T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1705
KARAR NO: 2025/99
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/02/2021
NUMARASI: 2014/391E. - 2021/52 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit, İstirdat, Maddi ve Manevi Tazminat (Bankacılık)
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin eski ortağı olduğunu, daha önce dava dışı ... ile birlikte %50'şer hisseli olarak şirketi kurduklarını, şirketi müşterek imza ile temsil ettiklerini, şirket muhasebe sorumlusunun ... olduğunu, davacının şirket muhasebe sorumlusu ... çok sayıda şirket çeklerinin piyasada olduğunu ve bu çekler için TTK m.711 uyarınca ödemeden men talimatı vererek bu çeklerin bankalar tarafından ödenmesinin engellenmesini ve keşide edilmiş çekler için karşılıksız çek muamelesi yapılmasının önlenmesini istediğini, bu kadar çok sayıda çek için istenen bu işlem hakkında bilgisi olup, olmadığını sorması üzerine müvekkilinin şaşırdığını, çift imza ile çek tanzim edilmesi gerekirken imzası olmadan nasıl çek düzenlendiğini ve benzer bilgisi dışında başka çeklerin olup olmadığını öğrenmeye çalıştığını, nihayetinde imzasının taklit edilerek şirket adına çekler tanzim edildiğini, bankalara nakit ödeme talimatları verildiğini, şirket hesaplarından nakit para çekimlerinin yapıldığını öğrendiğini, bu olay üzerine 14.9.2007 tarihinde hissesini noterden devretmek suretiyle ortaklıktan ayrıldığını, 09.10.2007 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiğini, çift imza ile temsil edilen şirkette davacının imzası olmadan usulsuz olarak kullanıldığı ve şirketin borçlandırıldığının anlaşılması olduğunu, diğer ortağın davacı adına sahte imzalarla aldığı çek karnelerinin olduğunu, bunların davacının bilgisi dışında kullanılarak ve yerine imza atılarak piyasaya verilmesi ve kullanılması karşısında güven ilişkisinin sona ermesi ve birlikte çalışmanın imkansız hale gelmesi sebebiyle ortaklıktan ayrıldığını, davacının bilgisi ve imzası olmaksızın keşide edilen çeklerin bir kısmının ödenmiş bir kısmının ise ödenmediği için karşılıksız çek davasına ve kambiyo senedine müstenid takiplere muhatap olduğunu, davacının, davalı şirketin davalı bankadan kullanacağı kredilerek karşı teminat teşkil etmek üzere, önceden verilmiş teminat senetleri ve şahsi kefaleti bulunduğunu, davacının imzası taklit edilmek suretiyle davalı şirket adına bankalardan kullanılan kredilerden ve alınan çek karnelerinden talimatlarla çekilen paralardan dolayı davalı şirketin ve davacının bağlı olmadığı borçlar doğduğunu, halihazırda davalı bankanın diğer davalının hukuken geçerli olmayan şekilde meydana getirdikleri kredi kullandırmaları ve kredi borçlarından dolayı davacının son derece ciddi bir tehdit altında olduğunu, davacının çeşitli çek hamillerinin kambiyo senedine müstenid takipleri ile karşılıksız çek şikayetlerine maruz kaldığını, bir kısım davalarda alınan bilirkişi raporları ile verilen mahkeme kararlarında çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığının ortaya çıkmaya başladığını, bu dava dosyalarının sunulacağını, davacı tarafından cebri icra tehdidi altında davalı bankaya olmayan bir borç için şirket adına şahsen yaptığı ödemelerin de bankadan istirdatına karar verilmesi gerektiğini, kredi borçlarının dışında davalı bankanın da kusurlu bir şekilde dahlinin olduğu bu geçersiz işlemlerden kaynaklanan ve şu anda davacının şahsen muhatabı olduğu hukuki ve cezai işlemlerden dolayı ciddi maddi ve manevi kayıpları doğduğunu, imzası taklit edilerek alınan ve yine imzası taklit edilerek piyasaya verilen ödenmemiş çeklerden dolayı çek yasaklısı konumuna düştüğünü, davacının