T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2063
KARAR NO:2025/349
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08/07/2021
NUMARASI:2015/340 Esas - 2021/531 Karar
DAVA:İtirazın İptali ( Satım sözleşmesinden kaynaklanan)
BİRLEŞEN 8. ASLİYE TİCARET MAH. 2016/600 ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL 6.ATM'NİN 2017/989 ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA:Alacak ( Satım Közleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL 6.ATM'NİN 2017/1133 ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA:Tazminat ( Şirket Yöneticisinin Sorumluluğu )
Taraflar arasındaki itirazın asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, birleşen 2017/1133 Esas sayılı dosyadaki davacı ... Sanayi ve Tic. AŞ vekili ile birleşen 2017/989 Esas ve 2016/600 Esas sayılı dosyaların davacısı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı ... - ... vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin satarak teslim ettiği emtia bedelinin uyarılara rağmen ödenmediğini, 496.291,49 TL alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasından başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... Şirketi vekili, savunmasında dilekçesinde özetle; davacın, müvekkili şirketin ortağı olduğunu, taraflar arasında bir süre ticari alım satım ilişkisi olduğunu ve bu ticari ilişkiden kaynaklı tüm borçların ödendiğini, müvekkili şirketin ortaklık yapısındaki idari sorunların davacı tarafından fırsata çevrilerek haksız menfaat elde edilmeye çalışıldığını, davacının üçüncü kişilerle iş birliği yaparak müvekkili şirketi borçlandırmaya veya ifa edilmiş edimleri, edilmemiş şekilde göstermeye çalıştığını, taraflar arasında davaya konu alacağı doğuracak bir ticari ilişki bulunmadığını, şirketin idari sorunlarından yararlanmak isteyen davacının yönlendirdiği ...'ın 30.10.2014, 31.10.2014 ve 01.11.2014 tarihlerinde müvekkili şirket depolarına girilerek toplamda 140 koli, 1600 şişe şarabı belgesiz şekilde alındığını, ...'ın kendi el yazısı ile ne kadar mal aldığını suç duyurusu hazırlığında olduklarını anlaması üzerine depoya bıraktığını, ... hakkında hırsızlıktan dolayı Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, ... tarafından alınan şarapların maliyet değerinin yaklaşık 100.000 TL, piyasa değerinin ise 185.000 TL olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığı gibi deposundan alınan şaraplar nedeniyle alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/600 Esas sayılı dosyasında davacı ... - ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tic. - ... unvanı altında üretip sattığı şarapları, 2014 yılı Eylül ayına kadar davalıya da sattığını, davalı şirketin müvekkilinin de ortağı olduğu aile şirketi olduğunu, müvekkilinin hisselerini zamanla oğluna devrettiğini, iki kardeş arasındaki işlerin ayrılmak istenmesine bağlı olarak ticari uyuşmazlıkların baş gösterdiğini, uyuşmazlıklardan davalı şirketin de etkilendiğini, tarafların aynı muhasebeci ile çalıştığını ve müvekkilinin bir süre sonra muhasebecisiyle da yollarını ayırdığını, bundan sonra yapılan incelemede 2013 yılı ticari defter ve kayıtlardaki, davalıdaki alacakların sürekli 8.000,00 TL'yi aşmayan nakit tahsilat makbuzları ile kapatıldığının belirlendiğini, bu makbuzlardaki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, davalı ile muhasebecinin el birliği ile sahte kayıtlar oluşturduğunu ve ödenmemiş alacakların ödenmiş gibi gösterdiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/600 Esas sayılı dosyasında davalı ... Ltd. Şirketi vekili, savunmasında özetle; bu dava ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin derdest 2015/340 Esas sayılı dosyasının konusunun aynı olduğunu, davacının müvekkiline konsinye mal teslim ettiğine yönelik iddialarının gerçek dışı olduğunu, iddianın hiçbir belgeye dayanmadığını, müvekkili şirketin defterlerinde buna ilişkin kayıt bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen 2017/989 Esas sayılı dosyasında davacı ... - ... vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Eylül 2014 