T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1680
KARAR NO:2026/964
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:21.03.2022
NUMARASI:2018/1355 Esas - 2022/241 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan
BİRLEŞEN İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/422 E.
ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA:İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davalılar ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tarafların 24.09.2007 tarihinde intifa hakkı tesisi vaadi ve yatırım protokolü imzalanarak davalının o tarihte maliki olduğu Tuzla ilçesi 1669 parselde müvekkili lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, intifanın 14.12.2007 tarihinde tapuya tescil edildiğini ayrıca müvekkili lehine 2.275.000 TL bedelle birinci derecede ipotek tesis edildiğini, 09.01.2009 tarihinde taraflar arasında 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiğini, 24.02.2009 tarihli ... ile 24.09.2007 tarihli protokolün 5. maddesinin değiştirildiğini, 01.06.2009 tarihinde taşınmazın intifa ve ipotekle birlikte davalı ... Şirketine satıldığını, 12.03.2009 tarihli Rekabet Kurumu kararı üzerine intifa hakkının akit süresinin 14.12.2012 tarihini aşan kısmının ifasının imkansız hale geldiğini, davalılar ile ... arasında 14.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere Çerçeve Anlaşma imzalandığını, 26.11.2012 tarihinde, davalı ...ile ... arasında 14.12.2012 ile 14.12.2017 tarihleri arasında geçerli olacak yeni bir Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, taşınmazın maliki ... Şirketi ile ... arasında Üsküdar ... Noterliğinin 10.12.2012 tarih ve ... yevmiye nosu ile tasdikli Protokol ile intifa hakkının süresinin 14.12.2017 tarihine kısaltılması konusunda mutabık kalındığını, davalıların 26.11.2012 tarihli Çerçeve Anlaşmada, önceki tarihli sözleşmeler uyarınca kullanılmayacak dönem nedeniyle ...’e 1.285.000 TL ve KDV borçları olduğunu kabul ettiklerini ve bunun 600.000TL + KDV kısmını 14.12.2017 tarihinde ödemeyi taahhüt etmelerine rağmen bu tutarı ödemedikleri gibi mal ve hizmet alımından kaynaklanan borçlarını da ödemediklerini, 12.06.2018 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinin ihtarı ile borcun ödenmesinin istendiğini, davalıların 21.06.2018 tarihinde keşide ettikleri cevabi ihtar ile olmadıklarını iddia etmeleri nedeniyle 10.08.2018 tarihinde faturalara dayalı alacakları için İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu, 26.11.2012 tarihli Çerçeve Anlaşmanın 6. maddesine göre 14.12.2017 tarihinde ödenmesi gereken 600.000 TL'nin ve faizinin 28.12.2017 tarihli 708.000 TL bedelli fatura ile istendiğini, davalıların cevabi ihtarda fatura ve borcu kabul etmemesine rağmen Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli kararı ile 14.12.2007 tarihinde tescil edilen intifanın 14.12.2012 tarihini aşan kısmının ifasının imkansız hale geldiğini, bunun üzerine taraflarca düzenlenen Çerçeve Anlaşma'nın 6. maddesi uyarınca kararlaştırılan miktarın 14.12.2017 tarihinde müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ayrıca cari hesap alacağı olan 307.886,39 TL ve takip tarihine kadar işlemiş yıllık % 24 gecikme faizi olan 47.574,77 TL'nin de müvekkilinin sözleşme uyarınca kesin delil olan defterlerinden belirlenebileceğini, bakiye intifa bedeli ile cari alacaklara uygulanan faizin sözleşmelere uygun olduğunu, ihtarda sözü edilen prim alacağının bulunmadığını, ihtarda bahsedilen 24.02.2009 tarihli zeyilnamenin 5. maddesinde, bu protokolde belirtilen tüm şartların satıcı tarafından gerçekleştirilmesi ve ... ruhsatının en geç 30.12.2011 tarihine kadar alınarak istasyonda ... satışına fiilen başlanması kayıt ve şartıyla intifa bedelinin bakiye 150.000.USD kısmının ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu şartın bayi tarafından gerçekleştirilmediğini, sözleşmede de prim ödenmesine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, davacıların hayali taleplerde bulunduklarını, ileri sürerek, davalıların İstanbul 10.