T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1430
KARAR NO: 2024/1496
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/10/2020
NUMARASI: 2017/1160 Esas - 2020/611 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına alınan ...San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait tıbbi malzemenin Türkiye'den Çin'e nakliyesinin davalı ... şirketinin sorumluluğunda, davalı ... Hiz. Ltd. Şti ve davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, davalı ...'nin navlun faturası düzenleyen akdi taşıyıcı olarak sorumlu olduğunun, taşıma işinin fiilen ... tarafından gerçekleştirildiğini, Çin'de emtiaların hava limanına tahliyesi sırasında hasar tespit edilerek resmi makamlarca '...' düzenlendiği, alıcı tarafından sigortalıya yapılan bildirim üzerine, sigortalının ...'ye hasar bildirimi yaptığını, düzenlenen eksper raporunda hasarın nedenleri ve miktarının ve rücu sorumlularının belirlendiğini, müvekkilince belirlenen 16.870,60 TL tazminatı ödeyerek sigortalının haklarına halef olunduğunu alacağın tahsili acıyla başlatılan takibe yönelik itirazların haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; kaybolduğu iddia edilen emtiaya ilişkin hasar dosyasının tamamının ibrazı ile geçerli bir poliçe kapsamında ödeme yapıldığının kanıtlanması gerektiğini, hasarın yazılı şekilde ihbarına ilişkin sürelere uyulup uyulmadığının denetlenmesi gerektiğini, ihbar yükümlüğü konvansiyonda belirtilen süreler içerisinde yerine getirilmemişse davanın reddi gerektiği, hasarlandığı iddia edilen emtianın muhteviyatına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığından ekspertiz raporuna itibar edilemeyeceğini, iddianın yerinde olması halinde ise zararın, paketleme hatasından kaynaklanması nedeniyle taşımacının sorumlu tutulamayacağını, alacağın likit olmadığını, yazılı ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Ltd. Şti vekili, savunmasında özetle; davacının, müvekkili şirkete karşı acente sıfatı ile dava açtığını, oysa acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağını, müvekkili şirkete süresinde ve usulüne uygun hasar bildirimi yapılmadığını, davacının aktif husumetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, hasarın taşıma sırasında oluştuğunun kanıtlanması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesiniistemiştir. Davalı ... Ticaret Ltd. Şti vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile sigortalı şirketin 1.320 kğ. emtianın Türkiye'den Çin'e taşınması hususunda anlaştığını, müvekkilinin üstlendiği taşıma edimini ... Ltd. Şti.'ne devrettiğini ve taşıma işinin diğer davalılar tarafından yerine getirildiği, taşımanın fiilen ... AO tarafından gerçekleştirildiğini ve müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, taşımanın Montreal Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğundan, buna göre ihbarda bulunulması gerektiğini, Konvansiyona göre taşımacının sorumluluğunun sınırlı olduğunu, talep edilen faiz ve oranının hatalı olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan kök rapor ve ek rapor rapor birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile dava dışı ...San. Ve Tic. Ltd. Şti şirketi arasında Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi düzenlendiği, dava dışı şirkete ait emtianın Türkiye'den Çin'e nakliyesi sırasında hasarlandığı, fatura ve eksper tarafından yapılan tespitler neticesinde davacının sigortalısına 16.870,60 TL ödemede bulunduğu ve halefiyet ilkesi gereğince iş bu davayı açtığı, mahkememizce yapılan yargılamada konunun uzmanlık gerektirmesi sebebiyle bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından hükme esas alınarak ticari sözleşmeye istinaden dava dışı sigortalı tarafından uçak nakliyesi ile dava dışı Çin meşeili ... şirketine gönderilen tek kullanımlık tıbbi malzemelerin toplam 2 koli, 80 parçasının nakliyat sürecinde hasarlandığı, hasarın Beijing Havaalanında yetkililerce tespit edildiği, nakliyeye konu emtianın sigorta eksperi raporunda belirtildiği üzere nakliyenin bir aşamasında muhtemelen yükleme, aktarma ve beklemede emtianın üzerine daha ağır bir koli konularak