T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1953
KARAR NO:2025/257
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/04/2021
NUMARASI:2014/1189 E. - 2021/356 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesi kaynaklı)
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2015/241 E. 2016/214 K. SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesi kaynaklı)
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın ... yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, birleşen davanın her iki davalı yönünden kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, asıl davada davalı .... Şirketi vekili ile birleşen davada davalılar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin kendisine ait emtiaların Ankara/Kazan'daki fabrikadan önce İstanbul Ümraniye'ye, oradan da Rusya Novorossisk'e nakledimesi işiyle ilgili ... Şti. ile anlaşma yapıldığını,... şirketinin de taşıma işini davalı şirketlere devrettiğini, ... Şti.'ne ait araca yüklenen emtiaların Ankara/Kızılcahamam'da lastiklerinden konteynere sıçrayan yangın sonucunda zayi olduğunu, bu olayla ilgili müvekkili şirketin zararlarının karşılanmadığını, borçlular aleyhine ... sayılı dosyasına başlatılan takibin yetkisizlik karan ile ... kaydedildiğini, bu takibe borçluların itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davacının uğradığı zarardan karşı tarafların tümüyle sorumlu olduklarını, müvekkilinin taşıma işi için ... ile anlaştığını, bu şirketin ise alt taşıyıcı olarak ... Şti.'ne vermiş olduğunu, emtiaların bu şirket tarafından kendi lehlerine ... AŞ'ne sigortalattırıldığını, emtiaların davalı .... Şti.'ne ait olup şoförlüğünü ...'nin yaptığı ... plakalı çekici ve... plakalı römorka 01.052008 günü teslim edilerek yüklendiğini ancak aracın henüz 50 km yol almışken Ankara/Kızılcahamam gişe çıkışında römork tarafında yangın çıktığını ve emtiaların zayi olduğunu, zarann taşıyıcının ağır kusuru neticesinde gerçekleştiğini iddia ederek, davalıların icra takibine yönelik itirazlarının iptali ile 26.222,28 TL'nin işleyecek en yüksek faiziyle davalılardan tahsili için takibin devamına, %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete ait emtianın taşıma sırasında römork tarafında çıkan yangından dolayı taşınan emtialarının zayi olduğunu, müvekkili şirketin zararının karşılanmaması nedeniyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluların haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, itirazın iptalini davası açtıklarını, davaya konu olay nedeniyle alt taşıyıcı şirketin yanında asıl taşıyıcı davalı ... Şti. ve diğer davalı sigorta şirketinin de müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, ayrıca aralarında HMK'nın166/1 anlamında hukuki bağlantı olması sebebiyle açmış bulundukları iş bu davanın devam etmekte olan İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1189 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesi gerektiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ve takibin devamına ve alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının zaman aşımı dolduktan sonra davayı tesis ettiğini, esasa ilişkin olarak ise; davacı tarafin 30.04.2008 tarihînde meydana gelen maddi hasarlı olay ile ilgili olarak oluşan zararın ödenmesini talep ettiğini ancak müvekkili şirketin işbu zarardan mesul tutulamayacağını, zira davacı yanla veya dava dışı... ile herhangi bir şekilde taşımacılık hususunda şifahi veya yazılı bir sözleşmeleri bulunmadığını, taşıma işinin müvekkillerince yapılmadığını, ayrıca ... isimli şahsın da şirketleri bünyesinde çalışmadığını, davacı tarafin zararın taşıyıcının ağır kusuru neticesinde oluştuğuna yönelik iddialarının yersiz olduğunu, ...'nin çalışan olmadığını ancak babası ...'nin müvekkili şirket bünyesinde istihdam edildiğini, kazaya karışan aracın ...'nin zilyetliğinde iken müvekkillerinin izni ve bilgisi olmadan kullanılmasından bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkilinin ... AŞ'ye emtiaları sigorta ettirmediğini ,bu sigorta şirketi ile rutin yıllık sözleşmelerinin olduğunu ve sigorta şirketince de müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili savunmasında özetle; iddia edilen alacak ve talebin zamanaşımına uğradığını, olayın 2008 yılında gerçekleştiğini, taşıma nedeniyle meydana gelen zararlarda zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddi ile davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine takip başlatılmış ve aynı talep ve alacağını ayrıca bir dava daha açtığından iki ayrı talebin ileri sürülmesi mümkün olmayacağından müvekkili şirket yönünden açılan davanın derdestlik nedeni ile reddinin gerektiğini, davacının 6762 sayılı TTK uyarınca hem alt taşıyıcı hem de üst taşıyıcı olduğunu iddia ettiği şirketler ile birlikte müvekkili şirketin sorumluluğuna gidebilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davda davalı ... Şti vekili savunmasında özetle; iddia edilen alacak ve talebin zamanaşımına uğradığını, olayın 2008 yılında gerçekleştiğini, taşıma nedeniyle meydana gelen zararlarda zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğini, davacının söz konusu hasara ilişkin bakiyeyi sigorta şirketinden aldığını, bunu gizleyerek ikinci bir tahsilat amaçlı haksız ve kötü niyetli bir dava ikame ettiğini, talep edilen zarar miktarını da ayrıca kabul etmediklerini, davacının talep etmiş olduğu faiz oranının da hukuka aykırı bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava emtia sigorta sözleşmesinden kaynaklı taşıma sonucu oluşan hasarın ödenmesi talebiyle Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasına ilişkin olup, tarafların delilleri toplanarak, asıl dava ve birleşen dava yönünden kapsamlı bir şekilde rapor düzenlenmesi için dosyanın Taşıma konusunda uzman bir bilirkişi ve sigorta konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek düzenlenen denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan dosyada mübrez olan bilirkişi raporu da dikkate alınarak, hasarın meydana gelişi sürücünün beyanları da dikkate alınarak bilinçsiz bir şekilde hareket etmesi sonucu aracı zorlamasından ve nakliye aracının yola elverişli şekilde bakımlı olmamasından kaynaklandığından sürücünün ağır kusurlu olduğu, ... Şti' nin ana taşıyıcı olduğu, ve bu konuda inkarı bulunmadığından taşımadan sorumlu olduğu, ... Şirketi aracın maliki olduğundan Karayolları Trafik kanunu gereğince işleten sıfatından dolayı ''Kusursuz sorumluluk'' hükümleri gereğince sorumlu olduğu, aracı sattığını ispatlayamadığı, aracın çalındığına dair soyut iddia dışında dosyada belge olmadığı, ... sigorta şirketi son dilekçede husumet itirazında bulunup sigortalısının ... A.Ş. olduğunu beyan etmiş ise de kendi sunduğu ibranamede ... plakalı aracı ''sigortaladım'' dediği, poliçe nosu verdiği ve zararı beyanına göre ödemesi sebebiyle sorumlu olduğu, ancak zararı davacıya ödemesi gerekirken sigorta ettirene verdiği beyan ettiği için borçtan kurtulamayacağı, yangının 30.04.2008 tarihinde çıktığı, olay anında yürürlükte olan CMR 32/1 maddesi gereğince sürücünün, raporda da belirtildiği üzere aracın yola elverişli şekilde bakımlı olmamasından ve aracın zorlanmasından dolayı ağır kusurlu olduğu kanaat edildiğinden zamanaşımı süresi 3 yıl olduğundan davalıların zamanaşımı defisinin yerinde olmadığı, ... Şti aracın maliki olmadığı, ibraname aslı da bulunamadığından bağlantı olmadığı kanaatine varılarak, CMR 34 maddesi gereğince asıl dava yönünden ... sayılı dosyasına işbu dosyanın davalılardan... Şti'nin yaptığı itirazın kısmen iptali ile, Takibin bu davalı yönünden 24.697,14 TL asıl alacak ve 716,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam : 25.414,04 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazı iptali talebinin bu davalı yönünden reddine, alacak niteliği itibariyle likit olmadığından davacının icra inkar tazminat talebinin reddine, işbu davada diğer davalı ilaslan taşımacılık ... Şti yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, birleşen İstanbul Anadolu 8. ATM 'nin 2015/241 Esas sayılı dosyasında her iki davalılarında itirazlarının kısmen iptali ile takibin bu iki davalı yönünden 24.697,14 TL asıl alacak, 716,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.414,04 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek ..." gerekçesiyle asıl dava yönünden; ... sayılı dosyasına işbu dosyanın davalılardan ... Şti'nin yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin bu davalı yönünden 24.697,14 TL asıl alacak ve 716,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.414,04 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazı iptali talebinin bu davalı yönünden reddine, alacak niteliği itibariyle likit olmadığından davacının icra inkâr tazminat talebinin reddine, birleşen İstanbul Anadolu 8. ATM 'nin 2015/241 Esas sayılı dosyasında her iki davalılarında itirazlarının kısmen iptali ile takibin bu iki davalı yönünden 24.697,14 TL asıl alacak, 716,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.414,04 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl davada davalı... Ltd. Şti. vekili, birleşen davada davalı...AŞ vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Birleşen davada davalı ... Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın zamanaşımına uğradığını, TTK'nın 855. maddede açıkça belirtildiğini, normlar hiyerarşisi uyarınca uyuşmazlıkta uygulanacak olan CMR Konvansiyonunda da aynı hükmün yer aldığını, bilirkişi heyetinin dayanak gösterdiği ve zamanaşımının üç yıla çıkardığı iddia edilen hükme göre CMR Konvansiyonun 32.maddesinde bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket kabul edilen kusurlarda bu sürenin üç yıl olduğunu, yangın tutanağı raporlar incelendiğinde yangının aracın fren balatalarının ısınması sonucu lastiklerin tutuşması ve dorseye sıçrayarak kısmi olarak zarar oluşturduğunun görüldüğünü, bu durumda bilerek kötü hareket kabul edilecek kast ya da olası kast olarak değerlendirilecek fiilen ne olduğunun izaha muhtaç olduğunu, araçta yangın söndürücünün bulunmadığı iddiasının davacı iddiasından ibaret olduğunu, aksine kanıtlansa dahi bu durumun ihmali bir davranış olabileceğinin maddede belirtildiği gibi bilerek kötü hareket tanımından çok uzak olduğunu dolayısıyla CMR Konvansiyonu ile istisna belirtilen bir yıllık zamanaşımının üç yıla uzaması şartının hiçbir suretle gerçekleşmediğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu, zamanaşımı süresinin bir yıl olduğunu, diğer davalı dilekçesi ve ibranameden anlaşılacağı üzere davacının söz konusu hasara ilişkin bakiye zararınını sigorta şirketinden aldığını, 2.kez tahsilat amaçlı dava ikame edildiğini, olaya ilişkin yangın tutanağında yangın sebebi ile ilgili açık bir tespit yapılmadığını, gerekçeli kararda bilerek kötü niyetli hareket olgusunun hangi fiile, davranışa dayandırıldığının açıklanmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını öncelikle CMR 32.maddesi gereğince zamanaşımı definin değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından rapor dikkate alınarak sürücünün ağır kusurlu olduğu,... Ltd şirketinin araç maliki olarak kusursuz sorumlu olduğu belirtilerek müvekkili yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, savunmalarının değerlendirilmediğini, alt taşıyıcı olarak ifade edilen... Ltd Şirketinin sigortacısı olarak müvekkili şirket aleyhine davanın açıldığını, davaların haksız şekilde birleştirildiğini, birleştirme kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin sigortalısı ... Şirketi olduğunu, müvekkili şirket tarafından nakliyat abonmen sigorta poliçesinin düzenlendiğini, müvekkili aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ayrıca dinlenen tanıkların sigortalı şirket için mi yoksa diğer şirket için mi çalıştıklarını bilmediğini belirttiğini, müvekkilinin poliçe kapsamında hiçbir sorumluluğunun olmadığını, bilirkişi raporunda pervasızca davranıldığına ilişkin tespitin dayanağının olmadığını, rapordaki ağır kusur tespitinin haksız ve son derece mesnetsiz olduğunu, ağır kusura dayalı olarak zamanaşımının üç yıllık olduğu kabulünün doğru olmadığını, davacının zamanaşımı itirazını bertaraf etmek amacı ile ağır kusur ile olayın bağdaştırılmasının hukuken mümkün olmadığını, dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeni ile araçta yangın çıkmış olduğunu, araçta yangın tüpü bulunup bulunmamasını ağır kusur olarak değerlendirilmesinin zaten mümkün olmadığını, icra takibinin zamanaşımı süresini kesmiş olsa dahi zamanaşımının yeniden başladığını, hasara ilişkin ödemenin müvekkili şirket tarafından zaten yapıldığını, ödemenin acente ve sigortalı ... Şirketinden alınan ibraname ve taahhütnameye istinaden yapıldığını, bu konuda haksız değerlendirmeler yapıldığını, ödemenin yapılmasının kabul edilmesine rağmen sorumluluğun ortadan kalktığının kabul edilmediğini, haksız şekilde müvekkilinin ödeme yapmak zorunda bırakıldığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı... Ltd. Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;CMR Konvansiyonun 32.maddesi uyarınca bir yıllık süre içerisinde açılması gerektiğini, zamanaşımı süresinin üç yıl olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, CMR 17.maddesi uyarınca hasarın taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise taşımacının sorumlu tutulamayacağını, hükme esas alınan raporda bilerek kötü hareket veya kötü harekete eş değer kusur haline atıfta bulunularak CMR 23 'de yararlanamayacağının görüşünün bildirildiğini belirterek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, asıl davada davalı ... Şirketi vekiline 07.09.2021 tarihli gönderilen muhtıra ile; İstinaf incelemesinin yapılabilmesi için gereken harç/masraflardan niteliği ve miktarı yazılan harç/masrafın eksik olduğunun tespit edildiği, belirtilen eksikliklerin muhtıranın tebliği tarihinden itibaren HMK'nın 344. maddesine göre bir haftalık kesin süre içerisinde dosyaya yatırılması aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağına karar verildiği, söz konusu muhtırada tamamlanması gereken istinaf karar harcı ve gider avansının açıkça belirtildiği, muhtıranın 13.09.2021 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, tebliğe rağmen gerekli masrafların karşılanmaması üzerine mahkemece, 27.09.2021 tarihli ek kararı ile kesin süreye rağmen muhtırada belirtilen eksikliklerin tamamlanmadığı gerekçesi ile davalı ... Ltd Şirketinin istinaf talebinin istinaf kanun yolu açık olmak üzere reddedildiği, ret kararının davalı vekiline 02.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 04.10.2021 tarihli dilekçe ile istinaf talebinin reddine dair ek kararın da istinaf edildiği anlaşılmıştır.Davalı ... Ltd. Şirketi vekili, ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle;Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamalarına göre muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğunun açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmesi gerektiğini, aksi takdirde muhtıranın geçersiz olacağını, somut olayda davalı vekiline tebliğ edilen muhtırada yatırılması gereken tutarın dosyaya yatırılması gerektiğinin belirtildiğini, harç isminin ise istinaf olmasına rağmen temyiz olarak yazıldığını ve böylelikle davalıya gönderilen muhtıran usulsüz olduğunun anlaşıldığını, muhtıra harcın dosyaya yatırılması gerektiği belirtildiğinden davalı tarafın yanılgılı şekilde 18.10.2016 tarihinde PTT kanalı ile yatırdığını, 19.10.2010 tarihinde mahkeme veznesine yatırdığını, 19.10.2010 tarihli sayman mutemet alındısının düzenlendiğini, muhtıranın usulsüz olması nedeni ile bir haftalık kesin süre başlamayacağını ve harcın süresinde yatırıldığının kabulü gerektiğini iddia ederek, ek kararın kaldırılmasını ve esasa dair istinaf dilekçeleri doğrultusunda inceleme yapılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen davalar, uluslararası karayolu taşıması esnasında meydana gelen hasar bedelinin tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın davalı...Ltd. Şirketi yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, birleşen davanın her iki davalı bakımından kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı...Ltd. Şirketi vekili ile birleşen davada davalılar vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacı şirketin emtialarının İstanbul Limanından Rusya'ya nakliyesi esnasında Ankara/Kızılcahamam'da araçta çıkan yangın sonucunda emtiaların hasarlandığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Asıl davada davalı ... Şirket vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: HMK'nın 344. maddesinde, harç ve giderlerin yatırılması başlığı ile istinaf dilekçesi verilirken istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderlerin ödeneceği, bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvuruna yazılı olarak bildireceği, verilen kesin süre içerisinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkemenin başvurunun yapılmamış sayılmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Kesin süre ise HMK'nın 94. maddesinde yer almaktadır. Anılan maddenin 2. fıkrasında, hâkimin tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklayacağı ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar edeceği belirtilmiştir.Somut olayda, davalı tarafça istinaf için gerekli olan harç ve masrafların yatırılmamış olması nedeni ile tamamlanması gereken istinaf karar harcı ve gider avansı açıkça yazılmak üzere davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili tarafından her ne kadar muhtıranın usulsüz olduğu ve harcın usulsüz muhtıraya istinaden yatırıldığı belirtilmiş ise de gönderilen muhtıra usulsüz olmadığı gibi yatırıldığı belirtilen istinaf harç tarihi 04.10.2021 tarihli olup, söz konusu harç ek kararın istinafına ilişkindir. 