T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1456
KARAR NO:2024/1510
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/02/2021
NUMARASI:2020/310 E. - 2021/101 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesinde şef yardımcısı olarak çalışan ...'ın, şube müşterilere ait mevduat ve yatırım hesaplarından yaptığı usulsüz işlemlerle zimmetine para geçirdiğini, banka müfettişlerince düzenlenen soruşturma raporuna göre zararın 218.161.304.728 TL olduğunu, diğer davalıların ise ...'ın eylemlerini gerçekleştirdiği tarihlerde çeşitli görevlerde bulunduklarını ve görevleri gereği kontrol görevini yerine getirmemelerinden dolayı ihmal derecelerine göre zarardan sorumlu olduklarını, ...'ın banka kayıtlarına göre 30.09.2003 tarihi itibariyle 215.713.226.585 TL zarar verdiğini, paranın zimmete geçirildiği tarihten itibaren yapılan hesaba göre dava tarihi itibariyle faizli tutarının 530.667.837,334 TL olduğunu ileri sürerek, davalı ...'dan 215.713.226.585 TL anapara, 299.956.772.142 TL faiz, 14.997.838.607 TL BSMV olmak üzere toplam 530.667.837.334 TL'nin, davalılardan ... ve ...'dan 114.953.578.447 TL'nin, davalılardan ...,ve ...'ten 94.784.391,761 TL'nin, davalılar ... ve ...'den 2.717.986.655 TL'nin müşterek ve müteselsilen, davalılardan ... 388.2836.808 TL'nin, davalılardan ...'den münferiden 2.868.985.914 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 10.02.2020 tarihli duruşmada; davalılardan ...'in vefatı nedeniyle sorumluluğunun kaldırılmasına, ... ve ...'in mali sorumluluklarının bir maaş tutarı olan 4.732,48 TL'ye indirilmesine, davalılardan ...'in mali sorumluluğunun bir maaş tutarı olan 1.777,50 TL'sine indirilmesine, ... yönünden ise davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davacı ... AŞ Genel Müdürlüğünün 26.02.2020 tarihli dilekçesinde, "... Şubesi eski yönetmesi ...'in vefat etmesi sebebiyle mali sorumluluğunun kaldırılmasına, eski müdür ...'in mali sorumluluğunun 4.732,48 TL(1 maaş tutarı), eski müdür ...'un 4.732,48 TL'ye (1 maaş tutarı) indirilmesine, eski veznedar ...'in mali sorumluluğunun 1.777,50 TL'ye (1 maaş tutarı) indirilerek devamına" şeklinde bildirimde bulunulmuştur. Mahkemece davalılardan ...'e yönelik davadan feragat edildiği tespit edilerek, davalılardan ... ve ... hakkındaki dava tefrik edilerek yargılama yapılmıştır. Eldeki davada davalılar ... ve ...'a yönelik iddialar yargılama konusu yapılmıştır.Davalılar vekili, savunmasında özetle; iddia edilen usulsüz işlemlerin 31.08.2000 ile 26.12.2001 tarihleri arasında gerçekleşmesi ve bankanın en geç 28.06.2002 tarihinde zarardan haberdar olması ve rücu davasının bir yıl içinde açılması gerekirken 01.10.2013 tarihinde açılan davanın zamanaşımına uğradığını, davalı ... tarafından zimmete para geçirildiğinin iddia edilmesi nedeniyle öncelikle bu kişiye başvurularak aciz vesikası alınmadan müvekkillerine başvurulamayacağını, ...'ın ticari mevduat, bankalar, resmi daireler, tasarrufa teşvik, havale, eft işlemleri ve vergi işlerinden sorumlu banko sorumlusu olarak çalıştığını, bununla birlikte banka uygulamaları gereğince banka vezne sorumlusunun diğer işlerde de sorumlu olduğunu ve bu nedenle kendisine diğer işlerin de verildiğini, ... ve ...'in o tarihlerde ... Şube Müdürü olduklarını, olayın gerçekleştiği tarihte banka şubesinin günlük ortalama 600-700 işlem tesis ettiğini, iş yükü dikkate alındığında her bir işlemin ayrı ayrı denetlenemeyeceğini, olayın davalı ... tarafından tesadüfen ortaya çıkarıldığını, ... tarafından yapılan usulsüz işlemler nedeniyle hiç bir şikayet gelmediğini, hileli işlemlerin manuel işlemler yapılarak gizlendiğini, müvekkillerinin olayın meydana gelmesinde kusur ve ihmallerinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyanın mahkememizin 2014/553 E.sayılı dosyasından davalılar ... ve ... yönünden tefrik edilmiştir.Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi kurulu 25/07/2014 tarihinde sundukları raporda özetle; 'Banko-Vezne işlemlerinin personelin alıştırılması için belirlenen ümitlerin üstünde yapılan işlemler nedeniyle davalılardan müdür ..., müdür ... ve yönetmen(ölü) ... (varisleri) için yüzeysel olarak sadece limit üstü işlem yapılması sonucu malen sorumlu tutulmaları talebinin yerinde görülmediği,Müdür ... ve müdür ... tarafından yapılan iş bölümü cetvelinde Şef Yardımcısı ...'ın; Ticari mevduatlar .Bankalar, Resmi Daireler,Tasarruf Teşvik, Havale, EFT işlemleri, Vergi işlemlerinden sorumlu olacağı belirtilmesine rağmen yetki dışı yapılan usulsüz işlemlerin 02.10.2003 dava tarihi itibariyle ( 215.713,23 TL ana para, 295.658,17 TL faiz, 14.782,91 TL BSMV) toplam 526.154,31 TL tamamından malen sorumlu olması gerektiği,Davalılardan vezneci olan ...'in müşterinin kimliğini kontrol ederek gerçek hak sahibine ödemesi gerekirken, şubede ...'a (2.717,99 +388,28 TL )dava tarihi itibariyle ( 3.106,27 TL. ana para,5.454,35 Tl faiz,272,72 TL BSMV olmak üzere) toplam 8.833,34 TL ödeme yapması nedeniyle bu tutardan sorumlu tutulması gerektiği' hususlarında görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Bu kez mahkememizce rapora karşı beyan ve itirazlar doğrultusunda, ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler 17/09/2019 tarihli ek raporda 'Kök raporumuzda belirtiğimiz görüşlerimizi aynen tekrarlarız. Davalılar Müdür .... Müdür ..., veznedar ... tarafından dosyaya sunulan dilekçe eki yazılarda; davacı banka yönetimince ... ve ... ayrı ayrı 4.732,48 TL ve ...'den ise 1.777,50 TL talep edilerek ihtilafın sonlandırılması istenmiştir. Davalılardan talep edilen tutarların bankaya ödenip ödenmediği dosyaya sunulan bu yönde belge bulunmadığından belirlenememiştir.4389 sayılı bankalar kanununun 22/3 maddesi kapsamında zimmet fiilini işleyen Şef Yardımcısı ...'a Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince 190.198,83 TL tutarın ödettirilmesine karar verildiği, görülmüştür.4389 sayılı Bankalar Kanun'un 22/3'üncü maddesi tazminat ile hapis ve adli para cezalarına dair bir düzenleme içermektedir. Burada ceza mahkemesine hem işlenen suçun cezalandırmasına ilişkin ceza hükümleri hem de suçtan doğan zararın tazminine ilişkin esasen hukuk mahkemelerinin yetkisinde kalan bir görev verilmiştir. Söz konusu hükmün tatbiki ile verilen tazminat kararı uyarınca failden tahsil edilen tazminat miktarının suçtan zarar görenin hukuk mahkemesinde ikame ettiği tazminat davasında kesin hüküm sayılarak matlup meblağdan tenkis edilmesi lazım gelir. Aksi halde fail, aynı fiil için iki kere tazminat ödemesinde bulunur, kısaca tahsilde tekerrür ortaya çıkar, kök raporda tespit ettiğimiz davalı ...'ın sorumlu olduğu 526.154,31 TL'nden 190.198,83 TL'nin tenkisi ile mali sorumluluğunun 335.955,48 TL- olarak tespiti mahkemenin takdirinde olduğu' hususlarında ek görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Dava banka çalışanlarına karşı bankanın açmış olduğu, davalıların bankaya vermiş oldukları zararların tazminine ilişkin tazminat davasıdır.Mahkememizce dosyanın mahkememizin 2014/553 E.sayılı dosyasından müdür sıfatına sahip olan davalılar ... ve ... yönünden tefrik edilmiş, diğer davalılar yönünden iş mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve işbu dosya müdür olan bu davalılar yönünden devam ettirilmektedir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davalı olan müdürlerin banko-vezne işlemlerinin personelin alıştırılması için belirlenen limitlerin üstünde yapılan işlemler nedeniyle, yüzeysel olarak sadece limit üstü işlem yapılması sonucu malen sorumlu tutulmaları talebinin yerinde görülmediğine dair tespitlere yer verilmiş olup, mahkememizce de bu görüşe iştirak edilmiş ve müdür