T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/947
KARAR NO:2024/1547
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:11.02.2021
NUMARASI:2014/1042 Esas - 2021/61 Karar
DAVA:Alacak (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklı)
Taraflar arasındaki deniz taşıma ilişkisi kapsamında gecikme (süresterya) tazminatı, ölü navlun alacağı ve davacı alacağının teminat alınması için yapıldığı ileri sürülen harcamaların davalılardan tahsili davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile 4 nolu davalı olan ... A.Ş. arasında, 2 nolu davalı .... Şti.nin talimatı ve 5 nolu davalı... A.Ş. ve 6 nolu davalı... aracılığı ile l nolu davalı ... A.Ş. olmak üzere 251 parça kazan emtiasının ... Limancından ... Limanı'na taşınması ve sefer esnasında uğranılacak ... limanından alınacak emtianın da taşınmasına ilişkin 10.10.2011 tarihli Navlun Sözleşmesi (...) akdedildiğini, daha sonra 21/11/10/2011 tarih ... nolu konşimentonun düzenlendiğini, sözleşme gereğince 13/10/2011 tarihinde saat 14: 00 da yüklemen yapılacağı ... Limanına müvekkilinin geldiğini ancak yükün 17/10/2011 tarihinde yüklemesinin yapıladığı, 4 gün 3 saat ve 11 dakika bekleme nedeni ile 25.878,00USD gecikme tazminatı ücretinin müvekkili lehine doğduğunu, sözleşme kapsamında ...Limanında gemiye en az 3856/348l/ton yükleneceği taahhüdünde bulunduğunu ancak 3134,209 m/ton yani 722 m/ton eksik yükleme yapıldığını, ... Limanından yüklenmesi için 488,651 m/ton yükün de belirlendiğini ancak burada da hiç yükleme yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin 73.390,00USD ölü navlun alacağının doğduğunu, toplam olarak 97.268,00USD nin 21/10/2011 tarihi itibariyle müvekkiline ödenmesi gerektiğini ancak ödeme yapılmadığını, müvekkilinin de bu alacaklarını teminat altına almak için yükün tahliye edilmesi, gümrüklü liman sahası altında muhafaza edilmesi için 23.750,00USD masraf yaptığını bu nedenle müvekkilinin davalılardan toplam 121.018,00USD alacağının bulunduğunu beyanla, 10/10/2011 tarihli navlun sözleşmesi ve 21/10/2011 tarihli konşimento tahtında yapılan taşıma işlemlerine ilişkin toplam 121.018,00USD alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili için TTK 1077 maddesi uyarınca taşınan yükün aynı üzerinde kanuni rehin haklarının tanınmasını ve kabulü ile bahsi geçen alacak sebebi ile İskenderun 1 Asliye Huuk Mahkemesinin 2011/150 D.İş sayılı dosyasından alınmış olan söz konusu yük üzerine konulmuş olan ihtiyati tedbir kararının muhakeme kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. Vekili, savunmasında özetle; Müvekkilinin davacı ile arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davalılardan ... Ltd. Şti.nin dava konusu edilen ithalat işlemi için 10/06/2011 tarihinde Akreditif kredisi talebinde bulunduğunu ve müvekkilinin işbu krediyi kullandırdığını, müvekkilinin işbu davanın tarafı olmadığını bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, taşıma sözleşmesinin tarafı olmaya müvekkilinin, davaya konu sürestaya, ölü navlun alacağı ve diğer masraflardan sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın öncelikle husumet nedeni ile reddine ve nihayetinde davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıyla bir sözleşme imzalamadığını, bu nedenle davacıya karşı hukuksal bir yükümlülüğünün bulunmadığını, bu sebeple davacının İskenderun 1 AHM nin 2011/150 D. İŞ sayılı dosyasında müvekkilini taraf dahi göstermediğini beyanla husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili ile davalılardan...arasında akdedilen sözleşme uyarınca ... in ithal ettiği malları ...e teslimi yükümlülüğü bulunduğu malların, . Limanı..ndan ... Limanına nakli konusunda ... şirketi ve onun alt şirketi ile anlaştığını, acente ...