T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/13
KARAR NO: 2025/363
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/10/2021
NUMARASI: 2020/622 E. - 2021/842 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; araflar arasında ticari satıma ilişkin akdî ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalıya satıp teslim ettiği penye, iplik, viskon iplik, bodrum iplik vs tekstil ürününe ilişkin faturanın ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalının takibe ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamını, % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin son 5 yılı yoğun olmak üzere 10 yıldır davacı şirketten mal aldığını ve bedellerini tam ve eksiksiz olarak zamanında ödediğini, davacıdan en son petrol renk 2.790,5 kg, kırmızı renk 2.973 kg, koyu haki renk 2.817,9 kg olmak üzere toplamda 8.581,40 kg ve 449.100,77 TL bedelinde Floransa süet kumaş satın alındığını, daha sonra kumaşların bir kısmının ayıplı olduğunun anlaşıldığını ve bu durumun davacı şirket kumaş pazarlama temsilcisi ...'a ekte sunulan e-mailler ile bildirildiğini, kumaşlarda geçmeyen kırık izleri (majör hata), çıkmayan lekeler (majör hata), renk farkları, bazı toplarda topun yarısından sonra kumaşın eninde tam en çizgiler olması, kumaşın boyunda enden 15 cm. içeride çizgilerin olması vb. Şeklinde hatalar bulunduğunu, davacının teyidi üzerine ayıplı kumaşların kesildiğini,ayıplı ve hatalı kumaşlardan dikilmiş 292 adet ceket, 326 adet etek, 350 adet elbise ve 210 kg parça halinde hatalı kırmızı kumaş, 225 kg parça halinde hatalı koyu haki kumaş satılamadığı için halen müvekkili şirketin deposunda muhafaza edildiğini, davacı ile 28/11/2019 tarihinde ekte sunulan protokolün yapıldığını ve davacıdan satın alınan petrol , kırmızı, camel ve haki renkli kumaşlarda çıkan hatalardan dolayı davacıya 15.000 USD+KDV (93.363,84 TL karşılığı) reklamasyon faturası kesilerek muhasebeleştirildiğini ve müvekkili şirketin uğramış olduğu zararının bu şekilde anlaşma yoluyla giderildiğini, davacı tarafla protokol imzalanıp bu konuda anlaşmaya varılması sebebiyle de müvekkili şirket tarafından ayıplı kumaşlardan kaynaklanan zararların tazmini için davacı şirkete herhangi bir dava ikame edilmediğini, ancak davacı şirketten satın alınan yukarıda toplamı belirtilen kumaşların geç tesliminden, müvekkil şirketin kendi müşterilerine ürünleri taahhüt edilen tarihte yetiştirememesinden, ayıplı çıkan kumaşlardan yapılan ürünlerin geri iade edilmesinden dolayı prestij ve müşteri kaybından dolayı davacı şirkete dava açma hakkını saklı tuttuklarını, davacı ile yapılan anlaşmanın protokole bağlanmasına ve protokole istinaden fatura kesilmesine rağmen davacının keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 05/12/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile işbu fatura ve içeriğinin kabul edilmediğinin müvekkili şirkete bildirildiğini, kendilerince de Beşiktaş ... Noterliği'nin 11/12/2019 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamenin keşide edildiğini, davacının başlattığı takibin kötü niyetli, itirazlarının ise yerinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalıda bulunan mallar üzerinde yapılan incelemede kumaş kırığı ve ezikler tespit edilmesi davalı tarafından sunulan maillerin incelenmesinde davalı tarafından davacı personeline bilgi verildiğinin anlaşılması ve davalı ile davacı şirket elemanı arasında 1500 usd artı kdv şeklinde reklamasyon faturası kesilmesi hususunda protokol yapıldığının anlaşılması ve davacının da anlaşmayı yapan personelin şirketin pazarlama elemanı olduğunu kabullenmesi karşısında davalının reklamasyon faturasının haklı olduğu kabul edilmiş ve takip konusu alacağın haklı olan reklamasyon faturası kadar olması nedeniyle davalının itirazında haklı olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu tespitlerin somut gerçeklere aykırı olduğunu, mevcut delillerin hatalı ve eksik incelenerek değerlendirildiğini, hükme esas