T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1696
KARAR NO:2025/297
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/03/2021
NUMARASI:2018/238 E. - 2021/232 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirketler arasında şoförlü araç tahsisi ve hizmet konulu ''Ulaştırma Hizmetleri Sözleşmeleri'' akdedildiğini, sözleşmede davalıların ''Proje'' olarak, davacının ise ''Şirket'' olarak tanımlandığını, bu sözleşmelerin konusunun ... Grubuna bağlı şirketleri (yeni ünvanı ... Grubu) veya iştirakleri konumunda bulunan ve sözleşmede belirtilen adreste faaliyet gösteren Projenin işyerinde çalışan personeline veya Projenin konuklarına davacı eliyle şoförlü araç tahsis edilmesi, işbu kişilerin ulaşımlarının sağlanması ile davacı tarafından verilen hizmet karşılığında yapılan her km başına ücret alınması olarak belirlendiğini, sözleşmelerin 01/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere imzalandığını ve sözleşmelerin bitiş tarihinin de 31/12/2020 olarak kararlaştırıldığını, ancak dava konusu sözleşmelerin hiçbir gerekçe göstermeksizin davalılar tarafından 30/09/2018 tarihi itibariyle tek taraflı olarak feshettiğini, davacının şirketin bu sözleşmelere duyduğu inanç ve güven sebebiyle projede sözleşme kapsamında ve sözleşme süresince çalıştırılmak üzere toplam 150 araç ve her bir araç için toplam 150 personel, projede masa amiri olarak çalıştırılmak üzere 15 personel, şirket merkezinde bu hizmetin koordinasyonunu yapmak üzere 10 personel, bu araçların servis ve bakım hizmetlerini yürütmek üzere 5 personeli araç servis bölümünde istihdam ettiğini, davacının sözleşmelerin fesih tarihi olan 30/09/2018 tarihine kadar bu hizmeti tam ve eksiksiz yaptığını, davacının hizmetini ifa etmek için İBB'den almak zorunda olduğu olduğu izin ve belgeler için de fahiş miktarda masrafa katlandığını, davacının bu sözleşmeler dolayısıyla yükümlülüğünü yerine getirmek için yaklaşık 10.000.000,00 TL tutarında ticari yatırım yaptığını, ancak ...Grubu ve yeni adıyla ... Grubu şirketleri olan davalıların sözleşmeleri feshettiklerini, davalıların sözleşmeleri feshettikten sonra o güne kadar tahakkuk etmiş hak edişlerini yani hizmet bedellerini de ödemekten kaçındığını, s bu konuda davalıların bir çok kez yazılı ve şifahi olarak uyarıldığını ancak yine de ödeme yapılmadığını, davalı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmayarak bitiş tarihi 31.12.2020 olan sözleşmeleri 27 ay önce feshederek davacıyı çok büyük zararlara uğrattığını, sözleşmelerin ''Mali Hükümler'' başlıklı bölümünün 7.10/11 maddesinde ''Şirket, ... Grubu (yeni ünvanı ... Grubu) şirketleri bünyesinde işlettiği araç sayısının iptal edilen adedi %10'u geçtiğinde araç başına sözleşme sonuna kadar 800,00 TL + KDV bedele hak kazanacaktır, 1-5 araçlık gruplar bu uygulamaya dahil değildir.'' şeklinde düzenleme olduğunu ileri sürerek, dava ve taleplerini ıslah etme hakkı saklı kalmak kaydıyla uğramış olduğu zararların tazmini için şimdilik 10.000,00 TL tazminat ve kazanç kaybının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faizle birlikte davalı ... Gazetecilik AŞ (Eski Ünvan: ... Gazetecilik AŞ)'den, 10.000,00 TL tazminat ve kazanç kaybının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faizle birlikte davalı ... AŞ’den, 10.000,00 TL tazminat ve kazanç kaybının da sözleşmenin feshi tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faizle birlikte müşterek müteselsil sorumlu davalılar ... AŞ (Eski Unvan: ... A.