kırılması/ıslanması sonucunda meydana gelmiş olabileceği kanaatinin bildirildiği, yine hasarın tam hasar olduğunun da belirtildiği, davaya konu taşımanın havayolu ile yapılması sebebiyle Varşova Konvaisyonunu tadil eden 1999 tarihli Montreal Konvasiyonu hükümlerine tabi olduğu, taşıma sürecinde emtianın hasarlandığının süresi içinde fili taşıyıcıya bildirildiği, hasara ilişkin ekspertiz raporunda söz konusu hasarın Montreal Sözleşmesi uyarınca hasar tarihi itibariyle taşıyıcının sorumluluğunun 19 ÖÇH üzerinden hesaplanarak 4.921,95 TL ile sınırlı olduğunun kabulünün gerektiği, bu durumda paketlerde oluşan hasarın nakliye sırasında elleçleme, yükleme veya hatalı istiften kaynaklı olması sebebiyle taşıyıcının sorumluluğunun doğduğu, dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti şirketi ile davalı ... Ticaret Ltd. Şti şirketi arasında taşıma sözleşmesi bulunduğundan davalının birincil sorumlu olduğu, diğer davalı ... nın ise fiili taşıyan olarak davalı ile müteselsilen sorumlu olduğu, davalı .... hizmetlerine yönelik açmış olduğu davanın ise protokol hükümleri gereğince yükteki hasardan akdi ve fiili taşıyıcının sorumlu olduğu, araya giren diğer taşıma sözleşmesi düzenleyenler ve acentelerin gönderici veya alıcıya karşı sorumlu olmadıkları (İstanbul BAM 14. HD'nin 2017/106 esas-2017/131 karar sayılı ilamı) anlaşıldığından davalı ... Lojistik şirketine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Hizmetleri Ltd.Şti nin kötü niyet tazminat talebinin reddine, davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığının İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 4.921,95-TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin asıl alacak ve işlemiş faize ilişkin istemin reddine ve hükmedilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalılar davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığından müteselsilen alınarak..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının ... Hizmetlerine yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, bu davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ...Anonim Ortaklığının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 4.921,95 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılar ...Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığından müteselsilen tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı ... vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hasara neden olanın taşıma sırasında meydana gelmesi nedeniyle davanın kabulü gerektiğini, taşıyıcının, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar geçen sürede uğradığı zıya ve hasardan sorumlu olduğunu, taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için hasara neden olan olayın taşıma esnasında meydana gelmediğini ya da Montreal Konvansiyonu 18. maddesinde sayılı sebeplerden birinin mevcut olduğunu ispatlaması gerektiğini ve ispat yükünün, taşıyıcıya ait olduğunu, hasar tespitinin hava taşıması sonrasında varış yeri hava terminalinde gerçekleştirildiğini, resmi makamlarca hasara ilişkin tutanak hazırlandığını, hasar tespitinin ardından, sigortalının davalı ...'ye yazılı başvuruda bulunduğunu, daha sonra prosedür gereği Kargo Tazminat Başvuru Formu gönderildiğini ve hasara ilişkin tutanağın davalının düzenlemesi nedeniyle ihbar şartının yerine getirildiğini, ekspertiz raporunda da belirtildiği gibi, emtiadaki hasarın uçak nakliyesinin bir aşamasında muhtemelen yükleme, aktarma ve beklemelerde emtianın üzerinde daha ağır koli/palet konularak kırılması/ıslanması veya kayıp olması sonucu' oluştuğunu, hasarın sadece ambalaja ilişkin olmayıp, yükte de hasar oluştuğunun kanıtlandığını, tıbbi malzemenin ıslanması ile hijyen özelliğini kaybettiğinin dikkate alınması gerektiğini, emtianın sovtaj değerinin kalmadığını, ambalaj hatası olması halinde dahi taşımacının nezaret sorumluluğu bulunduğunu, davanın kısmen kabul gerekçesinin belirsiz olduğunu ve ağır kusurlu olan davalıların tüm hasardan sorumlu olduklarını, taşınan emtianın özelliğine göre ambalajlandığı, niteliği bilinen emtianın buna göre taşınmadığını, davalıların basiretli bir tacir gibi