu kararıyla imkansız hale geldiğinden davacı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak sözleşmenin ifasının imkansız hale gelen kısmı için ödemiş olduğu bedelin iadesini talep edebilir.Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK. m. 77 ve m. 61 hükmü gereğince “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur” şeklindedir.Taraflar arasındaki protokolün 5.2 maddesinde, cezai şart ve diğer bedellerin zamanında talep edilmemesi halinde bu haklardan vazgeçilmiş sayılamayacağının açıkça taraflarca kararlaştırılmış olması nedeniyle eksik mal alımından kaynaklanan cezai şart tazminatının davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davalı tarafından verilmiş olan dava konusu 200.000 USD’nin sözleşmenin 15 yıl süreyle devam edileceği inancıyla verilmediği, bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreyle yürürlükte kalması için verildiği iddia edilmiş ise de taraflar arasındaki bayilik protokolü incelendiğinde, protokolün 2. maddesinde bu protokolun bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun öngörüldüğü, protokolun 3. maddesinde davacı lehine 15 yıl süreyle intifa hakkının tesis edileceğinin belirtildiği, yine bu maddede sözleşmelerin öngördüğü amaca yönelik olarak 200.000 USD’nin davalıya ödeneceğinin öngörüldüğü anlaşılmakla dava konusu 200.000 USD bedelin taraflar arasındaki sözleşmelerde öngörülen amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla verilmiş olduğu, bu sözleşmelerde taraflar arasındaki ilişkinin 15 yıl süreyle intifa hakkı tesis etmek suretiyle devam edileceği belirtildiğinden davalının bu itirazı yerinde değildir. Bu bakımdan taraflar arasındaki sözleşmelerin geçersiz kalan kısmına tekabül eden bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade edilmesi gerekmektedir.Davalı vekili tarafından, intifa senedinde intifa bedelinin 100 TL ve 15 yıllık intifa bedelinin 1.500 TL olduğu iddiasıyla hesaplamanın bu bedel üzerinden yapılması gerektiği iddia edilmiş ise de bu bedelin noter veya tapu harcının daha düşük gösterilmesi amacıyla sembolik olarak gösterilen bir bedel olduğundan bu bedele itibar edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Kök ya da ek raporda, bilirkişi heyeti tarafından belirlenen davacının hizmet bedeli talebinin yerinde görülmesi halinde ödenecek hizmet bedeli tutarları nedeniyle, ayrıca talep edilen cezai şart bedelinin davalının iktisaden mahvına sebep olacağı, hizmet bedeli talebinin yerinde görülmemesi halinde, talep edilen cezai şartın davalının iktisaden olumsuz etkilenmesi ve talimat raporunda belirtilen dönen varlıklarındaki alıcılar hesaplarındaki tutarın tahsil edilememesi halinde iktisadi zorluk içine gireceği, ancak hesaplanan cezai şartın şirketin iktisaden mahvına sebep olmayacağı son bilirkişi heyet raporuyla tespit edilmiştir.Mahkememizce yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bakiye hizmet bedelinin ve cezai şart alacağının talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Belirlenen cezai şart bedelinde indirim yapılıp yapılmayacağı davacı tarafça ıslah dilekçesi sunulmadığından mevcut talep edilen cezai şart bedelinin talimat raporundaki ve mahkememizce alınan raporlardaki verilere ve tespitlere göre şirketin iktisaden mahvına sebep olmayacağı kanaatine varılmakla indirime gidilmemiştir. Kök raporda tespit edilen 294.456,29 TL (faizsiz) ve ek raporda denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenen 422.022,69 TL (faizsiz) tespit edilen bedellerin davacı vekili tarafından talep edilen bedellerin üzerinde olması ve ıslah yapılmaması nedeniyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 30.000 TL hizmet bedelinin 22/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 900 USD ceza-i şart bedelinin 22/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Temerrüt tarihinin belirlenmesinde, davacı tarafından davalı firmaya ve şahıslara keşide edilen İstanbul ... Noterliğinin 05.01.2016 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesinde, 5 yıllık bayilik ilişkisinin mahsubu halinde bakiye faiz ve KDV hariç 197.502,63 TL bedel ile sözleşme süresinde eksik alımlar sebebiyle 12.060,00 USD cezai şart borçlarının talep edilerek tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde bu borçların ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalılara 14.