T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1984
KARAR NO:2025/261
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/04/2021
NUMARASI:2019/431 E. - 2021/318 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iştigal konusunun her türlü inşaat malzemelerinin alımı, satımı, ithalatı ve ihracatını yapmak olup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin "..." kapsamında müvekkili şirket ile davalı firma arasında 27.06.2016 tarihli Malzeme Alımı Sözleşmesi ve 15.02.2016 tarihli Mal Alımı Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket ile davalı firma arasındaki işbu mal alımı sözleşmeleri kapsamında müvekkili şirket tarafından ifa yükümlülüklerinin tamamı gereği gibi yerine getirilerek sözleşme konusu malzemelerin teslimi gerçekleştirildiğini ancak sözleşmede vadesi belirtilen ve davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu 38,646,78 USD bakiye bedelin müvekkili şirkete ödenmediğini, bunun üzerine taraflarınca Kadıköy ... Noterliğinin 24.09.2018 tarihli ve ... Yev. No lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığından işbu defa taraflarınca ... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini ve söz konusu icra takibine davalı tarafça mesnetsiz iddialarla itiraz edildiğini iddia ederek, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kaynağı olan "Taksim Meydanı Çevre Düzenleme İnşaatı Projesi Ana İşvereni konumundaki istanbul Büyükşehir Belediyene davanın ihbarı ile itirazının iptali ve takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu olmadığı gibi aksine davacı şirketten cari hesap gereğince alacaklı konumda olduğunu, müvekkili ile davacı arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu işbu ticari ilişki sebebiyle aralarında cari hesap tutulduğunu, müvekkilinin davacıdan aldığı malzemelere karşılık fatura aldığını ve ödemeler yaptığını, müvekkilinin davacıdan aldığı malzemelere ilişkin faturaları eksiksiz olarak defterine işlediğini, ticari defterler incelendiğinde müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafından Kadıköy ... Noterliğinin 24.09.2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile muaccel ve ödenmemiş bakiye satış bedelinden kaynaklı 38.646,18 USD asıl alacak ve 3.551,21 USD faizi olmak üzere toplam 233.241,87 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça borca itiraz edildiği, davacı tarafından mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açıldığı ve mahkememiz tarafından yapılan yargıla sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 22/03/2021 tarihli ek raporunda davacı şirket tarafından davalı şirket muhatap gösterilerek düzenlenen faturaların her iki tarafın kanuni defterlerinde tam ve eksiksiz olarak kaydedildiğinin ve davacı şirketin davalı şirketten olan alacak tutarının 38.646,18 USD olduğu, bu tutar üzerinden hesaplanan faizin 761,02 USD olduğunun tespit edildiği ve Mahkememiz tarafından takip tarihinde kur üzerinden TL karşılığı 217.803,59-TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile; davalının ... sayılı dosyasındaki itirazının 217.803,59-TL üzerinden iptali ile takibin 213.597,43-TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın likid olması nedeniyle davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı dosyasındaki itirazının 217.803,59 TL üzerinden iptali ile takibin 213.597,43 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın %20'si oranındaki 43.560,71 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan fatura alacağına dayalı icra takibi sonucu açılan dava neticesinde kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, şirketin dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden Taksim Meydanı çevre düzenleme inşaatı işini ihale ile aldığını, bu işin ifası için gereken bir takım malzemelerin tedariki için davacı ile anlaşma yaptığını, iki adet sözleşmenin olduğunu, müvekkilinin toplam tutarı 767.000,00 USD bedelli mal satın alacağını, son teslim tarihinin 20.09.2016 olarak kararlaştırıldığını, ancak söz konusu malların son tarihlerde teslim edilemediğini, davacıdan kaynaklanan teslim tarihleri sebebiyle müvekkili şirketin kur farkından dolayı sözleşmenin başında öngörülen bedelden çok daha fazlasını ödemek mecburiyetinde kaldığını, doğan zarardan davacı satıcının sorumlu tutulması gerektiğini, malzemelerin belirlenen süre içerisinde müvekkiline teslim edilmiş olması