T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1974
KARAR NO:2025/259
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/11/2018
NUMARASI:2017/754 E. - 2018/1055 K.
DAVANIN KONUSU :Menfi Tespit (Kıymetli evraktan ve ticari satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında birkısım mal konusunda anlaşma yapıldığını ve bu mallar için peşin ödeme olarak müvekkili tarafından 57.326,00 TL' lik çekin verildiğini, davalı tarafın müvekkiline teslim etmeyi taahhüt ettiği bu malları bugüne kadar teslim etmediği gibi çeki de iade etmediğini ve bedelsiz kalmış olan bu çeki ... sayılı dosyasında icra takibine konu ettiklerini, müvekkili şirket tarafından bugüne kadar davalı şirketten herhangi bir şeklide mal ya da hizmet alımı olmadığından iş bu icra takibine konu etmesinin kötü niyetinin açıkça göstergesi olduğunu, davalının icra takibine başladıktan sonra geçen zaman içerisinde taraflar arasında yapılan görüşmelerde davalının icra takibini takipsiz bırakacağını beyan etmesine rağmen, gelinen süreçte bu parayı sürekli olarak tahsil etme isteği nedeniyle, iş bu icra takibinden dolayı müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali için iş bu davayı açma zaruretinin doğduğunu , davalı şirketin taahhüt ettiği malları teslim etmediğini, bu malların bedeli olarak verilmiş olan 57.326,00 TL' lik çek karşılığında davalı şirkete herhangi bir borcun olmadığını iddia ederek, borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; iş bu davadan önce davacı taraf unvanının ekteki ... kaydı uyarınca değiştiğini, unvanının ... Şti. ... Şti. olduğunu, bu sebeple aktif husumet itirazlarının olduğunu, müvekkili şirketin 1985 yılında kurulduğunu, iş çevresinde son derece saygın ve bilinen bir kuruluş olduğunu, çok uzun yıllardır... Çarşısında hizmet verdiklerini, lamine ve laminant parke, halı ve duvar kağıdı satımı, montajı vs. işleri ile iştigal ettiklerini, davacı tarafça iddia edilen hususların doğru olmadığını, davacı tarafa laminant parkelerin satıldığını ve teslim edildiğini, bunun karşılığı olarak davacı taraftan alınan çeklerin karşılıksız çıkması üzerine,... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacı tarafın son derece kötü niyetli olarak hareket ettiğini, icra takibine konu alacağın tamamının müvekkilinin hakedişinin karşılığı olduğunu, müvekkilinini teslim etmiş olduğu malların karşılığının davacı tarafça ödenmediği için icra takibi başlatıldığını, davacı tarafa faturalarının içeriğinde yer alan malların teslim edildiğini, şirket yetkilisinin faturanın üzerindeki imzasının bu hususu tevsik etmekte olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalıya ait deterlerin açılış ve kapanış onaylarının süresi içinde yaptırıldığını, usulüne uygun tutulduğunu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığını, davacı vekilince davalı şirket adına düzenlenmiş olan 15/01/2014 tarih ... sayılı ve 49.500 TL bedelli irsaliyeli fatura sureti biraz edildiğini, anılan faturanın "..." açıklaması ile düzenlenmiş , teslim alan kısmında ... imzası bulunduğunu, davacı şirketin ortağı ve müdürünün ... olduğu, faturanın teslim alan kısmındaki imzanın ...' e ait olduğunun kabulü halinde, fatura içeriği malların davacı şirkete teslim ve faturanın tebliğ edildiği sonucuna varılacağı, bahsi geçen faturanın yevmiye defterinde kayıtlı olduğu, aynı yevmiye maddesinde alınan ... Bankası ... sayılı, 28/04/2014 vadeli çek nedeniyle 49.500,00 TL alacak kaydedildiği, 30/04/2014 tarih, 109 sayılı yevmiye maddesinde karşılıksız oluşu nedeniyle ... Bankası 28/04/2014 vadeli ve ... sayıl ıçek iade açıklaması ile bu kez davacı cari hesabına 49.500 TL borç, 10/05/2014 tarih, 119 sayılı yevmiye maddesinde ise, uş bi davaya konu takipte talep edilen ... Bank, 31/10/2014 vadeli ve ... sayılı çekin alınışı nedeniyle de 57.326,00 TL alacak kaydedildiğini, çekin ödenmeyişi nedeniyle de bu kez 10/11/2014 tarih, 287 sayılı yevmiye maddesinde davacı cari hesabına 57.326,00 TL borç kaydedilmiş olup, bu kayıtlar sonucunda davacı şirketin 31/12/2014 tarihi itibarıyla 49.500,00 TL borçlu olduğu, anılan borç bakiyesinin 351 sayılı yevmiye kapanış maddesi ile envanter defterinin 1. Sayfasında davacı şirket cari hesabı karşısında aynen yer aldığı, 49.500,00 TL' lik fatura alacağına karşılık önce 28/04/2014 vadeli 49.500,00 TL bedelli çekin alınığı, çekin vadesinde ödenmeyişi nedeniyle iade edilerek, bu kez takibe konu 31/10/2014 vadeli 57.326,00 TL bedelli çekin