taşınan emtiaya nezaret etmediğini, faizin sigortalıya ödeme yapılmasından sonra talep edilebileceğini, alacağın likit olması nedeniyle müvekkilinin icra inkar tazminatına hak kazandığını, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Montreal Konvansiyonu'nda belirtilen hak düşürücü süre içerisinde yazılı ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilince yapılan taşıma sonrası düzenlenen hasar raporundaki ayıtlardan, hasarlandığı iddia edilen emtianın dış paketine ilişkin "broken"(ezik-yırtık) ve "wet"(ıslak) kayıtlarıyla belirtildiğini, "..." başlığıyla hasarlandığı iddia edilen emtianın muhteviyatına ilişkin olarak herhangi bir kayıt belirtilmediğini, 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu'nun 31/2. maddesinde “Hasar durumunda, teslim almaya yetkili şahıs hasarın fark edilmesinden sonra derhal …ve kargo halinde de anılan tarihten itibaren 14 gün içerisinde taşıyıcıya şikayette bulunmalıdır. Gecikme durumunda şikayet, kargonun kendi kullanımına verilmiş olması gereken tarihten itibaren 21 gün içerisinde yapılmalıdır.”; 31/3.maddesine ise “Her şikayet, yazılı olmalı ve sözü edilen süreler içerisinde verilmeli ya da gönderilmelidir.” düzenlemesi bulunduğunu, hasarın müvekkiline 14 günlük hak düşürücü süresi içinde ayrıca, açıkca ve yazılı olarak bir ihbar edildiğinin kanıtlanması gerektiğini, emtiada hasar bulunmadığını ve hasarın sadece dış ambalajda bulunduğunu, hasar ihbarının süresinde olduğuna ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, emtianın muhteviyatında hasar olması halinde bunun ayrıca belirlenerek anılan maddeye göre ihbarının gerektiğini, hasarın müvekkilinin sorumluluğunda gerçekleşmediğini, sadece ambalaj hasarı belirlendiğini, emtianın kullanılamaz halede olduğuna ilişkin kanıt sunulmadığını, hasar tespitinin hemen akabinde yapılmayan ekspertiz raporunun esas alınamayacağını, Montreal Konvansiyonu’nun 22/3. maddesine göre; “Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluğuna verildiği anda gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.” düzenlemesi bulunduğunu, eksik veya hasarlı teslim olunan kargonun kilogramı ile 19 SDR’nin çarpımı sonucu bulunacak üst limitin her halükarda ödenmesi gerekli bir meblağ olmayıp, davacı taraf bu sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla gerçek zararını isteyebileceğini, ancak gerçek zararın ispat edilemediğini, konşimentoda 76 kap içerisine konulmuş emtianın gerçek ağırlığının (800 kg) olduğu belirtildiği halde, 1 kabının ağırlık hesabı yapılırken "ücrete tabi artış" adı altında %65 oranında artış yapılarak 20 kg'lık kabın ağırlığı 33 kğ olarak kabulünün hatalı olduğunu, iddia edilen 2 kap emtianın ağırlığının kök ve ek raporda 20 kg olarak belirtilmesine rağmen 33 kg x 19 = 627 SDR'lik azami sorululuk limiti hesabı hatalı ve fahiş olduğunu, 20 kğ üzerinden hesaplanma yapıldığında 20 x 19 = 380 SDR olması gerektiğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından dava dışı sigortalısına ait emtiaların davalıların sorumluluğunda hava yoluyla taşınması sırasında uğradığı zararın poliçe kapsamında tazmin edildiği, bu suretle sigortalısının kanuni ve akdî halefi olunduğu ileri sürülerek, sigortalıya ödenen tutarın davalılardan rucuen tahsiline ilişkin tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı ... vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait tek kullanımlık tıbbi malzeme emtiasının davacı tarafından nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığı poliçe örneğinden anlaşılmıştır. Dava konusu emtianın hava yolu ile Çin'e taşıma işinin davalı ... Dış Ticaret Şirketince üstlenildiği, navlun faturası anılan şirketçe düzenlendiği ve bu şirketi aktif taşıyan olarak oluşan hasardan sorumlu olduğu dosyada bulunan navlun faturası ve taşıma belgelerinden anlaşılmıştır. Davalının aktif taşıyıcı olarak üstlendiği taşıma işleminin diğer davalılara devir ettiği ve bu kapsamda davalı ... Hizmetleri Şirketi'ne devir ettiği, bu şirketin de taşımayı fiilen davalı ... AO'ya yaptırdığı anlaşılmaktadır. Davalı ... Şirketi taşıma ilişkisinde acente olarak yer aldığını