alınması mümkün olmayan rapora itibar edilerek hüküm tesis edildiğini, raporda davalı şirket adresinde incelenen kumaşların tamamının ayıplı olduğunu, hataların kumaştan kaynaklandığı ve çıplak gözle inceleme ile anlaşılabilecek açık ayıplar olduğunun belirtildiğini, müvekkili tarafından teslim edilen malların ayıplı olduğuna ilişkin tespitin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin kumaşları satın aldıktan 3- 5 gün sonra teslim edilen kumaşlarının faturalarının düzenlendiğini ve davalıya teslim edildiğini, davalı şirketin faturaları itiraz etmeksizin ticari defterlerine kaydettiğini, raporda belirtilen hataların olması halinde teslim tarihinden sonra gerçekleşmiş olabileceğini, davalıya teslim edilen kumaşlarda renk farkı, kırık izleri ve leke, ayıpların hiçbirinin bulunmadığını, bilirkişi incelemesinde rastgele seçilen kumaşlar ve kumaşlardan imal edilmiş ceket, etek ve elbiselerin incelendiğini, uygulamada alıcıya teslim edilen malların üretim yerlerinde her bir top ayrı ayrı olmak üzere açılıp düz zemin üzerinde kontrol edildiğini sonrasında kesme işleminin uygulandığını ve dikiş yapıldığını, dava konusu kumaşların hatalı olduğunu beyan eden davalının hatalı kumaştan elde edilen etek, ceket ve elbise üretmesinin gerçeği yansıtmadığını, ayıp bildiriminin usulüne uygun şekilde ve yasal sürede yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, mahkeme kararında davalının davacı personeline bilgi verdiği, ayıpları ihbar ettiğine dair tespitlerin hukuki olmadığını, müvekkiline bildirilen usulüne uygun bir ihtarın bulunmadığını, mahkemece hükme esas alan maillerin kanunlarda yazılı ihbar bildirme usul ve yükümlülüğüne uygun olmadığını, TTK 23.maddesinde, düzenlemenin mevcut olduğunu, müvekkili şirket elemanı ile davalı arasında yapıldığı iddia olunan 28.11.2019 tarihli protokolün yetkili kişilerce imzalanıp imzalanmadığının araştırılmadığını, müvekkili şirketin ... bir ortağı ya da yetkilisi olmadığı, davalı kayıtlarında yer alan faturanın müvekkili tarafından kabul edilmediği ve iade edildiğini, yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu alacağı olup olmadığı, davalı şirkete teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davalı tarafça ayıp ihbarının süresinde ve geçerli şekilde yapılıp yapılmadığı, mahkeme kararının ve bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 16.200,02 USD alacağın tahsili amacı ile 27.01.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takibe sebep olan alacak olarak borçluya satılıp teslim edilen emtialara ilişkin yapılan ödemeler sonrası bakiye kalan alacak olarak açıklandığı, davalı şirketin icra takibine ve borca itiraz ettiği, davacı şirketin ise İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirket adına 28.11.2019 tarihli ticari satıma konu reklamasyon gelirleri açıklaması ile toplam KDV dahil 93.363,84 TL tutarında e-fatura düzenlediği, davacı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinde 05.12.2019 tarihli ihtarname ile davacının düzenlemiş olduğu 28.11.2019 tarihli reklamasyon gelirleri açıklamalı KDV dahil 93.363,84 TL bedelli faturaya itiraz edildiği ve faturanın iadesinin yapıldığının belirtildiği, ihtarname içerisinde, ticaretten kaynaklı ya da başka bir ilişki nedeni ile borcun bulunmadığının ifade edildiği, davalı şirketin 11.12.2019 tarihinde Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen cevabı ihtarnamesinde ise söz konusu faturanın 28.11.2019 tarihinde akdedilen protokol gereği düzenlendiği, faturanın iptalinin söz konusu olmadığı, şirketin ayıplı kumaşlar sebebiyle uğradığı her türlü zararın taraflar arasındaki protokol ile anlaşma yolu giderildiğinin belirtildiği, 28.11.2019 tarihli davalı şirket kaşesini ihtiva eden antetli kağıt üzerine adi şekilde düzenlenen protokol başlıklı metinde davalı şirket tarafından muhtelif tarihlerde davacı şirketten satın alınan Floransa kalite kumaşın, petrol, kırmızı, camel, khaki renklerinde çıkan kumaş hatalarından dolayı