T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1932
KARAR NO:2026/926
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/01/2022
NUMARASI:2014/846 Esas - 2022/20 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davada davacının, davalı ... .... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının, davalılar ... ve ... ...'a karşı açtığı davanın reddine; birleşen davada davacıların, davalı ... .... AŞ'ye karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ..., ... ..., ... ve ...'ye karşı açtıkları davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davacı ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.01.2009 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına kaydolan ... ... A.Ş.’nin 16.000.000 TL’lik sermayesi içinde müvekkilinin 19000 adet pay sahibi bulunduğunu; diğer hissedarlar arasında ... A.Ş.’nin 40000 adet pay sahibi bulunduğunu, ... A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın şirketi temsilen ... ... ... A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, ...’ın ise Yönetim Kurulu üyesi olarak yer aldığını, müvekkili ...'nin de Yönetim Kurulu Başkanı ve dava dışı ...’nin Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, Beyoğlu ... Noterliğinden 13/11/2012 tarihinde... yevmiye ile gönderilen ihtarname ile davalı ...’ın yönetim kurulu başkanlığı ve ...'ın da yönetim kurulu üyeliği görevinden istifa etmekle şirketi yönetimsiz bıraktıklarını, taraflarınca gönderilen 12/06/2013 tarihli ihtarname ile 14/06/2013 tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel kurul ile yeni yönetim seçilebildiğini; davalı ...'ın, yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı ... ... ... A.Ş.'nin ... projesi için seçtiği müteahhit firma olan dava dışı .... Şti. tarafından iş avansı alınıp şantiyenin terk edilmesine rağmen, teminat mektubunu paraya çevirmediğini, müteahhit firma olarak belirlenen ....Şti., ... ... A.Ş.'nin bu aşamada tek faaliyet konusu olan ... projesinin inşası için gerekli olan 3.860.00,00-TL iş avansını ve geçici hak ediş bedellerini müvekkillerinin hissedar olduğu ... ... ... A.Ş.'den aldığını ve fakat sözleşmesinde yer almayan işin fen ve teknik bakımdan ihtiyaç bulunmayan ek maliyet getirecek projelerin yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek bir takım haksız taleplerinin yerine gelmemesi üzerine 2011 yılı Mart ayı başında inşaat çalışmalarını durdurarak şantiye alanını terk ettiğini, davalı ...'ın Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı dönemde görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle, şirketin içine düştüğü ekonomik sıkıntılar neticesinde, şirket hakkında iflas yolu ile takip olmak üzere çok sayıda icra takibi başlatıldığını, davalı Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın, müvekkili ... ile imzaladığı 20/12/2011 tarihli sözleşmeye aykırı davranarak 2.000.000,00 USD ödeme borcunu yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattığını, davacı müvekkili ...'nin sermaye koyma borcunu yerine getirdiği gibi, 20/12/2011 tarihli protokol akdedilirken şirket yönetim kurulu tarafından protokolde belirtilen işlerin realize edilmesi için görevlendirilen şirket genel müdürü ... ve şirket vekili Av.... tarafından, davalı şirketin Yönetim Kurulundaki üyelerinin istifa etmesi üzerine şirket idaresinin yürütülmesi sırasında talep edilen şirketin üçüncü kişilere olan borç bedellerinden bugüne kadar toplamda 1.524.260,37 TL ödeme yaptığını, EPDK'ya tevdi edilen 3.158.016,00-TL bedelli teminat mektubunun bankadan alınması için banka tarafından şart koşulan şahsi kefaletin müvekkili ... tarafından verildiğini, davalı Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın şirketin faaliyet konusu olan ... projesi için kaynak yaratma çabası içine girmediğini, hareketsiz kalarak adeta şirketin en büyük değeri olan EPDK lisansının süresinin dolmasını beklemeye başladığını, diğer davalının da bu zararlandırıcı fiile iştirak ettiğini, müvekkili tarafından EPDK lisansı gereği faaliyette bulunularak ... projesinin devamının sağlanması için yeni krediler alınması amacıyla şahsi kefalet dahi verilebileceğinin yönetim kuruluna bildirilmişken, davalı tarafından inşaat faaliyetlerinin devamı için kredi alınarak kaynak yaratılması işlemlerinin hiçbir şekilde yapılmadığını, davalının, bu denli büyük bir projenin tamamlanması için tüm süreci tek başına yöneten bir yönetim kurulu başkanı olarak gerekli önlemleri ve tedbirleri almadığından şirketin faaliyet konusu olan ... projesinin tamamlanmasına kendi ihmal ve kusuru ile engel olarak şirketin en değerli varlığı olan EPDK lisansının kaybedilmesi tehlikesini yaratarak şirketi bu yönü ile de zarara uğrattığını, davalı ...'ın da eşi ...'ın bu zarar verici faaliyetlerine iştirak ettiğini, davalıların basiretsiz ve ihmali bu davranışları sebebiyle şirketin en büyük değeri olan EPDK lisansının yılsonu itibarıyla süresinin dolacağını ve şirketin faaliyet gösterecek bir konusunun kalmayacağınu, bilirkişi kurulu marifetiyle yapılacak inceleme sırasında şirketin EPDK lisansının şirketin en önemli malvarlığı olduğunu, bu lisansın korunması için yapılması gerekli işlemlerin kolaylıkla tespit edilebileceğini, davalılardan ... A.Ş.'yi temsilen ... ... A.Ş. Yönetim Kurulu'nda bulunan yönetim kurulu başkanı ... ve ...'ın istifa ederek şirketin yönetimsiz kalmasına neden olduklarını; davalıların, davacıya yönelttiği haksız ithamlardan ibaret talepleriyle ilgili tahkim davası ile şirketteki hisselerini devredip sorumluluklarından kaçmaya çalıştıklarını, davalıların ihmali, kusurlu ve zararlandırıcı faaliyetleri sebebiyle müvekkilerin hissedar olduğu ... ... A.Ş.'nin gelir kaybına uğradığını, davalıların ihmali ve kusuru ile gerçekleşen zarar doğurucu işlemler sebebiyle müvekkilinin uğradığı gelir kaybı olmak üzere doğrudan zararlara ilişkin mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilip hesaplanarak belirlenecek tazminat miktarından şimdilik 1.000,00 TL'nin her bir zararlandırıcı işlemin gerçekleştiği tarihten başlamak üzere işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/258 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... A.Ş.’nin 16.000.000 TL’lik sermayesi içinde müvekkillerinden ...'nin 19000 adet, ...'nin ise 400 adet pay sahibi bulunduğunu; diğer hissedarlar arasında ... A.Ş.’nin 40000 adet, ...'nin 19.000 adet, ...'nin 1.600 adet pay sahibi bulunduğunu, ... A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın bu şirketi temsilen ... ... ... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı, ...'ın yönetim kurulu üyesi, ...'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı, ...'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, Beyoğlu ... Noterliğinden 13/11/2012 tarihinde... yevmiye ile gönderilen ihtarname ile davalı ...’ın yönetim kurulu başkanlığı ve ...'ın da yönetim kurulu üyeliği görevinden istifa etmekle şirketi yönetimsiz bıraktıklarını, 27/12/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ...'nin yönetim kuruluna aday göstermediğini ve diğer hissedarlar tarafından gösterilen adaya da olumlu oy vermediğini, 12/06/2013 tarihli ihtarname ile 14/06/2013 tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel kurul ile yeni yönetimin seçilebildiğini; yönetim kurulunu oluşturan davalıların şirketi zararlandırıcı işlemlerde bulunduklarını, ... ... Şirketi'nin EPDK'dan aldığı lisans ile ... projesini gerçekleştirmek için kurulduğunu, projenin gerçekleştirilmesi için seçilecek müteahhit konusunda tarafların ihtilaf yaşadıklarını, davalı ...'ın ... projesi için ... Şti'ye referans olduğunu, hatta bu firma ile çalışılmasını şart koştuğunu, dava dışı .... Şti. tarafından iş avansı alınıp şantiyenin terk edildiğini, hatta Ankara 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/333 esas sayılı davası ile sözleşmenin feshi talepli dava açtığını, davalıların ise dava dışı şirketin şantiyeyi terk etmesine rağmen teminat mektubunu paraya çevirmediklerini, nihayet mahkeme tarafından teminatın paraya çevrilmemesi amacıyla tedbir konulduğunu, davalıların hareketsiz kalarak, kurulu eylemleri ile tek amacı ... projesini tamamlamak olan ... ... şirketini iflasın eşiğine getirdiklerini, şirketin içine düştüğü ekonomik sıkıntılar neticesinde, şirket hakkında iflas yolu ile takip olmak üzere çok sayıda icra takibi başlatıldığını, davalıların şirketin faaliyet konusu olan ... projesi için kaynak yaratma çabası içine girmediklerini, hareketsiz kaldıklarını, şirketin en büyük değeri olan EPDK lisansının süresinin yıl sonunda dolacağını, ortaklarca konulan sermayenin de ek işler ve işçi ödemeleri için harcanmasına rağmen mevcut kaynakların yetersiz kaldığını, müvekkilleri tarafından EPDK lisansı gereği faaliyette bulunularak ... projesinin devamının sağlanması için yeni krediler alınması amacıyla şahsi kefaletler dahi verilebileceğinin yönetim kuruluna bildirilmişken, davalılar tarafından inşaat faaliyetlerinin devamı için kredi alınarak kaynak yaratılması işlemlerinin hiçbir şekilde yapılmadığını, şirket öz kaynaklarının heba edildiğini, davalıların kendi ihmal ve kusurlu hareketleri nedeniyle şirketin en değerli varlığı olan EPDK lisansının kaybedilmesi tehlikesini yaratarak şirketi bu yönü ile de zarara uğrattıklarını, davalılardan ... A.