kredi kullanamadığı ve yasaklı olduğu için ticaret yapamadığını, bu sebeple ciddi ekonomik kayba uğradığı gibi, listesini delil listesinde sunulacak çok sayıda ceza ve hukuk davası sebebiyle ciddi maddi harcamalar yaptığını, halen de yapmakta olduğunu davalı şirket adına keşide edilen çekler ve düzenlenen senetlerden dolayı davacıyı tanıyan aynı sektördeki iş yapabileceği firmalar ve şahıslar olaylar hukuken tam aydınlanmadığını, halihazırda davalı şirket yetkilileri tarafından manipüle edildiklerinden, davalı şirketin borçlarını ödemesini davacıdan istediğini, üvekkilimden istemekte ticaret yapma konusunda çekingen davrandıklarını, güven kurumu olması gereken davalı bankanın kredi kullandırırken çek karnesi verirken imzaları kontrol etmemesi çek karnesi teslim ederken teslim ettiği kimselerin yetkili olup olmadığını kontrol etmesi gerekirken bunları yaptığı, çok kısa bir süre içerisinde şirketin cirosunun üzerinde harekete olmasına rağmen gerekli kontrolleri yapmaması sebebiyle uğradığı zararlardan dolayı sorumlu davalı bankanın da sorumlu olduğunu, 2000 TL maddi ve 3.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili gerektiğini, bu zaman zarfında 1998 yılından bu yana ticaret yapan davacının ticaret hayatını sürdürmesi için davalının keşide etmiş olduğu çeklerden dolayı kendisi ile ticari ilişkide olan davalı şirketin alacaklılarının çeklerin ödenmesi için davacıyı aradığını, bir kısım çeklerde gerek bilgi sahibi olmadığı dönemde bir kısmı ise olaydan yeni haberdar olduğu dönemde ticaret yaptığı kişilere karşı ticari itibarının sarsılmaması ve bu olumsuzlukların diğer ortak olduğu şirkete yansımaması için ekonomik durumunu zorlayarak şahsi imkanları ile ödemelerde bulunduğunu, bu bağlamda müvekkilinin bu olaylardan gerçek boyutlarıyla haberdar olmadan önce çeşitli tarihlerde ilgili bankanın kendisini arayarak ortağı olduğu şirketin borcu bulunduğu gerekçesiyle ödemelerde bulunmasını talep ettiklerini, davacının gerçek dışı borçlar için şahsi kefaleti bulunduğundan tespit edebildiği kadarıyla toplam 38.718.TL ödemede bulunduğunu, bu bedelin davalılardan tahsilde tekerrür olmamak üzere ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen istirdadı gerektiğini ileri sürerek, davalı banka ile davalı şirket arasındaki genel kredi sözleşmesine şahsen kefil olan davacının davalı şirket adına yapılan usulsüz borçlandırma ve tasarruf işlemlerinden dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, kullandırılan usulsüz kredilerden ve verilen çek karnelerinden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacının uğradığı maddi zarara karşılık 2000 TL maddi, manevi zararlara karşılık 3.000- TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı bankanın hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan diğer davalı şirketin borcu için davacıdan, davadan önce çeşitli tarihlerde tahsil ettiği 38.718,00 TL'nin ödeme tarihlerinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davalı şirketin davacı ile dava dışı ortağı tarafından müşterek imzaları ile temsil edildiğini, davalı şirket ile müvekkili arasında 08.05.2006 tarihli, 80.000,00 TL bedelli ve 06.03.2007 tarihli, 100.000 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri imza edildiğini, bu sözleşmelerin şirketi temsil ve ilzama yetkili olan davacı ortak ile diğer ortak ... tarafından imza edildiğini, davacının da bu genel kredi sözleşmesi sebebiyle sorumlu olduğunu, çek tanzimlerine ilişkin talimatların firma yetkilileri tarafından düzenlenip imzalandığı tutanakta adı geçen kişiye de imza karşılığı müvekkilince teslim edildiğini, üzere çek karnelerinin 5 adedinin ...'a