T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1572
KARAR NO:2024/1538
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/04/2021
NUMARASI:2018/448 E. - 2021/316 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın ... şubesinden 6 adet çekin ticari ilişki içerisinde bulunduğu firmalar tarafından teslim edildiğini, çeklerin ..-..-...-...-...-... seri numaralı çekler olduğunu, bankaya ibraz edilen çeklere keşideci imzası ile banka kayıtlarındaki imza örneği tutmadığından işlem yapılamadığından çekin süresinde bankaya ibrazı ve karşılığı bulunmaması halinde yasa gereğince bankanın da sorumluluğunun asgari miktarın ödenmesi talebini de içerdiğini, TTK'nın 801 ve 815.maddeleri uyarınca bankanın çekteki keşideci imzasını kontrol etme yükümlülüğü olup, çekin sıhhati bakımından mahkemece çekteki imzanın keşideciye ait olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılarak bankanın sorumluluğu yönünden de değerlendirme yapılması gerektiğini, muhatap bankanın çek anlaşması dolayısıyla, keşideciye karşı, ödenmek üzere kendisine karşı ibraz edilen çeki, imzanın gerçek ve içeriğinde tahrifat olup olmadığı açısından kurallara uygun ve itinalı şekilde kontrol etmek borcunu yüklendiğini, muhatap yönünden, yasadan doğan kusursuz sorumluluk öngörüldüğünü, kaldı ki bankaların, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kapsamında faaliyet gösterdiğini, bu onların güvenilir ve özenli olduklarına dair genel kamu nezdinde bir güven yaratmak suretiyle onları birer güven kuruluşu yapacağını, objektif özeni göstermeleri gerektiğini, basiretli bir tacir gibi davranmaları gerektiğini, kamu nezdinde oluşturdukları bu güvenin bankaların işlemlerinde sıradan bir tacirden daha yüksek bir özen göstermelerini gerektirdiğini, kendilerinden çek karnesi talep edildiğinde, talep eden ticari şirketin kredi notunun yüksek olup olmadığının araştırılması ve olumlu sonuca ulaşılması halinde çek karnesi verilmesi gerektiğini, bu sebeplerle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, bundan davalının sorumlu olduğunu, bankanın, çeklerde yer almakta olan imza sirkülerini gereken dikkat ve özene aykırı şekilde denetlememiş olması ve uygun şekilde kontrol etme yükümlülüğüne aykırı davranmış olması sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; 4 adet çek bedelinin toplam 450.000,00 TL olduğunu, bilirkişi raporunda bankanın müterafik kusuru olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda toplam çek bedelinin yarısı oranında davanın ıslahı gerektiğini, başlangıçta talep edilen 500,00 TL tazminat taleplerinin 225.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini ileri sürerek, bu miktarın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının dava dilekçesinden davayı hangi gerekçeye dayanarak açtığının belli olmadığını, davacı şayet bu davasını 6 adet çek ile ilgili ... sayılı Çek Kanunu'nun 3/3 maddesi kapsamındaki Banka yükümlülük tutarının ödenmemesi gerekçesi ile açmışsa, 500 TL eksik gösterdiği dava değeri ile ödediği harç da eksik olduğundan dava harcının 6 adet çekle ilgili banka yükümlülük bedeli toplamı üzerinden ödemesi gerekeceğini, şayet davacının davasını 6 adet çekin bedellerini bankadan tahsili için açmışsa davaya konu olan her bir çekin bedeli 100.000,00 TL olup 6 adet çek için açılmış olan işbu davada dava değerinin 6x100.000,0 TL = 600.000,00 TL olarak gösterilip dava harcının da 600.000,00 TL üzerinden ödenmesi gerekeceğini, dava konusu çeklerin müvekkili ile dava dışı ... AŞ arasında akdedilen bankacılık hizmetleri sözleşmesi