Ş.'yi temsilen ... ... A.Ş. Yönetim Kurulu'nda bulunan yönetim kurulu başkanı ... ve ...'ın istifa ederek şirketin yönetimsiz kalmasına neden olduklarını; davalılar ...'nin, diğer davalı ... ile imzaladıkları protokolden bahisle ... ... A.Ş.'deki hisselerini devrederek sorumluluktan kaçmaya çalıştıklarını, davalıların ihmali, kusurlu ve zararlandırıcı faaliyetleri sebebiyle müvekkilerin hissedar olduğu ... ... A.Ş.'nin gelir kaybına uğradığını belirterek, davalıların ihmali ve kusuru ile gerçekleşen zarar doğurucu işlemler sebebiyle müvekkillerinin uğradığı gelir kaybı olmak üzere doğrudan zararlara ilişkin mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilip hesaplanarak belirlenecek tazminat miktarından şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... .... A.Ş. Temsilcisi sıfatıyla ... ... A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı ... vekili savunmasında özetle; dava dışı ... ... ... A.Ş.'nin %50 hissesinin ... Şirketi'ne, diğer %50 hissesinin ise ..., ..., ... ve ...'ye ait olduğunu, müvekkilinin şirket orağı olmadığını, Şirketi yönetim kurulunun istifa etmeden önceki dönemde ...(yönetim kurulu başkanı), ...(yönetim kurulu başkan yardımcısı), ...(yönetim kurulu üyesi) ve ...(yönetim kurulu üyesi)'den oluştuğunu, şirketin ... ve ...'ın müşterek imzaları ile temsil ve ilzam edildiğini, ... ... A.Ş. tarafından ... projesi kapsamında bugüne kadar 17 Milyon TL’den fazla harcama yapıldığını, ancak yapılan bu işlemler ile ilgili hiçbir yönetim kurulu kararı alınmadığını; yapılan bu işlemlerin hepsinin davacı ...’nin tek taraflı irade beyanı ve kararları ile yapıldığını, firmanın karar defterinin bomboş olduğunu, vekil eden ...’ın yönetim kurulu üyesi olarak kusurlu davranışlarla zarara sebep olabilecek herhangi bir işleminin kesinlikle olmadığını, yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenen vekil eden ...’ın, dava dilekçesinde belirtildiği gibi şirketi fiilen işlemez hale getirmek ve ortaklara zarar vermek amacıyla görevinden istifa etmediğini; davacı ... tarafından yapıldığı belirtilen işlemler ve ...'nin yönetim kurulunu işlemez hale getirmiş olması nedeniyle, sadece kâğıt üzerinde kalan yönetim kurulu görevinden haklı nedenlerle istifa ettiğini, davacı ...’nin ... ... ... A.Ş.’de %50 hissedar olan ... A.Ş.’nin hisselerini satın almak için bu firma ile 20/12/2011 tarihli bir protokol imzaladığını; bu protokol kapsamında davacının hiçbir taahhüdünü yerine getirmediği gibi, bu protokol ile yükümlendiği edimini de yerine getirmediği için 20/12/2011 tarihli protokol ile hakem tayin edilen Prof. Dr. ... nezdinde 2012/1 E. sayısına kayıtlı olarak tahkim davası açıldığını; davanın konusunun ... A.Ş.’nin sahip olduğu %50 hissenin devri ile bu hisse devir bedelinin ödenmesi olduğunu, davacının, tahkim davasında yapmış olduğu haksız girişimler ile edimlerini yerine getirmekten kaçınamayacağını anlayınca, akla ve mantığa uymayan hayal ürünü iddialar ile huzurdaki davayı açtığını, ... ... A.Ş.’yi iflasın eşiğine getiren borçlandırıcı işlemlerin bizzat davacı tarafından yapıldığını, her türlü kararı tek başına alan, diğer yöneticileri ve ortakları yok sayan, vekil Eden ...’ı şantiye sahasına dahi sokmayan, şirketi dilediği gibi borçlandıran ve batağa sürükleyen davacı ...’nin, dava konusu iddialarda bulunmaya ve dava açmaya hiçbir şekilde hakkının bulunmadığını, davacının ... Şti. ile ilgili işlemlere ilişkin iddialarının iftira niteliğinde bulunduğunu; her şeyden önce müteahhit firma seçiminin ... tarafından yapılmadığını; müteahhit firmanın, işin teknik sorumlusu olan davacı ve şu an onun emri altında bulunan genel müdür ... tarafından seçildiğini; müteahhit firma ile imzalanan sözleşmede vekil eden ...’ın imzasının dahi bulunmadığını; teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden kaçınma iddiasının da gerçek olmadığını; teminat mektuplarının nakde çevrilmemiş olmasının sebebinin, dava dilekçesinde bahsedilen ve müteahhit .... Şti. firması tarafından açılan davada verilen ihtiyati tedbir kararı olduğunu, ...’nin beyanında olduğu gibi ... ... A.Ş. hakkında birçok icra takibinin başlatıldığını ve borçlar ödenmediği için firmanın iflasına yönelik davalar açıldığını; ancak bunların anılan tahkim davasının açılmasından sonra, yani vekil eden ...’ın şirketten fiilen ayrılma iradesini ortaya koymasından ve yönetim kurulundaki görevinden istifa etmesinden sonra doğduğunu; bu borçlanmaların hepsinin, davacının tek taraflı işlemleri ile yapılmış borçlanmalar olduğunu, İstanbul 13. ATM’nin 2013/135 E. sayılı iflas talepli dava dosyasının 10/07/2013 tarihli celsesinde 251.766,60 TL bedelin ödenmesi için depo emri gönderildiğini ve bu bedelin vekil eden ... tarafından ödenmesi gerektiği beyanına karşın, söz konusu borcun firma iflas etmesin diye, hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen ... A.Ş. tarafından ödendiğini, 2.000.000 USD ödeme borcu ile ilgili iddia çerçevesinde de davacı tarafın, ... ... A.Ş.’nin hissedarı olan ... A.Ş. ile vekil eden ...’ı birbirine karıştırdığını; çünkü davacının gündeme getirmiş olduğu 20/12/2011 tarihli protokolün tarafının vekil eden ... olmadığını; bu bağlamda 2 Milyon Dolar ilave sermaye konulması mevzuunun ise ...’nin iddia ettiği gibi hisse devrinin ön koşulu olmadığını; 20/12/2011 tarihli protokolün hiçbir yerinde hisse devri için bir ön koşul yahut şartın bulunmadığını; ...’nin protokol ile yüklenmiş olduğu edimlerini yerine getirmekten kaçınmak amacı ile kendince ön koşul ve şartlar oluşturduğunu, 20/12/2011 tarihli protokolün 2. maddesi 2. paragrafı ve 4. maddesindeki düzenleme ile 21/07/2010 tarihli ek sözleşme hükümleri ile birlikte, ... ... ... A.Ş.’nin her türlü işleminin davacı tarafından yapıldığına ilişkin birçok belge bulunduğunu, dava dilekçesinde oluştuğu iddia edilen zararlardan vekil eden ...’ın herhangi bir sorumluluğunun olmasının hukuken mümkün olmadığını, şirketi dilediği gibi borçlandıran ve batağa sürükleyenin davacının kendisi olduğunu, davacıya keşide edilen ve davacı tarafından dikkate alınmayan ihtarnameler bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/258 esas sayılı dosyasında Davalı ... vekili savunmasında özetle; davacıların davalılardan Kenan ve Murat'ın eşi olduklarını, aynı konuda davalı ... tarafından müvekkili hakkında İst.46.Asl.Tic.Mah.2013/222 E.sayılı dosyasında dava açıldığını, ... ... A.Ş.ile ilgili tüm işlemlerin davalı ... tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin ... ... A.Ş.'de hissedar olmadığını, kusurlu bir davranışının bulunmadığını, haklı nedenlerle yönetim kurulu başkanlığından istifa ettiğini, tüm icra takiplerinin bu istifadan sonra yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/258 esas sayılı dosyasında Davalı ... vekili savunmasında özetle, müvekkilinin ... ....A.Ş'de hissedar olmadığını, zarara konu edilen hiçbir işlemde imzasının bulunmadığını, şirketin zarara uğratıldığı iddiasına konu tüm eylemlerin davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini savunmuştur.Birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/258 esas sayılı dosyasında Davalılar ... ve ... vekili savunmasında özetle, ... ... A.Ş.'nin dava dışı ... A.Ş.'ye temsilen yönetim kurulu başkanı ... tarafından yönetildiğini, müvekkillerinin kusurlu bir davranışının bulunmadığını, sermaye koyma borcunu yerine getirdiklerini, diğer davalının ... ... A.