T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1947
KARAR NO:2025/256
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/07/2021
NUMARASI:2018/974 E. - 2021/615 K.
DAVANIN KONUSU:Alacak (Hava Taşımacılığından Kaynaklanan)
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat ve itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında uzun süreden beri uluslar arası taşımacılık işleri yapıldığını, davacı şirketin yurt dışından siparişle aldığı emtiaların davalı tarafça taşındığını, davalı tarafından... Şirketi'nden alınan ve fatura bedeli olan 21.464,00 Dolar fiber optik cihaz malzemeleri ve ekipmanlarının 30/05/2017 tarihinde davalı tarafa teslim ediliğini, davalı tarafça bu malzemelerin 05/06/2017 tarihinde hava yolu ile teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediğini, sürekli olarak davacı şirketin oyalandığını ve bu malzemelerin bulunamadığını, aynı zamanda davacı şirketin de zararının giderilmediğini iddia ederek, belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kaybolan malın bedeli 21464,00 Dolar, Türksat ceza bedelinden kabul ile mahsup olunan 54.414,99TL ikinci kez taşıma bedeli olan 3355,06TL, kredi faizi bedeli olan 2399,00TL ile 20.000,00TL manevi tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı vekili savunmasında özetle; öncelikle HMK 17 md uyarınca taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca İstanbul Mahkemeleri yetkili kılındığından dolayı yetkisizlik kararı verilmesi ve aynı zamanda hak düşürücü sürülerde ihbarda bulunup bulunmadığının araştırılmasını, davacının kısmi davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu taşımanın hava yolu taşıması olduğundan dolayı davalı şirketin sorumluluğunun sınırlı olduğu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... Ltd. Şti.'nin yurtiçi ve yurtdışı kargo taşımacılığı alanında hizmet verdiğini, davalı şirketin talepleri üzerine verilen kargo hizmeti neticesinde müvekkili şirketin davalı taraftan 28.059,08 TL alacağının bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete ait taşıma işlemlerini gerçekleştirdiğini, bu taşıma ilişkisi sonucunda karşı tarafın ödemesi gereken hizmet bedeli borcu doğduğunu ancak davalı tarafın borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için sözlü ve yazılı olarak müracaat edildiğini ancak herhangi bir olumlu netice elde edilemediğini, bunun üzerine ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine söz konusu takibin durduğunu itirazın haksız olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile itiraz iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada, davalı vekili savunmasında özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında uzun süreden beri uluslararası taşımacılık işleri yapıldığını, müvekkili şirketin yurtdışından sipariş ile aldığı ticari emtiaların müvekkili tarafından taşınmakta olduğunu, en son, müvekkili şirket tarafından ... Limited şirketinden alınan ve fatura bedeli 21.464-USD olan fiber optik cihaz malzemeleri ve ekipmanlarının 30/05/2017 tarihinde davaccı şirkete teslim olunduğunu, davacı şirket tarafından alınan bu malzemelerin en geç 05/06/2017 tarihinde havayolu ile ... Havalimanı Gümrüğü'ne teslim edilmesi gereken malzemelerin teslim olunmadığı, kendisine teslim olunan malzemelerin kayıp olduğunu belirttiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında irtibat kurulması üzerine(mail yazışmaları) taşımaya konu olan malların kaybolduğunu ve tespit edemeklerini ve sürekli davacı şirket tarafından oyalandıklarını, davacı tarafından taşınan malların ... ihale malzemeleri olması nedeniyle cezai-şart ve tazminat ödemek zorunda kaldıklarını, bu konuyla ilgili olarak müvekkili tarafından Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış dava olduğunu ve dava dosyasının yetkisizlik kararı verilerek İstanbul 7. Asliye ticaret Mahkemesi'nin 2018/974 esasını aldığını ve dosyanın derdest olduğunu, davaya konu edilen