Ş.), ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ (Eski Unvan: ... AŞ), ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ (Eski Unvan: ... AŞ ve ...AŞ’den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu ... Şirketler AŞ ile ... AŞ arasında imzalanan ''Hedef Şirketlerin Hisse Devri yoluyla satışı Sözleşme''lerine istinaden 16.05.2018 tarihinde hisse devri gerçekleştiğini, davalı şirketlerin unvanlarının ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ ve ... AŞ olarak değiştiğini, davacı ile şoförlü araç tahsisi ve ulaşım sağlanması hizmeti alınmasına ilişkin olarak davalılardan ... AŞ (Eski Unvanı: ... AŞ) ile 09.08.2017 tarihli,... AŞ ile 01.01.2017 tarihli ve ... AŞ (Eski Unvan: ... AŞ), ... AŞ,... AŞ, ... AŞ (Eski Unvan: ... AŞ),... AŞ,... AŞ, ...AŞ, ... AŞ (Eski Unvan: ... A.Ş.) ve ... AŞ ile 10.08.2017 tarihli olmak üzere ayrı ayrı sözleşmelerin imzalandığını, sözleşmelerin ''Fesih ve Tazminat'' başlıklı maddelerindeki ''...... PROJE (müvekkil şirketler) 30 (otuz) gün öncesinden ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisini de haizdir.'' hükmüne istinaden Bakırköy ... Noterliğinin 14.08.2018 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeler hukukuna ve usule uygun şekilde feshedildiğini, sözleşmelerin tacirler arasında ve sözleşme serbestisi ilkesi içerisinde özgür irade ile kabul edilerek imzalandığını, feshin süresinde ve yazılı bildirim yapılmak suretiyle sözleşmelerin müvekkili şirketlere tek taraflı ve tazminatsız olarak açık fesih hakkı veren hükümlerine ve hukuka uygun şekilde fesih edildiğini, fesih tarihinin davalı şirketin genel müdürü genel müdür yardımcısı ile yapılan toplantı neticesinde davacının talebi de dikkate alınarak karşılıklı mutabakatlı olarak 30/09/2018 tarihi olarak belirlendiğini, davalının 2013 yılından itibaren müvekkili şirkete ulaştırma hizmeti vermeye başladığını, yani müvekkili şirketlere 6 yıldır hizmet verdiğini, davacının yeni yatırım yapıldığı iddialarının yersiz olduğunu, müvekkili şirketlerin evvelce dava dışı ... Grubuna ait şirketler olduğunu, ... Grubu tarafından ... Şirketler ... AŞ i le imzalanan ''Hedef Şirketlerin Hisse Devri Yoluyla Satışı Sözleşmesi'ne istinaden 16/05/2018 tarihi itibariyle devralındığını, davaya konu sözleşmelerin işbu hisse devri öncesinde ... Grubu ile davacı yan arasında imzalanan sözleşme olduğunu, şirket devrinden sonra müvekkillerinin davaya konu sözleşmelerin tarafı haline geldiğini, sözleşmelerin 11.1.maddesindeki "...proje (müvekkil şirketler) 30 (otuz) gün öncesinden ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisini de haizdir. İşbu halde şirket, söz konusu fesih tarihine kadar yerine getirdiği edimler hariç olmak üzere proje'den hangi nam ve ad altında olursa olsun, hiçbir hak, alacak, kar kaybı, tazminat vb. talepte bulunamaz.'' şeklindeki bu hükümle davacının bu fesih sebebi ile tazminat, kar kaybı vb. taleplerde bulunamayacağının da açıkça hükme bağlandığını, sözleşmelerin tamamen ticari ve ekonomik sebeplerden ... gereklilik neticesinde feshedildiğini, herhangi bir kötü niyet va da kasıtlı tutum söz konusu olmadığını, bir hakkın hukuka uygun kullanımı olduğunu, sözleşmenin 7.10/11.maddesininin sözleşmelerin feshine ilişkin olmadığını, düzenlenme şekli ya da lafzına bakıldığında, işbu maddenin sözleşmenin taraflar arasında yürürlüğünün devam ettiği süre içerisinde uygulama alanı bulacağını, maddenin sözleşme süresi içinde gerçekleşecek araç sayısındaki azalmalar için düzenlendiğini, basiretli bir tacir olan davacı bakımından öngörülemez veya sonradan ortaya çıkan bir durum söz konusu olmadığını, sözleşmenin başından beri sonuçları belli olan ve taraflar arasında müzakere sonucu kabul edilen hükümleri sebebi ile sözleşmenin devam edeceğine duyulan inançtan bahsedilemeyeceğini, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, bu