Ş.ile müteahhit firma arasındaki çekişmede kusurlu davranıp teminat mektubunu nakte çevirmediğini, ve şirketin iflasa sürüklendiğini, zarar isteminden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, TTK.nun 553.maddesindeki koşullarının müvekkili açısından gerçekleşmediğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava dışı ... ... ... ... ... Anonim Şirketi'nin kuruluş amacının... tesisinin kurulması, devreye alınması ve işletilmesi olduğu, bu amaçla şirkete konulan 16.000.000,00-TL öz sermayenin harcandığı, santral inşaası işi için sözleşme yapılan dava dışı ... firmasının şantiye sahasını terkettiği, bu şirketten alınan teminat mektubunun nakde çevrilmediği, akabinde de teminat mektubu üzerine tedbir konulduğu, yine bu firmanın avans olarak aldığı ve geri iade etmediği hak edişler bulunduğu, verilen avansların geri alınması ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi halinde şirket borçlarının ödenebileceği, hatta ... projesinin en önemli yapısı olan birinci kademe ... inşaası ile ... tünelinin demiryolu altından geçişi işlerinin de çok rahat bir şekilde bitirilebileceği, şirketin, işletmenin teknik süreçlerinin yönetimi ile ilgili sorunlar, yönetim sorunları ve hatalarından kaynaklandığı, şirketin projenin gerçekleştirilememiş olması nedeniyle uğradığı mevcut ve ileriye dönük net zararının 20.144.776,17-TL olduğu, şirket zararının ortaya çıkmasında hem ... ve hem de ...'nin kusurlu olabileceği kanaatine ulaşılmıştır. Bilirkişilerce tespit edilen zararın kapsamı ve tutarı tartışılabilir olmakla birlikte, sabit olan, bu zararın "şirket" zararı olduğudur. Başka ifade ile bu zarar doğrudan şirket zararı olduğundan, pay sahipleri açısından ancak dolaylı zarar kabul edilebilir. Asıl ve birleşen davacılar ise dava dilekçelerinde yöneticilerin kusurlu eylemlerinden ötürü şirketin gelir kaybına uğraması nedeniyle kendilerinin de doğrudan zararının ortaya çıktığını iddia etmiş ve tazminatın şirkete değil kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir. Oysa izah edildiği üzere bu zarar pay sahibinin doğrudan zararı olmadığından ancak şirkete ödenmesi talep edilebilir. Bu nedenle asıl davada davacının, davalılar ... ve ... ...'a karşı açtığı dava ile birleşen davada davacıların, davalılar ..., ... ..., ... ve ...'ye karşı açtıkları davanın reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacı ... tarafından zarar bahsi adı altında dava dışı ... Şirketi'ne verilen borçlardan bahsedilmiştir. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan kök ve ek raporlarda asıl davacı ... tarafından dava dışı ... Şirketi'ne uzun vadede geri alınmak üzere toplam 1.571.232,01-TL ek kaynak sağlandığı, bu ödemelerin dava dışı şirket defterlerinde ortaklara borçlar hesabında kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bu tutar yönünden davacı, dava dışı şirkete karşı alacak talebini ileri sürebilecektir. Ancak dava dışı şirkete farklı tarihlerde ek kaynak olarak sağlanan bu toplam tutarın doğrudan zarar kalemi adı altında yöneticilerden tahsilin talep edilebilmesi için, yöneticilerin kanun ve ana sözleşmeye aykırı olduğu iddia olunan eylemleri ile şirkete verilen bu borçlar arasında, diğer değişle iddia olunan doğrudan zarar arasında, (kusurdan bağımsız olarak) uygun illiyet bağının mevcut olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda; 14/06/2013 tarihine dek kendisi de yönetici olan davacı, şirkete sağladığı ek kaynağın sebebini, bu kaynağın sağlanması ile davalı yöneticiye isnad ettiği eylemler arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu ispat edememiş, davacının mülga TTK'nun 336 maddesi kapsamında talep edebileceği doğrudan zarar da bulunmadığı tespit edilmiştir..." gerekçesiyle, asıl davada davacının, davalı ... .... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının, davalılar ... ve ... ...'a karşı açtığı davanın reddine, birleşen davanın davacıların, davalı ... .... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacıların, davalılar ..., ... ..., ... ve ...'ye karşı açtıkları davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl davada davacı ve birleşen davada davacılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, açılan davada müvekkilinin %50 ortak olduğu, ... ......AŞ'nin diğer ortağı ... AŞ'nin temsilcisi sıfatıyla ... ......AŞ'nin yönetim kurulu başkanı ... ile yönetim kurulu üyesi ... ...'ın bu görevleri süresince gerçekleştirmiş oldukları hukuka aykırı ve zararlandırıcı işlemler sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu doğrudan zararı tespiti ve müvekkiline tazminat olarak ödenmesinin talep edildiğini, yaklaşık 8,5 yıla yakın süren yargılama aşamasında bilirkişi raporlarına rağmen verilen ret kararı ile birleşen dosyanın tefrik kararını kabule imkan olmadığını, kök ve ek raporlarda dava dışı şirketin iflas tarihine kadar tespit edilen herhangi bir faaliyet gelirinin olmadığı, toplam varlıklar içerisinde ağırlıklı payının yapılmakta olan yatırımlar başlığı altında yer verilen ... Projesi olduğunun tespit edildiğini, dava dışı şirketi temsil eden yönetim kurulu başkan ve üyesi davalı gerçek kişilerin şirketi idare ederken sadece sermaye koymak taahhütlerini yerine getirdiklerini, bunun dışında kalan diğer işler yönünden özellikle yapmama, zamanında yapmama, hiç yapmama gibi tavır içinde olduklarını, bu durumda müvekkilinin bir takım doğrudan ve dolaylı zararının oluştuğunun dosya kapsamından sabit olduğunu, müvekkilinin 24.03.2015 tarihi itibariyle uzun vadede geri almak üzere sağladığı anlaşılan ek kaynak miktarının 1.571.232,01 TL olduğunu, buna karşılık şirket ortaklarınca tamamen ödenmiş sermayeye rağmen dava dışı şirketin nakit ihtiyacının ek kaynağa olan gereksinim giderek arttığını, taraflar arasındaki ilişki ile sürecin genel yapısına odaklanıldığında ise gözlenen yönetim zaaflarından şirketin gereksinimi olan paranın zamanında sağlanamamış olmasına bağlı olarak şirket zararının oluştuğunun raporlar ile sabit olduğunu, müvekkilinin tespite rağmen dava dışı şirketin nakit ihtiyacı için vermiş olduğu miktar kadar davalı şirket tarafından nakit ihtiyacı karşılanmış olsa dava dışı şirketin iflasına karar verilmeyeceği gibi söz konusu şirkete verilen ... lisansı gereği şuan üretime geçmesi ve devreye alınmasının mümkün olacağını, davalıların şirket menfaatlerini hiçe sayarak nakit koymayı kabul etmediklerini, şirketin adeta bir ekonomik buhrana sürüklenerek yapılan yatırımların heba olmasına, tesis yapılmasını engellemek suretiyle lisans süresi boyunca ... kaybından dolayı maddi zararın oluşmasına neden olduklarını, davalı yönetim kurulu başkanının istifa sürecine kadar idari ve ekonomik açılan şirket yönetim işleri sırasında gerekli özeni göstermeyerek ihmal ve kusurlu davranışlarıyla yönettiğini, yönetim kurulu başkanının müvekkili ile imzalamış olduğu 20.12.2011 tarihli sözleşmede yer alan taraflarca 2.000.000,00 USD ödeme borcunu yerine getirmediğini, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere yeni kaynak ile yatırıma devamın kararlaştırıldığını ancak yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, 18.10.2012 tarihli mailde; mevcut ödeme sıkıntılarının aşılması için ayrı ayrı 500.000,00 USD ödenmesi gerektiğinin yer aldığını, 20.12.2011 tarihli protokol ile müvekkiline gönderilen mail içeriği birlikte değerlendirildiğinde davalıların diğer eylem ve eylemsizlikleri ile müvekkilinin hissedar olduğu şirketin gelir kaybına uğradığını, mahkemece protokol ve mailin değerlendirilmediğini, TTK 553.maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarını, TTK 553.maddede yer alan zarar ibaresi ile doğrudan zararın kastedildiğini, doğrudan zarara uğrayan ortak ya da ortaklık alacaklılarının açacakları sorumluluk davalarında hükmedilecek tazminatın kendilerine verilmesini talep edeceklerini, dolaylı zararın söz konusu olmasında ise ortak ve ortaklık alacaklarının mal varlığında azalma olmasının söz konusu değilken ortaklığın mamelekinde zarar ortaya çıktığında ortada zararın varlığını tespit eden mahkemece zararın meydana gelmesinde TTK 369.maddesi gereğince davalıların uygun davrandıklarınında ispatlanamadığını, eksik inceleme ile ret kararı verildiğini iddia ederek kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verildiğini, yaklaşık 8,5 yıla yakın süren yargılamada mahkeme tarafından aldırılan kök ve üç bilirkişi raporuna rağmen ret kararı ile birleşen dosyanın tefrik kararının kabulünün mümkün olmadığını, kök ve ek raporlarda dava dışı şirketin iflas tarihine kadar herhangi bir faaliyet gelirinin olmadığını, şirketin toplam varlıklar içerisinde ağırlıklı payının yapılmakta olan yatırımlar