firma yetkilileri arasında 15.000,00 USD + KDV olarak reklamasyon faturasının kesilmesinin onaylandığı ifadelerine yer verildiği, protokolün davalı ve davacı şirket unvanı altında davalı imzalandığı, davacı şirket adına atılan imzanın fotokopide okunaklı olmadığı, taraf şirketler arasında gerçekleştirilen çok sayıda mail yazışmalarının olduğu, Ekim 2019 tarihli davalı şirket tarafından gönderilen mailde; protokolde belirtilen renklerde üretim yapılan kumaşların sorunlarının defalarca görüşüldüğü, yazışıldığı hatta Çorlu Fabrikasına kalite kontrol için gidildiği, sevk yapılmadan tamir kararı alındığı, kumaşların kesimhaneye sevk olunduktan sonra tamir işleminin yapılmadığını gördüklerini, karşı taraf yetkilisinin kesimhanede sorunları görmek için üç defa gittiğini ve tespit ettiğini, fabrika müdürü ile tekrar gidildiğini sonuç olarak kumaşların fireli kesim onayı verildiğinden dolayı fireli karşılamak koşulu ile devam edildiğini, ayrıca kumaş teslim tarihinde gecikme olduğu, 08.04.2019 teslim tarihinin 22.05.2019 son fire için yapılan 800 kg, geliş tarihinin 09.07.2019 olduğu, yükleme tarihinde çok fazla gecikme yaşandığı, hatalı kumaşların yerine yapılan kırmızı ve diğer renklerdeki 857 kg kumaşa fatura kesildiği, bu faturanın iade edileceği, ellerinde kumaş hatasından dolayı yükleyemedikleri ve müşterinin almaktan vazgeçtiği ürünlerin toplam maliyetinin 14.180,00 USD olduğunun bildirildiği ve zararının temininin ricası istendiği söz konusu mailin davacı şirketin unvanın yanında ... yazılı olan mail adresine gönderildiği, mail yazışmalarının karşı tarafın aynı mail adresi ile gerçekleştirilmiş olduğu Nisan 2019 tarihinden itibaren maillerin olduğu, maillere cevabın davacı şirketin unvanın baş kısmınında yer alan ... mail adresi ile yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu gereğince ve yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.Taraflar arasında, kumaş satımına ilişkin uzun yıllara dayanan ticari ilişkinin olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi incelemesi neticesinde davacının satarak davalıya teslim etmiş olduğu ürünlerin ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Tespite fotoğraflar eklenmiştir. Bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak yer verildiği üzere, taraflara ait 2019 yılı ticari defter ve kayıtlarında, davalı şirketin 2019 yılının 2. ayından itibaren 7. ayı dâhil olmak üzere faturalarla davacı şirketten ürünler satın almıştır. Son alıma ait fatura tarihi 22.08.2019, iade fatura tarihi ise 23.05.2019 dur. Bu süreçte, taraf şirket çalışanları arasında çok sayıda mail yazışmaları ve/veya watsapp yazışmaları mevcutur. 25 Mart 2019 tarihli davalı şirket çalışanı tarafından davacı şirkete gönderilen mailde, mailin floransa yeşil sipariş formuna dair olduğu anlaşılmaktadır. 25.03.2019 tarihinden 15.07.2019 tarihine kadar gerçekleştirilen tüm yazışmaların davalı şirket adına ... adındaki gerçek kişi, davacı şirket adına ise ... adında ve davacı tarafın şirketin pazarlama elemanı olduğunu kabul ettiği kişil arasında gerçekleştirilmiştir. Davalı şirket tarafından reklamasyon gelirleri başlığı altında ayıplı ürünler karşılığı 28.11.2019 tarihli e-fatura düzenlenmiştir.Taraf defterleri arasında fark söz konusu reklamasyon faturasından kaynaklanmaktadır. Davalı ayıplı ürünler karşılığı düzenlediği reklamasyon faturası ile davacı alacağını sıfırlamışken davacı aynı tutarda alacağının olduğu iddiası ile takip başlatmıştır. Reklamasyon faturasının düzenlenmesine neden olan ticari satım konusu ürünlerin teknik inceleme neticesinde ayıplı olduğu tespit edilmiştir. TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. " Buna göre maldaki ayıp; satıcının beyan ve vadettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak, satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir. Borçlar Kanunu'nda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır (TANDOĞAN, Haluk: Özel Borç İlişkileri, c. 1/1, Ankara 