halinde kur farkından dolayı fazla ödeme yapmak zorunda kalmayacağını, davacının basiretli ve iyi niyetli bir tacir olarak döviz kurunun bu kadar hareketli olduğu bir ekonomi de gecikmeksizin alacağını tahsil etmesi ve tarafların menfaatini gözetmesinin esas olduğunu, müvekkili tarafından TL olarak yapılan ödemelerin USD cinsinde çevrilmesi noktasında da bilirkişi incelemesi yapılmadığını, tespite katılmalarının mümkün olmadığını, davacının bilirkişi raporu sonrasında muvafakat edilmemiş olmasına rağmen bir takım fatura ve belgeleri ibraz ettiğini, bu durumun iddia ve savunmanın genişletilmesi kapsamında olduğunu, mahkemenin bu hususları değerlendirmediğini, müvekkil kayıtlarına göre davacıdan alacaklı görülmesine rağmen müvekkili aleyhine karar verildiğini, ayrıca faizin de kötü niyetli olarak talep edildiğini, kötü niyetli talep yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, kararın eksik inceleme ile verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını davanın tümden reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında sözleşme kapsamında ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacı satıcı tarafından alacağın süresinde tahsil edilmemiş olmasının davalı aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, kararın eksik inceleme neticesinde oluşturulup oluşturulmadığı ile reddedilen miktar yönünden davalı yararına kötü niyet tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı şirket ile dava dışı ... arasında ... Meydanı çevre düzenleme inşaatı uygulama işlerine ait ihale sonucunda 21.10.2015 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmede davalının yüklenici olarak yer aldığı, taraflar arasında ise 15.02.2015 tarihli Mal Alımı Sözleşmesi ve 27.06.2016 tarihli Malzeme Alımı Sözleşmesinin kurulduğu, sözleşmelerde davalı şirketin alıcı, davacı şirketin ise satıcı işverenin ihale veren idare olduğu, sözleşmede ürün fiyatı ve ödeme şeklinin üçüncü madde de düzenlendiği, üçüncü maddenin son cümlesinde alıcı tarafından kesilen çeklerin USD para birimine göre karşılığının ödeme günündeki ... Bankası USD kurunun baz alınarak hesaplanacağına yer verildiği, sözleşme konusunun ve ürünlerin nakli ve teslim tarihinin ayrıca dördüncü madde de ifade edildiği, nihai teslim tarihinin 20.06.2016 olarak belirtilmiş olduğu, Malzeme Alım Sözleşmesinde ise nihai teslim tarihinin 20.09.2016 olarak düzenlendiği, sözleşmenin onuncu maddesinde uyuşmazlıklar durumunda alıcının defter kayıtlarının tek ve münhasır delil olduğu hususuna yer verildiği, on beşinci madde de mutabakat başlığı ile taraflar arasında cari hesap mutabakatı sağlanıncaya kadar satıcının alacaklarının yalnızca ihtilafsız tutarının ödeneceği, ihtilaflı kısım için vadesi gelmiş alacaklar olsa dahi ödemenin yapılmayacağı bu süre içerisinde ödenmeyen tutarlar için satıcının herhangi bir faiz yada gecikme cezası talebinde bulunmayacağı hususlarına yer verildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına birden fazla sözleşme konusu mallara ilişkin faturalar düzenlendiği, davacı şirketin davalı şirkete Kadıköy ...Noterliğinde düzenlenen 24.09.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeler kapsamında yükümlülüklerin yerine getirildiği malzemelerin eksiksiz şekilde teslim edildiği, buna rağmen vadesi gelen 38.646,78 USD bakiye bedelin ödenmediği belirtilerek 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ödemenin gerçekleşmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalı hakkında ihtara konu edilen asıl alacak ile birlikte 3.551,21 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 233.241,87 TL alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında 27.03.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine davacının İİK'nın 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve gerekli delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır.16.