T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2083
KARAR NO: 2025/70
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 25.06.2021
NUMARASI: 2019/1165 Esas - 2021/470 Karar
DAVA: AlacaK
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen Yetkili Servis Sözleşmesi uyarınca müvekkil şirketin ... tarafından üretilen motorlu araçların yetkili servisi olarak çalıştığını, sözleşme nedeniyle davalı şirketçe düzenlenen 09.04.2019 tarihli faturaya itiraz edildiğini, buna rağmen fatura bedelinin müvekkilinin ... Bank'daki DBS hesabından tahsil edildiğini, faturaya süresinde itiraz edilmesi ve fatura kaşılığı mal veya hizmet alınmaması nedeniyle bedelinin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin faturada bedeli talep edilen eğitime katılmayacaklarının davalıya bildirildiğini ve davalının bu durumu kabul ettiğini, müvekkilinin çalışanlarının eğitim hizmeti almadığını, sözleşmenin 13.2. maddesinde de müvekkilinin eğitime katılma hakkından söz edildiğini ancak eğitim bedelinden söz edilmediğini, sözleşme gereğince eğitim programlarının davalı tarafından hazırlandığını ve bedelinin de davalının karşılaması gerektiğini, sözleşmenin 26.8 maddesine göre müvekkilinin garanti bedelinden sorumlu olmadığını, garanti hizmeti kapsamındaki giderlerin davalı tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek, haksız olarak tahsil edilen 12.468,41 TL'nin 09.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davacının, masrafı kendisine ait olmak üzere personelini müvekkilince düzenlenen eğitimlere göndermekle yükümlü olduğunu, ancak davacının eğitimlere haklı bir gerekçe olmaksızın katılmadığını, davacının katılmakla yükümlü olduğu eğitimlere herhangi bir haklı gerekçe göstermeksizin katılmaması halinde, müvekkili şirket tarafından bu eğitimler için yapılan masrafların kendi payına düşen kısmını karşılaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenleme, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında taraflar arasında düzenlenen 09 Mart 2018 tarihli Yetkili Servis Sözleşmesi gereğince davalı şirketin davacıya 09.04.2014 tarihli 12.468,41 TL bedelli fatura düzenlendiği ve işbu faturaya 11.04.2019 tarihinde itiraz edilerek Eskişehir ...Noterliğinin 11/04/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle iade edildiği ancak anılan fatura bedelinin ... Bank ile davacı şirket arasındaki doğrudan borçlanma sözleşmesi kapsamında fatura tarihi itibariyle tahsil edildiği sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmalık tahsil edilen bu paranın hukuka uygun olarak tahsil edilip edilmediği ve dolayısıyla iade edilmesi gerekip geremediği üzerinde toplanmaktadır. Bu kapsamda Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi istinabe edilerek davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınması istenmiştir. Mahkemece alınan ve gönderilen işbu raporda özetle göre davacı şirketin dava konusu alacağa ilişkin düzenlenen faturayı iade ettiği, davayı şirket adına düzenlenen alış faturaları toplamı olan 102.073,23 TL borcuna karşılık 114.541,57 TL ödeme kaydı bulunduğu ve buna göre dava tarihi itibariyle 12.468,34 TL alacaklı bulunduğuna ilişkin tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu rapora ve dosya kapsamında göre uyuşmazlığın tek bir faturaya dayanması ve işbu faturanında iade edilmiş olması karşısında davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Zira davalı taraf savunmasını işbu fatura bedelinin sözleşme gereğince eğitim katılım giderlerine ilişkin olduğuna dayandırmaktadır. Davalı şirketin personelinin ise tanık beyanı ve savunmadan da anlaşılacağı üzere davalının düzenlediğini öne sürdüğü eğitimlere katılmadığı açıktır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmeye bakmak gerekir. Taraflar arasında düzenlenen 09 Mart 2018 tarihli Yetkili Servis Sözleşmesinin hiçbir maddesinde de eğitim programlarına katılım sağlanmaması halinde giderlerin eğitim giderlerinin ödeneceğine dair bir ibare bulunmadığı gibi garanti hizmet giderlerinin de davacı tarafından karşılanacağına yer verilmemiştir. Esasen her iki durum söz konusu sözleşmenin lafzına ve ruhuna da aykırıdır. Zira sözleşmenin amacı ve tarafların durumuna göre eğitim ve garanti giderlerinin herhalde merkezi şirket olan davalı tarafından karşılanması gerekmektedir. Kaldı ki, sözleşmenin 13.2 maddesinde eğitimlere katılmamak yalnızca fesih sebebi olarak öngörülmüş; sözleşmenin 26.8 maddesinde ise garanti giderleri davalı şirket üzerinde bırakılmıştır. Hasılı, uyuşmazlığın sözleşme, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre vuzuha erdiği ve davalının davacı şirket aleyhinde dava değeri kadar sebepsiz zenginleştiği ve bu zenginleşmeyi iade etmesi gerektiği ortadadır. Binaenaleyh davacı şirketin davasını, TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddeleri nazarında ispat ettiği sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 12.468,41 TL'nin dava tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, masrafı kendisine ait olmak üzere personelini müvekkilince düzenlenen eğitimlere göndermekle yükümlü olduğunu, müvekkili bakımından eğitime katılımın önemli olduğunu, güncellenen sistemler için yetkili servis personelinin düzenlenen eğitimlerinin belli bir oranına katılmamasının sözleşmede fesih nedeni olarak kabul edildiğini, kalitenin korunması için bu durumun zorunlu olduğunu, ancak davacının sürekli şekilde eğitimlere katılmadığını, müvekkilinin ... isimli programın yeni versiyonu için eğitim düzenlediğini, bu sisteme geçişle ekran ve menüler değişeceğinden