T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2172
KARAR NO:2026/893
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:22/06/2022
NUMARASI:2021/430 Esas - 2022/438 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalılar aleyhine İstanbul 19. İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile 09/03/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçluların vekilleri aracılığıyla icra dosyasına sundukları dilekçeleri ile yetkiye, borcun faizine, faiz oranına, icra takibine, ödeme emrine, imzaya ve diğer tüm ferilere itiraz ederek takibi durdurduklarını, taraflar arasında imzalanan yetki sözleşmesine göre İstanbul Mahkeme ve İcra Müdürülüklerinin yetkili olduğunu, davalı ile müvekkil banka arasında imzalanan 27/06/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinin 61.maddesinin yetkiye ilişkin olduğunu, ilgili madde incelendiğinde yetki itirazının reddinin yerinde olmadığının görüleceğini, para borcuna ilişkin ihtilaflarda alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olacağından müvekkili banka tarafından davalılar aleyhine para alacağı nedeniyle başlatılan takibin şirketin merkez adresinin bulunduğu yer olan İstanbul'da başlatıldığını, davalı/borçlu ... (...) ile müvekkil arasında akdedilen ve takibin dayanağı olan 27/06/2018 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca, borçluya ... no'lu kredi kullandırıldığını, borçlu tarafından kullanılan bu kredinin ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından Beşiktaş .... Noterliğinin 18/02/2021 tarihli, ... yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edilerek, borçluya kullandırılan kredinin kat edildiğini, ihtarnameye rağmen borçlular tarafından müvekkili bankaya herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 19. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından itiraza konu icra takibinin başlatıldığını, mahkeme tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler ile banka ve davalıların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde borçluların itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılacağını,müvekkil banka tarafından davalılar aleyhine başlatılan icra takibinde bildirilen asıl alacak, faiz miktarı, faiz oranı, masraf ve feriler usul ve yasaya uygun olduğunu, davalılar vekili tarafından imzaya da itiraz edilmişse de bu konuda yeterli ve ayrıntılı açıklamada bulunulmadığını, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; banka ile müvekkili davalı ... arasında akdedilen sözleşmenin kanunun emredici hükümlerine aykırılık nedeniyle geçersiz olduğunu, nitekim ...'in paranoid şizofreni hastası olup ayırt etme gücüne sahip olmadığını, hukuki işlem ehliyetinin temel şartının irade beyanında bulunanın ayırt etme gücüne sahip olması kuralı olup bu şart sağlanmadan yapılan sözleşmelerin TBK madde 27 gereği kesin hükümsüz olacağını, müvekkillerinin yerleşim yerlerinin Antalya ili olduğunu ve alacak konusu edilen kredi sözleşmesinin de davacı bankanın Antalya ili şubesinde yapıldığını, banka tarafından dürüstlük kuralına aykırı olarak sözleşmeye yetki maddesi eklenmesi ile banka karşısında güçsüz konumda olan müvekkillerini zor durumda bırakıldığını, müvekkilinin sözleşmeyi tacir olarak imzalamadığını, kredinin herhangi bir şirket adına olduğunun veya ticari kredi olduğunun sözleşmeden anlaşılamayacağını, bu açıdan da yetki sözleşmesinin geçersiz olacağının, banka tarafından müvekkiline yapılan ihtarda yıllık %27 oranında kredi faizi istendiğini ancak bu oranın fahiş olduğunu, sözleşmede bankaya verilen faiz oranı belirleme yetkisinin banka tarafından dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanıldığını, dosyaya sunulan sözleşmenin genel bir banka sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin genel işlem koşulları kapsamında değerlendirilmesinde banka tarafından talep edilen faiz miktarının müvekkilinin açıkça bilgilendirilmediğini, yanıltıcı nitelikte ve bankalar tarafından tüketicilerin zor durumda olmasından faydalanılarak belirlenen bir faiz miktarı olduğunu, faiz oranının sözleşme ile belirlenmiş olsaydı dahi fahiş kar amacıyla yapılan faiz arttırımının taahhütte bulunan kişinin ekonomik özgürlüğünü kısıtlaması sebebiyle hukuka ve ahlaka aykırı olduğunun kabulü