T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2076
KARAR NO: 2025/69
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 07.09.2021
NUMARASI: 2019/301 Esas - 2021/689 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Saklama Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağının tahsili için Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasında borçlu şirketin adresinde haciz yapıldığını, mahcuzların davalıya ait yeddiemin deposuna bırakıldığını, yedieminlik ücretinin peşin ödendiğini, ancak davalının 20.992,00 TL ücret tahakkuk ettirilerek peşin alınan 3.000 TL düşüldükten sonra 17.992,00 TL üzerinden müvekkili aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyadan icra takibi başlattığını, takibin haksız olduğunu yedieminlik ücretinin peşin ödendiğini, 29.12.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2018 yılı lisanslı yeddiemin ücret tarifesinin 4. maddesi gereğince ücretin azami haddin mahcuz malların değerinin ilk 10.000 TL'si için %30, 10.000 TL'den fazlası için ise %20 olarak sınırlandırıldığını, mahcuzların değerinin 19.500 TL olduğunu ileri sürerek, takibin tedbiren durdurulmasına ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında sözleşme serbestisi kapsamında bir saklama sözleşmesi akdedilerek, günlük 64 TL bedelle malların teslim alındığını, saklanan malların boyutu ve 328 gündür müvekkilinin deposunda kaldığı gözetildiğinde takibin haklı olduğunu savunarak, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 05/04/2017 tarihli yediemin teslim zabtının sözleşme iradesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle sözleşme ile belirlenen yedieminlik ücretinin davalı alacaklı tarafından talep edilmesinin mümkün olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalı alacaklı tarafından takibe konu edilen alacak tutarının sözleşme ile belirlenen bedele uygun olduğunun tespit edilmesi karşısında davacının menfi tespit talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar bir kısım yargıtay kararlarında olayın niteliğine göre talep edilebilecek yedieminlik ücretinden TBK'nın 52. maddesi uyarınca somut olayın özelliklerine göre hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği hüküm altına alınmış ise de haczedilen malların değeri, sayısı ve hacimleri (özellikle 39 adet baza ve 25 adet bazanın kaplayacağı yer) nedeniyle depoda kapladığı yer ve kaldıkları süre de dikkate alınarak mahkememizce hakkaniyet indirimi takdir edilmemiştir. Mahkememizce İİK.m.72/3 maddesi gereği talep üzerine icra veznesideki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş, davacı vekili tarafından icra takibine konu alacağın %15'i oranında teminatın mahkememiz veznesine yatırılarak tedbir kararının uygulandığı anlaşılmakta olduğundan İİK.m.72/4 uyarınca takdiren dava değerinin %20'si oranında hesaplanan tazminatın davacıdan alınarak...." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Alacaklı vekili ... isimli bir kişi bulunmadığını ve ...'ün davacı asıl olduğunu, davacının da hiçbir şekilde 64 TL ücrete ilişkin bir sözleşme imzalamadığını, davalı tarafça dosyaya sadece bir haciz tutanağı sunulduğunu ve haciz tutanağında bir ücret anlaşması bulunmadığını, haciz işlemleri sırasında bu şekilde habersiz bir belge imzalatılması halinde bu sözleşmenin de geçersiz olacağını, İİK ve Yargıtay içtihatlarında yediemin ücretine ilişkin sınırlamalar bulunduğunu, sözleşmelerin yasaya aykırı olamayacağını, yasaya aykırı şekilde fahiş ücret talep edilmesinin korunamayacağını, mahkemece kabul edilen sözleşmeye hukuki değer verilemeyeceğini, tarifeye göre ücretin belirlenmesi gerektiğini, bir çok Yargıtay kararında da bu tür uyuşmazlıklarda resmi tarifeye göre ücret belirlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, Sunulan Yargıtay kararlarına göre saklanan eşyanın değerinden daha fazla bir yediemin ücretinin olamayacağını, sözleşme