T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1928
KARAR NO:2025/47
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/03/2021
NUMARASI:2019/690 E. - 2021/204 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu ile müvekkili şirketin arasında olan ticari ilişki nedeniyle irsaliyeli fatura düzenlendiğini, davaya konu takipte esas alınan faturanın mal teslimi sırasında davalı/borçlu yetkilisine verildiğini, fatura üzerinde yetkili ...'ın kendi imzasının yer aldığını, malların teslim alındığının açıkça belli olduğunu, irsaliyeli faturada da belirtildiği üzere malın 07/05/2018 tarihinde borçluya teslim edildiğini, TTK hükmüne göre davalının 07/06/2018 tarihinde temerrüde düştüğünü, davalı/borçluya karşı icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından borcun bir kısmına itiraz edildiğini, ancak yabancı para borçlarında kanun koyucunun borçlunun temerrüde düşmesi halinde paranın fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden istenebileceğini açıkça hükme bağladığını, somut olayda davalı/borçlunun dolar borcunu vadesinde ödemediğini, yabancı para borcunun hangi kur üzerinden belirleneceğini seçme yetkisinin alacaklıya geçtiğini, davalı/borçlu aleyhine başlatılan takip tarihindeki dolar kurunun 6,54 olduğunu, bu kur üzerinden başlatılan takibin usule uygun olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına, % 40’dan aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı alacaklı şirket tarafından başlatılan ilamsız icra takibine ilişkin olarak müvekkili şirket kayıtlarında yapılan araştırmalar neticesinde davacıya karşı ... no'lu faturadan kaynaklı 25.752,92 TL tutarında borç bulunduğunun tespit edildiğini, davacı alacaklı tarafından gönderilen ödeme emrinin ekindeki fatura toplam bedelinin 25.752,92 TL olarak belirtildiğini, müvekkili şirketin kayıtlarına bu meblağın kabul edilerek işlendiğini, müvekkili şirket kayıtlarında mevcut 25.752,92 TL tutar borç dışında kalan 14.431,39 TL'lik tutar için yasal süresi içerisinde kısmi itiraz yapıldığını, kısmi itiraz haricinde kalan meblağ için 32.000,00 TL ödeme yapıldığını, işbu ödeme ile müvekkili şirketin kötü niyetli olmadığının açık olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu borç açısından davacı tarafından temerrüte düşürülmediğini, davacı alacaklının başlattığı icra takibinde asıl alacağa faiz işleterek talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini, %20 den az olmamak kaydıyla tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan yargılama, toplanan deliller, tarafların dilekçe ve beyanları ile duruşma esnasındaki sözlü açıklamaları, davalının icra dairesine sunduğu itiraz dilekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığına, hizmetin verildiğine dair bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı itiraz dilekçesinde ilişkinin bulunmadığına dair bir savunma ileri sürmemekte, kura dair itirazda bulunmaktadır. TTK’nın 18. maddesinde tacir olmanın hükümleri arasında sayılan yükümlülüklerin biri de kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmaktır. Defter tutma yükümlülüğü Kanunun 64. maddesinde ayrıca düzenlenerek her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu belirtilmiştir.Her iki tarafın da tacir olması nedeni ile her iki taraf vekillerinin hazır bulunduğu 14/02/2020 tarihli ön inceleme celsesinde tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına, tarafların inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini incelemeye esas olmak üzere HMK 222 gereği sunmasına, bu süre içerisinde gereği yerine getirilmediği takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının taraflara ihtarına karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tarafların ticari defterleri ve aldırılan bilirkişi raporundan davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfında olduğu, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, dava konusu alacağın