T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1447
KARAR NO:2024/1511
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:06/01/2021
NUMARASI:2014/421 E. - 2021/6 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin akaryakıt ihtiyacının karşılanması ve araç kontrol sistemi kurulması için davalı ... AŞ ile sözleşme imzalandığını ve nakliye araçlarına taşıt tanıma sistemi kurulduğunu, sistemin kurulmasından sonra akaryakıt tüketiminin artması nedeniyle iş yeri kayıtlarından geçmişe dönük araştırmalar yapıldığını, yapılan incelemede önceki gün başka bir sürücünün kullandığı aracı iş yerine teslim etmeden önce yakıt aldığı, ertesi gün iş yerinden aynı aracı teslim alan personelin aracın kullanılmamasına rağmen yeniden yakıt aldığını ve bu hadiselerin sık aralıklarla yaşandığının belirlendiğini, güzergah listesinin incelenmesinde bu suistimalin sadece davalı sürücü ... tarafından gerçekleştirildiğinin belirlendiğini, anılan kişinin yakıt aldığı istasyonların belirlenmesi için ... kayıtların istendiğini, gönderilen kayıtlarda bu kişinin sıklıkla Halkalı'daki ....Ltd.Şti. tarafından işletilen yakıt istasyonuna uğradığı, teslim aldığı araçların yakıt deposu boşalmamışken veya araçların kilometresi değişmemişken tekrar yakıt aldığının belirlendiğini, su istimalin belirlenmesinden sonra 20.06.2013 tarihinde ...'in işten çıkarıldığını ve Küçükçekmece CBS'nin 2023/26260 Soruşturma sayılı dosyasından şikayetçi olunduğunu, Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/402 Esas sayılı dosyasından kamu davası açıldığını ve bu davalının yaptığı işlemleri ikrar ettiğini, soruşturma dosyasında davalı ...Şirketinin kamera görüntülerinin getirtilerek belirtilen araçlara ilişkin yakıt satış bilgilerinin istendiğini, ancak sadece ...plakalı araçla ilgili bilgilerin sunulduğunu, diğer bilgilerin Cumhuriyet Savcılığına gönderilmediğini, bu araca ilişkin yapılan incelemede ...'in, aracın yakıt deposunda bulunan taşıt tanıma sistemine yarayan kontrol halkasını söktüğü, akaryakıt istasyonundan temin ettiği içi boş bidonların içine yerleştirdiği ve pompadan akan yakıt ile bu bidonları doldurduğunun belirlendiğini, her iki davalı şirketten temin edilen görüntülerde ...'in bu eylemlere 01.01.2010 tarihinde başlayarak işten çıkarıldığı ana kadar devam ettirdiğinin belirlendiğini, davalı ...Şirketi yetkilileri ve çalışanlarının hırsızlık olayına şahit olmalarına rağmen araçların yakıt depolarında bulunan taşıt tanıma sisteminin kontrol halkasının sökülmesine ve istasyonun arkasından bulunup getirilen boş bidonlara takılarak bidonların doldurulmasına engel olmayarak suça iştirak ettiklerini, ceza yargılamasında davalı şirketin saha şefinin de 2010 yılından bu yana ...'in bidonlara yakıt doldurduğunu beyan ettiğini, davalı ... A.Ş.'nin petrol dağıtıcısı olduğunu, basiretli bir tacir olan bu davalının haksız rekabeti kolaylaştırıcı can ve mal güvenliğini tehlikeye sokucu bu eylemleri önlemeyerek zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın 150.000 TL'den fazla olduğunu, ancak zararın miktarının tam olarak belirlenemediğini, müvekkiline ait bir çok araçta bu şekilde usulsüzlük yapıldığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...A.Ş vekili savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taraflar arasında düzenlenen 16.12.2002 tarihli taşıt tanıma sistemi müşteri sözleşmesine göre İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, akaryakıtın satılarak bedelinin tahsil edildiğini, davacının muhatabının kendi çalışanı olduğunu, yakıt alımının kontrolünün davacı tarafa ait olduğunu, davacı çalışanlarının uzun yıllara yaygın dolandırıcılığının sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, sözleşme gereği araçlara monte edilen cihaz ile müvekkiline ait istasyonlardan ödeme yapılmasının akaryakıt sağlandığını, sistemin özellikleri ve çalışma şartlarına göre müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmenin 1. maddesinde müvekkilinin sorumluluğunun sınırlarının çizildiğini, alınan akaryakıtın kontrol mükellefiyetinin davalıya ve çalışına ait olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesindeki eylemlerin abartılı olduğunu, müvekkilinin kamera kayıtlarına yansıdığı şekilde dört kez bidon içerisinde mazot alarak davacı ... zarara uğrattığını, bunun da en fazla 360,00 TL değeri bulunduğunu, ceza soruşturmasındaki kabulün buna ilişkin olduğunu, davalı şirkette 20'ye yakın şoför bulunduğunu, hiç bir şoföre tek bir araç bağlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... A.