uyarınca adı geçen şirkete verildiğini, davacının söz konusu çeklerin hamili olarak çekleri ödenmeleri için ibraz etmesi üzerine, müvekkilince çeklerdeki keşideci imzası, keşidecisi ... firmasının çeklerin keşide tarihi itibariyle yürürlükte olan imza sirkülerine göre kontrol edildiğini, çeklerin keşide tarihi itibariyle keşidecisi ...'nin yürürlükte olan imza sirkülerine göre (sirküler ektedir) firma çift imza ile temsil ediliyor olmasına rağmen söz konusu çeklerin tek imza ile keşide edilmiş olduğunu, söz konusu çeklerin keşidecisinin imza sirkülerine uygun imzalanmamış olduğunun tespit edilmesi ile bu durumun çeklerin arkasına, hesap bakiyesinin sıfır olduğu bilgisi ile birlikte şerh düşülmek suretiyle müvekkilince yasaya uygun olarak basiretli tacir gibi davranıldığını, dolayısıyla söz konusu çeklerin arkalarına düşülen "Keşideci firmanın imza sirkülerine uygun imzalanmadığı'' şerhi ile keşidecinin zarara uğramasının engellendiğini, ''hesap bakiyesinin sıfır olduğu'' belirtilerek de hamilin bu çekler için yasal yollara başvurabilmesinin önünün açıldığını,TTK'nın 801 ve 812.maddelerine göre muhatap bankanın çekin ödeme için ibrazında çekteki keşideci imzasını kontrol etme yükümlülüğü bulunduğunu, ancak çek hesabının bulunduğu müvekkilinin çeklerin ödeme için kendisine ibraz edilmeden önce çekler üzerindeki keşideci imzalarını kontrol etme yükümlülüğünün fiilen ve hukuken bulunmadığını, davacının da dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere, müvekkilinin söz konusu çeklerin keşideci olan ...'nin etkili imzasının çeklerin keşide tarihi itibariyle imza sirkülerine uygun olup olmadığını kontrol ettiğini, buna uygun olmadığını tespit etmesi üzerine de bu durumu çeklerin arkasına şerh düşerek basiretli hareket etme yükümlülüğünü gereği gibi özenle yerine getirdiğini, dava dilekçesinden davacının işbu davasını hangi hukuki gerekçe ile açtığı ve ne talep ettiğinin anlaşılamadığını, davacının işbu davası ile şayet söz konusu çeklerin karşılıksız çek banka sorumluluk tutarlarını talep ediyor ise, müvekkili bankanın bu çekler için karşılıksız çek banka sorumluluk tutarı ödeme yükümlülüğü koşullarının dava konusu olayda oluşmadığını, keşidecinin yetkili temsilcilerince imzalanmamış çekin keşideci açısından geçerli olmayacağını, bu nedenle ilgili çek hesabı sahibi keşideci için geçersiz olan çekten muhatap çek bankasının da sorumlu tutulamayacağını, davacının bu davası ile şayet 6 adet çek bedelinin davalı yanca ödenmesini istiyorsa müvekkili davalının bu bedelleri ödeme yükümlülüğünün koşullarının da dava konusu olayda oluşmadığını, davalı müvekkilince dava dışı ... şirketine çek karnesi verilmesi işleminde 5941 sayılı Çek Yasası'nın 2.maddesinde düzenlenmiş olan bankaların çek karnesi verilmesinde araştırma yükümlülüğüne uygun davranıldığını, gerekli basiret ve özen gösterilerek hareket edildiğini, bu hususta müvekkili davalıya herhangi bir kusur atfedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, öncelikle davacının bu davada tüm çek borçluları hakkında hukuki yolları tüketmeden, hukuka aykırı olarak direkt müvekkilinin sorumluluğuna gittiğini, genel olarak davacının zararı talep edebilmesi için öncelikle çekte imzası bulunanlar hakkında tüm hukuki yoları tüketmiş olması ve takiplerin semeresiz kalmış olması gerektiğini, kaldı ki dava konusu çeklerin, adına çek defterleri basılarak teslim edilmi eklerin ...'nin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmadığını, davacı çek hamilinin de çeki ciro ile aldığı şirketle ilgili yeterli