savunmaktadır. Dava dilekçesine göre airwaybill kayıtlarına göre bu davalının acente olarak yer aldığı belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemece doğrudan acenteye yönelik davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. İlk derecenin bu yöne ilişkin kabulü yerinde olduğu gibi davacı vekilinin buna ilişkin açık bir istinaf bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki belgelere ve ödeme makbuzuna göre davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu gibi davalılarında basit husumet ehliyeti bulunmaktadır. Dosyada bulunan ekspertiz raporunun incelenmesinde taşınan emtianın sovtaj değerinin bulunmadığı, emtianın Türkiye'den Çin'e uçakla nakliyesi sırasında yükleme, aktarma ve beklemelerde emtianın üzerine ağır kargoların konulması nedeniyle hasara uğradığı belirlenmiştir. Bilirkişi raporu ile ekspertiz raporunun birlikte değerlendirilmesi halinde, sağlık emtiasının ambalajında oluşan hasar ile emtianın tama olarak hasara uğradığı ve sovtaj değeri bulunmadığına ilişkin mahkeme kabulü yerindedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında taşıma süreci incelenmiş ve hasar ihbarına Montreal Sözleşmesinin 31. maddesinde belirlenen sürede gerçekleştiği belirlenmiştir. Dava konusu taşıma uluslararası hava yolu ile gerçekleştirilen taşımadır, söz konusu taşıma sonucu oluşan uyuşmazlıklarda, 5866 sayılı Havayoluyla Uluslarası Taşımacılığa ilişkin belirli kuralların birleştirilmesine dair sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun hükümleri uygulanacaktır. Uluslararası hava yolu ile kargo taşıması somut olayda gerçekleşmiştir. Türkiye Cumhuriyeti 2011 yılında Montreal Konvansiyonu'na taraf olarak Konvansiyon madde 1/1 uyarınca uluslararası kargo taşımalarında konvansiyonun uygulama alanı bulacağını kabul etmiştir. Montreal Konvansiyonu 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girmiş, Türkiye 26.03. 2011 tarihi itibariyle Konvansiyon'a taraf olduğundan Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Montreal Konvansiyonu'nın 18. maddesi uyarınca, hava yolu taşımasını yapan davalılar, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi hâlinde sorumlu olacaktır. Montreal Konvansiyonu 22/3. maddesinde ise "Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun, taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda, gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcın kargonun tahrip olması, kaybolması yada kargoya hasar gelmesi her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır." denilerek, taşıyıcının sorumluluğu ve sorumluluk sınırları düzenlenmiştir. Taşıyıcının Konvansiyon kapsamındaki sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluktur. Ancak gönderenin, taşımaya konu emtia için özel bir fayda beyanında bulunduğu ve gerektiğinde ek ücret ödediği hâllerde, taşıyanın gerçek zarardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Somut davada, alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda emtianın hesaba esas ağırlığının 33 kg olarak belirlendiği, bu belirlemenin Montreal Konvansiyonun 22. maddesinde belirlenen ilklere uygun olduğu, emtianın belirlenen ağırlığına göre 19 SDR üzerinden hesaplama yapılarak sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulanması yerindedir. Taşımacının, taşıma sırasında oluşan zarardan sorumlu olmakla birlikte sorumluluğu sınırlandırılmıştır. Somut olayda, sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıracak herhangi bir neden bulunmamaktadır. Toplu olarak taşınan emtianın birbiri üzerine istiflenmiş olması sınırlı sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yetersiz ambalajlama ya da işaretlemenin hem gönderenin hem de taşıyıcının sorumluluk alanında gerçekleşen iş ve işlemlerden kaynaklanması hâlinde zarar, sebep olma oranına göre paylaşılacaktır. Bu yaklaşım TTK'nin 864/3. hükmüne de uygun olacaktır. Buna göre, zararın veya giderlerin doğmasında taşıyıcının davranışlarının da etkisi olmuşsa, tazmin yükümlülüğü ile ödenecek tazminatın kapsamının belirlenmesinde, bu davranışların ne ölçüde etkili oldukları da dikkate alınır. Somut uyuşmazlıkta davalılar, kargo taşıma işini üstlenmiştir. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun Tanımlar başlıklı 3. maddesinde kargo, tek parçada en fazla yüz kilogramı geçmeyen genellikle ambalaj ve kap içerisinde olan küçük boyutlu koli, sandık, paket gibi parça eşya olarak tanımlanmıştır. Kural olarak, eşyanın ambalajlanması gönderene ait olsa da kargo taşımasının niteliği gereği, davalının da eşyanın ambalajı hususunda nezaret yükümlülüğü olduğunun kabulü gerekir. Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcıya teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. TTK'nin 854. maddesine göre, Kanunun, taşıyıcıya yüklediği sorumlulukların, önceden hafifletilmesi veya kaldırılması sonucunu doğuran tüm sözleşme hükümleri geçersizdir. Buna göre, davalının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı ve eşyanın ambalajı hususunda nezaret yükümlülüğü bulunduğu, işbu kargo taşımasında gönderenin yetersiz ambalajlamadan kaynaklı kusursuz sorumluluğuna ilişkin TTK 864. madde hükmünün uygulanamayacağı gözetilerek, ambalajın kargo taşımasına elverişli olup olmadığı hususunda taşıyıcı davalının nezaret yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin değerlendirilerek TTK 864/3. maddesi anlamında müterafık kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir ( Yargıtay11.HD , T :04.04.2018, E 2016-9813, K 2018- 2379). Hava taşıması bakımından ise olaya uygulanması gereken Montreal Konvansiyonu'nun 18/2.b maddesi uyarınca gönderenin emtiayı kusurlu ve tersiz ambalajlamasından kaynaklanan hasarlardan, hava yolu taşımacısı sorumlu değildir. Bu hukuki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, taşımaya konu emtiadaki hasarın yetersiz veya uygun olmayan ambalajlamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti önem arz etmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince alınan raporda ambalaj yetersizliğine ilişkin bir belirleme yapılmamış aksine taşımanın kötü yapılması nedeniyle bir kısım emtianın ambalajında hasar oluşmuştur. Bir kısım taşınan emtiada hasar oluşmuş olması da bu hasarın taşımacının kusurundan kaynaklandığı göstermektedir. Bu nedenle taşımacının kusurundan kaynaklanan zarardan Konvansiyon hükümlerine göre davalıların sorumlu tutulması yerindedir. Yine Konvansiyon'un 31. maddesindeki düzenleme uyarınca, hasarın, teslimden itibaren 14 günlük sürede taşıyıcıya ihbarı gerekmektedir. Aksi hâlde gönderilene, taşınan emtianın eksiksiz ve hasarsız teslim edildiği karine olarak kabul edilir. Bu düzenleme karşısında, ihbar sürelerine uyulmaması hâlinde, yalnızca taşıyıcı leyhine bir karine söz konusu olmayıp, taşıyıcının sorumluluğuda sona ermektedir. (Hüseyin Ülgen, Havva Taşıma Sözleşmesi, İstanbul 1987, s. 211; Tuba Birinci Uzun, Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s.134-135). Ancak taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi hâlinde ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır. Dosyadaki bilgilere göre, emtianın 03.05.2016 tarihinde taşındığı, varış yerinde 04.05.2016 tarihinde hasarın tespit edildiği, hasarın sigortalıya bildirilmesinden sonra 17.05.2016 tarihinde davalı ...'ye bildirildiği ve hasar bildiriminin süresinde yapıldığı anlaşılmıştır. Hasarın bildirilmesinden sonra ayrıca emtiada meydana gelen hasarın etraflı bir şekilde tek tek gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Ambalaj hasarının bildirilmesi hâlinde ayrıca emtianın içeriğinde bir hasarın bulunduğunu bildirilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkeme kararının, icra inkâr tazminatı, hükmedilen vekalet ücreti ve takip öncesi işlemiş faize ilişkin kısımları dışında yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı ve davalı ... vekillerinin, aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 3/2.maddesminde "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre mahkemece hakkındaki dava husumetten reddedilen ... Şirketi lehine bir vekalet ücretine, diğer iki davalıya ise tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ret sebebi aynı olan davalı ... ile ...Ltd.