T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1876
KARAR NO: 2025/102
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/06/2021
NUMARASI: 2017/1276 E. - 2021/454 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacınına … Ltd.Şti. adlı tekstil firmasının finans departmanında çalıştığını, uzun yıllardır bu firmada çalışmakta olan müvekkilinin başka bir işle iştigal etmediğini, davacı adına tam tarihi bilinmeyen bir dönemde sahte kimlik çıkartılarak ... Bankası Ümraniye Şubesinde bu sahte kimlik ile çek hesabı açıldığını, bunun neticesinde banka tarafından yeterince incelenmeden, araştırılmadan verilen çek koçanı ile birçok kişiye karşılıksız çekler dağıtıldığını, bu çekler nedeniyle davacının o dönemki yasa nedeniyle defalarca gözaltına alındığını, hapis cezalarıyla muhatap olduğunu, iş yerinde defalarca işten çıkarılmak tehdidi ile karşılaştığını, çekler ile ilgili müvekkili davacı adına icra takipleri başlatıldığını, evine hacizler gittiğini, maaşına haciz konulduğunu, işinden atılmakla karşı karşıya geldiğini, birçok defa intiharın eşiğinden döndüğünü, bu şekilde manen zarar gördüğünü, davalının sahte kimlikle, herhangi bir araştırma yapmadan açtığı çek hesabı neticesinde müvekkili adına binlerce lira değerinde karşılıksız çek düzenlendiğini, bunun sonucu yapılan takipler ve açılan davalarla, haciz işlemleriyle hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen uğraşmak ve bu konularla ilgisi bulunmadığına muhatapları ikna etmek zorunda kaldığını, bankanın özen yükümlülüğüne aykırı olarak, yeterli inceleme ve araştırma yapmadan, sahte kimlik ile çek hesabı açtırması ve sahte kimlikle gerçek kimlik arasındaki ayrımı yeterince yapamamasından kaynaklı doğan maddi zararların tazmini gerektiğini, bilirkişilerce tespit edilecek bu hususlar neticesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000TL maddi tazminatın davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000TL maddi tazminat ile 150.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı aleyhine 2008 yılında karşılıksız çıkan çek nedeniyle dava açıldığını, davacının bu tarihte sahte kimlik ile kendi adına çek karnesi alındığını tespit ettiğini, bu tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığını, davacı yanın 10 yıl sonra bu davayı ikame ettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, profesyonel dolandırıcılar tarafından yapılan ve bu nedenle anlaşılması mümkün olmayan sahtecilik işlemlerinden bankaların sorumlu tutulması halinde, bankaların, yasaların kendilerine tevdi ettiği ve ekonominin temelini teşkil eden faaliyetlerini olağan bir şekilde yürütebilmelerinin mümkün olmadığını, davacı yan adına hareket eden kişinin prosedüre uygun olarak kimliğini ibraz ettiğini, muhtardan ikametgâh kaydı getirdiğini, dükkân açıp işlettiğini ve vergi dairesine kaydolduğunu, bu şahsın gerçek olmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığını, burada sorumluluğun, eylemi yapan şahsın doğal sorumluluğu yanında, bu sorumluluk başta işyerini sahtekâra kiralayan mülk sahibine, yine sahtekara ikametgah ilmühaberi veren muhtara, sahtekarı vergi dairesine kaydeden kamu idaresi olan vergi dairesine, yine en güvenilir makamlardan olan ve sahtekara imza beyannamesi düzenleyen Notere ait olduğunu, tüm bu sorumluluklar bir yana bırakılıp bu mercilerin düzenledikleri evraklara istinaden işlem yapması tabii olan davalı bankaya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, mevcut evrakların sahteliği konusunda da kesin bir bilginin de mevcut olmadığını, bu sebeple ilk olarak davacının kötü niyetli çek tanzim eden dolandırıcılar hakkında suç duyurusunda bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı sahte kimlik ile kendi adına çek karnesi alındığını beyan ettiğini, bu hususta davacı tarafından dolandırıcılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, dosyanın bildirilerek savcılık dosyasının neticesinin beklenilmesi ve soruşturma dosyası ile açılacak ceza davasının neticesine göre sorumlukların rücu için tespit edilmesi gerektiğini, davacı yanın davalı bankaya çek karnesi almak istediğini beyan etmesi üzerine kendisinden esnaf odası/ticaret sicil evrakları, ikametgah ilmühaberi ve vergi levhası talep edildiğini, davalı bankaca belgelerin incelendiğini ve gerekli araştırmayı yaptıktan sonra davacıya hesap açıldığını, davalı Bankanın davacıdan talep ettiği evrakların