27.09.2021 ek karar tarihine kadar davalının dosya içerisine yatırmış olduğu istinaf eksik harç ve gider avansına rastlanılmamıştır. Bu nedenle, asıl davada davalı şirket vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl davada davalılar vekillerinin istinaf başvurularının incelenmesinde:Uyuşmazlık, davada CMR'nin 32. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı, üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmış olmasının isabetli olup olmadığı, birleştirme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna ilişkin verilen karar ile davalılardan ... Şirketi tarafından istinaf harç ve giderlerinin süresinde karşılanıp karşılanmadığı ile gönderilen muhtıranın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ve buna dayvyı olarak verilen ek karar ile asıl kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, 28.03.2008 tarihinde davalılardan ... Ltd. Şirketi tarafından davacı şirkete ...Limanına teslim ihracat, navlun teklifinin bildirildiği, teklifte geçici kabul, konşimento, Ankara Ambarlı iç nakliyesi dâhil olarak navlun teklifinin belirtildiği, sürücü ...'ye ürün teslim formunun düzenlendiği, davacı şirket tarafından 1724 koli smart, vilo markalı ayakkabı boyası, deri bakım ürünleri ve oda spreyinin teslim edildiği, teslim alan sürücü ve teslim eden imzaların formda yer aldığı, form üzerinde ürünlerin tam ve eksiksiz olarak teslim alındığı karşı tarafa aldığı gibi eksiksiz ve sağlam olarak teslim edileceği, aksi takdirde sevkiyattan doğabilecek tüm eksikliklerin maddi ve manevi zararların ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğinin belirtildiği, 01.05.2008 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında, ... gişeleri çıkışında araç yangın olayının meydana gelmesi ihbarı üzerine olay yerine intikal edildiği, ... plakalı kapalı römorkun sol arka tekerinden başlamak üzere arka kısmının yanar vaziyette olduğu, yangın dolayısıyla römorktan ayrılan ... plakalı çekicinin yanar vaziyette olan römorkun yaklaşık 100 mt ilerisinde park halinde olduğu, sürücü ...'nin römorkun yanında bekler vaziyette olduğu, yangına müdahale ettiği ancak yangının römorkun iç kısmına da sıçradığı, parfüm ve ayakkabı boyası gibi yanıcı maddelerin olmasından dolayı içerisinde küçük çapta patlamalar olduğundan emniyet tedbirleri alınarak itfaiyenin yangını söndürmesinin beklendiği; yapılan incelemede, römorkun sol arka tekerinde teknik bir arıza neticesinde kıvılcımların lastiğe sıçraması sonucu yangının çıktığı, yangın sonucunda römork içerisinde parfüm ve ayakkabı boyalarının büyük zarar gördüğü, bozulmalar meydana geldiği, yaklaşık %70'lik bölümünün kullanılamaz hâle geldiği, yaklaşık 50.000,00 TL civarında maddi hasarın tespit edildiğinin belirtildiği, 03.06.2008 tarihli ekspertiz raporunda, araç şoförünün yangına balata ısınmasının sebep olduğunu belirttiği, yangının aracın arka çekici lastiklerinden çıkmış olmasının balata ısınmasından kaynaklanan bir yangın çıkması ihtimalini kuvvetlendirdiği, mal sahibinin kullanılabilir durumdaki malları kabul ettiği, kalan malların ise zayi olduğundan çöpe atıldığı, ekspertiz çalışmaları neticesinde toplam zararın 25.985,86 TL olduğunun belirtildiği, dava dışı ... AŞ ile davalılardan... Ltd. Şirketi arasında 25.958,00 TL hasar tazminatının ödenmesine ilişkin olarak temlikname düzenlendiği, davalı tarafça düzenlenen taahhütname ile sigorta şirketine nakliye emtia sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan römorkte taşınmakta olan malların 01.05.2008 tarihinde nakli sırasında zarar görmesi sonucunda hasar bedeline malları zarar gören ... Ltd. Şirketi ile konteyneri zarar gören ... AŞ adına nakden ve tamamen tahsil ettiğini belirttiği, davalı... Ltd Şirketi ile ... AŞ arasında nakliyat abonman sigorta poliçesinin olduğu, davacı şirket tarafından, davalılara ve dava dışı sürücü ...'ye Ankara ... Noterliğinde düzenlenen 09.09.2009 tarihli ihtarnameyi keşide edildiği, ihtarnamede, kullanılamaz hâle gelen emtia bedeli ile birlikte nakliye bedeli, işçilik bedeli, imha masrafı, yeniden ambalajlama masrafı olarak zararın tahsilinin talep edildiği, söz konusu talebin yerine getirilmemesi üzerine davacı şirket