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında temerrüt tarihinin 22/01/2016 tarihi olduğu anlaşılmıştır..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.000 TL hizmet bedelinin 22/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 900 USD cezai şart bedelinin 22/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 01.08.2007 tarihli bayilik protokolünün 3.2.3. maddesinde davacı şirketin, KDV hariç 200.000,00 USD bayilik hizmet bedeli altında müvekkili şirkete ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, kararlaştırılan ödemenin tebliğ hükümleri ve Rekabet Kanunu hükümleri gereğince beş yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi için kararlaştırılan ödeme olduğunu, davacı şirketin 15 yıllık bayilik ilişkisi vermiş ise de bu davranışın tebliğ hükümlerine aykırılık teşkil edeceğini, bayilik hizmet bedeli adı altında ödemiş olduğu 200.000,00 USD intifa bedelinin davacı şirketin muvazaalı hareket ettiği anlamına geldiğini, kendi kusuru ile sebep olduğu durumdan hak iddia etmesinin iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, müvekkillerinden ...'ya ait 790 parsel için imzalanan intifa sözleşmesinde yıllık intifa bedelinin 100,00 TL, 15 yıllık intifa bedelinin ise 1.500,00 TL olduğunun görüldüğünü, davacı şirketin ciddi bir çelişki içinde olduğunun kabulü gerektiğini, 200.000,00 USD intifa bedelinin ödenmiş olması durumunda intifa senedinde bu bedelin yer alması gerektiğini, ayrıca akaryakıt bayilik sözleşmesine ek olarak hazırlanan protokolün 3.1.1. maddesinde düzenlemenin mevcut olduğunu, sözleşmede intifa hakkının bayilik sözleşmesinden ayrı ve bağımsız olduğunun açıkça vurgulandığını, sonuç olarak TMK'nın 2. maddesi gereğince 200.000,00 USD'nin intifa bedeli olarak ödenmiş olması hâlinde bunun resmî senette veya protokolde vurgulanması ve resmî şekilde düzenlenen sözleşmelerde iradeye göre gerçekleşmesi gerektiğini, 2. ek raporda tespitlerin yer aldığını, tapu kaydında tarafların gerçek iradesinin esas olduğunu, harçların düşük tutulması amacı ile intifa bedelinin düşük olduğu kanaatinin hukuka aykırı durumun mahkeme kararı ile meşrutiyet kazandırılmış olacağını, müvekkili şirkete ödenen bedelin intifa bedeli olarak kabul edilmesi ihtimalinde iade aldığını resmî senet ile ispatlanması gerektiğini, mahkeme tarafından cezai şart talebinin kabul kararının da emsal kararlara aykırı olduğunu, cezai şartın tacirin mahvına sebebiyet verecek düzeyde olması hâlinde mahkemenin tenkis hatta tamamen kaldırma kararı verebileceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunun belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşmenin erken sona ermesi nedeni ile sözleşme ilişkisinin başında davalıya ödenen bakiye hizmet bedelinin, bakiye sözleşme süresine isabet eden bölümünün tahsili, ayrıca sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde satış taahhüdünün ihlalinden doğan ceza koşulu alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacının eldeki davada iki talebi vardır. Bunlardan birincisi, sözleşmenin on beş yıl süreceği inancıyla ödenmiş olan bayilik hizmet bedelinin, sözleşmenin beş yıl sonunda sona ermesi nedeniyle bakiye sözleşme süresine (bakiye on yıllık süreye) isabet eden kısmının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talebine ilişkindir. İkincisi ise sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem içinde davalının alım taahhüdünü ihlal etmesi nedeniyle ceza koşulu alacağına ilişkindir. İstinaf başvurusunun bu iki talep bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.Bakiye sözleşme süresine isabet eden hizmet bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talebi bakımından: Bu kapsamda öncelikle belirtmek gerekir ki davacının talebi intifa bedeline