1988, sh 163; YAVUZ, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2007, 7. Baskı, sh 97). Diğer bir anlatımla ayıp, satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetindedir (YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2. Baskı, sh. 91- 92). Somut olayda, davacı satıcı şirketin satarak davalıya teslim etmiş olduğu uyuşmazlık konusu kumaş ürünlerinin yerinde yapılan inceleme neticesinde ayıplı olduğu ve ayıbın açık ayıp olduğu tespit edilmiştir. Tacir olan taraflar arasında ticari satım ilişki bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı).TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.''hükmünü içermektedir. TTK m. 18/3 de, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağına yer verilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin süreklilik arz ettiği, ticari ilişki kapsamında meydana gelen eksiklikler veya taleplerle ilgili istemlerin şirket çalışanları tarafından gerek mail gerekse başka yollarla karşı tarafa iletilmiş olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 199. maddesinde, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, filim, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının bu kanuna göre belge olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davalı şirket tarafından ayıp ihbarının süresinde gerçekleştirilmiş olduğunun kabulü isabetli olmuştur. Diğer taraftan her ne kadar yazışmalar neticesinde taraf şirketler adı ile düzenlenen 28.11.2019 tarihli belgedeki imza davacı şirket yetkilisine ait olmasa dahi TBK'nın 46. maddesinde yetkisiz temsil başlığı ile bir kimsenin yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak hukuki işlem yapması durumunda bu işlemin ancak onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacağı, yetkisiz temsilcinin kendisi ile işlem yaptığı diğer tarafın temsil olunandan uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onamayacağını bildirmesini isteyebileceği bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda diğer tarafın bu işlemle bağlı olmaktan kurtulacağına yer verilmiştir. Davacı tarafın protokolü onadığı anlaşılamamaktadır. Protokolun davacı şirketçe onanmadığı ve bağlayıcı olamayacağının kabulü hâlinde, davalının ayıplı ürün savunmasını ispat etmiş olmasından dolayı davanın reddi kararında sonuç olarak bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenlerle davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Resen yapılan incelemede, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... arabuluculuk numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılım sağlandığı ancak anlaşmanın sağlanamamış olduğu, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması hâlinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği hâlde, Mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması usule aykırı bulunduğundan, kararın bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, arabuluculuk ücreti yönünden düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, arabuluculuk ücreti yönünden resen düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu'na göre hesaplanan ve tahsili gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.596,74 TL harçtan mahsubu ile bakiye 922,04 TL harcın, talep hâlinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından sarf olunan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça sarf olunmuş yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına,5-Sarf olunmayan gider/delil avanslarının ilgili tarafa iadesine,6-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine red olunan dava değerine göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 15.430,95 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine 7-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-İstinaf aşamasından harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafından sarf edilen kanun yolu giderinin, kararımızın mahiyetine göre, takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.