T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/505
KARAR NO: 2024/1823
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/11/2023
NUMARASI: 2023/355 E. - 2023/919 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari iş gereği cari hesap tutulmakta olup takip tarihi itibariyle müvekkilinin davalıdan 226.503,44 TL tutarında alacağı bulunduğunu, taraflar arasındaki tüm faturalar diğer tarafa tebliğ edildiğini, taraflarca cari hesaba işlendiğini, her iki tarafın ticari defterlerine de kaydedildiğini, müvekkili şirketin tüm taleplerine rağmen davalı tarafından cari hesap alacağı ödenmediğini, cari hesap borcunu ödememek adına gerçeğe aykırı ve mesnetsiz olarak müvekkili şirket adına 25.10.2022 tarihli, ... numaralı, 255.430,85 TL bedelli fatura tanzim edildiğini, davalı tarafından daha önce fatura edilmiş olan 24.05.2022 tarih ve ... gönderi numaralı malzemeler gerekçe gösterilerek olması gereken fiyatın onlarca kat edilen tutarda fatura kesildiğini, davalı tarafından cari hesap borcu ödenmediğini ve mesnetsiz bir şekilde müvekkiline fatura kesildiğini, davalıya Beyoğlu ... Noterliği'nin 01.11.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle cari hesabın kat ediliği ve cari hesap borcunun ödenmesinin gerektiğinin ihtar edildiğini, davalının müvekkiline olan cari hesap borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını, alacak için takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak fiili ödeme gününe kadarki faiz, masraf ve ücreti vekalet ile birlikte tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile %20den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardır. İcra takibinin yetkili icra müdürlüğünde usulünce başlatılmış ve süresinde yapılmış bir itiraz ile icra takibinin durmuş olması, itirazın iptali davasının görülmesi için HMK' nın 114/2. maddesi kapsamında bir dava şartıdır. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/120 esas 2023/294 karar sayılı gerekçeli kararında " davanın taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklandığı ve taraflar arasında özel kargo hizmeti ilişkisine ilişkin sözleşme bulunduğu, sözleşmenin éAnlaşmazlıklar" başlıklı maddesinde; iş bu sözleşmeden kaynaklı ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının belirtildiği, taraflar arasındaki yetki sözleşmesine göre İstanbul Mahkemelerinin (Çağlayan) yetkili kılındığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine," karar verilerek Mahkememize tevzi edilerek yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 226.503,44-TL asıl alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun itiraz ettiği görülmüştür. İcra ve İflas Kanunu'nun 61/1. Maddesinde "Ödeme emri borçluya takip talebinden itibaren nihayet 3 gün içinde tebliğe gönderilir", Kanun'un 62/1 maddesinde "İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1 maddesinde ise "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur." hükümleri düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, borçlu tarafından borca ve yetkiye itiraz ettiği anlaşılmıştır. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardır. İtirazın iptali davasının görülme şartı yetkili icra müdürlüğünce düzenlenmiş ödeme emrinin bulunması ve bu ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edilmiş olmasıdır. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde sözleşmeden doğan ihtilafların İstanbul Mahkeme ve İcra dairelerinde görülmesine ilişkin yetki şartının bulunduğu, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ve icra takibinin sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkeme ve icra dairesinde açılabileceği, davacı tarafından sözleşme ile belirlenmeyen İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünce takip başlatıldığı anlaşıldığından bu durumda dava tarihi itibariyle yetkili icra müdürlüğünce düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmadığından itirazın iptali davasının görülme şartları oluşmadığından davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/15690 Esas 2015/1995 Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi 2017/893Esas 2018/780 Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 14. Hukuk Daires 2017/826 Esas 2018/233 Karar sayılı ilamı)." gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının icra dairesine sunmuş olduğu itiraz dilekçesinin konu ve sonuç kısmında yetkiye itiraz yer almadığını, dilekçe içeriğinde "yetkiye" şeklinde bir itiraz bulunduğunu, davalının itiraz dilekçesinin tümüne bakıldığında yetkiye itirazının olmadığını, sehven yetki kelimesinin yazıldığının açıkça görüleceğini, konu ve sonuç kısmında da yetki itirazından