T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/182
KARAR NO : 2018/186
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/09/2017
NUMARASI: 2017/345 Esas, 2017/773 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ : 14/02/2018
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak, duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı kooperatif temsilcileri tarafından açılan davada, davacı Kooperatif ile ....Ltd.Şti ve diğer arsa sahipleri arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu arsanın bir kısmını satın alan davalı ...ve .....AŞ'nin Çekmeköy ilçesi ...Mahallesi ...ada ... parsel nolu taşınmaz üzerindeki... nolu bağımsız bölümü kötüniyetle satması nedeniyle uğranan zarar kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 400.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece tensiben verilen karar ile davanın mahkemenin görevsizliği nedeni ile HMK 115/2 maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine, dosyanın talep halinde görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafça istinaf talebinde bulunulmuş ve Dairemiz'in 28/02/2017 tarih ve 2017/110 esas 2017/91 karar sayılı kararı ile, dilekçelerin teatisi ve ön inceleme aşaması tamamlanmadan görevsizlik kararı verildiği gerekçesiyle kararın kaldırılarak dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemiz kararı sonrasında, mahkemece tarafların dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini sunduklarından ön inceleme aşamasına gelindiği anlaşılmış, 13/09/2017 tarihli ön inceleme duruşmasında mahkemenin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından usulden reddine, dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf dilekçesinde; Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesi kapsamında ticari şirket olan davalı yönünden 29 dairenin yapılıp teslim edilmesini içeren sözleşmenin ticari iş sayılacağını, görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı kooperatif tarafından açılan tapu iptali ve tescil talepli davanın ise halen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/621 esas sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiğini, dairenin satışı nedeniyle tapu iptali ve tescil olanağı bulunmadığından tazminat davası açıldığını, her iki davanın sebebi aynı olmasına rağmen, mahkemece tazminat davasında görevsizlik kararı verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu maddede sayılan dava ve işlerin asliye ticaret mahkemelerince incelenerek karara bağlanacağı ifade edilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafından kötüniyetle satıldığı iddia edilen taşınmazın bedelinin tazmini istenmiş olup, davalı şirket tacir ise de, davacının bir konut yapı kooperatifi olduğu anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede sayılan davalar ticari dava sayılır. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davadan söz edilemez.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunun'un 1. maddesinde kooperatifler “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” olarak tanımlanmış olup, burada kooperatifin bir ortaklık olduğu belirtilmiş olsa da, maddede bu ortaklığın ticari nitelikte bir ortaklık olduğu belirtilmemiştir.
Buna göre, kooperatiflerde, ticaret şirketlerinden farklı olarak kazanç elde etmek ve bunu ortakları arasında paylaşmak amacı bulunmayıp, ortakların ekonomik çıkarlarını, mesleki veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını, karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak ve giderme amacı bulunmaktadır. Kooperatifler, toplumsal yönü ağır basan ortaklıklardan olduğundan tacir kabul edilmesi ve tacir gibi sorumlu tutulması mümkün değildir.
Yine, 6102 sayılı TTK'nın 124/1. maddesinde kooperatifler ticaret şirketleri arasında sayılmış olmasına rağmen, 124/2. maddesinde “şahıs şirketleri” veya “sermaye şirketleri” arasında gösterilmemiştir. Tüm bu düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde kooperatiflerin “ticaret şirketi” olmadığı, kendine özgü bir ortaklık türü olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da kooperatiflerin tacir olmadığı görüşü kabul edilmektedir.
Somut olay incelendiğinde, dosyanın davacısı konut yapı kooperatifi olup tacir niteliği taşımadığından ve dava konusu da kanunda özel olarak belirtilen ticari davalardan olmadığından, davanın ticari dava sayılması ve asliye ticaret mahkemesinin görevli kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2017 tarih ve 2017/345 esas 2017/773 kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 35,90-TL istinaf karar harcından peşin alınan 31,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 4,50-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere 14/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.