Ş vekili, savunmasında özetle; gerçek zararın tam olarak belirlenmeden fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili yetkilileri hakkında Küçükçekmece CBS'nin 10.09.2013 tarih ve 2013/32692 Soruşturma sayılı dosyasından KYOK verildiğini, TTK'nın 18. maddesine atıf yapılarak müvekkilinin basiretsiz davrandığı ve iyi niyet kurallarını ihlal ettiğinin belirtildiğini, oysa 2002 yılında düzenlenen taşıt tanıma sözleşmesi kapsamında davacı çalışanlarının satın aldığı akaryakıtın yaklaşık 3.5 yıl denetlenmediğini, davacı iddiasına göre alınan yakıt ile yapılan kilometre arasında iki kattan fazla fark bulunması halinde denetlemeye esas makul şüphe oluştuğunu, müvekkilinin istasyonundan akaryakıt alan ... ve ... plakalı araçların akaryakıt alımıyla ilgili 01.01.2012 ile 17.06.2013 tarihleri arasındaki detaylı satış raporlarının ibraz edildiğini, plakası bildirilen diğer araçların akaryakıt almadığının beyan edildiğini, buna rağmen kötü niyetli şekilde müvekkilinin delil sakladığının belirtildiğini, davalı çalışanının müvekkili şirket çalışanlarını aldatarak davacı şirket yetkilisinin akrabası olarak tanıttığını, iş yerinde kullanılıp trafiğe çıkmayan forklif, jeneratör ve iş makineleri için akaryakıt alındığını söyleyerek, alınan akaryakıtın bidonlara doldurulmasını istediğini, müvekkilinin kâr marjı dikkate alındığında davacıya yapılan satışlardan düşük oranda kâr elde ettiğini, akaryakıt işletmesinden üçüncü kişilerin uğrayacağı zararların ... tarafından teminat altına alındığını savunarak, bu şirketin davaya dahil edilmesini ve davanın reddini istemiştir.Davalı ... Şirketinin ihbar dilekçesine karşı ihbar edilen ... A.Ş.vekili 09.12.2013 tarihli dilekçesiyle; akaryakıt servis istasyonunun paket poliçesi işveren sorumluluk teminatının bulunduğunu, ihbar dilekçesinden önce müvekkiline başvurulmadığını, poliçede teminat gösterilmesinin bu zararın mutlaka karşılanacağı anlamına gelmediğini, sigortalının kusuruna isabet eden zararlardan sorumluluğu bulunduğunu beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Usulü itirazlardan olan yetki itirazının değerlendirilmesinde,haksız fiilin yapıldığı yerin ... Petrol'a ait benzin istasyonu olması nedeniyle( K.çekmece ilçesi)mahkememiz yetkili olduğundan bu husustaki itiraz reddedilmiştir.Husumet itirazının değerlendirilmesinde,zararın oluşması için nedensellik bağı kurulabilen her iki davalı da sorumludur.Zira söz konusu akaryakıt alımının yalnızca Davalı ...LTD ŞTİ ait akaryakıt istasyonunda yapıldığı, davacıya ait aracın şoförünün burada araç akaryakıtından sonra bidonlarla benzin alınmasına göz yumulduğu için sorumlu tutulmuştur.Ayrıca diğer davalı ...A.Ş taşıt tanıma sistemi uygulamasını davalı ...'e bayiilik vererek( sistem açısından bayiilerin ifa yardımcısı konumunda bulunduğu) borcunu yerine getirdiğinden nedeniyle BK m.116 Yardımcı kişilerin sorumluluğu bağlamında ,yardımcı kişilerin 3 kişileri verdiği zarardan müşterek ve müteselsilen sorumluluk esası ile husumetin tevcih edileceğinden husumet itirazı reddedilmiştir.Taşıt Tanıma sisteminin aracın yakıt depo bölümüne çıkarılması mümkün olmayan bir halka takılarak bu halkanın içerisinden pompa tabancasının sokulması ile oluşan manyetik etki ile bilgilerin oluşması şeklinde çalışması gerekmekte olup,davacı aracını kullanan personel tarafından kontrol halkasının söküldüğü anlaşılmıştır.Bu hususta ilgili personel hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan K.Çekmece 10 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/402 esas sayılı dosyasında ceza yargılaması yapılmıştır.Taşıt Tanıma Sisteminin amaç dışı kullanımından doğan fazla alındığı iddia edilen yakıt miktarının tespiti yönünde bilirkişi incelemeleri yaptırılmış olup ,nihayetinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 01.01.2010 ile 31.12.2013 tarihleri arasında yapılan yol miktarı baz alınmak (km) kaydı ile davacı ... firmasının zararının 127.380,52 Tl olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek, mahkemece de bu miktarın kadrimaruf bulundmakla karar kurmaya elverişli bulunmuştur,.Her ne kadar bu miktar zararın oluşmasında davalılar müşterek ve müteselsil sorumlu bulunmuş ise de,Davacı firmanın da personelinin seçiminde özen göstermeyip ,gerekli denetimleri de zamanında yapmayarak zararın çoğalmasında katkı sağladığı ,olayın oluş şekli ,süresi,hırsızlamanın uzun zamandır süregelmesi ,hak ve nesafet kuralları da gözetilmek suretiyle hakkaniyet icabı davacı yönünden zararın oluşmasına katkı oranı olarak%50 olarak mahkemece takdir edilmek suretiyle..