T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1580
KARAR NO:2024/1539
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/05/2021
NUMARASI:2020/469 E. - 2021/357 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, adına kayıtlı bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ...-... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı 448.40 metrekare arsa üzerine inşa edilen binadan kendisine isabet eden 6 no'lu daireyi, tapuda davalı adına devir ve temlikini yaptığını, sahibi bulunduğu ve temsilcisi olduğu işletmeden de 07.11.2018 tarih ve ... nolu faturayı tanzim edip davalıya teslim ettiğini, fatura tutarının KDV dahil 380.000 TL olduğunu, 6 nolu dairenin satışından dolayı tanzim edilen fatura bedeline mahsuben, faturanın tanzim tarihinde 250.000 TL satış fatura bedelinin davalı şirket yetkilisince sahibi bulunduğu... Şubesi’nde bulunan çek hesabından ödendiğini, böylece fatura tutarından 130.000 TL davalının borcu kaldığını, ancak ödeme yamadığını, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalını borca, yetkiye, faize, işlemiş faize, faiz oranına, borca ve borcun tüm ferilerine karşın itirazda bulunduğunu, İİK'nın 50/1 maddesinde yetkili icra dairesinin, akdin yapıldığı yer icra dairesi olarak tayin ve tespit edildiğini, alacağın sözleşmeden doğan para alacağı olduğunu, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, davalının 130.000 TL borcunu ödediğini ispat etmekle mükellef olduğunu, bu bedelin davacıya ödenmediğini, faturanın 07.11.2018 tarihinde tanzimle davalı şirkete teslim edildiği, aynı gün 250.000 TL'nin çekle tahsil edildiğini, bu sebeple bakiye alacağın da muaccel duruma geldiğini ve işlemiş faiz isteminin yerinde olduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının davacıya borcu bulunmadığını, dava dilekçesinde de anlatıldığı şekilde müvekkilinin davalıdan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ...-... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı 6 no'lu daireyi satın aldığını, taşınmazın satış bedeli olan 380.000,00 TL'nin 250.000,00 TL'sini davacı yanca da ikrar ve ifade olunduğu üzere 07.11.2018 keşide tarihli, ... seri nolu çek ile ödediğini, kalan kısmın ise müvekkili şirketin ilgili taşınmazın alınması işlemleri için yetkilendirdiği ... tarafından satıcıya/satıcı için yetkilendirilen şahsa satış tarihinde elden ödendiğini, bu doğrultuda satış bedelinden çek bedeli mahsup edildikten sonra kalan kısım olan 130.000,00 TL'nin ödenebilmesi amacıyla aynı zamanda ilgili taşınmazın satış tarihi de olan 07.11.2018 tarihinde ..bank AŞ ... Şubesinden 130.000,00 TL çekildiğini ve davacıya/davacının yetkilendirdiği şahsa ödendiğini, hayatın olağan akışı içinde düşünüldüğünde davacı satıcının 380.000,00 TL'lik mülkünü salt çek bedeli olan 250.000,00 TL'yi tahsil etmesinin akabinde tapuda devir etmesinin mantık ilkeleriyle bağdaşmadığını, her gayrimenkul satıcısının tapuda imza atmadan önce tüm satış bedelini aldığını, davacının gayrimenkulü davalı müvekkili şirkete tapuda imza atmak suretiyle devrettiğini, bu husus yazılı bir delil kabul edilmez ise o halde de bunun bir yazılı delil başlangıcı olacağını, bu halde de mahkemeden tanık dinlenilmesi taleplerinin bulunduğunu, bu noktadaki tanıklarının da müvekkilinin adına taşınmazı satın alması için yetkilendirdiği ... olduğunu, bu sebeplerle takibe itiraz ettiklerini, takibin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, bakiye satım bedelinin tahsili amacı girişilen icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Bu noktada icra takip dosyası irdelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine genel haciz yolu ile icra takibine girişildiği,davalı borçluya 21/08/2020 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği, 7 günlük itiraz süresi içersinde 24/08/2020 tarihinde davalı borca itirazı üzerine takibin durmasına karar verilmesi nedeni ile davacı tarafından eldeki davanın mahkememize ikame edildiği anlaşılmıştır.Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel hüküm ihdas edilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.Davalı tarafından ibraz edilen cevap dilekçesi irdelendiğinde taraflar arasında akdi ilişkinin mevcutiyeti ve bu noktada yazılı satım sözleşmesinin akdedildiği kabul edilmiş ancak satış bedeli mahsup edildikten sonra kalan kısım olan ve takibe asıl alacak olarak konu edilen 130.000,00 TL'nin ödenmesi amacı ile 07/11/2018 tarihinde ...bank Şubesinden 130.000,00 TL'nin çekildiği ve bu tutarın davacının yetkilendirdiği kişiye ödendiği savunulmuştur.Dosya kapsamına alınnan Ataşehir Tapu Müdürlüğü'nden celp olunan resmi senedin irdelenmesi ile dava konusu taşınmazın davacı tarafından vekaleten ... tarafından davalıya 07.11.2018 tarihinde saat : 14;29 'da 380.000,00 TL bedelle satıldığı , bedeli nakden ve tamamen teslim aldığına dair davacının beyanı bulunduğu görülmüş yine davacı tarafından davalı adına satış bedeli 380.000,00 TL için 07.11.2018 tarih ... numaralı fatura düzenlediği ve faturanın davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu görülmüştür.Davalı tarafından resmi senetteki ikrarın davacıyı bağlayacağı zira davacının tacir bulunduğu bu nedenle satım bedelinin alınmaksızın taşınmazın davalıya devrinin gerçekleştirmeyeceği yargılama aşamasında ayrıca savunularak banka hesabından çekilen 130.000,00 TL'nin tapuda satış sırasında davacıya veya yetkilendirilen şahsa ödendiğini beyan edilmiş ise de dosyaya sunulan davalıya ait ...bank dekontu tetkik edildiğinde 07.11.2018 saat 16;18:17 saatinde talimat ile .. şubesinden hesaptan 130.000,00 TL'nin çekildiği anlaşılmıştır.Yine incelenen davalının incelenen ticari defter ve kayıtları ile resmi senedin aksine satım bedelinin 250.000,00 TL' lik kısımının çek olarak 16:05 de ...bank ... Şubesinden çekin tahsil edilmesi sureti ile davacıya ödendiği bu şekilde resmi senedin tanzimi aşamasında davalı kayıtları ile dahi satış bedelinin davacıya ödenmediği anlaşılmıştır.Yargılama devamında toparlanan deliller ile resmi senetteki bedelin satış öncesi nakden ödenmesine dair beyanın maddi gerçeklik ile bağdaşmadığı anlaşıldığından ...banktan 07.11.2018 tarihinde 16:18 de çekilen tutarı davalının davacıya ödediğini HMK 200 vd.Maddeleri gereğince yazılı delille ispat eylemesi gerektiği anlaşılmıştır.Tapudan celp olunan resmi senedin düzenleme saati ile banka dekontundaki para çekme saati karşılaştırıldığında paranın bankadan çekilme saatinin resmi senet düzenlenmesinden sonra olduğu görüldüğünden davacı şirketin satış bedelini satış öncesinde nakden aldım şeklinde beyanı olsa da davalının bankadan çekilen paranın işlem sırasında verildiği savunması nazara alındığında artık davalının dahi kayıt ve defterleri ile resmi senet içeriğinin aksinin anlaşılması ve davalı vekilinin cevap dilekçesinde 16:18'de ...bank ... Şubesinden çektiği parayı davacıya elden teslim ettiği savunmalarına göre resmi senetteki hususların maddi gerçeklikle bağdaşmadığı ve dava konusu 130.000,00 TL bedelin ödendiğini davalının kesin deliller ile ispat etmesi gerekir iken davalının bu noktada sadece tanık deliline dayandığı ve söz konusu hukuki vakıanın HMK 200 vd maddeleri gereğince kesin delille ispatı gerektiğinden davalının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiş ve davalı tarafından bakiye satım bedelinin davacıya ödendiği noktasında kesin delil ortaya konamadığından davacının bakiye satım bedelinden ötürü davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Nihai olarak davacı vekili tarafından girişilen icra takibinde ve sunulan ıslah dilekçesinde davalıdan takip öncesi işlemiş avans faizi de talep edilmiş ve bu talep dava konusu yapılmış ise de davalının bakiye satım bedelinin tahsili talebi için girişilen takip öncesinde davalıyı temerrüte düşürmediği takip öncesi işlemiş faiz talebinin davalıya girişilen takip ile yöneltildiği anlaşıldığından davacı vekilinin takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 130.000,00 TL bakiye satım bedeli üzerinden devamına, takipte, taraflar arasında uyuşmazlığın ticari satım sözleşmesinden doğması nedeni ile 3095 sayılı Yasanın 2/2.maddesi gereğince takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, kabule konu bakiye satış bedeli 130.000,00 TL asıl alacağın mevcutiyeti ve miktarı yapılan yargılama sırasında tespit