T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1864
KARAR NO: 2025/325
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2020
NUMARASI: 2017/1094 Esas - 2020/77 Karar
DAVA: Maddi ve manevi tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır kalıp işi ile iştigal eden bir tacir olduğunu, faaliyetini tüm Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirdiğini, müşteri talepleri doğrultusunda imal ettiği ürünleri davalı kargo firması vasıtası ile müşterilerine faturaları ile birlikte teslim ettiğini, ... numaralı 2 adet, ... numaralı 2 adet, ... numaralı 1 adet olmak üzere toplamda 5 adet kalıbı mahiyetine uygun bir şekilde paketleyerek ve 4.071,00 TL bedelli faturasını da ekleyerek 02/06/2017 tarihinde davalı taşıyıcı firmanın Topçular Şubesine, Bursa Çalı Şubesine gönderilmek üzere eksiksiz bir şekilde teslim ettiğini, teslimin devamında aradan 5 günden fazla süre geçmiş olmasına karşın ürünün tarafına teslim edilmediğinden bahisle kendisini arayan müşterisi vasıtasıyla durumu öğrenin müvekkilinin, taşınan ürünlere binaen davalı yanca verilmiş olan ... takip numarası ile yaptığı sorguda; ürünlerin aynı gün, İstanbul Topçular Şubesinden teslimat adresine sevkinin yapıldığını, 06/06/2017 tarihinde saat 22:31' de Bursa aktarma birimine geldiğini, 07/06/2017 tarihinde saat 10:03' de ise ürünlerin teslimat adresi olan Bursa Çalı Şubesine ulaştığını, sistemin sağladığı kargo takip hareketlerinden anladığını, söz konusu tarih itibariyle de gerek müşterisi gerek kendisinin bütün çabalarına rağmen ürünlerine ulaşamadığını, 28/06/2017 tarihinde ilgili firmanın İstanbul Bölge Müdürlüğü' ne hitaben, ürünün zayi oluşundan bahisle ve faturası da eklenerek, zararın tazmininin dilekçe ile talep edildiğini, her ne kadar 15 gün içinde ödeme yapılacağı ilan edilmiş ise de, dava tarihi olan 14/12/2017 tarihine dek kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı yanın sorumluluğunda bulunan söz konusu ürünlerin, sorumluluklarının ihmali neticesinde zayi edilmesinin gerek müvekkili gerekse müşterisini mağdur ettiğini, yaşanan bu sürecin de müvekkilinin ve müşterisinin maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını, söz konusu ürünlerin kalıp ürünleri olduğunu, müşterisinin de kendi müşterilerine mahcup olmasına, yani zaman kaybı ve maddi kaybın yanı sıra, manevi kayıplarının da olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın kabulüne, ıslah ve daha sonra dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL manevi ve 4.071,00 TL maddi olmak üzere toplamda 9.071,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz işletilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iş bu davada aktif husumetinin bulunmadığını, aksi bir durumun ispatının gerektiğini, davacının gönderinin tarafı olmayıp bu husustaki yetkisini kanıtlaması gerektiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin kısmi dava yolu ile ileri sürmesinin mümkün olmadığını, mezkur taşımada müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, zira taşımaya konu kargonun eksiksiz ve sağlam olarak alıcısına teslim edilmekle müvekkiline düşen edim yükümünün ifa ile sona erdiğini, şayet ortada bir zarar var ise zarardan davacının sorumlu olup müvekkili şirketin hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığını, taşımada ziya karinesinin uygulanmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, TTK hükümleri uyarınca taşıyanın sorumluluğunu gerektirir hiçbir kusur ve hatta taşıma yükümlülüğüne aykırılıktan kaynaklı bir zarar bulunmadığını, eşyanın niteliği ve değerinin taşıyana teslim anında beyan edilmediğini, olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, somut olayda manevi tazminata hükmedilmesi şartları oluşmadığını ve davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu, davacı yanın son derece fahiş olarak bir kargoya ilişkin olarak 9.071,00 TL maddi- manevi tazminat talebinin yersiz ve dayanaksız olduğunu, bu nedenlerle davanın külliyen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler, taraf delilleri, faturalar ve bilirkişi raporu değerlendirildiğinde; davacının imal ettiği 5 adet kalıbın davacının müşterisine ulaştırılması için davalı kargo şirketine 02.06.2017 tarihinde teslim edildiği, anılan kalıpların sözleşme gereği davacının müşterisine zamanında teslim edilmediği, kalıpların 25.10.2017 tarihinde davacının müşterisine teslim olunduğu, buna ilişkin düzenlenen teslim tutanağında herhangi bir şerhin de yer almadığı,davanın 15.12.2017 tarihinde açıldığı, gelinen aşamada kargonun 25.10.2017 tarihinde gecikmeli olarak teslim edildiği anlaşılmakla TTK'nın 874. Maddesi kapsamında malların zayi olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davacının geç teslimden kaynaklanan tazminat hakkı olduğu hususu belirtilmiş ise de taleple bağlılık ilkesi gereği maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Davacının manevi tazminat istemi de mevcuttur. 