T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1303
KARAR NO:2024/1484
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:31/03/2021
NUMARASI:2021/29 E. - 2021/320 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Simsarlık sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul- kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tellallık sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili için davalılar hakkında.... sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin ....(....) Temsilciliğini yaptığını, davalı ...'ın ortağı ve aynı zamanda yetkili müdürü olduğu davalı ... San. ve . Ltd. Şti. için ikitelli ....'nde kiralık yer bakmak ve kiralamak amacıyla müvekkiline ait işyerine geldiğini, davalı şahsın istediği özelliklere uygun 4 adet taşınmazın belirlenerek davalı şahsa gösterildiğini, taşınmazların gösterildiğine dair müvekkili ... ile davalı ... arasında 17.01.2017 tarihli Emlak Gösterme Formu akdedildiğini, davalının Emlak Gösterme Formunda belirtilen taşınmazlardan 2 nolu taşınmazı beğendiğini ve kiralamak istediğini, bunun üzerine müvekkilinin 2 nolu taşınmazın sahibi ile davalı şahsı bir araya getirip görüştürdüğünü, davalı ile mal sahibinin 2 nolu taşınmazın bulunduğu adreste yaptıkları görüşmede taşınmazı davalı şirket adına kiralamak konusunda anlaştıklarını ve aralarında da kira sözleşmesi akdettiklerini, yapılan görüşmelere rağmen müvekkilinin hak ettiği ücretin ödenmemesi üzerine davalı şahıs ile yeri kiralayan şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; takibe konu olan 12/01/2017 tarihli belgeye davalı ...'ın (1) nolu adres yazılı şekilde imza attığını, belgede diğer adreslerin daha sonra tamamlandığını, müvekkili şirketin ticari faaliyetini gösterdiği adresin.... .... Başakşehir/İstanbul olduğunu, bu yerin 01/03/2017 tarihli kira kontratı ile ...'den kiralandığını, davacı ile mülkiyet sahibi olan ... arasında söz konusu mecurun kiralanması hizmeti hususunda bir sözleşme bulunmadığını, takip ve davaya dayanak olan adresin davalı şirketin faaliyet gösterdiği adresten farklı bir adres olduğunu, davacının kötü niyetli olarak müvekkillerden komisyon almak istediğini, ancak belge üzerine adresi yanlış yazarak söz konusu adres ile bağlantısının olmadığını ispatlamakta olduğunu, ayrıca 12/01/2017 tarihli belgede (2) nolu işyerinin 700 m2 olduğu ve kirasının 20.000,00 TL olduğunun yazıldığını, halbuki müvekkilinin kiralamış olduğu yerin yaklaşık olarak 1700 m2 olduğunu ve kira kontratına göre 6.500 TL net kira ödediğini belirterek, davanın reddini ve .... sayılı dosyasından yapılan takibin iptalini, haksız ve kötü niyetle başlatılan icra takibinden dolayı davacının %20'den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince 2017/355 Esas, 2018/317 Karar 11.09.2018 tarihli kararı ile yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2018/2277 Esas, 2020/1060 Karar ve 22.10.2020 tarihli kararı ile; "...Dosya kapsamındaki 12/01/2017 tarihli “Emlakı Gösterme Formu” başlıklı simsarlık sözleşmesi incelendiğinde; davacı ve davalılardan ... tarafından imzalandığı, davalı ...'un ortağı ve yetkili müdürü olduğu şirketin diğer davalı konumunda bulunduğu, bahsi geçen sözleşme üzerinde adres ve kira bedelleri yazılı olan dört adet taşınmaz gösterildiği, dava konusu taşınmazın ... Başakşehir'de kain 20.000 TL tutarlı bağımsız bölüm olduğu anlaşılmaktadır.Simsarlık sözleşmesi TBK'da düzenlenmiş olup mutlak ticari iş değildir. Ancak uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili husustan kaynaklandığı takdirde dava TTK'nın 4. maddesi uyarınca nisbi ticari davadır. Somut olayda davacı, ticari faaliyeti kapsamında simsarlık yapan tacirdir. Davalı şirket de tacirdir. Simsarlık sözleşmesinin taşınmaz kiralanmasına ilişkin olarak imzalandığı, davalı şirketin ticari faaliyetini sürdürebilmek maksadıyla kira sözleşmesini yaptığı görülmektedir. Dava, nispi ticari dava niteliğinde olduğundan, kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizdir. Davanın yeniden görülmesi için kararın kaldırılarak, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekmiştir.Diğer taraftan, görevli mahkemece yeniden yapılacak yargılamada; ilk önce davaya konu simsarlık sözleşmesinin akit taraflarının kimler olduğu belirlenmeli bu belirleme yapıldıktan sonra dava itirazın iptali davası olduğundan takip talebindeki borçlu bilgileri, icra dosyasına yapılan itirazdaki borçlunun kim olduğu hususları hep birlikte gözetilerek husumet tespit edildikten sonra deliller değerlendirilerek sonuca gidilmelidir..