T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1428
KARAR NO: 2024/1498
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/03/2021
NUMARASI: 2018/278 Esas - 2021/258 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı müşterisine sattığı 29.903,37 TL bedelli motor emtiasının alıcısına götürülmesi için davalıya sağlam olarak teslim edildiğini, plastik ambalaj içerisinde gönderilen otomobil yedek parçasının, davalı tarafından da ahşap sandık içine yerleştirildiğini ancak teslim anında düzenlenen tutanakla ürünün taşınma sırasında hasara uğradığı ve kullanılmayacak hale geldiğinin belirlendiğini, alıcının hasarlı emtiayı kabul etmeyerek ürünü davalıya iade ettiğini, alıcının bildirimi üzerine, oluşan hasarın tazmini için davalıya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 29.903,37 TL asıl alacak olmak üzere toplam 30.286,79 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin taşıma sözleşmesinden kaynaklanan edimini eksiksiz olarak ifa ettiğini, alıcının teslim almadığı kargonun halen muhafaza edildiğini, gönderenin de emtiayı kabul etmediğini, taşımadan kaynaklı hasar veya gecikme karinesinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmadığını, müvekkiline izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, tazmini gerekir bir zarar bulunmadığını, zararın bulunduğu kabul edilse dahi, hasarın gönderenin ambalaj kusurundan kaynaklanması nedeniyle taşımacının sorumlu olmadığını, taşımacının, kendisine teslim edilen kargonun içeriğini kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığını, davacının kusuru ve TTK'nın 878/1/b-d hükmü gereği kargonun niteliğinden ve yetersiz ambalajlamadan dolayı davalı şirketin sorumluluktan kurtulduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların iddia ve savunmaları, dosyada toplanan deliller nazara alınarak, dosya bilirkişiye gönderilmiş olup, talimat yolu ile yapılan bilirkişi incelemesi sonucu bilirkişi Otomotiv Pr Em Öğr Üyesi Dr ... tarafından tanzim olunan 29/04/2019 tarihli raporunda; taşımaya konu araç motorunun hasarlı olduğunu, motor blogu üzerinde bir bağlantı parçasının blok gövdesinden çarpmaya bağlı kopmuş olduğunu, bahse konu hasarın taşımadan kaynaklı olduğunu, emtia üzerinde yapılan inceleme neticesinde emtianın mevcut durumunda motor blok kısmında çarpmaya bağlı döküm bir parçanın koptuğu ve motorun hasarlandığını, davalının ürünü alırken gerekirse kontrol etmesi gerektiğini, yükün (emtianın) 100 kg gibi ağır bir yük olduğunu, taşıma sırasında hem kendisine hem de etrafındaki emtialara zarar vermemesi için özel, sağlam bir ambalaj ile taşınması gerektiğini, taşıyıcı davalının, teslim aldığı ürünü adresine tam ve eksiksiz teslim etmekle yükümlü olduğunu, taşınan emtianın zayi olmasının esas sebebinin, ambalaj yetersizliği, kargo taşıması ve istiflemeye özen göstermek açısından gerekli özenin gösterilmemesi olduğunu, emtianın hasarlanmasında davalı taşıma firmasının gerekli özeni göstermediği ve nezaret görevini yeteri kadar ifa edemediğini, hasarlanan motor bloğunun tek parça satılmadığını, tamir edilemeyeceğini, dolayısıyla motorun hurda değeri olacağını, bununla beraber motor bloğuna montajlı diğer parçaların yaklaşık 1,5 yıldır korunaksız ve uygun olmayan koşullarda beklediğinden, oksitlenme, paslanma ve korozyon riski olduğunu, bu nedenle kullanmadan önce bakım gerektirdiğini, tüm bu parçaların değerini olumsuz etkileyeceğini ve değer ürünü olarak ikinci el değerine düşeceğini, yarım motorun olay tarihindeki sıfır ve hasarsız fatura bedelinin KDV dahil 29.903,37TL olduğunu, hali hazırda ekonomik değerinin, sovtaj değeri olduğunu, yapılan piyasa araştırmasında mevcut durumdaki bedelinin (sovtaj) 9.500TL olduğunu, tamirat ile mevcut hasarın giderilemeyeceğini, taşıma kaynaklı zarar oluştuğu ve emtianın zararının (29.903,37TL - 9.500,00TL= ) 20.403,37TL olduğunu, davacının sorumluluğunun olmadığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 20.403,37TL olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, rapora karşı beyan ve itirazlar dosyaya ibraz edilmiş, itirazlar doğrultusunda dosya Karayolu Taşımacılık Uzmanı Bilirkişi Yücel Sevimli'ye tevdi edilmiş olup, tanzim olunan 25/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalının davacıdan taşınmaz üzere teslim aldığı 1 KOLİ 100kg/desi ağırlıklı kargo emtiasının hasarlanmasında ortak müteferrik kusurunun etkili olduğunu, yurt içi değer konulmamış veya sigortalanmamış posta kargosu veya kargo gönderilerinin kaybolması, çalınması veya tamamının hasarı halinde, ödenecek tazminatın, kilogram başına en fazla 8,33SDR ile sınırlı sorumlu olduğunu, dava konusu kargonun ağırlığının 1 koli 100 kg/desi olduğunu, 14/09/2017 gönderi tarihli TCMB (özel çekme hakkı) SDR kuru 4,9072TL olduğu hesabı ile (8,33x100kgx4,9072)=4.087,69TL tazmin tutarına bu taşımanın bedeli 85,15TL ilave edileceğini, toplam tazminat tutarının 4.172,85TL olarak hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, rapora itirazlar doğrultusunda tanzim olunan 09/11/2020 tarihli ek raporda; dava dosyası ve sektör uygulamaları üzerinde yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, önceki raporun sonucunun değişmediğini, toplam tazminat tutarının 4.172,85TL olarak hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Bilirkişi ek raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında yapılan taşıma sırasında malda meydana gelen zararın tazmini istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, icra takip dosyası, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından dava dışı alıcıya davalı şirketin 14/09/2017 tarih ... taşıma irsaliyesi ile 1 koli 100 Kg yazılı emtianın gönderildiği, yapılan incelemede gönderilen emtianın ... Motor olduğu ve taşıma sırasında çarpmadan kaynaklı olduğu değerlendirilen mordaki bağlantı parçasının kopmuş olması nedeni ile motorda hasar meydana geldiği, hasar tutarının 20.403,37-TL olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporunda davalı taşıyıcıya %40 kusur izafe edilmiş ve taşıyıcının sınırlı sorumluluğuna ilişkin olarak hesap yapılmak sureti ile kök rapordan farklı tazminat miktarı hesaplanmış olsa da kusur değerlendirmesi ve taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin değerlendirmeler hakime ait olan hukuki değerlendirmeler olduğundan bu konuda yeniden rapor aldırılmamıştır. Her ne kadar davalı tarafça davacının kargo içeriğinin bildirmediği, taşınanın değersiz koli olarak işleme alındığı bu sebeple kargo içeriğinin bilinmediği iddia edilmiş olsa da, taşınanın ağırlığı, taşıyıcı kargo firması tarafından taşınanın ambalajının yetersiz bulunup inisiyatif alınarak ayrıca tahta kafes ile ambalajladığı dikkate alındığında davalının taşınanın mahiyetini bildiği, bilebilecek durumda olduğu, bu itibarla somut olayda taşıyanın sınırlı sorumluluğunu düzenleyen TTK'nın 882 vd. Maddelerinde düzenlenen sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, taşınanın mahiyetinin bilinmesine rağmen davalı tarafça yetersiz olarak tahta kafes yapılarak taşınması, bu konuda davacının uyarılmaması, taşınanın taşınması sırasında gerekli özenin gösterilmemesi (motordaki bağlantı parçasının kopmasına sebebiyet verecek kadar) nedeni ile davalının hasarın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Öte yandan davacının da düzenlenen taşıma belgesine de itiraz etmediği, taşınan adi kargo olarak girilmesi nedeniyle düşük taşıma bedeli ödediği, bu nedenle tazimattan %20 oranında indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilerek taşınandaki hasardan kaynaklı olarak davacının davalıdan 16.322,696-TL talep edebileceği, davalının ihtarın tebliği tarihinden 10 gün sonrası olan 05/01/2018 tarihinde temerrüte düştüğü, temerrüt tarihinden takip tarihi olan 22/02/2018 tarihine kadar geçen 48 günlük süre için 209,29-TL avans faizi talep edebileceği kanaatine varılarak..