başlığı altında yer alan ... Projesi olduğunun tespitinin yapıldığı, davalı gerçek kişiler tarafından ... Projesi İnşaatı için anlaşılan şirkete yapılan ödeme, alınan teminat mektuplarının şartları oluşmasına rağmen nakde çevrilmemesi, avans olarak verilen ödemenin iadesi için yasal süreçlere dahil olunmadığınında taraflarca bilinen dosyadaki bilgi ve belgelerle sabit olduğunu, müvekkillerinin şirkete ortak olmalarındaki temel gerekçenin gelir elde etmek olduğunu ancak davalı yöneticiler tarafından realize edilememesi ve kötü yönetilmesi sonucunda iflas sürecinin kaçınılmaz olduğunu, dava dışı şirketin ortaklarınca tamamen ödenmiş sermayeye rağmen nakit ihtiyacının ek kaynağı olan gereksinimin giderek arttığını, taraflar arasındaki ilişki ile sürecin genel yapısına odaklanıldığında ise yönetim zaaflarından şirketin gereksinimi olan paranın zamanında sağlanamamış olmasına bağlı şirket zararının oluştuğunun raporlar ile sabit olduğunu, ... dışındaki dava dışı şirketin nakit ihtiyacı için verilmiş olduğu miktar kadar davalı şirket tarafından nakit ihtiyacı karşılanmış olsa dava dışı şirketin iflasına karar verilmeyeceği gibi şirkete verilen ... lisansı gereği şuanda üretime geçmesi ve devreye alınmasının mümkün olacağını, davalı yönetim kurulu başkan ve üyesinin sermaye koyma borcu dışında nakit koymayı kabul etmediklerini, TTK'nın 553. maddesi gereğince şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun düzenlendiğini, kararın eksik inceleme sonucunda verildiğini, mahkeme tarafından müvekkili yönünden uğranılan zararın tespiti ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalar, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davada davacının, davalı ... .... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının, davalılar ... ve ... ...'a karşı açtığı davanın reddine, birleşen davanın davacıların, davalı ... .... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacıların, davalılar ...,..., ... ve ...'ye karşı açtıkları davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı ve birleşen davada davacılar vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, asıl ve birleşen dosya davacıları ile davalı şirketin dava dışı yargılama aşamasında iflas kararı verilen ... ... ... Şirketinin hissedarları ve ayrıca davalılardan ...'ın eski yönetim kurulu başkanı ve davalı ...'nın eski yönetim kurulu üyesi olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava dışı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyesi davalı gerçek kişilerin dava dışı şirketle ilgili yönetim görevlerini yerine getirmemeleri ve/veya eksik yerine getirmeleri nedeniyle asıl ve birleşen davacıların doğrudan zararlarının olup olmadığı, mahkemece yapılan inceleme ile verilen kararın ve birleşen İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/274 Esas sayılı dosyasının iş bu dava dosyasından tefrikine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, tarafların ortağı olduğu dava dışı ... Şirketinin 12.01.2019 tarihinde sicile tescil ile tüzel kişilik kazandığı, şirketin nevi değişikliği ile anonim şirket olarak 11.11.2010 tarihinde tescil edildiği, yeni ticaret unvanı ile kurulan anonim şirket kurucularının, ..., ..., ..., ... ve davalılardan ...... AŞ şirketi olduğu, asıl dosya davacısı ... ile davalı ... arasında gerçekleştirilen 11.06.2010 tarihli sözleşmenin ... ... Şirketinin %50 hissesinin ... tarafından ...'a veya göstereceği bir tüzel kişiliğe satmaya ilişkin olduğu, 1.250.000,00 USD'lik ödemenin peşin olarak kararlaştırılmış olduğu, 11.06.2010 tarihli sözleşmeye ek olarak 21.07.2010 tarihinde taraflar arasında ek sözleşme gerçekleştirildiği, söz konusu ek sözleşmede, ...'nin hisse devrini EPDK'nın iznine tabi olduğundan izni almayı kabul, beyan ve taahhüt ettiğine yer verildiği, ayrıca ... ili... Projesi için gerekli olan ...Raporu ... santrali için ...'en gerekli olan tüm izin ve onayların kendisi tarafından takip edileceğini ve sonuçlandırılacağını aynen kabul ettiğine yer verildiği, 20.12.2011 tarihinde ... AŞ yetkilisi ... ile ... arasında protokol başlıklı sözleşmenin gerçekleştirildiği, sözleşmenin ... ... ... AŞ'nin %50 hissesinin ... AŞ, diğer %50 hissesinin ise ..., ..., ..., ...'ye ait olduğu, taraflar arasında Eylül 2012 ayı sonuna kadar şirketin satışı için alıcı arayışına girişileceği, alıcı bulunması ve satış fiyatında mutabık kalınması durumunda firmanın tüm hisselerinin satılacağı, iş programı çerçevesinde Eylül 2012 ayı sonuna kadar şirket yatırımlarına devam edileceği, yatırımların devamı için 9.000.000,00 USD sermaye ödemesi yapıldıktan sonra şirket ihtiyaçları için gerekli oldukça en fazla 4.000.000,00 USD şirkete sermaye koyacaklarını ve aynı anda ödeyeceklerini kabul ve taahhüt ettiği, taraflardan herhangi birinin yarı yarıya ödenecek sermayeyi ödemekten kaçınması halinde diğer tarafın durumu hakem ...'e bildirerek ödemekten kaçınma hakkının doğacağı, bundan sonra yapılacak olan tüm işlemlerde taraf onayının alınmasının zorunlu olduğu, yapılacak olan bu ödemelerin ...'nin mesuliyeti ile yapılacağı, daha önceki ödemelerinde ...'nin mesuliyetinde yapıldığı, 4.maddede; şirketin ... Projesi kapsamında yer alan izinlerin alınması için gerekli çalışmaların yapılması ve alınması konusunda mutabık kalındığı, izinlerin ... tarafından alınacağı, ...'ın bu konuda sorumluluğunun olmayacağı, Eylül 2012 sonuna kadar yirmi altı milyon ABD Doları veya daha fazla bedel ile alıcının bulunması durumunda satışın gerçekleştirileceği ve satış bedelinin taraflar arasında yarı yarıya paylaşılacağına yer verildiği, 8.maddede ise; taraflar arasında çıkabilecek ihtilafların iyi niyetli çözüleceğinin kabul edildiği, çözememeleri durumunda hakem ...'e müracaat edileceğinin kabul edildiği, davalı ... AŞ ile ... tarafından dava dışı ...'a Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 21.06.2012 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, bilgi olarak hakem adının ihtarnamede gösterildiği, ihtarname içeriğinde; ......AŞ'nin yönetim kurulu başkanı ...'a gönderilen 15.06.2012 tarihli haftalık faaliyet raporunda 32 tonluk bir adet ekskavatörün kiralanarak sahaya indirildiği, birkaç gün içerisinde 25 tonluk bir ekskavatör daha kiralanacağı, köprünün sol sahil ayak pazılarının başladığının bildirildiği, firmanın genel ve mesul müdürü olarak izin, lisans, ruhsat vb işlemleri nedeniyle gerekli işlemler tamamlandıktan sonra başlanması, aksi takdirde her türlü sorumluluğun kendilerinde olmayacağının belirtildiği, davalı ... ... AŞ adına temsile yetkili ... tarafından 04.10.2012 tarihinden davacı ... karşı taraf olarak gösterilmek üzere hakem heyeti başkanlığına başvuruda bulunarak taraflar arasında imzalanmış olan 20.12.2011 tarihli protokol hükümleri uyarınca hisse devirlerinin yapılarak hisse bedellerinin firmaya ödenmesinin talep edildiği, dilekçenin sonuç bölümünde; EPDK'ye tevdi edilen 3.158.016,00 TL bedelli teminat mektubunun bankadan alınması için banka tarafından şahsi kefaleti şart koşulan ...'ınn bu kefaleti ile ... AŞ'ye 3.158.016,00 TL gayri nakdi kaynak sağlandığı ve protokol hükümleri kapsamında uygun olarak 2.000.000,00 Dolar daha sermaye konulması talebinin karşılandığı, hakemliğin aksi görüşte olması halinde protokolde kararlaştırıldığı gibi ...... AŞ taraflarınca yarı yarıya ilave 4.000.000,00 ABD Doları daha nakit sermaye konularak bunun yatırımı için harcanmasının projenin satış bedeline ve satış işleminin kolaylaştırılmasına hiçbir etkisinin olmayacağının göz önünde bulundurulmasının talep edildiği, hakem tarafından bedelin şirkete sermaye olarak konulmasına karar verilmesi halinde 2.000.000,00 Dolarının karşı tarafında yatırması kayıt ve şartı ile ... AŞ'ye sermaye olarak konulacağını hakemin göstereceği tevdi mahalline tevdi edileceği, protokol hükümleri gereğince firmanın sahip olduğu %50 hissenin ... veya ... tarafından devir alınmasına, sermaye konulmasına karar verilmesi durumunda protokolde kararlaştırılmış olan hisse devir bedeli 13.000.000,00 ABD Dolarının dava tarihinden itibaren kararlaştırılan faiziyle ödenmesine, 2.000.000,00 ABD Doları daha sermaye konulmasına ihtiyaç olmadığı yönünde karar verilmesi halinde 11.000.000,00 ABD Doları hisse devir bedelinin faiziyle ...'den alınarak firmaya ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, 10.07.2013 tarihinde düzenlenen ihtarnamenin dava dışı şirket adına düzenlendiği, bilgi için asıl ve birleşen dosya davacılarının