makina bedellerinden kaynaklandığı görülmüştür. Davalı tarafın hizmetin verilmediğinde ilişkin herhangi bir itirazın bulunmadığı hal böyle iken davalı tarafın cari hesap dolayısıyla davacıya 6.041,60 USD borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu noktada icra takibine konu edilen meblağlara ve faize değinmek gerekir. Takip talebine dikkat edildiğinde takibin 6.041,60 USD asıl alacak ve 102,79 USD işlemiş faiz üzerinden toplam 6.144,39 USD üzerinden başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça sunulan dilekçede borcun 25.752,92 TL yönünden kabul, 14.431,39 TL'lik kısmına itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Takibin yabancı para cinsinden başlatılmış olması, kısmi itirazın ise Türk Lirası üzerinden yapılması nedeniyle davalının ne kadarlık kısma itiraz ettiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Burada takip tarihindeki kur esas alınarak değerlendirme yapılması zarureti bulunmaktadır. Davacı tarafça her ne kadar takip talebine 15.08/2018 tarihi yazılmış ise de icra müdürlüğü havalesinin 16/08/2018 tarihli olduğu ve harcın da bu tarihte yatırıldığı açıktır. Bu nedenle yapılacak hesaplamaların tamamında 16.08.2018 tarihli efektif satış kuru baz alınması gerekmektedir. Dosyaya sunulan belgeden anlaşıldığı üzere 16.08.2018 tarihli USD efektif satış kuru 5,8174 TL'dir.Bu kur üzerinden yönünden hesap yapıldığında davalı tarafça kabul edilen 25.752,92 TL meblağın takip tarihindeki kur olan 5,8174 TL üzerinden karşılığı olan 4.426,87 USD olduğundan bu kısmı kabul ettiği kalan kısma ise itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Takipte asıl alacak olarak 6.041,60 USD istendiği ve rapordan da takip tarihi itibariyle bu alacağın bulunduğu anlaşılmakla kabul edilen kısım olan 4.426,87 USD'nin düşümü ile 1.614,72 USD yönünden takibe haksız yere itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Davacının talebi bu miktar yönünden haklı görülmekle davanın bu miktar yönünden kabulüne, bu alacağa 3095 sayılı Kanunun 4A maddesi uyarınca devlet bankalarının USD üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesbaına ödediği en yüksek faiz (icra dosyasınada talep edilen oranı aşmamak kaydı ile) uygulanmak sureti ile devamına karar verilmesi gerekmiştir.Bu noktada icra takibine konu edilen faize değinmek gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nun 10. Maddesine göre "Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." Davacı tarafça davalıya takip öncesi herhangi bir ihtarname çekilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda takip öncesi faiz istenemeyeceğinin kabulü gerekir. (Kesin vade olmadığı gibi temerrüde düşüren ihtarname de çekilmeden icra takibi yapılmış ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşir. (11.12.1957 tarih 17/29 sayılı İçihadı Birleştirme Kararı) Temerrüde esas icra takibi de bulunmuyorsa dava tarihinde temerrüt gerçekleşir.) Bu nedenle davacının takip öncesi faize ilişkin talebinin de reddine karar verilmiştir.Son tahlilde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundan davacının davasını kısmen ispatladığı anlaşılmış ve yukarıdaki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne dair..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazının (davalı tarafça kabul edilen 25.752,92 TL meblağın takip tarihindeki kur olan 5,8174 TL üzerinden karşılığı olan 4.426,87 USD olduğundan kalan) 1.614,72 USD asıl alacak yönünden iptaline, takibin takip tarihinden itibaren asıl alacağın 3095 sayılı Kanunun 4A maddesi uyarınca devlet bankalarının USD üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesbaına ödediği en yüksek faiz (icra dosyasınada talep edilen oranı aşmamak kaydı ile) uygulanmak sureti ile devamına, 102,79 USD'lik takip öncesi faiz yönünden takip öncesi temerrüt oluştuğuna dair dosyamıza yansıyan herhangi bir belge bulunmadığından talebin reddine, alacağın likit ve itirazın haksız