cari alacağın taşıma işlemi ile alakalı olduğunu ve İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ile birleşmesi gerektiğini savunarak, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, mahkemece yetki itirazının reddi halinde dosyanın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 20018/974 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, birleştirme kararı verilmesi halinde mahsup yapılmasına ve davacının davasının reddi ile %20'den az olmamak üzere i tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1146 Esas, 2018/845 Karar ve 13.07.2018 tarihli kararı ile mahkemenin yetkisizliğine dair hüküm tesis edilmiştir. Yetkisizlik kararı istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ....Asıl dava yönünden;Davacı vekili, müvekkilinin satın aldığı malzemelerin davalı uluslararası taşımacılık şirketine teslim edildiğini, davalının müvekkiline teslim etmesi gereken malzemeleri teslim etmediğini, müvekkilinin zararını gidermediğini, sadece CMR Konvansiyonu 23/3 ve 25 maddesi uyarınca 3.444,99TL ödediğini, malzemeler bulunamadığı için müvekkilinin ...ile yaptığı sözleşmede aksama olduğunu, ... tarafından müvekkiline ceza kesildiğini, yeniden sipariş verildiğini, nakliye için ödemeler yapıldığını, yeni ithalat için kredi çekilmek zorunda kalındığını ve faiz ödendiğini, müvekkilinin gecikmeden dolayı itibar kaybettiğini belirterek kaybolan malın bedeli, ...'a ödediği ceza bedeli, ikinci kez taşıma bedeli, kredi faizinden oluşan maddi tazminat ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf ise; dava konusu uyuşmazlığa Montreal Sözleşmesinin uygulanması gerektiğini, hak düşürücü sürede ihbarda bulunulmadığını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, 1558 sdr (82kg*19 sdr)den sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından 29/09/2017 tarihinde 8,33 sdr karşılığı 3.444,99 TL ve 11/02/2017 tarihinde ise 5.036,44 TL ödeme yapıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davacı tarafa ait emtianın uluslararası havayolu ile kargo taşıması şeklinde davalı tarafından taşınması sürecinde kayıp olduğu hususu ihtilafsızdır.Somut olayda Hollanda'dan ithal edilen emtianın Türkiye'ye havayolu ile taşıması bakımından MÖHUK m.1/2 ve m.29 gereği uygulanacak konvansiyon, Montreal Konvasiyonu'dur. Bu nedenle uluslararası karayolu taşımalarına ilişkin olan CMR hükümlerine göre yapıldığı iddia edilen ödeme ve hesaplamalar somut olayda uygulanabilir değildir.Somut olay bakımından iddia edildiği gibi 21 günlük gecikme zararı bildirimi şartı aranmaz. Zira Montreal Konvansiyonu madde 31/2 de şart koşulan bildirim süreleri; kısmi zayi, hasar ve gecikme için olup, somut olayda gecikme değil tam zayi söz konusudur ve zamanaşımı süresi söz konusu değildir.Taşınan emtianın 82 kg olduğu gözetildiğinde, 19 SDR/birim kg hesabı ile davalının sorumluluğu Montreal Konvansiyon madde 22 gereği 1.558,00 SDR karşılığı TL kadardır. Montreal Konvansiyonu, dolaylı zararlar ve birim kg başına 19 SDR'yi aşan zararlar bakımından hususi anlaşma olmadığı sürece ve davalının sorumluluk sınırı artırılmadığı sürece davalı taşıyıcının sorumlu olmayacağı yönünde düzenleme getirmiştir. Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede davalının sorumluluğunu genişletmekten ziyada davalının dolaylı zararlardan sorumlu tutulamayacağı yönünde hüküm de vardır.Davacının taşımaya verilen emtianın taşıma sürecinde tam zayi kayıp olmasından dolayı davalı hava yolu akdi taşıyıcısına tazmin talebinde bulunabileceği, somut olayda zararın tazmini bakımından ihtilafın, uluslararası havayolu ile kargo taşımasına ilişkin konvansiyon olan Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre halli gerektiği, davacının ceza bedeli, ikinci kez tedarik ve taşıma bedeli, kredi faizi ve manevi tazminat taleplerinin uluslararası hava yolu taşıma sözlemesi kapsamında doğrudan zararlardan olmadığı, davacının doğrudan zarar bakımından ise 