gerekeceğini, TMK madde 2 ve TBK madde 27 gereği sözleşmenin hükümsüz kabul edilmesi gerekeceğinden davanın da kabulünün mümkün olmadığını, diğer davalı ...'un kefilliğine ancak asıl borçluya gidildikten sonra başvurabileceğini, hem borçluya hem kefile aynı anda başvurulması ile hukuka aykırı bir talepte bulunulduğunu savunarak, davanın reddini ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, takip dosyası, düzenlenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında, davacı banka tarafından davalıya ticari kredi kullandırıldığı, davalının vadesinde borçlarını ödememesi üzerine hesabın kat edildiği ve alacağın tahsili için öncelikle Beşiktaş .... Noterliğinin 18.02.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçluya kredi hesaplarının kapatıldığı ve ilgili borcun ödenmesi konusunda ihtarda bulunulduğu, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalılar hakkında mahkememiz esasından alacak davası açıldığı, davalı borçlu tarafından kredi borcunun ödenmediği, diğer davalı müteselsil kefaletinin usulüne uygun düzenlendiği, müteselsil kefaletin geçerli olduğu anlaşıldığından kefilin de davalının nakdi kredi borcundan sorumlu olduğu sabit olduğundan düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan 09.05.2022 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalıdan 56.795,36 TL asıl alacak, 11.378,26 TL İşlemiş Faiz, 618,43 TL % 5 BSMV ve 290,91 TL İhtar Gideri olmak üzere 69.082,96 TL alacaklı olduğu hesaplanmakla,Davacı Bankanın takip tarihinden itibaren asıl borç tamamen ödeninceye kadar asıl alacak üzerinden yıllık % 27,6 oranında temerrüt faizi talep edebileceği,anlaşılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalıların İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 56.795,36- TL asıl alacak, 11.378,26-TL temerrüt faizi, 568,91-TL %5 BSMV ve 290,91-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 69.033,44-TL üzerinden; takip tarihinden itibaren asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık %27,6 oranında temerrüt faizi ile birlikte aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın %20'si (11.359,07-TL) oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından yargılama sonunda davalılar aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedildiğini, likit olmayan alacak hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Kötü niyet tazminatı talep edilmişse de bu hususun değerlendirilmediğini, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davanın kısmen veya tamamen reddedilmiş olmasının yeterli olduğunu, mahkemenin bu hususta bir hüküm kurmamasının eksik inceleme ile hükmün kurulduğunu gösterdiğini, Sözleşmenin geçersiz olduğunu, kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, davalı ...'in dosyadaki raporlardan anlaşıldığı üzere paranoid şizofreni hastası olup ayırt etme gücüne sahip olmadığını, oysa ki sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların o sözleşmeyi yapmaya ehil olmaları gerektiğini, TBK madde 27 gereği kesin hükümsüz olduğunu, Müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini,gerekçeli kararda her ne kadar vadenin gelmesi ile temerrüde düşüldüğü söylenmişse de bunun mümkün olmadığını, 6502 Sayılı Tüketicinin korunması Hakkında Kanunun 28.maddesinde tüm borcun ifası talebinde muhakkak ihtar çekilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar vadesi gelen ödenmemiş taksitlerden bahsetmişse de icra takibi ödenmemiş taksitler yönünden değil tüm borç yönünden yapıldığını, 6502 Sayılı Tüketicinin korunması Hakkında Kanunun 28.maddesinde "(1) Belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur. " denilerek ihtarla birlikte 30 günlük süre verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, her ne kadar davacı ihtarnamesinde 7 günlük ödeme süresi vermişse de TBK'nın 26.maddesinde " Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler" diyerek kanuna aykırı sürelerin geçerli olmayacağını belirttiğini, davacının gönderdiği 18.02.2021 tarihli kat ihtarının davalı ...'e 25/02/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, diğer davalıya ise tebliğ edilmediğini, diğer müvekkil ...'a tebliğ olmadığını, ödeme süresinin eklenmediğini, İhtarnamenin tebliğ tarihi ile müvekkile yapılan icra takibi arasında beklenmesi gereken 30 günlük ödeme süresi beklenmediğini, bu sebeple hükümde belirtilen işlemiş ve işleyecek faiz oranları hatalı olup yeniden belirlenmesi gerekirken eksik incelme ile karar verilmiştir.Davalıların imzası alınmadan yapılandırma yapıldığını, faizin fahiş olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın davalı asıl borçlu ve müteselsil kefilden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 56.795,36 TL asıl alacak, 618,43 TL diğer asıl alacağı, 12.368,63 TL diğer faiz alacağı, 290,91 TL ve diğer masraf alacağı olmak üzere toplam 70.073,33 TL alacak yönünden 09.03.