T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/528
KARAR NO: 2024/1751
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/01/2023
NUMARASI: 2022/917 E. - 2023/90 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... isimli müşterisinin siparişi üzerine İstanbul'dan ahşap masa, kanepe-koltuk imalatı yaptırdığını ve iş bu malların İstanbul'dan İsviçre'ye nakliyesi için davalı şirket ile anlaştığını, nakliye hizmet bedelinin 03.09.2021 tarihinde davalı tarafa ödendiğini, İstanbuldan yüklenecek olan malların davalının deposuna 16.09.2021 tarihinde teslim edildiğini, basiretli bir taşıyıcı olarak iş bu nakliye için makul süre 15 gün olmasına rağmen malların müşteriye 38 gün sonra teslim edildiğini, dolayısıyla 23 günlük gecikmenin söz konusu olduğunu, davalı borçlunun sözleşme kapsamında malları kendisi taşımadığını ve taraflarından herhangi bir onay alınmaksızın başka bir taşıyıcının işi yaptığını, basiretli bir tacir olarak sorumluluğunu yerine getirmediğini ve kendi karını düşünerek malların taşınması hizmetini sıradan 3. bir firmaya sattığını, bu nedenlerle geç teslim ve mallarda ki hasar nedeniyle uğranılan zararın tahsili amacıyla Büyükçekmece .. .İcra Müdürlüğünde ...E. Sayılı icra dosyasında başlatılan icra takibine karşı davalının itirazının haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına,%20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının, ...-Büronur Mobilya (ihracatçı) isimli kişiden 23.09.2021 tarihli 39.320,00 TL bedelli fatura ile satın aldığı 1029,50 brüt kg. (net 959 kg) Ağırlığındaki 15 adet ahşap masa, 11 adet ahşap kanepenin İSVİÇRE'DE, davacı adına ... firmasına teslim edilmek üzere taşıma anlaşması yapıldığını, yapılan anlaşmada malın, belirli bir sürede teslim edileceğine dair yazılı taahhüt olmadığı gibi taşımanın bizatihi müvekkil tarafından/aracıyla yapılması gerektiğine dair koşul olmadığını, maddi vakıada taşınan ürünlerin tamamının teslim edildiği kabul edildiğini tam ya da kısmi ziyai iddiası olmadığını, iddianın taşımaya konu malın hasar gördüğü ve de geç teslim edildiği noktasında olmadığını, talebin ...'nin davacıya kestiği 17.01.2022 tarihli 8.930,95 EURO bedelli faturanın rücuen tahsili istemli olduğunu, fatura içeriğinde 'hasar bildiriminin tedarikçiye bildirildiği söylendiğini, ama, davacı tarafından alıcıya bir ödeme yapılıp yapılmadığının belli olmadığını, davanın rücuen alacak istemi olduğu dikkate alındığında bu hususun irdelenmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...7155 Sayılı Kanun ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanuna eklenen 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak hüküm altına alınmış olup bu davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesine göre, TTK’nın 4. Maddesi gereğince, Arabuluculuğa tabi davalar arasında yer aldığı, davacının arabulucuğa başvurduğuna dair herhangi bir belge sunmadığı, mahkememizin 21/10/2022 tarihli tensip zaptının 10 no'lu ara kararında arabulucuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretinin 1 haftalık kesin süre içerisinde sunulması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtar edildiği, davacı vekilince beyanda bulunulmadığı ve arabuluculuk tutanağının sunulmadığından 7155 Sayılı yasa ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca arabulucuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usülden reddine karar verilerek ..." gerekçesiyle davanın 7155 sayılı yasa ile değişik 6102 sayılı TTK 'nın 5/a ve aynı sayılı yasa ile değişik 6345 sayılı kanunun 18/a maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf dilekçesi, süre uzatım başlığı ve cevap süresinin uzatılması şeklinde ibraz edilmiştir. Dilekçede, mahkemenin dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verdiğini, kararın istinaf edildiği belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından gerekçeli bir istinaf dilekçesinin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, eşya taşımadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemece, 21.10.2020 tarihli tensip ara kararında; " 10-Arabuluculuk Kanunu M.18/A/2 gereğince arabulucuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretinin 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde sunulması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun davacı vekiline İHTARINA..." dair karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından verilen süre içerisinde arabuluculuk tutanağı dosya içerisine ibraz edilmemiştir. 30.01.2023 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; arabuluculuk tutanak aslının süre verilmesi hâlinde sunacağını belirtmiştir. Davalı vekili ise yasal süre içerisinde tutanak aslı sunulmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usülden reddine karar verilmiştir. TTK'nın dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı madde 5/A'da "(Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir) (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. .." düzenlemesi mevcuttur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesindeki düzenleme, "MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) "...(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. İlk derece mahkemesince verilen karar, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uygundur. Davacı taraf, gerekçeli bir istinaf dilekçesi de sunmamış olup kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 247,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024