1.558,00SDR karşılığı TL kadar tazminat talep edebileleceği, aşan taleplerin dosya kapsamı ve somut olaya uygun olmadığı,sınırlı sorumluluk ilkesinin Montreal Konvansiyonu'nda kargo taşımaları bakımından mutlak uygulandığı, davalı tarafça davadan önce 29/09/2017 tarihinde 683,06 SDR karşılığı, 3.444,99TL'lik ödemenin yapıldığı, daha sonra yargılama devam ederken 11/02/2017 tarihinde 5.036,44 TL (11/02/2017 tarihinde 1 SDR=5,4100 TL olup bakiye 874,94 SDR x 5,4100=4.733,42 TL dir) ödendiği, bu kapsamda; ödeme tarihleri itibari ile davalının sorumlu olduğu 1.558,00 SDR karşılığı TL kadar tazminatı ödediği dikkate alınarak; davacının malın bedeline yönelik tazminat talebinin konusuz kaldığı, bu nedenle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerektiği, davacının diğer maddi tazminat talepleri ile manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.Davalının davadan önce 683,06 SDR ödediği sabit olmakla; davacı bakiye 874,94 SDR talep edebilecektir. AAÜT 5. Maddesi ''(1)Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. (2) Gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır.'' şeklindedir. Mahkememizce davacının talep edebileceği dava değeri belirlendiğinden, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hesaplamasında davacının talep etmekte haklı olduğu 874,94 SDR'nin karar tarihindeki TL karşılığı esas alınmıştır.Birleşen dava yönünden; Davacı ... Ltd.şti vekili, müvekkilinin davalıya verdiği kargo hizmeti neticesinde alacaklı olduğunu, cari hesaptan doğan alacağa yönelik başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir.Davacı ... tarafından davalı aleyhine başlatılan... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından açık hesaptan kaynaklanan alacağı talep edildiği, davalının borca itirazı sonucu icra takibinin İİK'nın 66. maddesi uyarınca durduğu tespit edilmiştir.İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine göre işbu itirazın iptali davasının, İİK mad. 67'de öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki 1 yıllık süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.Dosya kapsamında mevcut 02/11/2020 tarihli ek raporda; davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacağının takip tarihi itibari ile 33.013,84 TL olduğu, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya takip tarihi itibari ile 37.705,96 TL borçlu olduğu, davacının, davalı olduğu asıl davada sorumlu olduğu miktarın 683,06 SDR'lik kısmının TL karşılığı olan 3.444,99 TL'yi davalıya ödediği, bu ödemenin her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, davacı tarafın davalıya 11/02/2017 tarihinde bakiye SDR borcu kapsamında 5.036,44 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak banka dekontu ile sabit olduğu, sonuç itibari ile davalı ...'nun, davacı ...'den 874,94 SDR alacağı mahsup edildiğinden; davacının alacağının 33,013,84 TL olduğu tespit edilmiştir.Mahkememizce hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna itibar edilerek davalının icra takibine itirazının haksız olduğu anlaşılmakla; taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, sonuç itibari ile asıl dava ve birleşen dava yönünden ..."gerekçesiyle, Asıl davada kayıp eşyanın bedeline yönelik talep yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine; Birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1072 Esas- 2020/151 Karar sayılı davasının kabulü ile davalının ...sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile taleple bağlı kalınarak takibin 28.059,08TL asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili için devamına, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki kapsamında kaybolan mal bedelinin ayrıca ceza bedeli ile maddi ve manevi tazminat istemi için dava açıldığını, müvekkili ile davalı arasında emtialar ve bedelleri ile taşıma konusunda ihtilaf olmadığını, mahkeme tarafından davaya konu emtiaların tam zayi olması nedeni ile davanın reddine karar