T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1208
KARAR NO:2024/1534
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/11/2020
NUMARASI:2015/831 E. - 2020/574 K.
DAVANIN KONUSU:Rekabet yasağına aykırılık- Tazminat
Taraflar arasındaki rekabetin meni ile maddi ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle rekabet etme yasağı ve manevi tazminat taleplerinin reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nun dava dışı ... Şirketi'nde 29.07.1988 tarihinden beri %75 pay sahibi olduğunu, diğer davacı ... Şirketi'nin 06.02.1985 tarihinden beri %10 ve davalının 21.012.1994 tarihinden beri %15 oranında pay sahibi olduğunu, davalının aynı zamanda şirketin müdürü de olduğunu, 20.01.2015 tarihinde yapılan 2012 ve 2013 yılları olağan genel kurul toplantısında davacıların, davalının ibrasına muhalif kaldığını ve ibranın gerçekleşmediğini, şirket müdürünün hukuki sorumluluğunun TTK'nın 644.maddesi atfıyla TTK 553.maddede düzenlendiğini, TTK'nın 626.maddesinde özensizlik bağlılık (sadakat) ilkesine ve rekabet yasağına aykırılığın düzenlendiğini, davalının TTK'nın 626.maddesinde yer alan hükümlere aykırı davrandığı için şirkete karşı sorumluluğu doğduğunu, bu davanın sadece azledilen eski müdürün sorumluluğuna ilişkin bir dava olmayıp aynı zamanda kendisinin hem hâlen ortak olması hem de şirkete zarar veren fiilleri işlemekte olması nedeniyle açılmış bir men ve sorumluluk davası olduğunu, sorumluluğun nedeninin sadece müdür yükümlüklerinin değil ortak olmaktan kaynaklanan yükümlülüklerin de ihlâli olduğunu, bu nedenle davanın, davalının 2013 yılına ilişkin olarak çeşitli sıfatlar altında verdiği ve halen vermekte olduğu zararların tespitine, men'ine ve tazminine karar verilmesini talep ettikleri bir dava olduğunu, davalının şirket ortağı ve müdürü olmasına rağmen TTK'nın 626/2.maddesine aykırı şekilde diğer ortaklar olan davacıların bir onayı ve genel kurul kararı olmaksızın 12.03.2010 tarihinde dava dışı ... şirketi ile iştiğal konusu aynı olan ... Şirketi'ni kurduğunu, bu şirketin %99'una sahip olduğunu ve yetkilisi olduğunu, davalının ortak olarak dahi bu eylemi ile sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiğini, davalının kendi şirketi olan ...'nın yararına faaliyetlerde bulunduğunu, dava dışı şirketin yıllardan beri oluşturduğu ticari portföyünden faydalanacak şekilde bir ticari konum alarak haksız rekabette bulunduğunu, davalının 2013 yılında dava dışı ... şirketindeki müdürlük görevini yerine getirmediğini, mesaisinin çoğunu kendi şirketi ...'ya harcadığını, davalı müdürün 2013 yılında şirket müşterilerinden... ile temasa geçerek dava dışı şirketle değil kendi şirketi olan ... ile çalışmaları yönünde taleplerde bulunduğuna dair duyumlar aldıklarını, davalın dava dışı şirkette elde etmiş olduğu bilgi ve tecrübesini kendi şirketine aktardığını, TTKnın 626/2.maddesine ve rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının dikkatini ... ile le aynı alanda faaliyet gösteren kendi şirketi ...'ya yöneltmiş olmasının ...'nın 2013 yılında uğradığı zararlar nedeniyle davalının müdür sıfatıyla sorumlu olması için tek başına yeterli olduğunu, zira davalının ... ile aynı alanda faaliyet gösteren ...'yı kurarak sadece müvekkili ile haksız rekabet etmekle kalmamış aynı zamanda ...'nın idaresini de en ağır şekilde ihmal ettiğini, davalının şirketi ...'nın 2013 yılında elde etmiş olduğu bir kârı varsa bu miktarın da ...'nın aynı dönemdeki zararının bir başka şekilde görünüm biçimi olduğunu, nitekim davalının rekabet yasağına aykırı davranarak ... ile rekabet eden şirketi ...'yı kurmasaydı ve sadece ... yararına çalışıyor olmasaydı, ...'nın 2013 döneminde bir faaliyeti olmayacağını, ...'nin faaliyetlerini ...'da yürüteceğini ve ...'nın 2013 dönem kârının da ayrı oranda artmış olacağını, davalının rekabet yasağına aykırı hareket etmesi nedeniyle doğan maddi zararın ... defterlerinin incelenmesi suretiyle mahkemece atanacak bilirkişiler tarafından yapılabileceğinden, bu zararların tespiti için uzman bilirkişilerin atanması gerektiğini, ayrıca, davalının ...'daki müdürlük ve ortaklık sıfatına rağmen, ... ile rakip konumda olan bir şirkette ortak ve müdür olmasının bilfiil devamlı olarak bu şirkette çalışmasının müşteriler nezdinde ...'nın itibarını zedelediğini, bu kapsamda dava dışı şirketin manevi zarara uğradığını, 10,000 TL manevi tazminatın kabulü ile haksız rekabet teşkil eden bu fiillerin menine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 626/1 maddesi uyarınca müdürler ve yönetimle görevli kişilerin şirketin menfaatlerini gözetmekle yükümlü olduğunu, müdürlerin, TTK'nın 626/3 maddesi gereği, ortakların bağlılık borcuna tabi olduğunu, ortakların bağlılık borcunun ise TTK'nın 613.maddesinde düzenlendiğini, işbu maddenin gerekçesinde, inter alia, şirkete karşı, onu engelleyecek, kötüleyecek, güç duruma düşürecek, gelişmesini köstekleyici, yatırımlarına etki yapacak her çeşit davranış bağlılık yükümlülüğünün kapsamında sayıldığını, davalının, dava dışı şirketin bu zamana kadar akdettiği kredi sözleşmeleri arasından yalnızca ...Bank AŞ ile akdettiği kredi sözleşmesi kapsamında şahsi kefaleti olduğunu, dava dışı ... tarafından yüklenilen ... inşaat projesi