edildiğinden davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla, davalı müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacının bu dava ile haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu, dava konusu bakiye 130.000,00 TL'nin müvekkilinin satış için yetkilendirdiği ... tarafından davacıya/davacının yetkilendirdiği şahsa satış tarihinde elden ödendiğini, tanık dinletme talebinin reddinin hatalı olduğunu, takdir edileceği üzere tapuda imza atılmasının yazılı bir delil olup bakiye satım bedeli ödenmediği iddia edilen taşınmaz resmi makamlar önünde devredildiğini, aksi kanaatte olunur da bu husus yazılı bir delil kabul edilmez ise o halde de bu hususun yazılı delil başlangıcı olacağını ve tanık dinlenilmesinin gerektiğini, tanık dinlenmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali anlamı taşıdığını, hayatın olağan akışı içinde düşünüldüğünde davacının 380.000,00 TL'lik mülkünü 250.000 TL'lik çeki teslim almasının akabinde tapuda devir etmesinin mantık ilkeleriyle bağdaşmadığını, günümüzdeki her gayrimenkul satıcısının tapuda imza atmadan önce tüm satış bedelini almadan imza atmaya haklı olarak yanaşmadığını, halbuki somut olay gözetildiğinde davacının resmi makamlar önünde imza da atmak suretiyle taşınmazını devrettiğinin sabit olduğunu, yine alınan bilirkişi raporunun 5sayfasında "Resmi senette dava konusu taşınmazın davacı tarafından vekaleten ... tarafından davalıya 07.11.2018 tarihinde saat 14:29'da 380.000 TL bedelle satıldığı, bedeli nakden ve tamamen teslim aldığına dair beyanda bulunduğu görülmüştür." şeklinde tespit bulunduğunu, davacının ticari defter ibrazından kötü niyetle kaçındığını, mahkemece her ne kadar taraflara ticari defterlerini sunması için süre verilmiş ise de davacı tarafından ticari defterlerinim dosyaya sunulmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda ''takibe konu olan davacı alacağının davalı ticari defterlerinde kayıtlarının davalı adına tutulan muavin defter kaydında olduğu ve takip tarihi itibariyle davacıya davalının borç bakiyesinin olmadığı..." tespitine yer verildiğini, davacının defter dahi ibraz etmediği, bilirkişi raporunda müvekkilinin borcu olmadığı tespit edilmişken davanın kabulünün hatalı olduğunu, mahkemenin " ... dava konusu 130.000,00 TL bedelin ödendiğini davalının kesin deliller ile ispat etmesi gerekir iken davalının bu noktada sadece tanık deliline dayandığı ve söz konusu hukuki vakıanın HMK 200 vd maddeleri gereğince kesin delille ispatı gerektiğinden davalının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiş ve davalı tarafından bakiye satım bedelinin davacıya ödendiği noktasında kesin delil ortaya konamadığından davacının bakiye satım bedelinden ötürü davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçesinin kabul edilebilir olmadığını, HMK'nın 222.maddesine de aykırı olduğunu, zira davalı yanca usule uygun tutulmuş ticari defterlerinde borç olmadığının belirtildiğini, bu sebeple davalının sadece tanık deliline dayandığı gerekçesinin yerinde olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taşınmaz satım sözleşmesi kapsamında ödenmediği iddia olunan satış bedelinin tahsili için girişilen ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacıya ait İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ...-... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı 6 no'lu dairenin toplam 380.000,00 TL bedel karşılığında davalıya satılıp tapuda devrinin yapıldığını, davalının 250.000,00 TL'yi ödediğini ancak bakiye 130.000,00 TL'yi ödemediğini ileri sürerek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise; taşınmazın satış bedelinin 250.000 TL'sinin çek ile kalanının da tapudaki satış işlemi öncesinde elden ödendiğini, bu durumun tapudaki devirden anlaşıldığını, davacının bedeli alarak imza attığını, 130.000,0 TL'nin müvekkili tarafından satış sırasında ödenmek üzere bankadan çekildiğini, buna ilişkin dekontun da bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 130.000,00 TL asıl alacak, 39.335,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 169.335,83 TL alacak yönünden 13.08.