tarihine kadar davalıya ürün sattığını, davalı şirketin başlangıçta müvekkilinin de hissedarı olduğu aile şirketi olarak kurulduğunu, müvekkilinin hisselerini zamanla oğlu ...'a devrettiğini, kardeşler arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle sorunlar yaşandığını, davalı ...'un tarafların ortak muhasebesi olduğunu, çıkan uyuşmazlıklar, bir kısım ticari defter ve kayıtların zayi edilmesi sebebiyle müvekkilinin muhasebe işlemlerini ayırdığını, bundan sonra yapılan incelemede 2013 yılı ticari defter ve kayıtlardaki davalı nezdindeki hak ve alacakların sürekli 8.000,00 TL'yi aşmayan nakit tahsilat makbuzları ile kapatıldığının belirlendiğini, müvekkilinin davalı nezdindeki 2013 yılındaki hak ve alacaklarının kapatılmasına yönelik davalı kayıtlarında yer alan imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, davalı şirket yetkilisinin, ortak muhasebecisi ... ile birlikte el ve iş birliği içinde gerçekleştirdikleri sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçları nedeniyle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ileri sürerek, bu davanın İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/340 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, müvekkilinin 2013 yılı defter ve kayıtlarında davalıların el ve iş birliği ile ödenmiş gibi gösterdikleri hak ve alacaklarından belirlenerek şimdilik 100.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2017/989 Esas sayılı dosyasında davalı ... Şti. vekili, savunmasında özetle; bu dava ile ... sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazın iptali davasının konusunun aynı olması nedeniyle davaların derdest olduğunu, davacının, müvekkiline konsinye mal teslim ettiğine yönelik iddialarının gerçek dışı olduğunu ve hiçbir belgeye dayanmadığını, müvekkili şirketin ilgili defterlerinde hiçbir kayıt bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen 2017/989 Esas sayılı dosyasında davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacı ile dava dışı... A.Ş.'nin muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, davacının, davalı şirketin ortağı olan kardeşi ile anlaşmazlıklar yaşamaya başladığını ve kardeşlerin yollarını ayırdıklarını, davacının bu süreçte gösterdiği tutum nedeni ile müvekkilinin davacı ile çalışmayı bıraktığını, bu tarihe kadar ise görevini gereği gibi yerine getirdiğini, davacının, davalı şirketten cari hesap alacağı olduğu iddiası ile başlattığı takibe yönelik itirazın iptali için İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/340 Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasının konusu ile bu davanın konusunun aynı cari hesap alacağına ilişkin olduğunu, takipte alacağın 496.291,94 TL olduğunun ikrar edildiğini, müvekkili hakkındaki iddiaların yersiz olduğunu, ticari defterlerin müvekkilince zayi edildiği iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen 2017/1133 Esas sayılı dosyasında davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aile şirketi olup, davalının şirketin ortağı ve 2013 yılı itibariyle yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalının 2013 yılında başkanlıktan ayrılırken şirkete ait ... plakalı ... marka kapalı kasa kamyonete el koyarak şahsına ait ... unvanlı şahıs şirketinin işlerinde kullanmaya başladığını, müvekkili şirketin ortakları yakın akraba oldukları için davalının bu tutumuna önce itiraz edilmediğini, davalının, müvekkilinin diğer ortağına ait iki adet traktörü de aynı şekilde kullandığını, davalı hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına mala zarar verme ve güveni kötüye kullanma suçlarından şikayette bulunduklarını ve 2016/12280 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, davalının, davaya konu aracın kendi otoparkında olduğunu kabul ettiğini, yer olmadığından müvekkiline aracı gelip alması gerektiğini bildirdiğini, ancak alınmayınca güvenli bir yere çekin talimatı verdiğini beyan ettiğini, ancak davalının iddia ettiği gibi müvekkiline haber verilmediğini, aracın davalının uhdesinde iken çıkan yangın neticesinde yandığını ileri