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin aanılan kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.İstinaf incelemesine konu karar, Dairemizin anılan kaldırma kararından sonra görevli ilk derece mahkemesince verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı ... ...Şirketi yetkilisi diğer davalı ...'ın şirkete kiralık yer bakmak ve kiralamak amacıyla davacı ile görüştüğü, yer baktığı, davacı ile Emlakı Gösterme Formu imzaladığı, formda belirtilen taşınmazları gördüğü, davacının gösterilen yerlerden birinin maliki ile kendisini görüştürdüğü, davalı ile birlikte bir kaç kez taşınmaz maliki ile yaptığı görüşmelere gittiği, daha sonra gösterilen taşınmazın şirket tarafından kiralandığı, davacının ücrete hak kazandığı, ancak kendisine ödeme yapılmadığı, davacının kira sözleşmesinde belirtilen aylık 6.500,00 TL, yıllık 78.000,00 TL kira bedelinin %12'si olan 9360,00 TL+1.684,8 TL KDV olmak üzere toplam 11.044,8 TL komisyon ücreti talep edebileceği anlaşılmış olup, davalılar her ne kadar, davacı ile taşınmaz maliki arasında yerin gösterilmesi için yazılı bir sözleşme olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş iseler de; tanık olarak dinlenen taşınmaz malikinin, davacı emlakçının kendisini telefondan arayarak alıcı gelmiş olduğunu söylediğini, emlakçının kendisini davalı ile görüştürdüğünü, bir veya iki kere görüşmeler sırasında yanlarında bulunduğuna dair beyanı dikkate alınarak, davacı emlakçının taşınmazla ilgili faaliyeti konusunda mal sahibinin bilgisi ve onayı olduğu sonucuna varılmakla; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalıların.... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 11.044,80-TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacak likit olup, kabul edilen 11.044,80 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş... " gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalıların ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 11.044,80 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacak likit olup kabul edilen 11.044,80 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından müvekkilinin simsarlık ücretine hak kazandığının kabul edildiğini, bu hususta herhangi bir ihtilafın bulunmadığını, ihtilafın simsarlık ücretinin miktarına ilişkin olduğunu, simsarlık sözleşmesinde tarafların ücretin miktarını açıkça ve örtülü olarak belirleyebileceklerini, ücretin taraflar arasında akdedilen 12.01.2017 tarihli emlak gösterme formunda yıllık kira bedelinin %12 + KDV'si olarak açıkça belirlendiğini, sözleşmenin TBK'nın 520.maddesi uyarınca simsarlık ücreti olduğunu, simsarın ücrete hak kazandığını, müvekkilinin simsarlık faaliyetinin ilgili edimlerini yerine getirdiğini, TBK 521. maddesi gereğince ücrete hak kazandığını, 2 nolu taşınmaz için belirlenen aylık 20.000,00 TL yıllık 240.000,00 TL bedelin %12 +KDV olarak müvekkilinin ücretinin belirlenerek hüküm altına alınması gerekir iken mahkemece müvekkilinin taraf olmadığı, mal sahibi ile kiracı arasında akdedilen düşük bedel üzerinden kira sözleşmesindeki bedele göre simsarlık ücretinin hesaplanması ve hüküm altına alınmasının yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, ana sözleşmede gösterilen satış/kira bedelinin düşük gösterilmesi halinde simsarlık ücretinin sözleşmede belirtilen satış kira bedeli üzerinden belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, sözleşmede taşınmazın değerinin 140.000,00 TL olarak belirtildiğini, emsal kararlara göre ücretin sözleşmede belirlenen taşınmaz değeri üzerinden belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın gerçek satış bedelinin belirlenmesinin beklenemeyeceği ya da sözleşmedeki bedelin üstünde olması halinde sözleşmede belirlenen 142.000,00 TL ücret üzerinden hesaplanması gerekeceğini, emlak gösterme