verildiğini, uygulanacak hukuk kurallarının ise Montreal Konvansiyonuna göre çözülmesi gerektiği ve buna göre de sınırlı miktarda bedel hesaplanmadığını, mahkemenin temel gerekçesinin tam zayi olmasına rağmen yargılama devam olunurken dosyaya ibraz olunan 19.08.2019 tarihli dilekçe ve 17.01.2020 tarihli dilekçeler ile duruşmada malın kaybolmadığı ve depoda olduğuna ilişkin beyan ve davalı tarafça yazışmaların dosyaya sunulması ve şifahi olarak duruşmada beyan edilmesine rağmen bu konuda mahkeme tarafından araştırma yapılmadığı gibi kararda açıklamada yapılmadığını, raporlara karşı itirazlarında bu duruma karşı beyanda bulunulduğunu ancak raporda da inceleme yapılmadığını, dava açıldığında kaybolan bir mal olduğu halde yargılama aşamasında malların bulunduğunu ve ortada tam zayi olarak bir durumun söz konusu olmadığını, mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmiş ise de kararın hukuka aykırı olduğunu, davalının hava yolu ile değil kapıdan kapıya teslim malı bulunduğu yerden alıp müvekkili şirkete temsil edilmesi şeklinde yıllarca çalışıldığını, 24.02.2015 tarihli sözleşmede dolaylı zarardan sorumlu olmayacağına dair atıf yapılarak rapor düzenlendiğini, ancak sözleşmede de görüleceği üzere müvekkilinin yansıma yolu ile olan dolaylı zarar değil doğrudan zarara uğradığını, doğrudan zararın bir hukuka aykırı fiile maruz kalan kimsenin bu fiil yüzünden kendisinin ilave bir sebep girmeden uğradığı zarar olduğunu, birleşen dava yönünden ise davanın haksız olup takibin doğru olmadığını, şirketin davacı tarafa karşı davada borcu olmadığını, icra takibi yapıldığını, davacının haksız olduğunu, dilekçeler dikkate alınmadan ve bilirkişi raporlarına itirazları incelenmeden verilen kararın yanlış olduğunu iddia ederek, asıl ve birleşen davalarda verilen kararın kaldırılmasına ve asıl davada tazminat talebpelirin kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, hava yolu taşıması nedeni ile kayıp eşya bedeli, ceza bedeli, mükerrer taşıma bedeli ve manevi tazminatın tahsili, birleşen dava, taşımadan kaynaklanan hizmet bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, taşıma sözleşmesi kapsamında ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının iddia etmiş olduğu zarar kalemlerine yönelik olarak mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirme ile karşı dava yönünden verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 24.02.2015 tarihinde yazılı sözleşme düzenlendiği, sözleşmede; davacı şirketin müşteri olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun, müşterinin yurt içi ve yurt dışında taşıma servisi verdiği bölgelere özel kargo taşımacılığı hizmetlerinden yararlanarak gönderi yapabileceğine ilişkin olduğu, taşıma şartlarını düzenleyen hükümde müşteri tarafından teslim edilen tüm gönderilerin taşınması ve gönderimin kaybolması, hasara uğraması ve gecikmesi halinde uygulanacak hükümlerin yurt içi taşımada TTK ve ilgili yasal mevzuat, uluslararası hava yolu taşımacılığında Türkiye'ninde üye olduğu hava yolu ile eşya taşımasına ilişkin uluslararası sözleşmeler ile uluslararası kara yolu taşımacılığında Türkiye'nin üye olduğu kara yolu ile eşya taşınmasına ilişkin uluslararası sözleşmeler ile...'nin taşıma kural ve koşulları kapsamında olacağı, ...'nin müşterinin uğrayabileceği dolaylı herhangi bir hasar, zarar veya kayıptan (gelir-kar kaybı, pazar payı veya fırsat kaybı da olmak üzere her nam altında olursa olsun) sorumlu olmayacağının belirtildiği, davacı şirket ile dava dışı... AŞ arasında ... Sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede yüklenicinin davacı şirket olduğu, sözleşme tarihinin 03.03.2017 olarak belirtildiği, sözleşmenin konusunun kablo şebekesinde kullanılacak Headend ürünlerinin temini, teslimi ile teknik destek ve bakım onarımı işlerinin yapılması işi olarak tanımlandığı, davacı şirketin ürünlere dair Hollanda'da mukim ihracatçı şirkete ticari fatura düzenlediği, ihracat