6098 sayılı TBK’nın 58. m. uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebileceği ancak, davacının ürünlerinin davalı tarafından alıcısına geç teslim edilmesinin davacının kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilemeyeceğinden TBK'nın 58'inci maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, uzun yıllardır kalıp işi ile uğraşan ve tüm Türkiye sınırları içerisinde faaliyet gösteren bir tacir olduğunu, bu nedenle imal ettiği ürünleri alıcılarına gönderirken kargo firmalarıyla sık sık muhatap olduğunu, müvekkilinin müşterilerine faturaları da ürünlerle beraber kargo yolu ile göndermekte olup bu işlemi defalarca kez yapmış ve mesleğinin bir parçası haline geldiğini, Davaya konu olayda da müvekkilinin, müşterisinin talebi doğrultusunda imal ettiği 5 adet kalıbı ve faturasını davalı firmaya (Topçular Şubesine), alıcının adresine (Bursa Çalı Şubesine) gönderilmek üzere, mahiyetine uygun şekilde paketlenmiş olarak teslim ettiğini, ancak 5 günden fazla bir süre geçmesine rağmen ürünlerin alıcıya ulaşmadığını öğrendiğini ve davalı kargo şirketi tarafından verilen ... takip numarası ile yaptığı sorguda; ürünlerin aynı gün (02/06/2017), İstanbul Topçular Şubesi'nden teslimat adresine sevkinin yapıldığını, 03/06/2017 tarihinde, saat 22.31'de Bursa Aktarma birimine geldiğini, 07/06/2017 tarihinde, saat 10:03'de ise ürünlerin teslimat adresi olan Bursa Çalı Şubesi'ne ulaştığını öğrendiğini, 6102 sayılı Ticaret Kanunu 874/1.maddesine göre eşya, taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde teslim edilmezse, hak sahibi ona zayi olmuş gözüyle bakabileceğini, ürünlerin 4 aydan fazla bir süre sonra alıcısına teslim edildiğini, bu durumun mahkeme tarafından da ortaya konduğunu, ancak mahkemenin bu durumu zayi olduğundan bahsedilemeyeceği şeklindeki değerlendirmesinin isabetsiz olduğunu, nitekim yukarıda alıntıladıkları ve mahkemenin de alıntıladığı TTK madde 874/1 hükmü yeterince açık olup zayi olma bakımından karine teşkil ettiğini, kaldı ki taleple bağlılık ilkesi ile çelişen bir durumun da mevcut olmadığını, dava dilekçesinde bu durumun açık olduğunu, taşıyanın, malların zayi olmasından sorumluluğunun; doğrudan (TTK madde 875) veyahut karine olarak (TTK madde 874) zayi olması şeklinde gerçekleşebileceğini, bu aşamada taleplerinin yeterince açık olup davalı şirket tarafından malların TTK madde 874'te belirtilen sürelerden sonra teslim edilmesi de malların zayi olduğu gerçeğini değiştirmediğini, davanın reddine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, Mahkemenin manevi tazminat hususunda da yapmış olduğu değerlendirme oldukça dar kapsamlı olup somut olaya uygun olmadığını, nitekim en başta müvekkilinin kişilik hakkı iştigal ettiği iş yönünden zarar gördüğünü, müşterilerine mahcup olmuş hatta kargoda yaşanan bu sıkıntıyı dahi müşterisinden öğrendiğini, telafi etmek amacıyla sarf ettiği emek, mesai, müşterilerinin gözünde kaybettiği güven vs bir çok açıdan müvekkilinin manevi olarak zarara uğradığının açık olduğunu, Bir ticari alım satımda malın kargo şirketinden kaynaklı sebeplerle alıcıya geç ulaşması, aylarca kargodan haber alınamaması durumlarının tacir olan müvekkilinin kişilik hakkına saldırı olarak değerlendirilmesi için oldukça yeterli olduğunu, kaldı ki manevi zararların yalnızca kişinin öz ve kişisel benliğinde değil mesleki itibarı üzerinde de vuku bulabildiğini ve bunun sonucunda müşteri portföyünde olumsuz algı oluşması ile maddi kaybı beraberinde getirebildiğini, tacirin piyasa içerisinde sahip olduğu ticari itibarı tüm ekonomik faaliyetlerini etkilediğini ve zedelenen itibarın telafisi için manevi tazminat talep edilebildiğini, nitekim davaya konu somut olayda da müvekkili için manevi tazminat talebinin bu nedenle mevcut olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kargo