T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1664
KARAR NO: 2025/89
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/02/2019
NUMARASI: 2016/221 E. - 2019/155 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde müvekkili tarafından davalıya çeşitli zamanlarda kömür satışı yapıldığını ve faturalar düzenlendiğini, davalı tarafça ödemelerin yapıldığını, ancak davalının bakiye 47.921,09 TL'lik cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının 06/03/2015 tarihli itiraz dilekçesi ile borca ve yetkiye itirazda bulunduğunu, davalının mal alış faturalarını Ba formuyla vergi dairesine bildirdiğinden alacağının ispatlanmış sayılması gerektiğini, takip dayanağı cari hesap borcunun dayanağı fatura konusu malların, sektöre özgü ticari teamül gereği davalıya teslim edilmek üzere sevk irsaliyeleri nakliyecilere imzalatılmak suretiyle davalıya gönderildiğini ve teslim edildiğini ileri sürerek, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, savunmasında özetle; davacı şirket ile aralarında hiçbir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, bahse konu ticari mal alımlarının tarafınca yapılmadığını, dava konusu alımlar ile ilgili düzenlenen faturalardaki T.C. kimlik numarası dışında hiçbir bilgi unvan, adres, sevk irsaliyelerindeki imzalar ve tahsilat makbuzlarındaki unvan ve isimlerin kendisine ait olmadığını, mevcut mal alımlarını yapan kişileri davacı vekilinin ve davacının kendisinin de çok iyi bildiğini, dava konusu malların kendisi tarafından yapılan araştırma sonucu Kenan Aktaş tarafından alındığını tespit ettiğini, davacı firmanın o dönemde malları bu şahsa gönderen ... isimli satış sorumlusunun da bu malları ...'a yolladığını doğruladığını, davacı tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyelerindeki imza ve sevk adresinin kendi işyeriyle ilgisi bulunmadığını, faturaların görüşmediği muhasebecisi tarafından defterlere kaydedilip vergi dairesine bildirilmiş olabileceğini, ancak kendisine takip dayanağı fatura ve sevk irsaliyelerinde yazılı malların teslim edilmediğini, kendisinin davacıya talimat vererek malı teslim etmesini istediği bir nakliyeci de bulunmadığını, bu satışa ilişkin ödemelerin bir kısmının kendisine ait işyerinin kapanmasından sonraki tarihlere tekabül ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, taraflar arasında mal satım sözleşmesine dayalı cari hesap borcunun davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu davalı tarafından inkar edilmiştir. Dosya kapsamında tarafların bildirdiği deliller toplanmış, İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas takip dosyası getirtilerek incelenmiş olup, davacı tarafından başlatılan takibe ödeme emrinin tebliğinden önce davalının itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine de itiraz edilmiş ise de, yetkili yer itirazda gösterilmemekle usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığından reddedilmiştir. Davalının dosyaya getirtilen ticaret sicil müdürlüğü kaydından davalının şahıs ticari işletmesinin 2016'da re'sen terkin olduğu, vergi dairesi kaydından ise ticari faaliyete ilişkin mükellefiyetini merkez işyerinde 05/10/2009'da başlayıp 31/12/2012'de terk ettiği, şube işyerinde 15/11/2009'da başlayıp 30/11/2010'da terk ettiği, her iki işyeri adresinin de davacının sunduğu sevk irsaliyelerinde yazılı adresle ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılarak raporlar alınmıştır. Davalı ticari defter ve kayıtları talimat yoluyla incelenmek istenmişse de, davalı tarafından bilirkişi incelemesine defter ve kayıtların muhasebecisinden alamadığı gerekçesiyle ibraz edilmemiştir. Ancak davacı taraf sadece kendi defter ve kayıtlarına dayandığından, münhasıran davalı kayıtlarına dayanılmadığından, HMK madde 222/5 kapsamında davalı ibrazdan kaçınmış sayılarak davacının iddiası ispatlanmış sayılamayacaktır. Yargılama aşamasında davalının tanık dinletme talebi, dava değeri ve davalının muvafakat etmemesi nedeniyle, tacirler arasında mal alım-satımı, ödeme hususları tanıkla ispat edilebilecek hususlardan olmadığından kabul edilmemiştir. Davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporunda özetle; davacının defterlerinin sahibi lehine delil teşkil eder mahiyette olduğu, taraflar arasında 2012 ve 2013 yıllarında ticari ilişki bulunduğuna dair kayıtlar bulunduğu, bakiye borcun kaynağının davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve fotokopileri dosya içerisinde bulunan satış faturalarının 2012 yılına kayıtlı olduğu tespit edildiği, muavin ve yevmiye defteri kayıtlarının da yasal defterlere uygun olarak düzenlendiği, 31.12.2012 tarihi itibariyle davalı cari hesabinin 64.921,09 TL borç bakiyesi ile 2013 yılına devrettiği, 17.01.2013- 29.03.2013 tarihleri arasında davalı