olması nedeniyle kabul edilen alacak miktarının dava tarihindeki karşılığı olan 5.7469 üzerinden takdiren %20 üzerinden hesaplanan 1.855,92 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalının borca itiraz dilekçesinde açıkça, şirketin temerrüte düşürülmediğini ve bu nedenle faiz talep edilemeyeceğini belirttiğini ancak itirazının haksız olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında irsaliyeli fatura düzenlendiğini, TTK'nın 1530/4 maddesi gereğince ödeme gününün belirtilmediği durumlarda borçlunun faturayı teslim almasından itibaren 30 gün sonra temerrüte düşeceğinin düzenlendiğini, irsaliyeli faturada açıkça malın 07.05.2018 tarihinde borçluya teslim edildiğinin görüldüğünü, davalının 07.06.2018 tarihinde temerrüte düştüğünü, icra takibinin 16.08.2018 tarihinde başlatıldığını, davalı temerrütünden yaklaşık iki ay sonra takip başlatıldığını belirterek, davalının temerrüte düşürülmediği yönündeki kararın kaldırılmasını, faiz yönünden kararın düzeltilmesine ve davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın dosyadaki bilgi ve belgelerin yanlış değerlendirilmesi sonucunda verildiğini, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan araştırmalar neticesinde faturadan kaynaklı 25.752,92 TL tutarında borç bulunduğunun tespit edildiğini, davacı tarafça icra takibi ekinde gösterilen faturadan görüleceği üzere toplam bedelin 25.752,92 TL olarak belirtildiğini, müvekkilinin kayıtlarına bu meblağ kabul edilerek işlendiğini, davacı alacaklının asıl alacak talebine istinaden müvekkili şirket kayıtlarında mevcut 25.752,92 TL tutarındaki borç dışında kalan 14.431,39 TL tutar için yasal sürede kısmi itirazda bulunulduğunu, icra takibinde asıl alacağa yasal faiz işletildiğini, para borcunun Türk Lirası cinsinden olduğunu gösterir nitelikte bulunduğunu, müvekkili şirketin dava konusu borç açısından temerrüte düşürülmediğini, dava konusu borcun icra takibine konması ile temerrüte düştüğünü, sonuç olarak, dava konusu 6.041,60 USD meblağın 16.08.2018 tarihindeki kur üzerinden hesaplamasının yapılmasınıgerektiğini,...'nin resmi internet sitesinden icra takip tarihinin harçlandırıldığı ve talebin onaylandığı tarih olan 16.08.2018 tarihine ait Dolar kurunun 5,79 TL olarak gözüktüğünü, somut ihtilafta herhangi bir kur faturasının kesilmediğini, mahkemece %20 oranında icra inkar tazminat kararının bozulması gerektiğini, kısmi itiraz haricinde kalan meblağ için dosyaya 32.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin dahi müvekkili şirketin açıkça kötü niyetli olmadığını gösterdiğini, müvekkilinin kendi kayıtlarına dayanarak kısmi itiraz hakkını kullandığını, haksız itirazdan söz edilemeyeceğini, raporda müvekkili şirket kayıtlarının delil olma özelliği taşıdığının ortaya konulduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına, davanın reddine ve %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturalı alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı tarafın takip öncesinde temerrütünün oluşup oluşmadığı, TTK 1530 maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı, davalı tarafın kötü niyetli olup olmadığı, davacının takip konusu kabul edilen alacak yönünden iddiasının sübuta erip ermediği ile icra inkar tazminatının ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı adına 07.05.2018 tarihli irsaliyeli fatura düzenlendiği, fatura toplamının 6.041,06 USD, Türk Lirası karşılığının 21.824,50 TL, KDV dahil toplam 25.752,92 TL tutarında olduğu, davacı şirket tarafından davalı hakkında 102,79 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.144,39 USD tutarındaki fatura alacağının tahsili amacıyla ...sayılı dosyasında 16.08.