kapsamında işin alınması için zorunlu olan ve işveren ... AŞ lehine verilmesi gereken teminat mektubu ile ilgili dava dışı şirkete 16.12.2013 tarihinde göndermiş olduğu e-postada şahsi kefaleti olan teminat sözleşmelerinin bulunduğunu, bankalara, teklif verilen müşteri adayı ve yönetim firmalarına yazılı olarak müracaat edeceğini belirterek ... şirketini tehdit ettiğini, davalının kendi rızası ile verdiği kefaleti nedeniyle şirketi bu şekilde sonradan tehdit etmesi ve yalnızca bir banka nezdinde şahsi kefaleti olmasına rağmen sanki birden fazla kefaleti varmışçasına bir tutum izlemesinin müdürlük görevi ile çatıştığını, davalının ayrıca, 19.12.2013 tarihinde 30045 yevmiye numaralı, Kadıköy .... Noterliği aracılığıyla keşide ettiği ihtarnamede, şirket tarafından yüklenilen ... inşaat projesi kapsamında işveren ... AŞ lehine yerilmesi, işin alınması için zorunlu olan teminat mektubu ile ve bundan sonra şahsi kefaletinin bulunduğu nakdi veya gayrinakdi banka kredi sözleşmeleri ile alınacak teminat mektubu veya nakit ile ilgili herhangi bir sorumluluk almayacağını beyan ettiğini, ayrıca kendisinin işbu teklif kapsamında yapılacak anlaşmalardan uzak tutulması için gerekli düzenlenmelerin yapılmasını talep ettiğini, bir önceki tehdidini devam ettiren yönde beyanlarda bulunduğunu, ancak bu tarihe kadar tek bir şirket alacaklısının kefil sıfatı ile davalıya bir talep ve ihtarda bulunmadığını, davalının davranışlarının şirketi zora sokan fiiller olduğunu, bu fiillerinin, üçüncü kişiler, müşteriler ve bankalarda olumsuz etkiler yaratıp şirketle iş yapmak istememelerine sebep olabileceğini, şirkete yönelik tehditlerinin durulmasının şirketin proje almasına olumsuz etki edebileceğini, yine davacı ...'un müşterilere davalı tarafından söylenen menfi yorumlara ilişkin duyumları bulunduğunu, bankalara, teklif verilen müşteri adaylarına ve yönetim firmalarına yazılı olarak müracaat edeceğini belirterek şirketi tehdit eden ve dolayısıyla şirket menfaatlerine ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davranan davalının, tehdit ettiği şekilde bankalarla ve müşterilerle iletişim kurup kurmadığının müvekkilleri tarafından bilinmediğini, bu yönde bir araştırmaya girilmesinin dahi şirketin itibarını zedeleyeceğini, bu nedenlerle ile şirketin uğramış olduğu manevi zarara istinaden 10.000 TL manevi tazminatın da davalıdan tahsili gerektiğini, ... şirketinin %100 iştiraki olan Romanya'da kurulu ... ...'nin %50 ortak olduğu yine Romanya'da kurulu ... (Key Plan), 25.05.2007 tarihinde ... unvanlı şirket ile inşaat sözleşmesi akdettiğini, iş bu sözleşme kapsamında ...'ın Romanya'da ...'nin inşaatını yüklendiğini, ... adına münferiden hareket etmek üzere davalının yetkilendirildiğini, davalı müdürün ...'ı kötü yönetmesinden ve yönetim faaliyetini savsaklamasından dolayı ...'ın,...'nin inşaat projesi kapsamındaki yükümlülüklerini zamanında yerine getiremediğini, bu nedenle 2010 yılından günümüze kadar şirket adına ciddi boyutta bir zarar meydana geldiğini, yazılı ve sözlü olarak davalıdan defalarca ... inşaatı projesi kapsamında işe alınan tüm kişilerin kimlik bilgilerinin, bu kişilerin işe giriş ve işten çıkış tarihlerinin, kendilerine iş ilişkisi devam ederken ve bittikten sonra yapılan tüm maaş ve hakediş ödemelerinin listesini ve bu çalışanlara ilişkin tüm kayıtların şirkete iletilmesinin istendiğini, ... inşaatı projesi kapsamında çalışanların hakları ödendi ise bunlara ilişkin kanıtları, ödenmediyse bunun sebeplerini gerekçeleri ile birlikte iletmesinin talep edildiğini, davalının tek müdür olarak sorumluluğunun hatırlatıldığını, ancak davalının ne bir rapor yazmaya ne de bu konuyla ilgili olarak bir haber vermeye tenezzül etmediğini, davalının şirkete, Romanya'daki ... projesi kapsamında çalışan kişilere ve bu kişilerin haklarına yönelik doğru ve yanıltıcı olmayan bilgiler vermiş olsaydı, şu anda mahkeme nezdinde olan işçi davalarının mahkemeye intikal etmemiş olacağını, şirket tarafından ödenmiş olan dava harçları ve esas alacağa ilişkin faiz tutarlarının ödenmek zorunda kalınmayacağını, ... inşaat projesi süresince ... davalı tarafından yönetildiğinden, şirketin bu nedenle katlandığı giderlerinin davalının iş ve işlemlerinden kaynaklandığını, davalının kendi kusuru ile şirketi t'i zarara soktuğunu, davalının bu özen yükümlülüğünün ihlâli sonucunda şirketin dava dilekçesi ekinde yer alan birçok davanın işlemiş faizi ve masrafını ödemek zorunda kaldığını, bu tutarların dayandığı hukuk riskine yönelik gelişmelerden habersiz ve dolayısıyla taleplere yönelik savunma veya hazırlık yapma fırsatından ve hakkından seneler boyu mahrum bırakıldığını, 2013 faaliyet döneminin başından beri şirkete karşı ... şantiyesinde çalışmış işçiler tarafından 18 adet dava açıldığını, bu nedenle ... projesinde çalışanlara ödenmesi gereken tutarların ötesinde şirklet tarafından söz konusu işçi alacaklarının mahkemeye intikal etmesinden dolayı 2013 yılı içerisinde esas alacağa uygulanan faiz, vekâlet ücretleri ve mahkeme masrafları olmak üzere toplam 46.965,76 TL ödendiğini, şirketin ödemek zorunda kaldığı 46.965,76 TL'nin ticari avans faiziyle birlikte toplam 50.420,00 TL'ye tekabül eden maddi zararın davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalının müdür sıfatının sona ermesine rağmen ortak sıfatı ile bağlılık ve rekabet etmeme yükümlülüklerinin ihlâlinin ve bu ihlâle konu tüm durumun (rakip bir şirkete ortak ve müdür olmak) men'i ile yasaklanmasına ve şirket'in hâlihazırda piyasadaki itibarını sarsan, şirket için işlerin ne seviyede davalı tarafından kendi veya başkası lehinde kullanıldığını araştırmanın bile yarattığı kötü ticari görüntü nedeniyle yoran süreçten gördüğü manevi zarara karşılık 10.000 TL tutarında manevi tazminatın şirkete ödenmesine, davalının, tehditlere konu fiillerinin men edilmesine, tehdit nedeniyle şirketin uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, davalının özen yükümlülüğüne aykırı şekilde şirkete zamanında bilgi, rapor, cevap ve hesap vermemesi nedeniyle Romanya'daki projeden doğan ve ihtar, dava ve icra edilmiş üçüncü kişi alacaklarına dair faiz ve dava masrafları kapsamında şirketin ödemek zorunda kalmakla uğramış olduğu şimdilik tespit edilebilen 50.420 TL tutarındaki maddi zararın ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı yanında davacı ...'nun da ... şirketinin müdürü olduğunu, davacı ... ile müvekkili davalı şirketin yönetimi konusunda çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle müvekkilinin şirketteki ortaklığından ayrılmak kararında olduğunu davacılardan ...'na beyan ettiğini, bu arada da ...'nın kuruluşuna katıldığını, bu durumun davacılardan ...’na bildirildiğini, davacı ...'nun ...'nın faaliyette bulunmamasını müvekkilinden istediğini, müvekkilinin de de...a'nın hiç bir faaliyette bulunmayacağını, böyle bir teşebbüsünün olmayacağını iyi niyetle kendisine ilettiğini, sözünde de durduğunu, nitekim ...'ya ait kurumlar vergisi beyannamesi ve ekindeki mali tablolar incelendiğinde, dava konusu dönem olan 2013 yılı da dâhil olmak üzere bırakın ...’nın yapmış olduğu faaliyetlere benzer faaliyetleri, hiçbir faaliyette bulunulmadığını, ...'nın müşterileri ile de herhangi bir ilişkiye girilmemiş olduğunun net olarak görüleceğini, davalının 2013 yılındaki çalışma süresinin tamamını, ...'nın faaliyetlerine ayırdığını, bu şirketin 2013 yılında zarar etmesinin en büyük sorumlusunun, 2010 yılı sonundan 2013 yılı sonuna kadar, yeni bir iş alınmasına engel olarak, büyük miktardaki aylık masrafların karşılanması imkânının yaratılmasına, yeni bir iş geliştirilmesine engel olan ...'nın hâkim ortağı olan davacı ... olduğunu, davacının her defasında, ''alınan her işin zarar ettiğini, şirket tasfiyesinin daha doğru olduğunu'' söylediğini, hatta bu davacının aynı iştigal konusunda ... Ltd. Şti.adlı bir şirket kurduğunu, davacının davanın açıldığı tarihte davanın asgari bir miktarını ya da değerini belirtmediğini, davalının müdürlük yaptığı dönemde rekabet etmeme ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı herhangi bir eylem ya da işlemi olmadığını, davalının bağlılık yükümülüğüne aykırı herhangi bir eylem ya da işlemi olmadığını, davalının şirketle rekabet yasağına tabi olmadığını, limited şirketlerde sadece müdürlein şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacağını, sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarının öngörülmediği sürece ortakların böyle bir yükümlülüğü bulunmadığını, ...'nın sözleşmesinde böyle bir kısıtlayıcı hüküm bulunmadığını, dava dilekçesinde yer alan bu talep ile davalının en temel anayasal hakkı olan çalışma özgürlüğünün kısıtlanmak istendiğini, müdürlük görevi sırasında son dönemde (2012 Haziran 2014 Ocak arasında) hakkı olan ücretlerinin ödenmediğini, 22.01.2014 tarihinde müdürlük görevinden de azledildiğini, gelir elde etmesinin engellenmeye çalışıldığını, davalının acz haline düşerek davacı hâkim ortak ...'na muhtaç duruma düşmesi ve hisselerini ona çok düşük bedel karşılığında, hatta bedelsiz olarak devretmesinin sağlanmasının amaçlandığını, davalının gönderdiği 19.12.2013 tarihli ihtarnamede, davalının ortaklıktan ayrılma talebi ve davacı ... ile aralarında ortaklıktan ayrılma görüşmeleri devam ederken, yoğunlukla, müvekkilinin haklarının korunmasına özen gösterilmesini ifade eden, şirket müdürü olmasına rağmen, hâkim ortak ve diğer müdür davacı ...’nun talimatları ile sırf müvekkilinin şahsını hiçe saymak maksat ve gayesi ile şirketin iş girişimlerinden, teklif hazırlıklarından, verilen tekliflerden ve hatta teklifle birlikte verilen yüklü miktarda (1.800.000 Euro) geçici teminat mektubu (üzerinde müvekkilimin de imzası olan kefalet sözleşmesi çerçevesinde hazırlanmış olan) hakkında müvekkiline hiç bir bilgi verilmemiş olması konularının yer aldığını, e-posta ve ihtarnamede yazılı ifadeler dikkatlice okunduğunda, bu ifadelerin tehdit amaçlı olmadığı, müvekkilinin sona erdireceği ortaklıkla ilgili olarak yeni bir riske girmek istemediğini ortaya koymaya çalışma dışında bir amaç taşımadığının anlaşılacağını, davalıya davacı ortak tarafından gerekli bilgiler verildikten sonra verilen teklif, müşterinin nitelikleri ve müşteri bilgileri, yapılacak işin karlılık hesapları dâhil emin olmamakla birlikte, sırf verilmiş olan geçici teminat mektubu ve şirket menfaatleri de ön planda tutularak, davacı ...’nun“ortaklığı anlaşarak bitireceğiz, hatta ...bank’a birlikte giderek, müdüre hanım ile karşı karşıya oturup, ortaklığı anlaşarak sonlandırdığımızı anlatıp, dostça herkes kendi yolunda ilerleyecek, diyeceğiz” demesinden sonra işverene verilecek, çok büyük miktarlı, avans ve kati teminat mektuplarının (toplamı 12.500.000 Euro) alınması için gerekli olan bankanın talep ettiği yeni kefalet sözleşmesinin de müvekkili tarafından imzalandığını, şirket lehine kefalet verilmek istenmemesinin, bağlılık yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, işçi davaları, ...’