alındığı, ancak bu çek bedelinin de ödenmediğinin tespit edildiği anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın reddine karar verildiğini, dava konusu çekle ilgili olarak davalı ile müvekkili arasında herhangi bir alışveriş olmadığını, icra takibine konu edilen çekin herhangi bir karşılığının bulunmadığını, bu durumun bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, kambiyo senetlerinin tek başlarına kayıtsız şartsız borç ikrarı olmadığını, bunlara ilişkin iddiaların doğruluğunu ispatı için ticari defter kayıtlarında kaydedilmesi gerektiğini, davalı defterlerinde davacıdan alacaklı olduğuna dair bir kaydın bulunmadığının saptandığını, davalının zorunlu olmasına rağmen ticari defterlere bunu kaydetmemiş olduğunu, raporda dava ve icra takibine konu edilen çekin müvekkili tarafından davalıya daha önce verilip iade olunan başka bir çeke karşılık olarak verildiğinin tahmin edildiğini, ancak böyle olduğunun bilirkişinin dahi emin olmaması nedeni ile bu konunun izaha muhtaç olduğunu, 30 Nisan'da iade edilen çekten sonra 10 Mayıs'ta davalıya bedeli dahi farklı olan başka bir çek verildiğini, bu çekin diğer karşılıksız çeke ilişkin verildiğine karar verilerek davanın reddedilmesinin hukuken izah edilebilir bir durum olmadığını, davaya konu çekle ilgili herhangi bir faturanın mevcut olmadığını, müvekkilinin davalıya borçlu olduğunun ispatının davalı tarafa düştüğünü, dosyaya sunulan herhangi bir faturanın olmaması karşısında bu çekin açıkça teminat olarak verildiğinin ortada olduğunu iddia ederek, çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini ve hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satım kapsamında verilen çekin bedelsiz kaldığı iddiasıyla İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve çek iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafça davalıya çek verildiği, davalının davacı hakkında icra takibi başlatmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının davalı tarafa vermiş olduğu ve takibe konu edilen çekten dolayı borçlu olup olmadığı, davada ispat külfetinin hangi tarafta bulunduğu ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı hakkında 31.10.2014 tanzim ve 31.10.2014 vade tarihli ... Bank ... Şubesindeki çek hesabından düzenlenen 57.326,00 TL tutarındaki çek bedeli ile ferileri toplamı 65.891,92 TL alacağın tahsili amacı ile ... sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davacı tarafça takip tarihinden iki yıl sonra iş bu menfi tespit davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibrazı sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 17.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda; mahkemece verilen yerinde inceleme yetkisi üzerine; taraflar ile iletişime geçildiği, ticari defter ve kayıtların ibrazı hakkında kendilerinin bilgilendirildiği, bu doğrultuda; 17.09.2018 tarihinde ibraz edilen davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelendiği, rapor düzenlenme tarihine kadar davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile ilgili fiziki şartlar sağlanmadığından inceleme yapılamadığı, usul incelemesi: davalıya ait defterlerin açılış ve kapanış onayları yasal süresinde yaptırıldığından, usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı, davacı şirket ile olan ticari ilişkinin yardımcı hesapta izlendiği, şirketle olan ticari ilişki nedeniyle mevcut kayıtların gösterildiği, davalı vekilince verilen 27.06.2018 tarihli dilekçe ekinde davacı şirket adına düzenlenmiş olan 15.01.2014 tarih, ... sayılı ve 49.500,00 TL bedelli irsaliyefi fatura suretinin ibraz edildiği, anılan fatura; “...” açıklaması ile düzenlenmiş olduğu, teslim alan kısmında ... imzası bulunduğu, cevap dilekçesi ekinde sunulmuş olan 11.07.2017 tarih, 9364 sayıl Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilandan; davacı şirket unvanının ... Şti. olarak değiştirildiği, şirket ortağı ve müdürünün ... olduğu görüldüğü, faturanın "...” kısmındaki imzanın şirket ortağı ve müdürü ...'e ait olduğunun kabulü halinde; fatura içeriği malların davacı şirkete teslim ve faturanın tebliğ edildiği sonucuna varıldığı, bahsi geçen faturanın 20.01.2014 tarih, 13 sayılı yevmiye maddesinde kayıt altına alınarak davacı cari hesabına 49.500,00 TL borç, aynı yevmiye maddesinde alınan ... B. ... sayılı, 28.04.2014 vd. çek nedeniyle de 49.500,00 TL alacak kaydedildiği, 30.04.2014 Tarih, ... sayılı yevmiye maddesinde; karşılıksız oluşu nedeniyle “...Bankası, 28.04.2014 