ilişkin olmayıp açıkça hizmet bedelinin bakiye süreye ilişkin kısmının iadesine ilişkindir. Davacının dava dilekçesinde intifa bedelinin iadesine ilişkin bir talebi bulunmadığından, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde intifa bedeline ilişkin yaptığı değerlendirmeler dosya kapsamıyla uyumsuz olmuştur. Eldeki davada intifa bedelinin tahsili talebi bulunmamaktadır.Dosyada örneği bulunan "..."nin incelenmesinde; bayilik verenin davacı, bayinin davalı şirket olduğu, davalı ...'nın garantör sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, sözleşmenin 42.maddesine göre sözleşme süresinin beş yıl olduğu ve süre sonunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin, tarafların isterlerse yeni bir sözleşme yapabileceklerinin, tarafların isterlerse sözleşmeyi yeni koşullarla yenileyebileceklerinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşme içeriğinden anlaşıldığı üzere, sözleşme beş yıl süreli olarak yapılmıştır. Yani ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde belirtilen şekilde on beş yıl süreli olarak yapılan bir sözleşme söz konusu olmadığı gibi, on beş yıllık bir sözleşmenin ifasının Rekabet Kurulu tebliğleriyle imkânsız hâle gelmesi de söz konusu değildir. Sözleşme en başında beş yıllık olarak düzenlendiğinden, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde sürenin on beş yıl olduğuna ve sözleşmenin ifasının rekabet mevzuatı nedeniyle imkânsız hâle geldiğine ve davacının bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bakiye süreye isabet eden hizmet bedelini talep edebileceğine ilişkin değerlendirmeler isabetsiz olmuştur.Taraflar arasında imzalanan 01.08.2007 tarihli "..."nün incelenmesinde; tarafların davacı ve davalı şirketler olduğu, davalılar İsmail ve İbrahim'in bu protokolü garantör olarak imzaladıkları, protokolün bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde olduğu, protokolün 3.1.1 maddesinde intifa hakkı tesis yükümlülüğünün düzenlendiği, tarafların mutabık kalacağı bir bedelle ve on beş yıl süreyle garantör İbrahim'e ait taşınmaz üzerinde intifa hakkının tesis edileceği, intifa hakkının bayilik sözleşmesinden ayrı ve bağımsız olduğu kararlaştırılmıştır. Aynı protokolün 3.2.2 maddesinde, davacının davalı şirkete KDV hariç 200.000 USD bayilik hizmet bedeli ödeyeceği düzenlenmiştir. Protokolün 5.4 maddesinde, iş bu protokolün, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir eki olduğu, protokolde hüküm bulunmayan konularda bayilik sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.Yukarıda anılan protokolün 3. maddesi uyarınca tesis edilecek intifa hakkının, dosyadaki resmî senet örneğine göre, 31.08.2007 tarihinde tesis edildiği, intifa bedelinin yıllık 100 TL'den on beş yıl için 1.500 TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Resmî senet örneği dosya arasındadır.Görüldüğü üzere, taraflar arasında beş yıllık bayilik sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşmenin ayrılmaz eki niteliğindeki protokol imzalanmış ve bu protokolde, davacının davalıya KDV hariç 200.000 USD hizmet bedeli ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Protokol, bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir eki olarak düzenlenmiştir. Esasen protokol ayrı ve bağımsız bir sözleşme olmayıp, bayilik sözleşmesinin ayrıntılarını düzenleyen bir ek niteliğindedir. Protokol ve bayilik sözleşmesi bir bütün olup, bayilik sözleşme ilişkisinin ve protokolün, intifa hakkı ilişkisinden bağımsız ve ayrı olduğu hususu, protokolün 3.1.1 maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Yani intifa hakkı, beş yıllık bayilik sözleşmesinden ve onun eki olup protokolden bağımsız olarak tesis edilmiştir. İntifa hakkı on beş yıl için ve bedeli ayrıca kararlaştırılıp resmî senette gösterilerek tesis edilmiştir. Bayilik sözleşmesi sona erse ve yenilenmese bile davacının intifa hakkı, on beş yıllık intifa süresinin dolmasına kadar devam edebilecektir. Davacının intifa hakkını süre sonuna kadar taşınmaz ve üzerindeki tesis üzerinde kullanma hakkı intifa senedinde