formunun davalı tarafı bağladığını, kabul anlamına gelmemek üzere taşınmazın aylık 12.500,00 TL bedelle kiraya verilmiş olduğunu, müvekkilinin simsarlık ücretinin hesabında 6.500,00 TL'nin esas alınmasının hatalı ve haksız olduğunu, davalı tanığı olarak dinlenen mal sahibinin beyanında 2 nolu taşınmazın aylık 12.500,00 TL bedelle kiralandığının sabit olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve simsarlık ücretinin açıkça kabul edilen emlak gösterme formundaki 2 nolu taşınmaz için belirlenen kira bedeli üzerinden hesaplanarak kabulüne ve kabul edilen bedelin davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile alacağın tamamı üzerinden icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece, mesleki mazeret vermelerine rağmen mazeretlerinin usulüne aykırı olarak kabul edilmediğini, davacı tarafın yer gösterme formunda davalılardan ...'ın imzasının bulunduğunu, formda 2 nolu taşınmazın müvekkilleri tarafından kiralandığı ve 240.000,00 TL üzerinden %12+KDV ile birlikte 33.984,00 TL'lik emlak komisyon alacağı hak edildiği gerekçesiyle takip başlatıldığını, form davalılardan ... tarafından imzalanmış olsa da 2 nolu taşınmaz adresinin metre karesinin ve kiralama bedelinin müvekkili davalı tarafından iş yeri olarak kullanılan taşınmazın emlak gösterme formunda yazılı 2 nolu taşınmazla ilgili olmadığı aynı taşınmaz olmadığı, taşınmazı kiraya verenin ... olduğu, yazılı sözleşme olmadığı, açılan davanın reddi gerektiğinin belirtildiğini, mahkemenin önceki mahkeme kararına uyarak dosyaya incelemeden ve itirazları değerlendirilmeden tanık olarak dinlenen dava konusu taşınmazı müvekkiline kiraya veren tanık beyanlarının gerekçe gösterilerek kısmen kabul kararı verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu yer gösterme belgesinin 2 nolu taşınmazı ile müvekkilleri tarafından iş yeri olarak kullanılan taşınmazın aynı taşınmaz olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığını ayrıca emsal kararlara göre simsarlık sözleşmesinin yazılı olmasının şart olduğunu, mahkemece hukuk ve yasaya aykırı olarak talep edilen ve kabul edilen miktarlar arasında üç kat fark olmasına rağmen %20 oranında icra inkar tazminatına karar verildiğini, alacağın borçlu tarafından bilinebilmesinin likit olmasının icra inkar tazminatının mutlak şartı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, ayrıca %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TBK'nın 520. maddesi gereğince simsarlık sözleşmesi kapsamında ücret alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı ve davalılardan ...'ın imzasını taşıyan 12.01.2017 tarihli emlak gösterme formunun imzalanmış olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının emlak gönderme formu kapsamında davalılardan alacak talebinin sübuta erip ermediği, gerçekleştirilen kira sözleşmesinin emlak gösterme formunun 2 nolu bendinde yer alan taşınmaza ilişkin olup olmadığı, mahkeme tarafından emlak gösterme formunda belirlenen miktar üzerinden kabul edilen alacak miktarının belirlenmeyip, kira sözleşmesinde belirtilen bedel üzerinden hesaplama yapılarak karar verilmiş olmasının ve ayrıca icra inkâr tazminatına dair hüküm tesis edilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı ve davalı gerçek kişi tarafından 12.01.2017 tarihinde emlak gösterme formunun imzalandığı, gösterilen yerler listesi olarak 1. sırada ... iş merkezinin 1.760 m2 18.000,00 TL olarak gösterildiği, dava konusu olduğu anlaşılan 2 nolu sırada ise ... Başakşehir, 20.000,00 TL olarak belirtildiği, 3 ve 4 nolu sıralamalarda ise başka adreslere yer verildiği, gösterme formunda açık adresi yazılı gayrimenkullerin ... Emlak tarafından bu formda belirtilen tarihte satın almak ve/veya kiralamak amacıyla ilk defa gördüğü, bu gayrimenkulleri 1 yıl içinde şahsı, eşi, kan ve sihri hısımları, anne, baba, kardeşleri, ortağı, ortağı veya çalışanı bulunduğu şirket, şirketin ortakları satın aldığı takdirde gerçek satış bedelinin %3+KDV'si, kiraladığı takdirde yıllık kira bedelinin %12+KDV'sini emlaka hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, emlakın bu form ile bağlı olmaksızın SMS veya e-mail kurumsal bilgilendirme yapabileceği, ihtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun kabul edildiğine yer verildiği, emlak gösterme formu altında imzası bulunan davalı ...'