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 130.000,00 TL bedelli 07.11.2018 tarihli fatura tutarı alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 21.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 21.08.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davalı yanca itiraz dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine de itiraz edilerek İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu ileri sürülmüş ise de; davacı alacağının para alacağı olması ve TBK'nın 89.maddesi uyarınca alacaklı davacının yerleşim yeri icra dairelerinin de yetkili olduğu, dolayısı ile davacı alacaklının yerleşim yeri olan ... yetkili olduğu görülmüştür.Tapu kayıtlarına göre; İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ...-... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı 6 no'lu bağımsız bölümün toplam 380.000,00TL bedelle, 07.11.2018 tarihinde davacı tarafından davalıya satılıp devredildiği, satış işleminin davacının vekili olan ... tarafından davacı adına yapıldığı, davalı adına ise vekaleten ... tarafından satın alındığı, tapu satış senedinde '' satış bedelini nakden ve tamamen aldım" ibaresinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak davalı adına 07.11.2018 tarihli ve 380.000,00 TL bedelli fatura düzenlendiği görülmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının ticari defterleri incelenmiş olup ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının ticari defterlerinde söz konusu faturanın kayıtlı olduğu, ayrıca davalının davacıya 07.11.2018 tarihinde 250.000,00 TL çekle ödeme yaptığı, 130.000,00 TL de tapuda ödeme yaptığına ilişkin kayıt bulunduğu tespit edilmiştir.Mahkemece, tapu senedindeki düzenleme saati ile uyuşmazlık konusu 130.000,00 TL'yi davalının bankadan çekildiği saat karşılaştırıldığında paranın bankadan çekilme saatinin resmi senet düzenlenmesinden sonra olduğu, bu sebeple davacının satış bedelini satış öncesinde nakden aldım şeklindeki resmî senette yer alan beyanının aksinin anlaşıldığı, yani resmî senetteki hususların maddi gerçeklikle bağdaşmadığı, 130.000,00 TL bedelin ödendiğini davalının kesin deliller ile ispat edemediği, tanıkla ispatın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Uyuşmazlık, taşınmazların devri öncesinde davalının satış bedelinden bakiye 130.000,00 TL'lik ödemeyi yapıp yapmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf bu bedelin devirden önce davacı yetkilisine nakden elden ödendiğini savunmakta, davacı taraf ise bakiye ödemenin yapılmadığını iddia etmektedir. Dava konusu taşınmazın devrine ilişkin tapu resmî senedinde ''satış bedelini nakden ve tamamen aldım'' ibaresinin bulunduğu, davalı tarafın tapu resmî senedi ile taşınmaz bedelini ödediğini senetle ispat kuralı gereği ispat ettiği, satış akit tablosunda nakden ödendiği belirtilen satış bedelinin ödenmediğinin ancak yazılı ve kesin delillerle ispat edebileceği, davacının yazılı ve kesin delille satış bedelinin ödenmediğini ispatlayamadığı, resmî senetteki beyan makbuz hükmünde olup makbuzun ödeme öncesinde düzenlenmesinin mümkün olduğu, satışın peşin olmasının asıl olduğu ve yemin deliline de dayanmadığı nazara alındığında, somut olayda ispat yükü kendisinde olan davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davalıda olduğu şeklindeki yanılgılı gerekçeyle, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve Dairemizce davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.Dairemizce, yeniden hüküm kurulurken, davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu sabit görülmediğinden, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebin ise reddine karar verilmiştir.Açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-İİK'nın 67/2.maddesinde öngörülen yasal koşullar oluşmadığından, avalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,3-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak yatırılan 2.045,16 TL'den mahsubu ile artan 1.617,56 TL harcın, talebi hâlinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf nispi karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 35,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 197,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 31.10.2024