İcra Müdürülüğünün ... sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile 1.688.268,47 TL alacağın takip talebindeki şartlarla (307.886,39 TL'lık asıl alacağa kısmında %24 oranında, 772.924,16 TL alacağa %120 gecikme faizi uygulanmasına) devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve talep etmiştir. Asıl davada davalıların vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin bayilik sözleşmesi ve teamüle göre yürütüldüğünü, müvekkilinin davacı adına akaryakıt satışı yaptığını, taraflar arasındaki teamüle göre davalı şirketin günlük 10 ton üzeri yaptığı satışlardan prim aldığını, bu primlerin davacı şirket tarafından 2014 yılına kadar düzenli ödendiğini, davacının 2014 yılından itibaren müvekkilinin hak ettiği bu primleri ödemediğini, bunun için davacı şirkete Kadıköy ... Noterliğinin 21.08.2018 tarihli ihtarının gönderilerek ödeme istendiğini, ödeme yapmayan davacının haksız şekilde takip başlattığını, ...'in temerrüdü üzerine alacağın tahsili için İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, arabuluculuk sürecinin devam ettiğini, davacı şirketin hakim konumunu kötüye kullandığını, talep edilen faiz oranlarının fahiş olduğunu, ipotek akit tablosunda faiz oranının yıllık %10 olduğunu ve bu oranın uygulanması gerektiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte %120 oranında ve %24 oranında faiz işlettiğini, faiz başlangıcı tarihinin anlaşılamadığını, takip öncesi temerrüt oluşturulmadığını ileri sürerek, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı ...Şti.vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 2007 yılından itibaren devam eden ticari ilişki bulunduğunu, bunun da bayilik sözleşmesi ve taraflar arasındaki teamüle göre yürütüldüğünü, taraflar arasındaki teamüle göre günlük 10 ton üzeri satış yapılması halinde satışlardan prim aldığını, bu primlerin ... tarafından 2014 yılına kadar düzenli olarak ödendiğinin ticari defterlerden anlaşılacağını, 2014 yılından itibaren davalının bu yükümlüğünü yerine getirmediğini, müvekkilince keşide edilen Kadıköy .... Noterliğinin 21.08.2018 tarihli ihtarı ile istenen primlerin ödenmemesi üzerine İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, davalının ödemediği prim alacaklarını cari hesaptan da mahsup etmediğini ve haksız şekilde açtığı davanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1355 Esasında derdest olduğunu ileri sürerek. İtirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, dosyanın İstanbul 19 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1355 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olup bilimsel verilere dayanması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporları birlikte incelenip değerlendirildiğinde, açılan davanın bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ihtilaftan doğduğu ve ana dava açısından taraflar arasında 14.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere düzenlenen Çerçeve Anlaşmanın 6. Maddesinden kaynaklanan alacak( intifa hakkının kullanılamayan dönemine karşılık gelen alacak) ile mal ve hizmet teslimlerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, birleşen davanın bayilik sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe itirazın iptali davası olduğu, Asıl davada davacı ... A.Ş. 'nin davalılar aleyhine 10.08.2018 tarihinde 1.080.810,55 TL ve fatura faizi (%120) 607.457,92 TL olmak üzere toplamda 1.688.268,47 ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ödeme emri başlattığı, birleşen davada ise; Davacı ....... Şti' nin davalı- ana dosya davacısı ... A.