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 16.322,969 TL asıl alacak ve 209,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.532,259 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak takibin devamına, fazlaya ilişkin talep ile icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İzmir’de bulunan alıcısına sattığı 29.903,37 TL fatura bedelli araç motorunun taşınması için plastik ambalaj içinde davalıya teslim edildiğini, ancak emtianın hasarlı olarak teslim edilmeye çalışıldığını, mahkemece alınan raporda, sovtaj bedelinin mahsubu ile 20.403,37 TL hasar bulunduğunun belirlendiğini, davalının kusurlu olduğunun belirlenmesine rağmen bu şekilde bir hesaplama yapılarak hüküm kurulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece sınırlı sorumluluk ilkesinin kabul edilmemesine ilişkin gerekçesinin yerinde olduğunu, motor bloğu gibi sert bir maddenin kırılmasına neden olacak kadar darbeye maruz kalmasının tam kusur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalının tam kusurlu olduğunun kabulüne rağmen, müvekkilinin düzenlenen taşıma belgesine itiraz etmemesi ve gönderinin adi kargo olarak girilmesi sebebi ile düşük kargo bedeli ödemesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hukuksuz şekilde yapılan indirim oranının neye göre yapıldığının da açıklanmadığını, kırılma sebebi ile tamir edilemeyecek olan motor için sovtaj değeri belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalının kusurunun kendisi lehine hakkaniyet indirimine konu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, savunmanın göz ardı edilerek değerlendirilmediğini, teslim edilen paketin muhteviyatının dahi hatalı bildirilmesi nedeniyle oluştuğu belirtilen hasarın tazmininin talep edilemeyeceğini, ürün muhteviyatının yalnızca "koli" olarak bildirildiğini, Karayolları Taşıma Kanunu 8. maddesi uyarınca "Gönderen, eşyanın varış noktası, cinsi, miktarı ve nitelikleri ile diğer önemli bilgileri tam ve doğru olarak taşımacıya bildirmek zorundadır. Yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluk gönderene aittir." Bu nedenle öncelikle davacının kendi kusurundan faydalanamayacağı, dolayısıyla taşımadaki beyanıyla bağlı ve bu beyandan sorumlu olacağını, bilirkişi raporlarındaki sınırlı sorumluluk hesabının, yasa ve usule aykırı şekilde göz ardı edilerek müvekkilinin tam kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporunda sınırlı sorumluluğa ilişkin hesaplama yapılmasına rağmen, mahkemece hatalı gerekçe ile sınırlı sorumluluğun uygulanmamasının hatalı olduğunu, TTK'nın 886.maddesi uyarınca tam tazminata hükmedilebilmesi için zararın meydana gelmesinde taşıyıcının kast ve pervasız davranışının bulunması gerektiğini, oysa müvekkilinin kas veya ağır kusuru ile pervasızlık sayılabilecek bir hareketinin bulunmadığını, mahkemece TTK'nın 850 ve devamı hükümlerinin uygulanmasının hakkaniyete uygun olmayacağı belirtilmesine rağmen, bu gerekçenin yerinde olmadığını, müvekkilinin sorumlu tutulma sı halinde dahi TTK'nın 882.maddesine göre sorumluluğun üst sınırı bulunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kara yolu ile yurt içinde yapılan taşıma sırasında hasara uğrayan emtiaya ilişkin hasar bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, taşıma sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, bir adet 29.903 TL fatura bedelli ve 100 kğ ağırlığında bir adet motor emtiasını İzmir'e taşınması için davalıya teslim etmiştir. Taşımanın yurt içinde yapılması nedeniyle TTK'nın taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Taşıma sözleşmesi TTK'nın 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya ve yolcu taşıma işinin ve ikisini de birlikte üstlenen kişidir. Taşıma sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi olmadığından sözleşmenin kurulması için TBK'nın 12.maddesine göre bir şekil şartı bulunmamaktadır. Davacının, bir adet motor emtiasını taşımak üzere davalıya teslim ettiği ve motorun dava dışı alıcıya teslimi sırasında düzenlenen