şirketi ve...aracılığı ile getirilen malların 21/11/2011 tarihinde ... Limanına ulaştığını yani ilgili konişmento gereği müvekkili şirketin taşınan kargonun sahibi olduğunu, davacının bu konuda davanın tarafı olamayacak olan ... ve .. A.Ş. Yi taraf göstererek açtığı İskenderun 1 AHM nin 2011/150 D.İş sayılı dosyası ile müvekkiline ait mallar üzerine 133.628USD lik tedbir konulmasına sebep olduğunu ve müvekkilinin de ...bank in 133.628USD bedelli teminat mektubu vermek zorunda kaldığını, davacının diğer davalılar ile yapmış olduğu navlun sözleşmesine aykırı olarak müvekkilince ithal edilen malları Konya ya götürmek için limanda bekleyen kamyonların yerine liman sahasına boşalttığını, davacının ordinoyu teslimden kasıtlı ve sürekli olarak kaçındığını ve zararının artmasına sebep olduğunu, müvekkilinin malları normal zamanından 15 gün gecikme ile teslimine neden olduğunu, müvekkilinin açıkça bu olayın en çok zarar gören mağduru olduğunu, davacının talebinin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin daha fazla zarar görmesini engellemek için İskenderun 1 AHM nin 2011/153 D.İş sayılı dosyası ile tedbir taleplerinin kabul edildiğini ve geminin seferden men edilerek bağlanmasına karar verildiğini, davacının da 40.000,00USD teminat yatırarak tedbir ve geminin bağlanması kararını kaldırttığını, müvekkilinin de İskenderun 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/810 Esas sayılı dosyası ile uğradığı zararların tazmini için dava açtığını ve davanın derdest olduğunu beyanla davanın öncelikle husumet nedeni ile reddine ve davanın esas yönünden reddi ile de ...bank tarafından düzenlenen 133.628USD bedelli teminat mektubunun taraflarına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, savunmasında özetle özetle; müvekkilinin, dava konusu taşıma sözleşmesine ilişkin konşimento incelendiğinde davada taraf sıfatı bulunmadığının anlaşılacağını, müvekkilinin dava konusu edilen hukuki ilişkinin tarafı olmadığını, müvekkilinin meydana gelen hukuki ve fiili sorunlardan bilgisinin bulunmadığı gibi herhangi bir dahli ve dolayısı ile kusurunun da bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş.- (eski ... A.Ş.) vekili, savunmasında özetle; davacı ile müvekkili arasında imzalandığı iddia edilen 10/10/2011 tarihli belgeyi kabul etmediklerini, müvekkili ile davacı arasında imzalanmış bir sözleşme ve belgenin bulunmadığını, müvekkili şirketin yükle hiç bir ilgisinin bulunmadığını, taşıtanın müvekkili değil ...şirketi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından sunulan delillerden de taşıma işinde müvekkilinin yer almadığının görüldüğünü, müvekkilinin taraf olduğunun ispat edilemediğini beyanla davanın öncelikle husumetten reddine ve ayrıca esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin söz konusu edilen navlun sözleşmesi ile hiçbir ilgisi ve bağlantısının bulunmadığını, davacı bu sözleşmeyi ... A.Ş. ve temsilcisi 2, Nolu davalı ... ile yapmış olabileceğini, Müvekkili şirketin sadece bir kısım malın taşınması için gemi acentasına parasını ödeyerek hizmet alan bir şirket olduğunu, Müvekkilinin hiçbir zaman gemiyi dolduracağını taahhüt etmediğini, dava dilekçesi ile de geminin boş kalması ve bekletilmesi olayları ile müvekkilinin hiçbir alakasının bulunmadığını, zarara uğradığından bahseden davacı geminin, taşıma konusu malları limanda doğrudan kamyona boşaltma yapacak iken, haksız olarak bunu yapmayarak malları liman sahasına boşalttığını ve malları geç teslimine neden olarak müvekkilinin zor durumda kalmasına neden olduğunu, müvekkilin bilgisinin ve