Ş. aleyhine 773.607,03 TL Prim Alacağı (1 USD=5,66) 136.491,59 USD olmak üzere ilamsız takipte ödeme emri başlattığı, Davacı ... AŞ. ile davalı ....... Şti. arasında 24.09.2007 tarihinde İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol akdedilmiş olup bu protokolde ...Satıcı ... ise ... olarak adlandırılmıştır. Protokol nedeniyle Tuzla Tapu Sicil Müdürlüğü' nün 14.12.2007 tarih ... yevmiye numarası ile düzenlenen resmi senetle intifa hakkı devri yapılmış, taşınmazın tamamını davacı- birleşen dosya davalısı ... A.Ş. lehine 2.275.000,00 YTL bedelle 1.derecede,%10 faiz ve F.B.K. süre ile ekli şartlar dahilinde ipotek tesis edilmiştir. Akabinde ana dosya davacısı ... AŞ. ile davalı (birleşen dosya davacısı) ....... Şti. arasında 09.01.2009 tarihinde Bayilik Sözleşmesi düzenlenmiştir. Bayilik sözleşmesinin süresi; 'İşbu Bayilik Sözleşmesi 09.01.2009 tarihinde 1 (bir) nüsha olarak tanzim edilmiş olup, süresi 1 (bir) yıldır. Ancak ..., sözleşmenin sona ermesinden bir ay evvel feshi ihbarda bulunmadığı taktirde, işbu sözleşme her seferinde aynı kayıt ve şartlar ile birer sene için uzatılmış olur. Hitamından bir ay evvel feshedilmeme suretiyle uzatılan sözleşme süresi her şart altında beş yılı aşamaz. İşbu sözleşme 09.01.2014 tarihinde kendiliğinden münfesih olur.' şeklinde düzenlenmiştir. 24.02.2009 tarihinde taraflar arasında akdedilen ... ile 24.09.2007 tarihinde akdedilmiş olan İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol'un ... tarafından yapılacak olan işler başlıklı bölümün 5. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Buna göre '... İşbu protokolün 1., 2., 3. ve 4. maddesinde belirtilen tüm şartların satıcı tarafından kayıtsız, şartsız gerçekleştirilmesi karşılığında toplam 1.750.000-USD (Bir milyon yedi yüz elli bin Amerikan Doları ) TCMB Döviz Alış Kuru Karşılığı Türk Lirası + KDV olarak kararlaştırılan İntifa Bedelini, aşağıdaki şartlar dahilinde ödeyecektir' hususları kararlaştırılmıştır.Ana dosya davacısı ... AŞ. ile davalılar ....... Şti. ... Şti. arasında 26.11.2012 tarihinde Çerçeve Anlaşma akdedilmiştir. Çerçeve Anlaşma madde 6'ya göre; 'İşbu anlaşmaya konu taşınmazı devralmış olan malik taşınmaz üzerinde mevcut intifa hakkının süresinin 14.12.2017 tarihine kadar kısaltılacağını tapunun intifa hakkı şerhi ile 14.12.2017 tarihine kadar yükümlü olduğunu daha evvelden akdedilen 24.09.2007 tarihinde imzalanan İntifa Hakkı tesisi Vaadi ve Yatırım hakkında Protokol ve 24.02.2009 tarihli ... ve bayi ile daha evvelden imzalanmış sözleşmeler ile bağlı olduğunu bu sözleşmelerdeki cezai şartlarda dahil olmak üzere borçlardan ve tüm yükümlülüklerden bayi ile birlikte sorumlu olduğunu kabul ve beyan etmiştir.' Devamla, 'bayi ve malik, gerek daha evvelden sözleşmeler uyarınca kullanılmayacak dönem nedeniyle kendisine ödenen ve iade edeceği tutarlar gerekse aradaki ticari ilişkiden ötürü toplam 1.285.000 TL.+KDV borçları olduğunu kabul ve taahhüt eder. Bayi ve malik söz konusu borcun 685.000 TL. + KDV kısmını ... ile imzalayacakları anlaşmaların süresi sonu olan 14.12.2017 tarihine kadar ifa edilmesi kayıt ve şartıyla ...’ e ödemeyeceklerdir. Bayi ve malik borçlarının geriye kalan 600.000 TL. +KDV kısmını ...’e 14.12.2017 tarihinde kayıtsız şartsız ödeyeceğini gayrikabili rücu olarak peşinen kabul, ikrar, beyan ve taahhüt eder.' şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde taraflar arasında imzalanan 26.11.2012 tarihli Çerçeve Anlaşma'nın m. 6 hükmünde ana dosya davalıları, 14.12.2017 tarihine davacıya 600.000 TL + KDV'yi kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü altına girmişlerdir. İş bu borcun davalılarca ödenerek sonlandırıldığına ilişkin bir belgenin dosyada