olan davalılar yönünden rapordaki tespitlerin uygulama ve mevzuata göre yerinde olduğu, raporun bu yönüyle hükme esas alınmaya elverişli olduğu kanaatine varılarak, rapor doğrultusunda müdür olan davalılar yönünden sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Her ne kadar davacı vekili davalılar yönünden kısmi feragat içerikli talep miktarının azaltılmasına dair dilekçe sunmuş ise de netice itibari ile davanın reddine karar verildiğinden ve dava dilekçesinde davalı ... yönünden 114.953,58 TL, davalı ... yönünden 94.784,39 TL talep edilmiş olduğu da gözetilerek vekalet ücreti bu miktarlar üzerinden belirlenmiştir..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkil bankanın çalışanı ...'ın, şube müşterilere ait mevduat ve yatırım hesaplarından yaptığı usulsüz işlemlerle zimmetine para geçirdiğini, davalıların ise bu sırada şubede müdür olarak çalıştıklarını ve kontrol görevini yerine getirmediklerini, hükme esas alınan 25.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların sorumlu tutulmaları gerektiğinin belirtildiğini, ... tarafından zimmete ilişkin 122 işlem yapılmasına ve bunların küçük bir denetiminde ortaya çıkabilecek nitelikte olmasına rağmen davalıların görevlerini ihmal ederek zarara neden olduklarını, ...'ın bu tarihlerde, ticari mevduat, bankalar, resmi daireler, tasarruf teşvik, havale, eft işlemlerini yapma yetkilerine sahip olduğunu, zararın sadece sahte imzadan kaynaklanmadığını, yatırılan paraların hesaba intikal ettirilmediğini, hesaplar arası para aktarımı gibi değişik işlemler yapıldığını, bilirkişi raporunda ise müdürlerin sadece limit üstü nakit çekimlerde imza kontrolü yapabileceğinin değerlendirildiğini, oysa bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, rapordaki tespitlerin aksine zimmete ilişkin para çekimlerinde birçok kez banko-vezne limitinin aşıldığını, raporda "... tarafından çekilen paraların bankaca belirlenen banko vezne sınırlarını aşmadığı" belirtilmesine karşın 03.05.2002 tarihli kanuni soruşturma raporunda ve diğer delillerde belirtildiği üzere 04.04.2000 - 22.05.2000 tarihi için geçerli 1.000 TL limiti, 22.05.2012 24.08.2001 tarihi için geçerli 2.000 TL limiti, 24.08.2001 20.12.2001 tarihleri arasında geçerli olan 3.000 TL banko vezne limitlerinin bir çok kez aşıldığını, limit üzerinde işlem yapacak olan memurun, bir yetkilinin imza ve onayını aldıktan sonra tahsilat ve ödeme yapabileceğini, limit üstü tahsilat ve ödemeler bilgi işlem sisteminde müdürler tarafından fark edilebileceğini, işlem yapan memurun şube yetkililerinin onayını almadan limit üstü ödeme ve tahsilat yapması halinde banka sisteminde bu işlemlerin anlaşılacağını, limit üstü birçok işlem yapan ... fiillerinin, gerekli denetimin yapılmamasından fark edilmediğini, şube müdürünün organ sayılmasa bile, yetki ve sorumlulukları başında bulunduğu birimin işlerine hasredilmesi nedeniyle 818 Sayılı BK'nın 451 ve devamı maddelerine göre temsilci olduğunu, müdürün şube çalışanlarına denetleme yetkisi bulunduğunu, buna rağmen usule aykırı şekilde bilirkişi raporu ile davalıların sorumlu olmadığının belirtilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı banka çalışanı ... tarafından yapılan usulsüz işlemlerin kontrol etmeyen şube müdürleri ... ve ...'in oluşan zarardan bir maaş tutarı olan 4.732,48 tazminatın tahsili talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalı ...'