tarihinin 24.05.2017, taşıyıcının yabancı menşeili firma, varış yerinin Türkiye olarak belirtildiği, taşıyıcı firmanın ise ... Lojistik olduğu, dava dışı ... AŞ firması tarafından 25.08.2017 tarihinde davacı şirket adına taahhüdün zamanında yerine getirilmemesi nedenine dayalı olarak toplam 57.859,98 TL fatura düzenlediği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 15.09.2017 tarihinde kayıp olan malzeme bedeli 21.464,00 USD ve yerine getirilmeme ceza bedeli 57.000,00 USD ile ferileri toplamı 320.408,37 TL tutarında fatura düzenlediği, davalı şirket tarafından 15.09.2017 tarihli faturaya karşılık 29.09.2017 tarihli 316.963,38 TL bedelli iade faturasını gönderdiği, söz konusu bildirimin Kartal ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile gerçekleştirildiği, ihtarname içeriğinde, taşıma konusu gönderinin kara yolu ile olduğu, taşımanın uluslararası kara yolu taşıması olması nedeni ile uyuşmazlığa uygulanacak hükümlerin CMR Konvansiyonu hükümleri olduğu, bu kapsamda CMR Konvansiyonu 25 ve 23/3 maddesi uyarınca şirketin sorumluluğunun gönderinin ağırlığının 8,33 SDR ile çarpılması sonucu bulunulacak rakamla sınırlı olduğu, fazlaya dair taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı, taşımaya konu gönderinin 82 kg ağırlığında olduğu, yasal mevzuat gereğince ağırlığın 8,33 SDR çarpılması suretiyle bulunacak rakamla sınırlı olduğundan ödenmesi gereken tutarın 3.444,99 TL olduğu, bu nedenle bu tutarı aşan faturanın ödenmesinin mümkün olmadığı, tazminat sorumluluğu kapsamındaki 3.444,99 TL'nin cari hesaba işleneceği, aşan kısma ilişkin olarak 316.963,38 TL bedelli iade faturasının düzenlenmesinin zaruri olduğunun belirtildiği, 3.444,99 TL'nin davacının cari hesap borcundan düşülerek ödendiği, ancak davalı tarafça somut olayda Montreal Sözleşmesinin 22/3 maddesi gereğince gönderinin ağırlığının 19 SDR ile çarpılması sonucunda tazminatın belirlenmesi gerekir iken sehven CMR kapsamında hesaplama yapılarak ödendiğinin anlaşılması üzerine eksik ödenen 5.036,44 TL'nin 11.12.2017 tarihinde aynı şekilde davacının cari hesap borcundan düşülerek karşılandığı, bakiye ödenen miktarın 23.10.2017 tarihli dava tarihinden sonra olduğu, davacı şirket tarafından dava dışı şirket ile yapmış olduğu sözleşme konusu gönderilerin teslim edilmemesi nedeni ile kaybolan mal bedeli, sözleşme yapmış olduğu... AŞ tarafından kesilen ceza bedeli , 2.kez gerçekleştirilen taşıma bedeli, kredi faizi ile manevi tazminat olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydı ile asıl dosyada alacak ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu, dava tarihinin 23.10.2017 olduğu, davalı şirket tarafından ise İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1072 Esas sayılı dosyasında, 13.11.2018 tarihinde asıl davacı şirket aleyhinde itirazın iptali davasını açtığı, birleşen dosya davacısı tarafından davalı hakkında ... sayılı dosyasında toplam 33.013,84 TL asıl alacağın tahsili amacı ile 27.12.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, birleşen dosyada İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde harca esas değer 28.059,08 TL olarak itirazın iptali davasınının açıldığı, davanın konusunun asıl davada davacı olan şirkete karşı taşıma işlemlerinden kaynaklanan hizmet bedeli olduğu anlaşılmıştır.Yetkisizlik kararı sonrasında tarafların dosyaya delillerini ibraz ve ilgili delillerin celbi ile birlikte bilirkişi raporu ve ek raporu alınmıştır.19.