adına toplam 17.000,00 TL ödeme kaydı yapıldığı, incelenen cari (açık) hesaba göre cari hesap ilişkisinin sona erdiği 29.03.2013 tarihi itibariyle davacının takipte talep ettiği kadar alacaklı göründüğü tespit edilmiş, davalının bağlı olduğu Lüleburgaz Vergi Dairesine verdiği Ba formlarının incelenmesi sonucu düzenlenen ek raporda ise, 2012/2 ve 2012/6 dönemine ilişkin bazı faturalar dışında davacının defterlerinde kayıtlı faturaların davalı tarafından Ba formuyla bildirildiği, dolayısıyla 2012'de taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu tespiti yer almaktadır. Davalının vergi dairesine Ba formlarıyla davacıdan aldığı faturaları bildirmiş olması davacının davalıya fatura teslimlerini ispatlar mahiyette ise de, özellikle davacının sunduğu sevk irsaliyelerinde mal sevk adreslerinin davacı işyeri adresleriyle ilgisi olmaması, sevk irsaliyelerinde davacının veya yetki verdiği kişinin malı teslim aldığına dair kayıt-imza bulunmaması, davacı vekilince emtianın davalıya teslim edilmek üzere nakliye aracı sürücülerine teslim edildiğinin, bizzat davalıya veya çalışanlarına teslim edilmediğinin açıkça beyan edilmiş olması, davalının bu sürücüleri kendisine teslim konusunda yetkilendirdiğine dair davacının sunduğu bir delil bulunmaması, tarafların sunduğu kısmi ödemelere ilişkin tahsilat makbuzlarında davalının ünvanı yazsa da imzası bulunmaması ve dava dışı başka birinin (...) isminin yazılı olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, mal teslimini ispatla yükümlü olan davacının davalıya mal teslimini davalının Ba bildirimleri nedeniyle tek başına ispatlar mahiyette olduğundan bahsedilemez. Kaldı ki davacının delil olarak sadece kendi ticari defter-kayıtlarına dayanmış olması, davacı defterlerindeki kayıtların HMK 222/3 kapsamında davalının ticari defter kayıtlarıyla birebir uyuştuğunun tespit edilememiş olması hususları da gözetildiğinde, davacının akdi ilişkiye dayalı alacak hakkının ticari defter deliliyle ispatlandığından sözedilemez. Tüm bu nedenlerle mal teslimi, kısmi ödemelerin davalı tarafından yapıldığı hususları yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkil arasında ticari ilişki mevcut olup kömür satışı yapılmış ve faturalar düzenlenerek davalıya teslim edilmiş faturalar davalı tarafından ticari kayıtlarına alındığını, bunun BA-BS formlarından da açıkça anlaşıldığını, davalının 24.09.2018 tarihli celsede defterlerini mali müşevirden alamadığı için ibraz edemediğini, belirttiğini, yani defterlerinin kayıp olmadığını, davalının malları teslim almadığı iddiasının doğru olmadığını, dosyaya sunulan irsaliyelerden de anlaşılacağı üzere malların nakliye kamyonları ile gönderildiğini, plaka ve isimleri ile birlikte sevk irsaliyesine yazıldığını, malları teslim almadığını iddia eden davalının faturaları neden kayıtlarına alıp BA-BS formlarını bu şekilde düzenlediğini, kaldı ki ek bilirkişi raporunda davalının BA-BS formlarının davacı kayıtları ile örtüştüğünün ortaya konulduğunu, mahkeme sevk irsaliyelerindeki adreslerin davalının ticari işletmesinin bulunduğu adreslerden farklı olduğunu gerekçesine yazdığını, oysa mahkemenin bilirkişiden ek rapor istemesi veya beyan dilekçelerini yeterince inceleseydi böyle bir karar vermeyeceğini, zira kömür satış işlemi gerçekleşirken müşterilerin davacıya kömürün hangi adreslere teslim edileceğini bildirdiğini, davacının nakliye kamyonunun plakası ve şoförünün adı ile birlikte irsaliyeyi düzenlediğini, nakliye kamyonunun müşterinin belirtmiş olduğu farklı adreslerdeki müşterilerine bu kömürleri dağıttığını, daha sonra kömürün tamamı için müvekkilinin kendi müşterisine fatura kestiğini, eldeki dava ve ticari ilişkide de aynısının yaşandığını, bu nedenle kömürü teslim alanın davalı değil de her seferinde farklı bir nakliyeci olduğunu, ancak nihayetinde müvekkilinin kömürü davalıya sattığı için faturayı ona düzenlediğini, davalının da kayıtlarına işlediğini, davalının ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, kendisinden habersiz olarak ... ve ... isimli şahısların kendi ismi üzerinden ticaret yaptıklarını ve müvekkil ile kendisini zarara uğrattıklarını iddia ederek bu hususu ispat için dilekçe ekinde sevk irsaliyesi ve tahsilat makbuzları ibraz ettiğini, ancak davacının bu hususta herhangi bir şikayette bulunup bulunmadığı veya herhangi bir dava açıp açmadığının sorulmadığını, yine hiç ilişkisi olmadığını iddia ettiği kişilerin yaptığı işlemlere ilişkin sevk irsaliyesi ve tahsilat makbuzlarını nasıl elde ettiğini de izah etmesi istendiği halde bu yönde hiçbir izahat yapamadığını, yine davacının yaklaşık 1 yıl süren bu ticari ilişkiden habersiz olmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafından kesilen faturalara ilişkin beyannameler