T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2043
KARAR NO: 2025/75
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 02/02/2021
NUMARASI: 2018/1105 esas - 2021/91 karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 17.09.2018 tarihinde imzalanan iki adet taşımacılık sözleşmesi kapsamında, müvekkiline ait iki adet araçla davalıya servis hizmeti verildiğini, sözleşme ile davalıya 10.000 TL bedelli iki adet teminat bonosu verdiğini, sözleşmelerin zaman zaman yenilendiğini, en son imzalanan 17.09.2018 tarihli sözleşme kararlaştırılan 7.242 TL faturanın ödenmeyeceğinin ve teminat bonolarının da iade edilmeyeceğinin bildirdiğini, davalının müvekkilinden taşıma hizmeti almayacağını belirterek sözleşmeyi feshettiğini, fatura bedelinin talep edilmesi halinde teminat bonolarının takibe konu edileceğinin ifade edildiğini, bunun üzerine müvekkilince keşide edilen Gebze ... Noterliğinin 20.12.2018 tarihli ihtarı ile fatura bedelinin istendiğini, ödenmeyen fatura borcunun tahsili amacıyla müvekkilince İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, müvekkilinin teminat bonoları nedeniyle borçlu olmasına rağmen bonoların iade edilmediğini ileri sürerek, 17.09.2018 tarihinde verilen 10.000 TL miktarı iki adet teminat bonosunun bedelsiz olduğunun ve davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; sözleşmenin davacı tarafından haksız şekilde feshedildiğinden sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın ödenmesi gerektiğini, davacının düzenlediği taşıma faturalarına süresinde itiraz edildiğini, fatura konusu hizmetin verilmediğini, davacının 01.10.2018 tarihinde öğrenci çıkış servisine gelmediğini, dava konusu bonoların müvekkilinin uhdesinde bulunduğunu ve teminat amacıyla verildiğini, davacının taşıma işini bırakarak sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı müspet zararlar ile sözleşmenin 18. maddesinde belirlenen ve haksız fesih halinde ödenecek cezai şart alacakları bulunduğunu, davacının gönderdiği ihtarda bonoların iadesini istemediğini, senetler hakkında icra takibi başlatılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı vekili, karşı dava dilekçesinde özetle; davacının taşıma işini haksız olarak bırakması nedeniyle müvekkilinin dava dışı kişiden yazılı sözleşme kapsamında 01.10.2018 ila 03.10.2018 tarihleri arasında iki gün için günlüğü 200 TL'den araç temin ettiğini ve 800 TL ödediğini, davacının feshi nedeniyle günlüğü 210 TL bedelle yeni bir firma ile anlaşıldığını, bu nedenle Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs Haziran ayları için toplamda 5.140 TL ödendiğini ve bu miktarda zarar oluştuğunu, sözleşmede haksız fesih halinde 2.000 USD cezai şart bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığından iki araç için 4.000 USD ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, iki gün için fazladan ödenen 450 TL, sezon sonuna kadar yapılan sözleşme gereğince fazladan ödenen 5.140 TL ile 4.000 USD cezai şart alacağının tahsilini istemiştir.İlk derece mahkemesince, karşı dava bu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kayıt edilmiş ve asıl davada yapılan yargılama sonucunda istinaf başvurusuna konu karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı taraf, sözleşme gereği yerine getirmesi gereken taşıma hizmetini davalı şirket yetkilisinin artık taşıma hizmetinin gerçekleştirildiği okula gelmemesini söylemesi üzerine gerçekleştiremediğini, davalı taraf ise davacının artık araçlarını göndermeyeceğini söyleyerek sözleşme gereği yerine getirmesi gereken hizmeti ifa etmediğini iddia etmiş ise de, soyut tanık beyanları dışında tarafların bu yöndeki iddia ve savunmalarını destekler nitelikte herhangi bir delili dosyaya ibraz edemediği, taraflarca sözleşmenin TTK 18. maddesi gereği feshedildiğini bildirir içerikte herhangi bir yazışmanın gerçekleştirilmediği, bu haliyle davacı tarafın hala geçerliliğini koruyan sözleşmeden kaynaklanan taşıma hizmeti borcunu geçerli bir sebep olmaksızın yerine getirmediğinin kabulü gerekeceği, taraflar arasında taşıma hizmetinde kullanılacak 2 adet araç için akdedilen sözleşmelerin 16. maddesi gereği her bir sözleşme için alınan 10.000 TL bedelli senedin sözleşmenin sona ermesi ile birlikte iade edileceğinin kararlaştırıldığı, buna göre dava konusu senetlerin dava tarihi itibari ile bedelsiz kaldığından bahsedilemeyeceği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, soyut tanık beyanlarından hareketle davanın reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin takip talebinden önce gönderdiği Gebze ... Noterliğinin 20.12.2018 tarihli ihtarı ile ücretlerini alamadığını, bu nedenle işe devam edemeyeceğini ve ücretin ödenmesinin istenmesi nedeniyle soyut tanık beyanları ile hüküm verilemeyeceğini, Kaldı ki tanık beyanlarına göre müvekkilinin sabah serisinde taşıma hizmetini verdiğini, akşam servisinde ise müvekkilinin araçlarının davalı tarafından okula sokulmaması ve bundan sonra bu okullarda hizmet vermesinin engellenerek, araçların başka okullara gönderildiğini, müvekkilinin, davalıdan talimat almadan tek yanlı olarak servis hizmetini aksatmadığını, servis hizmetinin ilgili okula alınmayana kadar yerine getirildiğini, sözleşmedeki aşrı miktardaki cezai şart dikkate alındığında müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece tanık anlatımlarının esas alındığının belirtilmesine rağmen, dinlenen tanık beyanlarına gerekçeli