T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2092
KARAR NO: 2025/74
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 21.05.2021
NUMARASI: 2020/276 Esas - 2021/417 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve dava dışı borçlular aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak teşkil edildiği iddia edilen ... bank A.Ş. Bandırma Şubesi tarafından düzenlenen genel kredi sözleşmesinin müvekkilince imzalanmadığını, İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/899 Esas ve 2018/797 Karar sayılı kararı ile müvekkili yönünden takibin iptaline karar verildiğini, davalının istinaf istemi üzerine kararın kaldırıldığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının onandığını, ancak bu kararın olayın esasına ilişkin olmadığını ve yetkiye ilişkin olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığını, takibe konu genel kredi sözleşmesindeki müteselsil kefil kısmında yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın müvekkiline ait olduğu düşünülse dahi ilamsız takibin asıl alacak ve faiz kalemlerinin hatalı hesaplandığını, dosyada bulunan Bandırma ...Noterliğinin 14.08.1997 tarihli ihtarnamesinde de müvekkilinin muhatap olmadığını ve ihtarname ile temerrüte düşürülmediğini ileri sürerek, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile ... A.Ş. arasında 300.000.00. TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeden kaynaklanan alacağın TMSF'ye devredildiğini, sözleşmede ...'ın asıl borçlu, davacı ile dava dışı ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, bilirkişi incelemesinde sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun anlaşılacağını, davalının Bandırma ... Noterliğinin 14.08.1997 tarihli ihtarnamesi ile diğer borçlulardan talepte bulunduğunu, davacıya ise genel kredi sözleşmeden kaynaklanan borcun ifası için Bandırma ... Noterliğinin 27.02.1998 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtardaki borcun 1.303.343.000 TL olduğunu, borçların ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı (yeni esas ...) dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borcun açık olduğunu ve davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından İstanbul .. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına dayanak genel kredi sözleşmesindeki müteselsil kefil kısmındaki imzanın davacıya ait olmadığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde, takibe dayanak genel kredi sözleşmesi örneğinde davacının isminin ve imzasının bulunmadığı, yine takibe dayanak Bandırma ...Noterliğinin 14/08/1997 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde de davacının adının yer almadığı, davalı bankanın icra takibinde ki alacağının dayanağının 14/08/1997 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, davalı banka tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesi ve eklerinin asıllarının ibraz edilemediği, davacının, davanın dayanağı 14/08/1997 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzayı inkar etmesi ve sözleşme aslının sunulamaması nedeniyle de imza incelemesinin yapılmasına olanak bulunmaması karşısında davalının icra takibinin dayanağı sözleşme ilişkisini ispat edemediği, bu suretle davacının davasını ispat ettiği... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalıya 88.686,83 TL borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen şartların oluşmasına rağmen kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacaklının kötü niyetli sayılması için, alacaklı olmadığını bilmesine veya bilmek durumunda olmasına rağmen, borçluya karşı icra takibi yapmış olması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilin borçlu olmadığını bilmesine haksız takip başlattığını, borçlunun asıl borçlusu ... olan ve müvekkilinin kefil sıfatıyla yer aldığı iddia etiği sözleşmenin aslını mahkemeye sunmadığını, sözleşme aslı denilerek müvekkilinin kredi borçlusu olduğu ve borcu ödenen sözleşmenin sunulduğunu, bir aylık kesin süreye rağmen sözleşme aslının sunulmadığını ve ortada gerçekte bir sözleşme bulunmadığını, Bandırma ... Noterliğinin, 27.02.1998 tarihli ihtarının ...'in asıl borcundan kaynaklanan ve müvekkilin kefil sıfatıyla yer aldığı bir ihtarname olduğunu, mahkemenin yanıltılarak birden fazla yanlış evrak sunularak sürecin uzatıldığını, borçlu olmadığı konusunda tereddüt bulunmayan bir kişi hakkında takip başlatılması nedeniyle kötü niyet tazminatının şartlarının oluştuğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Bankacılık Kanununun 143. maddesi kapsamında kurulmuş ve sermayesinin temamı TMSF'ye ait olduğunu, davaya konu alacağın Fon'dan müvekkiline devir edildiğini, bu nedenle 19.03.2021 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı yerine getirilmek üzere arşiv kayıtlarının araştırılması gerektiğini, evrak aslının tespiti için TMSF'nin ve müvekkil şirketin arşiv kayıtların istendiğini, evrak asıllarının tespitinin arşiv araştırmasından kaynaklandığını, 21.05.2021 tarihli 3 numaralı celsede arşiv araştırmasının devam ettiğinin ve pandemi koşullarının sürecin yavaş ilerlemesine sebep olduğunun belirtilmesine karşın mahkemece bu talep hakkında ara karar oluşturulmadan hüküm kurulduğunu, usulüne uygun şekilde kesin süre verilmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu genel kredi sözleşmesi ve ihtarnamenin taranmış halinin ekte yer aldığını, duruşma sırasında genel kredi sözleşmesi aslı ve ihtarnamenin sunulacağını, gecikmenin elde olmayan nedenlerden kaynaklandığını, ... bank A.