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı,takip dayanağı olarak genel kredi sözleşmesinin gösterildiği, ödeme emrinin 14.06.2021 ve 28.06.2021 tarihlerinde tarihinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından 18.06.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile davalı asıl borçlu ve gerçek kişi tacir kaydı bulunan ... arasında 27/08/2018 tarihinde 300.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı ...'un bu krediye müteselsil kefil olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı asıl borçlunun kullandığı kredi taksitlerini geri ödeme süresi içerisinde ödememesi üzerine davacı tarafından 18/02/2021 tarihinde kredi sözleşmesi kat edilerek Beşiktaş ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı asıl borçlu ve davalı müteselsil kefile gönderildiği anlaşılmaktadır.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda, davalı müteselsil kefilin kefaletinin yasada aranan şartları taşıdığı ve geçerli olduğu görülmektedir. Mahkemece, davacı yanca iddia edilen alacağa ilişkin bilirkişi raporları aldırılmış olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu, banka kayıtları üzerinde ve dosya kapsamı itibariyle inceleme yapıldığı görülmüştür.Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarında yapılan incelemede ...'in gerçek kişi tacir işletmesi bulunduğu tespit edilmiş olup davacı ile davalı arasında 27/08/2018 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinde tarafların tacir oldukları anlaşıldığından davalılar vekilince uygulanması gerektiği ileri sürülen TKHK hükümlerinin somut uygulanamayacağı ve kredinin kat edilmesinde muacceliyet için banka tarafından verilen sürenin sözleşme serbestisi kapsamında kanunen geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.Davalılar vekili tarafından müvekkil ...'in paranoid şizofreni hastası olması sebebiyle ayırt etme gücüne sahip olmadığı, bu sebeple imzaladığı genel kredi sözleşmesinin geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de, davalılar vekilince cevap dilekçesi ile bilikte sunulan iki adet reçetenin tarihinin 16.11.2020 tarihi olduğu, yani genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten taklaşık iki yıl sonrasına ait olduğu, davalılarca bu iddianın ispatına yönelik başkaca bir delil de sunulmadığı nazara alındığında dosyaya sunulan kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonrasına ait reçetelerin davalının ayırt etme gücünün bulunmadığı iddiasını ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu haliyle sözleşme tarihinde asıl borçlu davalının sözleşme yapma ehliyetinin bulunmadığı ispatlanamamıştır. Bu sebeple davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu edilen alacak genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredi taksitlerine ilişkin olduğundan likit ve belirlenebilir nitelikte olup itirazın iptaline karar verilen alacak üzerinden alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı asıl borçluya 28.06.2018 tarihinde 100.000 TL tutarında ve 24 ay vadeli ticari taksitli kredi kullandırıldığı, bu kredi taksitlerinin 28.06.2019 tarihine kadar olan kısmının ödendiği, 28.0620019 ile 28.01.2020 tarihleri arasında ödeme yapılmadığı, bunun üzerine kalan ana para tutarı olan 55.898,46 TL üzerinden 28.01.2020 tarihinde bu tarihe kadar olan taksit ve gecikme faizi de hesaplanarak, vadenin 54 ay olarak uzatıldığı, yeni faiz oranı olan %1,15 üzerinden hesaplama yapılarak kredinin yapılandırıldığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar bu yapılandırmanın davalılar yönünden geçerli olmadığı ileri sürülmüş ise de, davalı asıl borçlu tarafından 28.08.2020'ye kadar yeni geri ödeme planındaki 28/01/2020 ve 28/07/2020 tarihleri arasındaki taksitlerin ödendiği, bu haliyle davalılarca yapılandırmadan haberdar olunduğu, yapılandırmaya muvafakat verildiği anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacaklı banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiştir. Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen kat ihtarının borçluya tebliğ edildiği ancak davalı müteselsil kefile tebliğ edilmediği, tebligatın iade edildiği anlaşılmıştır.Kat ihtarının davalı kefile takip öncesi tebliğ edilmemiş olması, sadece kefilin takip öncesi temerrüt faizinden ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olup olmadığı noktasında önem arz etmektedir. Takip öncesi kat ihtarının kefile tebliğ edilmemesi halinde, kefil bu kez kefalet limiti ve akdi faiz ile sorumlu olacak, kendi temerrüdüne kadar temerrüt faizinden sorumlu olmayacaktır. Başka bir anlatımla, takip öncesi temerrüte düşürülmeyen kefil temerrüt faizinden sorumlu olmayacak ise de kefalet limiti içinde genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan akdi faiz ve faizin ferisinden sorumlu olacaktır. Ancak somut olayda, davalı müteselsil kefil ... ...'a kat ihtarının tebliğ edilmediği anlaşılmış olup buna rağmen mahkemece bu davalı yönünden temerrüt faizine de hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu sebeple, davalılar vekilini istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davalı ... bakımından, kat ihtarı tarihinden icra takip tarihine kadar % 13,8 olan akdi faiz oranı üzerinden hesaplanan 5.689,13 TL faiz miktarından sorumlu olduğu nazara alınarak, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında Dairemizce hüküm kuruşmasına karar verilmesi gerekmiştir.Yeniden hüküm kurulurken aksi yönde davacı istinafı bulunmadığından icra inkar tazminatı ilk derece mahkemesi gibi asıl alacak üzerinden hesaplanmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının davalı ... yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın davalı ... yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 56.795,36 TL asıl alacak, 11.378,26 TL temerrüt faizi, 568,91 TL %5 BSMV ve 290,91 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 69.033,44 TL üzerinden; takip tarihinden itibaren asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık %27,6 oranında temerrüt faizi ile birlikte aynen devamına,
b) Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2- Davanın davalı ... yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline,
a)Takibin 56.795,36 TL asıl alacak, 5.689,13 TL temerrüt faizi, 284,45 TL %5 BSMV ve 290,91 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 63.059,85 TL üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık %27,6 oranında temerrüt faizi ile birlikte aynen devamına,
b)Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Asıl alacağın %20'si oranındaki 11.359,07 TL icra inkâr tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 4.715,67 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 846,31 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.869,36 TL harcın (davalı ...'ın 3.461,30 TL'sinden sorumlu olmak üzere ) davalılardan müştereken müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 1.039,89 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 59,30 TL başvuru harcı, 846,31 TL peşin/nisbi harcı, olmak üzere toplam 905,61TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan; 1.700,00 TL bilirkişi ücreti, 85,00 TL tebligat, posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.785,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.758,51 TL lik kısmanın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320 TL'nin kısmen kabul, kısmen red oranına göre 1.300,41 TL nin davalıdan, 19,59 TL nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
10- Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;
a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,
b-Davalılar tarafından yapılan 220,70 TL başvuru harcı gideri ile 50,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 270,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
12-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
13-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.05.2026