kararda yer verilmediğini, sözleşmede taraf olmamasına rağmen hizmetin okul servis taşımacılığına ilişkin olması nedeniyle servis hizmetinin kim tarafından ifa edilmediği ya da eksik ifa edildiğinin sorulması gerekirken, soyut tanık beyanları ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin yenilen sözleşme kapsamında okul alanından çıkarılana kadar edimini yerine getirdiğini, bu durumun davalının ticari defterleri ile sabit olmasına rağmen, mahkemece defterlerin incelenmeden karar verildiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin sehven hatalı tutulduğunun duruşmada belirtildiğini, davalının da fatura bedelini ödediğini savunmadığını, davalının soyut tanık beyanları dışında delil sunmadığını, bu hususta yapılan suç duyurusunun mahkemece dikkate alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma sözleşmesi nedeniyle davalıya verilen iki adet teminat bonosu nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş öğrenci servis taşınmasına ilişkin sözleşme bulunmaktadır. Taraflarca ibraz edilen yazılı sözleşmelerde, davacının taşımacı, davalının ise işveren olarak yer aldığı görülmektedir. Sözleşmede, taraflardan birinin edimini yerine getirmeyerek sözleşmeyi haksız şekilde feshetmesi hâlinde cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Dava konusu sözleşmeler kapsamında dava konusu iki adet bononun davacı tarafından davalıya teminat amacıyla verildiği tarafların kabulündedir. Davacı, düzenlenen iki adet taşıma faturasının ödenmemesi üzerine keşide ettiği Gebze ... Noterliğinin 20.12.2018 tarihli ihtarı ile 30.11.2018 tarihli iki adet fatura borcunun ödenmesini, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini istinaf başvurusunda ileri sürmektedir. İncelenen ihtarda feshe ilişkin bir açıklama bulunmamasına rağmen, davacı taraf, hizmet bedelinin ödenmediğini ve davacının çalışmasına müsaade edilmeyerek sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini ileri sürmektedir. Davalı ise cevap ve karşı dava dilekçesinde, sözleşmenin davalı tarafından eylemli olarak feshedildiğini, fesih nedeniyle iki gün başka bir kişiden servis hizmeti alındığını ve sözleşmenin bakiye süresi için başka bir firma ile servis hizmet sözleşmesi imzalanarak, davacı ile imzalanan sözleşmeden daha fazla ödeme yapıldığını belirterek bu iki kalem zararın tahsilini istemiştir. Ayrıca, sözleşmenin 18. maddesinde düzenlenen ve taşıyanın sözleşmeye aykırı davranması veya sözleşmeyi haksız feshetmesi hâlinde 2.000 USD cezai şart ödeyeceğine ilişkin hüküm nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur. Bu durumda, davacı yan, sözleşmenin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerken, davalı ise sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğini savunarak karşı dava açmıştır. Taşıma sözleşmesinin feshedildiği tarafların kabulündedir. Fesih hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, feshin kimin tarafından yapıldığı ile haklı olup olmadığı ve bu kapsamda verilen teminat bonolarının bedelsiz kalıp kalmadığı noktasındadır. HMK'nın 187. maddesine göre, ispatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Buna göre, tarafların feshin varlığı konusunda anlaşmış olmaları yeterli olup, ayrıca sözleşmenin feshinin yazılı şekilde yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Zira her bir taraf, karşı tarafın sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini ileri sürerek, karşı tarafın haksız feshine bağlanan hakları talep etmişlerdir. Çekişmesiz olan bu konuda tanık dinlenerek feshin varlığı veya yokluğunun değerlendirilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece tarafların açık taleplerine rağmen, feshin kanıtlanmadığı ve davacının devam eden sözleşme kapsamında hizmet vermediği kabul edilmiştir. Diğer yandan, mahkemece fesih olgusunun tespiti için tanık dinlenmiş ve tanık deliline dayanılarak karar verilmesine rağmen, tanık beyanları konusunda gerekçeli kararda bir değerlendirme yapılmadığı ve hangi tanığın beyanından bu sonuca varıldığının gösterilmediği anlaşılmaktadır. Yeterli ve denetime elverişli gerekçe içermeyen ve HMK'nın 297.maddesine uygun olmayan kararın istinaf denetimine de uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Fesih karşı tarafa ulaşmakla hüküm ifade eden tek taraflı irade beyanı olup, bu tür sözleşmelerde, sözleşmeyi fesheden tarafın ifaya zorlanması mümkün değildir. Sözlemeyi fesheden taraf feshin haklılığına veya haksızlığına göre sözleşmede kararlaştırılan sonuçlara katlanır. Bu durumda, belirli bir dönem için yapılan ve ifa süresi sona eren sözleşmenin feshedildiği açık olduğundan, feshin kim tarafından yapıldığının ve feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekir. Davacının teminat senedi iddiasının karşı dava bakımından da önemli olması ve her iki talep arasında sıkı bağlantı bulunması nedeniyle, eğer ayrılan karşı davada henüz nihai karar verilmemiş ise karşı davanın geri birleştirilerek tarafların talepleri hakkında birlikte karar verilmesi; karşı davada karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması hâlinde bu davadaki talep hakkında delillere dayalı ve hukuka uygun gerekçe içeren bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa ilişkin esaslı delillerin değerlendirilmeden karar verilmesi nedeniyle de ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.01.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.