açıkça düzenlenmiştir.Tarafların süre dolmadan önce intifa hakkını da sona erdirebilme hakları elbette mevcuttur. Ancak bu husus eldeki uyuşmazlığın konusu değildir. Bu açıklamalara göre, davacı tarafından davalıya ödenen 200.000 USD+ KDV tutarı, beş yıllık bayilik sözleşmesi ve onun eki olan protokol uyarınca verilmiştir.Taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin beş yıllık süre bitiminde sona erdiği, sözleşmenin yenilenmediği ihtilafsızdır. Davacının verdiği hizmet bedeli beş yıl süreli bayilik sözleşmesi için verildiğine ve süre sonunda bayilik sözleşmesi bittiğine, tarafların sözleşmeden doğan edimlerini ifa ettiklerine göre, artık davacının hizmet bedelini geri talep hakkının bulunmadığı açıktır.Bayilik sözleşmesi ve onun eki olan protokol kapsamında ödenen hizmet bedelinin, intifa bedeliyle bir ilgisi bulunmadığı gibi eldeki davada davacının intifa bedeli talebi de bulunmamaktadır.Taraflar intifa hakkının bayilik sözleşmesinden ve protokolden bağımsız ve ayrı olduğunu açıkça kararlaştırmış, intifa bedelini resmî senette ayrıca belirlemiş ve intifa süresini ayrıca belirlemişlerdir. Davaya konu hizmet bedelinin, bayilik sözleşmesinin on beş yıl süreceği inancıyla ve bu süre için verildiğine dair yazılı bir kanıt bulunmadığı gibi, tarafların sözleşmeye ve protokole yansıyan açık iradeleri, hizmet bedelinin intifa hakkından ve bedelinden bağımsız olduğunu, hizmet bedelinin beş yıllık bayilik ilişkisi için verildiğini açıkça ortaya koymaktadır.Açıklanan bu nedenlerle, davalı taraf beş yıllık sözleşme süresini tamamladığından, davcanın hizmet bedelini talep hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince tarafların iradesine aykırı olarak yapılan değerlendirmelerle bu kalem bakımından davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu nedenle davalılar vekilinin bu alacak kalemine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davacının sözleşmenin bakiye süresine isabet eden hizmet bedeli alacağı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan ceza koşulu alacağı bakımından:Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin ayrılmaz eki olan protokolün 3.1.5 maddesinde davalı bayinin, çeşitli ürünler bakımından asgari alım taahhüdünde bulunduğu, protokke alım taahhüdünün ihlalinin ceza koşuluna bağlandığı; dosyadaki bilirkişi tespitlerine göre davacının sözleşme süresi içinde yıllık alım taahhütlerine aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Esasen davalılar vekilinin istinaf dilekçesi içeriği itibariyle bu hususta ihtilaf da yoktur.Davalılar vekili, ceza koşulunun tenkisi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.Ceza koşulunun tenkisi TBK'nın 182/3 maddesinde düzenlenmiş olup hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tacir olmanın hükümlerini düzenleyen TTK'nın 22. maddesi uyarıca tacir olan borçlu, ceza koşulunun indirilmesini mahkemeden isteyemez Ancak yerleşik hâle gelen Yargıtay içtihatları uyarınca, ceza koşulu eğer tacir borçlunun mahvına sebebiyet verecek miktarda ise tacir borçlu, ceza koşulunun indirilmesini isteyebilir.Eldeki davada asıl borçlu davalı şirket olup ilk derece yargılamasında ceza koşulunun indirilmesini talep etmiş, mahkemece bilirkişi incelemesi aşamasında bu husus değerlendirilmiş ve neticede hüküm altına alınan ceza koşulu miktarının davalı şirketin mahvına sebebiyet vermeyeceği tespitiyle, davalının indirim talebi yerinde görülmemiştir. Nitekim son alınan bilirkişi ek raporunda, hizmet bedelinin tahsili talebinin kabul edilmemesi hâlinde, hesaplanan ceza koşulunun, davalının mahvına sebebiyet verecek miktarda olmadığı belirlenmiştir. Bilirkişi tespitleri Dairemizce de benimsenmiş ve davalılar vekilinin ceza koşuluna ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Ancak davacı, ceza koşulu alacağı bakımından döviz faizi talep ettiği hâlde ilk derece mahkemesince döviz alacağına avans faizi yürütülmesi hukuka aykırı olmuştur.Talepten fazlaya karar verilemeyeceği gibi, döviz alacağına avans faizi uygulanması açık kanuni düzenlemelere aykırı olduğundan, ceza koşuluna işleyecek temerrüt faizi, mevzuata ve talebe uygun hâle getirilmek suretiyle karar düzeltilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davacının hizmet bedeli alacağı talebinin reddine,2-Davacının ceza koşulu alacağı talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak, 900,00 USD ceza koşulu alacağının, 22.