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 127.380,00 TL'den davacı zararının takdiren %50'si olan 63.690,00 TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, tazminatın 10.000TL'sine dava tarihinden itibaren, 53.690,00TL'sına ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalılar ile gerekçeli kararda davalı olarak gösterilen ihbar olunan ... AŞ vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla,2002 yılında düzenlenen taşıt tanıma sistemi kapsamında müvekkilinin 2013 yılına kadar davalılardan akaryakıt aldığını, 2013 yılında müvekkil şirket çalışanı ... ve davalı personelleri tarafından taşıt tanıma halkasının yerinden çıkarılarak, yakıtın halkanın içinden ancak depo dışında bidonlara doldurulduğunun tespit edildiğini, Küçükçekmece 10.Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkumiyet kararı verildiğini, müvekkili şirketin 127.380,52 TL zararının belirlendiğini, oysa fazla alınan yakıt miktarının 38.394,31 litre olup, parasal karşılığının 146.300,97 TL olduğunu, ancak davanın uzun süre devam etmesi nedeniyle 127.380,52 TL üzerinden ıslah yapıldığını, buna rağmen bu miktarın üzerinden % 50 oranında indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, taşıt tanıtma sisteminin ...'ın güvencesinde olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ...AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının çalışanın, aracının yakıt deposundaki taşıt tanıma sisteminin kontrol halkasını sökerek boş bidonlara yakıt alımı yaptığı gerekçesiyle tazminat talep edildiğini, mahkemece müvekkili şirketin, zararın oluşmasında nedensellik bağı olduğu, ve diğer davalı ile arasında bayilik ilişkisinin bulunması nedeniyle TBK'nın 116. maddesi anlamında ifa yardımcılığı ilişkisi bulunduğu kabul edilerek müvekkilinin tazminattan sorumlu tutulduğunu, oysa müvekkili ile davalı ... A.Ş arasında bayilik sözleşmesi dışında ifa yardımcılığına ilişkin bir ilişki bulunmadığını, anılan davalının acente veya şube olmadığını, kendi nam ve hesabına akaryakıt istasyonunu işleten, ayrı faaliyet konusu, lisansı bulunun bir tüzel kişilik olduğunu, müvekkilinin sadece lisans sahibi olarak bayiye akaryakıt sattığını, ... AŞ'nin müvekkilinin ifa yardımcısı olmadığını, müvekkilinin TBK'nın 116.maddesine göre sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu,Davacı ile müvekkil şirket arasında düzenlenen Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesinde tarafların hak ve borçlarının belirlendiğini, müvekkilinin bu sözleşme ile davacıya akaryakıt satma yükümlüğüne girmediğini, diğer davalıyı veya başka bayileri ifa yardımcısı olarak atamadığını, davacının, bayilerden kendi namına akaryakıt alarak ödemeyi yaptığını, benzer bir davada verilen kararın onanarak kesinleşmesi bakımından yapılan itirazların dikkate alınmadığını, davacını şirketin basiretli bir tacir olarak uzun yıllar yükümlülüklerini yerine getirmemesinin kusur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taşıt tanıma sistemi ve ünitesinin müvekkilince üretilmediğini ve teknik detaylardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Davalı .... Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yargılama sırasında dört defa bilirkişi raporu, bir ek rapor ve bilimsel görüş alınmasına rağmen davanın gerekçeli kararının bir buçuk sayfayı geçmediğini, kararın yeterli gerekçeyi içermediğini, tanık listesi sunulmasına rağmen mahkemece tanıkların dinlenmeden karar verildiğini, şirket çalışanı hakkındaki davanın ayrılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde zararın tam olarak belirtilmesine karşın kısmi dava açılmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin, davacının çalışanının akaryakıtı bidona boşaltarak almasına göz yumduğu için sorumlu tutulduğunu, oysa müvekkilinin yetkilileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının çalışanının müvekkili şirket çalışanlarına güven sağlayarak eylemi gerçekleştirdiğini, mahkemece hükme esas alınan raporda sorumluluğun hatalı değerlendirildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dilekçesi