ilkenin sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gerektiğini, sözleşme hükümleri açık olup, davacının basiretli bir tacir olarak ileride ne gibi durumlarla karşılaşacağını düşünmesi ve buna göre hareket etmesi gerektiğini, sözleşmenin tazminatsız, tek taraflı fesih hakkı kabul edilmiş olmasına rağmen, sözleşmenin feshinden sonra bu hususun sözleşmeye aykırı olduğunun iddia edilmesinin ve akabinde huzurdaki davanını açılmasının sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğu gibi kötü niyetli bir tutum da olduğunu, feshe konu sözleşmelerin tacirler arasında, hükümleri mutabakat ve serbest irade ile belirlenmiş ve imzalanmış sözleşmeler olup, Müvekkil Şirketler sözleşme hükümlerinden ... hakkını, hukuka uygun şekilde kullanmış ve fesih işlemini gerçekleştirdiğini, davacının personel istihdam ettiği konusundaki beyanlarının abartılı, samimiyetsiz ve gerçekliği yansıtmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, dava konusu sözleşmelerin yürürlük tarihi olan 01.01.2017 tarihinde başlamadığını, davacının 2013 yılından itibaren davalıya ulaştırma hizmeti verdiğini, yaklaşık 6 yıldır hizmet verdiğini, iddia edildiği gibi özellikle ve yeni bir yatırım yapılmadığını, işbu sözleşmelere duyulan inanç ve güven sebebi ile ekstra bir maliyete katlanılmadığını, davacının ana faaliyet alanı ulaştırma hizmetleri ve servis işletmeciliği olduğunu, hizmet verdiği tek şirketin de müvekkili şirketler olmadığını,genel işlem koşulları standart/çerçeve sözleşmeler bakımından uygulama alanı bulduğunu, somut olayda tacirler arasında yapılan işbu sözleşmelerin karşılıklı müzakereler sonucunda kabul edildiğini, sözleşmelerin standart, müzakere edilmeksizin imzalanan sözleşme olmadığını, bu sebeple aksi iddianın da yerinde olmadığını, sözleşmeye aykırılık ya da haksız fesih bulunmadığı gibi davalıların davaya konu sözleşmeyi feshetmesi için ticari ve ekonomik sebeplerle işletmesel zorunluluklar nedeniyle oldukça geçerli ve haklı sebepleri de olduğunu, davalıların evvelce dava dışı ... Grubu'na ait şirketler olup, 16.05.2018 tarihi itibariyle ile devralındıklarını, davaya konu sözleşmenin, işbu hisse devri öncesi ... grubu ile davacı yan arasında imzalanan bir sözleşme olup, müvekkilleri ... medya grubu şirketleri devirden sonra ve tabir-i caiz ise gayri ihtiyari sözleşmenin tarafı haline geldiğini, davalıların bizzat müzakere edemediğini, ... Grubu kapsamındaki şirketler bakımından ulaştırma hizmeti alacak şirket sayısının ... Grubu'nda bulunan halihazırdaki şirketlere ilaveten ... Grubundan devralınan şirketleri de kapsar şekilde toplamda yirmi bire yükseldiğini, davalıların bünyesinde yer aldığı ... Grubu, dava dışı ... AŞ., ... AŞ ve ... gibi şirketleri de bünyesinde barındırmakta olduğunu, medya ve emlak sektöründe hizmet verdiğini, bu şirketlerin hali hazırda ulaştırma hizmetleri alındığını, 2 farklı ulaştırma ve taşıma şirketinin, aynı lokasyonda aynı hizmeti vermesi gibi bir garabet söz konusu olduğunu, ayrıca ... AŞ ve ... AŞ'nin almış olduğu hizmet, kalite ve maliyet bakımından davacının vermiş olduğu hizmetten açıkça daha avantajlı olmakla, tamamen ticari ve ekonomik şebeplerle işletmesel karar alınmak mecburiyeti hasıl olduğunu, davacının faiz başlangıç tarihine ilişkin talebi ile faiz talebin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava; taraflar arasında imzalanan ulaştırma hizmetleri sözleşmesinin feshedilmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasında 01.01.2017 tarihinden geçerli olmak üzere ulaştırma hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin bitiş tarihinin 31.12.2020 olarak kararlaştırıldığı, öngörülen