gösterildiği, ihtarnameyi gönderenin dava dışı şirketin vekili olduğu, söz konusu ihtarnamede; şirket alacaklısı ... Şirketi tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2013/135 Esas sayılı dosyada açılan iflas davasının 10.07.2013 tarihli celsesinde 251.766,60 TL üzerinden depo emri çıkarıldığı, yedi gün içerisinde yatırılması aksi takdirde iflas kararının verileceğinin belirtilerek söz konusu bedelin ödenmesinin ifade edildiği, ... ..AŞ vekili tarafından 18.07.2013 tarihinde ...'ye gönderilen ihtarnamede; depo emrine esas olan bedelin yedi gün içerisinde icra dosyasına yatırılması gerektiğinin belirtilerek ... ile firma arasında akdedilen 20.12.2011 tarihli protokolün 2.maddesinin 2.paragrafında; şirket yatırımları için protokol tarihinden sonra yapılacak tüm harcamalarda tarafların onayının alınmasının zorunlu olduğu kararlaştırılmış olmasına rağmen diğer borçlarla birlikte firmanın ve yönetim kurulu üyelerinin onayının alınmadığı, hatta bilgi dahi verilmediği, müvekkili firmanın rızası hilafına ... tarafından yapılan bu borçlanmalar sebebiyle ......AŞ'nin iflasına hükmedilmesi halinde hiçbir sorumluluğun kabul edilemeyeceği, her türlü zarardan muhatabın mesul olacağı ve firma çalışanları tarafından başlatılan icra takiplerine yer verildiği, ihtarname ekinde İstanbul 13. ATM'nin 2013/135 Esas sayılı dosyasında verilen depo emri örneğinin yer aldığı, davacılar tarafından 16.07.2013 tarihli ihtarnamenin şirket vekili ile birlikte ......AŞ şirketi adına keşide edildiği, ihtarnamede; 10.07.2013 tarihli ihtarnameye yer verilerek ...'nin şirketi bugüne kadar 1.524.260,37 TL borç vererek bir kısım şirket alacaklarının talep ettiği borç bedellerini ödemiş olduğu, 18.01.2013 tarihli ... AŞ'ye gönderilen ihtarname ve sonradan bir çok kez bildirildiği, buna rağmen şirketin A Grubu hissedarları tarafından şirket borçlarının 1.524.260,37 TL'ye tekabül eden kısmının ödenmiş olmasından dolayı B Grubu hissedarlarının şirketin borcu olan bu talep nedeniyle borçları karşılama yükümlülüğü olduğu, her iki muhatabın bilgisinin bulunduğu, B Grubu hissedarları ..... AŞ tarafından 1.524.260,37 TL miktarında şirket borçları karşılanana kadar müvekkillerinin talep edilen borç bedellerinden sorumlu olmadıkları, ...... AŞ'den talep edilmesi gerektiği, üç gün içerisinde depo emrine konu bedelin şirketten talep edilmesi eksiksiz şekilde bedelin tevdi edilmesi aksi halde şirketin iflas olmak üzere her türlü doğmuş ve doğacak zarardan muhatapların müştereken ve müteselsilen sorumlu olunacağının belirtildiği, 19.07.2013 tarihli ihtarnamede ise benzer hususlara yer verilerek şirketin yönetimsiz bırakılması ve 20.12.2011 tarihli protokol gereği 2.000.000,00 USD'şer ödeme olmak üzere yerine getirmeyen muhatap şirketin yönetim kurulu başkanı ...'nın bu zararlandırıcı fiileri daha önce planlanan yatırım programını yerine getirmemesine, işlerin yarıda kalmasına ve sonuç olarak şirketin iflasına sürüklenmesine neden olduğunu, yönetim kurulu başkan yardımcılığı devam eden müvekkili yönünden şirketin yönetimsiz kalması üzerine şirket müdürü ... ve vekil olarak görev yapan ...'ın 20.12.2011 tarihli protokol akdedilirken kendilerine yönetim kurulu tarafından verilen yetki ile talep ettikleri şirketin bir kısmı daha önce doğmuş ve muaccel hale gelen borçların ödenmek zorunda kalındığı, müvekkillerinin ödemeler yaparak aynı zamanda protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeye başladığı ve muhatapların protokolden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getireceği inancı ile beklemeye başladığı, muhatabın ise şirket merkezinden bildirildiği kadarıyla bugüne kadar ulaşan yaklaşık 2.100.000.00 TL borçların ödenmesi için hiçbir işlem yapmadığı ve iddialara yer verilerek depo emrinin son gününe kadar bedelin ödenmesi aksi halde şirketin iflas olmak üzere doğmuş ve doğacak tüm zararlardan muhatapların sorumlu olacağının bildirildiği, davacı ... tarafından 01.08.2013 tarihli dava dilekçesi ile asıl davada davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyesi ... aleyhine yönetim kurulu başkanlığı ve yönetim kurulu üyesi süresi içerisinde gerçekleştirdikleri hukuka aykırı ve zararlandırıcı işlemler nedeniyle uğranılan zararın belirsiz alacak şeklinde davacının uğradığı gelir kaybı olmak üzere doğrudan zararlara ilişkin bilirkişi incelemesi ile tespit yapılarak tazminatın tahsilinin talep edildiği, davalılar ... ve ... tarafından ...... AŞ'yi temsilen dava dışı ... ... Şirketteki yönetim kurulundaki mevcut görevlerinden istifa ettikleri, 12.06.2013 tarihli yönetim kurulunda gündemin belirlendiği ve 14.06.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile B Grubu hisseye sahip olan ...... AŞyi temsilen şirket yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ...'in teklif edildiği ve yönetim kurulu üyeliklerine karar verildiği, birleşen dosya davacıları tarafından İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/258 Esas sayılı dosyasında; davalılar ... ve ... AŞ ile diğer davalı ... aleyhine benzer iddialar ile doğrudan zararlarına ilişkin belirsiz alacak davasını açmış olduğu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/274 Esas sayılı dosyasında ......AŞ şirketi tarafından ... aleyhine 13.03.2017 tarihinde sorumluluktan kaynaklanan tazminat istemli davanın açıldığı, davanın dayanağının TTK 553 vd maddelerine ilişkin olduğu, mahkemenin 24.03.2017 tarihli kararı ile İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/846 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme kararı sonrasında dava dışı ... ...... AŞ aleyhine dava dışı ... Şirketi tarafından 31.03.2014 tarihinde açılan iflas davası neticesinde mahkemenin 25.02.2015 tarihli kararı ile iflasına dair hüküm tesis edildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02.05.2016 tarihli kararı ile tebligatın uygun olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, mahkemenin 2016/1051 Esas, 2018/871 Karar ve 03.10.2018 tarihli kararı ile dava dışı ... ...... AŞ şirketinin iflasına karar verildiği, verilen kararın 09.12.2019 tarihli ilam ile onanarak 02.03.2020 tarihinde kesinleşmiş olması göz önünde bulundurulmak suretiyle ilk derece mahkemesi tarafından 11.01.2022 tarihli ara kararı ile; "Mahkememizin 2014/846 esas sayılı dosyası ile birleşen İstanbul 1. ATM'nin 2017/274 esas sayılı davasında; davacının pay sahibi sıfatıyla açtığı davada, dava dışı ... ... şirketinin yönetici olan davalının kusurlu eylemleri nedeniyle şirketi zarara uğrattığı iddia olunarak, bu zararın tespiti ile dava dışı ... ... Şirketi'ne ödenmesinin talep edildiği, mahkememizde devam eden yargılama sırasında dava dışı ... ... Şirketi'nin iflasına karar verildiği ve iflas kararının kesinleştiği anlaşılmakla, TTK'nun 556/1 fıkrasının 2.cümlesi(Eski TTK 309 maddesi) uyarınca dava açma hakkı öncelikle iflas idaresine ait olduğundan, dava dışı şirket iflas idaresinin davayı takip edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekeceğinden, birleşen İstanbul 1. ATM'nin 2017/274 esas sayılı dosyasının iş bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına,
2- Tefrikine karar verilen İstanbul 1. ATM'nin 2017/274 esas sayılı dosyasının alacağı yeni esas üzerinden tensip yapılmasına ve tensiben;
-İstanbul Anadolu 3 İflas Müdürlüğü'ne yazı yazılarak 2015/13 iflas(birleşen 2018/35 iflas) sayılı dosya üzerinden yürütülen iflas tasfiyesinde tasfiyenin adli usulde mi basit usulde mi yapıldığının, adi usulde yapılıyor ise iflas idare memurlarının açık kimlik ve adres bilgilerinin mahkememize gönderilmesinin ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının mahkememize bildirilmesinin istenilmesine, - İflas tasfiyesinin adi usulde yapıldığının bildirilmesi ve iflas idare memurlarının açık kimlik ve adreslerinin bildirilmesi halinde, iflas idare memurlarına İstanbul 1 ATM'nin 2017/274 esas sayılı dosyasında dava ve cevap dilekçeleri ekli tebligat çıkartılarak, müflis ... ... Şirketi'nde pay sahibi ... Şikreti tarafından açılan yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat davasını, TTK'nun 556/1-2.cümle(Eski TTK 309 maddesi) hükmü uyarınca takip edip etmeyeceklerinin iki haftalık kesin süre içerisinde açıklanmasının istenilmesine,
