T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2058
KARAR NO: 2025/61
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16.10.2018
NUMARASI: 2017/140 Esas - 2018/886 Karar
DAVA: İtirazın iptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Tasfiye Halindeki ... A.Ş'ye yatırdığı mevduattan dolayı alacaklı olduğunu, şirketin tasfiye halinde olması nedeniyle yaklaşık yirmi yıldır parasını alamadığını, davalının 13.11.2010 tarihli sözleşme ile borcu üstlendiğini, alacağın temliki sözleşmesi ile alacağın 42 taksite bölündüğünü ve davalının 6 taksiti ödediğini, bakiye taksitleri ödememesi üzerine 10.114,00 USD'nin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, 10.114,00 USD alacağın 13.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 23.05.2017 tarihli oturumda, davanın itirazın iptali davası olduğunu beyan etmiş ve mahkemece tüketici mahkemesinde harç alınmadan açılan davada eksik harç tamamlatılarak yargılama yapılmıştır. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında düzenlenen alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi ile takip alacaklısının Tasfiye Halindeki ... A.Ş. nezdindeki kar ve zarar katılım hesap bakiyesinin temlikinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye istinaden takip alacaklısının finans kurumu nezdindeki henüz vadesi gelmemiş, mutlak ödemesi de hukuken garanti edilmeyen kar ve zarar katılım bakiyesinin temlik alındığını, dava konusu alacağın henüz talep edilebilir olmadığını, davanın zamansız açıldığını, ... A.Ş'nin tasfiye halinde olduğunu, iddia edilen alacağın ancak tasfiye işlemleri sonucunda istenebileceğini, tasfiye sonuçlanıp kar ve zarar durumu belirginleşmeden davacının talepte bulunamayacağını, olayda alacağın temliki değil borcun nakli işlemi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce, toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre, davacının dava konusu ettiği alacak yönünden taraflar arasında imzalanan ve imzası inkar edilmeyen sözleşmelerde nazara alınmak kaydıyla dava tarihi itibariyle davacının USD üzerinden alacaklı olduğu miktarın tespiti ve dosyaya ibraz edilen kısmi ödemeler, sözleşmede bildirilen döviz alış kuru karşılığının hesaplanması yönünden bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır. Her nekadar raporda, meselenin hukuki tavsifi mahkemeye ait olmak üzere davacının sözleşme kapsamında alacaklı olduğu miktar hesaplanmış ise de, taraflar arasında bağıtlanan 13.11.2010 tarihli 'Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi başlıklı davacı ... ile davalı tarafından imzalanan sözleşmenin temelinde, davacının dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki kar-zarar katılım akdine dair cari hesaptaki haklarının davalı şirkete temlikinin bulunduğu, temlikin ivazlı temlik olduğu, temlik sözleşmesi uyarınca davalı tarafından başlangıçta birkaç taksit ödenmesine rağmen, sözleşmede öngörülen ödeme tarihlerindeki diğer ödeme miktarlarının ödenmediği, takibin ve işbu davanın buna ilişkin açıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, davacının ivazlı temlik yapabilmesi için öncelikle temlik konusu alacağının bulunması şart olduğu, bunun ise davacının doğrudan alacaklı olduğu dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş'nin tasfiye işlemleri sonucunda kar- zarar durumu belirginleştikten sonra açığa çıkacağı ve varsa alacağın talep konusu yapılabileceği, ancak, dava dışı Tasfiye halinde ... A.Ş.'nin henüz tasfiyesinin sonuçlanmadığı, kar - zarar durumunun belirginleşmediği ve taraflar arasında mevcut ivazlı temlik sözleşmesine göre, davacının henüz talepte bulunmasının mümkün olmadığı, alacağın muaccel hale gelmediği, davanın ve takibin zamansız(erken)açıldığı anlaşılmakla( Yargıtay 19 HD 26.2.2014 tarih 2013/6602-2014/3748 E.K. Sayılı kararı) ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davadaki taleplerin dayanağı olan temlik sözleşmesinin yok sayılarak, eksik inceleme ile karar verildiğini, adeta davacının olmayan bir alacağının temlik sözleşmesine konu edilmiş gibi, temlik sözleşmesinin amacına ve gerçekleşen işleme aykırı karar verildiğini, davalının mahkemeyi yanıltmak için Tasfiye Halindeki ... A.