süreden önce davalıların sözleşmeyi feshettikleri hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı görülmüştür. İhtilaf; davalılar tarafından yapılan fesih bildiriminin haksız olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının cezai şart tazminatı ve uğranılan diğer zararları talep etme şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı görülmüştür.Taraflar arasındaki sözleşmenin,"Fesih Ve Tazminat" başlıklı maddesine göre: "PROJE (davalılar) 30 (otuz) gün öncesinden ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisini de haizdir.İş bu halde Şirket söz konusu fesih tarihine kadar yerine getirdiği edimler hariç olmak üzere Proje'den hangi nam ve ad altında olursa olsun hiçbir hak alacak kar kaybı tazminat vb. Talepte bulunamaz" şeklinde düzenleme mevcuttur.6102 sayılı TTK'nın 18/2. (mülga 6762 sayılı TTK'nın 20/II.) maddesine göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle davalılar tarafından , sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden tacir davacının sözleşme serbestisi ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb. herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiş ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan TMK'nın 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da iyiniyet kurallarına uyulması gerekmektedir. Bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanun himaye etmeyeceği uyuşmazlık konusu sözleşme hükmü bu açıdan değerlendirildiğinde bu sözleşme maddesinin davalılara keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerektiği ( T.C. YARGITAY 11. Hukuk Dairesi ESAS NO:2017/755 KARAR NO: 2019/116 vb ilamlar) buna göre davalının savunmaları da nazara alınarak, sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı yönünde MK'nın 2. maddesi kapsamında mahkememizce değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılarak; Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı şirketler arasında şoförlük araç tahsisi ve hizmet konulu 'Ulaştırma Hizmetleri Sözleşmeleri' akdedildiği, işbu sözleşmenin davacı tarafından ... Grubu ile imzalandığı, ... Grubunun ... Grubuna 16.05.2018 tarihinde devri ile davalı şirketlerin sözleşmenin tarafı olduğu, ve davalılar tarafından Bakırköy ...Noterliğinin 14.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, feshin sözleşmeye uygun olarak 30 gün önceden ihbar edildiği anlaşılmış olup; somut olayda davalı tarafından sözleşmenin feshine yönelik savunmaları gözetildiğinde; ... Grubunun ... Grubunu devralması sonucunda ... Grubu kapsamındaki şirketler bakımından ulaştırma hizmeti alacak şirket sayısının ... Grubunda bulunan halihazırdaki şirketlere ilaveten ... Grubundan devralınan şirketleride kapsar şekilde 21 sayısına ulaşması, ... Grubunun dava dışı ... A.Ş. Ve ... A.Ş. Ve ... gibi şirketleri de bünyesinde barındırmakta olduğundan ve anılan hisse devri sözleşmesi sonrası iş bu şirketlerin merkez adresleri ve faaliyet yerlerini davalı şirketler adresine taşıdıkları ve bu nedenle 2 farklı ulaştırma ve taşıma şirketinin aynı lokasyonda aynı hizmeti vermesinden ötürü meydana gelen garabetin söz konusu olduğu ile davalılar tarafından dava dışı üçüncü şirketler ile aynı konuda yapılan sözleşmenin hizmet bedelinin daha düşük olmasından ötürü tasarruf sağlandığı ve buna göre ticari ve ekonomik sebeplerle feshin gerçekleştiği iddialarının gerek dosyaya sunulan sözleşmelerin karşılaştırılması ve delillerin incelenmesi gerekse ileri sürülen iddiaların mahkememizce haklı fesih sebebi olarak kabulünün gerektiği kanaatine varıldığından; bu halde davacının iddialarını ispat edemediği, davacının talebinde haksız olduğu ve haklı fesih söz konusu olduğundan cezai şart ve diğer tazminat istemlerinin talep edilemeyeceği anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca ... A.