ilgisinin olmadığı bir nedenle ...'dan eksik yükle çıkmasının sorumluluğunu müvekkili şirkete yükleyeceğini, Üstelik müvekkil gemide birkaç parça malı olan ve tüm gemiyi doldurmna taahhüdü vermeyen bir nakliyeci olduğunu, öncelikle davacının, geminin yüklenmeye hazır olduğunu tebliğ ettiğini ispat etmesi gerektiğini, beklemenin kaynağının müvekkil şirket ve müvekkil şirketin sorumluluğundaki mallarla hiçbir alakası olmadığın, bu durumun davacının delil 4 olarak dosyaya sunduğu beldeme süresini gösterir listeden dahi açıkça görüldüğünü, İlgili 25/10/2011 tarihli listede beklemenin ... malları ile ilgili olduğunu belirttiğini ve buna göre gecikme süresi hesaplandığını, davacının mallar üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi talep ettiğini ancak bilindiğin kadarı ile rehin hakkına konu bir malın olmadığın, malların alıcılara teslim edildiğini, dolayısı ile davacının talebinin yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla, öncelikle davacının dava açma yetkisi ve ehliyetinin araştırılması gerektiğini ve davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davalılardan ...arasında taşımanın yapılması konusunda anlaşmanın bulunduğu, bu kapsamdda davalı ... ile davacı arasında da taşıma görüşmeleri yapıldığı mahkemece kabul olunmakla birlikte, taşımanın hangi şartlarda yapılacağı hususunda dosyaya sunulan 30/09/2011 tarihli sözleşme aslının dosyaya ibraz edilmemiş olması, her sayfası altında davalı Balnak kaşe ve imzasının bulunmaması ve bulunan mevcu imzanın inkar edilmekle imzanın da davalı ... yetkilisine ait olmaması nedeniyle sözleşme içeriği hususununu dosya kapsamında ispatlanamadığı kabul olunmuştur. Sonraki süreçte ise davalı Siterm ile davalı ... arasında eşyaların taşınması konusunda yeni bir anlaşma yapıldığı, bu kapsamda dosyada bulunan navlun faturası ödemesine ilişkin valör belgesi dikkate alınarak bu taşıma için davalılardan ... ile davacının yeni bin navlun anlaşması yaptıkları( her ne kadar dosyaya sunulmamışsa da) bu kapsamda da eşyaların davalı ... Bankası ile davalı ... arasındaki akreditif ilişkisi kapsamında eşyaların taşınarak davalı ... tarafından teslim alındığı anlaşılmıştır. Bu aşamada, davacının davaya konu alacak kalemlerini teminat altına almak maksadıyla aldığı tedbir kapsamında liman masrafları oluşmuş ve bu masraflar da davaya konu edilmiştir. Ayrıntısı ile açıklandığı üzere, ilk navlun sözleşmesi olarak bahsedilen 30/09/2011 tarihli sözleşme mahkemece geçerli kabul edilmediğinden, davacının talep ettiği zarar kalemleri dosya kapsamında ispatlanamamıştır. Bu nedenle mahkeme kabulüne, davaya konu alacaklar bakımından pasif husumet ehliyetleri kabul edilen davalı ... bakımındanzarar ispatalanamdığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davalılar bakımından ise açıklanan ilişki kapsamında 1. Navlun ilişkisine taraf olmadıkları kabul edildiğinden davaya konu alacak talepleri bakımından pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı değerlendirilerek bu davalılar bakımından pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle, davalılardan ... A.Ş., .... A.Ş., ... A.Ş. İle ... A.Ş. Hakkındaki davaların pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalılardan ... A.Ş.'(.... A.