ve tensip zaptına göre müvekkilinin davalı olmadığını, mahkemece davanın müvekkiline ihbar edilmesi üzerine davaya "ihbar edilen" sıfatı ile 17.12.2013 tarihli cevap dilekçesi sunulduğunu, Bakırköy 5 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/421 E. Sayılı dosyanın 29.09.2014 tarihli tefrik arar kararını içeren tutanakta da müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, buna rağmen gerekçeli kararda müvekkili aleyhine karar verildiğini, gerekçeli kararda da müvekkilinin savunmalarına yer verilmediğini, gerçekleşen olayın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, sigortalının bir kusuru bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı ile davalı ... AŞ arasında düzenlenen taşıt tanıma sistemine ilişkin sözleşme kapsamında davacıya ait araçlardan davalı ... Ltd. Şti.'nden yapılan akaryakıt satışlarında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla oluşan davacı zararının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalılar vekillerince ayrı ayrı, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından taşıt tanıma sisteminin tarafı olan davalı ... Şirketi, akaryakıtın alındığı ... Şirketi ve ... aleyhine tazminat davası açıldığı, mahkemece ... hakkındaki dava tefrik edilerek mahkemenin 2014/1259 Esas sayılı dosyasına kayıt edildiği ve iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle bu davalıya yönelik davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı çalışanı ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK'nın 155/2.maddesi gereğince Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/402 Esas sayılı dosyasından kamu davası açıldığı, mahkemece 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 512 gün adli para cezasına hüküm verildiği, hapis cezasının ertelendiği, adli para cezasının 10.240 TL olarak belirlenerek taksitlendirildiği anlaşılmıştır. Davalı ... hakkındaki davanın ayrılması nedeniyle bu kişinin davalı olarak gösterilmemesi yerindedir. Ancak davalı ... Ltd. Şti.vekili 03.10.2013 tarihli cevap dilekçesinde akaryakıt istasyonunun işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere verilen zararların ... Şirketi tarafından güvence kapsamına alındığı belirtilerek bu şirketin davaya dâhil edilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince dava anılan şirkete ihbar edilmiş ve ... Şirketince 09.12.2013 tarihli beyan dilekçesi sunulmuştur. Davacı tarafından, ... Şirketine karşı açılmış bir dava bulunmadığı gibi sigorta şirketinin usulüne uygun şekilde açılan bir dava ile davalı sıfatını kazanmadığı dosya içerisindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Davalı ... Şirketinin beyanı HMK'nın 61 vd. maddelerine göre davanın ihbarı niteliğinde değerlendirilmiştir. İhbar üzerine, ihbar olunanın feri müdahil olarak dahi yargılamaya katıldığına ilişkin mahkemece bir ara karar oluşturulmamıştır. Buna rağmen ihbar olunanın davalı olarak kayıt edildiği ve karar başlığında davalı olarak gösterilerek tazminattan sorumlu tutulduğu belirlenmiştir. Gerekçeli kararda ihbar olunanın savunma ve delillerine de yer verilmemiştir.HMK'nın 297. maddesi ile 26. maddesi uyarınca, davadaki her bir talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi zorunludur. Bilindiği üzere, Anayasa ve HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın 297/1.c maddesinde gerekçede, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ve sabit görülen vakıalar ve çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yazılacağı düzenlenmiştir.Yani gerekçede tüm deliller değerlendirilmeli, her bir talep hakkında karar verilmeli, her bir uyuşmazlık noktasının nasıl aşıldığı gösterilmelidir.Buna rağmen, mahkemece gerekçeli kararda davalı olarak gösterilen sigorta şirketinin davadaki sıfatı tartışılmadan davalı olarak gösterilmesi ve tazminattan sorumlu tutulması doğru olmadığından, ortada denetime elverişli bir mahkeme kararının bulunduğundan söz edilemez. Diğer yandan davacı ve davalıların gerçek zararının miktarına ve yapılan takdiri indirim tutarına yönelik ciddi itirazları bulunmasına rağmen gerekçeli kararda bu itirazların taraflar arasındaki sözleşme ve hukuki ilişki değerlendirilerek itirazların karşılandığından söz edilemeyeceğinden, ortada istinaf incelemesine elverişli bir karar bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.10.2024