tutanakla hasarın belirlendiği ve düzenlenen hasar belgesine göre hasarın taşımacıya ihbar edildiği, motorun gönderen veya alıcı tarafından teslim alınmaması nedeniyle halen davalının deposunda muhafaza edildiği anlaşılmaktadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı tarafından borçlu aleyhine 29.903,37 TL asıl alacak ve 383,42TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.286,79TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, dava ve itirazın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Takip öncesi gönderilen 21.12.2017 tarihli ihtarla gönderilen motor bedeli olan 29.903,37 TL'nin 10 gün içinde ödenmesi istenmiş ve ihtarın 25.12.2017 tarihinde tebliği ile 04.01.2018 tarihinde temerrütün oluştuğu, takibin ise 22.02.2018 tarihinde başlatıldığı görülmüştür. TTK'nın 875. maddesi uyarınca, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcısına teslim edildiği ana kadar geçen süre içinde eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Eldeki davada davalı taşımacı dava konusu motoru sağlam şekilde teslim almıştır. Taslim sırasında emtianın ambalajında yetersizlik bulunduğu belirtilmediği gibi, görünüşe göre emtiada hasar oluştuğu da taşıma senedine şerh edilmemiştir. Bu nedenle sağlam şekilde teslim alınan emtianın varma yerinde de aynı şekilde teslim edilmesi gerekir. Taşınan emtia hakkında davalının bilgi sahibi olduğu ve taşınan emtiaya göre plastik ambalaj üzerine ahşap ambalajla emtianın davalı tarafından taşındığı görülmüştür. TTK'nın 876 ve 877. maddelerinde taşımacının sorumlu olmadığı hâller düzenlenmiş olup, somut olayda bu hallerin gerçekleştiği kanıtlanmadığı gibi 878. maddedeki özel hallerin de gerçekleştiği kanıtlanmamıştır. Taşımanın yurt içi taşımaya ilişkin olması nedeniyle bilirkişi tarafından TTK'nın 880. maddesine göre hesaplama yapılmalı ve bulunan miktarın TTK'nın 882. maddesinde belirlenen sınırın içinde kalması nedeniyle hükmedilen tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Taşınan emtiada meydana gelen hasar tipik bir taşıma hasarı olup, TTK'nın 886. maddesinin uygulanmasını gerektirir bir neden bulunmamaktadır. Zira zararın, taşımacının kasti veya pervasızca bir davranışıyla oluştuğu ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilemediğinden sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece bilirkişi raporuna göre sınırlı sorumluluk esasına göre yapılan raporun esas alınarak karar verilmesi gerekirken, olayda hiç bir şekilde uygulama yeri bulunmayan ve taşınan emtianın niteliğinin açıkça bildirilmemesi nedeniyle TBK'nın 51 ve devamı maddelerine göre indirim yapılarak zararın belirlenmesi yerinde görülmemiş, bu yöne ilişkin istinaf nedeninin kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. İlk derece mahkemesince makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda, davalının elinde bulunan motor emtiasının 9.500 TL sovtaj değerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının, sovtaj değeri olan motoru iade almamış olması, bu değerin dikkate alınmasını engelleyecek nitelikte değildir. Zira mülkiyeti davacıya ait olan emtianın her zaman davalıdan iade alınması, iade edilmemesi halinde sovtaj değerinin talep edilmesi mümkün olduğundan, sovtaj değerinin mahsubu ile karar verilmesi yerindedir. Ancak taşımadan kaynaklanan zararın belirlenmesinde, meydana gelen zararın hangi nedendan kaynaklandığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. 29.