Ş.) ile ... Şti. hakkındaki davaların reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve bilirkişi raporuna beyanlarının aynen tekrarla; Davaya konu navlun sözleşmesi (taşıma sözleşmesi) 30.09.2011 tarihli olmakla iş bu davanın 6762 sayılı Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğunu, pişmanlık navlunu 6762 sayılı Ticaret Kanunu 1040.vd.maddeleri hükümlerinde düzenlendiğini, taşıtanın, yolculuk başlamadan önce mukavelden cayması hali 6762 sayı yasa md. 1040’da gemiye hiç yük verilmemesi halinin 1043.maddesinde düzenlenmiş olup, 1044.maddesinde ise müşterek hükümlerin düzenlendiğini, 1040.madde hükmü ile; yolculuk başlamadan önce navlun sözleşmesinden cayılması halinde taşıtanın, taşıyana, kararlaştırılmış olan navlunun yarısını pişmanlık navlunu olarak ödeyeceği, 1043.maddi hükmü ile; gemiye hiç yük teslim edilmemiş olması halinde taşıyanın, mukaveleden cayılmış olması halinde taşıyandan hangi taleplerde bulunabilecek idiyse bunları talep edebileceği, yani 1040’daki gibi navlunun yarısı tutarında pişmanlık navlunu talep edebileceği, 1044 hükmü ile; taşıyanın başka mal yüklemekle aldığı navlunun pişmanlık navlunundan indirilemeyeceği, taşıyanın pişmanlık navlununa hak kazanmasının yolculuğun yapılmasına bağlı olmadığı, taşıyanın pişmanlık navlununa hak kazanmasının taşıyanın bekleme zararlarını ve 1069'daki diğer alacaklarını istemesine mani olmayacağının düzenlendiğini, pişmanlık navlununun hukuki niteliği ekte sundukları doktrinde ve Yargıtay kararlarında açıklandığını, (Çağa/Kender Navlun Sözleşmesi 9. Baskı syf 276 – YRG 11. H.D27.12.1988 tarih 1998/3972-1988/7932-YRG 11. H.D 07.04.1987 tarih E:1989/K:2022) pişmanlık navlununun, taşıtanın sözleşmeden cayması nedeniyle, taşıyanın uğrayabileceği zararlar için öngörülmüşse de taşıyanın bir zarar ispatı gerekmediği gibi herhangi bir zarara uğramış olmasının da şart olmadığını, yukarıda açıkladığımız nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin “davacının pişmanlık navlunu olarak adlandırdığı istem aslında ikinci navlun sözleşmesi ile birinci navlun sözleşmesi arasında taşınması taahhüt edilen eşya farkından doğan bir istemdir, bu istem hukuken mahrum kalınan kazanç olarak da nitelendirilebilir” şeklindeki tespit ve gerekçesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi, bu yanlış gerekçeye dayalı olarak birinci navlun sözleşmesinde kararlaştırılan navlun miktarı ile ikinci navlun sözleşmesi gereğince davacıya ödenen navlun arasındaki farkı hesaplamak gerektiğini ancak birinci navlun sözleşmesi şartları ispatlanamadığından davanın reddine karar verdiğini, oysa ilk derece mahkemesinin, her iki navlun sözleşmesi ile davacıya ödenmesi gereken navlun miktarları arasındaki farkı tespit etmesi değil, ilk navlun sözleşmesinden taşıtan tarafça cayılması ve gemiye yük verilmemesi sebebiyle davacının müstehak olduğu pişmanlık navlunu miktarının tespit ve karara bağlaması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin kabul şekline göre; birinci navlun mukavelesinden, taşıtan tarafça gemiye yük verilmemesi nedeniyle cayılmış ve davacı pişmanlık navlununa hak kazanmış olup istemin borçluları ... Şti. ve ... A.Ş.olduğunu ancak ödenmesi gereken pişmanlık navlunu miktarının tam olarak tespit edilemediğini, lakin bu kabul şekline göre istemin tümünün reddinin gerekmediğini, bu duruma göre, önce sözleşmeye aykırılık hükümleri uygulanacak, hüküm bulunmaması halinde dava tarihi (07.12.2011) itibariyle yürürlükten olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 114/son.maddesi gereğince haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağını TBK'nın 50/2 gereğince pişmanlık navlunu miktarı hakkaniyete göre belirleneceğini, (YRG. HGK. 07.10.2020 tarih 2017/11-136-2020/738 YRG. 3. H.D 24.12.2020 tarih 200/9591-8264 – YRG. 21. H.D 09.06.2020 tarih E: 2019/6311-K:2020/2142 – YRG. 4. H.D 02.03.2020 tarih 2018/6-2020/1043 YRG. 11. H.D 24.02.2021 tarih 2020/1493, 2021/1684-YRG 4. H.D 19.09.2012 tarih 2012/9657, 2012/13065) Deniz taşımacılığında, özellikleri benzer gemilerin belli limanlar