ın yürüttüğü işlerde taşeronluk yapmış olan diğer ortak ... bünyesinde görünen ekip elemanlarının, ...’dan olan işçilik alacaklarını ...’dan talep etmelerinden kaynaklı olduğunu, işçi alacakları konusu ile ilgili tüm gelişmelerin, Romanya’da tüm hesap ve kayıtları tutan ve elinde bulunduran ... çalışanı ..., ... muhasebe sorumlusu ..., şirket avukatı ... ve hâkim ortak davacı ... tarafından tüm detayları ile bilindiğini, sorun ortaya çıktığında konuyla ilgili rapor hazırlanmış ve işçilerin isimleri ve alacakları tutarlara ilişkin listeler yapıldığını, bu listeler esas alınarak işçilerin temsilcileri ile görüşmeler yapıldığını, bu görüşmelere şirket çalışanı ..., şirket muhasebe sorumlusu ..., şirket avukatı ... ve ...’ın diğer ortağı olan ...’nın sahibi ...'ın da katıldığını, sonuçta hâkim ortak davacı ...’nun talimatı ile işçilere haricen ödeme yapılmamasına, davalar açıldıktan ve bu davalarda işçilerin alacaklarının ... tarafından ödenmesine karar verildikten ve mahkeme kararlarının kesinleşmesinden sonra bu alacakların ödenmesine karar verildiğini, ...nın da bu şekilde ödenecek tutarlardan kendisine düşen payı ...ödeyeceğini beyan ettiğini, dolayısıyla belirtilen kişiler ve davacı ...nun konuyla ilgili tüm bilgi ve belgelere sahip olduğunu, davalar açılmaya başlandığında davacı ...’nun talimatı çerçevesinde şirket avukatı tarafından davaların kabul edilmediğini, davaların reddini sağlamak amacıyla cevaplar verildiğini, dava dilekçesi ekinde delil olarak ibraz edilen mahkeme kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, ...’dan alacaklı olan işçilerin isimleri ve alacakları tutarlara ilişkin belirtilen listelerin açılan ilk davadan itibaren mahkeme dosyalarına dahi girdiğini, bu itibarla bu listelerden haberdar olunmadığının ileri sürülmesi kötüniyetten başka bir şey olmadığını, bu sebeple davalının işçi alacaklarına işleyen faizlerden, mahkeme harç ve masraflarından ve vekâlet ücretlerinden sorumlu tutulamayacağını, davalı şirketin genel kurulu tarafından alınan 30.04.2013 tarih ve 276 sayılı karar ile “… Şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle hazırlanan bilanço ve gelir tablolarının kabulüne ve 2012 yılı faaliyetlerinden dolayı şirket müdürlerinin ibra edilmelerine oybirliği ile karar verilmiştir.” bu ibranın müvekkilini ve 2012 ve önceki yıllara ilişkin tüm iş ve işlemleri kapsıyor olması nedeniyle davalı şirket vekilinin halen 2012 yılı öncesindeki işlerle ilgili müvekkilini suçlayıcı ifadelerinin aslında hiçbir önemi bulunmadığını, ibra kararının oybirliği ile alındığını, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, haksız rekabetin men'i ile haksız rekabet nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazminine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde de belirtiği üzere davalının dava tarihi itibarı ile ortaklık sıfatı bulunmakla birlikte müdürlük sıfatı bulunmamaktadır.Ortağın rekabet etmeme yasağı ancak şirket sözleşmesinde açık bir şekilde belirtilmesi halinde söz konusudur. TTK'nın 613. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ifadelerden, ortakların kanun gereği rekabet yasağına tabi oldukları çıkartılmamalıdır. Zira limited şirketler sermaye şirketleri olmakla birlikte, ortaklar sınırlı sorumluluk ilkesine tabidir ve ortaklık hakları sermayeye bağlanmıştır. Bu halde, ortakların limited şirkete olan bağlılık yükümlülüklerinin sınırını "rekabet yasağı" kavramı oluşturmaktadır. Şirket sözleşmesinde açık ve somut bir şekilde "ortakların rekabet yasağına tabi olduklarına" ilişkin bir ifade yer almadığı sürece, ortaklar rekabet yasağına tabi değildir. Bağlılık yükümünden yola çıkarak, her ortağın kanun gereği rekabet yasağına tabi olduğu şeklinde bir yorum yapmak mümkün değildir. Dolayısıyla davacının davalı ortağın rekabet yasağının ihlal ettiği gerekçesiyle bu durumu ortaya çıkartan durumların ortadan kaldırılması ve haksız rekabetin men'i talebinin kabulü mümkün değildir.Davalı vekilinin sunduğu 30/04/2013 tarihli ... numaralı ...Ltd. Şti'nin genel kurul kararı ile şirketin 31/12/2012 tarihi itibarı ile hazırlanan bilanço ve gelir tablolarının kabulüne ve 2012 faaliyetlerinden dolayı şirket müdürlerinin ibra edildiği görülmektedir. Karar metninin incelenmesinde davacı ... ve davalı ...'un kabule ilişkin imzaları bulunmaktadır. Ancak davacı vekili davalının 2013 yılındaki iş ve işlemlerinden dolayı sorumluluğundan dolayı işbu davayı açtığını beyan etmiştir.Davalı vekili, 20/1/2015 yılında yapılan ve 2013 yılına ilişkin genel kurul toplantısının 6.maddesinde davalının ibra edilmemesine karar verilmiştir. Dolayısıyla her ne kadar davalı 2012 yılı için ibra edilmiş ise de 2013 yılı için ibra edilmemiştir. Ancak davalının ..