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre yükteki hasarın ambalaj yetersizliğinden ve emtianın taşındığı araçta sağlam şekilde istiflenmemesinden kaynaklandığı görülmektedir. Ambalajın gönderene ait olmasına rağmen taşımacının da basiretli bir tacir olarak, taşınmak üzere kendisine teslim edilen emtianın, yük ve yolun durumuna uygun şekilde ambalajlandığını kontrol yükümlülüğü bulunmaktadır. Taşımacının belirtilen şekilde bir uyarı veya çekincesinin bulunmaması nedeniyle taşımacının da oluşan hasarda müterafik kusurlu olduğu, esasen bu gibi durumlarda taşımacının kusurunun, ambalajı yapan gönderenin kusurundan daha az olarak belirlenmesi gerektiğinden ve ambalaj içi istifin hatalı olması nedeniyle 25.12.2019 tarihli taşıma bilirkişisinin raporunda belirlenen % 40 kusur oranının isabetli olduğu ve taşımacının zararın bu oranından sorumlu tutulması gerektiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinin bu yönü ile de yerinde olmadığı kanaatine varılmış ve hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Taşınan emtianın 100 kg ve bir koli olduğu, TTK'nın 882. maddesine göre taşımacının sorumluğunun kilogram başına 8.33 SDR olduğu ve SDR kurunun hüküm tarihine en yakın kur olarak alınması gerektiğinden, Dairemizce inceleme tarihindeki kurun esas alınarak karar verilmesi gerekmekle, 23.10.2024 tarihinde 1 SDR'nin 45.4959 TL olarak belirlenip, (100*8.33*45.4959=37.898,08 TL) bulunmuştur. Bulunan bu miktar sorumluluk miktarı olmayıp, taşımacının azami sorumluluk sınırıdır. Davalı, bu sınırı aşmamak üzere gerçek zararın kendi kusuruna denk gelen kısmından sorumludur. Emtianın bedeli 29.903,37 TL olup, gerçek zararın belirlenmesi için bu bedelden 9.500 TL sovtaj tutarının düşülmesi gerekir. Bu durumda zarar miktarı 20.403,37 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutardan taşmacının kusuruna isabet eden %40 üzerinden yapılan hesaplama sonucunda, davacının talep edebeliceği tazminat tutarının 8.161,34 TL alacak hesabı yapılmıştır. Mahkemece bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken, kanun hükümlerinin hatalı uygulanarak zararın farazi indirim yapılarak belirlenmesi yerinde görülmemiş ve hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Diğer yandan takip öncesi 04.01.2018 tarihinde temerrüt oluştuğu, ancak takibin 22.02.2018 tarihinde başlatılması nedeniyle takip öncesi döneme ilişkin 48 günlük süre için yıllık %9.75 üzerinden işlemiş faize hükmedilmesi gerekmektedir. Yapılan hesaplamayagöre bu süre içinde işlemiş temerrüt faizinin 96,59 TL olduğu belirlenmiştir. Takibin, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ve hasarlı emtia bedelinden kaynaklanması ve alacağın likit olmaması nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşılmakla tarafların icra inkâr ve kötü niyet tazminatı talepleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 33. maddesine göre hâkim, Türk Hukukunu re'sen uygular. Bu nedenle, Dairemizce tarafların istinaf nedenlerinin yanı sıra taşıma sözleşmesinde uygulanması gereken yasa maddeleri belirlenerek uygulanmış ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmek üzere kaldırılması ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca kısmen iptali ile takibin 8.161,34 TL asıl alacak ve 96,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.257,93 TL alacağın, asıl alacak bölümüne icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptale talebinin reddine, 2-Davacının icra inkâr tazminatı talebi ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.408,04 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan (365,80 TL dava açılırken + 151,43 TL icrada) 517,23 TL'nin mahsubu ile bakiye 890,81 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir edilen 8.257,93 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3. maddesi uyarınca tazminat davasının kısmen kabulü nedeniyle takdir olunan 8.257,93 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından bilirkişi ücreti ve posta gideri olmak üzere yapılan toplam 4.074,40 yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 1.110,92 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7- Dava açılırken yatırılan 365,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinden, davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalı tarafa iadesine, c-Davalı tarafça sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,12-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.10.2024