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda; yapılan incelemeler ve tespit edilen hususların raporda detaylı olarak açıklandığı, taraflar arasında 15.02.2015 tarihinde imzalanan ancak 15.02.2016 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek “Mal Alım Sözleşmesi” ile 27.06.2016 tarihinde imzalanan “Malzeme Alım Sözleşmesi”"nin akdedildiği, taraflar arasında yapılan sözleşmelere istinaden, davalı tarafından, 15.02.2015 tarihli sözleşmeye istinaden KDV dahil 406.510 USD, 27.06.2016 tarihli sözleşmeye istinaden ise KDV dahil 498.550 USD olmak üzere toplam 905.060 USD tutarında mal/malzeme alınacağı, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen fatura tutarının 909.866,65 USD olduğu, bu tutarın 2.630,85 USD'sinin “şantiye gider iadesi” açıklamalı fatura olduğu, sözleşmeye istinaden alınması gereken fatura tutarının 905.060 USD olduğu, davacı tarafça düzenlenen fatura tutarının 909.866,65 USD olduğu, davacı şirketin kanuni defter ve belgelerine göre davacı şirketin davalı şirketten alacak tutarının 38.646,77 USD olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen bir kısım faturalarda sevk irsaliyesine ilişkin bilgilerin yer almadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 31.568,13 USD tutarındaki mal/malzemenin davalı şirkete teslim edilip edildiğine dair bir kayda dosyada rastlanmadığı, dolayısıyla faturaların teslim edilip edilemediğinin tespit edilemediği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 2.630,85 USD tutarındaki gider iadesi faturasının davalı şirkete teslim edilip edilmediğinin saptanamadığı, toplamda (31.568,13 4*2.630,857) 34.198,98 USD tutarındaki faturaya dayalı alacağa dair fatura veya mal tesliminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespit edilemediği, davacı şirketin kanuni defter ve belgelerindeki alacak tutarından, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden davacı şirketin fatura veya mal teslimini gerçekleştirip gerçekleştirmediği tespit edilemeyen fatura bedelleri düşüldükten sonra kalan alacak tutarının 4.447,79 USD olduğu, hangi tutarın davacının davalıdan anapara alacağı olarak kabul edileceğinin mahkemenin takdirinde olmak üzere, ihtarnamede istenen 38.646.18 USD borcun muaccel hale geldiği 08.10.2018 tarihinden icra takip tarihi olan 27.03.2019 tarihine kadar geçen 170 günde ... Bankası tarafından açıklanan Bankalarca Açılan Mevduatlara Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları (USD) dikkate almarak USD mevduat için yıllık yüzde 4,17 faiz oranı esas alınarak hesaplanan 761.02 USD faiz ve 38.646.77 USD anapara alacağı toplamı olarak davacının davalıdan alacağının, icra takip tarihi itibariyle 39,407,79 USD olarak hesaplandığı, fatura ve sevk irsaliyelerine dayanarak kesin olarak tespit edilebilen 4.447,79 USD borcun muaccel hale geldiği 08.10.2018 tarihinden icra takip tarihi olan 27.03.2019 tarihine kadar geçen 170 günde ... Bankası tarafından açıklanan Bankalarca Açılan Mevduatlara Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları (USD) dikkate alınarak USD mevduat için yıllık yüzde 4.17 faiz oranı esas alınarak hesaplanan 87.58 USD faiz ve 4.447.79 USD anapara alacağı toplamı olarak davacının davalıdan alacağının, icra takip tarihi itibariyle, 4.535,57 USD olarak hesaplandığının tespit edildiği belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilerek, davacı tarafından defterlerine kaydettiği ancak müvekkiline teslim edilmeyen mallara ilişkin olan faturaların kabul edilmediğini, ispat külfetinin yerine getirilmediğini, 13.06.2016 tarihli 33.040,00 USD bedelli faturanın irsaliye numarası olmamasına rağmen bunun diğer faturalar gibi değerlendirildiğini, davacının kendi ticari kayıtlarında dahi toplam 68.309,77 USD tutarlı faturaların sevk irsaliyeleri ve tebliğ belgelerinin olmadığını, malların teslim edildiğinin ispatlanamadığını belirterek, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili, aleyhe olan hususlara itiraz ettiklerini belirterek, ilgili fatura ve irsaliye örnekleri dosyaya ibraz edilmiştir.22.03.2021 tarihli ek raporda; dosyaya giren yeni evraklarla birlikte yapılan inceleme sonucunda, davacı şirket tarafından davalı şirket muhatap gösterilerek düzenlenen faturaların her iki tarafın kanuni defterlerinde tam ve eksiksiz olarak kaydedildiği, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların USD cinsinden düzenlendiği ve TL karşılığının fatura üzerinde gösterildiği, davacı şirket tarafından söz konusu faturaların TL olarak yasal defterlere kaydedildiği ve ayrıca USD olarak muavin kayıtlarda izlendiği, ayrıca hesaplanan kur farklarının yasal defterlere TL olarak kaydedildiği; davalı şirket kanuni defterlerinde ve muavin kayıtlarında sadece TL olarak kaydedildiği ve izlendiği, taraflar arasındaki borç/alacak talebindeki tutar farklılığının USD ve TL kayıt farkı ve kur farkı hesaplanıp hesaplanmamasının işlem