rastlanmadığı bilirkişi incelemesi ile de tespit edilmiştir. Ancak ana dosya davacısı- birleşen dosya davalısı, söz konusu faturaya cari hesap ilişkisi içinde kısmı ödeme yapıldığını ve ödenmeyen kısım içi takip başlatıldığını beyan etmiştir. Tarafların ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde;Davacı şirketin 2007- 2008- 2009- 2010- 2011- 2012- 2013- 2014- 2015- 2016- 2017- 2018 yıllına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı - birleşen dosya davacısı ....... Şti.'nin 2016-2017-2018 yıllına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, 2007-2008- 2009- 2010- 2011- 2012-2013-2014-2015 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğine haiz olamayacağının belirtildiği, kök raporda ana dosya davacısı- birleşen dosya davalısı şirketin, davalı şirketten 364.780,94 TL alacaklı olduğu tespitinin yapıldığı ancak; yapılan itiraz üzerine sunulan ek raporda; davacı şirketin ticari defterlerinde virman kayıtları atılmak suretiyle kayıtlar atıldığı, ilgili kayıtların ekstre açılımına bakıldığında davacı- birleşen dosya davalısı ...AŞ.'nin Davalı ... Şti.'nden 1.080.810.55 TL alacaklı olduğu ve bu alacak tutarı için 607.457,92 TL faiz talebinde bulunabileceği tespitinin yapıldığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile; İstanbul 10. İcra Müdürlüğü' nün ... Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 1.688.268,47 TL açısından takip talebindeki şartlar ile devamına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Her ne kadar ana dosya davalıları vekilince, ana dosya davacısı tarafça talep edilen %120 ve %24 oranındaki faizlere de fahiş olduğu gerekçesiyle itiraz edilmiş ise de; TTK madde 8/1 hükmünde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceğini belirtmektedir. Tarafların tacir oldukları iş bu davaya konu sözleşmelerin tüm taraflar için ticari iş niteliğinde olduğu , TBK m. 122/2 hükmünün ticari işler açısından uygulanmayacağı, tarafların TBK madde 122/2'ye bağlı kalmaksızın faiz oranını serbestçe kararlaştırılabileceği anlaşılmakla bu yöndeki itiraz mahkememizce kabul görmemiştir.Birleşen Dava Yönünden: Birleşen davanın davacısının, davacı ile uzun zamana dayalı bir ilişkisi olduğunu ve yazılı olarak kararlaştırılmış olmasa bile günlük 10 ton üzerinde satış yaptığında davacının prim ödediğini, 2014 yılına kadar bu primlerin teamüle uygun olarak ödendiğini, fakat 2014 yılından itibaren hak ettiği birikmiş primlerin ödenmesini talep ettiği görülmüş ise de; prim ödenmesinin yazılı bir sözleşmeye dayanmadığı, 2014 yılına kadar primlerin, teamüle uygun olarak ödendiği ancak akabinde talep eden tarafça değişen koşullara uygun olarak sözleşmenin devam ettirildiği, temaül olarak başlayan ve devam eden prim ödemesinin birleşen davanın davalısı tarafından sona erdirilmesine rağmen taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiği anlaşılmakla bilirkişi raporu doğrultusunda birleşen davanın..." gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının iptali ile takibin 1.688.268,47 TL üzerinden takip talebindeki şartlar ile devamına, asıl alacağın % 20'si olan 216.162,11 TL icra inkâr tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine; birleşen davanın reddine, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl davada davalılar ve birleşen davada davacı şirket vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davalılar ve birleşen davada davacı şiket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin bayilik sözleşmesi ve teamüle göre yürütüldüğünü, buna göre müvekkilinin yaptığı satışların günde 10 tonu aşması halinde davacı şirketin prim ödeyeceğini ve ödemenin 2014 yılına kadar düzenli olarak yapıldığını, bu tarihten sonra müvekkilinin hakettiği primlerin ödenmediğini, müvekkilinin