ın şahsi olarak formu imzaladığı, formun baş tarafında yer verilen diğer davalı şirketin adına yer verilmediği gibi şirket temsilcisi olarak da formun imzalandığına dair bir açıklamanında formda yer almadığı, davalı şirket tarafından dava dışı ...'den ... Blokta yer alan depo ve ofis niteliğindeki iş yerini bir senelik kira karşılığı 78.000,00 TL, bir aylık kira karşılığı 6.500,00 TL bedelle 01.03.2017 tarihli kira kontratı ile satış mağazası ve depo olarak kiralanmak üzere sözleşme düzenlendiği, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında davalı gerçek kişi ...'ın şirketin ortağı ve yetkili müdürü olduğu, davacı tarafça gösterme formunda yer alan 2 nolu taşınmazın davalı tarafça kiralandığı gerekçesiyle emlak gösterme formunda belirlenen 20.000,00 TL'nin yıllık kira bedeli üzerinden %12'si oranındaki alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında 33.984,00 TL asıl alacak üzerinden emlak gösterme formu belirtilmek suretiyle 12.04.2017 tarihinde her iki davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, davalıların takibe itirazı üzerine ise iş bu davanın İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili yerlerden bilgi ve belgelerin dosya içerisine celbi ile tanık beyanı sonrasında kira sözleşmesinde yer alan miktar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkemece davalı tanığı dinlenmiştir. İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/355 Esas, 2018/317 karar ve 11.09.2018 tarihli kararı ile; kira sözleşmesindeki yıllık 78.000,00 TL kira bedelinin %18+KDV tutarı olmak üzere 11.044,80 TL yönünden davanın kısmen kabul edilerek itirazın iptaline dair hüküm kurulmuştur. Kararın taraflarca istinaf edilmesi ve Dairemizin yukarıda yer verilen hükmü gereğince kaldırılması sonrasında ise görevli mahkemece aynı şekilde eldeki istinaf incelemesine konu kısmen kabul kararı verilmiştir. Gerekçede, davalı şirket yetkilisi davalı gerçek kişinin şirkete kiralık yer bakmak ve kiralamak amacıyla davacı ile görüştüğü ifadelerine yer verilmiştir. Ancak dava konusu emlak gösterme formunun gerçek kişi tarafından imzalanmış olduğu, şirket yetkilisi olarak imzanın atılmamış olduğu hususlarının değerlendirilmediği görülmüştür.TBK'nın 520/son maddesi uyarınca, taşınmazlar hakkındaki simsarlık sözleşmelerinin yazılı yapılması geçerlilik koşuludur.Tarafların sözleşmeye ne ad verdiklerinin önemi yoktur. Somut olayda, sözleşme yazılı şekilde gerçekleştirilmiş olduğundan simsarlık sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki davalılardan şirket adına sözleşmede imza atılarak temsil edilmemiştir. Davalı gerçek kişinin adı geçen şirketin ortağı ve temsilcisi olması, sözleşme imzalanırken onun adına hareket ettiğini göstermez. Davalı gerçek kişi sözleşmeyi şirketi temsilen imzalamamıştır. Dairemizin 22.10.2020 tarihli ilamında belirtildiği üzere, simsarlık sözleşmesinin âkit taraflarının kimler olduğunun belirlenmesi, buna göre husumet tespit edildikten sonra delillerin değerlendirilmesi gerekecektir. Gerçek kişinin şirket ortağı ve temsilcisi olması, tek başına takip konusu alacaktan şirketin sorumluluğunu gerektirmeyecektir. TBK'nın 14/1. fıkrasında, yazılı şeklide yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunmasının zorunlu olduğuna yer verilmiştir. Aynı Yasa'nın 15. maddesinde ise imza düzenlenmiştir. Somut olayda, yazılı şekil şartı aranan simsarlık sözleşmesinde davalı şirketin sözleşmenin tarafı olarak kabulü için şirketi temsilen sözleşmenin imzalanması gerekmektedir. İmza, davalı gerçek kişinin şahsı adına atıldığından, davalılardan ... Şirketinin sözleşmenin tarafı olmadığı, simsarlık sözleşmesi kapsamında alacaktan sorumlu olmayacağı dikkate alınarak, davanın davalı şirket yönünden pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabulü isabetli olmamıştır. Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle kabul edilmiş, hüküm HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilmiştir.TBK'nın 521/1. maddesi uyarınca simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Simsarlık sözleşmesi, simsar ile bu sözleşmeyi imzalayan kişi arasında hak ve borç doğuran bir sözleşmedir. Davalı, şartların gerçekleşmesi hâlinde, davacıya karşı sözleşme ile yükümlendiği ücretten sorumludur (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/36598 E 2015/35239 K. 02/12/2015 T.). TBK'nın 521/1. maddesi uyarınca; simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Ancak taraflar sözleşmede bunun aksini kararlaştırabilirler (Yargıtay HGK'nun 2014/1 E- 2015/1539 K sayılı, 10.06.2015 tarihli kararı). Simsar ile gayrimenkul sahibi arasında sözleşme bulunmasına veya gayrimenkul malikinin rıza göstermesine, simsara yetki vermesine de gerek yoktur.(Yargıtay 13.HD'nin 2013/25697 E- 2013/26145 K. sayılı, 28.10.2013 tarihli kararı) Dosya içerisindeki tapu kayıt örneği, kira sözleşme örneği, Dairemizin 22.10.2020 tarihli kararı ve tanık beyanından, emlak gösterme formunun düzenlenmesi aşamasından sonra davalı gerçek kişinin ortağı ve temsilcisi olduğu, davalı şirket tarafından formun 2. sırasında yer alan gayrimenkulun yıllık 78.000,00 TL kira bedeli karşılığında kiralanmış olduğu anlaşılmaktadır. Simsarlık sözleşmesindeki hüküm gereğince kira sözleşmesindeki kira bedeli üzerinden resen yapılan hesaplama neticesinde kabul edilen miktarda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Ayrıca simsarlık sözleşmesindeki alınacak miktar belirtilmiş olduğundan ve taraflarca bilinebilir likit olarak kabul edileceğinden mahkeme tarafından kabul edilen miktar yönünden %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin davalı gerçek kişi vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine; ... Şirketinin sözleşmenin tarafı olmadığı, simsarlık sözleşmesi kapsamında alacaktan sorumlu olmayacağı dikkate alınarak, davanın davalı şirket yönünden pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabulü isabetli olmadığından, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmün düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine; davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şirketi aleyhindeki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine,2-Davalı ... aleyhindeki davanın kısmen kabulü ile bu avalının ... sayılı ilamsız icra takibine yapmış olduğu itirazın 11.044,80 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin, bu miktar asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek takip talebindeki temerrüt faiziyle birlikte tahsili için devamına, 3-Asıl alacak likit olup, kabul edilen 11.044,80 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 2.208,96 TL icra inkâr tazminatının davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4-Davalı ... aleyhindeki fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 754,47 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 410,45 TL'nin mahsup edilerek eksik kalan 344,02 TL harcın davalı gerçek kişiden tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 804,45 TL yargılama giderinin red ve kabul nispetine göre belirlenen 261,44 TL'lik bölümünün davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına.7-Davalılar tarafından bu dava sebebi ile yapılan 336,00 TL yargılama giderinin red ve kabul nispetine göre belirlenen 226,80 TL'lik bölümünün davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına.8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2 maddeleri gereği hesap ve takdir olunan 11.044,80 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinini 13/1-2 maddeleri gereği hesap ve takdir olunan 22.849,20 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine. 10-Davalı ... San. Ve Tic. Ltd Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukat Asgari Ücret Tarifesinin 3/2, 7/2 maddeleri gereğince 5.437,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 11-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-İlk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, başvuran tüm taraflarca yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,b-Davacı tarafından ve davalı gerçek kişi tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,c-Davalı şirket tarafından yapılan 162,10 Tl kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.10.2024