tarafından, davalılar hakkında 09.11.2009 tarihinde ... sayılı dosyasında 25.197,14 TL asıl alacak ve 1.025,14 TL işlemi faiz olmak üzere toplam 26.222,28 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalıların itirazı üzerine Kızılcahamam Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/1 Esas, 2011/146 Karar ve 20.07.2011 tarihli kararı ile yetkili icra müdürlüğünün ... olduğu gerekçesiyle yetki itirazının kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2013 tarihli 2012/68 Esas, 2013/544 Karar sayılı ilamı ile onandığı, onama karının 19.02.2013 tarihinde tebliğ edildiği, icra müdürlüğünün yetkisizlik kararının 20.05.2013 tarihli yazı ile İstanbul Anadolu İcra Tevzi Bürosuna gönderildiği, 14.06.2013 tarihinde ... sayılı dosyasında, davalılar hakkında 25.197,14 TL asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.222,28 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlulardan .... Şirketi vekillerinin itirazları ve şikayetleri üzerine İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/437 Esas, 2013/331 Karar ve 19.07.2013 tarihli kararı ile ödeme emrine ilişkin şikâyetin reddine karar verildiği, borçluların itirazı üzerine davacı vekili tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde asıl dava dosyasındaki itirazın iptali davasının açıldığı; birleştirilen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/241 Esas sayılı dosyasında ise aynı icra takip dosyasında borçlu olup, ödeme emri tebliği üzerine takibe itiraz eden davalılardan ... AŞ ile davalı... Ltd. Şirketi'ne karşı 07.04.2015 tarihinde aynı alacak miktarı ve aynı icra takibinden dolayı birleştirme talepli olarak itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz ve ilgili delillerin celbi sonrasında tanık beyanları ile birlikte bilirkişi raporu alınmıştır.06.03.2018 tarihli celsede dinlenen davalı ... Şirket tanığı ..., zapta geçen beyanında; şirkette baş şoför olarak çalıştığını, kazayı bildiğini, ...'nin bazen şirket işlerine geldiğini ancak bu kaza olayında taşıma işinde kendisinin çalıştığını, şirket adına çalışmadığını, yangın olayındaki aracın ...'ye ait olduğunu, kendisine bu aracı kullanmamasını söylediğini, aracın ağır tonajından dolayı ve uzun yol olduğu için gitmemesini söylediğini, şirketin ...'ye taşıma işini neden yaptırdığını bilmediğini, kazadan önce bildiği kadarıyla aracın...'ye satıldığını beyan etmiştir. Diğer tanık...; ...'ta çalıştığını, ...'nin babası ... ile birlikte şirkette çalıştıklarını, kaza öncesinde aracı ...'nin satın aldığını, şirketin yeni araçlar alınınca eski personeline yardımcı olmak için eski araçları sattığını, yangının çıkış nedenini bilmediğini ifade etmiştir. 11.10.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu taşıma olayının Ankara-İstanbul -... arasında olmak üzere planlandığının navlun teklifinden anlaşıldığı, bu durumda uyuşmalık konusu olayın uluslararası taşıma olayından meydana geldiği, CMR Konvansiyonu hükümlerine göre belirlenmesinin icap ettiği, dosyadaki bilgilere göre taşıma işinde ... Ltd Şirketinin akdi taşıyıcı, emtianın fiilen taşındığı ve yangın nedeni ile hasar gördüğü çekici ve römorkun 01.10.2018 tarihli İstanbul Trafik Tescil Müdürlüğünce dosyaya gönderilen yazıdan daval... Ltd Şirketine ait olduğu, her ne kadar aracın ...'ye satıldığı iddia edilmiş olsa da bu yönde bir belgenin sunulmadığı, davalı... Ltd Şirketinin fiili taşıyıcı olduğu, akdi taşıyıcı ... ve fiili taşıyıcı İlaslan Şirketinin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, fiili taşıyıcının emtia nakliye sigortacısı ... Aş (eski adı ... AŞ) bu silsileye dahil olması gerektiği, hasarın davalı fiili taşımacı tarafından 01.05.2018 tarihinde sigorta şirketine ihbarı ile hasar dosyasının açıldığı, ekspertiz raporunun alındığı, ekspertiz raporunda belirtilen zarar, ziyan ve sovtaj rakamlarının sunulan belgelerden kontrol edildiği, tam zayi olan emtianın 33 koli ve muhtelif cins emtianın olduğu anlaşıldığı, toplam zarar ve ziyanın 24.697,14 TL olarak hesap edilebileceği, hasarın meydana gelişinde sürücü beyanları dikkate alındığında, balataların alev alacak kadar ısınmasının nakliye aracının yola elverişli şekilde bakımlı olmamasından veya sürücünün bilinçsiz şekilde aracı zorlamasından kaynaklanmış olabileceği, bu durumda CMR Konvansiyonu 17/2 paragrafta belirtilen hükmün uygulanmasının mümkün olmadığı, 3.paragrafta taşımacının taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğundan sürücünün hata ve ihmalinden fiili taşıyıcı şirketin sorumlu olduğu, CMR Konvansiyonu 34.maddesi gereği akdi ve fiili taşıyıcıların meydana gelen hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, CMR Konvansiyonunun 23.maddesinde, taşıyıcıların sorumluluğunda sınırın zayi olan veya zarara uğrayan emtianın brüt ağırlığının kg başına 8,33 SDR tutarında kadar olacağı belirtilmiş ise de 29.madde gereğince davalı fiili taşıyıcının pervasızca davrandığı bu nedenle de ağır kusurlu olduğundan sorumluluk sınırından istifade edemeyeceği, sorumluluk sınırı hesaplaması yapılmasına gerek olmadığı belirtilerek sonuç olarak, davacı tarafından uluslararası taşıma için davalı ... Ltd. Şti. ile navlun anlaşması yapıldığı, davalı...Ltd. Şti'nin akdi taşıyıcı, davalı ... Ltd. Şti'nin ise fili taşıyıcı, davalı ... Aş (Eski adı ... AŞ'nin ise davalı fili taşıyıcının nakliyat emtia sigortacısı olduğu, davalı fiili taşıyıcının emtiayı taşıma sırasında mütedebbir bir taşıyıcının göstermesi gereken özenden uzak hareketi nedeni ile (ağır kusurlu olarak) taşınan emtianın kısmen zarara uğramasına neden olduğu, CMR 32.madde gereği gibi zamanaşımı süresi üç yıl olduğundan davalıların zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, CMR 23.madde kapsamında davacı zararının 26.697,14 TL hesap edildiği, davalıların CMR 34. madde kapsamında müştereken sorumlu oldukları, meydana gelen hasarın davalı sigorta şirketince düzenlenen poliçe ile teminat altına alındığı, davalı sigorta şirketinin mahsuplaşma şeklinde tazminat ödemesini yaptığı, dava dışı acente tarafından da fiili taşımacıya ödemenin yapıldığı, ancak davalı fiili taşımacı ... Şirketinin davacıya meydana gelen zarar karşılığı ve sigortadan almış olduğu tazminatı ödemediği, davacının icra takibindeki alacağının yerinde olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili, rapora karşı beyan dilekçesinde; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; CMR Konvansiyonu 32. maddesi gereğince üç yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunun beyan edildiğini, araçta yangın söndürücünün bulunmadığı iddiasının davacıya ait olduğunu, frenlerinin bakımının yapılmadığı iddiasınında kanıtlanamadığını belirterek, bir yıllık zamanaşımı yönünden davanın reddi gerekeceğinin ifade etmiştir.Dava konusu emtianın Ankara - İstanbul - Rusya'ya taşınmak üzere taşıyana teslim edildiği, bu nedenle somut olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Davalıların zamanaşımı definin öncelikle incelenmesi gerekir: CMR’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiştir. Taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekmektedir. CMR'nin 32. maddesi gereğince hasarın bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen bir kusurdan meydana geldiğinin kabul edilmesi halinde zamanaşımı süresi üç yıl olarak kabul edilmelidir. Dosya kapsamındaki belgelerden ve bilirkişi raporundaki tespitlere göre, 01.05.2008 tarihinde araç balataların alev alacak kadar ısındığı, nakliye aracının yola elverişli şekilde bakımlı olmadığı ve sürücünün bilinçsiz şekilde aracı zorlamasından dolayı davalı taşıyıcının pervasızca davrandığı, ağır kusurlu olduğu, 1976 model araçla taşıma işleminin gerçekleştirildiği, aracın yola elverişli olacak şekilde bakımlı olmadığı, arka tekerlekleri balatalarının aşırı ısınması sonucunda araç lastiklerinin yanmaya başladığı, buradan da dorseye sirayet ettiği, dorse içerisindeki bulunan konteynerin içinde bulunan emtianın zarar gördüğü anlaşılmıştır. Dosyadaki tespitte, taşıyıcının hasarın oluşumunda pervasızca davrandığı, ağır kusurlu olduğu, bilerek bir kötü hareketi bulunduğu kanıtlanmıştır. Bu durumda, CMR'nin 32. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin üç yıl olarak kabulü gerekmiştir. Yangın tarihi 01.05.2008'dir. Davacı şirket tarafından 09.11.2009 tarihinde ... icra takibi başlatmıştır. İcra takibi ile birlikte TBK'nın 154. maddesi gereğince zamanaşımı süresi kesilmiştir. Aynı yasanın 156. maddesinin ilk fıkrası ile birlikte yeni bir süre 09.11.2009 tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır. TBK'nın 157/1. maddesinde, bir dava veya defi yolu ile kesilmiş olan zamanaşımının dava sürecinde tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağı, 2. fıkrada ise zamanaşımının icra takibi ile kesilmesinde alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Somut olayda, icra takibi ile kesilen zamanaşımı süresi davacı vekilinin 04.01.2010 tarihinde açmış olduğu Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/1 Esas sayılı dosyasındaki dava ile birlikte TBK'nın 154. maddesi gereğince yeniden kesilmiştir. 