bu husustaki taleplerinin de karşılıklı mutabakat yapılarak sonuca ulaştırılacağı söylenerek davacı tarafından ötelendiğini, buna rağmen alacağın tahsili için ipotek takibi başlatılarak itiraz üzerine bu davanın açıldığını, müvekkilinin sorunun mutabakatla çözülmeyeceğini anlayarak İstanbul 31. İcra müdürlüğünün .... sayılı dosyasında takip başlattığını, mahkemece mesnetsiz şekilde asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verildiğini,Oysa dosyada aynı heyetçe düzenlenen iki rapor bulunduğunu, defterlerin fiziken incelenerek düzenlenen kök raporda, davacının 10.08.2018 tarihinde 1.080.810,55 TL fatura ve %120 oranında faizi olan 607.457,92 TL olmak üzere toplamda 1.688.268,47 takip başlatmasına rağmen davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketten 364.780,94 TL alacaklı olduğu ve bu alacak için 266.285,46 TL faiz talebinde bulunabileceğinin belirlendiğini, ayrıca faiz oranının TTK'nın 8/1 ve TBK'nın 27.maddesine göre mahkemece değerlendirilebileceğinin belirtildiğini, ek raporda ise sunulan belgelerle davacının 1.080.810,55 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, ek raporun sunulan ekran görüntülerine göre hazırlandığını, bunların defterlerle teyit edilmediğini, müvekkilinin defterlerinin de incelenerek karşılaştırma yapılarak em rapor düzenlenmesi gerekirken bunun yerine getirilmediğini, Kartal ... Noterliğinin 08.12.2017 tarihli ihtarı ile müvekkili şirketin davacı ile ticari ilişkisini sözleşme bitim tarihi olan 14.12.2017 itibari ile sonlandırdığını, ek raporda bahsedilen ve müvekkilinin borçlu olduğuna ilişkin 14.12.2017 tarihinden sonra yapılan borçlandırma işlemlerinden müvekkilinin habersiz olduğunu, buna ilişkin defterde kayıt bulunmadığını ve faturaların tebliğ edilmediğini, aynı heyetçe düzenlenen raporlardaki çelişki giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini, çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı oludğunu,Mahkemenin birleşen davaya ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu, yazılı bir sözleşmeye dayanmayan prim ödemesinin 2014 yılına kadar sorunsuz ödendiğini, buna rağmen yazılı bir sözleşme olmadığından davanın reddedildiğini, mahkemenin de teamül oluştuğunu kabul ettiğini, ancak güçlü olan ve müvekkilini oyalayarak mutabakat yapacağını belirten davacının kötü niyetinin ödüllendirildiğini, müvekkili şirketin davacıya fatura kesebilmesi için ...'in proforma fatura göndermesi ve bir kod vermesi gerektiğini, davacının tüm taleplere rağmen bundan kaçındığını, yüz yüze görüşmelerde alacak ile prim .borcunun mahsup edileceğinin yazıldığını, ipoteğin de hesaplama sonrası kaldırılacağına ilişkin söz verildiğini, dünya çapında faaliyet gösteren ve güçlü olan davacının müvekkilini oyalayarak zararına neden olduğunu, mutabakat yapılacağına ilişkin tanıkların dinlenmeden karar verildiğini, müvekkilinin takip öncesi temerrüde düşürülmediğini, likit olmayıp yargılama sonucu belirlenen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında tarafların protokolle belirledikleri intifa süresinin bakiye kısmı ile bu sözleşmelerden kaynaklı cari hesap alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ipotekli takibe yönelik itirazın iptali istemine; birleşen dava ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde ödenmesi teamül hale geldiği belirtilen prim alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada her iki davalı şirket ile birleşen davada davacı şirket vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl davada davacı ... şirketi ile davalı ...... şirketi arasında 24.09.2007 tarihli İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol imzalanmış ve bu protokol ile davalının o tarihte maliki olduğu Tuzla, ... Köyü, ... Yolu mevkii, 5 pafta, 1669 parsel üzerinde davacı lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edilmiştir. İntifa hakkı 14.12.2007 tarihinde ... yevmiye numaralı işlemle tapuya tescil edilmiştir. Ayrıca ........ yevmiye numaralı işlemle bu taşınmaz üzerine ... 2.275.000 TL bedel ile birinci derecede ipotek tesis edilmiştir.09.01.2009 tarihinde davalı ...ile ... arasında 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi düzenlenmiştir. 24.02.2009 tarihinde düzenlenen ... ile 24.09.2007 tarihli Protokolün 5. maddesinin değiştirilmiş ve 01.06.2009 tarihinde taşınmazın intifa hakkı ve ipotek ile birlikte diğer davalı ... Şirketinin satın aldığı anlaşılmıştır. Rekabet Kurumu'nun 12.03.2009 tarihinde yayınladığı duyuru ve daha sonra aldığı Kurul Kararları ile 18.09.2005 tarihinden sonra yapılmış olup da süresi 5 yılı aşan sözleşmelerin takip eden 5.yılın sonunda grup muafiyeti kapsamı dışına çıkacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle ... lehine 14.12.2007 tarihli intifanın 14.12.2012 tarihini aşan kısmının ifasının hukuken ve fiilen imkânsız hale geldiği görülmektedir. Bu aşamadan sonra davacı ile her iki davalı arasında 14.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere bir Çerçeve Anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmada bayi ve malikin bu anlaşma öncesinde faaliyet gösterdiği istasyonla 5 yıl süreyle bayilik talep ettikleri belirlendikten sonra anlaşma şartları belirlenmiştir. Bu sözleşmenin 6. maddesinde, taşınmazı devralan malik ... Şirketinin intifa hakkının süresinin 14.12.2017 tarihine kadar olduğunu ve taşınmazın intifa ve ipotek yüküyle birlikte devir aldığını kabul ettiği, bayi ve malikin gerek daha önce imzalanan sözleşmeler uyarınca kullanılmayacak dönem nedeniyle, kendisine ödenen ve iade edileceği tutarlar, gerekse aradaki ticari ilişkiden ötürü toplam 1.285.000 TL + KDV borçlu olduklarını kabul edilmiştir. Maddenin devamında bayi ve malikin bu borcun 685.000 TL + KDV kısmını ... ile imzalayacakları anlaşmalarının sonu olan 14.12.20217 tarihine kadar ifa edilmesi kaydı şartıyla ...'e ödemeyecekleri, kalan 600.000 TL kısmı ise KDV ile birlikte 14.12.2017 tarihine kadar ...'e ödeyeceklerini kabul ettikleri görülmüştür. Bu borcun gösterilen vadede ödenmesi kaydı ile ... 14.12.2017 tarihinde ödenmesi gereken bu tutarı üzerindeki intifa bedeliyle ilgili alacak haklarından vazgeçeceklerdir. Ancak intifa hakkının bayilik sözleşmesi süresinden önce sona ermesi bu anlaşmanın herhangi bir nedenle bayi ve malik tarafından iade ifa edilmemesi halinde yeni anlaşmalar uyarınca bayi ve malikten talep edilmeyecek olan 685.000 TL ve KDV'sinin 14.12.2012 ile 14.12.2017 döneminin kullanılmayan dönemlerine isabet eden tutarının kıstelyevm usulünce iade edileceği kabul edilmiştir. Maddede ayrıca ödenecek miktarın 14.12.2017 tarihinde muaccel hale geleceği, bu tarihte borcun ödeneceği, gecikilen her ay için aylık %2 oranında gecikme faizi ödeneceği kabul edilmiştir. Çerçeve anlaşmanın 10.maddesine göre ...'in defterleri kesin ve münhasır delildir. Bu sözleşme ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi 14.12.2012 tarihinde başlamış ve 5 yıllık sürenin dolduğu 14.12.2017 tarihinde sona ermiştir. Taşınmazın maliki ... ile ... arasında Üsküdar ... Noterliğinin 10.12.2012 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdik edilen Protokol imzalanmıştır. Buna göre mevcut intifa hakkının süresinin 14.12.2017 tarihine kısaltılması konusunda tarafların mutabık kaldığı, 26.11.2012 imza tarihli Çerçeve Anlaşmada önceki tarihli sözleşmeler uyarınca kullanılmayacak dönem nedeniyle ...’e 1.285.000 TL + KDV borç bulunduğu, bu tutarın 600.000 TL + KDV kısmının 14.12.2017 tarihinde kayıtsız şartsız ödeneceği taahhüt edilmiştir.Eldeki asıl davaya konu İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; ... A.