T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1709
KARAR NO: 2023/1390
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2019
NUMARASI: 2015/801 Esas, 2019/1275 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 07/12/2023
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; dava dışı ..., ..., ..., ... ve ... tarafından Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/477 Esas sayılı dosyasına kayden davalı ... A.Ş.'nin idare müteahhidi olarak yaptığı bir çalışmadan dolayı gördüğü maddi ve manevi zarar nedeniyle müvekkili idareye karşı tazminat davası açtığını, ilama bağlanan alacak için ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından Pendik ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibin başlatıldığını ve müvekkil idarenin davacı alacaklıya asıl alacak, işlemiş faizi, vekalet ücreti, mahkeme ve icra masrafları toplamının yarısına tekabül etmek üzere toplam 346.397,04 TL'nin 148.100,00 TL'yi idarelerinde bloke tutulan kısmından karşılanmak üzere ödeme yaptığını, dosyaya yapılan ödemeden 198.297,04 TL'nin ise müteahhit firmanın idarelerine herhangi bir alacağı bulunmadığından yasal yoldan tahsili zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile taraflarınca ödenmek zorunda kalınan toplam 198.297,045 TL'nin 11/06/2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı idare tarafından müvekkili aleyhine açılan alacak davasında, talebin dayanağı olarak Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/477 E. sayılı dava dosyasından hükmolunan maddi ve manevi tazminat bedelinin rücuen hüküm altına alınması olgusuna dayanıldığını, Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/477 E. sayılı dava dosyasında müvekkili şirketin müteahhit olarak yaptıkları işte meydana gelen kaza nedeniyle 3. şahısların uğramış oldukları zararların tazminine yönelik taleplerini kapsadığını, bu dava dosyasından toplamda hükmolunan tazminat tutarının 346.397,04 TL'sinin tazminat alacaklılarına ödendiğini, dava dışı tazminat alacalılarına 2013/ Haziran ayında fiilen ödenen bu 346.397,04 TL'lik tutarın, 148.100,00 TL'lik bölümünün müvekkili şirketin davacı idare nezdinde doğmuş ve 24/12/2003 tarihi itibariyle davacı idare tarafından müvekkiline ödenmeyerek üzerine bloke uyguladığı paradan ödendiğini, davacının bu talebinin yasaya, sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle de müvekkilinin davacı ...’ye borçlu olmadığını, davacıdan alacaklı olduğunu, ayrıca, tazminat konusu olayın müvekkilinin sözleşmeyle üstlendiği imalat ve taahhüt işlerinin icrası esnasında meydana gelen bir fiil veya kazadan ortaya çıkmadığını, tam tersine imalatı bitmiş ve faaliyeti, gözetim ve denetimi davacı idareye geçmiş bir işten ötürü yaşandığını, bu nedenle davacının talebini sözleşmenin 28. maddesine dayandıramayacağını, buna dayanarak müvekkiline rücusunun mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı nezdinde 24/12/2003 tarihinde doğmuş ve davacı tarafından bloke edilmek suretiyle kendi uhdesinde tuttuğu148.100,00 TL'sine yasal faiz işletilmek suretiyle ceman 274.725,50 TL'sına ulaşan müvekkilinin alacağından, Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/477 E. Sayılı dava dosyasından yapılan bilirkişi incelemesi raporunda tespit olunan kusur oranları dikkate alınarak, müvekkili ...Taahhüt ve Tic. A.Ş. 'ye ait %27,5, ...’ e ait %10, ...’a ait %5 ve ...’a ait % 5 olmak üzere toplamda %47,5 oranındaki kusura isabet eden 185.105,92'nin tenkisi ile davacıya borçlu olmaması ve dava dışı 3. şahsa ödenen tazminat tutarının tamamından müvekkilini sorumlu kılan ve davacının müvekkiline rücu hakkını doğuracak hiçbir akti veya hukuki dayanak olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen gerekçeli ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporları, kesinleşen ve tazminata esas yargılamayı yapan asliye hukuk mahkeme dosyası ile meydana gelen ve dava dışı iki çocuğun ölümü ile sonuçlanan olayda davacı ve davalı şirketin ağır kusurlu oldukları, bu doğrultuda davacı vekilinin sorumsuzluk sözleşmesi dolayısıyla davalının zarardan tek başına sorumlu olduğuna ilişkin iddiasının hukuki niteliğinin bulunmadığı gibi (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 25.5.2017 tarih ve 2016/2072 Esas, 2017/2016 Karar) İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi ) 2005/477 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporlarında davacı ve davalı şirketin kusur oranlarının belirlendiği ve kusura ilişkin oranların mahkeme tarafından esas alınmakla birlikte tazminat davasının niteliği gereği tarafların müteselsilen sorumlu tutularak hüküm kurulduğu ve kararın kusura ilişkin kısmının kesinleştiği, dolayısıyla kusur oranının mahkeme yönünden de bağlayıcı ve 18/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda