T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1310
KARAR NO:2024/1488
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:22/01/2021
NUMARASI:2015/844 E. - 2021/26 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı .... İle dava dışı .... Şti. arasında imzalanan 28/12/2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi gereği dava dışı şirkete çek taahhüt kredisi, şirket kredi kartı, ticari kredili mevduat hesabı ve taksitli ticari kredi açılıp kullanıldırıldığını, davalılar ... ile ..."in ise bu sözlemeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, .. Şti., ... ve ...'in bakiye borcu ödememeleri üzerine 22/05/2015 tarihi itibariyle hesabın kat edildiğini, borçlulara Üsküdar .... Noterliğinin 25/05/2015 tarihli ve ... ve ...yevmiye numaralı borcun ödenmesi ihtarını ve kullanılan krediye ilişkin hesap özetini içeren ihtarnamelerin keşide edilerek gönderildiğini, borçluların kat tarihi itibariyle ayrıntısı ihtarnamede belirtilmiş olan 65.617,77 TL nakdi kredi borcu ve 1.120,00 TL gayri nakdi kredi borcu bulunduğunu, talep edilen muaccel borcun ihtara rağmen ödenmemesi üzerine ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile borçlular ... ve ... aleyhinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrini tebliğ alan borçluların, alacaklı görünen tarafa herhangi bir borçları bulunmadığından bahisle borca, takip dayanağı belgelere, işlemiş ve işleyecek faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, davalıların ... sayılı dosyasına yaptığı itirazların iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından açılan iş bu davanın tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacı banka tarafından takibe dayanak olarak gösterilen 28.11.2012 tarihli kredi sözleşmesinin müvekkileri açısından hükümsüz olduğunu, imzalara itiraz ettiklerini ve bu sebeple dava dışı şirketin borcunun, müvekillerini bağlamadığını, davacı tarafın müvekkillerine haksız olarak icra takibi başlatmış olduğunu savunarak, davanın reddi ile ayrı ayrı %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı bankanın dava dışı kredi asıl borçlusu .... Ltd. Şti arasında imzalanan 500.000,00-TL genel kredi sözleşmesi imzaladığı, davalıların söz konusu genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı sözleşmelerde kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin yazılı olduğu, imzaların geçerli olduğu, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 586. maddesindeki yasal koşulları kapsadığı, davacı banka tarafından hesap kat edilerek, ihtarname keşide edildiği, dava dışı asıl borçlu ve kefillere gönderilen ihtarnamenin GKS'de yazılı olan adrese gönderildiği ve davalılara tebliğ edildiği, ihtar ile verilen 1 günlük sürenin sonunda 29/05/2018 tarihinde davalıların temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Denetime elverişli, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının talebinde kısmen haklı olduğu, gayri nakdi çek bedeli yönünden de sözleşmede özel hüküm bulunduğundan, bu talep yönünden de davacının talebinde haklı olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davalının aksi yöndeki itirazları kabul edilmemiş olup, alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçluların itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamının %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ile takibin 6.154,46 TL asıl alacak, 47,29 işlemiş faiz, 23,36 TL BSMV olmak üzere toplam 6.204,11 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %36,36 faiz ve bunun %5 BSMV'sinin işletilmesine, (taksitli kredi yönünden) 36.562,71 TL , 7.210,98 TL işlemiş faiz, 360,35 TL BSMV olmak üzere toplam 44.134,24 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %100 faiz işletilmek ve bunun %5 BSMV'si işletilmesine, (82018791-1 ticari kredi yönünden ise) 20.518,05 TL asıl alacak, 1.223,70 TL işlemiş faiz, 61,18 TL BSMV olmak üzere toplam 21.802,93 TL olmak üzere, 20.518,05 TL asıl alacağa ise %28,08 faiz ve bu faize %5 BSMV işletilmek suretiyle takibin devamına, böylelikle 646,15 TL mahkeme masrafları da kabul olmak üzere toplam da takibin 72.808,70 TL üzerinden devamına, Gayri nakdi çek bedeli yönünden 1.025 TL gayri nakdi alacağın, gayri nakdi teminat olarak alacaklı nezdinde faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesine, toplam alacağın %20 si olan 14.561,74 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dışı şirket lehine kullandırılmış olan krediye davaların müteselsil kefil olmayı taahhüt ettiklerini, gerek dava dışı asıl borçlu gerekse davalı kefillerin kat ihtarına rağmen borcu ödemediklerini ve haklarında icra takibi başlatıldığını, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kısmen kabul kararının yerinde olmadığını, dava dilekçesinin ekindeki hesap özetinde alacak miktarlarının belirtildiğini ifade ederek kararın kaldırılmasını ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı banka tarafından takibe dayanak gösterilen 28.11.2012 tarihli sözleşmenin müvekkilleri açısından hükümsüz olduğunu, sözleşmenin müvekkillerine kredi limiti boş olarak imzalatıldığını, müvekkillerinin kredi limiti olan 500.000,00 TL'lik borca kefil olmadıklarını, kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen TBK'nın 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar kefalet süresi açıkça belirtilmedikçe geçerli olmayacağını, kredi limitinin boş bırakılarak imzalatıldığını, hükümsüz bir sözleşmeye dayalı olarak müvekkillerinin borçlu olduklarından bahsedilemeyeceğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalılar vekilleri tarafından, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı ... Ltd. Şirketi ile davacı bankanın ...