teslim edildiğini, bu kişinin de herhangi bir kişi olmayıp, teslimatın yapıldığı tarihte diğer davalı şirketin muhasebe sorumlusu olduğunu, 18.10.2007 tarihli imza sirküleri uyarınca şirketi tek başına temsile ve ilzama yetkili olduğunu, dolayısıyla davalı müvekkilinin diğer davalı şirket temsilcilerinin talimatları doğrultusunda talimatta belirtilen kişiye gerekli incelemeleri yaptıktan ve kimlik kontrolü yaptıktan sonra çek karnelerini teslim etmekle özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının iddiaları karşısında diğer davalı şirket hesaplarından yapılan para transferlerinin incelenmesi neticesinde toplam 68,800 YTL tutarında 12 adet EFT ve toplam 31,518.14 YTL tutarında 7 adet havale işleminin gerçekleştiğinin belirlendiğini, incelemeler neticesinde gerçekleştirilen 7 adet havale işleminin tamamının firmanın ... ve ... numaralı hesapları arasında gerçekleştiğini, 12 adet EFT işleminin 10 adedinin firmanın diğer bankalardaki hesaplarına gönderildiğini, 2,000 YTL tutarlı diğer iki EFT işleminin işe 20.07.2006 tarihinde ...'a ve 13.07.2006 tarihinde ...'ın ortağı olduğu ... San. ve Tic. AŞ'ye gönderildiğini, dolayısıyla sözkonusu EFT'lerin şirket yetkilileri tarafından verilen talimatlara uygun şekilde, şirketin diğer hesaplarına veya şirket yetkililerinin hesaplarına yapılmış olduğundan bu işlemler ile de ilgili olarak banka tarafında yapılmış herhangi bir hatalı işlem bulunmadığını, yapılan para transfer işlemlerine ilişkin olarak da hiçbir itirazın müvekkiline ulaştırılmadığını, davacı ile diğer davalı şirket arasında sonradan bir ihtilaf doğmuş olduğu ve bu nedenle de dava önce yapılmış olan işlemlere ilişkin böyle bir talepte bulunulduğunu, ancak tüm bu işlemlerinin yapıldığı tarihte davacının ortağı olduğu şirket talimat ve taleplerine uygun olarak gerekli kredi kullandırımlarının ve diğer bankacılık işlemlerinin yapıldığını, dolayısıyla hepsine muvafakatlarının olduğunun tartışmasız olduğunu, bütün bu hususlar dahilinde davacının davasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, husumet yöneltilmesi mümkün olmayan, yasal dayanaktan yoksun olarak açılmış davanın reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... San Ve Tic Ltd Şti.'ne usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği, herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçeleri ve ek Mahkememizde açılıp karara bağlanan davanın, menfi tespit, istirdat ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, gelen yazı cevapları ve Savcılık dosyası aslının dosyamız içerisine alındığı, iddia, savunma ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alındığı, alınan raporlardan 21/03/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki davalı Bankanın Sorumluluğunun Belirlenmesine ilişkin Çek karnelerinin teslimine ilişkin talimatlar ile çekler üzerindeki davacıya atfen atılı İmzaların iğfal kabiliyetini haiz olması durumunda davalı bankanın yapılan işlemlerde sorumluluğunun bulunmadığı ve bu nedenle davacının borcu olmadığına İlişkin tespit talebi ile tazminat taleplerinin ve çeklerin ödenmesi için ... firması hesabına yapmış olduğu toplam 38.718,00-TL tutarındaki istirdat talebinin yerinde olmadığı şeklindeki kanaate ilişkin olarak alınan, 06/11/2020 tarihli rapor ile tespiti yapılan, İnceleme konusu 8 adet çek karnesinin teslimine ilişkin belgelerde ... adına atılmış sahte imzalar ile ... ait mukayese imzaların biçimsel olarak benzerlik göstermeleri nedeni ile ilk bakışta imzaların sahteliği dikkat çeker mahiyette olmadığından inceleme konusu 8 adet çek karnesinin teslimine ilişkin belgelerde imza yönünden yapılan sahteciliğin