arasında yaptıkları taşımalarda uygulanan navlun rate'leri ve günlük bekleme zararı miktarları navlun piyasasında belirli olduğunu, ilk derece mahkemesi, davaya konu emtianın davaya konu yükleme limanlarından davaya konu tahliye limanına taşınması hususunda piyasa şartlarına göre geçerli olan navlun, sürastarya, liman paralarının ne olacağını ya bu hususta uzman bilirkişilerden alacağı görüşe ya da ilgili Deniz Ticaret Odasına yazacağı müzekkereye gelecek cevaba göre araştırmalı ve davacı müvekkilinin hak edeceği pişmanlık navlunu, sürastarya parası ve liman paralarına hükmetmesi gerektiğini, olayda uygulanması gereken eski 6762 sayılı TTK 1040.maddesi hükmünde pişmanlık navlunu düzenlenmiş olup, anılan maddede, gemi ister basit, ister mürekkep bir yolculuk için tutulmuş olsun, taşıtanın, yolculuk başlamadan önce mukaveleden cayabileceği; şu kadar ki, kararlaştırılmış olan navlunun yarısını pişmanlık navlunu olarak ödemeye mecbur olacağı düzenlendiğini, buna göre, ilk derece mahkemesi, davaya konu emtianın ilgili limanlar arasında taşınmasına ilişkin piyasa şartlarına uygun navlun miktarının ne olacağını araştırmış olsaydı, bulacağı navlun bedelinin yarısını kanun gereği pişmanlık navlunu olarak hesaplayıp, hüküm altına alabileceğini, davacı ile 4 no.lu... arasında 30.09.2011 tarihinde navlun sözleşmesinin kurulduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin, bu navlun sözleşmesine göre navlun bedelinin ne olacağını araştırmadığını ve yasa gereği bunun yarısı pişmanlık navlunu olarak kabul edilecekken, bu yönde hüküm kurmayıp davanın alacak kalemi ispat edilemediğinden reddine karar vermiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu,Ek rapora beyanlarını içeren 06.09.2016 tarihli dilekçe ekinde, ikinci navlun sözleşmesinin şartları ibraz edilmiş olup, navlun ağırlık veya hacim birimi başıma 45 USD/w/m olarak, günlük bekleme zararı 5.000,00 USD/gün olarak belirlendiğini, birinci ve ikinci navlun sözleşmelerine konu taşınacak eşyalar aynı eşyalar olmakla ikinci navlun sözleşmesi şartları esas alınarak 4 gün 3 saat 11 dakika bekleme zararı 4 gün 3 saat 11 dakika x 5.000,00 USD/gün = 20.663,19 USD olarak hesaplanması gerektiğini, diğer bir yönden, birinci navlun sözleşmesine konu eşyalar, ikinci navlun sözleşmesi kapsamında taşınmış ve ikinci navlun sözleşmesinin taşıtanı tarafından davacıya 142.606,51 USD navlun ödemesi yapılmış olup bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından da tespit ile gerekçeli karar da yazıldığını, istemin tümünün reddi yerine, birinci navlun sözleşmesine göre taşıyana ödenecek navlunun en azından ikinci navlun sözleşmesi kapsamında ödenen navlun miktarında olacağı kabul edilerek bu miktar esas alınıp %50 tutarı olan 71.303,25 USD pişmanlık navlununa hükmedilebileceğini, Yukarıdaki istinaf sebepleri baki kalmak kaydıyla; 6762 sayılı TTK düzeninde navlun sözleşmesi ve çarter parti m. 1016 ve 1017 hükümlerinde düzenlenmiş olup, anılan maddeler uyarınca bir navlun sözleşmesi yapıldığında, taraflardan her birinin, kendisine mukavele şartlarını ihtiva eden bir çarter parti verilmesini isteyebileceği düzenlendiğini ve fakat bu hususta bir zorunluluk getirilmediğini, diğer bir ifadeyle, navlun sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi olmadığını,Müvekkilinin, delilleri arasında kendisi ile 4 no.lu davalı ... arasında kaşe ve imza edilmiş olan 30.09.2011 tarihli navlun sözleşmesini sunduğunu, deniz ticaretinde navlun sözleşmeleri çoğu zaman hiç imza ve kaşe edilmeden sadece taraflar arasında o günkü iletişim aracının niteliğine göre faks veya e-posta yoluyla teati edilen bağlantı özeti şeklindeki