T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2101
KARAR NO: 2025/62
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/06/2021
NUMARASI: 2018/1238 E. 2021/497 K.
DAVA: İtirazın İptali (Satım sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında, davalının sipariş ettiği ürünlerin tedarik edilerek teslim edildiğini, düzenlenen faturadan kaynaklanan 8.549,00 TL'nin ödenmemesi üzerine başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin, takibe konu faturadan kaynaklı borcunun bulunmadığını, fatura konusu emtianın teslim edilmediğini, irsaliyedeki teslim alan kişinin müvekkili şirketle ilgisinin bulunmadığını, bu kişinin müvekkili şirketin yetkilisi veya çalışanı olmadığını, bu hali ile irsaliyeli faturanın malın teslimine ilişkin ispat aracı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin iyiniyetle faturayı kayıtlarına işleyerek emtianın teslim edileceğine duyduğu güven nedeniyle de faturayı iade etmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı sayılı icra dosyası üzerinden davalı-borçlu aleyhine 8.549,10-TL asıl alacak ve 598,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam; 9.147,42 TL alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğinin üzerine davalın süresinde asıl alacağa, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, alacaklı vekilinin yasal süresi içerisinde itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkememizce taraf defter ve kayıtları üzerinde talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, dosyaya ibraz edilen, dosya kapsamına ve bilimsel gerçeklere uygun olan bilirkişi raporunda, davacı ve davalı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde yapıldığı, davaya konu 12/07/2018 tarih ve 8.549,10 TL tutarlı 1 adet faturanın davacı ve davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davaya konu 1 adet faturanın toplam tutarının 8.549,10 TL olduğu, davaya konu 1 adet faturaya istinaden davacı ve davalı yasal defterlerinde ödeme kaydının bulunmadığı, faturada teslim alan bilgisine ait ... adlı kişinin SGK Düzce İl Müdürlüğü yazısı ekinde bulunan çalışanlar listesinde ismine rastlanmadığı, Düzce Vergi Dairesinin 15/09/2020 tarihli yazısı ile Sarı İnşaat Malz...şirketinin 2018 yılı BA ve BS formunun 44. satırında ... firmasına ait 1 adet KDV hariç 7.245,00 TL tutarlı bildirim yapıldığı, İstanbul Vergi Dairesinin 06/12/2019 tarihli yazısı ile ... firmasının 2018 yılı BA-BS formlarında 4. satırda ... firmasına ait 1 adet kdv hariç 7.245,00 TL tutarlı bildirim yapıldığının tespit edildiği, davalı yanca her ne kadar, fatura konusu malların tesliminin müvekkili şirkete yapılmadığı, irsaliyeli faturada adı geçen şahsın müvekkili ile hiçbir ilgisi bulunmadığı, teslimi yapılmayan bir mal bedelinin talep ve tahsilinin mümkün olmadığı iddia edilmiş ise de; gerek davalı yanın cevap dilekçesindeki 'müvekkili şirketin iyiniyetle faturayı kayıtlarına işlemiş ve malın teslim edileceğine duyduğu güven ile de iade etmemiş' şeklindeki beyanı ve gerek se alınan bilirkişi raporu sonucu dava ve takip konusu 12/07/2018 tarih ve 8.549,10 TL tutarlı 1 adet faturanın davacı ve davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu ve BA ve BS formları ile de vergi dairelerine bildirdikleri şeklindeki tespit karşısında, davalı yanın fatura konusu malların tesliminin müvekkili şirkete yapılmadığına ilişkin savunmasına itibar edilmemiş, davalının dava ve takip konusu faturayı ticari defter ve kayıtlarına işlenmesi sonucu fatura içeriğini de kabul etmiş sayılacağı (Bknz. Yargıtay 19. H.D. 25/11/2015 tarih ve 2015/6026 Esas-2015/15585 Karar sayılı kararı) sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmış, ayrıca davalı yanca herhangi bir ödeme iddiasında da bulunulmadığından, davacının davasını 8.549,10 TL Asıl alacak yönünden ispat etmiş olduğu ve bu miktar üzerinden dava açmakta haklı ve hukuki yararının da bulunduğu anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne ve yine davacı yanca takip öncesi işlemiş faiz alacağı yönünden TTK 1530 maddesi hükmünün uygulanarak faize hükmedilmesi gerektiği beyan edilmiş ise de, TTK'nun 1530/4 maddesi hükmünün mal tedarik sözleşmelerinde uygulanacağı, somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişkide anılan maddenin uygulama yerinin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı yanın TTK 1530 maddesi hükmünün uygulanmasına ilişkin talebine de itibar edilmemiş ve takip öncesi faiz isteminin iş bu nedenle..