- İflas tasfiyesinin basit usulde yapıldığının bildirilmesi halinde İstanbul Anadolu 3 İflas Müdürlüğü'n İstanbul 1 ATM'nin 2017/274 esas sayılı dosyasında dava ve cevap dilekçeleri ekli tebligat çıkartılarak,e tebligat çıkartılarak 2015/3 iflas sayılı dosyada iflas tasfiyesi yürütülen müflis ... ... Şirketi'nde pay sahibi ... Şikreti tarafından açılan yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat davasını, TTK'nun 556/1-2.cümle(Eski TTK 309 maddesi) hükmü uyarınca, takip edip etmeyeceklerinin iki haftalık kesin süre içerisinde açıklanmasının istenilmesine,
3- Asıl ve birleşen mahkememizin 2013/258 esas sayılı dava dosyası yönünden yargılamaya devam olunmasına karar verildi. Açıklandı. Açık yargılamaya devam olundu..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen davalar yönünden tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporu ve ek raporlar alınmıştır. 15.11.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava dışı ... ... AŞ'nin ... lisansının kaybedilmesi ile karşı karşıya olduğu, EPDK'nın testler için vermiş olduğu inşaat bitirme süresinin dolmuş olduğunun tespit edildiği, lisans süresi boyunca ... kaybından dolayı maddi kaybın 181.440509,73 USD olduğu ayrıca yüklenici firmaya ödenen avansında yaptığı hakedişlerin arta kalan kesimini iade etmediği, geri iade edilmeyen avans tutarının 3.240.885,52 TL olduğu, yasal faiziyle birlikte kayıp oluştuğu, yüklenici işe başlarken verilen avansa karşılık alınan teminat mektubunun şirket kasasında olduğu, nakde çevrilmediği, davalı şirket tarafından ... ... AŞ'ye 4.000.000,00 TL tutarındaki iştirakin 2010 yılında gerçekleştirildiği, iştirak payının 2012 yıl sonu itibariyle tamamen ödenmiş olduğu, davalı şirket defterlerinde dava tarihi itibariyle 421.881,03 TL alacaklı olduğu, en son bakiye alacağın 650.906,31 TL'ye ulaştığı, dava dışı şirket ticari defterlerinde raporlanın borç tutarlarının ise tespit edilen asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle uyumlu olduğu, ayrıca dava dava dışı şirketin kayıtlarında davacı ... tarafından şirketc uzun vadede geri alınmak üzere sağlandığı anlaşılan ek kaynağın 24.03.2015 tarihi itibarıyla ulaştığı tutarın ise 1.571.232,01 TL düzeyinde bulunduğu; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.02.2015 tarihli ve 2014/731 B. 2015/141 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin 25.02.2015 günü saat 17:30 itibarıyla iflasına hükmedildiğinin görüldüğü; iflas talepli davada dava dışı şirketin borçlu olduğu firma tarafından yapılan takipte toplam 94.032,86 TI. tutarındaki alacağın tahsili talebine, davalı (işbu davada dava dışı şirket) tarafından itiraz edilmediği için takibin kesinleştiğinin anlaşıldığı, dava dışı şirket ile ilgili olarak sunulan ticari defter kayıtları ve finansal tablolardan hareketle yapılan analizlere göre; davalı şirketin iflas tarihine kadar geçen süreçte raporlanan herhangi bir faaliyet gelirinin bulunmadığı; dolayısıyla da sürekli dönem net zararı raporlandığının görüldüğü; Bu bağlamda, dava dışı şirketin ödenmiş sermayesinin yitirilmiş durumda görünen bölümünün 1.236.838,45 TI. tutarında olduğu; dava dışı şirketin 2012 yılından iflas ettiği tarihe kadar geçen süreçte analize tabi tutulan varlık ve kaynak yapısındaki seyre göre, yeterli bir net çalışma sermayesi tahsis edilmeden faaliyetlerin sürdürüldüğünün anlaşıldığı; bu süreç içerisindeki faaliyet giderlerinin ise, ağırlıklı olarak davacı olmak üzere, davacı ile davalı şirket tarafından borç olarak sağlanan kaynaklar ile karşılandığının anlaşıldığı; dava dışı şirketin toplam varlıkları içerisinde ağırlıklı payın “Yapılmakta Olan Yatırımlar” başlığı altında izlenen ... Projesi olduğu görülmekle birlikte, gelinen aşama itibarıyla iflasına karar verilmiş durumdaki dava dışı şirketin en son raporlanan bilanço verilerine göre raporlanan kaydi yatırım tutarları kadar varlık değeri bulunduğundan söz edebilmenin finansal yönden olanaklı görünmediği; bu bağlamda değerlendirme yapılabilmesi için teknik yönden yapılaçak tespit ve analizlerin anahtar nitelikte göründüğü; teknik yönden; şirketin ... lisansının kaybedilmesi ile karşı karşıya olduğu, EPDK'nın tesisler için vermiş olduğu inşaat bitirme süresinin dolduğunun tespit edildiği; eğer yatırım hiçbir suretle gerçekleştirilmez ise lisans süresi boyunca ... kaybından dolayı maddi kaybın tablo-14 te görüleceği üzere 181.440.509,73 USD olduğu, yıllık faizleri olacağının da ayrıca dikkate alınması gerektiği; ayrıca yüklenici firmaya ödenen avansın da yapılan hak edişlerden arta kalan kesiminin geri iade edilmediği; geri iade etmediği avans tutarının da 3.240. 885.52 TL olup, yasal faizi ile birlikte maddi kayıp oluşturduğu; yüklenici firmaya işe başlarken verilen 3.860.000,00 YL avansa karşılık alınan aynı miktardaki teminat mektubunun şirket merkezindeki kasada olduğu, ama yüklenicinin işi bırakıp gitme tavrına karşılık teminat mektubunun nakde çevrilmediği, bu yüzden şirketin zarara uğratıldığının tespit edildiği, verilen avans geri alınması durumunda bu para ile piyasa borçlarının ödenmiş olacağı ve şirket aleyhine iflas istemiyle davalar açılmamış olacağı; hatta bu projenin en önemli yapısı olan ... inşası bitirilmiş, ... tünelinin demiryolu altından geçişi de çok rahat bir şekilde bitirilmiş olacağını; Devlet Demir Yolları Teşkilatının bu dönemde proje sahasından geçen hattı bakım onarıma almış olduğu, demir yolu trafiğinin durdurulmuş olmasının da çok önemli fırsat olarak çıkmış durumda gözüktüğü; ancak yüklenicinin işi bırakıp gitmesi sebebiyle ... tünelinin demir yolu altından geçişinin gerçekleştirilemediğinin anlaşıldığı, yüklenici firma tarafırıdan şirkete verilen 5.500.000,00 USD teminat mektubunun yüklenicinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı yine sözleşme hükümleri gereğince mektubun nakde çevrilmesi gerekir iken nakde çevrilmediğinin anlaşıldığı; bu sebepten dolayı şirketin zarara uğratıldığı; Proje yatırımı devam ettirilemediği için şirket ortaklarının tüm sermayesinin de yok olduğunun anlaşıldığı; genel itibarıyla da; Finansal ve teknik yönlerden ayrıntılı olarak sunulan tespit ve analizlere dayalı olarak, şirketin ortaklarınca tamamen ödenmiş durumdaki 16.000.000 TL tutarında sermayesi bulunmasına rağmen, nakit ihtiyacının sürdüğü ve ek kaynağa olan gereksinmesinin artarak sürdüğünün anlaşıldığı; taraflar arasındaki ilişki ve sürecin genel yapısına odaklanıldığında ise, gözlenen yönetim zaaflarından, şirketin gereksinmesi olan paranın zamanında sağlanmamış olmasından ve buna bağlı olarak da fiilen doğduğu anlaşılan şirket zararından her iki tarafın da kusurlu olabileceğinin değerlendirildiği belirtilmiştir. 05.12.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda; gerek asıl dava, gerekse birleşen dava kapsamında taraf vekillerince sunulan itirazların, işbu ek rapor içerisinde uzmanlık alanları itibarıyla ayrı ayrı ve ayrıntılı olarak değerlendirildiği; gerek kök rapor, gerekse yukarıda işbu ek rapor aşamasında işletme muhasebe finansman ve teknik uzmanlık alanları itibarıyla mahkemenin takdirlerine sunulan tespit, analiz ve değerlendirmeler bir bütün olarak dikkate alındığında, dava dışı ... A.Ş.'nin uğradığı zararın, işletmenin teknik süreçlerinin yönetimi ile ilgili sorunlar nedeniyle ortaya çıktığının değerlendirildiği; dava tarihi itibarıyla şirket zararının finansal yönden tespit edildiği gibi 20.144.776,17 TL olduğu ve bu zararın yönetim sorunları ve hatalarından kaynaklandığının mahkemece de benimsenmesi halinde sorumlulukların tespitinin önem kazandığı; kök raporda, gözlenen yönetim zaaflarından, şirketin gereksinmesi olan paranın zamanında sağlanmamış olmasından ve buna bağlı olarak da fiilen doğduğu anlaşılan şirket zararından her iki darafın da kuşurlu olabileceğinin değerlendirildiği, gelinen aşama itibarıyla ve bilirkişi kurulu teknik üyesince kök rapor aşamasında sunulu tespit ve analizler yanında, işbu ek rapor aşamasındaki değerlendirmeleri dikkate alındığında ise, dava dışı şirketin temel işleyişi ve yönetim fonksiyonları itibarıyla gözlenen zaaflara bağlı olarak oluştuğu değerlendirilen zarardan, yönetim kurulu başkanı konumundaki davalı ...'ın sorumlu olduğu sonucuna ulaşılabileceği; dava dışı ... ... A.