04.01.2010 tarihinde kesilen zamanaşımı süresi aynı tarihte yeniden işlemeye başlamıştır. Davacı vekili tarafından yetkisizlik kararı sonrasında söz konusu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2013 tarihli ilamı ile onanmıştır. Davacı şirket tarafından 14.06.2013 tarihinde yasal üç yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ...sayılı dosyasında icra takibinin başlatılmış olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davalıların zamanaşımı define yönelik olarak istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.CMR Konvansiyonu'nun 17/1. maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.madde ise "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. Somut olayda, davalı taşıyıcılar yukarıda açıklanan nedenlerle kusurlu olmadıklarını ispat edememişlerdir. Bu durumda zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır.Ziya ve hasar hâlinde tazminatın hesaplanmasına ilişkin CMR'nin 23. maddesine göre, emtianın kısmen veya tamamen kaybı hâlinde tazminat, emtianın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Ancak kısmi kayıp hâlinde, sorumluluk miktarının tespitinde kaybedilen kısmın ağırlığına göre taşıyıcının sorumlu olduğu miktar belirlenmelidir. Bu durumda tazminat, eksik brüt ağırılığın kilogram başına 8,33 SDR tutarını aşamaz. CMR'nin 29. maddesinde ise, "Hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluktan yararlanma hakkının kaybı düzenlenmiştir.Bu kapsamda ve yukarıda yer verilen hükümler uyarınca somut olayın değerlendirilmesinde; emtianın hasarlı hâle gelmesinde mahkemece ağır kusurlu kabul edilerek davalının CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanamayacağı kabulüyle hüküm kurulması isabetli olduğundan bu konudaki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.Davalılardan ... AŞ vekili tarafından dosyaların birleştirilmesinin isabetli olmadığı ve ayrılması gerektiği iddia edilmiş ise de HMK'nın 167. maddesi gereğince her iki dava dosyasının birleştirilerek görülmesinde bir isabetsizlik mevcut değildir. Şöyle ki her iki davanın konusu ve icra takip dosyası aynıdır. Yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için her iki dosyanın birleştirilmesi usul ekonomisi açısından gereklidir. Diğer tarafından davalı taşıyıcı şirketin sigortalısı olması nedeniyle zarar görene karşı birlikte sorumludur. Sigorta şirketi hasar bedelini kendi sigortalısı olan şirkete ödemekle davacıya karşı sorumluluktan kurtulamayacaktır. Yapılan ödemenin davacı adına olmasına dair davacı şirketin herhangi bir kabul veya onayı mevcut değildir. Davalı sigortalı şirketin aldığı hasar tazminatını davacı şirkete aktardığına dair bir iddia veya savunmada mevcut değildir. Davalı sigorta şirketi davacıya karşı sigorta poliçe kapsamı ve limiti ile sorumlu olduğundan ve davalı taşıyıcı şirkete yapmış olduğu ödeme sigortalı şirket ve kendi arasındaki akdî ilişkiden kaynaklandığından ve davacıyı bağlamayacağından buna dair istinaf nedenleride yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince karar başlığında, asıl davanın tarafları yanında birleşen davanın taraflarının da gösterilmesi maddi hata niteliğinde olup mahkemesince her zaman düzeltilebileceğinden, kararın kaldırılması nedeni yapılmamıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Asıl davada davalı... Ltd. Şirketi vekilinin HMK'nın 344.maddesi uyarınca verilen ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Birleşen davada davalılar ... Şirketi ile ... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 3-Birleşen davada davalı ... Şirketi tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.302,03 TL istinaf nispi karar harcının bu davalıdan tahsiline, 4-Birleşen davada davalı ... AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.302,03 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsiline,5-Asıl davada davalı İlaslan ... Şirketi tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 181,40 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsiline,6-Kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.02.2025