araştırmayı yapması gerektiğini, ayrıca, çek karnelerinin bankalarca müşterilerine boş yaprak olarak verildiğini, bankanın çekteki keşideci imzasını kontrol yükümlülüğünü ise çekin ödeme için muhatap bankaya ibrazında söz konusu olduğunu, davalının da çeklerin ibrazında keşide imzalarını kontrol ettiğini, çeklerdeki keşideci ... imzasının, çeklerin keşide tarihine göre yürürlükte olan ...'nin imza sirkülerine uygun olmadığını tespit ederek, imza sirkülerine göre şirketin çift imza ile temsil edilmesi gerekmekte iken söz konusu çeklerin tek imza ile keşide edilmiş olduğunu görerek çeklere işlem yapılamadığını, bunun çeklerin arkasına şerh düşüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava;Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan tazminat davasına ilişkindir.Taraflar arasındaki ihtilaf; Davalı bankanın dava konusu çeklerdeki keşideci imzalarını kontrol edip etmediği, bu hususta davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramışsa miktarı hususlarında toplanmıştır.Tüm dosya kapsamından; Davacının davaya konu 6 çeki tahsil amacıyla davalı bankaya ibraz ettiği ve çeklerin arkalarına "iş bu çek .. .. .. Tarihinde ibraz edilmiş olup hesap bakiyesi 0'dır. Çek çift imza ile keşide edilmesi gerekirken tek imza ile keşide edildiğinden üzerinde herhangi bir işlem yapılmamıştır" şeklinde yazıldığı, ancak dava dosyasında 4 adet çek bulunduğu, bu çeklerin; Çek No: ..., Tarihi: 30.11.2016, Bedeli: 100.000,00-TL Çek No: ... Tarihi 30.11.2016 Bedeli: 100.000,00-TL Çek No: ... Tarihi: 31.12.2016 Bedeli: 100.000,00-TL Çek No: ... Tarihi: 19.11.2016 Bedeli: 150.000,00-TL olduğu, tüm çeklerdeki imzanın ...'a ait olduğu, Çeklerin keşidecisinin ... A.Ş olduğu, İmza Sirkülerinin 26.08.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı imza sirkülerinin çıkartılmış olduğu, bu sirkülere göre ... münferiden imza yetkili olarak kaldığı, ... ve ...'un müştereken imza yetkilisi oldukları, Davacının talebinin davalı bankanın ödemediği banka yükümlülük tutarı olmadığı, davalı bankanın çeklerde yer almakta olan imza sirkülerini gereken dikkat ve özene aykırı şekilde denetlemiş olması ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle uğranan zararın tazmini olarak belirttiği,İtibar ve itimat kurumları olan bankaların TTK 18/2'ye göre her zaman basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, muhatap bankanın süresi içinde ibraz edilen bir çeki hamiline ödeyebilmesi için çekin öngörülen zorunlu unsurları taşıyor olması gerektiği, muhatap bankanın böyle bir senedin bedelini ödemesi halinde keşideciye karşı sorumlu olacağı,Muhatap bankanın çekin zorunlu unsurlarını araştırmasından sonra, çekin süresinde ibraz edilip edilmediğini kontrol etmesi gerektiği, TTK 796'ncı madde belirtilen sürelerin geçmesi halinde bankanın çek bedelini ödemekle yükümlü olmadığı, Çek üzerindeki imzanın keşideciye ait olup olmadığı, bu imzanın hesap kartonundaki ya da çek anlaşmasındaki imzaya uyup uymadığının araştırılması gerektiği, çek keşidecisinin, tüzel kişilik olması halinde, tüzel kişi unvanının çekte yer alıp almadığı, keşideci imzasının sirkülere uygun olup olmadığının tetkik edilmesi gerektiği, muhatap bankanın çekte ciroların varlığı halinde, ciro silsilesinin düzenli olarak devam ettiğini incelemesi gerektiği, ancak bankanın cirolardaki imzaların gerçekliğini araştırmak gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı,Somut olayda, davalı banka, ibraz tarihinde yetkili imzaları taşımayan çeki ödememiş, ayrıca hesapta para bulunmamasından dolayı bunlar çekin arkasına yazılmıştır. İmzaların tamam olması halinde dahi hesapta paranın bulunmaması halinde çekin arkası yazılacak ve banka garanti ettiği tutarı ödeyebilecekti. Davalı iş bu davada bunu talep etmemektedir. 