T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1517
KARAR NO: 2024/1502
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/02/2021
NUMARASI: 2020/245 E. - 2021/118 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, her iki taraf vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin portföyünde bulunan... Göztepe 15. katta bulunan bir adet bağımsız bölümün kiralaması hususunda davalıya hizmet verildiğini, davalının talebi ile dosyada bulunan e-posta yazışmalarından anlaşılacağı üzere taşınmaz maliki ile kiracı arasında iletişim kurularak 01.12.2017 tarihli kira sözleşmesinin imzalandığını, davalı ile sözleşme öncesi görüşmelerde mutabık kalınan 45.878,40 TL hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, müvekkilinin mesleki faaliyet olarak taşınmaz kiralanmasına aracılık ettiğini, davalının da tacir olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; takibe yönelik itirazın yerinde olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasında hiç bir hukuki ilişki bulunmadığını, davacı şirketin varlığından dahi, icra takibi ile haberdar olunduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, alacak iddiasına dayanak yapılan yazışmaların tamamının dava dış ... ile yapıldığını, davacı ile yapılmış bir yazışma bulunmadığını, ...’ın ... adına hareket ettiğini gösteren hiçbir emare bulunmadığını, davacı ile ... arasındaki ilişkinin bilinmediğini, buna ilişkin somut bir delil de sunulmadığını, geçerli bir komisyon sözleşmesi kurulması halinde bile bu sözleşmeye yönelik alacak iddiasında bulunabilecek kişinin, bu sözleşmenin tarafı olabileceğini, davacının tarafı olmadığı yazışmaları delil göstererek alacak talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile üçüncü kişi arasındaki yazışmaların hukuka aykırı şekilde tespit edilerek sunulduğunu, ... ile yapılan görüşmelerde komisyon ödeneceğine ilişkin bir taahhütte bulunulmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı vekilinin 06/09/2019 tarihinde ... 15.katın kiralanmasına istinaden 45.878,00 TL alacağın tahsili için icra takibine giriştiği, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve davacı vekilinin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır. Dosyada mübrez Kira Sözleşmesinin incelenmesinde ... Sok. ... 15.katın kiralanması için avalı ile dava dışı, ... Tic. Ltd. Şti. Arasında kira sözleşmesinin imzalandığı , kiri sözleşmesinin hangi tarihte imzalandığını belirten herhangi bir ifadenin bulunmadığı ancak davalı kiracının kira ücreti yükümlülüğünün 01/01/2018 tarihinde başlayacağının ifade edildiği anlaşılmaktadır. TBK'nun 520.maddesi gereğince taşınmaz mal tellallığına ilişkin sözleşmenin yazılı olarak yapılması zorunluluğu vardır. Bu maddede öngörülen yazılı şekil, geçerlilik şartı olup, bu şartta uyuşmadan yapılan tellallık sözleşmesi geçersizdir.Davacı vekili davalı ile sözleşme ilişkisi kurulduğuna dair e- posta yazışmaları haricinde ayrıca bir yazılı sözleşme sunmamış olup, bu haliyle davacının simsarlık ilişkisi kapsamında ücret istemesi mümkün değildir. Zira Simsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağı TBK. m. 521 'e göre 'simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır' (521/1). Dolayısıyla davacının simsarlık alacağını talep edebilmesi için öncelikle davalı ile müvekkili arasında yazılı bir Simsarlık Sözleşmesi kurulduğunu ispatlayamadığı..." gerekçesiyle, davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, emlak alım-satım ve kiralama işlerine aracılık ettiğini ve müvekkilin portföyündeki ... Göztepe 15. kattaki bağımsız bölüme ilişkin aracılık hizmeti verildiğini, bu hizmet kapsamında 01.12.2017 tarihinde kira sözleşmesinin imzalandığını, buna rağmen mutabık kalınan hizmet bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin kiralaya ilişkin hizmet verdiğinin elektronik pastalarla kanıtlandığını, bu yazışmaları yapan ve mal sahibi ile davalıyı görüştüren ...'