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasında 24.02.2015 tarihinde sözleşme imzalandığı, 29.05.2017 tarihli talep formunda alıcının davalı şirket, gönderenin dava dışı Hollanda'dada yerleşik şirket, gönderi bilgilerinin ise servis hava yolu, ağırlığın 67,70, malın cinsinin fiber optik ekipman olduğu, davacı tarafın davalı tarafa 15.09.2017 tarihli kayıp olan malzeme bedeli ve taahhüdün yerine getirilmemesi ceza bedeli adı altında KDV dahil 320.408,37 TL bedelli e-fatura düzenlediği, dosya içerisinde taraflar arasında mail yazışmalarının mevcut olduğu, davalı şirket yetkilisinin 08.06.2017 tarihli düzenlediği belgenin incelenmesinde, 29.05.2017 tarihinde konşimento altında ... - ... Firmasından ulaştırılmak üzere teslim alınan gönderinin transfer işlemlerinin ... Belgesinin gönderi beraberinde bulunmaması nedeni ile aynı gün yapılamadığı, Hollanda ...'nin verdiği bilgiye göre göndericinin 30 Mayıs'ta kendilerine ... belgesini ilettiği, Hollanda-Roterdam deposunda yapılan araştırmalarda gönderinin yerinin tespit edilemediği, şirket ağı içerisinde araştırmaların devam ettiği, kontrolleri dışında gelişen gelişmeye ve şirketin servis kalitesi ile bağdaştırılmayacağını ümit ettiklerini beyan ettiği, davacının taşımaya verilen emtianın taşıma sürecinde tam zayi kayıp olmasından dolayı, davalı hava yolu akdi taşıyıcısına tazmin talebinde bulunabileceği, somut olayda zararın tazmini bakımından ihtilafın, uluslararası havayolu ile kargo taşımasına ilişkin konvansiyon olan Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre halli gerektiği, davacının ceza bedeli, ikinci kez tedarik ve taşıma bedeli, kredi faizi ve manevi tazminat taleplerinin uluslararası hava yolu taşıma sözleşmesi kapsamında doğrudan zararlardan olmadığı, davacının 21.464,00 USD doğrudan zarar bakımından ise, 1.558,00 SDR karşılığı TL kadar tazminat talep edebileceği, aşan taleplerin dosya kapsamı ve somut olaya uygun olmadığı, sınırlı sorumluluk ilkesinin Montreal Konvansiyonunda kargo taşımaları bakımından mutlak uygulandığı, rapor tanzim tarihi olan 16.07.2019 tarihinde 1 SDR - 7,8899 TL olduğu, mahkemenin karar günü ... adresinden teyit edilerek 1.558,00 SDR karşılığı tazminatın hesaplanması gerektiği, güncel kurlardan davalının sorumluluğunun 1.558,00 SDR x 7,8899 - 12.292,46 TL ile sınırlı olarak hesaplandığı, taraf ticari defterleri incelendiğinde, davalı tarafça 683,06 SDR karşılığı 3.444,99.TL'lik ödemenin yapıldığı, bu ödemenin her iki taraf ticari defterinde de kayıtlı olduğu anlaşıldığından, anılan ödeme mahsup edildiğinde, davalının sorumlu olması gereken tutarın 8.847,47 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; taraflar arasında hava yolu taşımacılığı ile kapıdan kapıya teslim ile çalışmanın söz konusu olduğunu, davalının malı bulunduğu yerden kara yolu ile alıp uçak ile Türkiye'ye müvekkilinin iş yerine kara yolu ile teslim ettiğini, taşımacının yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğunu, davanın açılma tarihinde emtianın kayıp olduğunu ancak 16.01.2018 tarihinde davalı şirket çalışanının mail ile malın bulunduğunu ve teslim edilmek istendiğini, açıkça belirtiğini, eşyanın bulunmasına müteakip müvekkili şirketin zararının giderilebileceği söylendiğini ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, emtiaların şuan itibari ile kayıp olmayıp davalı tarafın elinde olduğunu belirterek, malın kaybolması ve sonra bulunması nedeni ile ek rapor alınarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.18.12.2019 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; tarafların itiraz ve beyanlarının incelenmesi sonucunda kök rapordaki sonuç ve kanaatlerini değiştirmeyi gerektirir yeni bir sonuç hasıl olmadığı belirtilmiştir.02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda birleşen dava yönünden; davacı taraf incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı tarafın davalı taraftan 27.12.2017 takip tarihi itibari ile 33.013,84 TL. alacaklı olduğu, davalı tarafın incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davalı tarafın davacı tarafa 27.12.2017 takip tarihi itibari ile 37.705,96 TL borçlu olduğu, kök raporda ... Şti.'nin, ... Şti.'nden 1.558,00 SDR karşılığı TL kadar tazminat talep edebileceği, 683,06 SDR karşılığı 3.444,99 TL'lik ödemenin yapıldığı, bu ödemenin her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, kök rapor sonucuna göre, 1.558,00 SDR 