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket tarafından icra takibine karşı kısmi itirazda bulunduğu, itirazında, faturadan kaynaklanan 25.752,92 TL tutarında borç bulunduğunun belirtildiği, takibe konu faturada toplam borcun 25.752,92 TL olarak belirtildiği, müvekkili şirket kayıtlarında bu şekilde işlendiği, bununla birlikte alacaklının USD üzerinden talep etmiş olduğu halde %9 yasal faiz işlettiğini, talebin mümkün olmayacağını belirterek 25.752,92 TL lik miktarı aşan 14.431,39 TL'lik kısma itiraz ettiği, davalı borçlu şirket tarafından takip dosyasına 03.12.2018 tarihinde dosya borcu olarak 32.089,44 TL ödemede bulunduğu, davacı şirket tarafından itiraza konu olan miktarla birlikte takip talebinde belirtilen işlemiş faiz tutarı üzerinden İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açmış olduğu, davacı tarafça takip öncesinde davalı şirketin ihtarname ile temerrüte düşürülmediği, davacı şirketin dava dilekçesinde TTK 1530/4 maddesi gereğince faiz talebini açıklamış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibrazı sonrasında bilirkişi raporu ve ek raporu alınarak karar verilmiştir.24.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından düzenlenen takip ve dava konusu 07.05.2017 tarihli faturanın içeriğinin “40 adet, ...”” olduğu, davacı şirketin 2018 döneminde düzenlediği dava konusu faturanın irsaliyeli fatura” şeklinde düzenlendiği, faturaların üzerinde eksiksiz teslim alan matbu ifadesinin altında “...” ismi ve imzasının mevcut olduğu, davacı şirketin kestiği faturanın, fatura tarihinden önceki son iş günü olan 04.05.2018 tarihi ... Bankası Döviz Satış Kurundan (4,2626 TL) mevzuata uygun olarak düzenlenerek muhasebeleştirildiği, yasal süre içerisinde davalı şirketin bir itirazına rastlanılmadığı, sonuç olarak; dosyaya sunulan deliller, icra takip dosyası ve davacı şirket (... Bilgisayar) ile davalı şirket (...) defler ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davacı ve davalı şirketlerin, Türk Ticaret Kanunu'na göre tutulması gereken ticari defterlerini yasal süreleri içerisinde tasdik ettirdikleri dolayısıyla davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdıklarının görüldüğü, davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi (16.08.2018) itibariyle takibe ve davaya konu 07.05.2017 tarih ... nolu fatura dolayısıyla 6.041,60 USD alacaklı olduğu, ilgili faturayı dövizli olarak ve mevzuata uygun olarak düzenlediği, değerlediği ve kayıtlara geçirdiğinin görüldüğü, bu tutarın davacının açmış olduğu icra takip tutarını doğruladığı, davacının TTK 1530/4 maddesi hükümlerine istinaden yaptığı temerrüt faiz talebinin takdirinin mahkemeye ait olmak üzere, davalının ihlar ile temerrüte düşürülmemesi sebebiyle davacının icra takibinde talep ettiği işlemiş faiz tutarına yerinde olmadığı, davacının alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereğince yıllık %19,50 oranından başlayacak değişen oranlarda faiz işletilmesinin uygun olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin ihtar ile temerrüte düşürülmediğini, takibin başlatılması ile temerrüte düştüğünü, ayrıca icra takibine konu borcun ödendiğini belirterek ek rapor alınmasını veya davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 09.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök raporun sonuç kısmında 07.05.2018 tarihli ilgili faturanın tarihinin sehven 07.05.2017 tarihli olarak yazıldığını, bu yazım yanlışının sonuca bir etkisi bulunmadığını, ancak rapor içeriğinde defaatle ilgili faturanın tarihi doğru olarak yazılmış iken, faturanın 2018 döneminde düzenlenmiş olmasından dolayı davacı ve davalının 2018 dönemi defterlerinin incelendiği ve bu inceleme sonucunda düzenlenen ayrıntılı tablolarda ilgili faturanın davacı ve davalı defterlerinde yer alan şekliyle tarihi ve tüm ayrıntıların doğru yazılmış iken sadece sonuç kısmında yapılan ve sonuca etkisi bulunmayan yazım yanlışı sebebi ile kök bilirkişi raporunun yazılmasında tarafları ile ilgili özenin gösterilmediği yorumunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. 28.01.