şirketinde müdür olduğu halde ...şirketine benzer iştigal konularına sahip ... isimli şirket kurmuş olmasının, limited şirket müdürünün rekabet yasağını ihlali niteliğinde olduğu bununla birlikte ... şiketinin incelenen ticari defterlerinin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere 2013 yılında zarar ettiği ve ..şirketinin 2013 yılı zararına doğrudan davalının ...'daki faliyetlerinin yol açtığını söylemenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.Ancak davalı, Romanya'daki ... inşaatında çalışan işçilerin ücret alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce, işçilerin gidişi ve ücretlerin ödenmemesi konusunda her ne kadar davacıların başka yetkili çalışanları da bu konuda bilgilendirme yapabilecek durumda da olsa, asıl yetkili ve sorumlu ortak ve müdürü olduğu ... Şti. 'ni bilgilendirmediğinden şirkete bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmiştir.Davalı ortak-müdür, davaların açılması öncesi bildirim yapmamaktan ve dava açılmasına bir şekilde sebep olmaktan dolayı sorumlu olmakla birlikte, kaybedilen davalar sonrasında işçi alacaklarının zamanında ödenmemesi sonrasında işleyen faizden ...Ltd. Şti sorumludur. Bu bakımdan davalı ortak-müdürün sorumluluğu açılan davalarda yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri ile sınırlı olacağını kabul etmek gerekmiştir.Dolayısıyla davalı 24.636,19 TL vekalet ücreti ve 7.676,63 TL yargılama ücreti olmak üzere toplam 32.312,82 TL tutarında zarardan sorumlu görülmüştür.Manevi tazminat talebine ilişkin olarak; davacılar vekili, davalının bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranarak ve şahsi kefaletini kaldıracağını beyan ederek şirketi tehdit ettiğini, şirketin itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.Davalı şahsi kefaleti ilk başta vermemesine rağmen sonradan kefalet sözleşmesini imzalamış olup,... şirketinin itibarının zedelendiğinden bahsetmek mümkün değildir." gerekçesiyle, davalının rekabet etme yasağına ilişkin taleplerinin reddine, manevi tazminat taleplerinin reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 32.312,82 TL'nin davalıdan alınarak dava dışı ... Şti.'ne 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, davalının yükümlülüklerini hiçe saymak ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle aynı iştigal konusu ile faaliyet gösteren ...Şirketi unvanlı bir şirket kurarak bu şirketin faaliyetlerine yöneldiğini, ... şirketine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmediğini, şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının müdürlük ve ortaklık sıfatına rağmen, ... ile rakip konumda olan bir şirkette ortak ve müdür olmasının TTK'nın 526.maddesi uyarınca, açıkça rekabet yasağının ihlali olduğunu, bilfiil devamlı olarak bu şirkette çalışmasının müşteriler nezdinde davalının bankalara, teklif verilen müşteri adaylarına ve yönetim firmalarına yazılı olarak müracaat edeceği tehdidi ile şirket menfaatlerine ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, şirketi manevi zarara uğrattığını, bu sebeple 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, şirketin, davalı müdürün özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle, davalının yürüttüğü Romanya'daki ... projesinde çalıştığını iddia eden kişilerce açılan davalar kapsamında maddi olarak zarara uğradığını mahkemece de bu konuda kabul kararı verilmesinin yerinde olduğunu ancak dava konusu ettikleri faiz talebinin geç ödeme nedeniyle doğan bir faiz olmayıp bilakis işçi davalarında yargılamanın sonuna kadar geçen süre boyunca mahkeme tarafından hükmedilen faiz olduğunu, işçi davaları sebebiyle meydana gelen yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile ilgili zarar kalemlerinin davalının şirkete karşı bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle yine davalının sorumluluğunda olduğunu, talep ettikleri faizin işlemesinin de aynı yükümlülüğün ve aynı zararın devamı mahiyetinde olduğunu, bir başka deyişle, söz konusu faizin davalının şirkete özen yükümlülüğünün ihlalinin doğrudan bir sonucu olduğunu, davalı yüzünden aynı yükümlülüğün ihlali nedeniyle işlediğini, bu faizden, davacıların sorumlu olamayacağını, davacıların söz konusu işçi alacaklarından zaten iş davalarının açılmasıyla haberdar olduğunu, mahkemece de bu hususun isabetle tespit edilip “dava açılmadan önce davalının, işçi alacakları hakkında ortak ve müdürü olduğu şirkete bilgi vermemesi sebebiyle özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini” nin açıkça ortaya konulduğunu, şirket tarafından geç yapılan bir ödeme y olmadığını, şirketin işçi alacağı davaları kendi aleyhine sonuçlanınca bu ödemeleri işçilere mahkeme kararlarına uygun şekilde yaptığını, zira şirket tarafından yargılama sonucuna göre, henüz kazanılacağı ya da kaybedileceği belli olmayan, hem de şirkete gerekli bilgileri zamanında vermeyen davalı yüzünden karşı karşıya kalınan bir faizi durdurmak adına yargılama ortasında ödeme yapılmasının yargının varlık sebebine aykırı olduğunu, nasıl ki yargılama devam ederken sonucun ne olacağın ilişkin hâkimin ihsası rey yasağı mevcutsa, taraflar bakımından da yargılamada nihai karar verilmeden, yargıdan önce hükme vararak ödeme yapılmasının mantık ve