683,06 SDR - 874,94 SDR'den ...'nin sorumlu olduğu, birleşen dava davacısı ...'nin 11.12.2017 tarihinde davalı taraftan olan alacağından 5.036,44 TL düştüğü, ancak davalı taraf ticari defterlerine göre 5.036,44 TL bakiyenin işlenmediği, davacı ... Ltd. Şti.'nin kayıtlarına göre 11.12.2017 tarihinde SDR - 5,410,00 TL olduğu, 874,94 SDR x 5,4100 - 4.733,42 TL karşılığı yaptığı, ancak davacı tarafın davalı taraftan 5.036,44 TL mahsup yapıldığı, tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davalı ... Ltd. Şti.'nin davacı ... Şti.'nden olan 874,94 SDR alacağı mahsup edildikten sonra, davacı tarafın davalı taraftan 27.12.2017 takip tarihi itibari ile 33.013,84 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinden; kaybolmuş bir malın söz konusu olmadığını, bu nedenle çelişkinin giderilmesi için davalı firmaya davaya konu emtiaların akıbetinin sorulması ve sonucuna göre ek rapor alınmasını talep etmiştir.Davalı birleşen dosyada davacı vekili rapora karşı beyanında; müvekkili defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğunu, bilirkişi raporu ile müvekkilinin birleşen dava yönünden alacaklı olduğunu belirterek asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, dava tarihiden sonra kayıp olduğu iddiası ile bedeli talep edilen eşyanın yargılama sırasında bulunmuş olması nedeni ile asıl davada kayıp eşya bedeline yönelik talep için karar verilmesine yer olmadığına, diğer maddi tazminat kalemleri ile manevi tazminat isteminin reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden alacağın likit olmadığı belirtilerek icra inkar tazminat talebi reddedilmiştirTaraflar arasında taşımaya dair sözleşme ilişkisinin varlığı tartışmasızdır. Kayıp olması nedeni ile bedeli talep edilen emtia dava aşamasında bulunmuştur. Bu husus asıl dosya davacısının dilekçelerinde ve dilekçeye ekli taraf şirket yetkilileri arasındaki mail yazışmalarından anlaşılmaktadır. Davalı- birleşen davada davacı şirket tarafından davacıya gerçekleştirilen taşıma hizmetinden dolayı emtianın hava yolu taşıması sonucunda kayıp olması nedeni ile Montreal Sözleşmesi kapsamında gerekli bedeli hesaplayarak ödemiştir. Ödemenin sehven uluslararası kara yolu ile gerçekleştirilen taşıma olarak kabulü ile CMR Konvansiyonu hükümleri gereğince karşılanmış olduğunun anlaşılması üzerine bakiye zarar bedeli yargılama aşamasında hüküm verilmeden karşılanmıştır. Ancak zarar bedeli karşılanmış olmasına rağmen yargılama sırasında kayıp olan emtia bulunmuştur. Davanın konusu ortadan kalkmıştır. Bu nedenle dava konusu olarak ileri sürülen kayıp emtia bedeli yönünden verilen hükümde bir isabetsiz mevcut değildir.Diğer taraftan, davacı her ne kadar dava dışı şirket ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında davalı eylemi nedeni ile kendi aleyhine ceza bedeline dair fatura düzenlenmesini göstererek bu zarar kalemlerini de talep etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin taşıma şartları üst başlığı altında düzenlenen maddesinde, davalı şirket tarafından davacı müşterinin uğrayabileceği dolaylı herhangi bir zarardan sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.Tarafların serbest iradesi ile düzenlemiş oldukları ve yasanın emredici kurallarına aykırı olmayan sözleşme hükmü gereğince davacı müşteri tarafından diğer zarar kalemleri talep edilemeyeceğinden davacı vekilinin asıl dava dosyasına yönelik yapmış olduğu istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Birleşen davada ise taşıma hizmet bedeli takip konusu yapılmıştır.Taraf şirketlere ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde, defterlerin usul ve yasaya uygun olduğu, delil niteliğine haiz bulundukları ve birleşen dosyada davacı alacağının mevcut olduğu anlaşıldığından, talebe göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.378,24 TL istinaf karar harcının asıl davada davacı- birleşen davada davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.02.2025