Ş. ... A.Ş., ... A.Ş. ... A.Ş., ... A.Ş., .... A.Ş.,... ŞİRKETİ, ... ŞİRKETİ Şirketlerine ait dosyamıza sunulan tüm vekaletlerin süreli olduğu ve süresinin dolmuş olduğu görüldüğünden bu şirketler lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmenin haklı veya haksız, dürüstlük kuralına aykırı fesih edilip edilmediğinin bu ihtarname içeriğine göre belirlenmesi gerektiğini, davalının noter ihtarnamesi ile bağlı olup "fesih sebebi ile bağlılık ilkesi" gereği noter ihtarnamesinde zikredilmeyen bir sebebe gereği olarak dayanmayacağını, noter ihtarnamesine bakıldığında ise herhangi bir sebep gösterilmediğini, sadece sözleşmenin 11. maddesindeki ne şekilde fesih yapılabileceğine ilişkin hususa atıf yapıldığını, mahkemece, davalının n ihtarname dışında huzurdaki davada sunmuş olduğu gerekçeleri de dikkate alarak hüküm oluşturmasının usul yasaya aykırı olduğunu, tarafların tacir olduğunu ve davalıların da tacir basiretine sahip olması gerektiğini, davalının sözleşmelerin feshini dayandırdığı 11.1 maddesinde 30 gün önceden bildirmek suretiyle sözleşmeyi sona erdirme gibi bir hakkı bulunmasına rağmen tüm haklarda olduğu gibi bu hakkın kullanılmasının da MK'nın 2.maddesinde zikredilen hakkın kötüye kullanılmaması ile sınırlı olduğunu, davalının bu hakkını kötüye kullandığını, davalıların devraldıkları sözleşmelere bağlılığını, ahde vefasını devam ettirmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/2306 Esas, 2021/2247 Karars ayılı kararın iddialarını doğruladığını, 1 ay önceden bildirim şartına dayalı olarak yapılan ve başkaca sebep gösterilmeyen feshin MK madde 2'ye aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, mahkemece verilen kararda davalılar yönünden davanın aynı sebeple reddedilmiş olmasına rağmen 4.080 TL vekalet ücretine iki kez ayrı ayrı hükmedilmesinin doğru olmayıp bu yönden de kararın kaldırılması gerektiğini, Avukatlık Ücret Tarifesinin madde 3/2 maddesine açıkça aykırılık bulunduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki ulaştırma hizmetleri sözleşmelerinin süresinden önce feshedilmesinden dolayı doğduğu iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 09.08.2017 tarihli, 01.01.2017 tarihli ve 10.08.2017 tarihli olmak üzere üç ayrı ulaştırma hizmetleri sözleşmesi bulunmakta olup sözleşme başlangıç tarihinin 01.01.2017 bitiş tarihinin ise 31.12.2020 tarihi olduğu, davacı ile sözleşmeyi yapan ...Grubu şirketlerinin sözleşmeden sonra davalılarca 31.05.2018 ve 26.06.2018 tarihlerinde devralınması sonrasında davalıların sözleşmenin tarafı haline geldiği, davalıların 14.08.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmede belirtilen süre olan 30 gün önceden bildirmek suretiyle sözleşmelerin feshedildiği anlaşılmaktadır.Davacı, feshin haksız olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, haksız fesih sebebiyle sözleşmenin 7.11 maddesinde ön görülen tazminatından ve kazanç kaybı nedeniyle uğradığı zarardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürmüş; davalı ise feshin sözleşmenin 11.1 maddesinde öngörülen usule uygun şekilde olduğunu savunmuştur.Sözleşmelerin ''Fesih ve Tazminat'' başlıklı 11.1 maddesinde ''... PROJE 30 (otuz) gün öncesinden ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisini de haizdir.İş bu halde Şirket söz konusu fesih tarihine kadar yerine getirdiği edimler hariç olmak üzere Proje'den hangi nam ve ad altında olursa olsun hiçbir hak alacak kar kaybı tazminat vb.talepte bulunamaz." şeklinde düzenlemeye yer verildiği görülmektedir.