ın ... Şubesinde Şef Yardımcısı olarak çalıştığını, çalıştığı pozisyonda zimmetine para geçirdiğini, yatırım ve mevduat hesaplarından kendi hesaplarına para aktardığını, çekilen paraların bir kısmının banko vezne sınırını aşmalarına rağmen o tarihte şube müdürü olarak görev yapan davalılar ... ve ...'un denetim görevini yerine getirmeyerek zararın doğumuna sebep olduklarını ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur.Dava dilekçesinden sonra 10.02.2020 tarihli duruşmada, bu dosyada yargılaması devam eden ... ve ...'in 4.732,48 er TL'den sorumlu tutulması talep edilmiştir. Mahkemece davacı vekilinin feragat yetkisi araştırılmış olup ... Bankası Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinin 26.02.2020 tarihli yazısı ile anılan davalılar hakkında banka disiplin kurulu kararı gereğince birer maaş tutarı üzerinden davanın devamına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı ... Bankasının yetkili organları talep edilen tazminat miktarının sonucundan daha az bir miktar talep etmiş ve her bir davalı yönünden 4.732,48 TL tazminat talep edilip bakiye talep sonucundan zımnen feragat edilmiştir. Bu nedenle feragat beyanına göre dava konusu edilen değer üzerinden inceleme yapılacaktır.Dosya içerisinde bulunan banka disiplin komitesinin 21.12.2017 tarih ve 99 sayılı kararının incelenmesinde, şube müdürleri ... ve ...'nın hesaplarından gerçekleştirilen tevdi işlemlerinde gerekli imza ve kimlik kontrolleri yapılmaksızın ...'a yapılan ödemeler belirlenmiş ve 122 ayrı işlem nedeniyle 26.12.2001 tarihine kadar 317.568.217.085 TL'nin çekildiği belirlenmiştir. Daha sonra bir kısım zararların ödenerek banka zararının 218.161.304.728 TL'ye indiği görülmüştür. Yapılan değerlendirme sonucu kontrol görevini yerine getirmeyen banka müdürü ...'un şubeden ayrıldığı 20.07.2001 tarihine kadar müdür ...'in 23.07.2001 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle sorumlu olduğu kabul edilmiş ve sorumluluk miktarının %53,29 ile %43,94 olarak belirlenmesinin gerektiği belirtilmiştir. Ancak disiplin kurulunca mali yönden sorumluluk yeniden değerlendirilerek her bir müdürün 1 maaş yani 4.732,48 TL'den sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.Banka çalışanı ... hakkında Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/255 E - 2005/227 K sayılı kararı ile Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklı zimmet suçundan verilen 5 yıl 10 ay hapis cezası kararının Yargıtay 7. Ceza Dairesince onandığı anlaşılmıştır. Ceza soruşturmasının sanığın görevine ilişkin işlemlerde zimmet sayılan fiilleri işlediğini kabul ettiği tespit edilmiştir.Mahkemece banka teftiş kurulunca düzenlenen kanuni soruşturma raporları getirtilmiş ve oluşturulan bilirkişi kurulundan banka zararının belirlenmesi için rapor alınmıştır. Davadaki iddianın ileri sürülüş şekline göre, ... mudilere ait yatırım ve mevduat hesaplarında usulsüz işlemler yaparak bankayı zarara uğratmış, davalı ...'un 20.07.2001 tarihine kadar ...'in ise 23.07.2001 tarihinden sonra şube müdürü olarak çalıştığı, çalışanın yapmış olduğu usulsüzlüklerin olağan bir denetim ortaya çıkarılabilecekken, denetimin yapılmayarak zarara neden olunduğunu ileri sürerek tazminat talebinde bulunulmuştur.Davalıların denetim görevini ihmal ederek, zarara neden olduğunu ve davalılarına eylemleri ile oluşan zarar arasında illiyet bağı bulunduğunun HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre davacının kanıtlaması gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda somut bir davalı kusurundan söz edilmediği gibi, dosya kapsamında da davalıların zarardan sorumlu olduğuna ilişkin somut bir husus bulunamamıştır. Esasen meydana gelen zararın miktarı dikkate alındığında, davalı bankanın disiplin komitesinin 21.12.2017 tarihli kararı ile davalılar ... ve ...'i bir ücret ile sorumlu tutmaları bu hususu doğrulamaktadır. Bir kısım işlemlerin onay limiti içinde kalmış olması başlı başına davalıların kusurlu olduğu anlamına gelmemektedir. Bilirkişi rapor ve ek raporundaki tespitler, şubede yapılan işlemlerin nitelik ve sayısı dikkate alındığında davalıların eylemleri ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görüldüğünden davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.