5941 sayılı Çek Kanunun m2 bankanın araştırma yükümlülüğünü düzenlemekte olduğu, bankanın buna göre çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin adının yazılmasını incelemekle yükümlü olduğu, 8inci fıkrada; tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı, düzenlenen çek üzerine açıkça yazılır demekte olduğu, somut olayda müştereken imza söz konusu olduğu, bankanın çek yasaklısı bir firmaya çek verdiğinin ifade edilmediği, Somut olayda çek keşidecisinin eksik imzalı çeki hamile vermesinin, bankanın sorumlu tutulamayacağı, çek keşidecisinin eksik imzalı çeki hamile vermesinin, çeki düzenleyen gerçek kişinin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektirdiğini, bankanın buna etki edemeyeceği, Çekler için bankanın taahhüdünün çek taahhüt bedeli ile sınırlı olduğu, çekin üzerinde yazan miktarın, çeki kabul edenin riski olduğundan dolayı davacının davasının reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince görülen, bankanın sorumluluğuna ilişkin davada, davalı tarafından, kanuni yükümlülüklere hiçbir suretle uyulmaksızın borca batık bir şirkete çek karnesi verilmiş olması nedeniyle müvekkilinin zararına sebep olunduğunu, bilirkişi raporunda ''davacının, bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde belirttiği hususların, şayet davanın konusunun genişletme yasağına aykırı olmadığı düşünülürse, davalı bankanın çek hesabı açılışında ve çek çek karnesi verilişi sırasında ekonomik ve sosyal durumla tam olarak örtüşmeyen bir kısım veriler (düşük kar, hesabın ortalama bakiyesinin çok düşük seviyede olması ve çok yaprak sayılı çek karnesi verilmesi gibi) nedeniyle, davacının kusurundan daha az seviyede olmak kaydıyla, davalı bankaya da bir müterafik kusur isnat edilebileceği'' kanaatine varıldığını, bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranı gözetilerek davanın ıslah edildiğini, ancak mahkemece haksız ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, davalı bankanın Çek Kanunu m.2 hükmü ile düzenlenen sorumlulukları yalnızca çekin ibrazı sırasında yapılan kontroller ile sınırlı olmadığını, bilindiği üzere 5941 sayılı Çek Kanunu 2.maddesi ile bankanın araştırma yükümlülüğü, çek hesapları ve çek defterleri başlıklı konular düzenlendiğini, bu madde hükmü uyarınca bankalarn, çek hesabı açılması sırasında, kendilerine yüklenen basiretli ve özenli olma yükümlülüğü çerçevesinde gerekli tüm belgeleri eksiksiz şekilde talep etmek ve incelemek zorunda olduklarını, bankaların tüzel veya gerçek kişiye çek karnesi vermesinden evvel ekonomik durumunun çek hesabı açmaya uygun olduğunun gerekli belgelerle ispatlanması gerektiğini, örneğin, yeni kurulan bir şahıs firmasına, gerekli piyasa istihbaratı yapılmadan, sermayesi ve kapasitesi hakkında yeterli veriye sahip olmadan çek karnesi hesabı açılmasının, basiret yükümlülüğü ile bağdaşmayacağını, uzman bilirkişi raporunda çok daha detaylı izah edildiği üzere çek defteri verilmesinden önce TCMB tarafından yapılan çek duyuruları çerçevesinde arşiv vb. araştırmaların yapılmış olduğunun ispat yükünün davalı bankada olduğunu, işbu davada ise bankanın, dava dışı ... Şirketine çek defteri vermeden önce gerekli araştırmayı yapmış olduğuna ilişkin, çek defteri vermeden evvel gerekli tüm belgelerin bu şirketten istenmiş olduğuna dair hiçbir belge sunulmadığını, aksine, davalı bankanın çek hesabı açmış olduğu bu şirketin uzun zamandır borç içinde olduğu, başka şirketler kurarak ...'nin içinin boşaltılıyor olduğunun basit bir internet araştırması ile dahi ortaya çıktığını, müvekkilinin bankaya ibraz etmiş olduğu çeklerin keşide tarihlerinin 2016 senesine ait olduğunu, oysa ki şirketin Şubat 2016 senesinde el değiştirdiğini, ...