yapılan oranlamanın yerinde olduğu, bu doğrultuda yargılama yönünden davacının % 45,71 , davalı şirketin ise % 54,29 oranında kusurlu olacağı ve ödenen 346.397,04 TL tazminatın %54,29 oranına tekabül eden kısmının 188.058,95 TL olduğu, ancak davacı uhdesinde davalının 148.100,00-TL alacağına davacı talebi doğrultusunda tedbir konulmuş olduğu, 09/02/2012 tarihli mahkeme ilamı ile tedbir talebi baki kalmak kaydıyla bir kamu bankasında hesap açılarak üçer aylık faiz hesabı işletilmesine karar verildiği, ancak bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere bu doğrultuda yapılan işlem olup olmadığının dosya kapsamı itibariyle belirsiz olduğu, her ne kadar davalı vekili bloke konulan tarih itibariyle faiz işletilmesini talep etmiş ise de dosya kapsamında toplanan deliller itibariyle 148.100,00 TL tutarın hangi tarihte bloke altında olduğunun tespit edilemediği, kaldı ki davalı firmanın davacı ile sürece yayılan işler yaptığı ve yapılan işlerin hak ediş tutarlarını ödeme tarihi itibariyle davacı uhdesinde bulunan teminattan aldığı göz önünde bulundurulduğunda davalının 24/12/2003 tarihi itibariyle faiz işletilmesi talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, faiz işletilme başlangıç tarihinin tedbir kararına faiz işletilmesi yönünde kararın İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ) 09/02/2012 tarihli kararı ile verildiği dikkate alınarak bu tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmesinin yerinde olduğu, bu doğrultuda 18/06/2015 tarihli kök raporda yapılan asıl alacak ve faize ilişkin hesaplamalar mahkemece denetime elverişli görülerek ve davanın niteliği, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve icra takip dosyasında ödeme tarihinden ve hüküm tarihinden sonra yasal faizin hüküm altına alınmış olması dikkate alınarak 148.100,00-TL'lik davacı uhdesindeki davalı teminatına 09/12/2012 karar tarihinden, 13/06/2013 tarihine kadar yasal faiz işletildiği ve 17.857,21-TL faiz olmak üzere toplam 165.957,21-TL davacı uhdesindeki davalıya ait faizli teminat miktarı hesaplanmış olup, davalı şirketin kusuru oranında sorumlu olduğu 188.058,95-TL'den düşümüyle birlikte davacının 22.101,74-TL bakiye alacağının kaldığı ve bu tutar üzerinden davalı şirketi rücu etmesinde yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 22.101,74-TL alacağın 13/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasala faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili idare ve davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği kusur hesabı yapılamayacağı, tüm zarardan davalı şirketin sorumlu olduğu, sözleşmenin 28. maddesine göre davalı yüklenicinin her türlü kaza ve zarardan mesul olduğu, davacının ödemek zorunda kaldığı 198.297,04 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilinin gerektiği, karara dayanak alınan raporların hatalı olduğu, hesaplamaların yanlış olduğu belirtilerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. Maddesine göre yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir. Kanun'un 15. Maddesi gereğince yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır. Harçlar Kanunu 28. maddeye göre (1) sayılı tarifede yazılı nispî karar ve ilam harcının 1/4 ü peşin alınır. Kanun'un 32. Maddesine göre yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Dosya kapsamına göre, davacı tarafın dava açarken herhangi bir harç yatırmadığı anlaşıldığından, harçtan muaf olmayan davacı tarafa başvurma harcı ile dava değerine göre 1/4 peşin harcı yatırması için süre verilip, harçların yatırılması halinde yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmaksızın, dava harçları yatırılmadığı halde yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Bir ticaret şirketinin tasfiye haline girmesi durumunda, Türk Ticaret Kanununun 533. Maddesine göre söz konusu şirketin taraf ehliyeti son bulmayıp, tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. Bu durumda şirketi tasfiye memurları temsil eder. Davalı Tasfiye Halinde ... Ticaret A.Ş.'nin tasfiye sürecine girdiğinden temsil yetkisi tasfiye memurlarına aittir. Bu nedenle şirketin tasfiye memurlarının tespit edilerek adlarına tebligat çıkarılmak suretiyle davadan haberdar edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, tasfiye memurları haberdar edilmeden davaya devam edilmesi de yerinde olmamıştır. Bu durumda, mahkemece, davacı tarafa dava harçlarının tamamlatılması için süre verilmesi, harç ekiğinin tamamlanması halinde davalı şirketin tasfiye memurlarının davadan haberdar edilmesi ve sonrasında yargılamaya devamla karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin usul yönünden kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2019 tarih ve 2015/801 Esas, 2019/1275 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.