hukuk dışı olduğunu, henüz ortada dava ve yargı kararı yokken işçilere ödeme yapılmasının, davanın kaybedileceğinin baştan kabulü, hiçbir savunma yapmaksızın ödeme yapılacağı anlamına geleceğinden şirketin böyle bir yol izlemesinin abesle iştigal olduğunu,dolayısıyla, huzurdaki davada bir zarar kalemi olarak talep ettikleri faiz tutarlarının dava tarihi ile hüküm tarihi arasında işleyen ve mahkemece hükmedilen faiz olduğunu, bu faizden de şirketi bilgilendirmeyerek özen yükümlülüğünü ihlal eden davalının sorumlu olduğunu, bu sebeple işçilere yargılama sonunda ödenmiş olan vekalet ücreti, yargılama gideri ve faizlerin toplamı olan 50.420 TL maddi tazminat talebinin tamamının kabulü gerektiğini, ayrıca 20.000 TL manevi tazminat taleplerinin tamamının kabulü gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf konusu maddi tazminat kararının hatalı olduğunu, davalının 2014 yılı Ocak ayına kadar davacılardan ... ile birlikte ...’nın müdürü olarak görev yaptığını, bu itibarla şirket müdürü olan müvekkilinin, şirket müdürü olarak yaptığı ve bilgisi dâhilinde olan işlerden kimlere bilgi vermesi gerektiği konusu açığa kavuşturulması gerektiğini, davalının, ...'nın çalışanı değil, ortağı ve genel kurul tarafından seçilmiş müdürü olduğunu, müdürlerin bilgi verme yükümlülüğünün şirket genel kuruluna karşı olduğunu, kararda bilgi verilmediği ileri sürülen kişinin şirketin diğer müdürü olan davacılardan ... ise, limited şirketlerde bir müdürün diğer müdüre bilgi ve hesap verme yükümlülüğü bulunmadığını, kaldı ki davalının diğer müdürü sorunun her aşamasında bilgilendirdiğini, ...'nın %100 iştiraki olan Romanya'da kurulu ... ile yine Romanya'da Kurulu ... (...) % 50 - % 50 ortaklık yapısı ile ...(...) firmasını kurduğunu, ...'ın, Romanya'da inşaat taahhüt işi aldığını, yürüttüğünü, dava konusu işçi davalarının ...’'n yürüttüğü işlerde taşeronluk yapmış olan diğer ortak ... bünyesinde görünen ekip elemanlarının, ...’dan olan işçilik alacaklarını ...’dan talep etmeleri nedeniyle açıldığını, işçi alacakları konusu ile ilgili tüm gelişmelerin, Romanya’da tüm hesap ve kayıtları tutan ve elinde bulunduran ... çalışanı ..., ... muhasebe sorumlusu ..., şirket avukatı ... ve hâkim ortak davacı ... tarafından tüm detayları ile bilindiğini, sorun ortaya çıktığında konuyla ilgili rapor hazırlandığını, işçilerin isimleri ve alacakları tutarlara ilişkin listeler yapıldığını, bu listeler esas alınarak işçilerin temsilcileri ile görüşmeler yapıldığını, bu görüşmelere şirket çalışanı ..., şirket muhasebe sorumlusu ..., şirket avukatı... ve ...’ın diğer ortağı olan...’nın sahibi ...'ın da katıldığını, sonuçta hâkim ortak davacı ...'nun talimatı ile işçilere haricen ödeme yapılmamasına, davalar açıldıktan ve bu davalarda işçilerin alacaklarının ... tarafından ödenmesine karar verildikten ve mahkeme kararlarının kesinleşmesinden sonra bu alacakların ödenmesine karar verildiğini, ... da bu şekilde ödenecek tutarlardan kendisine düşen payı ...'ya ödeyeceğini beyan ettiğini, dolayısıyla bu sorundan herkes bilgi sahibi olduğuna göre müvekkilinin bilgi vermesi gereken kimsenin bulunmadığını, dosya kapsamında aksini ispatlayan deliller bulunmadığını, dosyaya ibraz ettikleri ve üzerinde davacı ...'nun el yazılı notlarının yer aldığı tablo şeklindeki belgede müvekkili tarafından davacılara bildirilmediği iddia edilen işçi alacaklarının açıkça görüldüğünü, davacı ...'nun, bu belgedeki yazıların kendisine ait olmadığını hiçbir şekilde ileri sürmediğini, yani bu belgeye itiraz etmeyerek (zımni olarak) bu belgedeki el yazılarının kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, tablonun üzerindeki elyazısı ile yazılmış olan notların ise, tarih dâhil olmak üzere hâkim ortak ve diğer müdür davacı ...'na ait olduğunu, bu raporun, davacı ...’nun haberi olmadığını ileri sürdüğü işçi alacaklarından haberinin olduğunu gösterdiği gibi rapor üzerine yazılmış olan notlardan birinde yer alan “944.348 € bekliyor” ifadesinin, konu ile ilgili beyanlarını doğrular nitelikte olduğunu, anılan tablodan da anlaşılacağı üzere, davacı ...'nun beklenmesi yönünde talimat verdiği ve yazılı olarak not aldığı 944.348 Euro’nun içinde bu davada delil olarak dayanılan mahkeme kararlarında davacı olarak yer alan işçilerin de alacaklarının bulunduğunu, davacı ...'nun bu alacaklar ile ilgili olarak tablo üzerine, “bekliyor” şeklinde el yazısı ile not yazıldığını, oysa o tarihlerde davacı ... tarafından, bekleme yönünde talimat vermek yerine ödeme talimatı verilseydi, işçilerle anlaşılarak ödemeler yapılabileceğini, böylelikle davaların açılmasının da söz konusu olmayacağını, ... şirketinin diğer ortağı olan ...’nın sahibi olan ...'ın da işçilerin alacakları ile ilgili görüşmelere bizzat katıldığını, hazırlanan raporların ona da verildiğini, ödenecek tutarlardan kendisine düşen payı ...’ya ödeyeceğini beyan ettiğini, mahkeme, bu kişinin tanık olarak dinlenmesine ilişkin talebi reddetmiş ise de ...'