Ş.'nin uğradığı zarardan dolayı tazminatın da ancak şirkete ödenmesinin talep edilebileceği belirtilmiştir. Asıl davacı ... ile Birleşen dosya davalı ... vekili ek rapora karşı beyanında; raporda davanın haklı ve hukuka uygun olduğunun ortaya çıkarıldığını, zararlandırıcı işlemlerin davalı ... tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, teknik yönden itirazların değerlendirilmesi başlığı altındaki itirazları kapsamında bilirkişi heyeti ek raporundaki zarar miktarı ve müvekkile ödenmesi yönünden yapılan tespitlere itiraz ettiklerini belirterek, ek rapor alınmasını talep etmiştir. Birleşen dosya davacıları ek bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerinde; gerek kök rapor, gerekse ek rapor aşamasında işletme muhasebe finasman ve teknik uzmanlık alanları itibariyle mahkemenin takdirine sunulan tespit, analiz ve değerlendirmelerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava dışı şirketin uğradığı zararın işletmenin teknik süreçlerinin yönetimi ile ilgili sorunlar nedeniyle ortaya çıktığının değerlendirildiğini, bilirkişinin zararın hesaplanması ve müvekkilleri ödenmesi açısından rapora itiraz ettiklerini belirterek, ek rapor alınmasını talep etmiştirlerdir. Davalılar vekili tarafından ek bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; mesul ve genel müdür olduğu belirtilen ...'ın beyanına dayalı olarak şirket yönetiminin ...'a ait olduğu görüşünün TTK'nın anonim şirket genel kuruluna ilişkin hükümleri kapsamında kabul edilemeyeceğini, raporda ...'ın 26.06.2012 tarihinde elden ihtarname tebliğ ettiği, ... AŞ yönetim kurulu başkanı ... tarafından her türlü karar ve talimatın verilmekte olduğu, sözlü ve yazılı mesul ve genel müdür sıfatıyla tüm talimatların ve uygulamaların ... tarafından kararlaştırıldığı ve iletildiği, talimatlarının hayata geçirildiğinin belirtildiğini, şirket yönetiminin kim tarafından yürütüldüğü hususunun genel müdür olduğu konumunda olduğu belirtilen bir kişinin beyanına dayalı olarak belirlenemeyeceğini, TTK hükümlerinin göz ardı edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokoller ile dava dışı ... AŞ'nin asıl amacı olan ...Projesi ile ilgili her türlü teknik sorumluluğun davacı yönetim kurulu üyesi ... tarafında üstlenildiğinin sabit olduğunu, ayrıca dosyaya ibraz edilen mütalaada da belirtildiği üzere dava dışı şirketin yönetim kurulu üyelerinin müşterek imzası ile hak ve borç altına girebileceğinin düzenlendiğini, bir firmanın yöneticisinin maaş ile çalışan bir müdüre görevlerini niçin ihtarname ile bildirme gereği duyduğunu, ... AŞ firmasını ...'nin yönettiğini, çok sayıda bilgi ve belge olduğunu, 20.12.2011 tarihli protokolle şirket yatırımları için yapılacak tüm ödemelerde tarafların onayının alınmasının zorunlu olduğu, yapılacak olan ödemelerin ...'nin mesuliyetinde olacağı, daha önce yapılan ödemelerinde ...'nin mesuliyetinin yapıldığının belirtildiğini, proje kapsamında yer alan izinlerin alınması için gerekli çalışmaların yapılması ve alınması konusununda ... sorumluluğunda olduğunun kararlaştırıldığını, raporun hatalı yorumlar içerdiğini, ek raporda, ... AŞ'nin iflasına eşiğine getiren tüm borçlanmaların müvekkili yönetiminden istifadan sonra davacı ... tarafından yapıldığı, ek rapordaki tahkim davası ile ilgili değerlendirmelerin çok daha ilginç olduğunu, bilirkişilerin görev yetkisini aşacak şekilde başka bir davaya ilişkin görüş beyan ettiklerini, müvekkili firmanın hiçbir mecburiyeti olmamasına rağmen dava dışı ... AŞ firmasının borcunu iki kez ödeyerek iki kez iflastan kurtarmasının bilirkişiler tarafından cebri icra tehdidi olarak değerlendirildiğini, ayrıca ...'nin 2.000.000,00 USD sermaye borcu olduğu bilgisinin hatalı olduğunu, taahhütlerin belirli şartlara bağlandığını, sermaye borcu niteliğinin bulunmadığını, bilirkişiler tarafından zarar olarak hesaplanan afaki ve fahiş bedelin nasıl hesaplandığının meçhul olduğunu, böyle bir maddi kayıptan bahsetme olanağının bulunmadığını, toplam zararın şirketin 16.000.000,00 TL tutarındaki ödenmiş sermayesinin tamamen kaybolmuş durumda göründüğü ve dava tarihi itibariyle toplam zararında 20.144.766,17 TL düzeyinde bulunduğunun değerlendirildiğini, böyle bir yaklaşımın zarar kavramının doğal yapısını aykırı olduğunu belirterek, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiştir. 29.01.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; gerek asıl dava, gerekse birleşen ilk dava kapsamında taraf vekillerince önceki ek rapora sunulan beyan ve itirazlarının da işbu ikinci ek rapor içerisinde uzmanlık alanları itibarıyla ayrı ayrı ve ayrınlılı olarak değerlendirildiği; gerek kök rapor gerekse önceki ek rapor aşamasında öncelikle teknik yönden sunulan tespit ve değerlendirmelerde bir değişikliğin söz konusu olmadığı; yine muhasebe finansman uzmanlık alanı ile hukuki uzmanlık alanları itibarıyla önceki raporlarda sunulu tespit ve değerlendirmelerin öz itibarıyla değişmediği gibi zararın oluşumuna ilişkin ayrıntılı açıklamalarında işbu raporun ekinde tekrar ve ayrıca yer verildiği; önceki ek raporda da belirtildiği üzere; dava tarihi itibarıyla şirket zararının finansal yönden tespit edildiği çerçevede 20.144.776,17 TL olduğu ve bu zararın yönetim sorunları ve hatalarından kaynaklandığının mahkemece de benimsenmesi halinde sorumlulukların tespitinin önem kazandığı; önceki raporlarda muhasebe-finansman ve hukuki uzmanlık alanları itibarıyla, fiilen doğduğu anlaşıları şirket zararından her iki tarafın da kusurlu olabileceği yönündeki görüşde bir değişikliğin söz konusu olmadığı; bilirkişi kurulunun teknik üyesince gerek kök rapor gerekse ek rapor aşamasındaki değerlendirmeler çerçevesinde tespit ve görüşlerinin de mahkemenin takdirinde bulunduğu; dava dışı ... ... A.Ş.'nin uğradığı fiili zarardan dolayı tazminatın ancak şirkete ödenmesinin talep edilebileceği yönündeki görüşün de korunduğu, ayrıca 2. birleşen dava kapsamında ise, davacı konumunda bulunan ve diğer davalarda davalı konumundaki şirket vekilince sunulu dava konusu talep çerçevesinde öncelikle vurgulanması gereken hususun, daha önce de belirtildiği üzere; dava konusu zararın ağırlıklı olarak ve öz itibarıyla, yapılan “ödemeler ya da harcama tutarlarının” kaydedilip raporlandıkları tarihlerdeki toplamından değil, bu ödeme ya da harcama tutarlarının, muhasebe sisteminde sonuç itibarıyla yansıdığı “Yapılmakta Olan Yatırımlar” kaleminin muhtemel satış değerindeki değer kaybından oluştuğu; dolayısıyla da birleşen 2. davada davacı konumundaki şirket vekili tarafından iddia edildiği gibi asıl davada davacı konumundaki davalının kusurundan kaynaklanan zararların bulunup bulunmadığı ve bunların çeşit ve fonksiyonel türleri itibarıyla tespitinin de doğal olarak, mali denctim prosüdürleri kadar faaliyet denetimi prosedürlerine de muhtaç göründüğü; bir an için gerek asıl dava gerekse birleşen davalar kapsamında, zararların kaynaklandığı süreçler bazında olmak üzere ve gerek çeşitleri gerekse fonksiyonel türleri itibarıyla maliyet ya da giderletin tespit ve bunlarla ilgili ilgili tüm taraflar itibarıyla karşılaştırmalı sorumluluk analizine dayalı denetimin prosedürlerinin bilirkişi inceleme sınırları içerisinde gerçekleştirilebileceğinin bir an için kahulü halinde dahi, bilirkişi kurulunca böyle bir sürecin gerçekleştirilmesinin olanaklı bulunmadığı belirtilmiştir. 15.03.2021 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; gerek asıl dava gerekse birleşen ilk dava kapsamında taraf vekillerince önceki ek rapora sunulan beyan ve itirazlarının da işbu üçüncü ek rapor içerisinde uzmanlık alanları itibarıyla ayrı ayrı olmak üzere tekrar değerlendirildiği; önceki ek raporda da belirtildiği üzere; dava tarihi itibarıyla şirket zararının finansal yönden tespit edildiği çerçevede 20.144.776,17 TL olduğu ve bu zararın yönetim sorunları ve hatalarından kaynaklandığının mahkemece de benimsenmesi halinde sorumlulukların tespitinin önem kazandığı, önceki raporlarda muhasebe-finansıman ve hukuki uzmanlık alanları itibarıyla, fiilen doğduğu anlaşılan şirket zararından her iki tarafın da kusurlu olabileceği yönündeki görüşte bir değişikliğin bu aşamada da söz konusu olmadığı; gelinen aşama itibarıyla dava dışı ... ... A.