T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1746
KARAR NO: 2025/154
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 01.02.2021
NUMARASI: 2019/263 Esas - 2021/68 Karar
DAVA: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, merkezi Kartal/İstanbul'da olan "..." ismiyle faaliyet gösteren ve restoranlara gıda ve temizlik maddeleri satan bir şahıs şirketi olduğunu, davacı müvekkili ile davalı şirket arasında devam eden ticari ilişki çerçevesinde, davalı firmaya teslim edilen ürünler için davacı tarafından düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı olan 36.274,02-TL'nin davalı firma tarafından ödenmemesi nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak başlatılan icra takibine davalı yanca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, Mahkemece davacı ve davalı firmanın ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesi halinde taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde takibe konu cari alacak rakamı tespit edilebileceğini, dava öncesi arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama tutanağı ile sonuçlandığını belirterek, davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasındaki haksız itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalı/borçlu aleyhine, İ.İ.K. md.67/II gereğince % 20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkili tarafından davacı yana tüm ödemelerin yapılmış olduğunu, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, işbu hususun davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda ortaya çıkacağını, davacı tarafından eksik ve ayıplı ifa hizmeti verildiğini, davacı yan tarafından müvekkiline teslim edilen usule uygun bir faturanın bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline teslim edilen faturaların sunulması ve kime teslim edildiğinin ispatlanması gerektiğini belirterek, açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyada mevcut iki bononun ve bu bonoların davacıya teslimine ilişkin davacının düzenlediği tahsilat makbuzlarının ve kök rapora ekli tarafların muavin defter ve açık hesap kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davalı şirketin 36.274,02 TL'lik ödenmemiş fatura borcu nedeniyle davacı alacaklının bizzat kendisinin düzenlediği 08.05.2018 tarihli ... no.lu Tahsilat Makbuzu ile davalı şirketten tahsilatın makbuzu olduğuna dair kayıt da yazılmak suretiyle, dava dışı ...'ın keşide ettiği 30.06.2018 vadeli 23.110,00 TL bedelli bonoyu teslim aldığı, ancak bonoyu davalı şirkete ilişkin açık hesap ve ticari defter kaydına kaydetmediği ve davalı borcundan mahsup etmediği, davalı şirketin ise bu bonoyu defterine ödeme olarak kaydettiği, daha sonra bononun vadede ödenmemesi üzerine yerine dava dışı ...'dan senet alındığına dair teslim belgesi düzenlenmek ve yazılmak suretiyle bu kişiye iade edildiği, davalı şirketin ticari defterinde bu bononun ödeme ve iade kayıtlarının bulunduğu, 23.110,00 TL'lik iade edilen senet yerine ...Ltd.Şti'nin keşide ettiği 12.07.2018 düzenleme 20.09.2018 vade tarihli 36.000,00 TL'lik bononun ise yine davalı şirketten tahsilat yapıldığına dair kayıt bulunan ve bizzat davacı tarafından düzenlenen 12.08.2018 tarihli ... no.lu Tahsilat Makbuzu ile teslim alındığı, bu bononun da davacı defterine davalıdan tahsilat olarak kaydedilmemiş oldğu, davalı defterinde ise bono ile fatura ödemesi olarak kaydının bulunduğu, netice itibariyle davacının davalı şirketten olan alacağını dava dışı şirketin verdiği bono ile tahsil etmek konusunda dava dışı şirketle anlaşmış olduğu, bu durumun dava dışı şirketin davalı şirketin borcunu üstlendiği ve davacının da bunu kabul ettiği anlamına geldiği, kambiyo evrakı bir ödeme aracı olmakla davacının teslim aldığı bonoyu kendi defterine tahsilat kaydını yapmamasının davacı lehine sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, 36.000,00 TL'lik (mutabakatsızlık sebebi) bononun vadesinde ödenmemis üzerine davacının dava dışı (davalının borcunu üstlenen) şirket hakkında ayrı bir kambiyo takibi başlattığı, aynı zamanda da davalı şirket hakkında fatura alacağına dayalı olarak davamızın konusu olan ilamsız takibi