İğfal kabiliyetini haiz bulunduğu şeklindeki kanaat kapsamında, tamamen teknik inceleme ve değerlendirme sonucu alınan davalının maddi ve manevi tazminata ilişkin herhangi bir sorumluluğun bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafından açılan davanın reddine kara verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davalı ... yönünden açılan menfi tespit, istirdat ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, diğer davalı ...San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; menfi tespit davasında çek karnesi teslim tutanaklarındaki imzaların davacının eli ürünü olmamasına rağmen ve çeklerdeki imzaların da davacıya ait olmadığının sabit olmasına rağmen menfi tespit davasının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, geçersiz çeklere istinaden çek yaprak bedellerinin davalı banka tarafından davacı tarafından depo edilmesine ilişkin talebi olmasına rağmen menfi tespit davasının reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu konudaki İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ödenmesi talep edilen çek yaprak bedellerinden davacı sorumlu olmadığı için sırf iğfal kabiliyeti gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, istirdat talebinin reddinin de hatalı olduğunu, 38.718,00 TL tutarındaki istirdat talebinin içerisinde davalı banka tarafından nakit para çekimine istinaden borçlandırılan tutarlar olduğunu, davalı bankanın nakit para çekimine ilişkin talimatların asıllarını sunmadığını, yani bu konuda da inceleme yapılamadığını, buna rağmen çek karnesi teslim tutanaklarındaki imzalara bakarak davalı tarafından sunulması gereken sunulmayan belgeler hakkında karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, inceleme konusu 8 adet çek karnesi teslimine ilişkin belgelerde 8 adet imzaya dikkatli bakıldığında üst sıradaki imzaların hiçbirisinin birbirine benzemediğinin görüleceğini, iğfal kabiliyeti olmadığını, iğfal kabiliyeti olduğu varsayımında dahi davalı bankanın sorumluluğunun ortadan kalkmadığını, çek karnelerinin çift imza ile şirket yetkilisine teslim edilmesi gerektiğini, çek karnelerinin imza yetkilisine teslim edilmemesi, çek karnesi teslimine müvekkiline ait taklit imzaların gerek imza sirküleri ile karşılaştırılmaması gerekse kişilerin müvekkilinin huzurda imza atmamış olduğu dikkate alındığında davalının bankanın yasal zorunluluklara uymadığını, davacıdan teyit de almamış olmasının hiçbir şekilde sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, davalı bankanın sorumluluğu kusursuz sorumlu olduğunu, çek karnesi teslim tutanaklarındaki müvekkili imzalarının iğfal kabiliyetinin olup olmasının davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, davalı bankanın esasen bazı işlemleri fark ettiğini ancak buna rağmen tedbirleri almadığını, gelen kredi dosyasındaki bilgilerin eksik olduğunu, davalı banka tarafından çek karnesi teslim tutanaklarındaki imzalarda iğfal kabiliyetine dair savunmada bulunulmamış olup süresinden sonra savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi kapsamında yapmış itiraza muvafakat etmediklerini, mahkemenin menfi tespit,istirdat ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararının hukuka aykırı olması sebebiyle kaldırılmasına, ayrıca, çek karnesi teslimine ilişkin ilişkin işlemin müvekkilinin yokluğunda imzalarının huzurda alınmaması ve fotokopi üzerinden işlem yapılarak çek karnesi teslimi sebepleriyle iğfal kabiliyeti bulunduğuna ilişkin bilirkişi görüşünün Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı ve bankaların kusursuz sorumluluğu ve objektif özen borcu yükümlülüklerine aykırı olması sebebiyle dikkate