sürerek, aracın hurdaya çıkması nedeniyle 10.000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2017/1133 Esas sayılı dosyasında davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin 2011 yılından bu yana davacı şirkette yöneticilik görevi yapmadığını, dava konusu aracın hurda olduğu için müvekkiline ait yerde durduğunu, müvekkilinin de çalışanları aracılığıyla, aracı yakındaki oto sanayinin hurda araç park yerine çektirdiğini, aracın parkta bilinmeyen bir nedenden yandığını, müvekkili hakkında yapılan suç duyurusu üzerine kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, bu aracın hiçbir şekilde müvekkilince kullanılmadığını, davacının iddia ettiği zararın fahiş olduğunu, aracın 1.050 TL'ye hurda olarak satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; asıl ve birleşen Mahkememizin 2017/989 Esas sayılı dosyası ile İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/600 Esas sayılı dosyasında davacı ... ile davalı ... Şti. arasında mal alım satımına ilişkin 2014 yılı öncesinde başlamış bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından kayıtlarına alındığı, alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere her iki tarafca incelemeye sunulan ticari defterler ve kayıtlara göre davacının davalı şirketten asıl davaya konu takip tarihi itibariyle 492.044,93 TL alacaklı olduğu, birleşen Mahkememizin 2017/989 Esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından, davalı şirketin sahtecilik yapmak suretiyle cari hesaptan ödenmeyen alacakları mahsup ettiğini, bu nedenle 2013 yılı cari hesap alacağının kayıtlarda görüldüğünden fazla olduğunu iddia ederek, birleşen İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/600 Esas sayılı dosyasında ise, aynı iddia ile davalı şirket ile birlikte şirketin muhasebecisi olan davalı ...'dan alacak talebinde bulunduğu, davalı şirket yönünden yapılan değerlendirmede, tarafların sunulan kayıtlarında ticari ilişkinin tek bir hesapta tutulduğu ve her iki taraf kayıtlarında da, bu hesapta davacının düzenlediği faturaların yer aldığı, asıl davada davacının, davalı adına tanzim ettiği faturalar ve davalının yaptığı ödemeler nazara alınmak suretiyle icra takip tarihindeki alacağının 492.044,93 TL olarak belirlendiği, davacının bu ödemelerden hangisinin sahte olduğu yönünde dosyaya somut bir beyan ve delil ibraz etmediği, şikayeti üzerine başlatılan soruşturma dosyalarında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının davalı şirket yönünden daha fazla cari hesap alacağı olduğu iddiasını ispat edemediği, ayrıca davacının ticari ilişkisinin davalı şirket ile olduğu, birleşen Mahkememizin 2017/1113 Esas sayılı dosyasında davalı ...'dan cari hesap alacağının tahsili yönünde talepte bulunamayacağı, bu anlamda iddiasının haksız fiile dayalı tazminat olabileceği, davalı yönünden açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve başkaca bir delil ile de haksız fiilin ispat edilemediği, birleşen Mahkememizin 2017/989 Esas sayılı dosyasında davacı ... Şti. tarafından davalı ...'ın şirket aracına el koyduğu ve kendi işleri için kullandığı, nihayetinde de yanarak zayi olmasına sebep olduğunu iddia ederek tazminat talep edilmiş ise de, araca davalının el koyduğuna dair bir delil sunulmadığı gibi, davalı hakkında mala zarar verme şikayetiyle açılan soruşturma dosyasında da takipsizlik kararı verildiği, bu nedenle davacının iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla asıl davanın bilirkişi raporunda tespit edilen miktar üzerinden kısmen kabulü ile takibin kabul edilen asıl alacak üzerinden işleyecek avans faizi ile devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine, birleşen davaların ise açıklanan gerekçelerle reddine..." gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, birleşen davalarda davacı ... Gıda- ... vekili ile birleşen 2017/133 davada davacı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Birleşen 2017/1133 Esas sayılı davada davacı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Tarafları dahi aynı olmayan davaların birleştirilmesi, tanıkların dinlenmemesi, ayırma talebinin reddi ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ... A.