yazışmalar ile yapılmakta iken huzurdaki davaya konu 30.09.2011 tarihli navlun sözleşmesi 4 no.lu davalı ... firmasının kaşesini ve imzasını havi olduğunu, taraflar arasındaki 30.09.2011 tarihli navlun sözleşmesi elektronik posta ile teati edilmiş olup, e-posta yoluyla teati edilmek suretiyle kurulmuş olan navlun sözleşmesinin aslının ibraz edilemeyeceği ise izahtan vareste olduğunu, HMK'nın 202 hükmünde, senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği düzenlendiğini ve delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilci tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tarif edildiğini,Müvekkilinin delilleri arasında yer alan ve 4 no.lu davalının kaşe ve imzasını taşıyan 30.09.2011 tarihli navlun sözleşmesinin en azından delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, nitekim, 4 no.lu davalı ..., 30.09.2011 tarihli navlun sözleşmesindeki imzanın şirket yetkisine ait olmadığını iddia etmiş ise de kaşenin şirkete ait olmadığı yönünde bir itiraz ileri sürmemiş ve üstelik söz konusu navlun sözleşmesinde yer alan tahkim şartına dayanarak tahkim itirazı dahi ileri sürdüğünü, üstelik dosyaya sunmuş oldukları Yargıtay’ın müstakar kararları, şirket kaşesini ihtiva eden belgeyi diğer tarafa gönderen tarafın artık bu belge üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı yönündeki savunmasının kabul görmeyeceği yönünde olduğunu,Taraflar arasında elektronik posta yoluyla teati edilerek kurulan imzalı ve kaşeli navlun sözleşmesindeki davalıya ait imzanın şirket yetkilisine ait olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığının ortada olduğunu, buna rağmen, müvekkilinin delilleri arasında gösterilen “şahit” deliline itibar edilmeksizin, imza incelemesi yapılması ve imza incelemesinde imzanın davalıya ait olduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin şahit olarak gösterdiği ..., ... ve ...’in dinlenmemiş olmasının davayı aydınlatma ilkesine, hakimin delilleri değerlendirmesi ilkesine, adil yargılanma ilkesine ve hukuki dinlenilme ilkesine aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, deniz taşıma ilişkisi kapsamında gecikme (süresterya) tazminatı, ölü navlun alacağı ve davacı alacağının teminat alınması için yapıldığı ileri sürülen harcamaların davalılardan tahsili istimine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalılar ... A.Ş., .... A.Ş., ... A.Ş. İle... A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, diğer davalılar .... A.Ş.'(.... A.Ş.) ile ... Şti. Yönünden esastan reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalılar ile yapılan navlun sözleşmeleri kapsamında ... limanından ... limanına taşınması ve sefer sırasında uğranılacak ...limanından alınacak emtiaların da taşınmasına ilişkin 10.10.2011 tarihli navlun sözleşmesi akdedildiğini, 20.11.2011 tarihli konşimentonun düzenlendiğini, 13.10.2011 tarihinde saat 14.00 de yüklemenin yapılacağı ... Limanında 17.10.2011 tarihinde yüklemenin yapıldığını, 4 gün 3 saat ve 11 dk. Bekleme nedeniyle 25.878,80 USD gecikme tazminat alacağı (süresterya) doğduğunu, yine Mumbai Limanında yüklenmesi kararlaştırılan emtiadan 722 m/ton daha az emtia yüklenmesi ve ... Limanından yüklenmesi kararlaştırılan yüklerin hiç yüklenmemesi nedeniyle davacının 71.390 USD ölü navlun alacağı doğduğunu, ödeme yapılmaması nedeniyle davacı alacağının teminat alınması için yükün gümrük sahasında muhafazası nedeniyle yaptığı 23.750 USD masraflardan da davalıların sorumlu olduğu, tüm bu kalemler nedeniyle müvekkilinin davalılardan 121.018,00 USD alacaklı olduğunu ileri sürerek bu tutarın davalılardan tahsilini talep etmiştir.Yargılama sürecinde davacı vekilince sunulan 13.01.