bulunsa bile tarifeye göre hareket edilmesi, duruma ve hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğini, alınan raporda sadece geçmiş gün sayısının belirlenerek hesap yapıldığını, müvekkilinin başka itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin yaptığı peşin ödeme dışında sadece 900 TLborcu bulunduğunu, İİK ve Lisanslı Yediemin depoları Yönetmeliği Ücret Tarifesine göre işlem yapılması gerektiğini, yasaya aykırı sözleşme imzalatılması ve muhtemelen boş belgenin sonradan doldurulması karşısında düzenlenen sözleşme değeri verilen yazıya itibar edilemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TBK'nın 561 vd. maddelerine dayalı olarak yediemin ücret alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası kapsamında Adalet Bakanlığına ait depo bulunmadığından, davacının gösterdiği davalıya ait yeddiemin deposuna tahliye edilen malların getirildiği ve alacaklının/ davacının günlük yediemin ücretini 64,00 TL olarak kabul ettiği, 3.000,00 TL peşin ücretinde de ödediği anlaşılmaktadır. Eşyanın saklanmak üzere teslim tarihinin 05.04.2017 tarihi olduğu aynı tutanakta yazılıdır. Yedi emine teslim edilen tahliye konusu mallar dava dışı üçüncü kişiye ait ise de bunun iş bu davanın tarafları arasındaki saklama sözleşmesinden doğan yediemin ücret alacağına etkisi yoktur. Zira, davalının deposuna bu malları yediemin sıfatıyla muhafaza etmesi için bırakan kişi, dosyamızın davacısıdır. Keza, dosyaya sunulan tutanak çerçevesinde günlük 64,00 TL'lik yedieminlik ücreti davacı tarafça kabul edilmekle, yedieminlik ücretinin bu günlük bedel doğrultusunda hesaplanması gerekecektir. Saklama sözleşmesinin icra memurunun da katılımı ile icra dosyasında yapıldığı ve matbu tutanakta alacaklı vekili yazan yerin altına davacının adının yazılarak, sözleşmenin alacaklı tarafından imzalanmış olmasının, sözleşmenin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Düzenlenen sözleşmede, saklama sözleşmesinin tüm esaslı unsurları bulunmaktadır. Sözleşmenin davacı tarafından imzalandığı açıktır. Sözleşmenin ücret kısmının, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu ispat edilememiştir. 05.04.2017 tarihinde davalının deposuna teslim edilen, davacının haczettiği eşyaların, teslim tarihinden takip tarihi olan 27.02.2018 tarihine dek günlük 64,00 TL hesabı ile işleyen yediemin ücretinden peşin yatırılan 3.000,00 TL'nin mahsubu sonucu 17.992,00 TL'nin davalı tarafından talep edebileceği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine geçerlilik tanınması gerekip (Bu konuda emsal karar için Bkz. Yargıtay 19. HD, 24.11.2016 tarih, 2016/8016 Esas-2016/15109 Karar sayılı ilamı) Adalet Bakanlığı Depo ve Garajlar Tarife hükümleri gereği uygulama da yapılamayacaktır. Ücretin sözleşmede taraflarca kararlaştırılması ve davalı tarafından işletilen deponun anılan mevzuat kapsamında bulunmaması nedeniyle, tarafların iradesi ile belirlenen ücretin tahsilinin talep edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi yetkisizlik kararı öncesinde 17.08.0218 tarih ve 2018/372 Esas sayılı ara kararı ile menfi tespit talebinin kabulü ile %15 teminat ile icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Belirlenen teminatın yatırılması üzerine mahkemenin 10.09.2018 tarihli yazısı ile icra tedbirin uygulanarak, icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi istenmiştir. Bu nedenle mahkemece tazminata karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamaları da gözetildiğinde, hukuki ilişki Adalet Bakanlığı tarifesine bağlı olmasa bile, hakkaniyet indirimi yapılabileceği ancak bunun mutlak bir zorunluluk olmayıp somut olaya göre değerlendirilecek bir husus oluduğu, mahkemece gerekçesi gösterilerek hakkaniyet indirimi yapılmadığı ve davacı vekilinin hakkaniyet indirimine ilişkin açık bir istinaf nedeni ileri sürmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.01.2025