başlattığı, bu durumun davacının aynı alacakla ilgili iki farklı kişi hakkında (borçlu ve borçlunun borcunu üstlenen hakkında) takip başlattığı ve aynı borcu iki farklı kişiden tahsil talep ettiği anlamına geldiği, bu şekilde talepte bulunulabilmesi için davacı ile dava dışı şirket arasında yapılan sözleşmenin "borcun dış üstlenilmesi" sözleşmesi değil "borca katılma" sözleşmesi olduğunu ispatlaması gerektiği, bunu ispatlar bir sözleşme veya delilin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, ancak borca katılma durumunda davalı borçlu ile borca katılanın aynı borçtan müteselsilen sorumlu tutulabileceği, ancak davacının ikisi hakkında ayrı takip başlattığı ve müteselsil tahsil değil ayrı tahsil talep ettiği, bizzat kendi düzenlediği tahsilat makbuzlarında davalı şirketin borcunun tahsili için bononun dava dışı kişiden alındığına dair kendi kaydı bulunduğu görülmekle, dava dışı şirketle aralarındaki sözleşmenin borca katılma sözleşmesi olduğunun kabul edilemeyeceği, olsa olsa borcu dış üstlenme sözleşmesi olduğunun kabul edilebileceği, dava dışı ..Ltd.Şti'nin borcu dış üstlenen konumunda olduğu, bu durumda davacının davalı borçludan olan 36.000,00 TL'lik (bono ile üstlenilen kısım) alacağını ancak borcu üstlenen şirketten talep edebileceği, nitekim bu talebini dava dışı şirkete karşı takip başlatmak suretiyle ileri sürdüğü, davalı asıl borçludan ancak bakiye alacağı olan 274,02 TL'yi dava konusu takipte talep edebileceği kanaatiyle, aşağıdaki şekilde davanın sadece bu kısım alacak yönünden kabulüne, kabul edilen kısımla ilgili fatura alacağı likit ve davalının itirazı haksız olduğundan lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. Davacının reddedilen kısımla ilgili kötüniyetle takip başlattığı davalı tarafından ispatlanamadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas takip dosyasına itirazının kısmen iptaline, takibin 274,02-TL asıl alacak yönünden takip sonrası aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen alacağın %20'si oranında 54,80-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, borcun dava dışı üçüncü bir kişi tarafından üstlenildiği ve borca karşılık 36.000-TL'lik bononun verildiği öncelikle iddia edilmeli ve sonrasında bu iddia delillerle (gerekirse tanık beyanları ile) ispatlanması gerektiğini, ancak davalının, ilk derece mahkemesindeki yargılama safahatinde ne bu yönde bir iddiada bulunduğunu ne de bu yönde bir delili dosyaya sunduğunu, huzurdaki olayda taraflar arasında borcun dava dışı bir kişi tarafından üstlenildiğine dair açık irade bulunmadığı gibi bu yönde yapılmış bir sözleşme dahi bulunmadığını, İlk derece mahkemesinin, davalı tarafından dahi gösterilmeyen ve dile getirilmeyen bir hususu, yanlış yorumla karar gerekçesi yaptığını, salt bu husus dahi kararın kaldırılmasını zaruri hale getirdiğini, söz konusu 36.000,00 TL'lik bononun, davalı ... tarafından verilmediğinden, dava dışı üçüncü işi Av.... tarafından şahsi borç için verilen 23.110,00-TL'lik bononun iade edilmesiyle, dava dışı şirket tarafından verildiğinden, söz konusu bonoda davalı ... Restoran'ın cirosu da bulunmadığından, davalı tarafından davanın hiçbir aşamasında söz konusu bononun tahsil amacıyla üçüncü bir kişi tarafından borcun üstlenilmesi amacıyla davacıya verildiği beyan edilmediğinden ve son olarak taraflar arasında borcun dış üstlenilmesine ilişkin bir sözleşme ve irade dahi beyanı dahi bulunmazken ilk derece mahkemesinin davalının dahi iddia ve beyan etmediği bir bonoyu, bilirkişi raporlarında tespit edilen bedelden düşerek karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, zira söz konusu bononun şahsi borç için üçüncü kişi tarafından düzenlendiği, davalı şirketin ise bu bonodan sorumlu ve borçlu olmadığı, davalı şirketin söz konusu bonoda cirosunun dahi bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu 36.000,00-TL'Lik bononun tahsil ya da borcun üstlenilmesi amacıyla davalı/borçlu ... Restoran şirketinden veya dava dışı kişilerden alınmadığının aşikar olduğunu, İlk derece mahkemesinin, birbiriyle uyumlu kök ve ek rapora rağmen davalının dahi iddia etmediği bir hususu gerekçe yaparak davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağını tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas takip dosyası incelendiğinde, davacı tarafından cari hesap alacağına dayalı 36.274,02-TL nin tahsil talebiyle başlatılan ilamsız takibe davalı borçlunun süresinde itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi kök ve ek raporu alınarak, sunulan bono ve bonolara ilişkin tahsilat makbuzları, tarafların BA - BS formları celp edilip değerlendirilerek yazılı gerekçe doğrultusunda, davalı kayıtlarında borç olarak görülen 274,02 TL yönününden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında alınan bilirkişi rapor içeriklerinden, davacının davalıya düzenlediği tüm mal satış faturalarının her iki taraf defterlerinde aynen kayıtlı olduğu yani ticari defter fatura kayıtlarının birbiriyle mutabık olduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan takip talebindeki gibi 36.274,02 TL alacaklı göründüğü, davalının defterine göre ise davalının davacıya sadece 274,02 TL borçlu göründüğü; taraf ticari kayıtlarındaki uyumsuzluğun davacının davalıdan tahsilat makbuzu düzenlemek suretiyle almış olduğu ve davalı defterinde ödeme olarak kayıtlı olan ve davacıya verilen 12.07.2018 düzenleme 20.09.2018 ödeme tarihli 36.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu 36.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin davalı şirket değil, dava dışı ...Ltd.Şti olduğu, bu bono vadesinde ödenmeyince davacının dava dışı keşideci hakkında İstanbul ... Müdürlüğünün ... E dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı, yine mutabakatsızlığa dayanak iş bu bononun ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından defterlerine tekrar davalı borcu olarak kayıtlandığı anlaşılmaktadır. ...Ltd. Şti'nin keşidecisi olduğu anlaşılan 12.07.2018 düzenleme 20.09.2018 vade tarihli 36.000,00 TL'lik bononun, davacı tarafından düzenlenen 12.08.2018 tarihli ... no.lu Tahsilat Makbuzu ile davalıdan tahsilat için alındığı anlaşılmaktadır. 36.000,00 TL'lik (mutabakatsızlık sebebi) bononun vadesinde ödenmemesi üzerine davacı yanca dava dışı bono keşidecisi ... Ltd. Şti. aleyhine bonoya dayalı kambiyo takibi başlatılmakla birlikte aynı zamanda da davalı şirket hakkında açık hesap alacağına dayalı olarak eldeki davaya dayanak ilamsız icra takibinin başlattığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı yandan tahsilat için alındığı sabit olan 36.000 TL' lik bononun davacı yanca tahsil edilemediği de anlaşıldığından, davacı yanca bu tutar yönünden de dava dışı bono keşidecisi hakkında yapılan takipte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan temel ilişkiye dayalı olarak alacak talep edilebileceği sonucuna varılmaktadır. Çünkü bir borç için bono verilmiş olması, temel ilişkideki alacak hakkını sona erdirmez. Bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince 36.000 TL yönünden davacının talebiin reddi isabetli olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas takip dosyasına itirazının iptali ile -İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takip konusu yapılan 36.000 TL alacak ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, 2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında hesaplanan 7.254,80 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 2.459,16 TL harçtan, peşin alınan 438,10TL harç ile icraya yatırılan 181,37 TL'nin toplamı olan 619,47 TL'nin mahsubu ile geriye kalan 1.839,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan 115,55 TL posta ve tebligat masrafı, 900,00 TL bilirkişi ücreti, 488,90 TL harç gideri olmak üzere toplam 1.504,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile Hazineye gelir kaydına,6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7-Yatırılan gider ve delil avanslarından kullanılmayan kısımların, yatıran tarafa iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının, talebi halinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 47,45 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 209,55 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 04.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.