şirketinin sahibi ... ve diğer iki kişiye devredildiğini, bu haberin 23.03.2017 tarihinde ... Gazetesinde haber olduğunu, dava dışı .. ile birlikte ... Tüketim Mallarının da mahkemece iflasına karar verildiğini, görüldüğü üzere ... şirketinin yıllardır borca batık olduğunu, bu süreçte onlarca kişiyi büyük zarara uğrattığının ortaya çıktığını, böyle bir şirkete çek karnesi tahsis edilmesinin bankanın çok büyük bir araştırma eksiği olduğunu ortaya koyduğunu, çek hesabı sahibi ile banka arasındaki çek hesabı açma sözleşmesinin üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme niteliğinden hareketle sorumluluğun sözleşmesel olduğu sonucuna da varılabileceğini, netice itibariyle çek karnesi verilirken bankanın, müşterisine teorik olarak çek karnesine istenen tutar yazılabileceği için limitsiz kredi olanağı tanıdığını, bu nedenle bankanın 5941 sayılı Çek Kanunu 2.maddesi ile kanunun bankaya yüklediği sorumluluğun yalnızca çekin ibrazı sırasında çekteki bilgilerin kontrolü olduğu düşünmenin doğru olmayacağını, Kanunun bankaya yüklediği sorumluluğun yalnızca çekin ibrazı sırasında yapılan kontrol değil, daha çek karnesi verilirken araştırma yapma yükümlülüğünü de içerdiğini, bu nedenle 5941 sayılı Çek Kanunu 2.madde hükmü ile bankaya yüklenen sorumluluğun yalnızca çekin ibrazı sırasında çek bilgilerini incelemekle sınırlı olduğu şeklinde hatalı biçimde görüş bildirildiğini, davalı bankanın basiretli tacir sorumluluğu henüz çek hesabı açılıp çek karnesi verilirken başladığından, açıkça borca batık bir şirkete çek karnesi vermesi dolayısıyla bankanın Çek Kanunu m.2 hükmünü ihlal ettiğini, bankalardan daha da fazla beklendiği üzere basiretli davranmadığını, kaldı ki mahkemece, bankanın kendisinden talep edilen evrakları sunmadığı, gerekli araştırmayı yapmayarak kusurunun bulunduğunun kabul edildiğini, hal böyle iken somut uyuşmazlık için bankanın yalnızca kendisine ibraz edilen çek için imza kontrolü yapılmasının bankanın tek sorumluluğu olduğunu düşünmenin hukuka aykırı olduğunu, davalının kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediği kesin olarak tespit edilmiş iken bu yükümlülüklere uymamanın hiçbir yaptırımı olmayacağının düşünülemeyeceğini, dava dışı şirketin borca batık, tahsil kabiliyeti mümkün olmayan bir şirket olduğunu, şirketin iflasının istendiği davanın bizzat müvekkili tarafından açılarak dava dışı şirket hakkında iflas kararı verilmesinin sağlandığını, başkaca şirketlerin dahi zararının büyümesinin önüne geçildiğini, dava dışı şirkete karşı açılmış hiçbir davanın bulunmadığı gerekçesinin gerçek olmaktan uzak olduğunu, zararın bu şirketten tahsili için tüm hukuki yollara başvurulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, tehiri icra verilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında Çek Kanunu ve ilgili mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; dava dilekçesine ekli çeklerin karşılıksız çıktığını, davalının keşideciye çek defteri vermeden önce ticari şirketin kredi notunun yüksek olup olmadığını araştırması ve olumlu sonuca ulaşılması halinde çek karnesi vermesi gerektiğini, bu sebeple davcının alacağını tahsil