Şubesi arasında genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, 28.11.2012 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalayan davalılar yönünden sözleşme hükümlerinin ve kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, 28.11.2012 tarihinde davacı bankanın Sefaköy Şubesi ile dava dışı ... Ltd Şirketi arasında 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin davalı gerçek kişiler tarafından müşterek müteselsil kefil olarak imzalandığı, kefalet limitinin müteselsil kefil ifadelerinin el yazılı olarak imzalanmış olduğu, davacı banka tarafından davalı gerçek kişilere Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen 25.05.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede dava dışı şirket ile kredi sözleşmesinin düzenlendiği ve kredilerin açıldığı, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu belirtilerek, sözleşmeler gereğince 65.617,77 TL nakdi borcun 24 saat içerisinde ödenmesinin belirtildiği, davacı banka tarafından davalı gerçek kişiler hakkında ihtarnameden sonra 08.07.2015 tarihinde ... sayılı dosyasında; 6.154,46 TL şirket kredi kartı, kredi kartı faizi, 59.463,31 nakdi krediler, nakdi kredilerin faizi ve BSMV'si ile 1.025,00 TL gayri nakit ile 646,15 TL ihtar masrafı olmak üzere 75.098,76 TL alacağın tahsilinin talep edildiği ,ayrıca banka tarafından verilen çek yapraklarından kaynaklanan 1.200,00 TL gayri nakit alacağın faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesinin talep edildiği, takibe konu olarak 28.11.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi ile ihtarnamenin gösterildiği, davalılar tarafından borca ve takibe karşı itiraz edildiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu, dava değeri olarak tevzi formunda, 75.098,76 TL'nin gösterilmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların dosyaya delillerini ibrazı ve celbinden sonra bilirkişi incelemeleri gerçekleştirilmiştir. 16.05.2016 tarihli bilirkişi raporu ile 18,.05.2018 tarihli ek bilirkişi raporu alınmıştır.Davalıların imzaya ve yazıya itiraz etmeleri üzerine mahkemece bilirkişi incelenmesi yaptırılmıştır.29.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda; genel kredi sözleşmesindeki imzaların ... ve ... tarafından atılıp atılmadığı, onlara ait olup olmadığının incelendiği belirtilerek sonuç olarak, ... ismine atılan imzaların ...'in eli ürünü olduğu, ... adına atılı imzaların ise ...'in eli ürünü olduğu belirtilmiştir.09.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; genel kredi sözleşmesindeki 42 ve 43 sayfadaki yazıların davalılara ait olup olmadığının incelendiği ve inceleme sonucunda 42.sayfadaki yazılarda kefil olunan miktarın yazı ve rakamla belirtilen kısımdaki yazıların kefil olunan tarihin ...'in eli ürünü olmadığı, diğer yazıların ...'in eli ürünü olduğu, 43.sayfadaki yazılarda isim ve adres yazılarının ...'in eli ürün olduğu, kefil olunan miktarın yazı ve rakamla belirtilen kısımlarındaki yazılar ile kefil olunan tarihin ve cevap yazılarının ...'in eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Adli tıp bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından itiraz edilerek, imzalanan sözleşmenin imza tarihlerinin 2012 yılına dayandığını, bilirkişinin uzman olmasına rağmen yazı ve imza incelemelerinin çok hassas ve itina gerektirdiğini, ilgili incelemenin heyet usulü ile yapılması gerektiğini belirterek, dosyanın adli tıp kurumuna gönderilmesi suretiyle heyet raporu alınmasını ve hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde somutlaştırılmasının gerektiğini belirtmiştir.Davalılar vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerinde; 09.10.2020 tarihli bilirkişi raporunun cevaplarını ve davanın haksızlığını ispatladığını, TBK'nın 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet süresi açıkça belirtilmedikçe geçerli olmayacağını, geçerlilik şartlarına haiz olmayan kefalet sözleşmelerinin kesin olarak hükümsüz olduğunu ve kefilleri bağlamayacağını belirterek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunun yeterli olduğuna dair ara karar oluşturularak yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dava konusu genel kredi sözleşmesi 28.11.2012 tarihlidir. Davalı kefillerin sorumluluğunun kabul edildiği genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 583. maddesinde "şekil" üst başlığı ile; " Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz. " düzenlemesine yer verilmiştir.Yasal düzenlemede, kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesine dair şekil şartları belirtilmiştir. Somut olayda, davalı kefiller tarafından kefalet sözleşmesindeki yazılı kısımların kendileri tarafından yazılmadığı, yalnızca sözleşmeye imza atılmış olduğu savunmasında bulunularak kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmüşlerdir. Mahkeme tarafından alınan 29.06.2020 tarihli grafoloji adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen raporda imzaların davalı kefillere ait olduğu tespit edilmiştir. Bu konuda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Ancak grafoloji uzmanının 09.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, genel kredi sözleşmesinin ilgili sayfasındaki kefil olunan miktarın yazı ve rakamla belirtilen kısımlardaki yazılar ile kefalet tarihinin davalı ...'in eli ürünü olmadığı ve 43.sayfadaki yazılarda kefil olunan miktar ve rakamla belirtilen kısımdaki yazılar ile kefil olunan tarihin ...'in el ürünü olmadığı belirtilmiştir. Rapordaki tespit edilen hususlardan kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihi TBK'nın 583/1 fıkrasında belirtilen ve kefilin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile yazması gereken hususlardandır. Azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet sözleşmesinin geçerli olmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Yasanın düzenlemesi emredici niteliktedir. Davacı vekilinin rapora itirazı ile söz konusu yazılarla ilgili olarak Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak, kefalet sözleşmesindeki söz konusu yazıların davalı kefillerin eli ürünü olup olmadığının kesin olarak tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ve yasanın yanlış yorumu ile verilen karar isabetli görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,4-Taraflarca İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.24.10.2024