verildiğini, BA ve BS formları düzenlenerek vergi dairesine verildiğini, dolaysı ile vergi kayıtları açısından bile davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığını, zira beyanlarından anlaşıldığı üzere davalının ticari ilişki başladıktan sonra vergi kaydını kapattığını iddia ettiğini, en kötü ihtimalle vergi kaydını kapatırken bu durumu öğrenmiş olması gerekeceğini, davalının faturaların kendisinden habersiz olarak mali müşaviri tarafından kayıtlara alındığı iddiasının ise tam anlamı ile komik bir iddia olduğunu, bir an için böyle olduğunu varsayılsa dahi davalının bu mali müşavir hakkında herhangi bir işlem yapıp yapmadığını, meslek örgütüne şikayet edip etmediğinin sorulmadığını, fatura ve makbuzlarda ... ismi ve ünvanı olduğunu, davalının ticari unvanının sicilde bu şekilde olduğunu, mahkeme bu yönlü bir değerlendirme yapmadan taraflar arasındaki ticari ilişkinin kömür satış ilişkisinin niteliğini ve yapılış biçimini araştırmadan şekilci bir yaklaşımla müvekkilinin malları teslim ettiğini ispat edemediğinden bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, kaldı ki davalının defalarca uzlaşmak istediğini beyan ettiğini ve kendisine bu hususta mahkeme tarafından süre verildiğini, madem hiçbir ticari ilişki ve borç yoktur o zaman davalının neden uzlaşmak istediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap bakiye alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 47.921,09 TL cari hesap bakiye alacak yönünden 11.02.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak cari hesap ekstresinin gösterildiği, davalı tarafından borcun tamamına, ferilerine ve yetkiye itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmekle birlikte yetkili yer icra dairesini belirtmediği, bu sebeple geçerli bir yetki itirazının bulunmadığı görülmüştür. Davacı; ticari ilişki kapsamında davalıya kömür satışı yapılıp teslim edildiğini, bakiye borcun ödenmediğini ileri sürmüş; davalı ise, malların teslim edilmediğini, borcu bulunmadığını savunmuştur. Uyuşmazlık, ticari ilişki bulunup bulunmadığı, malların davalıya usulüne uygun olarak teslim edilip edilmediği noktalarındadır. Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. Lüleburgaz Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davalının ''...-...'' unvanıyla sicilde gerçek kişi tacir olarak kayıtlı olduğu, vergi dairesi kayıtlarına göre 05.10.2009 tarihinde başladığı ticari faaliyetinin 31.12.2012 tarihi itibariyle sona erdiği görülmektedir. Mahkemece taraflara defterlerini sunmaları için süre verilmiş, davalı yanca defterler sunulmadığından davalı defterleri incelenememiş, davacı defterleri incelenmiştir. Davalı, 24.09.2018 tarihli duruşmada, defterlerini mali müşavirinden alamadığı için sunamadığını beyan etmiştir. Davacı defterlerinin incelendiği bilirkişi kök ve ek raporlarında, davacının davalıya 2012 yılının 2.ayı ile 12.ayı arasında faturalar düzenlediği, 2102 yılı sonu itibariyle davacının 64.921,09 TL borç bakiyesi ile 2013 yılına devrettiği, 2013 yılında davalının adına 17.000,00 TL ödeme yapılması ile davacı defterlerinde davacının 47.921,09 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Vergi Dairesinden gelen yazı cevabından ise, davacının defterinde kayıtlı olan ve davalıya düzenlediği faturalardan 5 adedi dışındakilerin davalı yanca vergi dairesine BA formu ile beyan edildiğinin tespit edildiği görülmektedir. Davalı, ticari ilişki bulunmadığını ve malların kendisine teslim edilmediğini, muhasebecisinin kendisine sormadan kayıtlar yaptığını sevk irsaliyelerindeki isim ve imzaların bilgisi haricinde olduğunu, tahsilat makbuzundaki ödemeleri kendisinin yapmadığını, mal alım talimatı ve malların kamyonlara yüklenmesi talimatı vermediğini savunmaktadır. Her ne kadar mahkemece, sevk irsaliyelerinde davalı imzası bulunmadığı, teslimin davalıya yapıldığının ispatlanamadığı, ödemelerin de davalı yanca yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı yanca düzenlenen faturaların, beş adedi hariç gerçek kişi tacir davalı tarafından BA formları ile vergi dairesine bildirildiği, davacı faturaları ile BA formlarının karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur. Ayrıca davalı adına davacı kayıtlarında yer alan ödemelerin davalı yanca yapıldığının tespit edilemediği yönündeki gerekçe de yerinde değildir. Zira TBK'nın 83/1 maddesi uyarınca borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir. Bu durumda mahkemece, davacı yanca düzenlenen beş adet fatura haricindeki diğer faturalara ilişkin BA formlarının davalı yanca vergi dairesine bildirilmesinin teslimin ispatı bakımından değerlendirilmesi ve ödeme kayıtlarının değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.01.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.