incelenerek, çek karnesi verildiğini, davalı bankanın, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Vergi Dairesi, Nüfus Müdürlüğü ve Muhtarlık tarafından görev ve yetkileri çerçevesinde düzenlenmiş olan resmi belgelere istinaden işlem yaparak, çek karnesi verdiğini, keza davacının zararına yol açan doğrudan davalı bankanın kusuru olmadığını, sahteciliği yapan 3. kişinin kasıtlı davranışı olduğunu, bu şekilde, davacının zararı ile davalı bankanın davranışı arasındaki uygun illiyet bağı koptuğunu ve zararın oluşumunda davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, davacı yanın davalı bankadan haksız tazminat almak için usul ve yasaya aykırı olarak, haksız ve kötü niyetli bir şekilde iş bu davayı açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; bankanın kusuruna istinaden haksız fiile dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Tarafların dilekçelerinde bildirdikleri delilleri toplanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Taraflar arasında davacı adına davalı banka tarafından iddia edildiği gibi sahte kimlik ile çek hesabı açılması ve bu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle davacının uğramış olduğunu iddia ettiği maddi ve manevi zararları davalıdan isteyip isteyemeyeceği, davalının çek hesabı açarken gerekli inceleme ve araştırmayı yapıp yapmadığı ve davacı adına sahte kimlik ile açıldığı iddia edilen çek hesabı nedeniyle davacıya karşı uğradığı zararlardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Mahkememizce bankacı vemali müşavir bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti 02/04/2019 tarihinde raporunu ibraz etmiş ve rapor taraflara tebliğ edilmiştir. Mali Müşavir bilirkişi mahkememize sunduğu 02/04/2019 tarihli raporunda özetle; Davalı banka tarafından davacı yana düzenlenen ... müşteri nolu bankacılık işlemleri sözleşmesinin usulüne uygun düzenlendiği, banka tarafından verilen çek karnesi nedeni ile davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi tazminattan bankanın sorumlu olmadığı, Hesap açmayı talep eden müşterinin aynı kimlikle noterden imza beyannamesi, muhtardan ikametgah çıkarttığı ve vergi dairesinde mükellefiyet kaydığı açtırdığı anlaşılmaktadır. Vergi dairesi ve Noter'in anlamadığı ve resmi işlem yaptığı kimliğin sahteliğinin davalı banka tarafından anlaşılamamasında davalı yanın ihmalinin olmadığı, asıl kusurluların Noter, vergi dairesi, nüfus Müdürlüğü olduğunu beyan ve rapor etmiştir. beyan ve rapor etmiştir. Dosyada mevcut tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek, hükme esas alınan 02.04.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporu dayanak yapılarak; Davacı ... adına Üsküdar Vergi Dairesi nezdinde ... Vergi No ile ... Züccaciye ticaret ünvanlı iş yeri için Vergi Levhası düzenlendiği, vergi levhasına göre işe başlama tarihinin 14.05.2007 tarihi olduğu, Davacı ... adına Üsküdar ... Noterliği tarafından 14.05.2007 tarih ve ... yevmiye nolu imza beyannamesi (sirküsü) çıkartıldığı, Davalı bankadan kimlik fotokopisi, vergi levhası, ikametgah ilmühaberi ve imza beyannamesi (sirküsü) ibraz edilerek çek karnesi alındığı, G.İ.B. Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğünün 18.97.2019 tarihli cevabi yazısı ve ekinde gönderilen yoklama fişinin incelenmesinde; ... adına ... vergi numarası kaydı ile 14.05.2007 tarihinde vergi mükellefiyetinin başladığı, 26.12.2007 tarihinde yapılan yoklamada ...'ü tanıyan olmadığı ve iş yerinde bulunmadığının tespit edilerek re'sen terk ettirildiğinin bildirildiği, Bilirkişi heyeti tarafından ibraz olunan 02/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan tespite göre; davacı ... adına Üsküdar Vergi Dairesi tarafından verilen onaylı vergi levhası bulunduğu, vergi levhasının verilebilmesi için gerekli belgelerin (davacı adına kimlik aslı, ikametgah ilmühaberi, imza beyannamesi (sirküsü) ve kira kontratı) ibraz edilmesi halinde açılış yoklaması yapılarak vergi levhasının verilebileceği, davacı adına 14.05.2007 tarihinde açılan ... isimli işyerinin 26.12.2007 tarihine kadar vergi mükellefi olarak faalliyette bulunduğu, 26.12.2007 tarihli yoklama fişi ile iş yerinde bulunmadığının tespiti ile re'sen iş yerinin vergi kaydının terkin edildiği, Bankacı bilirkişi tarafından yapılan tespite göre ise; davalı banka ile ... arasında 18 madde, 24 sayfadan oluşan ... nolu bankacılık sözleşmesi imzalandığı, davacı adına ... nolu hesap açılarak çek karnesi verildiği, ... adına hesap açılırken ve çek karnesi verilirken imza kontrolü için Üsküdar ... Noterliğinin 14.05.2007 tarih ve ... yevmiye nolu imza beyannamesinin alındığı, mükellefiyet kontrolü için Üsküdar Vergi Dairesi tarafından verilen vergi levhasının alındığı, adres ve yerleşim yeri kontrolü için mahalle muhtarı tarafından düzenlenen ikametgah ilmühaberi alındığı, kimlik kontrolü için ...'e ait kimlik asılının ibrazı ile fotokopisinin alındığı, Davalı bankadan çek karnesi alınmak üzere ibraz edilen belgelerden işyeri vergi levhası, muhtarlık ilmühaberinin, gerçek belgeler olduğu, nüfus müdürlüğünden çıkartılan kimliğin sahteliğinin noter tarafından ve diğer kamu kurumlarınca tespit edilemediği, çek karnesinin alındığı tarihte davacı adına Vergi kaydının bulunduğu, davalı bankanın çek karnesi vermek için yeterli ve gerekli incelemeyi yaptığı, davalı bankaya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla; davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun açıkça hatalarla ve objektiflikten uzak yaklaşımlarla dolu olduğunu, denetime elverişsiz ve kendini mahkeme yerine koyarak hüküm ifade eder nitelikte kanaatlerle kurulmuş rapora itibar olunmayarak yeniden farklı uzmanlardan rapor alınması gerektiğini, bilirkişilerin raporda, davalı bankanın resmi evraklara güvenerek çek karnesi verdiğini, asıl sorumlunun nüfus müdürlüğü, vergi dairesi ve noterlik olduğunu ileri sürdüğünü, ancak dava dosyası UYAP üzerinden incelendiğinde davalı bankanın sunduğu evrakların sözleşme ve imza beyannamesinden ibaret olduğunun görüldüğünü, bilirkişilerin vergi levhası ve diğer evraklar üzerinde inceleme yapıp yapmadığının belli olmadığını, bilirkişilerin incelemesinin ise tamamen davalı bankanın sunduğu evraklar üzerinden yapıldığını, davalı bankanın ise aleyhine olan evrakları sunmadığını, halbuki banka evrakları arasında fotoğrafların farklı olduğu kimlikler bulunduğunun bizzat müvekkil tarafından görüldüğünü, sunulan evraklarla yetinilerek inceleme yapılsa dahi davalı bankanın çek karnesi verirken uyması gereken usullere uyup uymadığının incelenmediğini, sadece hesap açma ve sözleşme imzalanmasının uygun olduğunun belirlendiğini, halbuki asıl dava konusu müvekkilinin sahte kimlik nedeniyle açılan hesap değil verilen çek karnesinden kullanılan ve ödenmeyen çeklerden dolayı müvekkilinin uğradığı zararlar olduğunu, hal böyle olunca davalı bankanın imza beyannamesi ve vergi levhası getiren herkese çek karnesi verdiği gibi bir anlam çıktığını, davalı bankanın kusurunu örtmeye çalıştığını, ayrıca ilgili noterlik olan Üsküdar ...Noterliği, Üsküdar Vergi Dairesi ve muhtarlıktan kayıtların celbi ile bu kurumlara davanın ihbarının talep edildiğini, bu taleplerinin hiç değerlendirilmediğini, eğer bir inceleme yapılacaksa kurumlardaki kayıtlarla bankadaki kayıtlar karşılaştırılarak inceleme yapılması gerektiğini, üstelik hiçbir dayanak sunmadan bankaların uymak zorunda olduğu kurallar belirtilmeden değil, özellikle denetleyici müfettiş vasfında bir bilirkişiden açıklamalı bir rapor alınması gerektiğini, bu taleplerinin de diğer tüm talepleri gibi dikkate alınmadığından söz konusu yargılamanın ve hükmün hukukiliğinden bahsedilemeyeceğini, hiçbir anlamı bulunmayan söz konusu rapora itibar edilmeyerek öncelikle itirazlarında belirtilen evrakların celbi, sonrasında denetleyici/müfettiş vasfında bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, çalıntı veya kayıp kimlik bilgileri kullanılarak sahte kimlik belgesi ile banka tarafından açılan çek hesabından verilen çeklerin, keşide edilmesi ve çeklerin karşılıksız çıkmasından dolayı davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacının nüfus cüzdanındaki bilgilerin meçhul kişiler tarafından bir şekilde ele geçirilerek ve sahte kimlik kullanılarak davalı bankadan çek hesabı açtırıldığı, bankanın çek hesabı açması sebebiyle davacının karşılıksız çek keşide etmek suçlamasıyla bir çok kez göz altına alındığını, hapis cezası aldığını, haciz tehdidi ile karşı karşı karşıya kaldığını belirterek, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalı vekili ise; 2008 yılında karşılıksız çıkan çek sebebiyle davacıya dava açıldığını, davalının sahte kimlik belgesi ile çek hesabı açıldığını bu tarihte tespit ettiğini, bu sebeple talebin zamanaşımına uğradığını, davalının çek hesabı açarken gerekli özeni ve