eğitim alınmasının öneminin belirtildiğini, sistemin yeni ve karmaşık olması nedeniyle eğitim alınmadan kullanılmayacağını, fesih gibi ağır bir sonuç beklenen eğitime katılmama konusunda müvekkilinin onay verdiğinden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin katılmama konusunda açık veya kapalı bir onayının bulunmadığını, müvekkilince 19-22 Mart 2018, 26-29 Mart 2018, 31-01 Haziran 2018 ve 10-13 Eylül tarihlerinde 4 farklı eğitim düzenlenmesine rağmen davacının hiç bir eğitime personelini göndermediğini, buna ilişkin geçerli bir mazeret de sunmadığını, farklı otomotiv şirketlerinden bu eğitimin alınmasının geçerli bir mazeret olmadığını, kaldı ki buna ilişkin eğitim belgelerinin de sunulmadığını, müvekkilinin eğitim için yaptığı masrafların, davacının payına isabet eden kısımlarını talep edebileceğini, Garanti tahtında gerçekleştirilen işlemlerin usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmesi halinde, giderlerden müvekkilinin sorumlu tutulabileceğini, ancak garanti işlemlerinin usulüne uygun şekilde yapılmadığını, fatura konusu garanti belgesine aykırı işlemlerin davacıya bildirildiğini, davacının hatalı işlemi nedeniyle garanti ödemesi yapılmaması halinde bu zarara kusurlu davranışı ile neden olan davacının sorumlu olacağını, ... tarafından bayideki eksiklikler nedeniyle müvekkiline kesilen cezaların da davacıdan tahsil edilebileceğini, sözleşmede buna ilişkin açık hükümler bulunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen yetkili servis sözleşmesi kapsamında davalı tarafından düzenlenen fatura karşılığında davacının banka hesabından yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkin bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen 09.03.2018 tarihli Yetkili Servis Sözleşmesi gereğince davalı şirketçe, 09.04.2014 tarihli 12.468,41 TL bedelli fatura düzenlenerek davacıya tebliğ edilmiştir. Davacı bu faturaya Eskişehir ... Noterliğinin 11.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile iade ederek faturaya itiraz etmiştir. Ancak fatura bedeli davalı şirketçe davacının ... Bank'da bulunan DBS hesabından tahsil edilmiştir. Uyuşmazlık, davalı tarafından düzenlenen faturanın sözleşmeye uygun olup olmadığı ve 09.04.2019 tarihli faturadaki eğitim bedeli ve garanti iade bedeli alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. TTK'nın 21.maddesi gereğince ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Faturanın düzenlenmiş olması tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmayıp, fatura konusu mal veya hizmetin teslimi veya alacağın bulunduğunu HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesi gereğince kanıtlanması gerekmektedir. Bu nedenle davalı, davacının banka hesabından kesme suretiyle tahsil ettiği faturadaki alacak kalemleri yönünden alacaklı olduğunu kanıtlamalıdır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesinde, garanti kapsamında verilen hizmetler düzenlenmiş olup 26/8. maddede bu hizmetlerden kaynaklanan borçların davalıya ait olduğu düzenlenmiştir. Ancak davalı, davacının garanti, politika ve prosedürleri kitapçığında yer alan işlemleri yapmaması nedeniyle bir kısım zararlar oluştuğunu ve bu bedelin tahsil edildiğini savunmuştur. Davalının savunması somut olup buna ilişkin somut bir kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödediği garanti bedelini davacıdan talep etmesi mümkün değildir. Davalının, somut olarak davacının hangi eylemi ile garanti prosedürünü ihlal ettiği kanıtlamaması karşısında ilk derece mahkemesince verilen karar yerindedir. Eğitim bedeline yönelik fatura alacağının değerlendirilmesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesinde yetkili servis teşkilatı ve eleman istihdamına ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Düzenlemenin amacı, davalının işlerine uygun eğitimli ve yeterli personel istihdamını sağlamaktır. Nitekim sözleşmenin 13/2. maddesinde yetkili servis elamanlarının, yetkili servis standartlarında belirtildiği şekilde eğitileceği ve davalı tarafından belirtilen eğitim programlarına gönderileceği yazılıdır. Bir takvim yılı içerisinde davalının belirlediği eğitim programlarının %80'ine katılmama hali davalı açısından sözleşmenin 30/3. maddesi kapsamında haklı fesih nedeni sayılmıştır. 13/3. maddede de yetkili servis elemanlarının mevzuat ve işin gerektirdiği her türlü bilgiye sahip olacağı ve katalogda belirtilen ekipmanlarla bakım ve onarım yapacak şekilde eğitim almaları gerekeceği vurgulanmıştır. Sözleşmedeki düzenleme ve işin niteliği gereği her gün değişen teknolojik gelişmeler karşısında servis veren kişilerin eğitimi zorunludur. Bu husus sözleşme ilişkisinde önemli görülerek eksik eğitim verilmesi davalı açısından haklı nedenle fesih sebebi sayılmıştır. Ancak sözleşmede eğitimin davalı tarafından verileceği belirtilmesine rağmen, eğitim bedelinin davalı tarafından karşılanacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Eğitimin zorunlu olması, bedelinin de eğitim alan kişi tarafından karşılanmasını gerektirmez. Son derece ayrıntılı düzenlemeler içeren sözleşmede eğitim bedelinden kimin sorumlu olduğunun belirtilmemesi karşısında, kalite kontrol ve organizasyon yükümlülüğü üzerinde bulunan ve fesih hakkı bulunan davalının bu giderden sorumlu olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince bu talebe yönelik yapılan yargılama ve verilen hüküm yerinde olduğundan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 856,90 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.01.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.