Ş. ile ... arasında imzalanan sözleşmesinde davacı ile dava dışı ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığını, borcun ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı (... yeni esas no.) takip başlatıldığını, davacının adının ihtarnamede bulunmadığını, ancak genel kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunduğunu, takibe süresinde itiraz etmediğini, mahkemece buna rağmen belgelerin sunulması beklenmediğinden inceleme yapılamadığını, imza incelemesi yapılmadığından imzanın davacıya ait olup olmadığının belirlenemediğini, icra mahkemesinde esastan ret kararı verilmesine rağmen bu davanın açılmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe karşı İİK'nın 72.maddesi gereğince açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı, dava dışı ...bank AŞ Bandırma Şubesi ile borçlu ... arasında düzenlenen 14.08.1997 tarihli genel kredi sözleşmesinde kaynaklanan alacağın, 22.02.2006 tarihli devir sözleşmesiyle alacağı devir almıştır. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca, borçlu ..., ... ve ... gönderilen Bandırma ...Noterliğinin 14.08.1997 tarihli ihtarıyla hesabı kat edilmiştir. İhtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine aralarında davalının da bulunduğu borçlular hakkında 6.760,00 TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 88.686,83 TL'nin tahsili amacıyla 27.06.2013 tarihinde ilamsız takip başlatılmış ve bu takip kesinleşmiştir. Davacının İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/899 Esas sayılı dosyasında imza yokluğu nedeniyle takibin iptalini talep ettiği, mahkemece takibin iptaline karar verildiği ancak borçlunun imzası bulunan genel kredi sözleşmesi suretinin sunulması üzerine İstanbul Bam 20.Hukuk Dairesinin 2018/2067 Esas 2019/1585 Karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2019/13323 - 18244 EK sayılı kararıyla onandığı anlaşılmıştır. Dava konusu takibe ilişkin genel kredi sözleşmesinde davacının imzasının bulunup bulunmadığı gerek bu davada ve gerekse icra mahkemesindeki yargılama dava konusudur. İcra mahkemesinde davanın kabulüne karar verildikten sonra borçlu vekilinin sunduğu 17.09.2018 tarihli dilekçe ekine sözleşmenin sureti konmuştur. Bu yargılamada genel ilkelere göre yargılama yapılacağından sözleşmenin aslı üzerinde imza incelemesi yapılmasına gerektiğinden, mahkemece 19.03.2021 tarihli oturumda 14.08.1997 tarihli genel kredi sözleşmesi aslının bir aylık kesin süre içerisinde ibrazı için davacı vekiline kesin süre verilmiş ve süreye uyulmamasının sonuçları hatırlatılmıştır. Duruşma 21.05.2021 tarihine bırakılmış olup, kesin süre içerisinde, evrakın aranmasına devam edildiği belirtilerek ek süre talep edilmemiştir. Daha önce belgenin suretinin icra mahkemesine sunulması karşısında ve kesin süre içerisinde talep edilen delilin sunulmaması nedeniyle mahkeme ara kararı ile davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle ilk derece mahkemesince kesin süre içerisinde ibraz edilmeyen delilin dikkate alınmadan karar verilmesi yerindedir. Yargılamada ortaya çıkarılacak maddi hakikatin, usul kurallarına riayet edilerek tespiti gerektiğinden, kesin sürede ibraz edilmeyen bu delilin istinaf aşamasında sunulması kabulü mümkün görülmediğinden, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, İİK'nın 67/2. maddesine göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre, alacaklının takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olması da gerekmektedir.İİK'nın 72/5.maddsine göre, dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Dava dışı borçlu ile alacağını temlik eden ... AŞ arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine davacının müteselsil kefil olarak katıldığı iddiasıyla takip başlatılmıştır. Her ne kadar mahkemece talep edilen sözleşme aslının ibraz edilmemesi nedeniyle imza incelemesi yapılmamış ise de yukarıda sözü edilen icra mahkemesi dosyasındaki istinaf başvurusunda sözleşme suretinin eklendiği görülmektedir. Davanı reddine karar verilmesi bu tazminata hükmedilmesi için yeterli olmayıp, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Temlik eden banka ile davacı arasındaki kredi ve kefalet ilişkisi ve bu ilişkiden kaynaklanan alacağın devri sözleşmesine göre takibin kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı ve davalı vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.543,65 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Yapılan kanun yolu giderlerinin tarafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.01.2025