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 8.549,10 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 8.549,10 TL asıl alacak üzerinden, takip talebindeki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.709,82 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin kabul gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm aşamalarda belirtildiği üzere, tek taraflı düzenlenen fatura içeriği emtianın müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilince sipariş edilen emtianın şirketin yetkilisine teslim edilmediğini, teslim borcunu yerine getirmeyen davacının satım bedelini talep edemeyeceğini, mahkeme kararının sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu,Süresinde faturaya itiraz edilmese de sözleşme konusu ürünün teslim edildiğinin satıcı tarafından usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerektiğini, faturaya itiraz edilmemesinin, fatura içeriği emtianın teslim alındığını kanıtlamayacağından, fatura konusu emtianın davalı şirket yetkililerine teslim edildiğinin, davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, irsaliyede ismi bulunan kişinin müvekkili şirket ile ilgisinin bulunmadığını, malın teslim edileceğine duyulan güven nedeniyle faturanın kayıt edildiğini ve faturaya itiraz edilmediğini, faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına teslim olgusunu kanıtlamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya satılarak teslim edilen emtia karşılığı düzenlenen fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı ise taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, faturanın güven ilişkisi kapsamında alınarak ticari defterlere kayıt edildiğini, ancak fatura konusu emtianın şirket adına mal veya hizmet kabulüne yetkili kişiye teslim edilmediğini, irsaliyeli faturada ismi bulunan kişinin şirket ile ilgisinin bulunmadığını, sipariş emtianın şirketi temsile yetkili kişiye teslim edildiğinin kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının BA formu ile bu faturayı vergi dairesine bildirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı/ satıcı tarafından fatura düzenlenip, davacının ticari defterlerine kaydedilmesi tek başına davacının alacağın varlığını kanıtlamaya yetmez. Fatura konusu mal ve hizmetin verilip teslim edildiğinin de kanıtlanması gerekir. Sunulan sevk irsaliyesinde teslim alan imzası bulunmasına rağmen, bu kişinin şirketin kayıtlı çalışanı olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak dava konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı tarafından alış faturası olarak ilgili vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, satım konusu faturanın davcı tarafından düzenlenerek emtia ile birlikte davalıya teslim edildiği, davalının tebliğ aldığı faturaya süresinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine kayıt ettiği ve süresinde emtianın teslimine yönelik itirazda bulunmadığı kabul edilmelidir. Davalının defterlerinde kayıtlı olan fatura içeriği emtiayı teslim aldığı anlaşılmıştır. Zira fatura malı temsil etmekte olup, mal ile birlikte davalıya gönderilmiştir. Bu nedenle ayrıca teslime ilişkin başka bir belgenin varlığına gerek bulunmamaktadır. Ticari defterlerde kayıtlı olan bir faturaya konu emtianın teslim alınmadığına ilişkin savunma soyut olup, buna ilişkin somut bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle soyut olarak emtianın teslim alınmadığının savunulmasına itibar edilememelidir. Tarafların ticari defterlerinin bir birini doğruladığı, borcun varlığının davalının kayıtları ile sabit olduğu, eksik bir inceleme bulunmadığı gibi başka bir araştırmaya da gerek bulunmadığı görülmüştür. Davalının istinaf başvurusunda sunduğu yargı kararlarının somut olay ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Elbette bir faturanın düzenlenerek, düzenleyen kişinin ticari defterlerine kayıt edilmiş olması, faturada borçlu olarak gösterilen kişi (alıcı/borçlu) yönünden borç doğurucu bir işlem olarak kabul edilemez. Bu durumlarda, sözleşmenin ifa edildiğinini ve sözleşme konusu mal veya hizmetin teslim edildiğinin HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesi uyarınca satıcı/ davacı tarafından kanıtlanması gerekir. İstinaf başvurusunda belirtilen kararlarda, bu yönü ile fatura kurumu incelenmiştir. Aksi halde, davalının irsaliyeli faturayı teslim alarak ticari defterlerine işlemesine rağmen, fatura konusu mal ve hizmeti teslim almadığının kabul edilmesi ve satıcının yeniden teslimi kanıtlanmasının istenmesi, dürüstlük ilkesine aykırı olduğu gibi, tacirin tüm işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği ilkesine de aykırıdır. Davalının ticari defterleri ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 437,25 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.01.2025