taşıması nedeniyle taşınan emtiaların zayi olmasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı yanca Bursa da bulunan müşterisine gönderilmek üzere davalı kargo şirketine 02.06.2017 tarihinde teslim edilen kargonun, müşterisine teslim edilmeyip, davalı şirketin Bursa/ Çalı şubesinde ziya olduğu ileri sürülerek, gönderilen emtiaların tutarı ile manevi tazminatın tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davacının maddi ve manevi tazminat isteminin tümüyle reddine karar verilmiştir. Dosyaya sunulu deliller, alınan bilirkişi kök ve ek rapor içeriği, kargo teslimine ilişkin 25.10.2017 tarihli teslim tutanağı, bu teslim tutanağına ve içeriğine göre kayıp kargoyu teslim alan gönderilenin çalışanı ... nın tanık sıfatıyla beyanları ile tüm deliller değerlendirildiğinde; davacının imal ettiği 5 adet kalıbın davacının müşterisine ulaştırılması için davalı kargo şirketine 02.06.2017 tarihinde teslim edildiği, anılan kalıpların sözleşme gereği davacının müşterisine zamanında teslim edilmediği, kalıpların 25.10.2017 tarihinde davacının müşterisine teslim olunduğu, buna ilişkin düzenlenen teslim tutanağında herhangi bir şerhin de yer almadığı anlaşılmaktadır. Buna göre her ne kadar TTK 874 maddesi uyarınca ürünlerin 20 gün içinde teslim edilmemesi nedeniyle karine olarak zayi olduğunun kabulü gerekeceği düzenlenmiş ise de, somut olayda kargonun 25.10.2017 tarihli teslim tutanağı ile gönderilen tarafından çekincesiz teslim alındığı da gözetildiğinde, TTK 874 maddesi uyarınca ürünlerin tam zayi olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır. Çünkü TTK 874 maddesi karine olarak düzenlenmiş olup, somut olayda tanık ...nın beyanları ile ürünlerin gönderilen tarafından 25.10.2017 tarihinde teslim alındığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince kargonun 25.10.2017 tarihinde gecikmeli olarak teslim edildiğinin anlaşıldığı ancak davacı tarafından zıya iddiasına dayalı olarak talepte bulunulduğu, buna göre gecikme dolayısıyla tazminat talep edilmediği, bu surette taleple bağlılık ilkesi uyarınca maddi tazminat isteminin reddi gerektiği belirtilmiş ise de; davacı talebinin kargonun zıyaına dayalı olsa da çoğun içinde azın da bulunduğu ilkesi uyarınca ilk derece mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesi doğru bulunmamıştır. Kaldı ki alınan bilirkişi raporunda da bu hususlar değerlendirilip, davacının geç teslim nedeniyle TTK'nın 882/3 maddesindeki yasal düzenleme uyarınca taşıma bedelinin üç katı oranıyla belirlenen 38,52 TL tazminat isteminde bulunabileceği vurgulanmıştır. Yine davalı vekilinin 29.10.2019 tarihli bilirkişi ek raporuna beyan dilekçesinde de davanın reddi ile birlikte, aksi kanaat hâlinde müvekkilinin TTK'nın 882/3 maddesi uyarınca 38,52 TL tutar ile sorumlu tutulması gerektiği beyan edilmiştir. Buna göre davacının maddi tazminat isteminin tümüyle reddi doğru görülmemekle, bu talep yönünden davacı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir. Davacı vekilince manevi tazminat isteminin de kabulü gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının ürünlerinin davalı tarafından alıcısına geç teslim edilmesinin davacının kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilemeyeceğinden TBK'nın 58. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmakla, davacı vekilinin manevi tazminat talebinin reddine ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 38,52 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; fazlaya ilişkin maddi tazminat talebin reddine, 2-Manevi tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan, dava açılırken yatırılan 154,92 TL'nin mahsubu ile bakiye 460,48 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 154,92 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafça ilk derece aşamasında harç dışında sarf edilen 1.844,45 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 7,83 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 38,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7- Davalı taraf yargılama sırasında kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 5.038,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılmış olan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 23,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 185,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.