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle davanın ıslah edildiği belirtilip, netice olarak 30.09.2011 tarihli navlun sözleşmesi uyarınca hiç yük verilmemesi nedeniyle müvekkili lehine oluşan 128.177,47 USD pişmanlık navlun alacağına mahsuben fazla haklar saklı olmak kaydıyla toplam 97.268,00 USD nin ve ayrıca yük üzerinde hapis hakkı kullanılması için yapılan 23.750 USD nin toplamı olan 121.018 USD nin davalılardan tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince davalılar ... A.Ş.'(... A.Ş.) ile ... Ltd. Şti. Dışındaki davalılar yönününden davanın husumetten, bu iki davalı yönününden ise esastan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilince istinaf dilekçesinde ilk asıl navlun sözleşmesinde günlük bekleme zararı miktarının ispatlanamadığı, birinci ve ikinci navlun sözleşmesi arasındaki farkın ve de bekleme zararından davalılar ... A.Ş ile davalı .... Şti hakkındaki davaların reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüştür.İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında alınan 21.10.2019 tarihli bilirkişi rapor içeriğinde açıklandığı üzere; Dava konusu ilişkiler zincirinde 3 numaralı davalı ... A.Ş.'nin 2 numaralı davalı .... Şti. ile yurt dışından (Hindistan) ithal ettiği malların taşınması (l. alt navlun) ve Konya'daki fabrika alanına kurulması da dahil bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu; 2 numaralı davalının iş bu sözleşmeden kaynaklanan borcun ifası amacıyla davalı ... A.Ş'den akreditif kredisi kullandığı; diğer taraftan önce 4 numaralı davalı ... A.Ş, ile ... tarafından ithal edilen malların deniz yolu ile taşınması hususunda anlaşıldığı, (2. Alt navlun) ; ardından ... da aynı yükün taşınması için davacı... ve ... ile anlaştığı, bunun üzerine davacının beyanına göre ... talebi ile gemisini yükleme limanı olan ... Limanı'na getirdiği ve yükü kabule hazır olduğunu bildirmiş olmasına rağmen yüklemenin 4 gün 3 saat 11 dakikanın ardından başladığı belirtilse de, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, bu gecikmenin sebebinin 2 numaralı davalı ... ile 4 numaralı davalı ... arasında dosyaya celp edilen Noter İhtarnamesine göre daha önce akdedildiği anlaşılan (2. alt navlun) sözleşmenin sonlandırılmış olmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Yine dosyadaki bilgi, belge ve taraf beyanlarından anlaşıldığı üzere söz konusu sonlandırma davacıya bildirilmiş ve bu arada 2 numaralı davalı... 3 numaralı davalı... ile yapmış olduğu sözleşmedeki (I. Alt navlun) taşıma borcunu, 5 numaralı davalı ... A.Ş. ile aynı yükün taşınması için yeni ve farklı bir sözleşme daha yapmış (2. alt navlun); 5 numaralı davalı ise (dosyadan açık bir şekilde anlaşılamamakla birlikte) yeni bir sözleşme yapmak (3. alt navlun) yahut onu yetkilendirmek sureti ile 6 numaralı ...'ye tevdi etmiş ve nihayet 6 numaralı davalı da, özellikle bu davalının 142.606.51 USD'lik 01/11/2012 valör tarihli navlun ödemesinden anlaşıldığı üzere, davacı ile bir sözleşme (asıl navlun) yaparak yükün taşınması temin edilmiştir. Bu tespitlere göre uyuşmazlık konusu taşımaya ilişkin iki farklı navlun sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre; bunlardan birincisi davacı ile Balnak arasında kurulduğu ileri sürülen navlun sözleşmesi; ikincisi ise davacı ile 6 nolu davalı arasında kurulan navlun sözleşmesidir. Söz konusu navlun sözleşmelerinden birincisi uyarınca fiilen her hangi bir taşıma yapılmamış, uyuşmazlık konusu olan eşya ikinci navlun sözleşmesi uyarınca taşınmıştır. İkinci navlun sözleşmesinde metreküp üzerine belirlenen navlun miktarının birinci navlun sözleşmesine kıyasla daha