Somut olayda, davacı, feshin haksız ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek, cezai şart olarak nitelediği sözleşmenin 7.11.maddesindeki tazminatı ve müspet zarar (kâr-kazanç kaybını) talep etmiştir.Sözleşmenin feshine yönelik olarak davalı şirketin 11.1 maddesi kapsamında dilediği zaman tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisi mevcuttur. Her iki taraf tacir olup, özgür iradeleri ile sözleşmeyi imzalamışlardır. Sözleşmenin yukarıda yer verilen hükümleri kapsamında davalı şirket tarafından sözleşme ihbar şekline de riayet edilerek tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih edilmiştir. Bu kapsamda, sözleşmenin fesih şeklinin tarafların birlikte belirlemiş oldukları sözleşme hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmiş olduğunun kabulü gerekecektir. Sözleşme koşulları dikkate alındığından, haksız ve/veya erken fesihden söz etmek mümkün görünmemektedir. Taraflar birer sermaye şirketidir. Mahkemece bu husus nazara alınarak feshin sözleşmeye uygun olduğunun tespiti yerinde olmuştur. Sözleşmenin her bir maddesi tarafların hak ve edimleri ile birlikte sözleşme süresi ve fesih şekilleri de dahil olmak üzere, ayrıntılı ve açık şekilde belirlenmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, ihtarname kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini, davalıların daha sonra ileri sürdükleri fesih sebebinin incelenemeyeceğini ileri sürmüş ise de, mahkemece de feshin sözleşmelerin 11.1 maddesinde öngörülen davalıların tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisi kapsamında olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu hakkın kullanımının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı değerlendirmesini yaparken, davalıların ileri sürdüğü ve dosyaya sunduğu hisse devri öncesinde mevcut ulaşım hizmet sözleşmelerinin bulunması ve bunun yeterli olması sebebiyle feshin ekonomik ve ticari sebepler gözetilerek yapıldığı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde davalı davranışının bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Davacı vekilince Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin ilamına emsal olarak dayanılmış ise de, söz konusu karardaki somut olay ile eldeki davaya konu somut olay farklı olup her dava konusu uyuşmazlığın kendine özgü özellikleri olduğu nazara alındığında bu kararın somut olay için emsal olamayacağı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Ancak, mahkemece tüm davalılar yönünden davanın reddi sebebinin aynı olması, bu sebeple vekille temsil edilen davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hüküm fıkrasında... AŞ, ..., ... AŞ ile... AŞ lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamış, bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerindren yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 512,33 TL'den mahsubu ile bakiye 103,07 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.4-Davalılar tarafından bu dava sebebiyle yapılan 47,00 TL tebligat ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davalı ...AŞ, ... AŞ ve ... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden, AAÜT uyarınca 4.080,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
6-Artan gider avansının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 55,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 217,10 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,9-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.