Ş. tarafından davalılar aleyhine intifa ve hizmet bedeli faturalarından kaynaklı 1.080.810,55 TL ve fatura faizi (%120) 607.457,92 TL olmak üzere toplamda 1.688.268,47 TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, tebliğ olunan ödeme emrine, davalılar vekilinin 17.08.2018 tarihli dilekçesi ile takibe, takip alacağına, faize ve ferilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bu takibe ekli faturalar arasında 28.12.2012 tarihli 600.000 TL bedelli KDV birlikte 708.000 TL olan ve 12.03.2009 tarihli rekabet açıklamalı intifa bedelli faturanın da bulunduğu anlaşılmaktadır. Birleşen davaya konu İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, birleşen dosya davacısı ....... Şti'nin ... A.Ş. aleyhine 1 USD5,66 TL üzerinden 136.491,59 USD prim alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatılmış olup, itiraz üzerine duran takip için bu davanın açıldığı görülmüştür.Takip talebinde takibin TL karşılığının da yazıldığı görülmüştür. Tarafların ticari defterlerine dayanması ve ticari uyuşmazlık bulunması nedeniyle mahkemece HMK'nın 222.maddesine göre tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmiş ve alınan rapor dosyaya konulmuştur. Bilirkişi raporları ilk derece mahkemesi kararında ayrıntılı şekilde özetlenmiştir. İncelenen 07.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalının 2012 ile 2015 yılı defterlerinin sahibi lehine delil oluşturmayacağı, tarafların diğer defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlendiği, davacı şirketin kayıtlarına göre davalı şirketten 364.780,94 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının, davacı ...'e 306.717,28 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Raporun devam eden kısmında uygulanan faizin TBK'nın 27 ile TTK'nın 8/1.maddesine göre değerlendirmesinin mahkemeye ait olacağı, teamül oluştuğunun kabulü halinde 2014 yılında sonlanan teamülden sonra yeni şartlara göre davalının sözleşme ilişkisinin devam edip etmediği mahkeme takdirinde olduğu belirtilmiştir. Tarafların itirazı üzerine mahkemece sunulan yeni belgelere göre 04.11.2021 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda davacı ...'in 1.080.810,55 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Dosya kapsamındaki belgelere göre davalı ... ile davalı ...arasında 2007 yılından itibaren devam eden bayilik sözleşmesi kapsamında, 2009 yılındaki rekabet kurumu kararıyla dikey anlaşmaların süre yönünden sınırlandırılması üzerine her iki taraf ile taşınmazı intifa ve ipotek yüküyle birlikte devir alan davalı ... arasında bayilik sözleşmesinin 26.11.2012 tarihinden itibaren 5 yıl uzatılmasına ilişkin bir çerçeve sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşme esasında önceki bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreyle yenilenmesine ilişkindir. Sözleşmenin 6.maddesinde 2007 yılından kurulu, 15 yıl süreli olan intifa bedelinin bakiye kısmı taraflarca 6.maddede 1.285.000 TL olarak belirlenmiştir. Bayilik sözleşmesinin 14.12.2017 tarihine kadar devam etmesi halinde bu miktarın 685.000 TL'sinin alınmayacağı bakiye 600.000 TL ve KDV'sinin ise 14.12.2017 tarihli kesin vadeye kadar aylık %2 faiziyle birlikte ödeneceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi intifa borcu yönünden kesin vade öngörülmüş olup, bu tarihte ödenmeyen borç için temerrüt hükümlerine göre faiz işletilmesi yerindedir. Bu durumda takip konusu fatura içinde bulunan 708.000 TL yönünden davacının davalılardan alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen ipotek akit tablosundan taşınmazın 2.275.000 TL alacağın teminatını oluşturmak üzere ipotek edildiği görülmüştür. İpotek akit tablosunda faiz kararlaştırılmış ise de taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde ayrıca faiz oranlarının belirlendiği görülmüştür. Faiz oranları tacir olan taraflar arasında TTK'nın 8.maddesine göre serbestçe kararlaştırılabilir. Kararlaştırılan oranlar bakımından sözleşmenin kesin hükümsüzlüğüne ilişkin TBK'nın 27.maddesinin uygulanmasını gerektirir bir neden bulunmamaktadır. Diğer yandan dava öncesi gönderilen ihtar ile de temerrüt oluşturulması nedeniyle takip talebinde belirtilen faizlerin sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmıştır. Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının likit olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. İcra inkar tazminatı için alacağın likit yani hesaplanabilir nitelikte olması yeterli olup ayrıca yargılamayı gerektirip gerektirmediğinin bir önemi bulunmamaktadır. Davacının alacağı intifa bedelinin bakiye kısmı ile hizmet faturalarından kaynaklanmaktadır. Faturalar davacı kayıtlarında bulunmaktadır. Bilirkişinin eksik incelemesi sonucu ibraz edilen fatura ve belgelerin denetlenmesi sonucu davacının alacağı belirlenmiştir. Davalı bayi fatura borçlarını veya intifa borcunu ödediğine ilişkin herhangi bir kanıt sunmamıştır. Soyut olarak davacının alacaklı olmadığı ileri savunulmuştur. Bu nedenle soyut olan bayinin savunmasına itibar edilmemiştir.Mahkemece HMK'nın 266 vd. maddelerine göre bilirkişi kurulu oluşturularak mali konularda rapor alınmıştır. Bilirkişi kök ve ek raporu arasında bir çelişki bulunmamaktadır. Kök raporda eksik bırakılan deliller HMK'nın 281.maddesine göre alınan ek raporla giderilmiştir. Mahkemece HMK'nın 282.maddesine göre bilirkişi oy ve görüşü diğer deliller ile birlikte değerlendirilmiştir. Birleşen davada davacı olan bayi davacının alacağından ziyade, teamül gereğince prim alacağı bulunduğunu iddia ederek takip başlatmıştır.Gerçekten de 2014 yılına kadar ...'in, birleşen davadaki davacı bayiye satılan ürünün belli bir tonu aşması halinde prim verdiği görülmüştür. Bu husustan taraflar arasında yazılı bir anlaşma bulunmamaktadır. Ancak bu tarihten sonra ...'in prim vermediği ve taraflar arasındaki anlaşmanın 2017 yılında süresi dolan sözleşmenin sonuna kadar yaklaşık 4 yıl devam ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda başlangıçta prim ödenmesine ilişkin bir teamülün oluştuğu kabul edilmekle birlikte daha sonra prim ödenmediği ve bayinin sessiz kalarak ticari ilişkiyi yürüttüğü anlaşılmakla, uygulamanın ortadan kaldırıldığı ve primsiz şekilde sözleşmenin ifa edilerek sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır. Bayinin sözleşmenin sona ermesine kadar sessiz kaldıktan sonra sözleşme sona erip, bayilik verenin alacaklarını talep ettikten sonra eskiye dönük alacağının bulunduğunu ve bunu teamüle dayandırmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu görülmüştür. İstinaf başvurusunda kod veya proforma fatura gönderilmemesi nedeniyle prim faturası düzenlenmediğe belirtilmiş ise de fatura düzenlenmeksizin herhangi bir ihtarla talepte bulunulması için ...'den izin alınmasına gerek bulunmadığı açıktır. Bu nedenle birleşen davada davacının prim alacağının bulunmadığı ve mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla asıl davada davalılar, birleşen davada davacı vekilinin tüm başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusu için yatırdığı istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; birleşen dava yönünden bakiye 651,30 TL maktu karar harcının birleşen davada davacı vekilinden; asıl dava yönünden bakiye 86.494,20 TL nispi istinaf karar harcının asıl davada davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Asıl davada davalılar birleşen davada davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda 14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.