Ş. ile birleşen dosyadaki ... Şti'nin farklı tüzel kişiler olduğunu, davalının 2011 yılına kadar yetkilisi olduğu müvekkili şirkete ait araçları şahsına ait ... Şirketin işlerinde kullanmayı adet haline getirdiğini, davalının şirket ortağı ve aile büyüğü olması nedeniyle usulsüz işlemlerine önceleri ses çıkarılamadığını, 2013 yılından sonra şirketin diğer ortakları ile arası açılınca, şirkete ait araçların iadesi için davalının bir çok kez ikaz edildiğini, buna rağmen, 2005 Model ... lakalı... marka kamyoneti iade etmediğini, aracın iade alınması için müvekkiline uyarı yapıldığına ilişkin savunmanın doğru olmadığını, hurdaya ayrıldığı iddiasıyla davalının talimatı doğrultusunda korunaksız bir alana terk edilen aracın kasten veya ihmalen yanarak zayi olduğunu, aracın davalı tarafından kullanıldığını, 15.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda davanın taraflarının farklı olduğu, aracın davalıya ait taşınmazda bulunduğu ve iade yükümlülüğü bulunan ortağın aracı iade etmemesinin sorumluluk doğurduğunun belirlendiğini, bilirkişi raporu dikkate alınmadan karar verildiğini, arcın veya bedelinin iadesi gerektiğini, gerekçeli kararda şirket unvanlarının karıştırıldığını, davalının kovuşturma aşamasındaki beyanında da aracın kendisinde olduğunu kabul ettiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve birleşen 2017/1133 Esas sayılı davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Birleşen 2016/600 Esas ve 2017/989 Esas sayılı dosyalarında davacı ... - ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece asıl davada taraf kayıtları incelenerek davanın kabulüne karar verildiğini, birleşen davaların tarafların ortak muhasebecisi olan ...'un davalı ile el ve iş birliği içinde oluşturduğu sahte kayıtlar sonucunda, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında ödenmiş gibi yer alan müvekkil şirket alacaklarının tahsilinin istendiğini, mahkemece 159 adet nakit tahsilatı gerçek gibi kabul ederek talebin reddine karar verildiğini, müvekkilince ... hakkında Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odalar Birliğine yapılan şikayete ilişkin idari işlemlerin davam ettiğini, birleşen davalarda, delil olarak davalı ticaret defter kayıtlarına dayanıldığını, müvekkilinin alacağının her biri 8.000,00 TL'nin altında yapılmış gösterilen ödemelere ilişkin dekontlarla ödenmiş gibi gösterildiğini, oysa Maliye Bakanlığının yayımladığı 320 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 5.000 TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerin 01.08.2003 tarihinden itibaren banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunlu kılındığını, daha sonra sınırın 10.000 TL’ye çıkarıldığını, VUK Genel Tebliği ile 8.000 TL’ye düşürüldüğünü, buradaki sınırın tüm alacak için değerlendirilmesi gerektiğini, 19.09.2019 tarihli oturumun 5 nolu ara karar ile davalı şirket vekiline birleşen 2016/600 E. ve 2017/989 E. sayılı davalar yönünden ödeme belgelerini ibraz etmek üzere kesin süre verildiğini, ancak ticari defterlerdeki ödemeye dair kayıtlara esas müstenidat belgelern ibraz edilmediğini, akabinde 12.12.2019 günlü duruşmada da davalı vekilinin beyanlarının “… Tarafların ticari defter ve belgeleri dışında ayrıca ödeme belgesini sunamıyoruz bu sebeple savcılık dosyalarına dayandık. Biz bilirkişi incelemesinin tüm dosya üzerinden yapılmasını talep ediyoruz, dedi.” şeklinde tespit edildiğini, buna rağmen yapılan bilirkişi incelemesiyle fiktif kayıtlar esas alınarak davanın reddine karar verildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve birleşen 2017/989 ile 2016/600 Esas sayılı davaların kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen 217/989 ve 2016/600 Esas sayılı davalar da aynı taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan 2013 yılına ilişkin cari hesap alacağının tahsiline ilişkindir. Birleşen 2017/1133 Esas sayılı dava ise ... AŞ vekili tarafından diğer davaların davacısı ve şirket eksi yöneticisi ...'a karşı açılmış olan şirkete ait aracın iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, birleşen 2017/989 ve 2016/600 Esas sayılı dosyaların davacısı ... - ... ve birleşen 2017/1133 Esas sayılı dosyanın davacısı ... AŞ vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Birleşen 217/989 ve 2016/600 esas sayılı dosyala yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; aynı taraflar arasında ki asıl davada ... sayılı dosyasından başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talep edilmiştir. ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı vekilince 16.12.2014 tarihinde 496.291,94 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Takibin ekindeki cari hesap ekstresi 01.01.2014 ila 31.12.2014 dönemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince bilirkişi incelemesi yapılmış ve belirlenen bu alacağın tahsiline karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin esas hükmüne yönelik bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır.Davacı vekili, satım sözleşmesinden kaynaklı 2014 yılı cari hesap alacağına ilişkin takip başlatıp itiraz üzerine, itirazın iptali davası açmıştır. Daha sonra bu dosya ile birleştirilen İstanbul 8. ATM'nin 2016/600 Esas sayılı dosyasında bu kez 02.06.2016 tarihinde birleştirme talepli olarak, taraflar arasında açık hesap ilişkisi şeklinde işleyen satım sözleşmesinde, 2013 yılı ticari defterlerinde, davacı ile davalının ortak muhasebecisi olan ...'un fiktif ödeme kayıtları oluşturarak, müvekkilinin alacağını tahsil etmiş gibi göstererek belge düzenlendiğini belirterek 2013 yılındaki alacak nedeniyle 33.790,43 TL alacağın tahsili istenmiştir. Dava dilekçesinde davalı ticari defter ve belgelerine dayanılmıştır. Davacı vekili bu davadan sonra İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/989 Esas sayılı dosyasında da aynı taleplerle bu kez şimdilik 100.000,00 TL alacağın tahsilini talep etmiş ve yeniden davalının ticari defterlerine dayanmıştır. İlk derece mahkemesince ticari defter ve belgelerini sunması için davalıya 19.09.2019 tarihli oturumda süre verilmiştir. 12.12.2019 tarihli oturumda da davalı vekili müvekkilinin ticari defter ve belgelerini sunduğunu, ayrıca ödeme belgesi ibraz edilemeyeceği belirtilmiştir. Her iki birleşen dava yönünden davacı münhasıran davalının defter ve delillerine dayanmış olup, ibraz edilen ve bilirkişilerce incelenen davalı şirketin defterlerinde, davacının alacağının asıl davada belirlenen miktar olduğu ve bunun dışında bir alacak bulunmadığı anlaşılmıştır.Taraflar tacir olup her birleşen davalardaki davacının aynı zamanda, davalı şirketin bir dönem ortağı olduğu anlaşılmıştır. Tacir olan davacının, asıl davada 2014 yılı alacağını talep ederken sunduğu cari hesap ekstresi, esasında birikimi olarak 2013 yılı alacaklarını kapsamaktadır.Davacı birleşen davalarda, davalı şirket ile ortak muhasebecileri olan ve birleşen 2017/989 Esas sayılı dosyada davalı olan ...'un haksız fiil oluşturan eylemleri nedeniyle, aslında ödenmeyen davacı alacakları için, her bir alacağı 8.000,00 TL altında göstererek makbuz düzenlendiğini ileri sürmektedir. Tacir olan davacının 2013 yılındaki cari hesabına kayıt edilen makbuzları benimsendiği kabul edilmelidir. Davalıların el ve iş birliği içinde haksız fiil veya suç oluşturur bir eylemle davacının alacağını ödenmiş gibi gösterdikleri somut delillerle kanıtlanmamıştır. Vergi mevzuatına aykırı belge düzenlemiş olması ödeme olgusunu ortadan kaldırmaz. İlk derece mahkemesince birleşen davalara yönelik yapılan inceleme ve gerekçenin yeterli olduğu, asıl davada incelenen davacının ticari defterlerinde de farklı bir alacak belirlenmediği, borç-alacak konusunda davacı ile davalının ticari defterlerinin birbirlerini doğruladığı, davalı ... hakkındaki suç duyurusu sonucu soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, disiplin soruşturması sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının asıl davadaki talebi dikkate alındığında, aynı davacının birleşen davalardaki alacağının hiç bir somut kayıta dayanmadığı, ortaklar