Ş’nin taraf olduğu davalara ilişkin kararları mahkemeye sunduğunu, temlik sözleşmesi ile davacı adına tasfiye listesindeki alacağın doğrudan davalının hesabına aktarıldığını, aktarma işlemi ile birlikte davacının isminin tasfiye listesinden çıkarıldığını, temlik işleminden sonra tekrar tasfiye listesine alınmasının ancak bir yargı kararı ile mümkün olacağını, bir çok Yargıtay kararında temlik sözleşmesi düzenlenmiş olmakla, temlik sözleşmesinin alacaklısı olan tarafın alacağını davalıya satmış olduğu, sözleşmede davalının satın aldığı alacağın bedelini ödemesine ilişkin takvim bulunduğu, ödemelerin dava dışı finans kurumunun tasfiyesi sonrası yapılacağına dair hüküm bulunmadığı, bu nedenle davacının ödenmeyen alacağının miktarının tespiti ile hüküm altına alınması gerektiğinin belirlendiğini, tüm yargı kararlarında temlik sözleşmesi ile sözleşmenin taraflarınca yeni bir borç ödeme sözleşmesi düzenlendiği, bankanın tasfiyesini beklemeye gerek olmadığı, taksitlerin ödeme tarihlerinin belli olduğu dikkate alınarak davanın erken açıldığının söylenemeyeceğinin kabul edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kablulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 346. maddesine göre istinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır. Mahkemenin gerekçeli kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmamaktadır. Usulsüz de olsa bir tebliğin varlığından söz edilmemiştir. Yasa hükmüne göre mahkeme kararına karşı istinaf başvurusu kararın tebliği ile başlayacak olup, tebliğ dışında karardan bilgi sahibi olunması veya kararın başka bir şekilde öğrenilmesi ile istinaf başvuru süresi başlamayacağından, davacının yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurması da tebliğ mahiyetinde olmadığından, istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine 29.12.2014 tarihinde alacak davası açılmıştır. Dava dilekçesinde davanın, itirazın iptali olduğuna ilişin bir açıklık bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesi davacı vekilinin 23.05.2017 tarihli oturumdaki beyanını esas alarak davanın itirazın iptali davası olduğunu kabul etmiş ise de bu beyanın ıslah niteliğinde olup olmadığı üzerinde durularak davanın niteliği belirlenmelidir. Ayrıca mahkemece verilen süreden sonra davacı tarafından 19.06.2018 tarihinde sadece peşin harç yatırılmış olup, başvurma harcının yatırıldığına ilişkin bir makbuz bulunmadığından, talep edilen miktarın dava tarihindeki kur değeri üzerinden eksik olan peşin harcın tamamlatılması ve başvuru harcının da alınarak yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir. Görevli mahkemece türü ve harca ilişkin bu eksiklikler yargılama sırasında giderilecektir. Uyuşmazlık konusu 13.11.2010 tarihli Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesinin temelinde davacının dava dışı ... A.Ş. nezdindeki kâr-zarar katılım akdi cari hesabındaki hakların davalı şirkete temliki bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari dava ve işler sayılmıştır. Buna göre, TTK'da düzenlenen hususlarla her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan kaynaklanan davalar ticari davalardır. Somut olayda, davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki tasfiye halindeki ... A.Ş. bu davada taraf olmadığı gibi uyuşmazlık konusu alacak da doğrudan doğruya davalının ticari işletmesiyle ilgili değildir. Davacı tacir olmadığı gibi, eldeki dava da TTK'da düzenlenen hususlara ilişkin mutlak ticari davalardan değildir. Uyuşmazlık, TBK'da düzenlenmiş olan temlik sözleşmesinden kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın çözümünde TBK'nın 183 ve devamı maddeleri uygulanacağından, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Yargıtay 11.HD.nin 04.04.2016 Tarih ve E. 2015/14950- K.2016/3539 sayılı; Yargıtay 13.H.D.nin 22.02.2017 Tarih ve E.2015/15096- K.2017/2181 sayılı ilamları, İstanbul BAM. 12. HD'nin 27.12.2018 tarih ve 2018/2556 E,. 2018/1699 K. doğrultusunda istikrarlı kararları) Görevli mahkemece yapılacak yargılama sonucunda, eldeki dava ile benzerlik taşıyan çok sayıda yüksek mahkeme kararı doğrultusunda araştırma ve hesaplama yapılarak karar verilmesi için için kararın kaldırılması gerekmiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesinin, davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararı veren mahkemenin görevsiz olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, kararı veren İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine fiziken ve UYAP üzerinden derhal aktarılmak üzere, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, ilk derece mahkemesi tarafından, talep hâlinde davacıya iadesine, 4-Gerekçeli kararın, görevli ilk derece mahkemesince taraflara çıkarılacak duruşma davetiyesiyle birlikte tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, 28.01.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.