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte, davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harçtan, peşin yatırılmış olan 556,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 58,70 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından harcanan başvuru ve peşin harç toplamı olan 585,90 TL giderin davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından harç dışında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 5.080,60 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 404,91 TL'lik kısmının davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalılar tarafından ilk derece aşamasında gider yapılmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca ve hüküm altına alınan alacağı geçmemek üzere belirlenen 2.598,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,8-Davalılar kendilerini avukatla temsil ettirdiklerinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise, talep hâlinde ve karar kesinleştikten sonra, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,b-Davalılar tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı, 65,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 227,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,10-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,11-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.03.2025 tarihinde, oy çokluğuyla ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
KARŞI OY:Taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokol ve ticari defter ve kayıtlardan ,bayilik sözleşmesinin 5 yıl sonra sona ermiş olmasına rağmen, protokolün 3.1.1.maddesinde, intifa hakkı tesis etme yükümlülüğü başlığı altında 15 yıl süre ile intifa hakkının tesis edileceği kabul ve taahhüt edilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtlarından, davalı tarafın düzenlemiş olduğu faturalar kapsamında şerefiye bedeli ve bayilik hizmet bedeli adı altında ödemeler yaptığı anlaşılmaktadır. Akaryakıt bayilik sözleşme tarihi 01.08.2007 dir. Sözleşmenin 42.maddesinde, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süre ile geçerli olduğu, sözleşme sonunda kendiliğinden sona ereceği, müddet bitiminde davacının bayi ile yeni bir sözleşme yapıp yapmayacağı konusunda serbest olduğu, tarafların sözleşmeyi yeni dönem için karşılıklı olarak aynı koşullarda yenileyebilecekleri, tarafların karşılıklı onayına bağlı olduğu hususuna yer verilmiştir. Sözleşmenin konusu bayilik faaliyeti için 15 yıl süreli olarak intifa hakkı tesis edilmiştir. İntifa resmi senedinde, taşınmaz, akaryakıt satış reyonu, pompaları ve yıkama yağlama servis istasyonu bulunan tarla olarak nitelendirilmiştir. Aynı taşınmazla ilgili olarak davacı yararına 1.dereceden ipotek tesis edilmiştir. İpotek resmi senedinde, davacının ve davalının arasında doğmuş ve doğacak davacının imzalamış olduğu sözleşmeler vb nedeni ile tüm borçların teminatını teşkil etmek üzere serbest derecede 15 yıl süreli olarak 1.000.000,00 TL bedelli olduğu belirtilmiştir.Sözleşme ile aynı tarihli bayilik protokolü düzenlenmiştir. Protokolde, istasyonun mülkiyeti ...'ya ait olan taşınmaz üzerinde bulunan istasyon olduğu belirtilmiştir. Protokolün 3.1.1.maddesinde; davacı lehine 15 yıl süreli intifa hakkı ve 1.000.000,00 TL bedelle ayrıca ipotek tesis edildiğine yer verilmiştir. Bayilik protokolünün karşılıklı yükümlülük ve hükümler üst başlığını taşıyan 3.maddesinin 3.2.3.bendinde, davacı tarafından bayiye 3.1.2 ve 3.2.2 maddede temin edilmesi kararlaştırılan menkul değer ve hizmetlerin yanı sıra madde 2'de tanımlanan amaca yönelik olarak toplamda katma değer vergisi hariç 200.000,00 USD tutarındaki bayilik hizmet bedelinin bayinin ve/veya garantörün