dikkati gösterdiğini, kusuru bulunmadığını, illiyet bağının bulunmadığını savunmuştur.Mahkemece, davalının çek hesabı açarken yeterli ve gerekli incelemeyi yaptığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, davalının yeterli inceleme ve araştırma yapmadan kendisine ait kimlik bilgilerini kullanan kişiye çek hesabı açması sebebiyle adına bir çok ceza davası açıldığını, mahkumiyet kararı verilip gözaltına alındığını, bu sebeple zarara uğradığını, bir diğer deyişle davalının haksız eylemi sebebiyle maddi manevi zarara uğradığını, çek hesabını kendisinin açtırmadığını ileri sürmektedir. Dosya kapsamında bulunan belgelerin incelenmesinde; davacının bila tarihli şikayet dilekçesi ile Güngören C. Başsavcılığına şikayette bulunduğu, kimlik bilgilerinin kullanılarak ... Bankası'na ait 31.10.2007 tarihli, ... sayılı ve ve 3.500,00 TL bedelli çekin kimlik bilgileri kullanılarak doldurulduğu, yine başka senetlerin de kimlik bilgileri ile doldurulduğunu, Banka'ya verilen ikametgah belgesindeki fotoğrafın kendisine ait olmadığını tespit ettiğini, bunu yapan kişilerden şikayetçi olduğu belirttiği, Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında daimi ara kararı verildiği görülmektedir. Buna göre somut olayda, dava dışı sahtecilik yapan kişilerin tespit edilemediği görülmekle birlikte, çek karnesi için sunulan evrakların sahte olmadığı yönünde bir savunma ileri sürülmediği, çek karnesi verilirken gerekli incelemenin yapıldığı, gerekli belgelerin istendiği, tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği savunulmuştur. Her ne kadar alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; 02.04.2019 tarihli bilirkişi raporunun Mali Müşavir ve Bankacı bilirkişilerce düzenlediği, bilirkişilerin davalı bankaya çek hesabı açılması için sunulan kimlik belgesi, vergi levhası, imza beyannamesi, ikametgah belgesini inceledikleri, davalı bankanın çek karnesi alınmak üzere ibraz edilen belgelerden işyeri vergi levhası, muhtarlık ilmühaberinin gerçek belgeler olduğu, nüfus müdürlüğünden çıkartılan kimliğin sahteliğinin noter tarafından ve diğer kamu kurumlarınca tespit edilemediği, çek karnesinin alındığı tarihte davacı adına vergi kaydının bulunduğu, davalı bankanın çek karnesi vermek için yeterli ve gerekli incelemeyi yaptığı kanaatinin bildirildiği; bir diğer deyişle çek karnesi verirken bakanın uyması gereken usullere uyduğunun tespit edildiği görülmüş olup, Dairemizce söz konusu bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Bu tespitler doğrultusunda, davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirdiği ve sorumluluğunu gerektirecek kusurlu bir davranışının kanıtlanmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, davalı bankanın sunduğu evrakların sözleşme ve imza beyannamesinden ibaret olduğunu, bilirkişilerin vergi levhası ve diğer evraklar üzerinde inceleme yapıp yapmadığının belli olmadığını ileri sürmüş ise de dava dosyası içinde yer alan Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/2386 Esas 2010/287 Karar sayılı dosyası kapsamının incelenmesinde; eldeki davanın davacısı ...'ün sanık olarak yer aldığı, ... Bankasının Ümraniye Şubesine ait ... nolu çek hesabından keşide edilen 30.10.2007 tarihli ve 8500,00 TL bedelli, ... sayılı çekin sanık tarafından düzenlediği ve karşılıksız çıktığının iddia edildiği, çek aslı üzerinde yapılan imza incelemesinde çekteki imzanın ...'ün eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu dosya kapsamında davalı Bankaya çek hesabı açılması için sunulan kimlik belgesi, vergi levhası, imza beyannamesi, ikametgah belgesinin bulunduğu ve bilirkişilerin de bu belgeleri inceledikleri anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, Üsküdar ... Noterliğine ve Üsküdar Vergi Dairesine davanın ihbarı taleplerinin değerlendirilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de eldeki davanın konusu, davalı bankanın çek karnesi verirken yasal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, haksız bir eyleminin bulunup bulunmadığı ve bunun sonucuna göre de zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkin olup bu kurumlara davanın ihbarının sonuca bir etkisi olmayacağı anlaşıldığından, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve kısmi dava olması sebebiyle temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın davacı vekiline tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.