ın İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1120 Esas sayılı dosyası kapsamında aynı konu ile ilgili olarak tanık olarak verdiği ifadesinde de bu hususlara değindiğini, tanığın bu ifadeleri karşısında, davacıların Romanya’daki işçilik alacakları hakkında müvekkili tarafından bilgilendirilmediği iddiasının doğru olmadığını ortaya koyduğunu, 2010 yılından itibaren açılan ve davacılar tarafından haberdar olunan bu davalarla ilgili olarak, bu davada davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların, müvekkilinin ...’daki müdürlüğünün sona erdiği 2014 yılı Ocak ayına kadar hiç ileri sürülmemiş olmasının, davacıların kötüniyetini ortaya koyduğunu, mahkeme kararlarına konu yargılamalarda ...'nın avukatı olan Av. ...'in tüm davalar için aynı yönde cevaplar verdiğini, cevapların tümünde '' Davalı vekili cevabında özetle, davacının müvekkili şirkette çalışması bulunmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine key plan şirketi, müvekkilinin yurt dışı faaliyetlerini yürütme adına kurmuş bulunduğu bir şirket olmadığını, müvekkili şirketin ... şirketi ile bir ortaklığının bulunmadığını, davacının müvekkili şirket tarafından değil, bir ... şirketi olan ... şirketi tarafından Romanya’ya götürülüp hizmet sözleşmesi yapılmak suretiyle çalıştırıldığına ilişkin kontratın bulunduğunu beyanla, davanın reddini savunmuştur'' ifadelerine yer verdiğini, ... vekilinin, hâkim ortak davacı ...'nun talimatı ile bütün davalarda aynı savunmayı yaptığını, bu çerçevede açılmış olan hiçbir davayı kabul etmediklerini, ödeme için mahkemelerin karar vermeleri ve kararların da kesinleşmelerini beklediklerini, işçilerin, 2010 yılından itibaren ... aleyhine işçi alacakları ile ilgili olarak davalar açmaya başladığını, İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi'nin 2010/1272, 2010/1275, 2010/1276, İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesi’nin 2011/218, 2011/220, 2011/216, 2011/222, 2011/223, 2011/225, 2011/226, 2011/227, 2011/228, 2011/230, 2011/231, 2011/224 sayılı dosyaları ile açmış oldukları davaların ... aleyhine sonuçlandığını, bu davalar göz önüne alınarak tüm işçilerin alacaklarının ödenmesi yönünde karar alınması ve ödemelerin yapılması halinde mahkeme masrafı, vekâlet ücreti hesabı yapılan diğer davaların açılmayacağı ortada iken, sonradan açılan davalarla ilgili sorumluluğun müvekkiline yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, nitekim sonradan açılan tüm davalarda, yukarıda belirtilen davalarda verilen kararlar emsal olarak alındığını, ayrıntılı yargılama yapılmadan, işçi alacaklarına hükmedildiğini, bunun gerekçeli kararlardan açıkça anlaşıldığını, ilk davaların sonuçlarına bakarak, dava açmayan işçilerin alacakları ödenmiş olsaydı, kök raporda hesaplanan masraflar yapılmak zorunda kalınmayacağını, dolayısıyla, davacıların sonradan dava açan işçilerin alacaklarından haberdar olmadıklarını ileri süremeyeceklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, TTK'nın 644/1 maddesinin atfıyla aynı Yasanın 553 vd maddeleri uyarınca, davacı ortaklar tarafından davalı ortak ve yöneticinin rekabet yasağına aykırı kusurlu davranışlarıyla dava dışı şirketi zarar uğrattığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat ile rekabetin meni taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda rekabet etme yasağına ilişkin taleplerinin ve manevi tazminat taleplerinin reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacıların ve davalının dava dışı ...şirketinin ortağı olduklarını, davalının aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, davalının .. şirketi ile aynı iştigal alanına sahip ... şirketini kurarak rekabet yasağına aykırı davrandığını, şirketi, şirketin şahsi kefaletleri konusunda gönderdiği ihtarname ve e postalar ile tehdit ettiğini, bu şekilde şirketi manevi zarar uğrattığını, ayrıca ... şirketinin %100 iştiraki olan Romanya'da kurulu ...'nin %50 ortak olduğu yine Romanya'da kurulu ... (...), 25.05.2007 tarihinde ... unvanlı şirket ile inşaat sözleşmesi akdettiğini, iş bu sözleşme kapsamında ...'ın Romanya'da ...'nin inşaatını yüklendiğini, davalının ... adına münferiden hareket etmek üzere yetkilendirildiğini, davalının inşaat projesi kapsamında işçilerin açtığı işçilik alacaklarına ilişkin davaları açılmadan önce davalının çalışan kişilere bu kişilerin işçilik haklarına ilişkin davacılara gerekli ve doğru bilgiyi vermediğini, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu sebeple ... şirketin açılan 18 davaya ilişkin işlemiş faiz ve masraf ödemek zorunda kaldığını, işçi alacak taleplerinin mahkemeye intikal etmesi sebebiyle ... şirketinin ödemek zorunda kaldığı faiz, masraf ve vekalet ücreti toplamı olan şimdilik 50.420 TL'den davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 20.000 TL manevi tazminat, 50.420,00 TL maddi tazminat ile rekabet teşkil eden fiillerin menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ise; davalının kusuru bulunmadığını, söz konusu davalara ilişkin davacıların zaten bilgi sahibi olduğunu savunmuştur. HMK'nın 107.madesi, ''Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.'' hükmünü içermektedir. Somut olayda dava dilekçesinde, davalının sadakat yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle davalının şirkete zarar verdiği, bu zararın bilirkişilerce tespit edilebileceği, davalının 2013 yılına ilişkin olarak çeşitli sıfatlar altında şirkete verdiği ve halen vermekte olduğu zararların tespitine, men'ine ve