düşük olduğundan bahisle ve ilk navlun sözleşmesi kapsamında geminin hazır olduğu tarih ile 2. Sözleşme kapsamında yüklemenin tamamlandığı süre arasındaki beklemeden kaynaklı alacaklar ile bu alacakları teminat altına almak maksadıyla kullanılan hapis hakkı (ihtiyati tedbir kararı) kapsamında yapılan masraflar dava konusu edilmiştir.Davacının eldeki davadaki alacak talepleri, davalı ... ile imzalandığı ileri sürülen 30/09/2011 tarihli navlun sözleşmesine dayalı olup, 13/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında "pişmanlık navlunu" alacağı kapsamındaki 97.268 USD ile 23.750 USD liman masraflarından( boşaltma, muhafaza , depolama) davalıların sorumlu olduğu iddiasına dayandırılmıştır. İlk derce mahkemesince davalı Balnak ile imzalandığı ileri sürülen 30/09/2011 tarihli navlun sözleşmesi değerlendirilmiş, iş bu sözleşmenin içeriğinin dikkate alınması gerektiği, ancak sözleşmedeki imzanın inkar edildiği, bu kapsamda sözleşme aslının da davacı yanca ibraz edilemediği, sunulan fotokopi belgede ise her sayfasında davalı Balnak yetkilisinin imzası bulunmadığı, sunulan fotokopi belgede yaptırılan imza incelemesi soncu alınan bilirkişi raporundan da sözleşmedeki imzanın davalı Balnak yetkilisi eli ürünü olmadığının tespit edildiği, tüm bunlara göre, davacı talepleri kapsamında iş bu sözleşmenin mahkemece hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. Davacı vekilince her ne kadar ilk derece mahkemesinin birinci navlun sözleşmesi ile ikinci navlun sözleşmesi arasında taşınması taahhüt edilen eşya farkından doğan istem olup, hukuken mahrum kalınan kazanç olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğu, taleplerinin ilk navlun sözleşmesinden taşıtan tarafından cayılması ve gemiye yük verilmemesi nedeniyle davalıların sorumlu olduğu pişmanlık navlunu miktarına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak yukarıda açıklandığı üzere davacının iş bu alacak talebinin davalı .. ile imzalandığı ileri sürülen ilk navlun sözleşmesi olan 30/09/2011 tarihli navlun sözleşmesine dayandığı, ancak sözleşmede davalı Balnak adına atılı imzanın ...yetkilisine ait olmadığı, kaldı ki sözleşme aslının da davacı yanca sunulamadığı anlaşılmakla ve tüm bunlar dışında fiili taşımanın daha sonra imzalanan ikinci navlun sözleşmesi uyarınca ifa edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin mahkemece 4 nolu Balnak arasında 30.09.2011 tarihinde imzalanan sözleşme ile kurulan navlun sözleşmesine göre ödenmesi kararlaştırılan navlun ücretinin 6762 sy TTK 1040 maddesi uyarınca yarısı kadar tutarının pişmanlık navlunu olarak kabul edilerek hüküm kurulmamasının yasaya aykırı olduğu yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Yine taşımanın yukarıda açıklandığı üzere davacı ile davalılardan... arasında imzalandığı iddia edilen ancak davalı ...yetkilisinin imzası olmadığı anlaşılan 30.09.2011 tarihli navlun sözleşmesi uyarınca yapılmadığı, ikinci navlun sözleşmesi kapsamında taşımanın yapıldığı anlaşılmakla, süresterya ücreti kapsamında aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri de yerinde değildir. 30.09.2011 tarihli sözleşmeye karşı davalı ... tarfından imza inkarında bulunulduğu, bu kapsamda yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu içeriği ile imzanın davalı ... şirketi yetkilisine ait olmadığının anlaşıldığı, kaldı ki bu sözleşme aslının davacı yanca ibraz edilemediği de dikkate alındığında, iş bu sözleşme fotokopisinin delil başlangıcı olarak kabul edilip, tanık dinlenmesi gerektiği yönündeki davacı istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 31.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.