Şti'ne ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin takip öncesi işlemiş faize yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; dava sigorta rücu davası olup sigorta şirketinin, sigortasının ödeme yaptığı tarihten itibaren TBK'nın 117. maddesine göre işlemiş faiz talep edebileceği kabul edilebilir. Bunun için ayrıca bir temerrüt ihtarına gerek olunmadığı gibi, yasada da bu durumun aksine herhangi bir düzenleme bulunmadığından, alacağın kabul edilen miktarı üzerinden işlemiş faizin de kabulüne karar verilmesi gerekir. Bu kapsamda, ödeme tarihi olan 27.06.2016 tarihinde takip tarihi olan 27.10.2016 tarihine kadar yıllık %10,50 temerrüt faizine göre 247,78 TL işlemiş faize hükmedilmesi gerekirken, işlemiş faize yönelik davanın tümden reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Davalı vekilinin icra inkâr tazminatına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; İİK'nın 67/2. maddesinde, davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna göre davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre ret veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiştir. İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için itirazın haksız, alacağın likit olması gerekir. Takip konusu alacak taşımadan kaynaklı hasar bedeline ilişkin olup bu alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceğinden icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu konuya ilişkin davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının işlemiş faiz, vekalet ücreti ve icra inkâr tazminatı yönlerinden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının işlemiş faiz, vekalet ücreti ve icra inkâr tazminatı yönlerinden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı ... Hiz.Ltd.Şti'ne yönelik davanın husumet nedeniyle reddine, bu davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 2-Davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığına yönelik davanın kısmen kabulü ile anılan davalıların İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün 2016/22490 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazlarının 4.921,95 TL asıl alacak ile 247,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.169,73 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanarak takibin takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Alacak likit olmadığından, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine; yasal koşulları oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan daha önce alınan 203,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 223,84 TL harcın davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığın'dan müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 203,76 TL peşin harcın davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığın'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından başlangıçta ödenen 31,40 TL ile posta ve tebligat ücreti 445,50 TL ve bilirkişi ücreti 1.600 TL olmak üzere toplam 2.076,90 TL yargılama giderinin, kabul ret oranlarına göre takdiren belirlenen 519,00 TL'lik bölümünün davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığın'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 5.169,73 TL vekalet ücretinin, davalılar ... Ticaret Ltd.Şti ve ... Anonim Ortaklığın'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı ... Ticaret Ltd.Şti ile ... Anonim Ortaklığı kendisini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 11.700,97 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak eşit olarak bu davalılara verilmesine, 9-Davalı ... Hizmetleri Ltd.Şti kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve bu davalı hakkındaki hüküm istinaf edilmediğinden, ilk derece karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avans bakiyelerinin, yatıran tarafa iadesine, 11-İstinaf aşamasındaki harç yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, b-Davalı ... AO tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; bu davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine, c-Kararımızın mahiyetine göre taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,14-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.10.2024