tazminine karar verilmesini talep ettiği ancak yasada belirtildiği üzere asgari bir miktarın belirtilmediği görülmektedir. Yasada yer aldığı üzere davacının alacağının tutarını belirleyemediği ve belirsiz alacak davası açılması hallerinde davacının asgari bedeli dava dilekçesinde göstermesi gerekir. Ancak somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde asgari bir miktar belirtilmediği görülmektedir. Mahkemece bu konuda davacı tarafa süre verilerek talebini açıklattırıp bir değer belirlemesi ve bu miktar üzerinden harç yatırması sağlanarak davaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan somut olayda, davacılar, ... şirketinin %100 iştiraki olan Romanya'da kurulu ...'nin %50 ortak olduğu yine Romanya'da kurulu ... (...), 25.05.2007 tarihinde ... unvanlı şirket ile inşaat sözleşmesi akdettiğini, iş bu sözleşme kapsamında ...'ın Romanya'da ...'nin inşaatını yüklendiğini, davalının ... adına münferiden hareket etmek üzere yetkilendirildiğini, davalının inşaat projesi kapsamında işçilerin açtığı işçilik alacaklarına ilişkin davaları açılmadan önce davalının çalışan kişilere bu kişilerin işçilik haklarına ilişkin davacılara gerekli ve doğru bilgiyi vermediğini, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu sebeple ... şirketin açılan 18 davaya ilişkin işlemiş faiz ve masraf ödemek zorunda kaldığını, işçi alacak taleplerinin mahkemeye intikal etmesi sebebiyle... şirketinin ödemek zorunda kaldığı faiz, masraf ve vekalet ücreti toplamı olan şimdilik 50.420 TL'den davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüşler, mahkemece, davalının Romanya'daki .. inşaatında çalışan işçilerin ücret alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce, işçilerin gidişi ve ücretlerin ödenmemesi konusunda her ne kadar davacıların başka yetkili çalışanları da bu konuda bilgilendirme yapabilecek durumda da olsa, asıl yetkili ve sorumlu ortak ve müdürü olduğu .... Şti.'ni bilgilendirmediğinden şirkete bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalının davaların açılması öncesi bildirim yapmamaktan ve dava açılmasına bir şekilde sebep olmaktan dolayı sorumlu olduğu, davalının açılan davalarda yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri ile sınırlı sorumlu olduğu gerekçesiyle davacıların bu taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar bu alacak kaleminin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece, bu konuda eksik inceleme ve araştırma yapıldığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Davacı ...'un %75, davacı şirketin %10 ve davalının %15 oranında dava dışı ... Şirketi'nde ortak oldukları, davacı ... ve davalının şirketi münferiden yetkili müdür oldukları, davalının 20.01.2015 tarihinde yapılan 2012 ve 2013 yılları olağan genel kurul toplantısında ibra edilmediği anlaşılmaktadır.TTK'nın 644.maddesinin atfıyla limited şirketlerde de uygulanan TTK'nın 553. maddesinde gösterilen yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davada zarar doğurucu işlem ya da eylemin yöneticinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacıdadır. Davacı, yöneticiye kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu kanıtladığı takdirde, yöneticinin zarar doğurucu işlemlerde kendisinden beklenen özeni gösterdiğini, diğer bir anlatımla o konuda gereken özen yükümünü yerine getirmiş olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Yeni TTK, yöneticilerden beklenen özen konusunda sorumluluk hukukunun evrensel ilkelerinden birisini 553.maddenin 3.fıkrasında yasalaştırmıştır. Bu hükümde '' Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.'' denilmiş olup hüküm bir yandan özen yükümünün sınırını çizmekte, diğer yandan ise yöneticinin, davacı tarafından getirilen kusurlu olduğuna ilişkin kanıtları çürütebilmesi için yerine getirmesi gereken ispat yükünün somut içeriğini belirlemektedir (Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, 1. Cilt, İstanbul 2019, syf.432).Buna göre somut olayda, zararın varlığını ispat yükü davacı taraftadır. Davacılar, davalının söz konusu projedeki işçilere ve taleplerine ilişkin gerekli bilgilendirmeyi yapmaması sebebiyle işçi alacakları için dava açıldığını, davalının davacıları doğru bilgilendirseydi işçi davalarının mahkemeye intikal etmeyeceğini, şirketin dava masraflarını ve faizleri ödemek zorunda kalmayacağı ileri sürmüş ve mahkemece bu talep kabul edilmiş ise de; mahkemece davacının iddia ettiği sonuç ile davalının eylemi arsında ne şekilde illiyet bağı kurulduğunun gerekçeli kararda belirtilmediği görülmektedir.Davalının eylemi ile davacının iddia ettiği zarar arasında kurulan illiyet bağının nasıl kurulduğu anlaşılamadığı gibi illiyet bağının bulunduğu varsayılsa dahi davacıların davaların açıldığından haberdar olduktan sonra zararın artmaması için üzerine düşenleri yapıp yapmadığının da mahkemece değerlendirilmediği görülmektedir. Ayrıca, açılan davaların bir kısmının, daha önce 2010 ve 2011 yıllarında açılan ve kesinleşen davalar sonrasında açılan davalar olduğu, bu hususun da mahkemece değerlendirilmediği görülmektedir. Bu sebeple, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,4-Taraflarca İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.31.10.2024