farklılığından kaynaklandığı, böylece uyuşmazlıktaki meselenin iş bedelinin ve fatura bedelinin TL cinsinden mi, USD cinsinden mi ifa edileceği hususu olarak ortaya çıktığı, tarafların kanuni defter ve belgelerinde yer alan TL kayıtlara göre davacının davalı şirketten olan alacak tutarının 44.647,40 TL olduğu, davalı şirketin kayıtlarına göre ise davalı şirketin davacı şirketten olan alacak tutarının 65.120,10 TL olduğu, söz konusu farklılığın davacı şirket tarafından hesaplanan ve davalı şirkete borç olarak kaydedilen 109.767,50 TL tutarındaki kur farklarının davalı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, davalı tarafından davacıya TL olarak yapılan ödemelerin davacı tarafından U SD'ye' çevrilmesinde herhangi bir yanlışlık tespit edilmediği, davacı şirket tarafından hesaplanan kur farklarının dönem sonu işlemleri anlamında Vergi Usul Kanununa uygun olduğu, netice itibariyle davacı şirketin kanuni defter kayıtlarındaki alacak tutarının dikkate alınması gerektiği, davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle USD olarak alacak tutarının 38.646,77 USD olduğu, ancak davacı şirket tarafından icra takip talebinde talep edilen tutarın 38.646,18 USD olması dikkate alınarak, taleple bağlılık ilkesi gereği 38.646,18 USD'nin dikkate alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, sevk irsaliyesine ilişkin bilgilerin yer almadığı faturalardan 4 adedinde yer alan mal/malzemelerin dava dışı ... Şti.'nden satın alındığı. söz konusu alımlarla ilgili olarak dava dışı ... Şti. tarafından davacı şirket adına sevk irsaliyeleri düzenlendiği, sevk irsaliyelerinde yer alan malların miktar ve cinslerinin davalı şirket adına düzenlenen faturalarda yer alan mallar ve miktarlar ile örtüştüğü, tespitlere göre, kök raporda hesaplandığı şekilde, davacı şirketin davalı şirketten olan alacak tutarının 38.646,18 USD olduğu, bu tutar üzerinden hesaplanan faizin 761,02 USD olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi rapor ve ek rapora göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddeleri gereğince, bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın bu vakıayı ispatlaması gerekmektedir. Fatura düzenlenmesi tek başına fatura konusu alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Faturanın tebliği ve fatura konusu emtianın teslim edildiğini satıcının kanıtlaması gerekmektedir.Somut davada, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı satıcı şirket tarafından sözleşme konusu malların davalı alıcıya teslim edildiği ispat edilmiştir. Diğer taraftan, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davacının davalı adına düzenlemiş olduğu tüm faturaların her iki tarafın kanuni defterlerinde tam ve eksiksiz olarak kaydedildiği tespit edilmiştir. Bu anlamda mahkemece bilirkişi raporlarına göre verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer taraftan, kök rapor sonrasında davacı şirket tarafından bir kısım fatura ve sevk irsaliyeleri dosya içerisine ibraz edilmiş ise de davalı vekilinin istinaf dilekçesinde iddia ettiği şekilde bu hususun iddianın genişletilmesi olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. HMK'nın 145. maddesi kapsamında, kök raporda belirtilen eksik fatura ve/veya sevk irsaliyelerinin ek rapor öncesinde ibrazının yargılamayı geciktirme amacı taşıdığından söz edilemeyecektir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde malzeme tutarları USD para birimi döviz cinsi üzerinden düzenlenmiştir. Aynı düzenlemede, alıcı tarafından kesilen çeklerin USD para birimine göre karşılığının ödeme günündeki merkez bankası USD kuru baz alınarak hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu durumda ödemelerin gecikmesi neticesinde döviz kurunda ki değişiklik nede ile oluşan farktan davacının sorumlu veya kötüniyetinden söz etmek mümkün olmayacaktır.Reddedilen dava değeri yönünden davalı yararına İİK'nın 67.maddesi gereğince tazminata karar verilebilmesi için takip alacaklısının takibinde haksız ve aynı zamanda kötü niyetli olması gerekmektedir. Sözleşmeye esas faturalardan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacı ile başlatılan takipte davacı alacaklının reddedilen miktar yönünden kötü niyetli olduğunu gösterir bir delil yoktur. Bu nedenlerle davalının buna ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 11.158,62 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.02.2025