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök raporda belirtildiği üzere, davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi (16.08.2018) itibariyle takibe ve davaya konu ... nolu fatura dolayısıyla 6.041,60 USD alacaklı olduğu, 15.08.2018 ve 14.08.2018 tarihlerinde ... Bankası tarafından geçerli olan döviz alış kurları ile yapılan hesaplama seçeneklerinin, 14.082018 tarihinde USD için, ... Bankası döviz alış kuru 6,5465 TL olduğundan davacı şirketin takip tarihi itibariyle 6.041,60 USD karşılığı 39.551,33 TL alacaklı olacağı, 15.08.2018 tarihinde USD için, ... Bankası döviz alış kuru 6,1360 TL olduğundan davacı şirketin takip tarihi itibariyle 6.041,60 USD karşılığı 37.071,26 TL alacaklı olacağı belirtilmiştir. Mahkemece, davalı borçlu şirketin takibe itiraz dilekçesinde kabul etmiş olduğu alacak miktarının USD karşılığı mahsup edilerek bakiye USD bedel üzerinden takibin iptaline dair hüküm tesis edilmiştir. İşlemiş faiz talebi ise reddedilmiştir.İİK'nın 58. maddesinde, takip talebi üst başlığı altında; takip talebi ve muhtevası başlığı ile 3.fıkrasında; " Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; " şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Takip tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 99. madde başlığı ise "Ödeme"dir. TBK'nın anılan maddesinin3 fıkrasında; "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Diğer taraftan, davacı alacaklı takip talebiyle birlikte 102,79 USD işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere takip öncesinde davalı borçlunun TBK'nın 117. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde temerrüte düşürülmüş olduğuna ilişkin olarak dosya içerisine herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Davacı vekili her ne kadar iş bu uyuşmazlıkta TBK hükümlerinin değil TTK'nın 1530. maddesinin uygulanması gerektiği iddia edilmiş ise de TTK'nın anılan maddesinde, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiştir. TTK'nın 1530. maddesi, tedarik sözleşmelerine ilişkin olup somut olayda uygulama yeri yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Alacağın likit ve itirazın haksız olduğu belirtilerek dava tarihindeki USD'nin TL karşılığı 5.7469 üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının tahsiline dair hüküm tesis edilmiştir (Hüküm kısmında açıklanmamış olmakla birlikte mahkeme tarafından kabul edilen 1.614,72 USD'nin dava tarihindeki 1 USD = 5,7469 x 1.614,72 = 9.279,63 x 20/100 = 1.855,92 TL tutarında icra inkar tazminatına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır). mahkemece yapılan hesaplama açıkça gerekçe kısmında veya hükümde belirtilmemiş olması isabetli görülmemekle birlikte sonuca etkili bulunmamıştır. İlk derece mahkemesi tarafından kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkâr tazminatına takip tarihindeki USD Döviz kuru alacağın Türk Lirası karşılığı üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekir iken dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden karar verilmiş olması isabetli olmamıştır (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.11.2021 tarih ve 2021/10400 Esas - 2021/10652 Karar sayılı ilamı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.1998 tarih ve 1997/8802-1998/1702 E- K.sayılı ilamı). Bu emredici düzenlemeye rağmen ilk derece mahkemesince karar tarihindeki kurun esas alınması kakuna aykırı olmuş ise de takip tarihi olan 16.08.2018 tarihinde ... USD efektif döviz satış kuru karşılığı 5,8174 TL, dava tarihi 02.10.2019 tarihinde ... USD efektif döviz satış kuru karşılığı 5,7469 TL olduğundan, HMK' 26. maddesi gereğince talep sonucundan fazlasına karar verilemeyeceğinden, hüküm aleyhe düzeltilmemiştir.Diğer taraftan, alacak likit ve belirli olduğundan mahkemece kabul edilen miktar üzerinden İİK 67.madde gereğince icra inkâr tazminatına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 470,71 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.01.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.