alınması mümkün olmadığı için davanın reddi kararının kaldırılmasına, karar verilmesini menfi tesbit ile istirdat ve tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bankacılık ve genel kredi ilişkisinden kaynaklı menfi tespit, istirdat, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacının davalı şirketin %50 ortağı ve yetkilisi iken daha sonra ortaklıktan ayrıldığını, daha önce şirketin çektiği kredilere şahsi teminat verdiğini, şirket adına çek karnelerinin teslimi için bankaya yazılan talimatlarda imzasının taklit edildiği, bu şekilde teslim alınan çeklerin imzası taklit edilerek doldurulduğunu, karşılıksız çek keşide edildiğini, davalı bankaya olmayan borç için ve davalı şirket için ödemeler yapmak zorunda kaldığını, davalı bankanın kusurlu olduğunu, bu işlemler sebebiyle maddi manevi zarara uğradığını ileri sürerek, imzası taklit edilerek kullandırılan kredilerden, alınan çek karnelerinden dolayı davalı bankaya karşı borçlu olmadığının tespitine, uğradığı maddi ve manevi zararın davalılarca tazminine ve ödediği 38.178,00 TL'nin davalı bankadan istirdadına karar verilmiştir. Davalı Banka vekili ise müvekkilinin davalı şirketin yetkilisi olan davacının imzası bulunan talimatlara göre işlemler yaptığını, kusuru bulunmadığını savunmuştur. Davalı şirket, davaya cevap vermemiş, kendisini bir vekille de temsil ettirmemiştir. Davacı dava dilekçesinde, davalı banka yönünden imzası taklit edilerek kullandırılan kredilerden, alınan çek karnelerinden dolayı davalı bankaya karşı borçlu olmadığının tespitine ve haksız yere ödediği 38.178,00 TL'nin istirdadına, maddi, manevi zararının tazminine karar verilmesini; davalı şirket yönünden ise maddi ve manevi zararının tazminine karar verilmesini talep etmiş ise de; davacı tarafından davalı bankaya yönlendirilen menfi tespit talebi yönünden dava değeri belirtilmediği, bu konuda mahkemece davacıya süre verilerek talebinin açıklattırılmadığı görülmektedir. Zira davacı, imzası taklit edilerek kullandırılan kredilerden, alınan çek karnelerinden dolayı davalı bankaya karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş ancak bu talebine ilişkin dava değeri belirtmediği gibi hangi kredilere ve çeklere istinaden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiğini de belirtmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece de bu konuda davacıya açıklama yaptırılmamış ve menfi tespit davası yönünden dava değeri belirlenip harç tamamlattırılmamıştır. Öte yandan, HMK'nın 297/2 maddesine göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine HMK'nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda mahkemece hüküm fıkrasında davalı banka yönünden maddi tazminat talebi ile ilgili hüküm kurulmadığı, davalı şirket yönünden ise sadece manevi tazminat talebi hakkında hüküm kurulduğu, maddi tazminat talebine ilişkin hüküm kurulmadığı, ayrıca davalı şirketin sorumluluğuna ilişkin gerekçede bir değerlendirme yapılmadığı, bu şekilde her bir talep hakkında karar verilmediği ve anılan yasa hükmüne aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacının menfi tespit talebi yönünden hangi kredilere ve çeklere istinaden ve hangi miktara ilişkin olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istediği konusunda talebini açıklamak, menfi tespit dava değerini bildirip harcını yatırmak üzere kesin mehil verilmesi, ardından her bir davalının hukuki sorumluluğunun ayrı ayrı gerekçede değerlendirilip buna göre her bir talep hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırılık görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.01.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.