davacıya üstlendiği ve vermeyi taahhüt ettiği yükümlülüklere karşılık bayiye bayinin düzenleneceği hizmet faturası karşılığında ödenmesi kararlaştırılmıştır.Bayilik protokolünün 2.maddesinin 2.fıkrasında, taraflar arasında imza edilen protokolün bayilik ilişkisinin kurulmasını ve işletilmesi ile bayilik ilişkisinin sona erdirilmesine ilişkin koşulları düzenlediği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edildiğine yer verilmiştir. Devamında ise bayilik sözleşmesinin herhangi bir nedenle feshi durumunda iş bu protokolde davacının intifa, ipotek ve tazminat alacakları ile doğmuş ve doğacak her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile kendiliğinden hükümsüz duruma geleceği belirtilmiştir. Davacının dava konusu 200.000,00 USD hizmet bedelini 21.08.2007 - 05.12.2007 tarihleri arasında ödediği bilirkişi rapora ile tespit edilmiştir. Rekabet Kurumu 15.11.2006 tarihli kararı ile 5 yılı aşan intifa vb yetkiye sahip sözleşmelerin rekabeti kısıtlayacağı yönü olmadığına dair kararlar tesis etmekte iken 12.03.2009 tarihli duyurusunda 18.09.2005 öncesinde akdedilmiş olan intifa vb sözleşmeleri de kapsayan tüm hukuksal tasarruflara ilişkin hakların telkin edilerek yeniden 5 yılı aşmayacak şekilde tesis edilmemesi ve kısaltılmaması halinde 18.09.2010'dan sonra 2002/2 sayılı tebliğ kapsamındaki grup muafiyetinden yararlanamayacağı ve 18.09.2005 sonrasında akdedilenlerin ise 5 yılı aşan süreler için muafiyetten yararlanmayacağı hususu ilan edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan dava konusu akaryakıt bayilik sözleşme tarihinde söz konusu tebliğ geçerlidir. Sözleşmenin bu kapsamda 5 yıl süre ile düzenlenmesi kaçınılmazdır.Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesi kapsamında bayilik hizmet bedeli olarak verilen bedelin 5 yıl süre için mi yoksa davacı iddiası gibi intifa tesis edilen taşınmaz üzerindeki istasyonun 15 yıl süre ile kullanılacağı ve bu amaçla 15 yıllık süre için verildiği ve bakiye bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında bayi tarafından iadesinin gerekip gerekmediğidir.Yukarıda yer verildiği üzere idarenin tebliğ hükümleri gereğince taraflar arasında 5 yıldan fazla süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin yapılamadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 2.maddesinde sözleşme konusu. Kütahya ili Tavşanlı ilçesinde mevcut taşınmaz üzerinde yer alan akaryakıt satış ve servis istasyonu ile ilgili olarak davalı şirketin bayilik yapmasına dairdir. Taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi ile aynı tarihte imzalanan bayilik protokolünün 2.maddesinde, bayilik protokolinin akaryakıt bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde sözleşmenin eki olan bayilik protokolü hükümlerininde birlikte değerlendirilmesi kaçınılmaz olacaktır.Sermaye şirketi olan davacının 5 yıllık sözleşme için 15 yıllık intifa hakkı gerçekleştirerek ödeme yapmasının başkaca bir açıklaması olmayacaktır. Bu durumda bilirkişi raporu gereğince yapılan hesaplamaya göre davacı tarafça davalı bayiye sözleşme kapsamında ödenen hizmet bedelinden kullanılmayan ve karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden olacak alacağı talep etmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Düzenleme kapsamında sözleşme 5 yıllık süre ile sınırlandırılmış olsa dahi b.ir sermaye şirketi olan davacının 5 yıllık sözleşme için 15 yıllık intifa hakkı gerçekleştirerek ödeme yapmasının başkaca bir açıklaması olmayacaktır. Bu durumda bilirkişi raporu gereğince yapılan hesaplamaya göre davacı tarafça davalı bayiye sözleşme kapsamında ödenen hizmet bedelinden kullanılmayan ve karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden olacak alacağı talep etmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle heyetin çoğunluğu tarafından hizmet bedelinin 5 yıl için gerçekleştirildiği ve bu alacak kalemi yönünden davacının alacağının olmadığı görüşüne katılmıyorum. Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalıların istinaf başvurularının reddi gerektiği görüşündeyim.