vadeli ve ... sayılı çek iade” açıklaması ile bu kez davacı cari hesabına 49.500,00 TL borç, 10.05.2014 tarih, ... sayılı yevmiye maddesinde ise, iş bu davaya konu takipte talep edilen ... Bank, 31.10.2014 vadeli çekin alınışı nedeniyle de 57.326,00 TL alacak kaydedildiği, çekin ödenmeyişi nedeniyle de; bu kez 10.11.2014 tarih, 287 sayılı yevmiye maddesinde davacı cari hesabına 57.326,00 TL borç kaydedilmiş olduğu, bu kayıtlar sonucunda davacı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle 49.500,00 TL borçlu olduğu, anılan borç bakiyesinin 351 sayılı yevmiye kapanış maddesi ile envanter defterinin 1. sayfasında davacı şirket cari hesabı karşısında aynen yer aldığının görüldüğü, özetle; 49.500,00 TL'lık fatura alacağına karşılık, önce 28.04.2014 vadeli, 49.500,00 TL bedelli çekin alındığı, çekin vadesinde ödenmeyişi nedeniyle iade edilerek, bu kez takibe konu 31.10.2014 vadeli, 57.326,00 TL bedelli çekin alındığı ancak bu çek bedelinin de ödenmediğininde anlaşıldığı, 49.500,00 TL tutarındaki fatura bedeline karşılık, 57.326,00 TL tutarında çek verilmesi hususunun izaha muhtaç görüldüğü belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; dava konusu çekin davalı defterlerinde mevcut olmadığının belirtildiğini ayrıca alacak iddiasının izaha muhtaç olduğunun ifade edildiğini, dava konusu çekle ilgili herhangi bir alışveriş olmadığını, taraflar arasında herhangi bir karşılığının bulunmadığını, bilirkişi raporu ile bu hususun sabit olduğunu belirterek, rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; davacı tarafın defterlerini bilirkişiye ibraz etmediğini, ibrazdan kaçındığını, faturada davacının imzasının mevcut olduğunu, davacı tarafça çek teslimi ile malların teslim alındığına karine teşkil ettiğini, davacının kötü niyetli olup gerçek dışı beyanda bulunduğunu, müvekkili defterlerinde görüldüğü üzere 49.500,00 TL'lik fatura bedeline karşılık önce 28.04.2014 ibraz tarihli 49.500,00 TL'lik çekin alındığını, çekin karşılıksız çıkması nedeni ile davacı tarafa iade edilerek 31.10.2014 ibraz tarihli 57.326,00 TL'lik çekin alındığını bu hususun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, her iki çek arasındaki 7.826,00 TL'lik farkın davacı tarafın ilk verdiği çekin bedelinin karşılıksız çıkması ve ödenmemesi üzerine altı aylık bir vade konulmasına ilişkin olduğunu, vade farkından ötürü de aradaki farkın taraflarca kabul edilerek karşılıklı anlaşma ve mutabakat çerçevesinde 2.çekin teslim edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Diğer taraftan peşin satışta mal ve bedel aynı anda ödenir. 6098 sayılı TBK'nın 207. maddesine göre asıl olan peşin satıştır. Bir başka anlatımla alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir. Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır.Örneğin; somut olayda olduğu üzere menfi tespit davasında davaya konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacı olan borçlunun bu iddiasını ispat ile mükelleftir.Taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. TBK'nın 207. maddesinde, satış sözleşmesinde tarafların edimlerini, aksine sözleşme veya adet bulunmadıkça aynı anda ifa etmesi gerektiği düzenlenmiştir. Menfi tespit davasındaki bu iddianın ileri sürülüş şekline göre ispat yükü davacıdadır. Davacı, çeki avans olarak verdiğini ve bedelsiz kaldığını kanıtlamalıdır.Davalı şirketin muavin defterinde, dosyaya ibraz edilen 15.01.2014 tarihli irsaliyeli fatura tutarı olan 49.500,00 TL tutarındaki çekin 20.01.2014 tarihinde defterde yer aldığı, 10.11.2014 tarihinde ise dava ve takip konusu 57.326,00 TL tutarındaki çekin yer aldığı tespit edilmiştir. Davalı vekili savunmasında, teslim alanın imzasının yer aldığı 15.01.2014 tarihli irsaliyesi faturada yer alan ürünün davacıya teslim edildiğini, teslim sonrasında ürün bedeli kadar verilen 49.500,00 TL tutarındaki çekin karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkma sonrasında davacı tarafça dava konusu 57.326,00 TL tutarlı yeni bir çek verildiğini, çekler arasındaki 7.826,00 TL'lik farkın aradan geçen zaman nedeni ile vadeden kaynaklanan fark olduğunu, 2. kez verilen çekinde karşılıksız çıkması üzerine icra takibi başlatıldığını beyan etmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere davanın niteliği gereğince ispat külfeti davacı üzerinde olmasına rağmen davacı tarafça iddiasını ispat edebilecek herhangi bir delil dosyaya ibraz edilmemiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.02.2025