ın tanık olarak dinlenmesi talebinin yerine getirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hizmet almadığını savunan davalının, müvekkilince sunulan e-posta dökümlerine itiraz etmediğini, ofisin kiralanması sürecinde @...com.tr uzantısını kullanan şirket çalışanlarınca yapılan yazışmaların, somut duruma uygun ve anlaşmayı belgeleyici olduğunu, müvekkilin sigortalı çalışanı olduğu dosyadaki SGK dökümüyle sabit olan ... ile davalı şirket arasındaki yazışmalar ve kiralama sözleşmesinin kurulmasının hizmetin verildiğini gösterdiğini, sunalan yazışmalarda kira bedeli ve simsarlık ücretinin yazıldığını, kiralama ile sözleşme bedelinin hak edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına ve dosya muhtevasına uygun olduğunu, ancak davanın reddine rağmen müvekkili lehine kötü niyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu, kötü niyetli takip nedeniyle tazminata hükmedilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddi ile kötü niyet tazminatına, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince ve kötü niyet tazminatı yönünden davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TBK'nın 520/3. maddesinde simsarlık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerektiği belirtilmiş olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK'nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şarttır. Diğer yandan, bu belgenin simsarlık sözleşmesi sayılabilmesi için simsarlık sözleşmesinin asli unsurlarını da içermesi gerekir. Simsarlık sözleşmesinin meydana gelmesi için tarafların simsar tarafından gerçekleştirilmesi gerekli faaliyetin türü (kapsamı), bu faaliyet sonucunda kurulacak sözleşmenin konusu ve niteliği ve simsara ücret ödenmesi konusunda anlaşmış olmaları gerekir (Dr. Cevdet Salih Şahiniz, Türk Borçlar Hukukunda Gayrimenkul Tellallığı (Emlak Komisyonculuğu- Emlak Danışmanlığı) Sözleşmesi, Beta Yayınevi, İstanbul 2002, s.12). Yazılılık şeklinin gerçekleşmesi için sözleşmenin objektif ve sübjektif tüm unsurlarının yazılı belgede yer alması zorunludur (Şahiniz, a.g.e., s.51; Prof. Dr. Gökhan Antalya, Borçlar Hukuku- Genel Hükümler, Beta Yayınevi, İstanbul 2012, s.348).TBK'nın 14/2.maddesinde ise, kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer düzenlemesi bulunmaktadır. Diğer yandan TBK'nın 15. maddesinde ise imzanın, borç altına girenin al yazısı ile atılması zorunludur Davacı vekili, taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir simsarlık sözleşmesinin bulunduğunu ileri sürmediği, gibi taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir simsarlık sözleşmesinin bulunmadığı sabittir. Davacı müvekkilinin çalışanı ... ile davalının çalışanları arasında yapılan elektronik posta yazışmaları ile ...'ye 15.kat bulunan bir adet bağımsız bölümün davalı tarafından kiralandığını, yazışmalarda kira bedeli ve komisyon oranınında yazılı olduğunu, kira sözleşmesinin kurulmasıyla komisyona hak kazanıldığını, yazışmayı yapan çalışanın tanık olarak dinlenmesi halinde durumun açıklığa kavuşacağını ileri sürmüştür. Yazılı şekil şartının, geçerlilik şartı olarak belirlendiği sözleşmelerde sözleşmenin yasada belirtilen yazılılık şartının uygun şekilde kurulması gerekmektedir. Yasada belirtilen şekilde kurulmayan bir sözleşmedeki yazılılık şekil şartı tanık gösterilmesi ile tamamlanamaz. Taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunlu olup belirtilen şekilde yapılmayan sözleşmenin geçerliliği bulunmamaktadır. Elektronik posta ile yapılan yazışmalar, TBK'nın 14/2. maddesindeki yazılılık şartlarının taşımadığı, bu yazışmayı yapan kişilerin beyanlarının yazılılık şartını yerine getiremeyeceğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, İİK'nın 67/2. maddesine göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre, alacaklının takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olması da gerekmektedir. Davalı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş olup, ilk derece mahkemesince bu talep hakkında bir karar verilmediğinden, tazminat talebinin zımnen reddine karar verildiği kabul edilmelidir. Takibin haksız olmakla birlikte, kötü niyetli olduğundan söz edilemez. Davacı, kendi çalışanı ile davalının çalışanları arasında simsarlık hizmetine ilişkin yapılan elektronik posta yazışmaları ve verilen hizmete istinaden takip başlatılmıştır. Simsarlık sözleşmesinin şekil şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle alacağın doğmadığının kabulü, başlı başına kötü niyeti ortaya koymayacağından, ilk derece mahkemesinin bu talebin reddine ilişkin kabulü yerinde olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, her iki taraf vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 270,60 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.