edemediğini, bundan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemenin 18.12.2018 tarihli ara kararı ile davacının taleplerini somut bir şekilde açıklamasının talep edilmesi üzerine davacı vekili 27.12.2018 tarihli dilekçesi ile; davalının imza sirkülerini dikkatli incelemediğini, kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesine dayanmıştır. Davalı vekili; davacı çek bedelini talep ediyorsa öncelikle tüm çek borçluları hakkında hukuki yolları tüketmeden müvekkilinden talepte bulunduğunu, müvekkilinin yasa ile üzerine düşün sorumluluklarını yerine getirdiğini, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermediğini savunmuştur.Dava dilekçesi ekinde sunulan çeklerin; davalı ...bank ... Şubesine ait ... sayılı, 30.11.2016 tarihli, 100.000,00-TLbedelli, ... sayılı, 30.11.2016 tarihli, 100.000,00-TL bedelli, ... sayılı, 31.12.2016 tarihli, 100.000,00-TL bedelli, ... sayılı, 19.11.2016 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çekler olduğu, davacı her ne kadar dava dilekçesinde 6 adet çek olduğunu belirtse de bu dört adet çekin dosyada bulunduğu, nitekim ıslah dilekçesinde de bu dört adet çekin toplam bedelinin yarısı oranında dava değerinin ıslah edildiği, çeklerin keşidecisinin ....AŞ, lehtarının davacı şirket olduğu, bu çeklerin bankaya ibrazı sırasında çek hesap bakiyesinin sıfır olması ve çeklerin çift imza ile keşide edilmesi gerekirken tek imza ile keşide edildiği belirtilerek ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.Davacı, dava dışı şirkete çek hesabı açılması ve çek defteri verilmesi sırasında 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen araştırma, inceleme yükümlülüğüne aykırı davranılması sebebiyle zarara uğradığını iddia etmektedir.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, karşılıksız çek nedeniyle alacaklının çek bedelinin çek borçlularından tahsil edemediği hâlde davalı bankaya başvurabilmesi için öncelikle çek borçlularına müracaat etmesi ve davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle, keşideci, lehtar ve cirantalar hakkında tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen alacağın tahsil edilememesi gerekir. Bu yolar tüketilmeden davacının zararı henüz doğmayacaktır ve açılan dava erken açılan bir dava olacaktır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 31.05.2016 tarihli ve 2014/19128 Esas, 2016/6001 Karar, 20.04.2018 tarih ve 20116/1117 Esas, 2018/2991 Karar, 15.01.2018 tarih ve 2016/5991 Esas 2018/250 Karar, 28.05.2010 tarih ve 2011/3075 Esas, 2012/9110 Karar sayılı kararları). Ayrıca, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2/1 maddesi "Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler." hükmünü haizdir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, bir bankanın, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapması; çek hamilinin de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurması, bu suretle özenli davranması gerekmektedir.Somut olayda, mahkemece davacının, çeklerin keşidecisi hakkında tüm hukuki yollara başvurup başvurmadığı konusunda bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâli ile mahkemece, öncelikle davacının, karşılıksız çekler için dava tarihinden önce dava dışı şirketten alacağın tahsili yoluna gidip gitmediğiaçıklattırılmalı; tüm hukuki yolların tüketildiği tespit edilirse bilahare bankanın dava dışı şirkete çek hesabı açılması sırasında 5149 sayılı Yasa'nın 2. madde hükmüne uygun olarak gerekli araştırma ve incelemeyi yapıp yapmadığı da araştırılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.31.10.202024