arasındaki husumet dışında davacının, sahte belge düzenlendiği iddiasının hiçbir şekilde kanıtlanmadığı anlaşılmakla, birleşen 2017/989 ve 2016/600 Esas sayılı dosyalarına yönelik davacı ... - ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Birleşen 2017/1133 Esas dosyasında davacı ...vekilinin istanf başvurusunun incelenmesinde; Asıl davada davalı şirket ile bu davada davalı şirketin farklı tüzel kişilikleri bulunması nedeniyle ve asıl dava ile birleştirilen diğer iki davanın cari hesaptan kaynaklanıp aynı taraflar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklandığı, bu davanın ise asıl ve birleştirilen davalarla HMK'nın 166. maddesinde belirlenen bir irtibatının bulunmamasına rağmen, dava dosyalarının birleştirildiği anlaşılmıştır. Ancak HMK'nın 168.maddesi gereğince, davalıların birleştirilerek görülmüş olması, delillerin toplanmamasının veya davacının hukuki dinlenilme hakkına zarar vermediğinden bu husus tek başına hükmün kaldırılması nedeni yapılamaz. Davacı vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; şirkete ait aracın davalıya kullanılmak üzere teslim edildiği tarafların beyanlarından anlaşılmaktadır. Davalı, şirketin eski yöneticisi olup bu nedenle kendisine araç teslim edilmiş ve uzun süre aracı kullanılmasına ses çıkarılmamıştır. Usulüne uygun şekilde aracın teslim edilmesi için bir ihtar gönderildiği kanıtlanmamıştır. Nitekim davalı hakkında yapılan su duyurusu üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Aracın saklanma ve muhafazasında davalının kusurunun bulunduğu veya davalının eylemi ile aracın yandığı iddia ve ispat edilmediğinden, davacının rızası ile davalı uhdesinde bulunan aracın yanması nedeniyle tazminat ödemesine gerek bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan inceleme yeterli olup, ilk derece mahkemesinin ispat hukuku kurallarını HMK'nın 281.maddesine göre bilirkişi raporu ile bağlı olmaksızın değerlendirmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmaktadır. Sonuç olarak birleşen bu davadaki şirket zararının, oluşmasında davalının kusurunun bulunduğu kanıtlanmadığından, davacı vekilinin bu davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 2017/1133 Esas sayılı dosyasında tarafların doğru gösterildiği, kaldı ki isim ve unvanlarında yapılacak maddi hataların HMK'nın 304.maddesine göre her zaman mahallinde düzeltilebileceği anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Birleştirilen her bir davanın bağımsızlığını koruduğu, asıl dava ile birleştirilen 2017/1133 Esas sayılı dosyalarının temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmıştır. Birleşen diğer davalarda, davacının, 2013 yılındaki cari hesap alacağını talep ettiği anlaşılmıştır. 2016/600 Esas sayılı dosyada talepte bulunulurken fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Bundan sonra aynı alacak için saklı tutulan hak için 2017/989 Esas sayılı davada yine belirsiz alacak talebinde bulunulmuştur. Bu nedenle 2016/600 Esas sayılı davanın da kesin olduğu, ancak 2017/989 Esas sayılı davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle temyiz yolunun açık olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, birleşen 2017/989 ve 2016/600 Esas sayılı dosyaların davacısı ... - ... ve birleşen 2017/1133 Esas sayılı dosyanın davacısı ...vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, birleşen 2017/989 ve 2016/600 Esas sayılı dosyaların davacısı ... - ... ve birleşen 2017/1133 Esas sayılı dosyanın davacısı ... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,2-Birleşen 2017/989 sayılı dosyada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen 2016/600 sayılı dosyada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Birleşen 2017/1133 sayılı dosyada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,6-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,7-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve asıl ve birleşen 2016/600 Esas ve 2017/1133 Esas sayılı davalar yönünden kesin, 2017/989 Esas sayılı dava yönünden temyizi kabil olmak üzere karar verildi.