Ş.'nin uğradığı fiili zarardan dolayı tazminatın ancak şirkete ödenmesinin talep edilebileceği yönündeki görüşün de korunduğu, ayrıca 2. birleşen dava kapsamında ise, davacı konumunda bulunan ve diğer davalarda davalı konumundaki şirket vekilince sunulu dava konusu talep çerçevesinde öncelikle vurgulanması gereken hususun, önceki raporlarda da belirtildiği üzere; dava konusu zararın ağırlıklı olarak ve öz itibarıyla, yapılan “ödemeler ya da harcama tutarlarının” kaydedilip raporlandıkları tarihlerdeki toplamından değil, bu ödeme ya da harcama tutarlarının, muhasebe sisteminde sonuç itibarıyla yansıdığı “Yapılmakta Olan Yatırımlar” kaleminin muhtemel satış değerindeki değer kaybından oluştuğu; dolayısıyla da birleşen 2. davada davacı konumundaki şirket vekili tarafından ifade edildiği gibi asıl davada davacı konumundaki davalının kusurundan kaynaklanan zararların bulunup bulunmadığı ve bunların çeşit ve fonksiyonel türleri itibarıyla tespitinin de doğal olarak, mali denetim prosedürleri kadar faaliyet denetimi prosedürlerine de muhtaç göründüğü; bilirkişi incelemelerinin ise, bilirkişi görev sınırları içerisinde bulunduğu, dava dışı şirketin finansal işlemlerinin yerindeliği ve uygunluğuna ilişkin “mali tablo” ve “faaliyet denetimi” konularını kapsamadığı belirtilmiştir. Taraf vekillerinin rapora beyan ve itirazları sonucunda mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden; asıl davada. davacı vekilinin husumeti ...... AŞ ile birlikte ...'a ayrı ayrı yönettiklerini beyan etmesi, birleşen davada da davacıların söz konusu davalılara karşı ayrı ayrı dava açtıklarını beyan etmiş olmalarına karşılık dava dışı ...... AŞ şirketinin sicil kaydında asıl ve birleşen davalarda davalı olarak gösterilen....AŞ'nin şirket yöneticisi olmadığı, şirket ana sözleşmesinin geçici 3.maddesi ile ...'ın doğrudan yönetim kuruluna seçildiği, davalı ...'nin dava dışı şirkette B Grubu hissedar olarak sadece ortak sıfatına haiz olduğu, yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat bakımından husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davalılardan şirket hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın ise bilirkişiler tarafından her iki tarafın kusurlu olabileceği gerekçesiyle şirkete ait zarar tespit edilmiş ise de izah edilen gerekçelerle zararın pay sahibinin doğrudan zararı olmadığı ve ancak şirkete ödenmesi talep edilebileceğinden ve TTK'nın 336.maddesi kapsamında doğrudan zarar bulunmadığının tespiti gerekçesiyle esastan reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK 553.maddesinde , kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu düzenlenmiştir.Dava dışı ... Şirketi 12.01.2019 tarihinde sicile tescil ile tüzel kişilik kazanmış ve şirket nevi değişikliği ile anonim şirket olarak 11.11.2010 tarihinde tescil edilmiştir. Anonim Şirket kurucuları, ..., ..., ..., ... ve davalılardan ...... AŞ şirketidir. Davalı şirket, dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi değildir. B grubu şirketi temsilen yönetim kuruluna ... ve ...'ın seçilmiştir. Adı geçen gerçek kişi davalılar ,dava dışı şirketin yönetiminde istifa tarihine kadar yer almalarına rağmen yukarıda belirtildiği üzere B Gruba hisseye sahip olan davalı ... ... AŞ şirketi yönetimde yer almamıştır. Davacıların her iki davalıya karşı da ayrı ayrı sorumluluk davalarını açmış olduklarına dair açıklamaları da dikkate alınarak ,yönetici olmayan davalı şirket hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava dışı şirketin kuruluşu ve nevi değişikliği sonrasında davalı gerçek kişiler B Grubu hisse sahibi şirketi temsilen 2010 yılından itibaren şirket yönetiminde yer almıştır. Bu nedenle iş bu uyuşmazlıkta mülga 6762 sayılı TTK ile birlikte yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın ilgili hükümlerinin değerlendirilmesi uygun düşecektir.Mülga 6762 sayılı TTK'nın 336.maddesinde; mesuliyet düzenlenmiştir. TTK 336/1.fıkrada; idare meclisi azalarının şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsen mesul olamayacakları ancak belirtilen hallerde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesul olacakları ifade edilmiştir. 1.bentte; hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vuku bulan ödemelerin doğru olmaması, 2.bentte; dağıtılan ve ödenen kar paylarının hakiki olmaması, 3.bentte, kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması, 4.bentte; umumi heyetten çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi, 5.bentte ise; gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. 340.maddede ise; ortakların ve şirket alacaklarının tazminat davasına ait diğer hükümler başlığı ile 336 ve 337.maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309.madde hükmünün tatbik olunacağı ifade edilmiştir. 309.maddede ise; müşterek hükümler üst başlığı ile tazminat talebi olarak "Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir. Şirketin iflası halinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz oldukları haklar iflas idaresine ait olur. Bu hususta İcra ve İflas Kanununun 245 inci maddesi hükmü caridir. Mesul olan kimselerin cümlesi aleyhinde şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir. Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." düzenlemesi mevcuttur. 6102 sayılı TTK 555 maddesinde; şirketin zararı başlığı ile; "(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.(2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır."ifadelerine yer verilmiştir.Somut davada asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından tazminatın kendilerine ödenmesini, doğrudan zarara uğradıklarını iddia etmişlerdir. Bilirkişi raporlarında; şirketin işletmesi ile ilgili teknik süreçlerin, yönetimi ile ilgili sorunlar nedeniyle projenin gerçekleştirilmemiş olmasından dolayı şirketin mevcut ve ileriye dönük zararı olduğuna dair açıklamalarda bulunulmuştur. Söz konusu zarar şirkete ait bir zarardır. Raporda tazminatın şirkete ödenmesinin istenebileceği belirtilmiştir.Davacı pay sahiplerini ilgilendiren doğrudan bir zarar yoktur. Ancak doğrudan şirket zararı olduğundan pay sahiplerinin zararı dolaylı zarar olabilecektir. Bu zarar, gerek mülga ,gerekse de yürürlükte bulunan yasal düzenlemeler kapsamında şirkete ödenmesi istenebileceğinden davacıların bu yönde açmış oldukları davalarının reddine dair karar da bir isabetsizlik görülmemiştir. Çünkü iş bu davayı ileri sürme hakkı dava dışı şirkete aittir. Bu zarar dava dışı şirketin doğrudan zararı olacaktır. Şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, ortaklar açısından ise dolaylı zarardır. Bu durumda ortak TTK'nın 555. maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesini talep edebilir.Diğer taraftan, iş bu dava dosyası ile birleştirilen İstanbul 1. ATM'nin 2017/274 Esas sayılı dosyası mahkemece tefrik edilmiştir.Davacılar, tefrik kararının yerinde olmadığına dair istinaf talebinde bulunmuşlardır. Tefrik konusu dosya, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/274 Esas, 2017/282 Karar sayılı dosyasıdır. Söz konusu dava, davacı ..... AŞ Şirketi tarafından davalı ... aleyhine dava dışı ... ... AŞ'nin uğramış olduğu zararın tahsiline dair TTK 553 ve 554 maddeleri kapsamında açılan sorumluluk davasıdır. Yargılama aşamasında sorumluluk davasının tazmini amacıyla açılan dava dışı şirket iflas etmiştir. TTK 556 maddede, iflas halinde başlığı ile ilk fıkrada, zarara uğrayan şirketin iflası halinde, tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkının şirket alacaklılarının da haiz olduğu, ancak pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının istemlerinin önce iflas idaresince ileri sürüleceği, ikinci fıkrada ise iflas idaresinin birinci fıkrada öngörülen davayı açmadığı takdirde her pay sahibi veya şirket alacaklısının davayı ikame ikame edebileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, ilgili düzenleme ile birlikte şirketin iflası ile iflas idaresinin yasal yetki ve görevleride göz önünde bulundurularak tefrik kararı verilmiştir. HMK 167.maddesinde; davaların ayrılması düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, mahkemenin yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, her aşamada talep üzerine veya kendiliğinden karar verebileceği ifade edilmiştir. Aynı yasanın 168.maddesinde ise kanun yolları düzenlenmiştir. Somut olayda, zarara uğratıldığı iddia edilen şirket iflas etmiş ve iflas idaresi tarafından tasfiyesine başlanmış olduğundan TTK, İİK ve HMK hükümleri kapsamında söz konusu dosyanın tefrikinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve davacıların aksine iddia ve istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup asıl davada davacı ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, asıl davada davacı ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davacı ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Asıl davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Birleşen davada davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 570,60 TL istinaf karar harcının birleşen davada davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.