bahsedilmediğini, yetkili icra dairesinin gösterilmediğini, borçlunun yaptığı yetki itirazının geçerli olabilmesi için yetkili icra dairesinin neresi olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiğini, yetkili icra dairesinin bildirilmemesi halinde geçeli bir yetki itirazından söz edilemeyeceğinden yetki itirazının dikkate alınamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/19-1520 Esas, 2014/524 Karar sayılı kararı,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/26168 Esas ve 2017/ 12357 Karar sayılı kararı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2014/28861 Esas ve 2014/ 26579 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2003/2636 Esas ve 2004/975 Karar sayılı kararında bu hususun vurgulandığını, mezkur ve müstekar Yargıtay kararları uyarınca davalının icra takibine yaptığı yetki itirazının geçersiz olduğunu ve mahkeme kararının açıkça hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmede doğan ihtilafların İstanbul mahkeme ve cra dairelerinde görülmesine ilişkin yetki şartının bulunduğu, davacı tarafından sözleşme ile belirlenmeyen İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığı, dava tarihi itibariyle yetkili icra müdürlüğünce düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmadığı ve itirazın iptali davasının görülme şartları oluşmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki istinaf incelemesine esas uyuşmazlık, mahkemece icra dairesinin yetkili olmadığından bahisle verilen usulden ret kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Davacı tarafça, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması halinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Çünkü, itirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz halinde, yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmiş olması, HMK'nın 114/2 maddesi anlamında özel dava koşuludur İcra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürmek ise (şikâyet değil) itiraz yolu ile olur. İcra dairesi kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez. Borçlu, yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirir. Yetki itirazı, esas hakkındaki itirazla (m. 62) birlikte yapılmalıdır (m. 50, II). Borçlu, süresi içinde ödeme emrine itiraz ederken, yetki itirazını da birlikte bildirmemişse, artık takibin bundan sonraki safhalarında yetki itirazında bulunamaz; icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Yani, alacaklı, borçlunun (esasa ilişkin) itirazının kaldırılması için icra mahkemesine başvurursa (m. 68 - 68/a), borçlu, icra mahkemesinde, icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri süremez (m. 63). Bunun gibi, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu, (esasa ilişkin) itirazın kaldırılması talebini inceleyen icra mahkemesinin yetkisizliğini de ileri süremez. Çünkü, icra mahkemesinin yetkisi, icra dairesinin yetkisine göre belirlenir; borçlu, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemekle, icra dairesinin ve dolayısıyla onun (icra dairesinin) tâbi bulunduğu icra mahkemesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Fakat, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu, hukuk mahkemesinin de yetkisini kabul etmiş sayılmaz. Yani, bu hâlde, alacaklı, aslında yetkisiz olan icra dairesinin bulunduğu yer hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açamaz; açarsa, borçlu, hukuk mahkemesinin yetkisine (ilk) itiraz edebilir ( (Prof Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.Baskı, 2013, Ankara, s.180-181) Öte yandan borçlu, yetki itirazında yetkili icra dairesinin hangisi olduğunu bildirmelidir (İİK m. 50,I; HMK m. 19/2). Birden fazla yetkili icra dairesi varsa, borçlu, yetki itirazında bu (yetkili) icra dairelerinden seçtiği icra dairesini (yalnız birini) yetkili olarak bildirebilir; aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz (İİK m. 50,1; HMK m,19/2,c.2). Yani, borçlu yetki itirazında yetkili icra dairesi olarak birden fazla icra dairesini gösterirse, yetkili icra dairesini kesin olarak bildirmemiş olduğundan, böyle bir yetki itirazı geçersizdir ( (Prof Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.Baskı, 2013, Ankara, s.181). Somut olayda davalı vekilince icra dosyasına sunulan 12.12.2022 tarihli itiraz dilekçesinde; takip konusu borca, yetkiye, faize, faiz oranına, takibin tüm ferilerine itiraz edildiği belirtmiş, ancak yetkili yer icra dairesi açıkça gösterilmemiştir. Bu nedenle icra dairesinin yetkisine karşı geçerli bir itirazın bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş ve istinafa konu kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.12.2024